ق و م
597ayette
660kez geçiyor
79/114surede
55farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %70 · Medenî %30
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Kalem 39
2. inen sure
En çok geçtiği sure
A’râf
55 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| لِقَوْمٍ | İsim | لِفَعْلٍ | Kavim | 342 |
| الْقِيٰمَةِ | İsim | الْفِعَالَةِ | Kıyamet | 70 |
| قَوْماً | İsim | فَعْلًا | Kavim | 40 |
| مُسْتَق۪يمٍ | İsim | مُسْتَفْعِلٍ | DOĞRU | 19 |
| وَاَق۪يمُوا | İfal Babı | وَأَفْعِلُوا | Ve doğru uygulayın | 16 |
| مَقَام۪ي | İsim | مَفْعَلِي | Makam | 13 |
| وَاَقَامُوا | İfal Babı | وَأَفْعَلُوا | Ve doğru uyguladılar | 13 |
| تَقُومُ | Feale-Yefulu | تَفْعُلُ | Ayakta durursun | 13 |
| مُسْتَق۪يمٍ | Sıfat | مُسْتَفْعِلٍ | Doğru | 12 |
| يُق۪يمُونَ | İfal Babı | يُفْعِلُونَ | Doğru uygularlar | 12 |
| وَاَقِمِ | İfal Babı | أَفْعِلْ | Doğru uygula | 10 |
| يَقُومُ | Feale-Yefulu | يَفْعُلُ | Ayakta durur | 8 |
| مُق۪يمٌۙ | İsim | مُفْعِلٌ | Yerleşik | 6 |
| قَامُوا | Feale-Yefulu | فَعَلُوا | Ayakta durdular | 5 |
| قِيَاماً | İsim | فِعَالًا | Ayakta duranlar | 5 |
| وَاَقْوَمُ | İsim | وَأَفْعَلُ | Ve daha doğru | 4 |
| مُسْتَق۪يماًۙ | İsim | مُسْتَفْعِلًا | DOĞRU | 4 |
| اسْتَقَامُوا | İstifal | اسْتَفْعَلُوا | Doğru oldular | 4 |
| الْقَيِّمُ | Sıfat | الْفَيْعِلُ | Dosdoğru | 4 |
| مَقَاماً | İsim | مَفْعَلًا | Makam | 4 |
| الْقَيُّومُۚ | Sıfat | الْفَيْعُولُ | Yönetici | 3 |
| قَٓائِماً | İsim | فَاعِلًا | Ayakta duran | 3 |
| تَقُمْ | Feale-Yefulu | تَفْعُلْ | Ayakta durma | 3 |
| قُمْتُمْ | Feale-Yefulu | افْعُلْ | Ayakta dur | 3 |
| فَاسْتَق۪يمُوا | İstifal | فَاسْتَفْعِلُوا | Öyleyse doğru olun | 3 |
| قَٓائِمٌ | İsim | فَاعِلٌ | Ayakta duran | 3 |
| قَٓائِمَةًۙ | İsim | فَاعِلَةً | Ayakta duran | 3 |
| مُسْتَق۪يماً | Sıfat | مُسْتَفْعِلًا | DOĞRU | 2 |
| قَوَّام۪ينَ | İsim | فَعَّالِينَ | Yöneticiler | 2 |
| مُق۪يمٌ | Sıfat | مُفْعِلٌ | Yerleşik | 2 |
| فَاسْتَقِمْ | İstifal | فَاسْتَفْعِلْ | Doğru ol | 2 |
| وَاِقَامَ | İsim | وَإِفْعَالَ | Ve doğru uygulamak | 2 |
| وَقَٓائِماً | İsim | وَفَاعِلًا | Ve ayakta duran | 2 |
| قِيَامٌ | İsim | فِعَالٌ | Ayakta duranlar | 2 |
| وَقُومُوا | Feale-Yefulu | وَافْعُلُوا | Ve ayakta durun | 1 |
