ق ب ل
282ayette
294kez geçiyor
64/114surede
21farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %66 · Medenî %34
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Kalem 30
2. inen sure
En çok geçtiği sure
Bakara
23 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| قَبْلُ | İsim | فَعْلُ | Önce | 199 |
| قَبْلَ | Zaman Zarfı | فَعْلَ | Önce | 45 |
| وَاَقْبَلَ | İfal Babı | وَأَفْعَلَ | Dönüp geldi | 8 |
| يُقْبَلُ | Feale-Yefulu | يُفْعَلُ | Kabul edilir | 6 |
| تَقَبَّلْ | Tefe'ale Babı | تَفَعَّلْ | Kabul et | 6 |
| قِبْلَةً | İsim | فِعْلَةً | Kıble | 4 |
| مُتَقَابِل۪ينَ | İsim | مُتَفَاعِلِينَ | Karşılıklı olanlar | 4 |
| قِبْلَتِهِمُ | İsim | فِعْلَتِهِمُ | Onların kıblesi | 3 |
| تُقْبَلَ | Feale-Yefulu | تُفْعَلَ | Kabul edilir | 3 |
| يُتَقَبَّلْ | Tefe'ale Babı | يُتَفَعَّلْ | Kabul edilir | 3 |
| قِبَلَ | Mekan Zarfı | فِعَلَ | Karşı | 2 |
| قُبُلاً | İsim | فُعُلًا | Ön | 2 |
| بِقَبُولٍ | İsim | بِفَعُولٍ | Kabul ile | 1 |
| وَقَب۪يلُهُ | İsim | وَفَعِيلُهُ | Ve onun kabilesi | 1 |
| قَب۪يلاًۙ | İsim | فَعِيلًا | Kabile | 1 |
| قِبَلَ | İsim | فِعَلَ | Karşı | 1 |
| وَقَابِلِ | İsim | وَفَاعِلِ | Ve kabul eden | 1 |
| نَتَقَبَّلُ | Tefe'ale Babı | نَتَفَعَّلُ | Kabul ederiz | 1 |
| مُسْتَقْبِلَ | İsim | مُسْتَفْعِلَ | Karşılayan | 1 |
| وَقَـبَٓائِلَ | İsim | وَفَعَائِلَ | Ve kabileler | 1 |
| فَاَقْبَلَتِ | İfal Babı | فَأَفْعَلَتِ | Dönüp geldi | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Önce 114
Onlardan önce 52
Senden önce 32
Ondan önce 18
Sizden önce 17
Kabul edilir 8
Kıble 4
Karşılıklı olanlar 4
Dönüp geldi 4
Benden önce 3
Kabul eder 3
Ön 3
Onların kıblesi 2
Karşı 2
Diğer 25 anlam
Bizden önce 2
Dönüp geldiler 2
Ve önce 2
Siz 1
Kabul et 1
Kıblen 1
Hemen kabul et 1
Onu kabul etti 1
Kabul ile 1
Hemen kabul edildi 1
Kabul edildi 1
Ve onun kabilesi 1
Dönüp geldik 1
Ve kabul et 1
Kabile 1
Kabul etmeyin 1
Dön gel 1
Ve kabul eden 1
Kabul ederiz 1
Karşılayan 1
Ve kabileler 1
Ve dönüp geldi 1
Onun karşısı 1
-den 1
Sana karşı 1
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
+ ر ب ب ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır
44 ayet
رَبِّ
اجْعَلْن۪ي
مُق۪يمَ
الصَّلٰوةِ
وَمِنْ
ذُرِّيَّت۪يۗ
رَبَّـنَا
وَتَقَبَّلْ
دُعَٓاءِ
