ك
1.061ayette
1.461kez geçiyor
97/114surede
2farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %72 · Medenî %28
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Alak 1
1. inen sure
En çok geçtiği sure
Bakara
93 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Senin Rabbin 229
Sana 151
Onun gibi 121
Kesinlikle sen 56
-mak gibi 56
Senin üzerine 56
Senden önce 32
Sana geldi 18
Senden 14
Seni gönderdik 13
Sana kavrattı 13
Örnek gibi 12
Sana sorarlar 11
Seninle beraber 11
Diğer 419 anlam
-an kimseler gibi 9
Kimse gibi 9
-ması gibi 9
Senin katında 9
Senin canın 9
Kavmin 9
Senin sübhanın 8
Yüzün 7
Katın 7
Senin kulların 7
Seni görürüz 7
-an kimse gibi 6
Sana geldiler 6
Seni hüzünlendirmesin 5
Senin elin 5
Öyleyse kesinlikle sen 5
Kendiliğinden sana uydu 5
Ve seninle ... arası 5
Ve sana 4
Senin halkın 4
Ve senin Rabbin 4
Sana dokunur 4
Seni yalanlarlar 4
Sadrın 4
Kesinlikle sana göstereceğiz 4
Umulur ki sen 4
Ve onun gibi 4
Senden acele isterler 4
Senin kanadın 4
Senle 4
Sağ elin 4
Kalbin 3
Senin ayetlerin 3
Ve sana sorarlar 3
Sana gelirler 3
Ara vermemesi gibi 3
Seni yalanladılar 3
Sana isabet etti 3
Seni kıldık 3
Sana mani oldu 3
Senin yolun 3
Sana uydu 3
Sana getirirler 3
Asân 3
Kesinlikle seni vefat ettireceğiz 3
Ve senin ehlin 3
Sana getirdik 3
Senin iki gözün 3
Sen 3
Tortu gibi 3
Annen 3
Sana kavratır 3
Seninle biatlaşırlar 3
gibi 2
Ve senin eşin 2
Senin ilahın 2
Seni hayrete düşürür 2
Seni müjdeler 2
Senin ayetin 2
Biçim gibi 2
Seni hakem tayin ederler 2
Seni saptırırlar 2
Sana zarar verirler 2
Sana fikrini sorarlar 2
Senden ister 2
Seni fitnelerler 2
Seni hayrete düşürdü 2
Seni zannederiz 2
Asân ile 2
Yararlı hayvanlar gibi 2
Kesinlikle seni kışkırtır 2
Seni çıkardı 2
Senin evin 2
Sana yeter 2
Senden izin ister 2
Sana isabet eder 2
Seni hayrete düşürmesin 2
Senden izin isterler 2
Su gibi 2
Senin rahmetinle 2
Ve kesinlikle sen 2
Senin karın 2
Senin gönlün 2
Senin yüz kızartıcı suçunu 2
Kesinlikle sen mi? 2
Ağaç gibi 2
Sonra kesinlikle sen 2
Seni müjdeleriz 2
Ömrün 2
Sana verdik 2
Senin Rabbine and olsun ki 2
Sana gelir 2
Anlık bakışması gibi 2
Senin dışında 2
Seninle ... arası 2
Seni zannederim 2
Seni yaratttı 2
Senin bahçen 2
Senin dilin ile 2
Seni edinirler 2
Senin cebin 2
Senin nimetin 2
Sana getiririm 2
İkisi seninle uğraştı 2