| قَٓائِمٌ | İsim | فَاعِلٌ | Ayakta duran | 1 |
| قَٓائِمَةٌ | Sıfat | فَاعِلَةٌ | Ayakta duran | 1 |
| قَوَّامُونَ | İsim | فَعَّالُونَ | Yöneticiler | 1 |
| وَالْمُق۪يم۪ينَ | İsim | وَالْمُفْعِلِينَ | Ve doğru uygulayanlar | 1 |
| تُق۪يمُوا | İfal Babı | تُفْعِلُوا | Doğru uygularsınız | 1 |
| قِيَماً | Sıfat | فِيعَلًا | Dosdoğru | 1 |
| قَوْمَكَ | İsim | فَعْلَكَ | Kavmin | 1 |
| اِقَامَتِكُمْۙ | İsim | إِفْعَالَتِكُمْ | Sizin ikametiniz | 1 |
| قَيِّماً | Sıfat | فَيْعِلًا | Dosdoğru | 1 |
| نُق۪يمُ | İfal Babı | نُفْعِلُ | Yerleştiririz | 1 |
| وَالْقَٓائِم۪ينَ | İsim | وَالْفَاعِلِينَ | Ve ayakta duranlar | 1 |
| وَالْمُق۪يمِي | İsim | وَالْمُفْعِلِي | Ve doğru uygulayanlar | 1 |
| قَوَاماً | İsim | فَعَالًا | Oranlarda dengeli olmak | 1 |
| وَاَقِمْنَ | İfal Babı | وَأَفْعِلْنَ | Ve doğru uygulayın | 1 |
| الْمُقَامَةِ | İsim | الْمُفْعَلَةِ | İkametgah | 1 |
| قَٓائِمُونَۖ | İsim | فَاعِلُونَ | Ayakta duranlar | 1 |
| يَسْتَق۪يمَ | İstifal | يَسْتَفْعِلَ | Doğru olur | 1 |
| تَقْو۪يمٍۘ | İsim | تَفْعِيلٍ | Doğru uygulama | 1 |
| قَيِّمَةٌۜ | Sıfat | فَيْعِلَةٌ | Dosdoğru | 1 |
| الْقَيِّمَةِۜ | İsim | الْفَيْعِلَةِ | Dosdoğru | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Kavim 182
Kıyamet 70
Ey kavmim 38
Kavim için 38
Onun kavmi 37
DOĞRU 21
Kavime 16
Doğru 15
Onun kavmine 12
Ayakta duran 12
Ve doğru uygulayın 11
Kavmin 9
Ve ey kavmim 9
Makam 8
Diğer 80 anlam
Ve doğru uyguladılar 8
Yerleşik 8
Dosdoğru 8
Ve onun kavmi 8
Onların kavmi 7
Ve kavim 7
Ayakta durur 6
Doğru uygularlar 5
Kavmim 5
Ayakta durursun 5
Durur 5
Ayakta duranlar 4
Doğru oldular 4
Doğru uygula 4
İkisi doğru uygular 3
Yönetici 3
Ve daha doğru 3
Ayakta durmak 3
Yöneticiler 3
Ayakta durdular 3
Doğru uygulayın 3
Ve doğru uyguladı 2
Öyleyse doğru uygulayın 2
Ayakta durursunuz 2
Ve doğru uygulayanlar 2
Doğru uyguladılar 2
Kavmimiz 2
Ve doğru uygularlar 2
Ayakta durma 2
Makamım 2
Kavimi 2
Ve doğru uygula 2
Ve doğru uygulamak 2
Ve ayakta duranlar 2
Ve ikametgah 2
Ve makam 2
Yönelt 2
Ey kavmimiz 2
Ayakta dur 2
doğru 1
Ve kılarlar 1
Kala kalırlar 1
Onun kavmi için 1
Ve ayakta durun 1
Ayakta dururlar 1
Hemen doğru uyguladın 1
Öyleyse ayakta dursun 1
Ayakta durdunuz 1
Doğru uyguladınız 1
Doğru uygularsınız 1
İkisi ayakta durur 1
