ق و م

597ayette
660kez geçiyor
79/114surede
55farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %70 · Medenî %30
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla) Kalem 39 2. inen sure En çok geçtiği sure A’râf 55 kez

Kelime ailesi

Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.

KelimeTürVezinAnlamAdet
لِقَوْمٍ İsim لِفَعْلٍ Kavim 342
الْقِيٰمَةِ İsim الْفِعَالَةِ Kıyamet 70
قَوْماً İsim فَعْلًا Kavim 40
مُسْتَق۪يمٍ İsim مُسْتَفْعِلٍ DOĞRU 19
وَاَق۪يمُوا İfal Babı وَأَفْعِلُوا Ve doğru uygulayın 16
مَقَام۪ي İsim مَفْعَلِي Makam 13
وَاَقَامُوا İfal Babı وَأَفْعَلُوا Ve doğru uyguladılar 13
تَقُومُ Feale-Yefulu تَفْعُلُ Ayakta durursun 13
مُسْتَق۪يمٍ Sıfat مُسْتَفْعِلٍ Doğru 12
يُق۪يمُونَ İfal Babı يُفْعِلُونَ Doğru uygularlar 12
وَاَقِمِ İfal Babı أَفْعِلْ Doğru uygula 10
يَقُومُ Feale-Yefulu يَفْعُلُ Ayakta durur 8
مُق۪يمٌۙ İsim مُفْعِلٌ Yerleşik 6
قَامُوا Feale-Yefulu فَعَلُوا Ayakta durdular 5
قِيَاماً İsim فِعَالًا Ayakta duranlar 5
وَاَقْوَمُ İsim وَأَفْعَلُ Ve daha doğru 4
مُسْتَق۪يماًۙ İsim مُسْتَفْعِلًا DOĞRU 4
اسْتَقَامُوا İstifal اسْتَفْعَلُوا Doğru oldular 4
الْقَيِّمُ Sıfat الْفَيْعِلُ Dosdoğru 4
مَقَاماً İsim مَفْعَلًا Makam 4
الْقَيُّومُۚ Sıfat الْفَيْعُولُ Yönetici 3
قَٓائِماً İsim فَاعِلًا Ayakta duran 3
تَقُمْ Feale-Yefulu تَفْعُلْ Ayakta durma 3
قُمْتُمْ Feale-Yefulu افْعُلْ Ayakta dur 3
فَاسْتَق۪يمُوا İstifal فَاسْتَفْعِلُوا Öyleyse doğru olun 3
قَٓائِمٌ İsim فَاعِلٌ Ayakta duran 3
قَٓائِمَةًۙ İsim فَاعِلَةً Ayakta duran 3
مُسْتَق۪يماً Sıfat مُسْتَفْعِلًا DOĞRU 2
قَوَّام۪ينَ İsim فَعَّالِينَ Yöneticiler 2
مُق۪يمٌ Sıfat مُفْعِلٌ Yerleşik 2
فَاسْتَقِمْ İstifal فَاسْتَفْعِلْ Doğru ol 2
وَاِقَامَ İsim وَإِفْعَالَ Ve doğru uygulamak 2
وَقَٓائِماً İsim وَفَاعِلًا Ve ayakta duran 2
قِيَامٌ İsim فِعَالٌ Ayakta duranlar 2
وَقُومُوا Feale-Yefulu وَافْعُلُوا Ve ayakta durun 1
قَٓائِمٌ İsim فَاعِلٌ Ayakta duran 1
قَٓائِمَةٌ Sıfat فَاعِلَةٌ Ayakta duran 1
قَوَّامُونَ İsim فَعَّالُونَ Yöneticiler 1
وَالْمُق۪يم۪ينَ İsim وَالْمُفْعِلِينَ Ve doğru uygulayanlar 1
تُق۪يمُوا İfal Babı تُفْعِلُوا Doğru uygularsınız 1
قِيَماً Sıfat فِيعَلًا Dosdoğru 1
قَوْمَكَ İsim فَعْلَكَ Kavmin 1
اِقَامَتِكُمْۙ İsim إِفْعَالَتِكُمْ Sizin ikametiniz 1
قَيِّماً Sıfat فَيْعِلًا Dosdoğru 1
نُق۪يمُ İfal Babı نُفْعِلُ Yerleştiririz 1
وَالْقَٓائِم۪ينَ İsim وَالْفَاعِلِينَ Ve ayakta duranlar 1
وَالْمُق۪يمِي İsim وَالْمُفْعِلِي Ve doğru uygulayanlar 1
قَوَاماً İsim فَعَالًا Oranlarda dengeli olmak 1
وَاَقِمْنَ İfal Babı وَأَفْعِلْنَ Ve doğru uygulayın 1
الْمُقَامَةِ İsim الْمُفْعَلَةِ İkametgah 1
قَٓائِمُونَۖ İsim فَاعِلُونَ Ayakta duranlar 1
يَسْتَق۪يمَ İstifal يَسْتَفْعِلَ Doğru olur 1
تَقْو۪يمٍۘ İsim تَفْعِيلٍ Doğru uygulama 1
قَيِّمَةٌۜ Sıfat فَيْعِلَةٌ Dosdoğru 1
الْقَيِّمَةِۜ İsim الْفَيْعِلَةِ Dosdoğru 1

