ف ى

1.364ayette
1.701kez geçiyor
97/114surede
1farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %64 · Medenî %36
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla) Kalem 37 2. inen sure En çok geçtiği sure Bakara 126 kez

Kelime ailesi

Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.

KelimeTürVezinAnlamAdet
فِي Harfi Cer فِي İçinde 1701

Anlam yelpazesi

Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.

Diğer 27 anlam

Kavram ağı

Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.

Sure dağılımı

Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî

Vahiy sürecinde kullanım

Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.

1. inen: Alak — 0 kez (binde 0) 2. inen: Kalem — 2 kez (binde 6.7) 3. inen: Müzzemmil — 3 kez (binde 15.1) 4. inen: Müddessir — 4 kez (binde 15.7) 5. inen: Fâtiha — 0 kez (binde 0) 6. inen: Tebbet — 1 kez (binde 43.5) 7. inen: Tekvîr — 0 kez (binde 0) 8. inen: A’lâ — 2 kez (binde 27.8) 9. inen: Leyl — 0 kez (binde 0) 10. inen: Fecr — 5 kez (binde 36.5) 11. inen: Duhâ — 0 kez (binde 0) 12. inen: İnşirâh — 0 kez (binde 0) 13. inen: Asr — 1 kez (binde 71.4) 14. inen: Âdiyât — 2 kez (binde 50) 15. inen: Kevser — 0 kez (binde 0) 16. inen: Tekâsür — 0 kez (binde 0) 17. inen: Mâ’ûn — 0 kez (binde 0) 18. inen: Kâfirûn — 0 kez (binde 0) 19. inen: Fil — 1 kez (binde 43.5) 20. inen: Felâk — 1 kez (binde 43.5) 21. inen: Nâs — 1 kez (binde 50) 22. inen: İhlâs — 0 kez (binde 0) 23. inen: Necm — 5 kez (binde 13.9) 24. inen: Abese — 2 kez (binde 15) 25. inen: Kadr — 2 kez (binde 66.7) 26. inen: Şems — 0 kez (binde 0) 27. inen: Bürûc — 2 kez (binde 18.3) 28. inen: Tîn — 1 kez (binde 29.4) 29. inen: Kureyş — 0 kez (binde 0) 30. inen: Kâri’a — 1 kez (binde 27.8) 31. inen: Kıyâme — 0 kez (binde 0) 32. inen: Hümeze — 2 kez (binde 60.6) 33. inen: Mürselât — 3 kez (binde 16.6) 34. inen: Kâf — 13 kez (binde 34.9) 35. inen: Beled — 2 kez (binde 24.4) 36. inen: Târık — 0 kez (binde 0) 37. inen: Kamer — 9 kez (binde 26.3) 38. inen: Sâd — 12 kez (binde 16.4) 39. inen: A’râf — 62 kez (binde 18.7) 40. inen: Cin — 4 kez (binde 14) 41. inen: Yâsîn — 14 kez (binde 19.3) 42. inen: Furkân — 13 kez (binde 14.6) 43. inen: Fâtır — 19 kez (binde 24.5) 44. inen: Meryem — 14 kez (binde 14.6) 45. inen: Tâ-Hâ — 31 kez (binde 23.2) 46. inen: Vâkı’a — 6 kez (binde 15.8) 47. inen: Şu’arâ — 27 kez (binde 20.5) 48. inen: Neml — 25 kez (binde 21.7) 49. inen: Kasas — 23 kez (binde 16.1) 50. inen: İsrâ — 29 kez (binde 