Senin eşlerine 2
Senin eşlerin 2
Sivri dağlar gibi 2
Senin yüz kızartıcı suçun 2
Yün gibi 2
Ve seni buldu 2
gibidir 1
Sağanak yağmur gibi 1
Hamd ile 1
Seni 1
Asân yardımıyla 1
Taşlar gibi 1
Seni kılan 1
Senin ataların 1
Onlara karşı sana yetecek 1
Hemen kesinlikle seni döndüreceğiz 1
Kıblen 1
Sevmek gibi 1
Sana sordu 1
Sizin anmanız gibi 1
Senin yiyeceğin 1
Ve senin içeceğin 1
Senin eşeğin 1
Seni kılmamız için 1
Senin bağışlaman 1
Seninle tartıştılar 1
Senin iraden ile 1
Kadın gibi 1
Seni seçip ayırdı 1
Ve seni temizledi 1
Ve seni seçip ayırdı 1
Senin Rabbine 1
Seni vefat ettiren 1
Ve seni yükselten 1
Ve seni temizleyen 1
Kendiliğinden sana uydular 1
Seninle tartıştı 1
Senin çevren 1
Senin elçilerin 1
Kesinlikle seni aldatmasın 1
And olsun ki senin Rabbin 1
Çekinmek gibi 1
Sana gösterdi 1
Ve sana öğretti 1
Askıya alınmış gibi 1
Kesinlikle seni öldüreceğim 1
Seni öldürmem için 1
Ve senin kötülüğün 1
Seni savunur 1
Senin annen 1
Seni destekledim 1
Sana öğrettim 1
Seninle mücadele ederler 1
Kesinlikle seni hüzünlendirir 1
Senin hesaplaşman 1
Kesinlikle sana unutturacak 1
Seni görüyorum 1
Ve kavmin 1
Sana emrettim 1
Kesinlikle seni çıkaracağız 1
Ve seni bırakır 1
Ve senin ilahların 1
Seni seçip ayırdım 1
Sana verdim 1
Senin rahmetin 1
Senin fitnen 1
Senin ...man gibi 1
seninle tartışıyorlardı 1
Seni sabitlemeleri için 1
Seni öldürürler 1
Seni çıkarırlar 1
Sana onları gösterir 1
Uyuman 1
Seni aldatırlar 1
Seni destekledi 1
Senin hıyanetin 1
Seninle komşuluk etmek istedi 1
Sana kendiliğinden uydular 1
Seni ayıplar 1
Seni döndürdü 1
Hemen senden izin istediler 1
Senden izin istedi 1
Namazın 1
Senden haber isterler 1
Seni kurtarırız 1
Bedeninle 1
Senin arkan 1
Sana fayda eder 1
Sana zarar verir 1
Sana irade eder 1
Kör gibi 1
Dağlar gibi 1
Suyun 1
Senin vaadin 1
Sana öğüt veririrm 1
Senden isterim 1
Seninle üzerine 1
Sözün 1
Seni deşifre etti 1
Senin kızların 1
Namazın mı? 1
Sana emreder 1
Senin silahlı birliğin 1
Öyleyse seni taşladık 1
Ve sana geldi 1
Senin rüyan 1
Erkek kardeşlerin 1
Seni seçer 1
Ve sana öğretir 1
Senin anne baban 1
Senin ailen 1
Erkek kardeşin 1
Senin oğlun 1
Seni yeğledi 1
Senin sapkınlığın 1
Açan gibi 1
Onun yaratılması gibi 1
Sana gelen 1
Senin için 1
Kül gibi 1
Senin çağırman 1
Seni müjdeledik 1
Ve sana getirdik 1
Sana yasaklarız 1
Şey gibi 1
