ك
1.061ayette
1.461kez geçiyor
97/114surede
2farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %72 · Medenî %28
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Alak 1
1. inen sure
En çok geçtiği sure
Bakara
93 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Senin Rabbin 229
Sana 151
Onun gibi 121
Kesinlikle sen 56
-mak gibi 56
Senin üzerine 56
Senden önce 32
Sana geldi 18
Senden 14
Seni gönderdik 13
Sana kavrattı 13
Örnek gibi 12
Sana sorarlar 11
Seninle beraber 11
Diğer 419 anlam
-an kimseler gibi 9
Kimse gibi 9
-ması gibi 9
Senin katında 9
Senin canın 9
Kavmin 9
Senin sübhanın 8
Yüzün 7
Katın 7
Senin kulların 7
Seni görürüz 7
-an kimse gibi 6
Sana geldiler 6
Seni hüzünlendirmesin 5
Senin elin 5
Öyleyse kesinlikle sen 5
Kendiliğinden sana uydu 5
Ve seninle ... arası 5
Ve sana 4
Senin halkın 4
Ve senin Rabbin 4
Sana dokunur 4
Seni yalanlarlar 4
Sadrın 4
Kesinlikle sana göstereceğiz 4
Umulur ki sen 4
Ve onun gibi 4
Senden acele isterler 4
Senin kanadın 4
Senle 4
Sağ elin 4
Kalbin 3
Senin ayetlerin 3
Ve sana sorarlar 3
Sana gelirler 3
Ara vermemesi gibi 3
Seni yalanladılar 3
Sana isabet etti 3
Seni kıldık 3
Sana mani oldu 3
Senin yolun 3
Sana uydu 3
Sana getirirler 3
Asân 3
Kesinlikle seni vefat ettireceğiz 3
Ve senin ehlin 3
Sana getirdik 3
Senin iki gözün 3
Sen 3
Tortu gibi 3
Annen 3
Sana kavratır 3
Seninle biatlaşırlar 3
gibi 2
Ve senin eşin 2
Senin ilahın 2
Seni hayrete düşürür 2
Seni müjdeler 2
Senin ayetin 2
Biçim gibi 2
Seni hakem tayin ederler 2
Seni saptırırlar 2
Sana zarar verirler 2
Sana fikrini sorarlar 2
Senden ister 2
Seni fitnelerler 2
Seni hayrete düşürdü 2
Seni zannederiz 2
Asân ile 2
Yararlı hayvanlar gibi 2
Kesinlikle seni kışkırtır 2
Seni çıkardı 2
Senin evin 2
Sana yeter 2
Senden izin ister 2
Sana isabet eder 2
Seni hayrete düşürmesin 2
Senden izin isterler 2
Su gibi 2
Senin rahmetinle 2
Ve kesinlikle sen 2
Senin karın 2
Senin gönlün 2
Senin yüz kızartıcı suçunu 2
Kesinlikle sen mi? 2
Ağaç gibi 2
Sonra kesinlikle sen 2
Seni müjdeleriz 2
Ömrün 2
Sana verdik 2
Senin Rabbine and olsun ki 2
Sana gelir 2
Anlık bakışması gibi 2
Senin dışında 2
Seninle ... arası 2
Seni zannederim 2
Seni yaratttı 2
Senin bahçen 2
Senin dilin ile 2
Seni edinirler 2
Senin cebin 2
Senin nimetin 2
Sana getiririm 2
İkisi seninle uğraştı 2
