ك ب ر
153ayette
161kez geçiyor
57/114surede
34farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %77 · Medenî %23
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Kalem 33
2. inen sure
En çok geçtiği sure
Bakara
12 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| اسْتَكْبَرُوا | İstifal | اسْتَفْعَلُوا | Kibirlendiler | 29 |
| كَب۪يرٌ | Sıfat | فَعِيلٌ | Büyük | 18 |
| كَب۪يراً | Sıfat | فَعِيلًا | Büyük | 14 |
| اَكْبَرُ | İsim | أَفْعَلُ | Daha büyük | 12 |
| اَكْبَرُ | Sıfat | أَفْعَلُ | Daha büyük | 11 |
| الْكِبَرُ | İsim | الْفِعَلُ | Yaşlılık | 9 |
| يَسْتَكْبِرُونَ | İstifal | يَسْتَفْعِلُونَ | Kibirlenirler | 8 |
| الْكُبْرٰىۚ | Sıfat | الْفُعْلَى | En büyük | 6 |
| كَبُرَ | Feule-Yefulu | فَعُلَ | Büyük oldu | 5 |
| كَب۪يرُهُمْ | İsim | فَعِيلُهُمْ | Onların büyüğü | 5 |
| كَب۪يرَةً | İsim | فَعِيلَةً | Büyük | 4 |
| الْمُتَكَبِّر۪ينَ | İsim | الْمُتَفَعِّلِينَ | Büyüklük taslayanlar | 4 |
| كَب۪يراً | İsim | فَعِيلًا | Büyük | 3 |
| تَسْتَكْبِرُونَ | İstifal | تَسْتَفْعِلُونَ | Kibirlenirsiniz | 3 |
| وَلِتُكَبِّرُوا | Tef'il Babı | وَلِتُفَعِّلُوا | Ve büyüklemeniz için | 2 |
| يَكْـبَرُواۜ | Feule-Yefulu | يَفْعَلُوا | Büyürler | 2 |
| الْكِبْرِيَٓاءُ | İsim | الْفِعْلِيَاءُ | Büyüklük | 2 |
| مُسْتَكْبِرُونَ | İsim | مُسْتَفْعِلُونَ | Kibirlenenler | 2 |
| الْمُسْتَكْبِر۪ينَ | İsim | الْمُسْتَفْعِلِينَ | Kibirlenenler | 2 |
| وَكَبِّرْهُ | Tef'il Babı | وَفَعِّلْهُ | Ve onu büyükle | 2 |
| مُسْتَكْبِراً | İsim | مُسْتَفْعِلًا | Kibirlenen | 2 |
| اِسْتِكْبَاراً | İsim | اسْتِفْعَالًا | Kibirlenmek | 2 |
| مُتَكَبِّرٍ | İsim | مُتَفَعِّلٍ | Büyüklük taslayan | 2 |
| كَـبَٓائِرَ | İsim | فَعَائِلَ | Büyükler | 2 |
| كَـبَٓائِرَ | İsim | فَعَائِلَ | Büyükler | 1 |
| اَكَابِرَ | İsim | أَفَاعِلَ | Büyükler | 1 |
| تَتَكَبَّرَ | Tefe'ale Babı | تَتَفَعَّلَ | Büyüklük taslarsın | 1 |
| يَتَكَبَّرُونَ | Tefe'ale Babı | يَتَفَعَّلُونَ | Büyüklük taslarlar | 1 |
| اَكْبَرْنَهُ | İfal Babı | أَفْعَلْنَهُ | Onu gözlerinde büyüttüler | 1 |
| تَكْب۪يراً | İsim | تَفْعِيلًا | Büyüklemek | 1 |
| كَبُرَتْ | Feule-Yefulu | فَعُلَتْ | Büyük oldu | 1 |