Sana yettik 1
Sabrın 1
Kitabın 1
Canın 1
Senin boynun 1
Sana gösterdik 1
Sana söylüyorum, gördün mü? 1
Sesinle 1
Senin atınla 1
Ve senin piyaden 1
Öyleyse elbette seni edindiler 1
Seni sabitledik 1
Öyleyse sana tattırdık 1
Seni tedirgin ederler 1
Seni çıkarmaları için 1
Senin çaprazın 1
Seni gönderir 1
Senin yukarı çıkmana 1
Namazında 1
Seni seviyelendirdi 1
Kendiliğimden sana uyarım 1
Sana sordum 1
Sana yakında haber vereceğim 1
ve sana soruyorlar 1
Kılarız 1
Senin çağırman sebebiyle 1
Seni yarattım 1
Senin altın 1
Senin baban 1
Sana yol gösteririm 1
Kesinlikle seni taşlayacağım 1
İki ayakkabın 1
Seni seçtim 1
Kesinlikle seni alıkoymasın 1
Sana göstermemiz için 1
Seni tesbih ederiz 1
Ve seni anarız 1
Senin isteğin 1
Kız kardeşin 1
Hemen onu döndürürsünüz 1
Hemen seni kurtardık 1
Ve seni fitneledik 1
Ve seni yetiştirdim 1
Ve erkek kardeşin 1
Senin sihrin yardımıyla 1
Kesinlikle sana getireceğiz 1
Seni yeğleriz 1
Seni acele ettirdi 1
Senden sonra 1
Sana vaat etmek 1
Hemen onun gibi 1
Senin amacın 1
Ve senin eşin için 1
Ve sen 1
Sana gösteririm 1
Senin ehlin 1
Senden isteriz 1
Sana rızık veririz 1
Seni gördü 1
Sen Subhansın 1
Dürmek gibi 1
Senin iki elin 1
Bin gibi 1
Kesinlikle seninle çekişirler 1
Seninle mücadele ettiler 1
Sana gösteririz 1
Abajur gibi 1
Serap gibi 1
Karanlıklar gibi 1
Senden izin istediler 1
Çağırmak gibi 1
Seni gördüler 1
Seni büyüttük 1
Senin yapman 1
Kesinlikle seni kılacağım 1
Sana getirdim 1
Dik yamaçlı dağ gibi 1
Senin aşiretin 1
Sana isyan ettiler 1
Seni görür 1
Ve senin dönmen 1
Ve sana getirdim 1
Senin makamın 1
Senin bakışın 1
Senin tahtın 1
Seni öldürmeleri için 1
Seni çağırır 1
Sana karşılık vermesi için 1
Seni evlendiririm 1
Senin pazın 1
Kardeşinle 1
Sana verdi 1
Senin payın 1
Seni geri döndüren 1
Kesinlikle seni alıkoymasınlar 1
Azap gibi 1
Seni kurtaranlar 1
Sağ elinle 1
Sizin korkmanız gibi 1
Kesinlikle seni hafife almasın 1
Ve senin anne-babana 1
Yanağın 1
Senin yürümen 1
Sesin 1
Can gibi 1
Gölgelikler gibi 1
Ve senden 1
Biri gibi 1
Senin eşin 1
Seni onunla eşleştirdik 1
Amcan 1
Senin halaların 1
Dayın 1
Senin teyzelerin 1
Ve kızlar 1
Kesinlikle seni bulaştıracağız 1
Seninle komşu olarak kalırlar 1
Havuzlar gibi 1
Sana haber verir 1
Mola yeri gibi 1
Seni boğazlarım 1
Senin Rabbin için mi? 1
Sana zulmetti 1
Senin koyunun 1