Senin eşlerine 2
Senin eşlerin 2
Sivri dağlar gibi 2
Senin yüz kızartıcı suçun 2
Yün gibi 2
Ve seni buldu 2
gibidir 1
Sağanak yağmur gibi 1
Hamd ile 1
Seni 1
Asân yardımıyla 1
Taşlar gibi 1
Seni kılan 1
Senin ataların 1
Onlara karşı sana yetecek 1
Hemen kesinlikle seni döndüreceğiz 1
Kıblen 1
Sevmek gibi 1
Sana sordu 1
Sizin anmanız gibi 1
Senin yiyeceğin 1
Ve senin içeceğin 1
Senin eşeğin 1
Seni kılmamız için 1
Senin bağışlaman 1
Seninle tartıştılar 1
Senin iraden ile 1
Kadın gibi 1
Seni seçip ayırdı 1
Ve seni temizledi 1
Ve seni seçip ayırdı 1
Senin Rabbine 1
Seni vefat ettiren 1
Ve seni yükselten 1
Ve seni temizleyen 1
Kendiliğinden sana uydular 1
Seninle tartıştı 1
Senin çevren 1
Senin elçilerin 1
Kesinlikle seni aldatmasın 1
And olsun ki senin Rabbin 1
Çekinmek gibi 1
Sana gösterdi 1
Ve sana öğretti 1
Askıya alınmış gibi 1
Kesinlikle seni öldüreceğim 1
Seni öldürmem için 1
Ve senin kötülüğün 1
Seni savunur 1
Senin annen 1
Seni destekledim 1
Sana öğrettim 1
Seninle mücadele ederler 1
Kesinlikle seni hüzünlendirir 1
Senin hesaplaşman 1
Kesinlikle sana unutturacak 1
Seni görüyorum 1
Ve kavmin 1
Sana emrettim 1
Kesinlikle seni çıkaracağız 1
Ve seni bırakır 1
Ve senin ilahların 1
Seni seçip ayırdım 1
Sana verdim 1
Senin rahmetin 1
Senin fitnen 1
Senin ...man gibi 1
seninle tartışıyorlardı 1
Seni sabitlemeleri için 1
Seni öldürürler 1
Seni çıkarırlar 1
Sana onları gösterir 1
Uyuman 1
Seni aldatırlar 1
Seni destekledi 1
Senin hıyanetin 1
Seninle komşuluk etmek istedi 1
Sana kendiliğinden uydular 1
Seni ayıplar 1
Seni döndürdü 1
Hemen senden izin istediler 1
Senden izin istedi 1
Namazın 1
Senden haber isterler 1
Seni kurtarırız 1
Bedeninle 1
Senin arkan 1
Sana fayda eder 1
Sana zarar verir 1
Sana irade eder 1
Kör gibi 1
Dağlar gibi 1
Suyun 1
Senin vaadin 1
Sana öğüt veririrm 1
Senden isterim 1
Seninle üzerine 1
Sözün 1
Seni deşifre etti 1
Senin kızların 1
Namazın mı? 1
Sana emreder 1
Senin silahlı birliğin 1
Öyleyse seni taşladık 1
Ve sana geldi 1
Senin rüyan 1
Erkek kardeşlerin 1
Seni seçer 1
Ve sana öğretir 1
Senin anne baban 1
Senin ailen 1
Erkek kardeşin 1
Senin oğlun 1
Seni yeğledi 1
Senin sapkınlığın 1
Açan gibi 1
Onun yaratılması gibi 1
Sana gelen 1
Senin için 1
Kül gibi 1
Senin çağırman 1
Seni müjdeledik 1
Ve sana getirdik 1
Sana yasaklarız 1