18.6) 51. inen: Yûnus — 48 kez (binde 26.2) 52. inen: Hûd — 46 kez (binde 24) 53. inen: Yûsuf — 33 kez (binde 18.6) 54. inen: Hicr — 16 kez (binde 24.4) 55. inen: En’âm — 45 kez (binde 14.8) 56. inen: Sâffât — 16 kez (binde 18.6) 57. inen: Lokman — 23 kez (binde 42.1) 58. inen: Sebe’ — 30 kez (binde 34) 59. inen: Zümer — 26 kez (binde 22.2) 60. inen: Mü’min — 33 kez (binde 27.1) 61. inen: Fussilet — 28 kez (binde 35.3) 62. inen: Şûrâ — 29 kez (binde 33.7) 63. inen: Zuhruf — 20 kez (binde 24.1) 64. inen: Duhân — 10 kez (binde 28.9) 65. inen: Câsiye — 12 kez (binde 24.6) 66. inen: Ahkâf — 13 kez (binde 20.2) 67. inen: Zâriyât — 15 kez (binde 41.7) 68. inen: Gâşiye — 4 kez (binde 43.5) 69. inen: Kehf — 31 kez (binde 19.7) 70. inen: Nahl — 43 kez (binde 23.3) 71. inen: Nûh — 3 kez (binde 13.3) 72. inen: İbrahim — 23 kez (binde 27.7) 73. inen: Enbiyâ — 26 kez (binde 22.3) 74. inen: Mü’minûn — 30 kez (binde 28.6) 75. inen: Secde — 12 kez (binde 32.3) 76. inen: Tûr — 8 kez (binde 25.6) 77. inen: Mülk — 12 kez (binde 36) 78. inen: Hâkka — 7 kez (binde 27.1) 79. inen: Me’âric — 4 kez (binde 18.4) 80. inen: Nebe’ — 5 kez (binde 28.9) 81. inen: Nâzi’ât — 3 kez (binde 16.8) 82. inen: İnfitâr — 3 kez (binde 37.5) 83. inen: İnşikâk — 2 kez (binde 18.7) 84. inen: Rûm — 22 kez (binde 26.9) 85. inen: Ankebût — 26 kez (binde 26.6) 86. inen: Mutaffifîn — 5 kez (binde 29.6) 87. inen: Bakara — 126 kez (binde 20.6) 88. inen: Enfâl — 26 kez (binde 21.1) 89. inen: Âl-i İmrân — 79 kez (binde 22.7) 90. inen: Ahzâb — 27 kez (binde 21) 91. inen: Mümtehine — 6 kez (binde 17.2) 92. inen: Nisâ — 73 kez (binde 19.5) 93. inen: Zilzâl — 0 kez (binde 0) 94. inen: Hadîd — 18 kez (binde 31.4) 95. inen: Muhammed — 12 kez (binde 22.3) 96. inen: Ra’d — 20 kez (binde 23.4) 97. inen: Rahmân — 12 kez (binde 34.2) 98. inen: İnsan — 5 kez (binde 20.6) 99. inen: Talâk — 1 kez (binde 3.5) 100. inen: Beyyine — 4 kez (binde 42.6) 101. inen: Haşr — 13 kez (binde 29.2) 102. inen: Nûr — 26 kez (binde 19.8) 103. inen: Hac — 48 kez (binde 37.7) 104. inen: Münâfikûn — 0 kez (binde 0) 105. inen: Mücâdele — 9 kez (binde 19.1) 106. inen: Hucurât — 7 kez (binde 20.2) 107. inen: Tahrîm — 2 kez (binde 8) 108. inen: Teğâbun — 5 kez (binde 20.7) 109. inen: Saff — 5 kez (binde 22.6) 110. inen: Cum’a — 5 kez (binde 28.6) 111. inen: Fetih — 10 kez (binde 17.9) 112. inen: Mâide — 47 kez (binde 16.8) 113. inen: Tevbe — 58 kez (binde 23.2) 114. inen: Nasr — 1 kez (binde 52.6)
← ilk inenson inen →