Seni saptırması sebebiyle 1
Bozanlar gibi 1
Ahlaksızlar gibi 1
Ayağını 1
Senin elinle 1
Öyleyse senin etkinliğine andolsun ki 1
Küfrün ile 1
Seni korkuturlar 1
Senin işin 1
Seni aldatmasın 1
Sana duyurduk 1
Onun benzeri gibi 1
Ve kavmin için 1
Kaynamak gibi 1
Sana vay 1
Senin kasaban 1
Öyleyse sana onları gösterdik 1
Ve sana yol gösterir 1
Ve sana yardım eder 1
Ekin gibi 1
Açıkça söylemek gibi 1
Seni çağırırlar 1
Senin kapağın 1
Görme organın 1
Çürümüş gbi 1
Ufalanmış gibi 1
İçindeki boşlukları çok olan gibi 1
Kızarmış yağ gibi 1
Benzerleri gibi 1
Boyut gibi 1
Seninle mücadele eder 1
Sana sağlık dilediler 1
Sana sağlık diler 1
Sana isyan ederler 1
Ve seni bıraktılar 1
Sana haber verdi 1
Devşirilmiş gibi 1
Suç işleyenler gibi 1
Arkadaş gibi 1
Seni kaydırırlar 1
Sana karşı 1
Ve senin üniformaların 1
Ve Rabbin için 1
Senin dilin 1
Köşk gibi 1
Ve sana yol gösteririm 1
Seni aldattı 1
Senin Rabbinin yardımıyla 1
Hemn seni seviyelendirdi 1
Hemen seni dengeledi 1
Seni terkib etti 1
Yakında seni okutacağız 1
Ve sana kolaylaştırırız 1
Ve sana veda etti 1
Sana bağışlar 1
Seni bulur 1
Yükün 1
Sırtın 1
Senin anılman 1
Seni yalanlar 1
Pervane gibi 1
Ufalanmış ekin gibi 1
sana verdik 1
Senin Rabbin için 1
Sana kinlenen 1
Senin Rabbini 1
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
+ أ م ن ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır
137 ayet
اَوَلَمْ
يَكْفِهِمْ
اَنَّٓا
اَنْزَلْنَا
عَلَيْكَ
الْكِتَابَ
يُتْلٰى
عَلَيْهِمْۜ
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَرَحْمَةً
وَذِكْرٰى
لِقَوْمٍ
يُؤْمِنُونَ۟
Kendilerine okunan bir Kitap’ı sana indirmiş olmamız onlara yetmiyor mu? Bunda, inanan topluluk için rahmet ve ibret vardır.[51]
وَلَقَدْ
اَرْسَلْنَا
مِنْ
قَبْلِكَ
رُسُلاً
اِلٰى
قَوْمِهِمْ
فَجَٓاؤُ۫هُمْ
بِالْبَيِّنَاتِ
فَانْتَقَمْنَا
مِنَ
الَّذ۪ينَ
اَجْرَمُواۜ
وَكَانَ
حَقاًّ
عَلَيْنَا
نَصْرُ
الْمُؤْمِن۪ينَ
And olsun ki! Senden önce, birçok peygamberleri ümmetlerine gönderdik, onlara belgeler getirdiler; dinlemeyip suç işleyenlerden öç aldık, zira inananlara yardım etmek bize hak olmuştu.[47]
اَفَمَنْ
كَانَ
مُؤْمِناً
كَمَنْ
كَانَ
فَاسِقاًۜ
لَا
يَسْتَوُ۫نَ
İnanan kimse yoldan çıkmış kimseye benzer mi? Bunlar bir olamazlar.[18]
اَشِحَّةً
عَلَيْكُمْۚ
فَاِذَا
جَٓاءَ
الْخَوْفُ
رَاَيْتَهُمْ
يَنْظُرُونَ
اِلَيْكَ
تَدُورُ
اَعْيُنُهُمْ