| وَكُـبَرَٓاءَنَا | İsim | وَفُعَلَاءَنَا | Ve büyüklerimiz | 1 |
| الْمُتَكَبِّرُۜ | Sıfat | الْمُتَفَعِّلُ | Büyüklenen | 1 |
| كُبَّاراًۚ | Sıfat | فُعَّالًا | Büyük | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Büyük 40
Daha büyük 18
Kibirlendiler 12
En büyük 10
Kibirlenirler 7
Yaşlılık 6
Büyük oldu 6
Büyükler 5
Ve kibirlendiler 4
Hemen kibirlendiler 4
Kibirlenenler 4
Kibirlenirsiniz 3
Büyüklük 3
Büyüklük taslayanlar 3
Diğer 29 anlam
Ve kibirlendi 2
Onların büyüğü 2
Sizin büyüğünüz 2
Kibirlendi 2
Kibirlenen 2
Kibirlenmek 2
Büyüklük taslayan 2
Kibirlendiniz 1
Ve büyüklemeniz için 1
Büyürler 1
Ve kibirlenir 1
Büyüklük taslarsın 1
Büyüklük taslarlar 1
Onu gözlerinde büyüttüler 1
Ve daha büyük 1
Büyük olur 1
Ve onu büyükle 1
Büyüklemek 1
Büyüklemeniz için 1
Onun büyüklüğü 1
Ve büyüklerimiz 1
Kibirlendin mi? 1
Ve kibirlendin 1
Büyüklük taslayanların 1
Hemen kibirlendiniz 1
Ve kibirlendiniz 1
Ve büyük 1
Büyüklenen 1
Büyükle 1
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
+ ك و ن ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır
50 ayet
وَمَا
تَكُونُ
ف۪ي
شَأْنٍ
وَمَا
تَتْلُوا
مِنْهُ
مِنْ
قُرْاٰنٍ
وَلَا
تَعْمَلُونَ
مِنْ
عَمَلٍ
اِلَّا
كُنَّا
عَلَيْكُمْ
شُهُوداً
اِذْ
تُف۪يضُونَ
ف۪يهِۜ
وَمَا
يَعْزُبُ
عَنْ
رَبِّكَ
مِنْ
مِثْقَالِ
ذَرَّةٍ
فِي
الْاَرْضِ
وَلَا
فِي
السَّمَٓاءِ
وَلَٓا
اَصْغَرَ
مِنْ
ذٰلِكَ
وَلَٓا
اَكْبَرَ
اِلَّا
ف۪ي
كِتَابٍ
مُب۪ينٍ
Ne iş yaparsan yap ve sizler ona dair Kuran’dan ne okursanız okuyun; ne yaparsanız yapın; yaptıklarınıza daldığınız anda, mutlaka Biz sizi görürüz. Yerde ve gökte hiçbir zerre Rabbinden gizli değildir. Bundan daha küçüğü veya daha büyüğü şüphesiz apaçık bir Kitap’dadır.[61]
وَاتْلُ
عَلَيْهِمْ
نَبَاَ
نُوحٍۢ
اِذْ
قَالَ
لِقَوْمِه۪
يَا قَوْمِ
اِنْ
كَانَ
كَبُرَ
عَلَيْكُمْ
مَقَام۪ي
وَتَذْك۪ير۪ي
بِاٰيَاتِ
اللّٰهِ
فَعَلَى
اللّٰهِ
تَوَكَّلْتُ
فَاَجْمِعُٓوا
اَمْرَكُمْ
وَشُرَكَٓاءَكُمْ
ثُمَّ
لَا
يَكُنْ
اَمْرُكُمْ
عَلَيْكُمْ
غُمَّةً
ثُمَّ
اقْضُٓوا
اِلَيَّ
وَلَا
تُنْظِرُونِ
