ف ى
1.364ayette
1.701kez geçiyor
97/114surede
1farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %64 · Medenî %36
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Kalem 37
2. inen sure
En çok geçtiği sure
Bakara
126 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| فِي | Harfi Cer | فِي | İçinde | 1701 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
İçinde 1153
Orada 183
Onun içinde 141
Hakkında 53
Onun hakkında 38
Ve içinde 27
Onların içinde 21
Şey hakkında 19
İçinizde 11
İkisinin içinde 8
Ve onun içinde 4
Şey içinde 4
İçimizde 4
-da 2
Diğer 27 anlam
Ve hakkında 2
Nerede? 2
Kıyasla 2
Onlar hakkında 2
Uğrunda 2
Oldular 2
Onda 1
İçinde vardır 1
de 1
Onun içinde vardır 1
İçine 1
Ona 1
Ve içinizde 1
dair 1
Sizin hakkınızda 1
Hakkında mı? 1
Onların hakkında 1
Karşılıklı yap 1
Bozanlar 1
İçinde mi? 1
Bizim uğrumuzda 1
bulunan 1
Onunla 1
-nda 1
-ne 1
-e 1
içine 1
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
+ ق و ل ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır
306 ayet
مِنَ
الَّذ۪ينَ
هَادُوا
يُحَرِّفُونَ
الْكَلِمَ
عَنْ
مَوَاضِعِه۪
وَيَقُولُونَ
سَمِعْنَا
وَعَصَيْنَا
وَاسْمَعْ
غَيْرَ
مُسْمَعٍ
وَرَاعِنَا
لَياًّ
بِاَلْسِنَتِهِمْ
وَطَعْناً
فِي
الدّ۪ينِۜ
وَلَوْ
اَنَّهُمْ
قَالُوا
سَمِعْنَا
وَاَطَعْنَا
وَاسْمَعْ
وَانْظُرْنَا
لَكَانَ
خَيْراً
لَهُمْ
وَاَقْوَمَۙ
وَلٰكِنْ
لَعَنَهُمُ
اللّٰهُ
بِكُفْرِهِمْ
فَلَا
يُؤْمِنُونَ
اِلَّا
قَل۪يلاً
Yahudilerden, sözleri yerlerinden değiştirip: «İşittik ve karşı geldik, kulak vermeyerek dinle» ve dillerini eğip bükerek ve dini yererek: «Bizi de dinle» diyenler vardır. Şayet: «İşittik ve itaat ettik, dinle ve bizi gözet» demiş olsalardı, onlar için daha iyi daha doğru olurdu. İşte Allah inkarları yüzünden onlara lanet etmiştir. Onların ancak pek azı inanır.[46]
اُو۬لٰٓئِكَ
الَّذ۪ينَ
يَعْلَمُ
اللّٰهُ
مَا
ف۪ي
قُلُوبِهِمْ
فَاَعْرِضْ
عَنْهُمْ
وَعِظْهُمْ
وَقُلْ
لَهُمْ
ف۪ٓي
اَنْفُسِهِمْ
قَوْلاً
بَل۪يغاً
İşte bunlarin kalblerinde olanı Allah bilir. Onlardan yüz çevir, onlara öğüt ver, kendilerine tesirli sözler söyle.[63]
وَمَا
لَكُمْ
لَا
تُقَاتِلُونَ
ف۪ي
سَب۪يلِ
اللّٰهِ
وَالْمُسْتَضْعَف۪ينَ
مِنَ
الرِّجَالِ
وَالنِّسَٓاءِ
وَالْوِلْدَانِ
