ك
1.061ayette
1.461kez geçiyor
97/114surede
2farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %72 · Medenî %28
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Alak 1
1. inen sure
En çok geçtiği sure
Bakara
93 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Senin Rabbin 229
Sana 151
Onun gibi 121
Kesinlikle sen 56
-mak gibi 56
Senin üzerine 56
Senden önce 32
Sana geldi 18
Senden 14
Seni gönderdik 13
Sana kavrattı 13
Örnek gibi 12
Sana sorarlar 11
Seninle beraber 11
Diğer 419 anlam
-an kimseler gibi 9
Kimse gibi 9
-ması gibi 9
Senin katında 9
Senin canın 9
Kavmin 9
Senin sübhanın 8
Yüzün 7
Katın 7
Senin kulların 7
Seni görürüz 7
-an kimse gibi 6
Sana geldiler 6
Seni hüzünlendirmesin 5
Senin elin 5
Öyleyse kesinlikle sen 5
Kendiliğinden sana uydu 5
Ve seninle ... arası 5
Ve sana 4
Senin halkın 4
Ve senin Rabbin 4
Sana dokunur 4
Seni yalanlarlar 4
Sadrın 4
Kesinlikle sana göstereceğiz 4
Umulur ki sen 4
Ve onun gibi 4
Senden acele isterler 4
Senin kanadın 4
Senle 4
Sağ elin 4
Kalbin 3
Senin ayetlerin 3
Ve sana sorarlar 3
Sana gelirler 3
Ara vermemesi gibi 3
Seni yalanladılar 3
Sana isabet etti 3
Seni kıldık 3
Sana mani oldu 3
Senin yolun 3
Sana uydu 3
Sana getirirler 3
Asân 3
Kesinlikle seni vefat ettireceğiz 3
Ve senin ehlin 3
Sana getirdik 3
Senin iki gözün 3
Sen 3
Tortu gibi 3
Annen 3
Sana kavratır 3
Seninle biatlaşırlar 3
gibi 2
Ve senin eşin 2
Senin ilahın 2
Seni hayrete düşürür 2
Seni müjdeler 2
Senin ayetin 2
Biçim gibi 2
Seni hakem tayin ederler 2
Seni saptırırlar 2
Sana zarar verirler 2
Sana fikrini sorarlar 2
Senden ister 2
Seni fitnelerler 2
Seni hayrete düşürdü 2
Seni zannederiz 2
Asân ile 2
Yararlı hayvanlar gibi 2
Kesinlikle seni kışkırtır 2
Seni çıkardı 2
Senin evin 2
Sana yeter 2
Senden izin ister 2
Sana isabet eder 2
Seni hayrete düşürmesin 2
Senden izin isterler 2
Su gibi 2
Senin rahmetinle 2
Ve kesinlikle sen 2
Senin karın 2
Senin gönlün 2
Senin yüz kızartıcı suçunu 2
Kesinlikle sen mi? 2
Ağaç gibi 2
Sonra kesinlikle sen 2
Seni müjdeleriz 2
Ömrün 2
Sana verdik 2
Senin Rabbine and olsun ki 2
Sana gelir 2
Anlık bakışması gibi 2
Senin dışında 2
Seninle ... arası 2
Seni zannederim 2
Seni yaratttı 2
Senin bahçen 2
Senin dilin ile 2
Seni edinirler 2
Senin cebin 2
Senin nimetin 2
Sana getiririm 2
İkisi seninle uğraştı 2
Senin eşlerine 2
Senin eşlerin 2
Sivri dağlar gibi 2
Senin yüz kızartıcı suçun 2
Yün gibi 2