Şey gibi 1
Sana yettik 1
Sabrın 1
Kitabın 1
Canın 1
Senin boynun 1
Sana gösterdik 1
Sana söylüyorum, gördün mü? 1
Sesinle 1
Senin atınla 1
Ve senin piyaden 1
Öyleyse elbette seni edindiler 1
Seni sabitledik 1
Öyleyse sana tattırdık 1
Seni tedirgin ederler 1
Seni çıkarmaları için 1
Senin çaprazın 1
Seni gönderir 1
Senin yukarı çıkmana 1
Namazında 1
Seni seviyelendirdi 1
Kendiliğimden sana uyarım 1
Sana sordum 1
Sana yakında haber vereceğim 1
ve sana soruyorlar 1
Kılarız 1
Senin çağırman sebebiyle 1
Seni yarattım 1
Senin altın 1
Senin baban 1
Sana yol gösteririm 1
Kesinlikle seni taşlayacağım 1
İki ayakkabın 1
Seni seçtim 1
Kesinlikle seni alıkoymasın 1
Sana göstermemiz için 1
Seni tesbih ederiz 1
Ve seni anarız 1
Senin isteğin 1
Kız kardeşin 1
Hemen onu döndürürsünüz 1
Hemen seni kurtardık 1
Ve seni fitneledik 1
Ve seni yetiştirdim 1
Ve erkek kardeşin 1
Senin sihrin yardımıyla 1
Kesinlikle sana getireceğiz 1
Seni yeğleriz 1
Seni acele ettirdi 1
Senden sonra 1
Sana vaat etmek 1
Hemen onun gibi 1
Senin amacın 1
Ve senin eşin için 1
Ve sen 1
Sana gösteririm 1
Senin ehlin 1
Senden isteriz 1
Sana rızık veririz 1
Seni gördü 1
Sen Subhansın 1
Dürmek gibi 1
Senin iki elin 1
Bin gibi 1
Kesinlikle seninle çekişirler 1
Seninle mücadele ettiler 1
Sana gösteririz 1
Abajur gibi 1
Serap gibi 1
Karanlıklar gibi 1
Senden izin istediler 1
Çağırmak gibi 1
Seni gördüler 1
Seni büyüttük 1
Senin yapman 1
Kesinlikle seni kılacağım 1
Sana getirdim 1
Dik yamaçlı dağ gibi 1
Senin aşiretin 1
Sana isyan ettiler 1
Seni görür 1
Ve senin dönmen 1
Ve sana getirdim 1
Senin makamın 1
Senin bakışın 1
Senin tahtın 1
Seni öldürmeleri için 1
Seni çağırır 1
Sana karşılık vermesi için 1
Seni evlendiririm 1
Senin pazın 1
Kardeşinle 1
Sana verdi 1
Senin payın 1
Seni geri döndüren 1
Kesinlikle seni alıkoymasınlar 1
Azap gibi 1
Seni kurtaranlar 1
Sağ elinle 1
Sizin korkmanız gibi 1
Kesinlikle seni hafife almasın 1
Ve senin anne-babana 1
Yanağın 1
Senin yürümen 1
Sesin 1
Can gibi 1
Gölgelikler gibi 1
Ve senden 1
Biri gibi 1
Senin eşin 1
Seni onunla eşleştirdik 1
Amcan 1
Senin halaların 1
Dayın 1
Senin teyzelerin 1
Ve kızlar 1
Kesinlikle seni bulaştıracağız 1
Seninle komşu olarak kalırlar 1
Havuzlar gibi 1
Sana haber verir 1
Mola yeri gibi 1
Seni boğazlarım 1
Senin Rabbin için mi? 1
Sana zulmetti 1