الَّذ۪ينَ
يَقُولُونَ
رَبَّنَٓا
اَخْرِجْنَا
مِنْ
هٰذِهِ
الْقَرْيَةِ
الظَّالِمِ
اَهْلُهَاۚ
وَاجْعَلْ
لَنَا
مِنْ
لَدُنْكَ
وَلِياًّۚ
وَاجْعَلْ
لَنَا
مِنْ
لَدُنْكَ
نَص۪يراًۜ
Size ne oluyor da: «Rabbimiz! Bizi halkı zalim olan bu şehirden çıkar, katından bize bir sahip çıkan gönder, katından bize bir yardımcı lutfet» diyen zavallı çocuklar, erkekler ve kadınlar uğrunda ve Allah yolunda savaşmıyorsunuz?[75]
اَيْنَ مَا
تَكُونُوا
يُدْرِكْكُمُ
الْمَوْتُ
وَلَوْ
كُنْتُمْ
ف۪ي
بُرُوجٍ
مُشَيَّدَةٍۜ
وَاِنْ
تُصِبْهُمْ
حَسَنَةٌ
يَقُولُوا
هٰذِه۪
مِنْ
عِنْدِ
اللّٰهِۚ
وَاِنْ
تُصِبْهُمْ
سَيِّئَةٌ
يَقُولُوا
هٰذِه۪
مِنْ
عِنْدِكَۜ
قُلْ
كُلٌّ
مِنْ
عِنْدِ
اللّٰهِۜ
فَمَالِ
هٰٓؤُ۬لَٓاءِ
الْقَوْمِ
لَا
يَكَادُونَ
يَفْقَهُونَ
حَد۪يثًا
Nerede olursaniz olun, sağlam kaleler içinde bulunsanız bile, ölüm size yetişecektir. Onlara bir iyilik gelirse: «Bu Allah’tandır» derler, bir kötülüğe uğrarlarsa «Bu, senin tarafındandır» derler. De ki: «Hepsi Allah’tandır». Bunlara ne oluyor ki, hiçbir sözü anlamaya yanaşmıyorlar?[78]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓوا
اِذَا
ضَرَبْتُمْ
ف۪ي
سَب۪يلِ
اللّٰهِ
فَتَبَيَّنُوا
وَلَا
تَقُولُوا
لِمَنْ
اَلْقٰٓى
اِلَيْكُمُ
السَّلَامَ
لَسْتَ
مُؤْمِناًۚ
تَبْتَغُونَ
عَرَضَ
الْحَيٰوةِ
الدُّنْيَاۘ
فَعِنْدَ
اللّٰهِ
مَغَانِمُ
كَث۪يرَةٌۜ
كَذٰلِكَ
كُنْتُمْ
مِنْ
قَبْلُ
فَمَنَّ
اللّٰهُ
عَلَيْكُمْ
فَتَبَيَّنُواۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
كَانَ
بِمَا
تَعْمَلُونَ
خَب۪يراً
Ey İnananlar! Allah yolunda yürüdüğünüz vakit, her şeyi iyice anlayın. Size, müslüman olduğunu bildirene, dünya hayatının geçici menfaatine göz dikerek: «Sen mümin değilsin» demeyin. Allah katında birçok ganimetler vardır. Evvelce siz de öyleydiniz. Allah size iyilikte bulundu, iyice araştırıp anlayın, Allah işlediklerinizden şüphesiz haberdardır.[94]
اِنَّ
الَّذ۪ينَ
تَوَفّٰيهُمُ
الْمَلٰٓئِكَةُ
ظَالِم۪ٓي
اَنْفُسِهِمْ
قَالُوا
ف۪يمَ
كُنْتُمْۜ
قَالُوا
كُنَّا
مُسْتَضْعَف۪ينَ
فِي
الْاَرْضِۜ
قَالُٓوا
اَلَمْ
تَكُنْ
اَرْضُ
اللّٰهِ
وَاسِعَةً
فَتُهَاجِرُوا
ف۪يهَاۜ
فَاُو۬لٰٓئِكَ
مَأْوٰيهُمْ
جَهَنَّمُۜ
وَسَٓاءَتْ
مَص۪يراًۙ