Ayetler

Enfâl suresi ✕ Süzgeci kaldır

22 ayet

يُجَادِلُونَكَ فِي الْحَقِّ بَعْدَ مَا تَبَيَّنَ كَاَنَّمَا يُسَاقُونَ اِلَى الْمَوْتِ وَهُمْ يَنْظُرُونَۜ
Sanki göz göre göre ölüme sürükleniyorlarmış gibi, gerçek ortaya çıktıktan sonra bile seninle tartışıyorlardı.[6]
اِذْ يُوح۪ي رَبُّكَ اِلَى الْمَلٰٓئِكَةِ اَنّ۪ي مَعَكُمْ فَثَبِّتُوا الَّذ۪ينَ اٰمَنُواۜ سَاُلْق۪ي ف۪ي قُلُوبِ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا الرُّعْبَ فَاضْرِبُوا فَوْقَ الْاَعْنَاقِ وَاضْرِبُوا مِنْهُمْ كُلَّ بَنَانٍۜ
Rabbin meleklere, «Ben sizinleyim, inananları destekleyin» diye vahyetti. «Ben inkar edenlerin kalblerine korku salacağım, artık vurun onların boyunları üstüne, vurun her parmağına» dedi.[12]
وَلَوْ عَلِمَ اللّٰهُ ف۪يهِمْ خَيْراً لَاَسْمَعَهُمْۜ وَلَوْ اَسْمَعَهُمْ لَتَوَلَّوْا وَهُمْ مُعْرِضُونَ
Allah onlarda bir iyilik görseydi onlara işittirirdi. Onlara işittirmiş olsaydı yine de yüz çevirirlerdi, zaten dönektirler.[23]
وَاذْكُـرُٓوا اِذْ اَنْتُمْ قَل۪يلٌ مُسْتَضْعَفُونَ فِي الْاَرْضِ تَخَافُونَ اَنْ يَتَخَطَّفَكُمُ النَّاسُ فَاٰوٰيكُمْ وَاَيَّدَكُمْ بِنَصْرِه۪ وَرَزَقَكُمْ مِنَ الطَّيِّبَاتِ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ
Yeryüzünde az sayıda olduğunuz ve zayıf sayıldığınız için insanların sizi esir olarak alıp götürmesinden korktuğunuz zamanları, hatırlayın. Allah, şükredesiniz diye sizi barındırmış, yardımıyla desteklemiş, temiz şeylerle rızıklandırmıştır.[26]
وَمَا كَانَ اللّٰهُ لِيُعَذِّبَهُمْ وَاَنْتَ ف۪يهِمْۜ وَمَا كَانَ اللّٰهُ مُعَذِّبَهُمْ وَهُمْ يَسْتَغْفِرُونَ
Oysa, sen içlerinde iken Allah onlara azabetmez. Onlar bağışlanma dilerlerken de elbette Allah azab edecek değildir.[33]
لِيَم۪يزَ اللّٰهُ الْخَب۪يثَ مِنَ الطَّيِّبِ وَيَجْعَلَ الْخَب۪يثَ بَعْضَهُ عَلٰى بَعْضٍ فَيَرْكُمَهُ جَم۪يعاً فَيَجْعَلَهُ ف۪ي جَهَنَّمَۜ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ۟
Doğrusu inkar edenler mallarını Allah’ın yolundan insanları alıkoymak için sarfederler ve daha da sarfedeceklerdir; ama sonra içleri yanacak, hem de mağlup olacaklardır. Bu, Allah’ın, temizi murdardan ayırması ve murdarları üstüste koyup hepsini yığarak cehenneme yerleştirmesi içindir; inkar edenler cehenneme toplanacaklardır. İşte onlar mahvolanlardır.[36-37]
اِذْ اَنْتُمْ بِالْعُدْوَةِ الدُّنْيَا وَهُمْ بِالْعُدْوَةِ الْقُصْوٰى وَالرَّكْبُ اَسْفَلَ مِنْكُمْۜ وَلَوْ تَوَاعَدْتُمْ لَاخْتَلَفْتُمْ فِي الْم۪يعَادِۙ وَلٰكِنْ لِيَقْضِيَ اللّٰهُ اَمْراً كَانَ مَفْعُولاًۙ لِيَهْلِكَ مَنْ هَلَكَ عَنْ بَيِّنَةٍ وَيَحْيٰى مَنْ حَيَّ عَنْ بَيِّنَةٍۜ وَاِنَّ اللّٰهَ لَسَم۪يعٌ عَل۪يمٌۙ
Siz vadiye en yakın ve onlar da en uzak yamaçta idiler; kervanın süvarileri sizden daha aşağıdaydı. Savaş için buluşmak üzere sözleşmeye kalksaydınız, vaktini tayinde anlaşmazlığa düşerdiniz; fakat Allah mahvolan, apaçık belgeden ötürü mahvolsun, yaşayan da apaçık belgeden ötürü yaşasın diye olacak işi yaptı. Doğrusu Allah işitir ve bilir.[42]