Senin koyunun 1
Seni saptırması sebebiyle 1
Bozanlar gibi 1
Ahlaksızlar gibi 1
Ayağını 1
Senin elinle 1
Öyleyse senin etkinliğine andolsun ki 1
Küfrün ile 1
Seni korkuturlar 1
Senin işin 1
Seni aldatmasın 1
Sana duyurduk 1
Onun benzeri gibi 1
Ve kavmin için 1
Kaynamak gibi 1
Sana vay 1
Senin kasaban 1
Öyleyse sana onları gösterdik 1
Ve sana yol gösterir 1
Ve sana yardım eder 1
Ekin gibi 1
Açıkça söylemek gibi 1
Seni çağırırlar 1
Senin kapağın 1
Görme organın 1
Çürümüş gbi 1
Ufalanmış gibi 1
İçindeki boşlukları çok olan gibi 1
Kızarmış yağ gibi 1
Benzerleri gibi 1
Boyut gibi 1
Seninle mücadele eder 1
Sana sağlık dilediler 1
Sana sağlık diler 1
Sana isyan ederler 1
Ve seni bıraktılar 1
Sana haber verdi 1
Devşirilmiş gibi 1
Suç işleyenler gibi 1
Arkadaş gibi 1
Seni kaydırırlar 1
Sana karşı 1
Ve senin üniformaların 1
Ve Rabbin için 1
Senin dilin 1
Köşk gibi 1
Ve sana yol gösteririm 1
Seni aldattı 1
Senin Rabbinin yardımıyla 1
Hemn seni seviyelendirdi 1
Hemen seni dengeledi 1
Seni terkib etti 1
Yakında seni okutacağız 1
Ve sana kolaylaştırırız 1
Ve sana veda etti 1
Sana bağışlar 1
Seni bulur 1
Yükün 1
Sırtın 1
Senin anılman 1
Seni yalanlar 1
Pervane gibi 1
Ufalanmış ekin gibi 1
sana verdik 1
Senin Rabbin için 1
Sana kinlenen 1
Senin Rabbini 1
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
“Onun gibi” ✕ Süzgeci kaldır
120 ayet
كَذٰلِكَ
حَقَّتْ
كَلِمَتُ
رَبِّكَ
عَلَى
الَّذ۪ينَ
فَسَقُٓوا
اَنَّهُمْ
لَا
يُؤْمِنُونَ
Böylece, fasık olanların inanmayacaklarına dair Rabbinin söylediği söz gerçekleşti.[33]
بَلْ
كَذَّبُوا
بِمَا
لَمْ
يُح۪يطُوا
بِعِلْمِه۪
وَلَمَّا
يَأْتِهِمْ
تَأْو۪يلُهُۜ
كَذٰلِكَ
كَذَّبَ
الَّذ۪ينَ
مِنْ
قَبْلِهِمْ
فَانْظُرْ
كَيْفَ
كَانَ
عَاقِبَةُ
الظَّالِم۪ينَ
Onlar, ilmini kavrayamadıkları ve henüz yorumu da kendilerine bildirilmemiş olan şeyi yalanladılar. Onlardan öncekiler de böylece yalanlamışlardı. Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak.[39]
ثُمَّ
بَعَثْنَا
مِنْ
بَعْدِه۪
رُسُلاً
اِلٰى
قَوْمِهِمْ
فَجَٓاؤُ۫هُمْ
بِالْبَيِّنَاتِ
فَمَا
كَانُوا
لِيُؤْمِنُوا
بِمَا
كَذَّبُوا
بِه۪
مِنْ
قَبْلُۜ
كَذٰلِكَ
نَطْبَعُ
عَلٰى
قُلُوبِ
الْمُعْتَد۪ينَ
Sonra onun ardından milletlere peygamberler gönderdik, onlara belgeler getirdiler. Diğerlerinin daha önce yalan saymış olduklarına bunlar da inanmadılar. Aşırı gidenlerin kalblerini işte böylece mühürleriz.[74]