Anlam yelpazesi

Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.

Diğer 80 anlam

Kavram ağı

Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.

Sure dağılımı

Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî

Vahiy sürecinde kullanım

Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.

1. inen: Alak — 0 kez (binde 0) 2. inen: Kalem — 1 kez (binde 3.3) 3. inen: Müzzemmil — 4 kez (binde 20.1) 4. inen: Müddessir — 1 kez (binde 3.9) 5. inen: Fâtiha — 1 kez (binde 34.5) 6. inen: Tebbet — 0 kez (binde 0) 7. inen: Tekvîr — 1 kez (binde 9.6) 8. inen: A’lâ — 0 kez (binde 0) 9. inen: Leyl — 0 kez (binde 0) 10. inen: Fecr — 0 kez (binde 0) 11. inen: Duhâ — 0 kez (binde 0) 12. inen: İnşirâh — 0 kez (binde 0) 13. inen: Asr — 0 kez (binde 0) 14. inen: Âdiyât — 0 kez (binde 0) 15. inen: Kevser — 0 kez (binde 0) 16. inen: Tekâsür — 0 kez (binde 0) 17. inen: Mâ’ûn — 0 kez (binde 0) 18. inen: Kâfirûn — 0 kez (binde 0) 19. inen: Fil — 0 kez (binde 0) 20. inen: Felâk — 0 kez (binde 0) 21. inen: Nâs — 0 kez (binde 0) 22. inen: İhlâs — 0 kez (binde 0) 23. inen: Necm — 1 kez (binde 2.8) 24. inen: Abese — 0 kez (binde 0) 25. inen: Kadr — 0 kez (binde 0) 26. inen: Şems — 0 kez (binde 0) 27. inen: Bürûc — 0 kez (binde 0) 28. inen: Tîn — 1 kez (binde 29.4) 29. inen: Kureyş — 0 kez (binde 0) 30. inen: Kâri’a — 0 kez (binde 0) 31. inen: Kıyâme — 2 kez (binde 12.2) 32. inen: Hümeze — 0 kez (binde 0) 33. inen: Mürselât — 0 kez (binde 0) 34. inen: Kâf — 2 kez (binde 5.4) 35. inen: Beled — 0 kez (binde 0) 36. inen: Târık — 0 kez (binde 0) 37. inen: Kamer — 2 kez (binde 5.8) 38. inen: Sâd — 2 kez (binde 2.7) 39. inen: A’râf — 55 kez (binde 16.6) 40. inen: Cin — 2 kez (binde 7) 41. inen: Yâsîn — 7 kez (binde 9.7) 42. inen: Furkân — 10 kez (binde 11.2) 43. inen: Fâtır — 4 kez (binde 5.2) 44. inen: Meryem — 6 kez (binde 6.2) 45. inen: Tâ-Hâ — 12 kez (binde 9) 46. inen: Vâkı’a — 0 kez (binde 0) 47. inen: Şu’arâ — 10 kez (binde 7.6) 48. inen: Neml — 16 kez (binde 13.9) 49. inen: Kasas — 14 kez (binde 9.8) 50. inen: İsrâ — 8 kez (binde 5.1) 51. inen: Yûnus — 24 kez (binde 13.1) 52. inen: Hûd — 42 kez (binde 21.9) 53. inen: Yûsuf — 6 kez (binde 3.4) 54. inen: Hicr — 5 kez (binde 7.6) 55. inen: En’âm — 27 