Ve seni buldu 2
gibidir 1
Sağanak yağmur gibi 1
Hamd ile 1
Seni 1
Asân yardımıyla 1
Taşlar gibi 1
Seni kılan 1
Senin ataların 1
Onlara karşı sana yetecek 1
Hemen kesinlikle seni döndüreceğiz 1
Kıblen 1
Sevmek gibi 1
Sana sordu 1
Sizin anmanız gibi 1
Senin yiyeceğin 1
Ve senin içeceğin 1
Senin eşeğin 1
Seni kılmamız için 1
Senin bağışlaman 1
Seninle tartıştılar 1
Senin iraden ile 1
Kadın gibi 1
Seni seçip ayırdı 1
Ve seni temizledi 1
Ve seni seçip ayırdı 1
Senin Rabbine 1
Seni vefat ettiren 1
Ve seni yükselten 1
Ve seni temizleyen 1
Kendiliğinden sana uydular 1
Seninle tartıştı 1
Senin çevren 1
Senin elçilerin 1
Kesinlikle seni aldatmasın 1
And olsun ki senin Rabbin 1
Çekinmek gibi 1
Sana gösterdi 1
Ve sana öğretti 1
Askıya alınmış gibi 1
Kesinlikle seni öldüreceğim 1
Seni öldürmem için 1
Ve senin kötülüğün 1
Seni savunur 1
Senin annen 1
Seni destekledim 1
Sana öğrettim 1
Seninle mücadele ederler 1
Kesinlikle seni hüzünlendirir 1
Senin hesaplaşman 1
Kesinlikle sana unutturacak 1
Seni görüyorum 1
Ve kavmin 1
Sana emrettim 1
Kesinlikle seni çıkaracağız 1
Ve seni bırakır 1
Ve senin ilahların 1
Seni seçip ayırdım 1
Sana verdim 1
Senin rahmetin 1
Senin fitnen 1
Senin ...man gibi 1
seninle tartışıyorlardı 1
Seni sabitlemeleri için 1
Seni öldürürler 1
Seni çıkarırlar 1
Sana onları gösterir 1
Uyuman 1
Seni aldatırlar 1
Seni destekledi 1
Senin hıyanetin 1
Seninle komşuluk etmek istedi 1
Sana kendiliğinden uydular 1
Seni ayıplar 1
Seni döndürdü 1
Hemen senden izin istediler 1
Senden izin istedi 1
Namazın 1
Senden haber isterler 1
Seni kurtarırız 1
Bedeninle 1
Senin arkan 1
Sana fayda eder 1
Sana zarar verir 1
Sana irade eder 1
Kör gibi 1
Dağlar gibi 1
Suyun 1
Senin vaadin 1
Sana öğüt veririrm 1
Senden isterim 1
Seninle üzerine 1
Sözün 1
Seni deşifre etti 1
Senin kızların 1
Namazın mı? 1
Sana emreder 1
Senin silahlı birliğin 1
Öyleyse seni taşladık 1
Ve sana geldi 1
Senin rüyan 1
Erkek kardeşlerin 1
Seni seçer 1
Ve sana öğretir 1
Senin anne baban 1
Senin ailen 1
Erkek kardeşin 1
Senin oğlun 1
Seni yeğledi 1
Senin sapkınlığın 1
Açan gibi 1
Onun yaratılması gibi 1
Sana gelen 1
Senin için 1
Kül gibi 1
Senin çağırman 1
Seni müjdeledik 1
Ve sana getirdik 1
Sana yasaklarız 1
Şey gibi 1
Sana yettik 1
Sabrın 1
Kitabın 1
Canın 1
Senin boynun 1
Sana gösterdik 1
Sana söylüyorum, gördün mü? 1
Sesinle 1
Senin atınla 1
Ve senin piyaden 1
Öyleyse elbette seni edindiler 1