كَالَّذ۪ي
يُغْشٰى
عَلَيْهِ
مِنَ
الْمَوْتِۚ
فَاِذَا
ذَهَبَ
الْخَوْفُ
سَلَقُوكُمْ
بِاَلْسِنَةٍ
حِدَادٍ
اَشِحَّةً
عَلَى
الْخَيْرِۜ
اُو۬لٰٓئِكَ
لَمْ
يُؤْمِنُوا
فَاَحْبَطَ
اللّٰهُ
اَعْمَالَهُمْۜ
وَكَانَ
ذٰلِكَ
عَلَى
اللّٰهِ
يَس۪يراً
Allah, içinizden sizi alıkoyanları, size Allah’ın yardımını kıskanarak, kardeşlerine «Bize gelin, zorlanmadıkça savaşa gitmeyin» diyenleri bilir. Kalblerine korku gelince ölüm baygınlığı geçiren kimse gibi gözleri dönerek, sana baktıklarını görürsün. Korkuları gidince iyiliğinize olanı çekemeyip sivri dilleriyle sizi incitirler. Bunlar inanmamışlardır, Allah, bu sebeple işlerini boşa çıkarmıştır; bu, Allah için kolaydır.[18-19]
وَاِذْ
تَقُولُ
لِلَّـذ۪ٓي
اَنْعَمَ
اللّٰهُ
عَلَيْهِ
وَاَنْعَمْتَ
عَلَيْهِ
اَمْسِكْ
عَلَيْكَ
زَوْجَكَ
وَاتَّقِ
اللّٰهَ
وَتُخْف۪ي
ف۪ي
نَفْسِكَ
مَا
اللّٰهُ
مُبْد۪يهِ
وَتَخْشَى
النَّاسَۚ
وَاللّٰهُ
اَحَقُّ
اَنْ
تَخْشٰيهُۜ
فَلَمَّا
قَضٰى
زَيْدٌ
مِنْهَا
وَطَراً
زَوَّجْنَاكَهَا
لِكَيْ
لَا
يَكُونَ
عَلَى
الْمُؤْمِن۪ينَ
حَرَجٌ
ف۪ٓي
اَزْوَاجِ
اَدْعِيَٓائِهِمْ
اِذَا
قَضَوْا
مِنْهُنَّ
وَطَراًۜ
وَكَانَ
اَمْرُ
اللّٰهِ
مَفْعُولاً
Allah’ın nimet verdiği ve senin de nimetlendirdiğin kimseye: «Eşini bırakma, Allah’tan sakın» diyor, Allah’ın açığa vuracağı şeyi içinde saklıyordun. İnsanlardan çekiniyordun; oysa Allah’tan çekinmen daha uygundu. Sonunda Zeyd eşiyle ilgisini kestiğinde onu seninle evlendirdik, ki evlatlıkları eşleriyle ilgilerini kestiklerinde onlarla evlenmek konusunda müminlere bir sorumluluk olmadığı bilinsin. Allah’ın buyruğu yerine gelecektir.[37]
يَٓا اَيُّهَا
النَّبِيُّ
اِنَّٓا
اَحْلَلْنَا
لَكَ
اَزْوَاجَكَ
الّٰـت۪ٓي
اٰتَيْتَ
اُجُورَهُنَّ
وَمَا
مَلَكَتْ
يَم۪ينُكَ
مِمَّٓا
اَفَٓاءَ
اللّٰهُ
عَلَيْكَ
وَبَنَاتِ
عَمِّكَ
وَبَنَاتِ
عَمَّاتِكَ
وَبَنَاتِ
خَالِكَ
وَبَنَاتِ
خَالَاتِكَ
الّٰت۪ي
هَاجَرْنَ
مَعَكَۘ
وَامْرَاَةً
مُؤْمِنَةً
اِنْ
وَهَبَتْ
نَفْسَهَا
لِلنَّبِيِّ
اِنْ
اَرَادَ
النَّبِيُّ
اَنْ
يَسْتَنْكِحَهَاۗ
خَالِصَةً
لَكَ
مِنْ
دُونِ
الْمُؤْمِن۪ينَۜ
قَدْ
عَلِمْنَا
مَا
فَرَضْنَا
عَلَيْهِمْ
ف۪ٓي
اَزْوَاجِهِمْ
وَمَا
مَلَكَتْ
اَيْمَانُهُمْ
لِكَيْلَا
يَكُونَ
عَلَيْكَ
حَرَجٌۜ
وَكَانَ
اللّٰهُ
غَفُوراً
رَح۪يماً
Mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah’ın sana ganimet olarak verdiği cariyeleri, seninle beraber hicret eden amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını, teyzelerinin kızlarını ve Peygamber nikahlanmayı dilediği takdirde müminlerden ayrı, sırf sana mahsus olmak üzere kendisinin mehrini Peygambere hibe eden mümin kadını almanı helal kılmışızdır. Bir zorluğa uğramaman için; müminlerin eşleri ve cariyeleri hakkında onların üzerine neyi farz kılmış olduğumuzu bildirmiştik. Allah bağışlayandır, merhamet edendir.[50]
يَٓا اَيُّهَا
النَّبِيُّ
قُلْ
لِاَزْوَاجِكَ
وَبَنَاتِكَ
وَنِسَٓاءِ
الْمُؤْمِن۪ينَ
يُدْن۪ينَ
عَلَيْهِنَّ
مِنْ
جَلَاب۪يبِهِنَّۜ
ذٰلِكَ
اَدْنٰٓى
اَنْ
يُعْرَفْنَ
فَلَا
يُؤْذَيْنَۜ
وَكَانَ
اللّٰهُ
غَفُوراً
رَح۪يماً
Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına, dışarı çıkarken üstlerine örtü almalarını söyle; bu, onların hür ve namuslu bilinmelerini ve bundan dolayı incitilmemelerini daha iyi sağlar. Allah bağışlar ve merhamet eder.[59]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
لَا
تَكُونُوا
كَالَّذ۪ينَ
اٰذَوْا
مُوسٰى
فَبَرَّاَهُ
اللّٰهُ
مِمَّا
قَالُواۜ
وَكَانَ
عِنْدَ
اللّٰهِ
وَج۪يهاً
Ey inananlar! Musa’yı incitenler gibi olmayın. Nitekim Allah onu, söylediklerinden beri tutmuştu. O, Allah’ın katında değerli bir kişiydi.[69]
وَمَا
كَانَ
لَهُ
عَلَيْهِمْ
مِنْ
سُلْطَانٍ
اِلَّا
لِنَعْلَمَ
مَنْ
يُؤْمِنُ
بِالْاٰخِرَةِ
مِمَّنْ
هُوَ
مِنْهَا
ف۪ي
شَكٍّۜ
وَرَبُّكَ
عَلٰى
كُلِّ
شَيْءٍ
حَف۪يظٌ۟
Oysa İblis’in onlar üzerinde bir nüfuzu yoktu; ama Biz ahirete inanan kimselerle ondan şüphede olanları, işte böylece ortaya koyarız. Rabbin her şeyi gözetip koruyandır.[21]
قَالُوا
سُبْحَانَكَ
اَنْتَ
وَلِيُّنَا
مِنْ
دُونِهِمْۚ
بَلْ
كَانُوا
يَعْبُدُونَ
الْجِنَّۚ
اَكْثَرُهُمْ
بِهِمْ
مُؤْمِنُونَ
Melekler: «Haşa, bizim dostumuz onlar değil, Sensin. Hayır; onlar bize değil cinlere tapıyorlardı, çoğu onlara inanıyorlardı» derler.[41]
قَالَ
لَقَدْ
ظَلَمَكَ
بِسُؤَالِ
نَعْجَتِكَ
اِلٰى
نِعَاجِه۪ۜ
وَاِنَّ
كَث۪يراً
مِنَ
الْخُلَطَٓاءِ
لَيَبْغ۪ي
بَعْضُهُمْ
عَلٰى
بَعْضٍ
اِلَّا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
وَعَمِلُوا
الصَّالِحَاتِ
وَقَل۪يلٌ
مَا
هُمْۜ
وَظَنَّ
دَاوُ۫دُ
اَنَّمَا
فَتَنَّاهُ
فَاسْتَغْفَرَ
رَبَّهُ
وَخَرَّ
رَاكِعاً
وَاَنَابَ ۩
Davud: «And olsun ki, senin dişi koyununu kendi dişi koyunlarına katmak istemekle sana haksızlıkta bulunmuştur. Doğrusu ortakçıların çoğu birbirlerinin haklarına tecavüz ederler. İnanıp yararlı iş işleyenler bunun dışındadır ki sayıları da ne kadar azdır!» demişti. Davud, Kendisini denediğimizi sanmıştı da, Rabbinden mağfiret dileyerek eğilip secdeye kapanmış, tevbe etmiş, Allah’a yönelmişti.[24]