kez (binde 8.9) 56. inen: Sâffât — 6 kez (binde 7) 57. inen: Lokman — 2 kez (binde 3.7) 58. inen: Sebe’ — 1 kez (binde 1.1) 59. inen: Zümer — 12 kez (binde 10.2) 60. inen: Mü’min — 10 kez (binde 8.2) 61. inen: Fussilet — 5 kez (binde 6.3) 62. inen: Şûrâ — 6 kez (binde 7) 63. inen: Zuhruf — 13 kez (binde 15.7) 64. inen: Duhân — 6 kez (binde 17.3) 65. inen: Câsiye — 9 kez (binde 18.4) 66. inen: Ahkâf — 11 kez (binde 17.1) 67. inen: Zâriyât — 6 kez (binde 16.7) 68. inen: Gâşiye — 0 kez (binde 0) 69. inen: Kehf — 10 kez (binde 6.3) 70. inen: Nahl — 17 kez (binde 9.2) 71. inen: Nûh — 4 kez (binde 17.7) 72. inen: İbrahim — 10 kez (binde 12) 73. inen: Enbiyâ — 9 kez (binde 7.7) 74. inen: Mü’minûn — 13 kez (binde 12.4) 75. inen: Secde — 2 kez (binde 5.4) 76. inen: Tûr — 2 kez (binde 6.4) 77. inen: Mülk — 1 kez (binde 3) 78. inen: Hâkka — 1 kez (binde 3.9) 79. inen: Me’âric — 1 kez (binde 4.6) 80. inen: Nebe’ — 1 kez (binde 5.8) 81. inen: Nâzi’ât — 1 kez (binde 5.6) 82. inen: İnfitâr — 0 kez (binde 0) 83. inen: İnşikâk — 0 kez (binde 0) 84. inen: Rûm — 15 kez (binde 18.4) 85. inen: Ankebût — 13 kez (binde 13.3) 86. inen: Mutaffifîn — 1 kez (binde 5.9) 87. inen: Bakara — 33 kez (binde 5.4) 88. inen: Enfâl — 5 kez (binde 4.1) 89. inen: Âl-i İmrân — 20 kez (binde 5.7) 90. inen: Ahzâb — 2 kez (binde 1.6) 91. inen: Mümtehine — 3 kez (binde 8.6) 92. inen: Nisâ — 26 kez (binde 6.9) 93. inen: Zilzâl — 0 kez (binde 0) 94. inen: Hadîd — 1 kez (binde 1.7) 95. inen: Muhammed — 1 kez (binde 1.9) 96. inen: Ra’d — 7 kez (binde 8.2) 97. inen: Rahmân — 2 kez (binde 5.7) 98. inen: İnsan — 0 kez (binde 0) 99. inen: Talâk — 1 kez (binde 3.5) 100. inen: Beyyine — 3 kez (binde 31.9) 101. inen: Haşr — 3 kez (binde 6.7) 102. inen: Nûr — 3 kez (binde 2.3) 103. inen: Hac — 12 kez (binde 9.4) 104. inen: Münâfikûn — 1 kez (binde 5.6) 105. inen: Mücâdele — 4 kez (binde 8.5) 106. inen: Hucurât — 3 kez (binde 8.6) 107. inen: Tahrîm — 1 kez (binde 4) 108. inen: Teğâbun — 0 kez (binde 0) 109. inen: Saff — 4 kez (binde 18.1) 110. inen: Cum’a — 3 kez (binde 17.1) 111. inen: Fetih — 4 kez (binde 7.1) 112. inen: Mâide — 34 kez (binde 12.1) 113. inen: Tevbe — 30 kez (binde 12) 114. inen: Nasr — 0 kez (binde 0)
← ilk inenson inen →