Seni sabitledik 1
Öyleyse sana tattırdık 1
Seni tedirgin ederler 1
Seni çıkarmaları için 1
Senin çaprazın 1
Seni gönderir 1
Senin yukarı çıkmana 1
Namazında 1
Seni seviyelendirdi 1
Kendiliğimden sana uyarım 1
Sana sordum 1
Sana yakında haber vereceğim 1
ve sana soruyorlar 1
Kılarız 1
Senin çağırman sebebiyle 1
Seni yarattım 1
Senin altın 1
Senin baban 1
Sana yol gösteririm 1
Kesinlikle seni taşlayacağım 1
İki ayakkabın 1
Seni seçtim 1
Kesinlikle seni alıkoymasın 1
Sana göstermemiz için 1
Seni tesbih ederiz 1
Ve seni anarız 1
Senin isteğin 1
Kız kardeşin 1
Hemen onu döndürürsünüz 1
Hemen seni kurtardık 1
Ve seni fitneledik 1
Ve seni yetiştirdim 1
Ve erkek kardeşin 1
Senin sihrin yardımıyla 1
Kesinlikle sana getireceğiz 1
Seni yeğleriz 1
Seni acele ettirdi 1
Senden sonra 1
Sana vaat etmek 1
Hemen onun gibi 1
Senin amacın 1
Ve senin eşin için 1
Ve sen 1
Sana gösteririm 1
Senin ehlin 1
Senden isteriz 1
Sana rızık veririz 1
Seni gördü 1
Sen Subhansın 1
Dürmek gibi 1
Senin iki elin 1
Bin gibi 1
Kesinlikle seninle çekişirler 1
Seninle mücadele ettiler 1
Sana gösteririz 1
Abajur gibi 1
Serap gibi 1
Karanlıklar gibi 1
Senden izin istediler 1
Çağırmak gibi 1
Seni gördüler 1
Seni büyüttük 1
Senin yapman 1
Kesinlikle seni kılacağım 1
Sana getirdim 1
Dik yamaçlı dağ gibi 1
Senin aşiretin 1
Sana isyan ettiler 1
Seni görür 1
Ve senin dönmen 1
Ve sana getirdim 1
Senin makamın 1
Senin bakışın 1
Senin tahtın 1
Seni öldürmeleri için 1
Seni çağırır 1
Sana karşılık vermesi için 1
Seni evlendiririm 1
Senin pazın 1
Kardeşinle 1
Sana verdi 1
Senin payın 1
Seni geri döndüren 1
Kesinlikle seni alıkoymasınlar 1
Azap gibi 1
Seni kurtaranlar 1
Sağ elinle 1
Sizin korkmanız gibi 1
Kesinlikle seni hafife almasın 1
Ve senin anne-babana 1
Yanağın 1
Senin yürümen 1
Sesin 1
Can gibi 1
Gölgelikler gibi 1
Ve senden 1
Biri gibi 1
Senin eşin 1
Seni onunla eşleştirdik 1
Amcan 1
Senin halaların 1
Dayın 1
Senin teyzelerin 1
Ve kızlar 1
Kesinlikle seni bulaştıracağız 1
Seninle komşu olarak kalırlar 1
Havuzlar gibi 1
Sana haber verir 1
Mola yeri gibi 1
Seni boğazlarım 1
Senin Rabbin için mi? 1
Sana zulmetti 1
Senin koyunun 1
Seni saptırması sebebiyle 1
Bozanlar gibi 1
Ahlaksızlar gibi 1
Ayağını 1
Senin elinle 1
Öyleyse senin etkinliğine andolsun ki 1
Küfrün ile 1
Seni korkuturlar 1
Senin işin 1
Seni aldatmasın 1
Sana duyurduk 1
Onun benzeri gibi 1
Ve kavmin için 1
Kaynamak gibi 1