Kendilerine yazık edenlerin melekler canlarını aldıkları zaman onlara: «Ne yaptınız bakalım?» deyince, «Biz yeryüzünde zavallı kimselerdik» diyecekler, melekler de: «Allah’ın arzı geniş değil miydi? Hicret etseydiniz ya!» cevabını verecekler. Onların varacakları yer cehennemdir. Orası ne kötü dönülecek yerdir![97]
وَالَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
وَعَمِلُوا
الصَّالِحَاتِ
سَنُدْخِلُهُمْ
جَنَّاتٍ
تَجْر۪ي
مِنْ
تَحْتِهَا
الْاَنْهَارُ
خَالِد۪ينَ
ف۪يهَٓا
اَبَداًۜ
وَعْدَ
اللّٰهِ
حَقاًّۜ
وَمَنْ
اَصْدَقُ
مِنَ
اللّٰهِ
ق۪يلاً
İnanıp yararlı işler yapanları, Allah’ın gerçek bir sözü olarak, içinde temelli ve ebedi kalacakları, içinden ırmaklar akan cennetlere koyacağız. Allah’tan daha doğru sözlü kim vardır?[122]
وَيَسْتَفْتُونَكَ
فِي
النِّسَٓاءِۜ
قُلِ
اللّٰهُ
يُفْت۪يكُمْ
ف۪يهِنَّۙ
وَمَا
يُتْلٰى
عَلَيْكُمْ
فِي
الْكِتَابِ
ف۪ي
يَتَامَى
النِّسَٓاءِ
الّٰت۪ي
لَا
تُؤْتُونَهُنَّ
مَا
كُتِبَ
لَهُنَّ
وَتَرْغَبُونَ
اَنْ
تَنْكِحُوهُنَّ
وَالْمُسْتَضْعَف۪ينَ
مِنَ
الْوِلْدَانِۙ
وَاَنْ
تَقُومُوا
لِلْيَتَامٰى
بِالْقِسْطِۜ
وَمَا
تَفْعَلُوا
مِنْ
خَيْرٍ
فَاِنَّ
اللّٰهَ
كَانَ
بِه۪
عَل۪يماً
Kadınlar hakkında senden fetva isterler, de ki: «Onlar hakkında fetvayı size Allah veriyor: «Bu fetva, kendilerine yazılan şeyi vermeyip kendileriyle evlenmeyi arzuladığınız yetim kadınlara ve bir de zavallı çocuklara ve yetimlere doğrulukla bakmanız hususunda Kitap’da size okunandır». Ne iyilik yaparsaniz Allah onu şüphesiz bilir.[127]
وَرَفَعْنَا
فَوْقَهُمُ
الطُّورَ
بِم۪يثَاقِهِمْ
وَقُلْنَا
لَهُمُ
ادْخُلُوا
الْبَابَ
سُجَّداً
وَقُلْنَا
لَهُمْ
لَا
تَعْدُوا
فِي
السَّبْتِ
وَاَخَذْنَا
مِنْهُمْ
م۪يثَاقاً
غَل۪يظاً
Kitap ehli, senin kendilerine gökten bir kitap indirmeni isterler. Musa’dan bundan daha büyüğünü istemişlerdi ve «Bize Allah’ı apaçık göster» demişlerdi. Zulümlerinden ötürü onları yıldırım çarpmıştı. Belgeler kendilerine geldikten sonra da, buzağıyı tanrı olarak benimsediler, fakat bunları affettik ve Musa’ya apaçık bir hüccet verdik, söz vermelerine karşılık Tur dağını üzerlerine kaldırdık ve onlara: «Kapıdan secde ederek girin» dedik, «Cumartesileri aşırı gitmeyin» dedik, onlardan sağlam bir söz aldık.[153-154]
وَقَوْلِهِمْ
اِنَّا
قَتَلْنَا
الْمَس۪يحَ
ع۪يسَى
ابْنَ
مَرْيَمَ
رَسُولَ
اللّٰهِۚ