Ayetler

597 ayet

وَلَقَدْ بَوَّأْنَا بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَ مُبَوَّاَ صِدْقٍ وَرَزَقْنَاهُمْ مِنَ الطَّيِّبَاتِۚ فَمَا اخْتَلَفُوا حَتّٰى جَٓاءَهُمُ الْعِلْمُۜ اِنَّ رَبَّكَ يَقْض۪ي بَيْنَهُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ ف۪يمَا كَانُوا ف۪يهِ يَخْتَلِفُونَ
And olsun ki, İsrailoğullarını iyi bir yere yerleştirdik, onlara temiz rızıklar verdik, kendilerine bir bilgi gelene kadar ayrılığa düşmediler.[93]
فَلَوْلَا كَانَتْ قَرْيَةٌ اٰمَنَتْ فَنَفَعَهَٓا ا۪يمَانُهَٓا اِلَّا قَوْمَ يُونُسَۜ لَمَّٓا اٰمَنُوا كَشَفْنَا عَنْهُمْ عَذَابَ الْخِزْيِ فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَمَتَّعْنَاهُمْ اِلٰى ح۪ينٍ
Bir kent halkı inanmalı değil miydi ki, imanları kendilerine fayda versin! İşte Yunus’un milleti, inandığı zaman, dünya hayatında rezilliği gerektiren azabı onlardan kaldırdık ve onları bir süre daha bu dünyada geçindirdik.[98]
قُلِ انْظُرُوا مَاذَا فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ وَمَا تُغْنِي الْاٰيَاتُ وَالنُّذُرُ عَنْ قَوْمٍ لَا يُؤْمِنُونَ
«Göklerde ve yerde neler var, bir bakın» de. İnanmayacak bir millete ayetler ve uyarmalar fayda vermez.[101]
وَاَنْ اَقِمْ وَجْهَكَ لِلدّ۪ينِ حَن۪يفاًۚ وَلَا تَكُونَنَّ مِنَ الْمُشْرِك۪ينَ
(Muhammed’e) «Yüzünü, doğruya yönelmiş olarak dine çevir, sakın ortak koşanlardan olma; sana fayda da zarar da veremeyecek, Allah’tan başkasına yalvarma; öyle yaparsan şüphesiz, zalimlerden olursun» denildi.[105-106]
وَلَقَدْ اَرْسَلْنَا نُوحاً اِلٰى قَوْمِه۪ۘ اِنّ۪ي لَكُمْ نَذ۪يرٌ مُب۪ينٌۙ
And olsun ki biz Nuh’u kendi milletine gönderdik; «Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım; Allah’tan başkasına kulluk etmeyin; doğrusu ben hakkınızda can yakıcı bir günün azabından korkuyorum» dedi.[25-26]
فَقَالَ الْمَلَأُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْ قَوْمِه۪ مَا نَرٰيكَ اِلَّا بَشَراً مِثْلَنَا وَمَا نَرٰيكَ اتَّبَعَكَ اِلَّا الَّذ۪ينَ هُمْ اَرَاذِلُنَا بَادِيَ الرَّأْيِۚ وَمَا نَرٰى لَكُمْ عَلَيْنَا مِنْ فَضْلٍ بَلْ نَظُنُّكُمْ كَاذِب۪ينَ
Milletinin inkarcı ileri gelenleri: «Senin ancak kendimiz gibi bir insan olduğunu görüyoruz. Daha başlangıçta, sana bizim ayak takımı dışında kimsenin uyduğunu görmüyoruz. Sizin bizden bir üstünlüğünüz yoktur; biz sizi yalancı sanıyoruz» dediler.[27]
قَالَ يَا قَوْمِ اَرَاَيْتُمْ اِنْ كُنْتُ عَلٰى بَيِّنَةٍ مِنْ رَبّ۪ي وَاٰتٰين۪ي رَحْمَةً مِنْ عِنْدِه۪ فَعُمِّيَتْ عَلَيْكُمْۜ اَنُلْزِمُكُمُوهَا وَاَنْتُمْ لَهَا كَارِهُونَ
Nuh: «Ey milletim! Rabbimin katından bir delilim bulunsa ve bana yine katından bir rahmet vermiş de bunlar sizden gizlenmiş olsa, söyleyin bana, hoşlanmadığınız halde zorla sizi bunlara mecbur mu ederiz?» dedi.[28]