Sana vay 1
Senin kasaban 1
Öyleyse sana onları gösterdik 1
Ve sana yol gösterir 1
Ve sana yardım eder 1
Ekin gibi 1
Açıkça söylemek gibi 1
Seni çağırırlar 1
Senin kapağın 1
Görme organın 1
Çürümüş gbi 1
Ufalanmış gibi 1
İçindeki boşlukları çok olan gibi 1
Kızarmış yağ gibi 1
Benzerleri gibi 1
Boyut gibi 1
Seninle mücadele eder 1
Sana sağlık dilediler 1
Sana sağlık diler 1
Sana isyan ederler 1
Ve seni bıraktılar 1
Sana haber verdi 1
Devşirilmiş gibi 1
Suç işleyenler gibi 1
Arkadaş gibi 1
Seni kaydırırlar 1
Sana karşı 1
Ve senin üniformaların 1
Ve Rabbin için 1
Senin dilin 1
Köşk gibi 1
Ve sana yol gösteririm 1
Seni aldattı 1
Senin Rabbinin yardımıyla 1
Hemn seni seviyelendirdi 1
Hemen seni dengeledi 1
Seni terkib etti 1
Yakında seni okutacağız 1
Ve sana kolaylaştırırız 1
Ve sana veda etti 1
Sana bağışlar 1
Seni bulur 1
Yükün 1
Sırtın 1
Senin anılman 1
Seni yalanlar 1
Pervane gibi 1
Ufalanmış ekin gibi 1
sana verdik 1
Senin Rabbin için 1
Sana kinlenen 1
Senin Rabbini 1
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
Âl-i İmrân suresi ✕ Süzgeci kaldır
42 ayet
اِذْ
قَالَ
اللّٰهُ
يَا ع۪يسٰٓى
اِنّ۪ي
مُتَوَفّ۪يكَ
وَرَافِعُكَ
اِلَيَّ
وَمُطَهِّرُكَ
مِنَ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
وَجَاعِلُ
الَّذ۪ينَ
اتَّبَعُوكَ
فَوْقَ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُٓوا
اِلٰى
يَوْمِ
الْقِيٰمَةِۚ
ثُمَّ
اِلَيَّ
مَرْجِعُكُمْ
فَاَحْكُمُ
بَيْنَكُمْ
ف۪يمَا
كُنْتُمْ
ف۪يهِ
تَخْتَلِفُونَ
Allah demişti ki: «Ey İsa! Ben seni eceline yetireceğim, seni kendime yükselteceğim, inkar edenlerden seni tertemiz ayıracağım; sana uyanları, kıyamet gününe kadar, inkar edenlerin üstünde tutacağım. Sonra dönüşünüz Banadır. Ayrılığa düştüğünüz hususlarda aranızda hükmedeceğim. İnkar edenleri de dünya ve ahirette şiddetli azaba uğratacağım. Onların hiç yardımcıları olmayacaktır.»[55-56]
ذٰلِكَ
نَتْلُوهُ
عَلَيْكَ
مِنَ
الْاٰيَاتِ
وَالذِّكْرِ
الْحَك۪يمِ
Sana okuduğumuz bunlar, ayetlerden ve hikmet dolu Kuran’dandır.[58]
اِنَّ
مَثَلَ
ع۪يسٰى
عِنْدَ
اللّٰهِ
كَمَثَلِ
اٰدَمَۜ
خَلَقَهُ
مِنْ
تُرَابٍ
ثُمَّ
قَالَ
لَهُ
كُنْ
فَيَكُونُ
Allah’ın katında İsa’nın durumu kendisini topraktan yaratıp sonra ol demesiyle olmuş olan Adem’in durumu gibidir.[59]
اَلْحَقُّ
مِنْ
رَبِّكَ
فَلَا
تَكُنْ
مِنَ
الْمُمْتَر۪ينَ
Gerçek Rabb’indendir, o halde şüphelenenlerden olma.[60]
فَمَنْ
حَٓاجَّكَ
ف۪يهِ
مِنْ
بَعْدِ
مَا
جَٓاءَكَ
مِنَ
الْعِلْمِ
فَقُلْ
تَعَالَوْا
نَدْعُ