İkisinin makamı 1
Ve kavmin 1
Öyleyse doğru olun 1
İkinizin kavmine 1
İkiniz doğru olun 1
Doğru ol 1
Doğru uygulamaları için 1
Sizin ikametiniz 1
Daha doğru 1
Hemen onu doğrulttu 1
Yerleştiririz 1
Hemen doğru uygulayın 1
İkisinin kavmi 1
Oranlarda dengeli olmak 1
Senin makamın 1
Ve onların kavmi 1
Doğru uygulama yeri 1
İkametgah 1
Ve ikisinin kavmi 1
Ve ayakta duran 1
Hemen doğru olun 1
Ve doğru ol 1
Ve kavmin için 1
bir toplum 1
Ayakta durması için 1
Onların kavmine 1
Ayakta durdu 1
Doğru olur 1
Doğru uygulama 1
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
+ ك و ن ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır
131 ayet
ذٰلِكَ
بِاَنَّ
اللّٰهَ
لَمْ
يَكُ
مُغَيِّراً
نِعْمَةً
اَنْعَمَهَا
عَلٰى
قَوْمٍ
حَتّٰى
يُغَيِّرُوا
مَا
بِاَنْفُسِهِمْۙ
وَاَنَّ
اللّٰهَ
سَم۪يعٌ
عَل۪يمٌۙ
Bu, bir topluluk iyi gidişini değiştirmedikçe Allah’ın da verdiği nimeti değiştirmeyeceğinden ve Allah’ın işiten, bilen olmasındandır.[53]
يَٓا اَيُّهَا
النَّبِيُّ
حَرِّضِ
الْمُؤْمِن۪ينَ
عَلَى
الْقِتَالِۜ
اِنْ
يَكُنْ
مِنْكُمْ
عِشْرُونَ
صَابِرُونَ
يَغْلِبُوا
مِائَتَيْنِۚ
وَاِنْ
يَكُنْ
مِنْكُمْ
مِائَةٌ
يَغْلِبُٓوا
اَلْفاً
مِنَ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
بِاَنَّهُمْ
قَوْمٌ
لَا
يَفْقَهُونَ
Müminleri savaş için coştur. Sizin sabırlı yirmi kişiniz onlardan ikiyüz kişiyi yener. Sizin yüz kişiniz, inkar edenlerden bin kişiyi yener; çünkü onlar anlayışsız bir güruhtur. Şimdi Allah yükünüzü hafifletti, zira içinizde zaaf bulunduğunu biliyordu. Sizin sabırlı yüz kişiniz onlardan ikiyüz kişiyi yener; sizin bin kişiniz, Allah’ın izniyle, ikibin kişiyi yener. Allah sabredenlerle beraberdir.[65-66]
كَيْفَ
يَكُونُ
لِلْمُشْرِك۪ينَ
عَهْدٌ
عِنْدَ
اللّٰهِ
وَعِنْدَ
رَسُولِه۪ٓ
اِلَّا
الَّذ۪ينَ
عَاهَدْتُمْ
عِنْدَ
الْمَسْجِدِ
الْحَرَامِۚ
فَمَا
اسْتَقَامُوا
لَكُمْ
فَاسْتَق۪يمُوا
لَهُمْۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
يُحِبُّ
الْمُتَّق۪ينَ
Mescidi Haram’ın yanında andlaştıklarınızın dışında, puta tapanların Allah katında ve Peygamberi önünde nasıl bir andlaşmaları olabilir. Size doğru davrandıkça siz de onlara doğru davranın. Allah, sözleşmelerini bozmaktan sakınanları sever.[7]
اَلَا
تُقَاتِلُونَ
قَوْماً
نَكَثُٓوا
اَيْمَانَهُمْ
وَهَمُّوا
بِاِخْرَاجِ
الرَّسُولِ
وَهُمْ
بَدَؤُ۫كُمْ
اَوَّلَ