«Rabbim! Beni ve çocuklarımı namaz kılanlardan eyle. Rabbimiz! Duamı kabul buyur.»[40]
وَاَنْذِرِ
النَّاسَ
يَوْمَ
يَأْت۪يهِمُ
الْعَذَابُۙ
فَيَقُولُ
الَّذ۪ينَ
ظَلَمُوا
رَبَّـنَٓا
اَخِّرْنَٓا
اِلٰٓى
اَجَلٍ
قَر۪يبٍۙ
نُجِبْ
دَعْوَتَكَ
وَنَتَّبِـعِ
الرُّسُلَۜ
اَوَلَمْ
تَكُونُٓوا
اَقْسَمْتُمْ
مِنْ
قَبْلُ
مَا
لَكُمْ
مِنْ
زَوَالٍۙ
İnsanları, kendilerine azabın geleceği gün ile uyar. Haksızlık edenler: «Rabbimiz! Bizi yakın bir süreye kadar ertele de çağrına gelelim, peygamberlere uyalım» derler. Siz daha önce, sonunuzun gelmeyeceğine yemin etmemiş miydiniz! Üstelik kendilerine yazık edenlerin yerlerinde oturdunuz. Onlara, yaptıklarımız da sizlere açıklanmıştı. Size misaller de vermiştik.[44-45]
هَلْ
يَنْظُرُونَ
اِلَّٓا
اَنْ
تَأْتِيَهُمُ
الْمَلٰٓئِكَةُ
اَوْ
يَأْتِيَ
اَمْرُ
رَبِّكَۜ
كَذٰلِكَ
فَعَلَ
الَّذ۪ينَ
مِنْ
قَبْلِهِمْۜ
وَمَا
ظَلَمَهُمُ
اللّٰهُ
وَلٰكِنْ
كَانُٓوا
اَنْفُسَهُمْ
يَظْلِمُونَ
Onlar kendilerine yalnız meleklerin veya senin Rabbinin buyruğunun gelmesini mi bekliyorlar? Onlardan öncekiler de böyle yapmışlardı. Allah onlara zulmetmemişti, ama onlar kendilerine yazık ediyorlardı.[33]
وَمَا
مَنَعَ
النَّاسَ
اَنْ
يُؤْمِنُٓوا
اِذْ
جَٓاءَهُمُ
الْهُدٰى
وَيَسْتَغْفِرُوا
رَبَّهُمْ
اِلَّٓا
اَنْ
تَأْتِيَهُمْ
سُنَّةُ
الْاَوَّل۪ينَ
اَوْ
يَأْتِيَهُمُ
الْعَذَابُ
قُبُلاً
İnsanlara doğruluk rehberi gelmişken, onları inanmaktan, Rablerinden mağfiret dilemekten alıkoyan öncekilere uygulananın kendilerine de uygulanmasını veya gözleri göre göre azaba uğramayı beklemeleridir.[55]
قُلْ
لَوْ
كَانَ
الْبَحْرُ
مِدَاداً
لِكَلِمَاتِ
رَبّ۪ي
لَنَفِدَ
الْبَحْرُ
قَبْلَ
اَنْ
تَنْفَدَ
كَلِمَاتُ
رَبّ۪ي
وَلَوْ
جِئْنَا
بِمِثْلِه۪
مَدَداً
De ki: «Rabbimin sözlerini yazmak için denizler mürekkep olsa ve bir o kadarını da katsak, Rabbimin sözleri tükenmeden denizler tükenirdi.»[109]
قَالَ
كَذٰلِكَۚ
قَالَ
رَبُّكَ
هُوَ
عَلَيَّ
هَيِّنٌ
وَقَدْ
خَلَقْتُكَ
مِنْ
قَبْلُ
وَلَمْ
تَكُ
شَيْـٔاً
Allah: «Rabbin böyle buyurdu; Çünkü bu bana kolaydır, nitekim sen yokken daha önce seni yaratmıştım» dedi.[9]
وَلَقَدْ
قَالَ
لَهُمْ
هٰرُونُ
مِنْ
قَبْلُ
يَا قَوْمِ
اِنَّمَا
فُتِنْتُمْ
بِه۪ۚ
وَاِنَّ
رَبَّكُمُ
الرَّحْمٰنُ
فَاتَّبِعُون۪ي
وَاَط۪يعُٓوا
اَمْر۪ي
And olsun ki, Harun da onlara önceden: «Ey milletim! Siz bu buzağı ile sınanıyorsunuz. Sizin gerçek Rabbiniz Rahman’dır. Bana uyun, emrime itaat edin» demişti.[90]