اَبْنَٓاءَنَا
وَاَبْنَٓاءَكُمْ
وَنِسَٓاءَنَا
وَنِسَٓاءَكُمْ
وَاَنْفُسَنَا
وَاَنْفُسَكُمْ
ثُمَّ
نَبْتَهِلْ
فَنَجْعَلْ
لَعْنَتَ
اللّٰهِ
عَلَى
الْكَاذِب۪ينَ
Sana ilim geldikten sonra, bu hususta seninle kim tartışacak olursa, de ki: «Gelin, oğullarımızı, oğullarınızı, kadınlarımızı, kadınlarınızı, kendimizi ve kendinizi çağıralım, sonra lanetleşelim de, Allah’ın lanetinin yalancılara olmasını dileyelim».[61]
وَمِنْ
اَهْلِ
الْكِتَابِ
مَنْ
اِنْ
تَأْمَنْهُ
بِقِنْطَارٍ
يُؤَدِّه۪ٓ
اِلَيْكَۚ
وَمِنْهُمْ
مَنْ
اِنْ
تَأْمَنْهُ
بِد۪ينَارٍ
لَا
يُؤَدِّه۪ٓ
اِلَيْكَ
اِلَّا
مَا
دُمْتَ
عَلَيْهِ
قَٓائِماًۜ
ذٰلِكَ
بِاَنَّهُمْ
قَالُوا
لَيْسَ
عَلَيْنَا
فِي
الْاُمِّيّ۪نَ
سَب۪يلٌۚ
وَيَقُولُونَ
عَلَى
اللّٰهِ
الْكَذِبَ
وَهُمْ
يَعْلَمُونَ
Kitap ehli arasında kantarla emanet bıraksan onu sana ödeyen ve bir lira emanet etsen, tepesine dikilmedikçe onu sana ödemeyen vardır. Bu, onların: «Kitapsızlara karşı üzerimize bir sorumluluk yoktur» demelerindendir. Onlar bile bile Allah’a karşı yalan söylemektedirler.[75]
وَاعْتَصِمُوا
بِحَبْلِ
اللّٰهِ
جَم۪يعاً
وَلَا
تَفَرَّقُواۖ
وَاذْكُرُوا
نِعْمَتَ
اللّٰهِ
عَلَيْكُمْ
اِذْ
كُنْتُمْ
اَعْدَٓاءً
فَاَلَّفَ
بَيْنَ
قُلُوبِكُمْ
فَاَصْبَحْتُمْ
بِنِعْمَتِه۪ٓ
اِخْوَاناًۚ
وَكُنْتُمْ
عَلٰى
شَفَا
حُفْرَةٍ
مِنَ
النَّارِ
فَاَنْقَذَكُمْ
مِنْهَاۜ
كَذٰلِكَ
يُبَيِّنُ
اللّٰهُ
لَكُمْ
اٰيَاتِه۪
لَعَلَّكُمْ
تَهْتَدُونَ
Toptan Allah’ın ipine sarılın, ayrılmayın. Allah’ın size olan nimetini anın: Düşmandınız, kalblerinizin arasını uzlaştırdı da onun nimeti sayesinde kardeş oldunuz. Bir ateş çukurunun kenarında idiniz, sizi oradan kurtardı. Allah, doğru yola erişesiniz diye size böylece ayetlerini açıklar.[103]
وَلَا
تَكُونُوا
كَالَّذ۪ينَ
تَفَرَّقُوا
وَاخْتَلَفُوا
مِنْ
بَعْدِ
مَا
جَٓاءَهُمُ
الْبَيِّنَاتُۜ
وَاُو۬لٰٓئِكَ
لَهُمْ
عَذَابٌ
عَظ۪يمٌۙ
Kendilerine belgeler geldikten sonra ayrılan ve ayrılığa düşenler gibi olmayın. Bir takım yüzlerin ağaracağı ve bir takım yüzlerin kararacağı günde büyük azab onlaradır. Yüzleri kararanlara: «İnanmanızdan sonra inkar eder misiniz? İnkar etmenizden dolayı tadın azabı» denecektir.[105-106]
تِلْكَ
اٰيَاتُ
اللّٰهِ
نَتْلُوهَا
عَلَيْكَ
بِالْحَقِّۜ
وَمَا
اللّٰهُ
يُر۪يدُ
ظُلْماً
لِلْعَالَم۪ينَ
İşte bunlar, sana doğru olarak okuduğumuz Allah’ın ayetleridir. Allah hiç kimseye zulmetmek istemez.[108]
مَثَلُ
مَا
يُنْفِقُونَ
ف۪ي
هٰذِهِ
الْحَيٰوةِ
الدُّنْيَا
كَمَثَلِ
ر۪يحٍ
ف۪يهَا
صِرٌّ
اَصَابَتْ
حَرْثَ
قَوْمٍ
ظَلَمُٓوا
اَنْفُسَهُمْ