وَمَا
قَتَلُوهُ
وَمَا
صَلَبُوهُ
وَلٰكِنْ
شُبِّهَ
لَهُمْۜ
وَاِنَّ
الَّذ۪ينَ
اخْتَلَفُوا
ف۪يهِ
لَف۪ي
شَكٍّ
مِنْهُۜ
مَا
لَهُمْ
بِه۪
مِنْ
عِلْمٍ
اِلَّا
اتِّبَاعَ
الظَّنِّۚ
وَمَا
قَتَلُوهُ
يَق۪يناًۙ
Bu, bir de inkarlarından, Meryem’e büyük bir iftirada bulunmalarından ve: «Meryem oğlu İsa Mesih’i, Allah’ın elçisini öldürdük» demelerinden ötürüdür. Oysa onu öldürmediler ve asmadılar, fakat onlara öyle göründü. Ayrılığa düştükleri şeyde doğrusu şüphededirler, bu husustaki bilgileri ancak sanıya uymaktan ibarettir, kesin olarak onu öldürmediler, bilakis Allah onu kendi katına yükseltti. Allah Güçlü’dür, Hakim’dir.[156-158]
يَٓا اَهْلَ
الْكِتَابِ
لَا
تَغْلُوا
ف۪ي
د۪ينِكُمْ
وَلَا
تَقُولُوا
عَلَى
اللّٰهِ
اِلَّا
الْحَقَّۜ
اِنَّمَا
الْمَس۪يحُ
ع۪يسَى
ابْنُ
مَرْيَمَ
رَسُولُ
اللّٰهِ
وَكَلِمَتُهُۚ
اَلْقٰيهَٓا
اِلٰى
مَرْيَمَ
وَرُوحٌ
مِنْهُۘ
فَاٰمِنُوا
بِاللّٰهِ
وَرُسُلِه۪ۚ
وَلَا
تَقُولُوا
ثَلٰثَةٌۜ
اِنْتَهُوا
خَيْراً
لَكُمْۜ
اِنَّمَا
اللّٰهُ
اِلٰهٌ
وَاحِدٌۜ
سُبْحَانَهُٓ
اَنْ
يَكُونَ
لَهُ
وَلَدٌۢ
لَهُ
مَا
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَمَا
فِي
الْاَرْضِۜ
وَكَفٰى
بِاللّٰهِ
وَك۪يلاً۟
Ey Kitap ehli! Dininizde taşkınlık etmeyin. Allah hakkında ancak gerçeği söyleyin. Meryem oğlu İsa Mesih, Allah’ın peygamberi, Meryem’e ulaştırdığı kelimesi ve kendinden bir ruhtur. Allah’a ve peygamberlerine inanın, «üçtür» demeyin, vazgeçin, bu hayrınızadır. Allah ancak bir tek Tanrı’dır, çocuğu olmaktan münezzehtir, göklerde olanlar da yerde olanlar da O’nundur. Vekil olarak Allah yeter.[171]
يَسْتَفْتُونَكَۜ
قُلِ
اللّٰهُ
يُفْت۪يكُمْ
فِي
الْكَلَالَةِۜ
اِنِ
امْرُؤٌا
هَلَكَ
لَيْسَ
لَهُ
وَلَدٌ
وَلَهُٓ
اُخْتٌ
فَلَهَا
نِصْفُ
مَا
تَرَكَۚ
وَهُوَ
يَرِثُـهَٓا
اِنْ
لَمْ
يَكُنْ
لَهَا
وَلَدٌۜ
فَاِنْ
كَانَتَا
اثْنَتَيْنِ
فَلَهُمَا
الثُّلُثَانِ
مِمَّا
تَرَكَۜ
وَاِنْ
كَانُٓوا
اِخْوَةً
رِجَالاً
وَنِسَٓاءً
فَلِلذَّكَرِ
مِثْلُ
حَظِّ
الْاُنْثَيَيْنِۜ
يُبَيِّنُ
اللّٰهُ
لَكُمْ
اَنْ
تَضِلُّواۜ
وَاللّٰهُ
بِكُلِّ
شَيْءٍ
عَل۪يمٌ