فَتَعَالَى
اللّٰهُ
الْمَلِكُ
الْحَقُّۚ
وَلَا
تَعْجَلْ
بِالْقُرْاٰنِ
مِنْ
قَبْلِ
اَنْ
يُقْضٰٓى
اِلَيْكَ
وَحْيُهُۘ
وَقُلْ
رَبِّ
زِدْن۪ي
عِلْماً
Gerçek hükümdar olan Allah Yüce’dir. Kuran sana vahyedilirken, vahy bitmezden önce, unutmamak için, tekrarda acele edip durma, «Rabbim! ilmimi artır» de.[114]
فَاصْبِرْ
عَلٰى
مَا
يَقُولُونَ
وَسَبِّحْ
بِحَمْدِ
رَبِّكَ
قَبْلَ
طُلُوعِ
الشَّمْسِ
وَقَبْلَ
غُرُوبِهَاۚ
وَمِنْ
اٰنَٓائِ
الَّيْلِ
فَسَبِّـحْ
وَاَطْرَافَ
النَّهَارِ
لَعَلَّكَ
تَرْضٰى
Onların dediklerine sabret; güneşin doğmasından ve batmasından önce Rabbini hamd ile tesbih et; gece saatlerinde ve gündüzleri de tesbih et ki Rabbinin rızasına eresin.[130]
وَلَوْ
اَنَّٓا
اَهْلَكْنَاهُمْ
بِعَذَابٍ
مِنْ
قَبْلِه۪
لَقَالُوا
رَبَّنَا
لَوْلَٓا
اَرْسَلْتَ
اِلَيْنَا
رَسُولاً
فَنَتَّبِعَ
اٰيَاتِكَ
مِنْ
قَبْلِ
اَنْ
نَذِلَّ
وَنَخْزٰى
Eğer onları ondan önce bir azaba uğratarak yok etseydik: «Rabbimiz! Bize bir peygamber gönderseydin de, alçak ve rezil olmazdan önce ayetlerine uysaydık, olmaz mıydı?» diyeceklerdi.[134]
وَمَٓا
اَرْسَلْنَا
قَبْلَكَ
مِنَ
الْمُرْسَل۪ينَ
اِلَّٓا
اِنَّهُمْ
لَيَأْكُلُونَ
الطَّعَامَ
وَيَمْشُونَ
فِي
الْاَسْوَاقِۜ
وَجَعَلْنَا
بَعْضَكُمْ
لِبَعْضٍ
فِتْنَةًۜ
اَتَصْبِرُونَۚ
وَكَانَ
رَبُّكَ
بَص۪يراً۟
Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de, şüphesiz, yemek yerler, sokaklarda gezerlerdi. Ey insanlar! Sabreder misiniz diye sizi birbirinizle sınarız. Rabbin her şeyi görür.[20]
قَالَ
الَّذ۪ي
عِنْدَهُ
عِلْمٌ
مِنَ
الْكِتَابِ
اَنَا۬
اٰت۪يكَ
بِه۪
قَبْلَ
اَنْ
يَرْتَدَّ
اِلَيْكَ
طَرْفُكَۜ
فَلَمَّا
رَاٰهُ
مُسْتَقِراًّ
عِنْدَهُ
قَالَ
هٰذَا
مِنْ
فَضْلِ
رَبّ۪ي۠
لِيَبْلُوَن۪ٓي
ءَاَشْكُرُ
اَمْ
اَكْفُرُۜ
وَمَنْ
شَكَرَ
فَاِنَّمَا
يَشْكُرُ
لِنَفْسِه۪ۚ
وَمَنْ
كَفَرَ
فَاِنَّ
رَبّ۪ي
غَنِيٌّ
كَر۪يمٌ
Kitabın bilgisine sahip olan biri: «Gözünü açıp kapamadan ben onu sana getiririm» dedi. Süleyman, tahtı yanına yerleşivermiş görünce: «Bu, şükür mü edeceğim yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni sınayan Rabbimin lütfundandır. Şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur; fakat nankörlük eden bilsin ki Rabbim müstağnidir, kerem sahibidir» dedi.[40]
وَمَا
كُنْتَ
بِجَانِبِ
الطُّورِ
اِذْ
نَادَيْنَا
وَلٰكِنْ
رَحْمَةً
مِنْ
رَبِّكَ
لِتُنْذِرَ
قَوْماً
مَٓا
اَتٰيهُمْ
مِنْ
نَذ۪يرٍ
مِنْ
قَبْلِكَ