ثُمَّ
نُنَجّ۪ي
رُسُلَنَا
وَالَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
كَذٰلِكَۚ
حَقاًّ
عَلَيْنَا
نُنْجِ
الْمُؤْمِن۪ينَ۟
Sonra Biz, peygamberlerimizi ve inananları böylece kurtarırız, inananları (verdiğimiz söz gereğince) kurtarmamız Bize haktır.[103]
وَكَذٰلِكَ
اَخْذُ
رَبِّكَ
اِذَٓا
اَخَذَ
الْقُرٰى
وَهِيَ
ظَالِمَةٌۜ
اِنَّ
اَخْذَهُٓ
اَل۪يمٌ
شَد۪يدٌ
Allah, kasabaların zalim halkını yakalayınca, böyle yakalar; yakalaması da şiddetli ve elimdir.[102]
وَقَالَ
الَّذِي
اشْتَرٰيهُ
مِنْ
مِصْرَ
لِامْرَاَتِه۪ٓ
اَكْرِم۪ي
مَثْوٰيهُ
عَسٰٓى
اَنْ
يَنْفَعَنَٓا
اَوْ
نَتَّخِذَهُ
وَلَداًۜ
وَكَذٰلِكَ
مَكَّنَّا
لِيُوسُفَ
فِي
الْاَرْضِۘ
وَلِنُعَلِّمَهُ
مِنْ
تَأْو۪يلِ
الْاَحَاد۪يثِۜ
وَاللّٰهُ
غَالِبٌ
عَلٰٓى
اَمْرِه۪
وَلٰكِنَّ
اَكْثَرَ
النَّاسِ
لَا
يَعْلَمُونَ
Mısır’da onu satın alan kimse karısına: «Ona güzel bak, belki bize faydası olur yahut ta onu evlat ediniriz» dedi. Biz işte böylece Yusuf’u o yere yerleştirdik; ona, rüyaların nasıl yorumlanacağını öğrettik. Allah, işinde hakimdir, fakat insanların çoğu bunu bilmezler.[21]
وَلَمَّا
بَلَغَ
اَشُدَّهُٓ
اٰتَيْنَاهُ
حُكْماً
وَعِلْماًۜ
وَكَذٰلِكَ
نَجْزِي
الْمُحْسِن۪ينَ
Erginlik çağına erince ona hikmet ve bilgi verdik. İyi davrananları böyle mükafatlandırırız.[22]
وَلَقَدْ
هَمَّتْ
بِه۪ۗ
وَهَمَّ
بِهَاۚ
لَوْلَٓا
اَنْ
رَاٰ
بُرْهَانَ
رَبِّه۪ۜ
كَذٰلِكَ
لِنَصْرِفَ
عَنْهُ
السُّٓوءَ
وَالْفَحْشَٓاءَۜ
اِنَّهُ
مِنْ
عِبَادِنَا
الْمُخْلَص۪ينَ
And olsun ki kadın Yusuf’a karşı istekli idi; Rabbin’den bir işaret görmeseydi Yusuf da onu isteyecekti. İşte ondan kötülüğü ve fenalığı böylece engelledik. Doğrusu o bizim çok samimi kullarımızdandır.[24]
وَكَذٰلِكَ
مَكَّنَّا
لِيُوسُفَ
فِي
الْاَرْضِۚ
يَتَبَوَّاُ
مِنْهَا
حَيْثُ
يَشَٓاءُۜ
نُص۪يبُ
بِرَحْمَتِنَا
مَنْ
نَشَٓاءُ
وَلَا
نُض۪يعُ
اَجْرَ
الْمُحْسِن۪ينَ
Yusuf’u böylece o memlekete yerleştirdik; istediği yerlerde oturabilirdi. Rahmetimizi tıpkı bu misalde olduğu gibi istediğimize veririz; iyi davrananların ecrini zayi etmeyiz.[56]
قَالُوا
جَزَٓاؤُ۬هُ
مَنْ
وُجِدَ
ف۪ي
رَحْلِه۪
فَهُوَ
جَزَٓاؤُ۬هُۜ
كَذٰلِكَ
نَجْزِي
الظَّالِم۪ينَ
«Cezası, kimin yükünde bulunursa, ceza olarak ona el konulur; biz zalimleri böyle cezalandırırız» dediler.[75]
فَبَدَاَ
بِاَوْعِيَتِهِمْ
قَبْلَ
وِعَٓاءِ
اَخ۪يهِ
ثُمَّ
اسْتَخْرَجَهَا
مِنْ
وِعَٓاءِ
اَخ۪يهِۜ
كَذٰلِكَ
كِدْنَا
لِيُوسُفَۜ
مَا
كَانَ