Onlara Nuh’un başından geçenleri anlat: Milletine, «Ey milletim! Eğer durumum, Allah’ın ayetlerini hatırlatmam size ağır geliyorsa ki ben Allah’a güvenmişimdir siz ve koştuğunuz ortaklar elbirliği edin; yapacağınız iş sonra size bir tasa vermesin. Sonra onu bana uygulayın ve beni ertelemeyin» demişti.[71]
ثُمَّ
بَعَثْنَا
مِنْ
بَعْدِهِمْ
مُوسٰى
وَهٰرُونَ
اِلٰى
فِرْعَوْنَ
وَمَلَا۬ئِه۪
بِاٰيَاتِنَا
فَاسْتَكْبَرُوا
وَكَانُوا
قَوْماً
مُجْرِم۪ينَ
Onların ardından da Firavun ve erkanına ayetlerimizle Musa ve Harun’u gönderdik. Ama büyüklük tasladılar ve suçlu bir millet oldular.[75]
قَالُٓوا
اَجِئْتَنَا
لِتَلْفِتَنَا
عَمَّا
وَجَدْنَا
عَلَيْهِ
اٰبَٓاءَنَا
وَتَكُونَ
لَكُمَا
الْكِبْرِيَٓاءُ
فِي
الْاَرْضِۜ
وَمَا
نَحْنُ
لَكُمَا
بِمُؤْمِن۪ينَ
«Siz ikiniz, bizi babalarımızı üzerinde bulduğumuz yoldan çevirmek ve yeryüzünün büyükleri olasınız diye mi geldiniz? Biz size inanmıyoruz» dediler.[78]
قَالُوا
يَٓا اَيُّهَا
الْعَز۪يزُ
اِنَّ
لَـهُٓ
اَباً
شَيْخاً
كَب۪يراً
فَخُذْ
اَحَدَنَا
مَكَانَهُۚ
اِنَّا
نَرٰيكَ
مِنَ
الْمُحْسِن۪ينَ
Kardeşleri: «Ey Vezir! Onun yaşlanmış, kocamış bir babası vardır. Bizden birini onun yerine al. Doğrusu biz senin iyi davrananlardan olduğunu görüyoruz» dediler.[78]
وَبَرَزُوا
لِلّٰهِ
جَم۪يعاً
فَقَالَ
الضُّعَفٰٓؤُ۬ا
لِلَّذ۪ينَ
اسْتَكْـبَرُٓوا
اِنَّا
كُنَّا
لَكُمْ
تَبَعاً
فَهَلْ
اَنْتُمْ
مُغْنُونَ
عَنَّا
مِنْ
عَذَابِ
اللّٰهِ
مِنْ
شَيْءٍۜ
قَالُوا
لَوْ
هَدٰينَا
اللّٰهُ
لَهَدَيْنَاكُمْۜ
سَوَٓاءٌ
عَلَيْنَٓا
اَجَزِعْنَٓا
اَمْ
صَبَرْنَا
مَا
لَنَا
مِنْ
مَح۪يصٍ۟
İnsanların hepsi Allah’ın huzuruna çıkarlar; güçsüzler, büyüklük taslayanlara: «Doğrusu biz size uymuştuk, Allah’ın azabından bizi koruyabilecek misiniz?» derler. Cevap olarak: «Allah bizi doğru yola eriştirseydi biz de sizi eriştirirdik. Artık sızlansak da sabretsek de birdir, çünkü kaçacak yerimiz yoktur» derler.[21]
وَالَّذ۪ينَ
هَاجَرُوا
فِي
اللّٰهِ
مِنْ
بَعْدِ
مَا
ظُلِمُوا
لَنُبَوِّئَنَّهُمْ
فِي
الدُّنْيَا
حَسَنَةًۜ
وَلَاَجْرُ
الْاٰخِرَةِ
اَكْبَرُۢ
لَوْ
كَانُوا
يَعْلَمُونَۙ
Haksızlığa uğratıldıktan sonra, Allah yolunda hicret eden kimseleri, and olsun ki, dünyada güzel bir yerde yerleştiririz. Ahiret ecri ise daha büyüktür, keşki bilseler![41]
وَلَا
تَقْتُلُٓوا
اَوْلَادَكُمْ
خَشْيَةَ
اِمْلَاقٍۜ
نَحْنُ
نَرْزُقُهُمْ