فَاَهْلَكَتْهُۜ
وَمَا
ظَلَمَهُمُ
اللّٰهُ
وَلٰكِنْ
اَنْفُسَهُمْ
يَظْلِمُونَ
Bu dünya hayatında sarfettiklerinin durumu, kendilerine zulmeden kimselerin ekinlerine isabetle kavurup mahveden soğuk bir rüzgarın durumu gibidir. Allah onlara zulmetmedi, onlar kendilerine yazık ettiler.[117]
وَاِذْ
غَدَوْتَ
مِنْ
اَهْلِكَ
تُبَوِّئُ
الْمُؤْمِن۪ينَ
مَقَاعِدَ
لِلْقِتَالِۜ
وَاللّٰهُ
سَم۪يعٌ
عَل۪يمٌۙ
Sen inananları savaş için duracakları yerlere yerleştirmek üzere, erkenden evinden ayrılmıştın. Allah işitir ve bilir.[121]
لَيْسَ
لَكَ
مِنَ
الْاَمْرِ
شَيْءٌ
اَوْ
يَتُوبَ
عَلَيْهِمْ
اَوْ
يُعَذِّبَهُمْ
فَاِنَّهُمْ
ظَالِمُونَ
Allah’ın, onların tevbelerini kabul veya onlara azab etmesi işiyle senin bir ilişiğin yoktur; çünkü onlar zalimlerdir.[128]
ثُمَّ
اَنْزَلَ
عَلَيْكُمْ
مِنْ
بَعْدِ
الْغَمِّ
اَمَنَةً
نُعَاساً
يَغْشٰى
طَٓائِفَةً
مِنْكُمْۙ
وَطَٓائِفَةٌ
قَدْ
اَهَمَّتْهُمْ
اَنْفُسُهُمْ
يَظُنُّونَ
بِاللّٰهِ
غَيْرَ
الْحَقِّ
ظَنَّ
الْجَاهِلِيَّةِۜ
يَقُولُونَ
هَلْ
لَنَا
مِنَ
الْاَمْرِ
مِنْ
شَيْءٍۜ
قُلْ
اِنَّ
الْاَمْرَ
كُلَّهُ
لِلّٰهِۜ
يُخْفُونَ
ف۪ٓي
اَنْفُسِهِمْ
مَا
لَا
يُبْدُونَ
لَكَۜ
يَقُولُونَ
لَوْ
كَانَ
لَنَا
مِنَ
الْاَمْرِ
شَيْءٌ
مَا
قُتِلْنَا
هٰهُنَاۜ
قُلْ
لَوْ
كُنْتُمْ
ف۪ي
بُيُوتِكُمْ
لَبَرَزَ
الَّذ۪ينَ
كُتِبَ
عَلَيْهِمُ
الْقَتْلُ
اِلٰى
مَضَاجِعِهِمْۚ
وَلِيَبْتَلِيَ
اللّٰهُ
مَا
ف۪ي
صُدُورِكُمْ
وَلِيُمَحِّصَ
مَا
ف۪ي
قُلُوبِكُمْۜ
وَاللّٰهُ
عَل۪يمٌ
بِذَاتِ
الصُّدُورِ
Kederden sonra, bir takımınızı kendinden geçirecek şekilde size huzur ve emniyet indirdi; oysa bir takımınız da kendi derdlerine düşmüşlerdi. Haksız yere Allah hakkında, cahiliye devrinde olduğu gibi inanıyorlar. «Bu işte bizim bir fikrimiz var mı?» diyorlardı; De ki: «Buyruğun hepsi Allah’ındır». Sana açmadıklarını içlerinde gizliyorlar. «Bu işte bizim fikrimiz alınsaydı, burada öldürülmezdik» diyorlar. De ki: Evlerinizde olsaydınız, haklarında ölüm yazılı olan kimseler, yine de devrilecekleri yere varırlardı. Bu, Allah’ın içinizde olanı denemesi, kalblerinizde olanı arıtması içindir. Allah gönüllerde olanı bilir.[154]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
لَا
تَكُونُوا
كَالَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
وَقَالُوا
لِاِخْوَانِهِمْ
اِذَا
ضَرَبُوا
فِي
الْاَرْضِ
اَوْ
كَانُوا
غُزًّى
لَوْ
كَانُوا
عِنْدَنَا
مَا
مَاتُوا
وَمَا
قُتِلُواۚ
لِيَجْعَلَ
اللّٰهُ
ذٰلِكَ
حَسْرَةً
ف۪ي
قُلُوبِهِمْۜ
وَاللّٰهُ
يُحْـي۪
وَيُم۪يتُۜ
وَاللّٰهُ
بِمَا
تَعْمَلُونَ
بَص۪يرٌ