اِذْ يُر۪يكَهُمُ اللّٰهُ ف۪ي مَنَامِكَ قَل۪يلاًۜ وَلَوْ اَرٰيكَهُمْ كَث۪يراً لَفَشِلْتُمْ وَلَتَنَازَعْتُمْ فِي الْاَمْرِ وَلٰكِنَّ اللّٰهَ سَلَّمَۜ اِنَّهُ عَل۪يمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ
Allah onları uykunda sana az gösteriyordu. Çok göstermiş olsaydı, yılacak ve bu hususta çekişmeye başlıyacaktınız, fakat Allah sizi kurtardı; çünkü O kalblerde olanı bilir.[43]
وَاِذْ يُر۪يكُمُوهُمْ اِذِ الْتَقَيْتُمْ ف۪ٓي اَعْيُنِكُمْ قَل۪يلاً وَيُقَلِّلُكُمْ ف۪ٓي اَعْيُنِهِمْ لِيَقْضِيَ اللّٰهُ اَمْراً كَانَ مَفْعُولاًۜ وَاِلَى اللّٰهِ تُرْجَعُ الْاُمُورُ۟
Karşılaştığınızda, olacak işi oldurmak için, onları gözlerinize az gösteriyor ve sizi de onların gözünde azaltıyordu. Bütün işler dönüp Allah’a varır.[44]
اِذْ يَقُولُ الْمُنَافِقُونَ وَالَّذ۪ينَ ف۪ي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ غَرَّ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ د۪ينُهُمْۜ وَمَنْ يَتَوَكَّلْ عَلَى اللّٰهِ فَاِنَّ اللّٰهَ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ
İkiyüzlüler ve kalblerinde hastalık bulunanlar «Müslümanları dinleri aldattı» diyorlardı; oysa, kim Allah’a güvenirse bilmelidir ki Allah güçlüdür, hakimdir.[49]
اَلَّذ۪ينَ عَاهَدْتَ مِنْهُمْ ثُمَّ يَنْقُضُونَ عَهْدَهُمْ ف۪ي كُلِّ مَرَّةٍ وَهُمْ لَا يَتَّقُونَ
Anlaşma yaptığın kimseler, sonucundan sakınmayarak anlaşmalarını her defasında bozarlar. Savaşta onları yakalarsan, arkalarındakilere ibret olacak şekilde, darmadağın et.[56-57]
فَاِمَّا تَثْقَفَنَّهُمْ فِي الْحَرْبِ فَشَرِّدْ بِهِمْ مَنْ خَلْفَهُمْ لَعَلَّهُمْ يَذَّكَّرُونَ
Anlaşma yaptığın kimseler, sonucundan sakınmayarak anlaşmalarını her defasında bozarlar. Savaşta onları yakalarsan, arkalarındakilere ibret olacak şekilde, darmadağın et.[56-57]
وَاَعِدُّوا لَهُمْ مَا اسْتَطَعْتُمْ مِنْ قُوَّةٍ وَمِنْ رِبَاطِ الْخَيْلِ تُرْهِبُونَ بِه۪ عَدُوَّ اللّٰهِ وَعَدُوَّكُمْ وَاٰخَر۪ينَ مِنْ دُونِهِمْۚ لَا تَعْلَمُونَهُمْۚ اَللّٰهُ يَعْلَمُهُمْۜ وَمَا تُنْفِقُوا مِنْ شَيْءٍ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ يُوَفَّ اِلَيْكُمْ وَاَنْتُمْ لَا تُظْلَمُونَ
Ey inananlar! Onlara karşı gücünüzün yettiği kadar Allah’ın düşmanı ve sizin düşmanlarınızı ve bunların dışında Allah’ın bilip sizin bilmediklerinizi yıldırmak üzere kuvvet ve savaş atları hazırlayın. Allah yolunda sarfettiğiniz her şey size haksızlık yapılmadan, tamamen ödenecektir.[60]
وَاَلَّفَ بَيْنَ قُلُوبِهِمْۜ لَوْ اَنْفَقْتَ مَا فِي الْاَرْضِ جَم۪يعاً مَٓا اَلَّفْتَ بَيْنَ قُلُوبِهِمْ وَلٰكِنَّ اللّٰهَ اَلَّفَ بَيْنَهُمْۜ اِنَّهُ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ
Seni aldatmak isterlerse, bil ki şüphesiz Allah sana kafidir. Seni ve inananları yardımıyla destekleyen, kalblerini uzlaştıran O’dur. Eğer yeryüzünde olan her şeyi sarfetsen bile, sen onların kalblerini uzlaştıramazdın, ama Allah onları uzlaştırdı. Doğrusu O Güçlü’dür, Hakim’dir.[62-63]