وَيَا قَوْمِ لَٓا اَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مَالاًۜ اِنْ اَجْرِيَ اِلَّا عَلَى اللّٰهِ وَمَٓا اَنَا۬ بِطَارِدِ الَّذ۪ينَ اٰمَنُواۜ اِنَّهُمْ مُلَاقُوا رَبِّهِمْ وَلٰكِنّ۪ٓي اَرٰيكُمْ قَوْماً تَجْهَلُونَ
«Ey milletim! Buna karşılık ben sizden bir mal da istemiyorum. Benim ücretim Allah’a aittir; inananları da kovacak değilim; çünkü onlar Rableriyle karşılaşacaklar; fakat ben sizi cahil bir millet olarak görüyorum.»[29]
وَيَا قَوْمِ مَنْ يَنْصُرُن۪ي مِنَ اللّٰهِ اِنْ طَرَدْتُهُمْۜ اَفَلَا تَذَكَّرُونَ
«Ey milletim! Onları kovarsam, Allah’a karşı beni kim savunur? Düşünmez misiniz?»[30]
وَاُو۫حِيَ اِلٰى نُوحٍ اَنَّهُ لَنْ يُؤْمِنَ مِنْ قَوْمِكَ اِلَّا مَنْ قَدْ اٰمَنَ فَلَا تَبْتَئِسْ بِمَا كَانُوا يَفْعَلُونَۚ
Nuh’a, «Senin milletinden, inanmış olanlardan başkası inanmayacaktır; onların yapageldiklerine üzülme; nezaretimiz altında, sana bildirdiğimiz gibi gemiyi yap. Haksızlık yapanlar için Bana baş vurma, çünkü onlar suda boğulacaklardır» diye Allah tarafından vahyolundu.[36-37]
وَيَصْنَعُ الْفُلْكَ وَكُلَّمَا مَرَّ عَلَيْهِ مَلَاٌ مِنْ قَوْمِه۪ سَخِرُوا مِنْهُۜ قَالَ اِنْ تَسْخَرُوا مِنَّا فَاِنَّا نَسْخَرُ مِنْكُمْ كَمَا تَسْخَرُونَۜ
Gemiyi yaparken, milletinin inkarcı ileri gelenleri yanına uğradıkça onunla alay ederlerdi. O da: «Bizimle alay ediyorsunuz ama, alay ettiğiniz gibi biz de sizinle alay edeceğiz; rezil edecek olan azabın kime geleceğini ve kime sürekli azabın ineceğini göreceksiniz» dedi.[38-39]
فَسَوْفَ تَعْلَمُونَۙ مَنْ يَأْت۪يهِ عَذَابٌ يُخْز۪يهِ وَيَحِلُّ عَلَيْهِ عَذَابٌ مُق۪يمٌ
Gemiyi yaparken, milletinin inkarcı ileri gelenleri yanına uğradıkça onunla alay ederlerdi. O da: «Bizimle alay ediyorsunuz ama, alay ettiğiniz gibi biz de sizinle alay edeceğiz; rezil edecek olan azabın kime geleceğini ve kime sürekli azabın ineceğini göreceksiniz» dedi.[38-39]
وَق۪يلَ يَٓا اَرْضُ ابْلَع۪ي مَٓاءَكِ وَيَا سَمَٓاءُ اَقْلِع۪ي وَغ۪يضَ الْمَٓاءُ وَقُضِيَ الْاَمْرُ وَاسْتَوَتْ عَلَى الْجُودِيِّ وَق۪يلَ بُعْداً لِلْقَوْمِ الظَّالِم۪ينَ
Yere, «Suyunu çek!», göğe, «Ey gök sen de tut!» denildi. Su çekildi, iş de bitti; gemi Cudi’ye oturdu. «Haksızlık yapan millet Allah’ın rahmetinden uzak olsun» denildi.[44]
تِلْكَ مِنْ اَنْـبَٓاءِ الْغَيْبِ نُوح۪يهَٓا اِلَيْكَۚ مَا كُنْتَ تَعْلَمُهَٓا اَنْتَ وَلَا قَوْمُكَ مِنْ قَبْلِ هٰذَاۜۛ فَاصْبِرْۜۛ اِنَّ الْعَاقِبَةَ لِلْمُتَّق۪ينَ۟
Bunlar sana vahyettiğimiz bilinmeyen olaylardır. Sen de, milletin de daha önce bunları bilmezdiniz. Sabret, sonuç, Allah’tan sakınanlarındır.[49]
وَاِلٰى عَادٍ اَخَاهُمْ هُوداًۜ قَالَ يَا قَوْمِ اعْبُدُوا اللّٰهَ مَا لَكُمْ مِنْ اِلٰهٍ غَيْرُهُۜ اِنْ اَنْتُمْ اِلَّا مُفْتَرُونَ