مَرَّةٍۜ
اَتَخْشَوْنَهُمْۚ
فَاللّٰهُ
اَحَقُّ
اَنْ
تَخْشَوْهُ
اِنْ
كُنْتُمْ
مُؤْمِن۪ينَ
Yeminlerini bozan, Peygamberi sürgüne göndermeye azmeden bir toplumla savaşmanız gerekmez mi ki, önce onlar başlamışlardır? Onlardan korkar mısınız? Eğer inanıyorsanız bilin ki asıl korkmanız gereken Allah’tır.[13]
اِنَّمَا
يَعْمُرُ
مَسَاجِدَ
اللّٰهِ
مَنْ
اٰمَنَ
بِاللّٰهِ
وَالْيَوْمِ
الْاٰخِرِ
وَاَقَامَ
الصَّلٰوةَ
وَاٰتَى
الزَّكٰوةَ
وَلَمْ
يَخْشَ
اِلَّا
اللّٰهَ
فَعَسٰٓى
اُو۬لٰٓئِكَ
اَنْ
يَكُونُوا
مِنَ
الْمُهْتَد۪ينَ
Allah’ın mescidlerini sadece, Allah’a ve ahiret gününe inanan, namaz kılan, zekat veren ve ancak Allah’tan korkan kimseler onarır. İşte onlar doğru yolda bulunanlardan olabilirler.[18]
قُلْ
اِنْ
كَانَ
اٰبَٓاؤُ۬كُمْ
وَاَبْنَٓاؤُ۬كُمْ
وَاِخْوَانُكُمْ
وَاَزْوَاجُكُمْ
وَعَش۪يرَتُكُمْ
وَاَمْوَالٌۨ
اقْتَرَفْتُمُوهَا
وَتِجَارَةٌ
تَخْشَوْنَ
كَسَادَهَا
وَمَسَاكِنُ
تَرْضَوْنَـهَٓا
اَحَبَّ
اِلَيْكُمْ
مِنَ
اللّٰهِ
وَرَسُولِه۪
وَجِهَادٍ
ف۪ي
سَب۪يلِه۪
فَتَرَبَّصُوا
حَتّٰى
يَأْتِيَ
اللّٰهُ
بِاَمْرِه۪ۜ
وَاللّٰهُ
لَا
يَهْدِي
الْقَوْمَ
الْفَاسِق۪ينَ۟
De ki: «Babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, akrabanız, elde ettiğiniz mallar, durgun gitmesinden korktuğunuz ticaret, hoşunuza giden evler sizce Allah’tan, Peygamberinden ve Allah yolunda savaşmaktan daha sevgili ise, Allah’ın buyruğu gelene kadar bekleyin. Allah fasık kimseleri doğru yola eriştirmez.»[24]
قُلْ
اَنْفِقُوا
طَوْعاً
اَوْ
كَرْهاً
لَنْ
يُتَقَبَّلَ
مِنْكُمْۜ
اِنَّكُمْ
كُنْتُمْ
قَوْماً
فَاسِق۪ينَ
De ki: «İstekli yahut isteksiz olarak verin, nasıl olsa kabul edilmeyecektir. Siz şüphesiz fasık bir topluluksunuz.»[53]
اَلَمْ
يَأْتِهِمْ
نَبَاُ
الَّذ۪ينَ
مِنْ
قَبْلِهِمْ
قَوْمِ
نُوحٍ
وَعَادٍ
وَثَمُودَ
وَقَوْمِ
اِبْرٰه۪يمَ
وَاَصْحَابِ
مَدْيَنَ
وَالْمُؤْتَفِكَاتِۜ
اَتَتْهُمْ
رُسُلُهُمْ
بِالْبَيِّنَاتِۚ
فَمَا
كَانَ
اللّٰهُ
لِيَظْلِمَهُمْ
وَلٰكِنْ
كَانُٓوا
اَنْفُسَهُمْ
يَظْلِمُونَ
Kendilerinden önce olan Nuh, Ad, Semud milletlerinin, İbrahim milletinin, Medyen ve altüst olmuş şehirler halkının haberleri onlara gelmedi mi? Peygamberleri onlara belgeler getirmişlerdi. Allah onlara zulmetmemiş, onlar kendilerine yazık etmişlerdir.[70]
وَمَا
كَانَ
اللّٰهُ
لِيُضِلَّ
قَوْماً
بَعْدَ
اِذْ
هَدٰيهُمْ
حَتّٰى
يُبَيِّنَ
لَهُمْ
مَا
يَتَّقُونَۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
بِكُلِّ
شَيْءٍ
عَل۪يمٌ
Allah, bir milleti doğru yola eriştirdikten sonra, sakınacakları şeyleri onlara açıklamadıkça, sapıklığa düşürmez. Allah şüphesiz her şeyi bilir.[115]
وَمَا
كَانَ
الْمُؤْمِنُونَ
لِيَنْفِرُوا
كَٓافَّةًۜ
فَلَوْلَا
نَفَرَ
مِنْ
كُلِّ
فِرْقَةٍ
مِنْهُمْ
طَٓائِفَةٌ
لِيَتَفَقَّهُوا
فِي
الدّ۪ينِ
وَلِيُنْذِرُوا
قَوْمَهُمْ
اِذَا
رَجَعُٓوا
اِلَيْهِمْ
لَعَلَّهُمْ
يَحْذَرُونَ۟
İnananlar toptan savaşa çıkmamalıdır. Her topluluktan bir taifenin dini iyi öğrenmek ve milletlerini geri döndüklerinde uyarmak üzere geri kalmaları gerekli olmaz mı? Ki böylece belki yanlış hareketlerden çekinirler.[122]
وَاِذَا
مَسَّ
الْاِنْسَانَ
الضُّرُّ
دَعَانَا
لِجَنْبِه۪ٓ
اَوْ
قَاعِداً
اَوْ
قَٓائِماًۚ
فَلَمَّا
كَشَفْنَا
عَنْهُ
ضُرَّهُ
مَرَّ
كَاَنْ
لَمْ
يَدْعُنَٓا
اِلٰى
ضُرٍّ
مَسَّهُۜ
كَذٰلِكَ
زُيِّنَ
لِلْمُسْرِف۪ينَ
مَا
كَانُوا
يَعْمَلُونَ
İnsana bir darlık gelince, yan yatarken, oturur veya ayakta iken bize yalvarıp yakarır; biz darlığını giderince, başına gelen darlıktan ötürü bize hiç yalvarmamışa döner. İşlerinde tutumsuz olanlara, yaptıkları böylece güzel görünür.[12]
وَلَقَدْ
اَهْلَكْنَا
الْقُرُونَ
مِنْ
قَبْلِكُمْ
لَمَّا
ظَلَمُواۙ
وَجَٓاءَتْهُمْ
رُسُلُهُمْ
بِالْبَيِّنَاتِ
وَمَا
كَانُوا
لِيُؤْمِنُواۜ
كَذٰلِكَ
نَجْزِي
الْقَوْمَ
الْمُجْرِم۪ينَ
And olsun ki, sizden önce nice nesilleri, peygamberleri onlara belgeler getirmişken, haksızlık ederek inanmadıkları zaman yok etmiştik. İşte biz suçlu milleti böyle cezalandırırız.[13]
وَاتْلُ
عَلَيْهِمْ
نَبَاَ
نُوحٍۢ
اِذْ
قَالَ
لِقَوْمِه۪
يَا قَوْمِ
اِنْ
كَانَ
كَبُرَ
عَلَيْكُمْ
مَقَام۪ي
وَتَذْك۪ير۪ي
بِاٰيَاتِ
اللّٰهِ
فَعَلَى
اللّٰهِ
تَوَكَّلْتُ
فَاَجْمِعُٓوا
اَمْرَكُمْ
وَشُرَكَٓاءَكُمْ
ثُمَّ
لَا
يَكُنْ
اَمْرُكُمْ
عَلَيْكُمْ
غُمَّةً
ثُمَّ
اقْضُٓوا
اِلَيَّ
وَلَا
تُنْظِرُونِ
Onlara Nuh’un başından geçenleri anlat: Milletine, «Ey milletim! Eğer durumum, Allah’ın ayetlerini hatırlatmam size ağır geliyorsa ki ben Allah’a güvenmişimdir siz ve koştuğunuz ortaklar elbirliği edin; yapacağınız iş sonra size bir tasa vermesin. Sonra onu bana uygulayın ve beni ertelemeyin» demişti.[71]
ثُمَّ
بَعَثْنَا
مِنْ
بَعْدِه۪
رُسُلاً
اِلٰى
قَوْمِهِمْ
فَجَٓاؤُ۫هُمْ
بِالْبَيِّنَاتِ
فَمَا
كَانُوا
لِيُؤْمِنُوا
بِمَا
كَذَّبُوا
بِه۪
مِنْ
قَبْلُۜ