اَلْـٰٔنَ خَفَّفَ اللّٰهُ عَنْكُمْ وَعَلِمَ اَنَّ ف۪يكُمْ ضَعْفاًۜ فَاِنْ يَكُنْ مِنْكُمْ مِائَةٌ صَابِرَةٌ يَغْلِبُوا مِائَتَيْنِۚ وَاِنْ يَكُنْ مِنْكُمْ اَلْفٌ يَغْلِبُٓوا اَلْفَيْنِ بِاِذْنِ اللّٰهِۜ وَاللّٰهُ مَعَ الصَّابِر۪ينَ
Müminleri savaş için coştur. Sizin sabırlı yirmi kişiniz onlardan ikiyüz kişiyi yener. Sizin yüz kişiniz, inkar edenlerden bin kişiyi yener; çünkü onlar anlayışsız bir güruhtur. Şimdi Allah yükünüzü hafifletti, zira içinizde zaaf bulunduğunu biliyordu. Sizin sabırlı yüz kişiniz onlardan ikiyüz kişiyi yener; sizin bin kişiniz, Allah’ın izniyle, ikibin kişiyi yener. Allah sabredenlerle beraberdir.[65-66]
مَا كَانَ لِنَبِيٍّ اَنْ يَكُونَ لَـهُٓ اَسْرٰى حَتّٰى يُثْخِنَ فِي الْاَرْضِۜ تُر۪يدُونَ عَرَضَ الدُّنْيَاۗ وَاللّٰهُ يُر۪يدُ الْاٰخِرَةَۜ وَاللّٰهُ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ
Yeryüzünde savaşırken, düşmanı yere sermeden esir almak hiçbir peygambere yaraşmaz. Geçici dünya malını istiyorsunuz, oysa Allah ahireti kazanmanızı ister. Allah Güçlü’dür, Hakim’dir.[67]
لَوْلَا كِتَابٌ مِنَ اللّٰهِ سَبَقَ لَمَسَّكُمْ ف۪يمَٓا اَخَذْتُمْ عَذَابٌ عَظ۪يمٌ
Daha önceden Allah’tan verilmiş bir hüküm olmasaydı, aldıklarınızdan ötürü size büyük bir azab erişirdi.[68]
يَٓا اَيُّهَا النَّبِيُّ قُلْ لِمَنْ ف۪ٓي اَيْد۪يكُمْ مِنَ الْاَسْرٰٓىۙ اِنْ يَعْلَمِ اللّٰهُ ف۪ي قُلُوبِكُمْ خَيْراً يُؤْتِكُمْ خَيْراً مِمَّٓا اُخِذَ مِنْكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْۜ وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَح۪يمٌ
Elinizde bulunan esirlere, «Allah kalblerinizde bir iyilik bulursa, size sizden alınanın daha hayırlısını verir, sizi bağışlar, Allah bağışlayandır, merhamet edendir» de.[70]
اِنَّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَهَاجَرُوا وَجَاهَدُوا بِاَمْوَالِهِمْ وَاَنْفُسِهِمْ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ وَالَّذ۪ينَ اٰوَوْا وَنَصَرُٓوا اُو۬لٰٓئِكَ بَعْضُهُمْ اَوْلِيَٓاءُ بَعْضٍۜ وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَلَمْ يُهَاجِرُوا مَا لَكُمْ مِنْ وَلَايَتِهِمْ مِنْ شَيْءٍ حَتّٰى يُهَاجِرُواۚ وَاِنِ اسْتَنْصَرُوكُمْ فِي الدّ۪ينِ فَعَلَيْكُمُ النَّصْرُ اِلَّا عَلٰى قَوْمٍ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُمْ م۪يثَاقٌۜ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَص۪يرٌ
Doğrusu inanıp hicret edenler, Allah yolunda mallarıyla canlarıyla cihat edenler ve muhacirleri barındırıp onlara yardım edenler, işte bunlar birbirinin dostudurlar. İnanıp hicret etmeyenlerle, hicret edene kadar sizin dostluğunuz yoktur. Fakat din uğrunda yardım isterlerse, aranızda anlaşma olmayan topluluktan başkasına karşı onlara yardım etmeniz gerekir. Allah işlediklerinizi görür.[72]
وَالَّذ۪ينَ كَفَرُوا بَعْضُهُمْ اَوْلِيَٓاءُ بَعْضٍۜ اِلَّا تَفْعَلُوهُ تَكُنْ فِتْنَةٌ فِي الْاَرْضِ وَفَسَادٌ كَب۪يرٌۜ
İnkar edenler birbirlerinin dostlarıdır. Eğer siz aranızda dost olmazsanız yeryüzünde kargaşalık, fitne ve büyük bozgun çıkar.[73]
Yükleniyor...