Ad milletine kardeşleri Hud’u gönderdik. Şöyle dedi: «Ey milletim! Allah’a kulluk edin. O’ndan başka tanrınız yoktur; yoksa sadece yalan uyduran kimseler olursunuz.»[50]
يَا قَوْمِ لَٓا اَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ اَجْراًۜ اِنْ اَجْرِيَ اِلَّا عَلَى الَّذ۪ي فَطَرَن۪يۜ اَفَلَا تَعْقِلُونَ
«Ey milletim! Buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak beni yaratana aittir. Akletmez misiniz?»[51]
وَيَا قَوْمِ اسْتَغْفِرُوا رَبَّكُمْ ثُمَّ تُوبُٓوا اِلَيْهِ يُرْسِلِ السَّمَٓاءَ عَلَيْكُمْ مِدْرَاراً وَيَزِدْكُمْ قُوَّةً اِلٰى قُوَّتِكُمْ وَلَا تَتَوَلَّوْا مُجْرِم۪ينَ
«Ey milletim! Rabbinizden mağfiret dileyin, sonra O’na tevbe edin ki size gökten bol bol yağmur göndersin, kuvvetinize kuvvet katsın; suçlular olarak yüz çevirmeyin.»[52]
اِنّ۪ي تَوَكَّلْتُ عَلَى اللّٰهِ رَبّ۪ي وَرَبِّكُمْۜ مَا مِنْ دَٓابَّةٍ اِلَّا هُوَ اٰخِذٌ بِنَاصِيَتِهَاۜ اِنَّ رَبّ۪ي عَلٰى صِرَاطٍ مُسْتَق۪يمٍ
Bir kısım tanrılarımız seni çarpmıştır, demekten başka birşey demeyiz» dediler. Hud: «Doğrusu ben Allah’ı şahit tutuyorum; siz de şahit olun ki ben O’nu bırakıp koştuğunuz ortaklardan uzağım. Hepiniz bana tuzak kurun sonra da ertelemeyin. Ben, ancak benim de sizin de Rabbiniz olan Allah’a güvenirim. Hiçbir canlı yoktur ki Allah ona el koymamış bulunsun. Rabbim elbette doğru yoldadır. Eğer yüz çevirirseniz, şüphesiz ben size benimle gönderileni bildirdim. Rabbim sizden başka bir milleti yerinize getirebilir, O’na bir şey de yapamazsınız. Doğrusu Rabbim herşeyi koruyandır» dedi.[54-57]
فَاِنْ تَوَلَّوْا فَقَدْ اَبْلَغْتُكُمْ مَٓا اُرْسِلْتُ بِه۪ٓ اِلَيْكُمْۜ وَيَسْتَخْلِفُ رَبّ۪ي قَوْماً غَيْرَكُمْۚ وَلَا تَضُرُّونَهُ شَيْـٔاًۜ اِنَّ رَبّ۪ي عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ حَف۪يظٌ
Bir kısım tanrılarımız seni çarpmıştır, demekten başka birşey demeyiz» dediler. Hud: «Doğrusu ben Allah’ı şahit tutuyorum; siz de şahit olun ki ben O’nu bırakıp koştuğunuz ortaklardan uzağım. Hepiniz bana tuzak kurun sonra da ertelemeyin. Ben, ancak benim de sizin de Rabbiniz olan Allah’a güvenirim. Hiçbir canlı yoktur ki Allah ona el koymamış bulunsun. Rabbim elbette doğru yoldadır. Eğer yüz çevirirseniz, şüphesiz ben size benimle gönderileni bildirdim. Rabbim sizden başka bir milleti yerinize getirebilir, O’na bir şey de yapamazsınız. Doğrusu Rabbim herşeyi koruyandır» dedi.[54-57]
وَاُتْبِعُوا ف۪ي هٰذِهِ الدُّنْيَا لَعْنَةً وَيَوْمَ الْقِيٰمَةِۜ اَلَٓا اِنَّ عَاداً كَفَرُوا رَبَّهُمْۜ اَلَا بُعْداً لِعَادٍ قَوْمِ هُودٍ۟
Bu dünyada da, kıyamet gününde de lanete uğradılar. Bilin ki Ad milleti Rablerini inkar etti ve yine bilin ki Hud’un milleti Ad Allah’ın rahmetinden uzaklaştı.[60]
Yükleniyor...