لِيَأْخُذَ
اَخَاهُ
ف۪ي
د۪ينِ
الْمَلِكِ
اِلَّٓا
اَنْ
يَشَٓاءَ
اللّٰهُۜ
نَرْفَعُ
دَرَجَاتٍ
مَنْ
نَشَٓاءُۜ
وَفَوْقَ
كُلِّ
ذ۪ي
عِلْمٍ
عَل۪يمٌ
Yusuf kardeşinin yükünden önce onlarınkini aramaya başladı; sonra kardeşinin yükünden su kabını çıkardı. İşte biz Yusuf’a böyle bir plan kullanmasını vahyettik. Çünkü hükümdarın kanunlarına göre kardeşini alıkoyamazdı, meğer ki Allah dileye. Dilediğimizi derecelerle yükseltiriz. Her ilim sahibinden üstün bir bilen bulunur.[76]
اَنْزَلَ
مِنَ
السَّمَٓاءِ
مَٓاءً
فَسَالَتْ
اَوْدِيَةٌ
بِقَدَرِهَا
فَاحْتَمَلَ
السَّيْلُ
زَبَداً
رَابِياًۜ
وَمِمَّا
يُوقِدُونَ
عَلَيْهِ
فِي
النَّارِ
ابْتِغَٓاءَ
حِلْيَةٍ
اَوْ
مَتَاعٍ
زَبَدٌ
مِثْلُهُۜ
كَذٰلِكَ
يَضْرِبُ
اللّٰهُ
الْحَقَّ
وَالْبَاطِلَۜ
فَاَمَّا
الزَّبَدُ
فَيَذْهَبُ
جُفَٓاءًۚ
وَاَمَّا
مَا
يَنْفَعُ
النَّاسَ
فَيَمْكُثُ
فِي
الْاَرْضِۜ
كَذٰلِكَ
يَضْرِبُ
اللّٰهُ
الْاَمْثَالَۜ
Allah gökten su indirir, dereler onunla dolar taşar. Sel, üste çıkan köpüğü alır götürür. Süslenmek veya faydalanmak için ateşte erittiklerinizin üzerinde de buna benzer bir köpük vardır. Allah, hak ve batıl için şöyle misal verir: Köpük uçup gider, insanlara fayda veren ise yerde kalır. Allah bunun gibi daha nice misaller verir.[17]
كَذٰلِكَ
اَرْسَلْنَاكَ
ف۪ٓي
اُمَّةٍ
قَدْ
خَلَتْ
مِنْ
قَبْلِهَٓا
اُمَمٌ
لِتَتْلُوَ۬ا
عَلَيْهِمُ
الَّـذ۪ٓي
اَوْحَيْنَٓا
اِلَيْكَ
وَهُمْ
يَكْفُرُونَ
بِالرَّحْمٰنِۜ
قُلْ
هُوَ
رَبّ۪ي
لَٓا
اِلٰهَ
اِلَّا
هُوَۚ
عَلَيْهِ
تَوَكَّلْتُ
وَاِلَيْهِ
مَتَابِ
Sana vahyettiğimizi okuman için, seni de onlardan önce nice ümmetlerin gelip geçtiği bir ümmete gönderdik; o ümmet merhametli olan Allah’ı inkar eder; de ki: «O benim Rabbim’dir, O’ndan başka Tanrı yoktur, yalnız O’na güvenirim, dönüşüm de O’nadır.»[30]
وَكَذٰلِكَ
اَنْزَلْنَاهُ
حُكْماً
عَرَبِياًّۜ
وَلَئِنِ
اتَّبَعْتَ
اَهْوَٓاءَهُمْ
بَعْدَ مَا
جَٓاءَكَ
مِنَ
الْعِلْمِۙ
مَا
لَكَ
مِنَ
اللّٰهِ
مِنْ
وَلِيٍّ
وَلَا
وَاقٍ۟
Böylece Biz Kuran’ı Arapça bir hüküm ve hikmet olarak indirdik. Sana ilim geldikten sonra onların heveslerine uyarsan, and olsun ki, Allah katında sana bir dost ve seni koruyan çıkmaz.[37]
كَذٰلِكَ
نَسْلُكُهُ
ف۪ي
قُلُوبِ
الْمُجْرِم۪ينَۙ
Aynı şekilde biz de Kitap’ı suçluların kalblerine sokarız, ama ona yine de inanmazlar. Oysa kendilerinden öncekilerin uğradıkları meydandadır.[12-13]
جَنَّاتُ
عَدْنٍ
يَدْخُلُونَهَا
تَجْر۪ي
مِنْ
تَحْتِهَا