كَذٰلِكَ
نَطْبَعُ
عَلٰى
قُلُوبِ
الْمُعْتَد۪ينَ
Sonra onun ardından milletlere peygamberler gönderdik, onlara belgeler getirdiler. Diğerlerinin daha önce yalan saymış olduklarına bunlar da inanmadılar. Aşırı gidenlerin kalblerini işte böylece mühürleriz.[74]
ثُمَّ
بَعَثْنَا
مِنْ
بَعْدِهِمْ
مُوسٰى
وَهٰرُونَ
اِلٰى
فِرْعَوْنَ
وَمَلَا۬ئِه۪
بِاٰيَاتِنَا
فَاسْتَكْبَرُوا
وَكَانُوا
قَوْماً
مُجْرِم۪ينَ
Onların ardından da Firavun ve erkanına ayetlerimizle Musa ve Harun’u gönderdik. Ama büyüklük tasladılar ve suçlu bir millet oldular.[75]
وَقَالَ
مُوسٰى
يَا قَوْمِ
اِنْ
كُنْتُمْ
اٰمَنْتُمْ
بِاللّٰهِ
فَعَلَيْهِ
تَوَكَّلُٓوا
اِنْ
كُنْتُمْ
مُسْلِم۪ينَ
Musa: «Ey milletim! Allah’a inanıyorsanız ve teslim olmuşsanız O’na güvenin» dedi.[84]
وَلَقَدْ
بَوَّأْنَا
بَن۪ٓي
اِسْرَٓائ۪لَ
مُبَوَّاَ
صِدْقٍ
وَرَزَقْنَاهُمْ
مِنَ
الطَّيِّبَاتِۚ
فَمَا
اخْتَلَفُوا
حَتّٰى
جَٓاءَهُمُ
الْعِلْمُۜ
اِنَّ
رَبَّكَ
يَقْض۪ي
بَيْنَهُمْ
يَوْمَ
الْقِيٰمَةِ
ف۪يمَا
كَانُوا
ف۪يهِ
يَخْتَلِفُونَ
And olsun ki, İsrailoğullarını iyi bir yere yerleştirdik, onlara temiz rızıklar verdik, kendilerine bir bilgi gelene kadar ayrılığa düşmediler.[93]
فَلَوْلَا
كَانَتْ
قَرْيَةٌ
اٰمَنَتْ
فَنَفَعَهَٓا
ا۪يمَانُهَٓا
اِلَّا
قَوْمَ
يُونُسَۜ
لَمَّٓا
اٰمَنُوا
كَشَفْنَا
عَنْهُمْ
عَذَابَ
الْخِزْيِ
فِي
الْحَيٰوةِ
الدُّنْيَا
وَمَتَّعْنَاهُمْ
اِلٰى
ح۪ينٍ
Bir kent halkı inanmalı değil miydi ki, imanları kendilerine fayda versin! İşte Yunus’un milleti, inandığı zaman, dünya hayatında rezilliği gerektiren azabı onlardan kaldırdık ve onları bir süre daha bu dünyada geçindirdik.[98]
وَاَنْ
اَقِمْ
وَجْهَكَ
لِلدّ۪ينِ
حَن۪يفاًۚ
وَلَا
تَكُونَنَّ
مِنَ
الْمُشْرِك۪ينَ
(Muhammed’e) «Yüzünü, doğruya yönelmiş olarak dine çevir, sakın ortak koşanlardan olma; sana fayda da zarar da veremeyecek, Allah’tan başkasına yalvarma; öyle yaparsan şüphesiz, zalimlerden olursun» denildi.[105-106]
قَالَ
يَا قَوْمِ
اَرَاَيْتُمْ
اِنْ
كُنْتُ
عَلٰى
بَيِّنَةٍ
مِنْ
رَبّ۪ي
وَاٰتٰين۪ي
رَحْمَةً
مِنْ
عِنْدِه۪
فَعُمِّيَتْ
عَلَيْكُمْۜ
اَنُلْزِمُكُمُوهَا
وَاَنْتُمْ
لَهَا
كَارِهُونَ
Nuh: «Ey milletim! Rabbimin katından bir delilim bulunsa ve bana yine katından bir rahmet vermiş de bunlar sizden gizlenmiş olsa, söyleyin bana, hoşlanmadığınız halde zorla sizi bunlara mecbur mu ederiz?» dedi.[28]
Yükleniyor...