اَمْ
نَجْعَلُ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
وَعَمِلُوا
الصَّالِحَاتِ
كَالْمُفْسِد۪ينَ
فِي
الْاَرْضِۘ
اَمْ
نَجْعَلُ
الْمُتَّق۪ينَ
كَالْفُجَّارِ
Yoksa, inanıp yararlı iş işleyenleri, yeryüzünde, bozguncular gibi mi tutarız? Yoksa, Allah’a karşı gelmekten sakınanları yoldan çıkanlar gibi mi tutarız?[28]
اَلَّذ۪ينَ
يَحْمِلُونَ
الْعَرْشَ
وَمَنْ
حَوْلَهُ
يُسَبِّحُونَ
بِحَمْدِ
رَبِّهِمْ
وَيُؤْمِنُونَ
بِه۪
وَيَسْتَغْفِرُونَ
لِلَّذ۪ينَ
اٰمَنُواۚ
رَبَّـنَا
وَسِعْتَ
كُلَّ
شَيْءٍ
رَحْمَةً
وَعِلْماً
فَاغْفِرْ
لِلَّذ۪ينَ
تَابُوا
وَاتَّبَعُوا
سَب۪يلَكَ
وَقِهِمْ
عَذَابَ
الْجَح۪يمِ
Arşı yüklenen ve çevresinde bulunanlar, Rablerini överek tesbih ederler; O’na inanırlar. Müminler için: «Rabbimiz! İlmin ve rahmetin herşeyi içine almıştır. Tevbe edip Senin yoluna uyanları bağışla; onları cehennemin azabından koru» diye bağışlanma dilerler.[7]
اَلَّذ۪ينَ
يُجَادِلُونَ
ف۪ٓي
اٰيَاتِ
اللّٰهِ
بِغَيْرِ
سُلْطَانٍ
اَتٰيهُمْۜ
كَبُرَ
مَقْتاً
عِنْدَ
اللّٰهِ
وَعِنْدَ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُواۜ
كَذٰلِكَ
يَطْبَعُ
اللّٰهُ
عَلٰى
كُلِّ
قَلْبِ
مُتَكَبِّرٍ
جَبَّارٍ
«Bunlar, Allah’ın ayetleri üzerinde kendilerine gelmiş bir delil bulunmadan tartışırlar. Bu, Allah katında da, inananların yanında da öfkeyi arttırır. Allah, büyüklük taslayan her zorbanın kalbini bundan dolayı mühürler.»[35]
فَلِذٰلِكَ
فَادْعُۚ
وَاسْتَقِمْ
كَمَٓا
اُمِرْتَۚ
وَلَا
تَتَّبِعْ
اَهْوَٓاءَهُمْۚ
وَقُلْ
اٰمَنْتُ
بِمَٓا
اَنْزَلَ
اللّٰهُ
مِنْ
كِتَابٍۚ
وَاُمِرْتُ
لِاَعْدِلَ
بَيْنَكُمْۜ
اَللّٰهُ
رَبُّنَا
وَرَبُّكُمْۜ
لَـنَٓا
اَعْمَالُنَا
وَلَكُمْ
اَعْمَالُكُمْۜ
لَا
حُجَّةَ
بَيْنَنَا
وَبَيْنَكُمْۜ
اَللّٰهُ
يَجْمَعُ
بَيْنَنَاۚ
وَاِلَيْهِ
الْمَص۪يرُۜ
Bundan ötürü sen birliğe çağır ve emrolunduğun gibi doğru ol; onların heveslerine uyma ve şöyle söyle: «Allah’ın indirdiği Kitap’a inandım; aranızda adaletle hükmetmek ile emrolundum; Allah bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir; bizim işlediklerimiz bize, sizin işledikleriniz kendinizedir. Bizimle sizin aranızda tartışılacak bir şey yoktur. Allah hepimizi bir araya toplar; dönüş O’nadır.»[15]
وَكَذٰلِكَ
اَوْحَيْنَٓا
اِلَيْكَ
رُوحاً
مِنْ
اَمْرِنَاۜ
مَا
كُنْتَ
تَدْر۪ي
مَا
الْكِتَابُ
وَلَا
الْا۪يمَانُ
وَلٰكِنْ