Senden fetva isterler, de ki: «Allah size ikinci dereceden mirasçılar hakkında fetva veriyor: «Şayet çocuğu olmayıp bir kızkardeşi bulunan kimse ölürse, bıraktığının yarısı kızkardeşe kalır. Fakat kızkardeşinin çocuğu yoksa kendisi, ona tamamen varis olur. Eğer iki kızkardeş kalmışsa, bıraktığının üçte ikisi onlaradır. Eğer mirasçılar erkek ve kadın kardeşlerse, erkeğe, iki dişinin hissesi kadar vardır. Doğru yoldan saparsınız diye Allah size açıklıyor.» Allah her şeyi bilir.[176]
لَقَدْ
كَفَرَ
الَّذ۪ينَ
قَالُٓوا
اِنَّ
اللّٰهَ
هُوَ
الْمَس۪يحُ
ابْنُ
مَرْيَمَۜ
قُلْ
فَمَنْ
يَمْلِكُ
مِنَ
اللّٰهِ
شَيْـٔاً
اِنْ
اَرَادَ
اَنْ
يُهْلِكَ
الْمَس۪يحَ
ابْنَ
مَرْيَمَ
وَاُمَّهُ
وَمَنْ
فِي
الْاَرْضِ
جَم۪يعاًۜ
وَلِلّٰهِ
مُلْكُ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِ
وَمَا
بَيْنَهُمَاۜ
يَخْلُقُ
مَا
يَشَٓاءُۜ
وَاللّٰهُ
عَلٰى
كُلِّ
شَيْءٍ
قَد۪يرٌ
«Allah ancak Meryem oğlu Mesih’tir» diyenler and olsun ki kafir olmuşlardır. De ki: «Allah Meryem oğlu Mesih’i, anasını ve yeryüzünde olanların hepsini yok etmeyi dilerse kim O’na karşı koyabilir?» Göklerin, yerin ve arasındakilerin hükümranlığı Allah’ındır, dilediğini yaratır. Allah her şeye Kadir’dir.[17]
وَاِذْ
قَالَ
مُوسٰى
لِقَوْمِه۪
يَا قَوْمِ
اذْكُرُوا
نِعْمَةَ
اللّٰهِ
عَلَيْكُمْ
اِذْ
جَعَلَ
ف۪يكُمْ
اَنْبِيَٓاءَ
وَجَعَلَكُمْ
مُلُوكاًۗ
وَاٰتٰيكُمْ
مَا
لَمْ
يُؤْتِ
اَحَداً
مِنَ
الْعَالَم۪ينَ
Musa, milletine: «Ey milletim! Allah’ın size olan nimetini anın: içinizden peygamberler çıkarmış ve sizi hükümdar yapmıştır, dünyalarda kimseye vermediğini size vermiştir».[20]
قَالُوا
يَا مُوسٰٓى
اِنَّ
ف۪يهَا
قَوْماً
جَبَّار۪ينَۗ
وَاِنَّا
لَنْ
نَدْخُلَهَا
حَتّٰى
يَخْرُجُوا
مِنْهَاۚ
فَاِنْ
يَخْرُجُوا
مِنْهَا
فَاِنَّا
دَاخِلُونَ
«Ey Musa! Orada zorba bir millet vardır, onlar oradan çıkmadıkça biz oraya girmeyeceğiz, eğer çıkarlarsa, biz de gireriz» demişlerdi.[22]
قَالُوا
يَا مُوسٰٓى
اِنَّا
لَنْ
نَدْخُلَـهَٓا
اَبَداً
مَا
دَامُوا
ف۪يهَا
فَاذْهَبْ
اَنْتَ
وَرَبُّكَ
فَقَاتِلَٓا
اِنَّا
هٰهُنَا
قَاعِدُونَ
«Ey Musa! Onlar orada oldukça biz asla oraya girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin gidin savaşın, doğrusu biz burada oturacağız» demişlerdi.[24]
قَالَ
فَاِنَّهَا
مُحَرَّمَةٌ
عَلَيْهِمْ
اَرْبَع۪ينَ
سَنَةًۚ
يَت۪يهُونَ
فِي
الْاَرْضِ
فَلَا
تَأْسَ
عَلَى
الْقَوْمِ
الْفَاسِق۪ينَ۟