لَعَلَّهُمْ
يَتَذَكَّرُونَ
Sen, Musa’ya hitap ettiğimiz zaman Tur’un yanında da değildin. Senden önce kendilerine uyarıcı gelmeyen bir toplumu uyarman için, Rabbinden bir rahmet olarak gönderildin; belki düşünürler.[46]
وَاِذَا
يُتْلٰى
عَلَيْهِمْ
قَالُٓوا
اٰمَنَّا
بِه۪ٓ
اِنَّهُ
الْحَقُّ
مِنْ
رَبِّنَٓا
اِنَّا
كُنَّا
مِنْ
قَبْلِه۪
مُسْلِم۪ينَ
Kuran onlara okunduğu zaman: «Ona inandık, doğrusu o Rabbimizden gelen gerçektir; biz şüphesiz daha önceden müslüman olmuş kimseleriz» derler.[53]
اَمْ
يَقُولُونَ
افْتَرٰيهُۚ
بَلْ
هُوَ
الْحَقُّ
مِنْ
رَبِّكَ
لِتُنْذِرَ
قَوْماً
مَٓا
اَتٰيهُمْ
مِنْ
نَذ۪يرٍ
مِنْ
قَبْلِكَ
لَعَلَّهُمْ
يَهْتَدُونَ
«Onu peygamberin kendisi uydurdu» diyorlar, öyle mi? Hayır; O, senden önce peygamber gönderilmemiş olan bir milleti uyarman için sana Rabbinden gelen bir gerçektir. Belki artık doğru yolu bulurlar.[3]
وَقَالُوا
رَبَّنَا
عَجِّلْ
لَنَا
قِطَّنَا
قَبْلَ
يَوْمِ
الْحِسَابِ
Onlar ise «Rabbimiz! Bizim payımızı hesap gününden önce ver» derler.[16]
وَاِذَا
مَسَّ
الْاِنْسَانَ
ضُرٌّ
دَعَا
رَبَّهُ
مُن۪يباً
اِلَيْهِ
ثُمَّ
اِذَا
خَوَّلَهُ
نِعْمَةً
مِنْهُ
نَسِيَ
مَا
كَانَ
يَدْعُٓوا
اِلَيْهِ
مِنْ
قَبْلُ
وَجَعَلَ
لِلّٰهِ
اَنْدَاداً
لِيُضِلَّ
عَنْ
سَب۪يلِه۪ۜ
قُلْ
تَمَتَّعْ
بِكُفْرِكَ
قَل۪يلاًۗ
اِنَّكَ
مِنْ
اَصْحَابِ
النَّارِ
İnsanın başına bir sıkıntı gelince Rabbine yönelerek O’na yalvarır. Sonra Allah, katından bir nimet verince önceden kime yalvarmış olduğunu unutuverir; Allah’ın yolundan saptırmak için O’na eşler koşar. De ki: «İnkarınla az bir müddet zevklen, şüphesiz sen cehennemliksin.»[8]
وَاَن۪يبُٓوا
اِلٰى
رَبِّكُمْ
وَاَسْلِمُوا
لَهُ
مِنْ
قَبْلِ
اَنْ
يَأْتِيَكُمُ
الْعَذَابُ
ثُمَّ
لَا
تُنْصَرُونَ
«Rabbinize yönelin. Azap size gelmeden önce O’na teslim olun; sonra yardım görmezsiniz.»[54]
وَاتَّبِعُٓوا
اَحْسَنَ
مَٓا
اُنْزِلَ
اِلَيْكُمْ
مِنْ
رَبِّكُمْ
مِنْ
قَبْلِ
اَنْ
يَأْتِيَكُمُ
الْعَذَابُ
بَغْتَةً
وَاَنْتُمْ
لَا
تَشْعُرُونَۙ
«Size ansızın, farkına varmadan azap gelmeden önce Rabbinizden size indirilen en güzel söze, Kuran’a uyun.»[55]
مَا
يُقَالُ
لَكَ
اِلَّا
مَا
قَدْ
ق۪يلَ
لِلرُّسُلِ
مِنْ
قَبْلِكَۜ
اِنَّ
رَبَّكَ
لَذُو
مَغْفِرَةٍ
وَذُو
عِقَابٍ
اَل۪يمٍ
Senin için söylenenler, senden önceki peygamberler için de söylenmişti. Doğrusu Rabbin hem bağışlayan ve hem de can yakıcı azap verendir.[43]
Yükleniyor...