الْاَنْهَارُ
لَهُمْ
ف۪يهَا
مَا
يَشَٓاؤُ۫نَۜ
كَذٰلِكَ
يَجْزِي
اللّٰهُ
الْمُتَّق۪ينَۙ
İçlerinden ırmaklar akan Adn cennetlerine girerler. Orada, diledikleri kendilerine verilir. Allah sakınanları böylece mükafatlandırır.[31]
هَلْ
يَنْظُرُونَ
اِلَّٓا
اَنْ
تَأْتِيَهُمُ
الْمَلٰٓئِكَةُ
اَوْ
يَأْتِيَ
اَمْرُ
رَبِّكَۜ
كَذٰلِكَ
فَعَلَ
الَّذ۪ينَ
مِنْ
قَبْلِهِمْۜ
وَمَا
ظَلَمَهُمُ
اللّٰهُ
وَلٰكِنْ
كَانُٓوا
اَنْفُسَهُمْ
يَظْلِمُونَ
Onlar kendilerine yalnız meleklerin veya senin Rabbinin buyruğunun gelmesini mi bekliyorlar? Onlardan öncekiler de böyle yapmışlardı. Allah onlara zulmetmemişti, ama onlar kendilerine yazık ediyorlardı.[33]
وَقَالَ
الَّذ۪ينَ
اَشْرَكُوا
لَوْ
شَٓاءَ
اللّٰهُ
مَا
عَبَدْنَا
مِنْ
دُونِه۪
مِنْ
شَيْءٍ
نَحْنُ
وَلَٓا
اٰبَٓاؤُ۬نَا
وَلَا
حَرَّمْنَا
مِنْ
دُونِه۪
مِنْ
شَيْءٍۜ
كَذٰلِكَ
فَعَلَ
الَّذ۪ينَ
مِنْ
قَبْلِهِمْۚ
فَهَلْ
عَلَى
الرُّسُلِ
اِلَّا
الْبَلَاغُ
الْمُب۪ينُ
Allah’a eş koşanlar: «Allah dileseydi O’ndan başka hiçbir şeye ne biz ve ne de babalarımız tapardı. O’nun buyruğu olmaksızın hiçbir şeyi haram kılmazdık» dediler. Kendilerinden öncekiler de böyle yapmıştı. Peygamberlere apaçık tebliğden başka ne vazife düşer?[35]
وَاللّٰهُ
جَعَلَ
لَكُمْ
مِمَّا
خَلَقَ
ظِلَالاً
وَجَعَلَ
لَكُمْ
مِنَ
الْجِبَالِ
اَكْنَاناً
وَجَعَلَ
لَكُمْ
سَرَاب۪يلَ
تَق۪يكُمُ
الْحَرَّ
وَسَرَاب۪يلَ
تَق۪يكُمْ
بَأْسَكُمْۜ
كَذٰلِكَ
يُتِمُّ
نِعْمَتَهُ
عَلَيْكُمْ
لَعَلَّكُمْ
تُسْلِمُونَ
Allah yarattıklarından size gölgeler yapmış; dağlarda sığınacağınız barınaklar var etmiş, sizi sıcaktan koruyacak elbiseler, harpte sizi koruyacak zırhlar vermiştir. Size olan nimetini müslüman olasınız diye işte bu şekilde tamamlamaktadır.[81]
وَكَذٰلِكَ
بَعَثْنَاهُمْ
لِيَتَسَٓاءَلُوا
بَيْنَهُمْۜ
قَالَ
قَٓائِلٌ
مِنْهُمْ
كَمْ
لَبِثْتُمْۜ
قَالُوا
لَبِثْنَا
يَوْماً
اَوْ
بَعْضَ
يَوْمٍۜ
قَالُوا
رَبُّكُمْ
اَعْلَمُ
بِمَا
لَبِثْتُمْ
فَابْعَثُٓوا
اَحَدَكُمْ
بِوَرِقِكُمْ
هٰذِه۪ٓ
اِلَى
الْمَد۪ينَةِ
فَلْيَنْظُرْ
اَيُّهَٓا
اَزْكٰى
طَعَاماً
فَلْيَأْتِكُمْ
بِرِزْقٍ
مِنْهُ
وَلْيَتَلَطَّفْ
وَلَا
يُشْعِرَنَّ
بِكُمْ
اَحَداً
Birbirlerine sorsunlar diye onları uyandırdık. İçlerinden biri: «Ne kadar kaldınız?» dedi. «Bir gün veya daha az bir müddet kaldık» dediler. «Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir. Paranızla birinizi şehre gönderin, sakın sizi kimseye duyurmasın» dediler.[19]
Yükleniyor...