Ey İnananlar! Yolculuğa çıkan veya savaşa giden kardeşleri hakkında: «Onlar yanımızda olsalardı ölmezler ve öldürülmezlerdi» diyen inkarcılar gibi olmayın ki, Allah bunu onların kalblerinde bir hasret olarak bıraksın. Dirilten de öldüren de Allah’tır. Allah işlediklerinizi görür.[156]
فَبِمَا
رَحْمَةٍ
مِنَ
اللّٰهِ
لِنْتَ
لَهُمْۚ
وَلَوْ
كُنْتَ
فَظًّا
غَل۪يظَ
الْقَلْبِ
لَانْفَضُّوا
مِنْ
حَوْلِكَۖ
فَاعْفُ
عَنْهُمْ
وَاسْتَغْفِرْ
لَهُمْ
وَشَاوِرْهُمْ
فِي
الْاَمْرِۚ
فَاِذَا
عَزَمْتَ
فَتَوَكَّلْ
عَلَى
اللّٰهِۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
يُحِبُّ
الْمُتَوَكِّل۪ينَ
Allah’ın rahmetinden dolayı, sen onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba ve katı kalbli olsaydın, şüphesiz etrafından dağılır giderlerdi. Onları affet, onlara mağfiret dile, iş hakkında onlara danış, fakat karar verdin mi Allah’a güven, doğrusu Allah güvenenleri sever.[159]
اَفَمَنِ
اتَّبَعَ
رِضْوَانَ
اللّٰهِ
كَمَنْ
بَٓاءَ
بِسَخَطٍ
مِنَ
اللّٰهِ
وَمَأْوٰيهُ
جَهَنَّمُۜ
وَبِئْسَ
الْمَص۪يرُ
Allah’ın rızasına uyan kimse, Allah’ın hışmına uğrayan gibi midir? Bu kimsenin varacağı yer cehennemdir; o ne kötü varılacak yerdir![162]
وَلَا
يَحْزُنْكَ
الَّذ۪ينَ
يُسَارِعُونَ
فِي
الْكُفْرِۚ
اِنَّهُمْ
لَنْ
يَضُرُّوا
اللّٰهَ
شَيْـٔاًۜ
يُر۪يدُ
اللّٰهُ
اَلَّا
يَجْعَلَ
لَهُمْ
حَظًّا
فِي
الْاٰخِرَةِۚ
وَلَهُمْ
عَذَابٌ
عَظ۪يمٌ
Küfürde yarışanlar seni üzmesin; şüphesiz onlar Allah’a bir zarar veremezler. Allah ahirette onlara bir pay vermemek istiyor; onlara büyük azab vardır.[176]
فَاِنْ
كَذَّبُوكَ
فَقَدْ
كُذِّبَ
رُسُلٌ
مِنْ
قَبْلِكَ
جَٓاؤُ۫
بِالْبَيِّنَاتِ
وَالزُّبُرِ
وَالْكِتَابِ
الْمُن۪يرِ
Seni yalancı saydılarsa, senden önce belgeler, sahifeler ve aydınlatıcı kitap getiren peygamberler de yalanlanmıştı.[184]
اَلَّذ۪ينَ
يَذْكُرُونَ
اللّٰهَ
قِيَاماً
وَقُعُوداً
وَعَلٰى
جُنُوبِهِمْ
وَيَتَفَكَّرُونَ
ف۪ي
خَلْقِ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِۚ
رَبَّنَا
مَا
خَلَقْتَ
هٰذَا
بَاطِلاًۚ
سُبْحَانَكَ
فَقِنَا
عَذَابَ
النَّارِ
Onlar ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah’ı anarlar; göklerin ve yerin yaratılışını düşünürler: «Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın, Sen münezzehsin. Bizi ateşin azabından koru»[191]
رَبَّنَٓا
اِنَّكَ
مَنْ
تُدْخِلِ
النَّارَ
فَقَدْ
اَخْزَيْتَهُۜ
وَمَا
لِلظَّالِم۪ينَ
مِنْ
اَنْصَارٍ
«Rabbimiz! Sen ateşe kimi sokarsan, onu şüphesiz rezil etmiş olursun, zulmedenlerin hiç yardımcıları yoktur».[192]
Yükleniyor...