جَعَلْنَاهُ
نُوراً
نَهْد۪ي
بِه۪
مَنْ
نَشَٓاءُ
مِنْ
عِبَادِنَاۜ
وَاِنَّكَ
لَتَهْد۪ٓي
اِلٰى
صِرَاطٍ
مُسْتَق۪يمٍۙ
İşte sana da buyruğumuzla Cebrail’i gönderdik; sen Kitap nedir, iman nedir önceleri bilmezdin, fakat Biz onu, kullarımızdan dilediğimizi onunla doğru yola eriştirdiğimiz bir nur kıldık. Şüphesiz sen de insanlara, göklerde ve yerde ne varsa kendisinin olan Allah’ın yolunu, doğru yolu göstermektesin. İyi bilin ki işler sonunda Allah’a döner.[52-53]
تِلْكَ
اٰيَاتُ
اللّٰهِ
نَتْلُوهَا
عَلَيْكَ
بِالْحَقِّۚ
فَبِاَيِّ
حَد۪يثٍ
بَعْدَ
اللّٰهِ
وَاٰيَاتِه۪
يُؤْمِنُونَ
İşte sana gerçek olarak anlattığımız bunlar, Allah’ın varlığının delilleridir. Artık Allah’tan ve O’nun delillerinden sonra hangi söze inanırlar?[6]
اَمْ
حَسِبَ
الَّذ۪ينَ
اجْتَرَحُوا
السَّيِّـَٔاتِ
اَنْ
نَجْعَلَهُمْ
كَالَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
وَعَمِلُوا
الصَّالِحَاتِۙ
سَوَٓاءً
مَحْيَاهُمْ
وَمَمَاتُهُمْۜ
سَٓاءَ
مَا
يَحْكُمُونَ۟
Yoksa, kötülük işleyen kimseler, ölümlerinde ve diriliklerinde kendilerini, inanıp yararlı iş işleyen kimseler ile bir mi tutacağımızı sandılar? Ne kötü hüküm veriyorlar![21]
وَالَّذ۪ي
قَالَ
لِوَالِدَيْهِ
اُفٍّ
لَكُمَٓا
اَتَعِدَانِن۪ٓي
اَنْ
اُخْرَجَ
وَقَدْ
خَلَتِ
الْقُرُونُ
مِنْ
قَبْل۪ي
وَهُمَا
يَسْتَغ۪يثَانِ
اللّٰهَ
وَيْلَكَ
اٰمِنْۗ
اِنَّ
وَعْدَ
اللّٰهِ
حَقٌّۚ
فَيَقُولُ
مَا
هٰذَٓا
اِلَّٓا
اَسَاط۪يرُ
الْاَوَّل۪ينَ
Annesine babasına: «Of ikinizden; benden önce nice nesiller gelip geçmişken beni tekrar diriltilmemle mi tehdit ediyorsunuz?» diyen kimseye, anne babası Allah’a sığınarak: «Sana yazıklar olsun! İnan; doğrusu Allah’ın sözü gerçektir» dedikleri halde: «Bu, Kuran öncekilerin masallarından başka bir şey değildir» diye cevap verenler işte onlar kendilerinden önce cinlerden ve insanlardan gelip geçmiş ümmetler içinde, Allah’ın azap vadinin aleyhlerinde gerçekleştiği kimselerdir. Doğrusu onlar hüsranda olanlardır.[17-18]
ذٰلِكَ
بِاَنَّ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
اتَّبَعُوا
الْبَاطِلَ
وَاَنَّ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
اتَّبَعُوا
الْحَقَّ
مِنْ
رَبِّهِمْۜ
كَذٰلِكَ
يَضْرِبُ
اللّٰهُ
لِلنَّاسِ
اَمْثَالَهُمْ
Bu, inkar edenlerin batıla uymaları ve inananların Rablerinden gelen gerçeğe uymalarından ötürü böyledir. Allah böylece insanlara kendilerinin misallerini anlatır.[3]
Yükleniyor...