Allah: «Orası onlara kırk yıl haram kılındı; yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşacaklar. Sen, yoldan çıkmış millet için tasalanma» dedi.[26]
فَبَعَثَ
اللّٰهُ
غُرَاباً
يَبْحَثُ
فِي
الْاَرْضِ
لِيُرِيَهُ
كَيْفَ
يُوَار۪ي
سَوْاَةَ
اَخ۪يهِۜ
قَالَ
يَا وَيْلَتٰٓى
اَعَجَزْتُ
اَنْ
اَكُونَ
مِثْلَ
هٰذَا
الْغُرَابِ
فَاُوَارِيَ
سَوْاَةَ
اَخ۪يۚ
فَاَصْبَحَ
مِنَ
النَّادِم۪ينَۚۛ
Allah, kardeşinin ölüsünü nasıl gömeceğini göstermek üzere, ona yeri eşeleyen bir karga gönderdi. «Bana yazıklar olsun! Kardeşimin ölüsünü örtmek için bu karga kadar olmaktan aciz kaldım» dedi de ettiğine yananlardan oldu.[31]
يَٓا اَيُّهَا
الرَّسُولُ
لَا
يَحْزُنْكَ
الَّذ۪ينَ
يُسَارِعُونَ
فِي
الْكُفْرِ
مِنَ
الَّذ۪ينَ
قَالُٓوا
اٰمَنَّا
بِاَفْوَاهِهِمْ
وَلَمْ
تُؤْمِنْ
قُلُوبُهُمْۚ
وَمِنَ
الَّذ۪ينَ
هَادُوا
سَمَّاعُونَ
لِلْكَذِبِ
سَمَّاعُونَ
لِقَوْمٍ
اٰخَر۪ينَۙ
لَمْ
يَأْتُوكَۜ
يُحَرِّفُونَ
الْكَلِمَ
مِنْ
بَعْدِ
مَوَاضِعِه۪ۚ
يَقُولُونَ
اِنْ
اُو۫ت۪يتُمْ
هٰذَا
فَخُذُوهُ
وَاِنْ
لَمْ
تُؤْتَوْهُ
فَاحْذَرُواۜ
وَمَنْ
يُرِدِ
اللّٰهُ
فِتْنَتَهُ
فَلَنْ
تَمْلِكَ
لَهُ
مِنَ
اللّٰهِ
شَيْـٔاًۜ
اُو۬لٰٓئِكَ
الَّذ۪ينَ
لَمْ
يُرِدِ
اللّٰهُ
اَنْ
يُطَهِّرَ
قُلُوبَهُمْۜ
لَهُمْ
فِي
الدُّنْيَا
خِزْيٌ
وَلَهُمْ
فِي
الْاٰخِرَةِ
عَذَابٌ
عَظ۪يمٌ
Kalbleri inanmamışken, ağızlarıyla, «İnandık» diyenler, yahudilerden yalana kulak verenler ve başka bir topluluk hesabına casusluk edenlerden inkara koşanlar seni üzmesin. Sözleri asıl yerlerinden değiştirirler de, «Böyle bir fetva size verilirse alın, verilmezse kaçının» derler. Allah’ın fitneye düşmesini dilediği kimse için Allah’a karşı senin elinden bir şey gelmez. İşte onlar Allah’ın, kalblerini arıtmak istemediği kimselerdir. Dünyada rezillik onlaradır. Onlara ahirette de büyük azab vardır.[41]
فَتَرَى
الَّذ۪ينَ
ف۪ي
قُلُوبِهِمْ
مَرَضٌ
يُسَارِعُونَ
ف۪يهِمْ
يَقُولُونَ
نَخْشٰٓى
اَنْ
تُص۪يبَنَا
دَٓائِرَةٌۜ
فَعَسَى
اللّٰهُ
اَنْ
يَأْتِيَ
بِالْفَتْحِ
اَوْ
اَمْرٍ
مِنْ
عِنْدِه۪
فَيُصْبِحُوا
عَلٰى
مَٓا
اَسَرُّوا
ف۪ٓي
اَنْفُسِهِمْ
نَادِم۪ينَۜ
Kalblerinde hastalık olanların, «Bize bir felaket gelmesinden korkuyoruz» diyerek onlara koştuğunu görürsün. Olur ki Allah bir zafer verir veya katından bir emir getirir de kalblerinde gizlediklerine içleri yananlara dönerler.[52]
Yükleniyor...