وَاِيَّاكُمْۜ
اِنَّ
قَتْلَهُمْ
كَانَ
خِطْـٔاً
كَب۪يراً
Çocuklarınızı yoksulluk korkusuyla öldürmeyin. Biz onlara da size de rızık veririz. Onları öldürmek, şüphesiz büyük bir günahtır.[31]
اَوْ
خَلْقاً
مِمَّا
يَكْبُرُ
ف۪ي
صُدُورِكُمْۚ
فَسَيَقُولُونَ
مَنْ
يُع۪يدُنَاۜ
قُلِ
الَّذ۪ي
فَطَرَكُمْ
اَوَّلَ
مَرَّةٍۚ
فَسَيُنْغِضُونَ
اِلَيْكَ
رُؤُ۫سَهُمْ
وَيَقُولُونَ
مَتٰى
هُوَۜ
قُلْ
عَسٰٓى
اَنْ
يَكُونَ
قَر۪يباً
De ki: «İster taş veya demir ya da kalbinizde büyüttüğünüz başka bir yaratık olun, yine de dirileceksiniz.» «Bizi tekrar kim diriltir?» derler; de ki: «Sizi ilk defa yaratan.» Sana başlarını sallayarak: «Ne zamandır bu?» derler. «Yakında olması mümkündür» de.[50-51]
اِلَّا
رَحْمَةً
مِنْ
رَبِّكَۜ
اِنَّ
فَضْلَهُ
كَانَ
عَلَيْكَ
كَب۪يراً
Bunu yapmayışı ancak Rabbinin sana merhamet etmesindendir. Çünkü O’nun sana olan nimeti büyüktür.[87]
وَقُلِ
الْحَمْدُ
لِلّٰهِ
الَّذ۪ي
لَمْ
يَتَّخِذْ
وَلَداً
وَلَمْ
يَكُنْ
لَهُ
شَر۪يكٌ
فِي
الْمُلْكِ
وَلَمْ
يَكُنْ
لَهُ
وَلِيٌّ
مِنَ
الذُّلِّ
وَكَبِّرْهُ
تَكْب۪يراً
De ki: «Hamd, çocuk edinmemiş olan, hükümranlığında ortağı bulunmayan, düşkün olmayıp yardımcıya da ihtiyaç göstermeyen Allah’a mahsustur.» O’nu gereği gibi büyükle.[111]
قَالَ
رَبِّ
اَنّٰى
يَكُونُ
ل۪ي
غُلَامٌ
وَكَانَتِ
امْرَاَت۪ي
عَاقِراً
وَقَدْ
بَلَغْتُ
مِنَ
الْكِبَرِ
عِتِياًّ
Zekeriya: «Rabbim! Karım kısır, ben de son derece kocamışken nasıl oğlum olabilir?» dedi.[8]
قَالَ
بَلْ
فَعَلَهُۗ
كَب۪يرُهُمْ
هٰذَا
فَسْـَٔلُوهُمْ
اِنْ
كَانُوا
يَنْطِقُونَ
İbrahim: «Belki onu şu büyükleri yapmıştır, konuşabiliyorlarsa onlara sorun» dedi.[63]
لَا
يَحْزُنُهُمُ
الْفَزَعُ
الْاَكْبَرُ
وَتَتَلَقّٰيهُمُ
الْمَلٰٓئِكَةُۜ
هٰذَا
يَوْمُكُمُ
الَّذ۪ي
كُنْتُمْ
تُوعَدُونَ
En büyük korku bile onları üzmez; kendilerini melekler: «Size söz verilen gün işte bugündür» diye karşılarlar.[103]
اِلٰى
فِرْعَوْنَ
وَمَلَا۬ئِه۪
فَاسْتَكْـبَرُوا
وَكَانُوا
قَوْماً
عَال۪ينَۚ
Sonra Musa ve kardeşi Harun’u, Firavun ve erkanına mucizelerimiz ve apaçık delille gönderdik. Büyüklük tasladılar. Zaten mağrur bir topluluktular.[45-46]
وَقَارُونَ
وَفِرْعَوْنَ
وَهَامَانَ
وَلَقَدْ
جَٓاءَهُمْ
مُوسٰى
بِالْبَيِّنَاتِ
فَاسْتَكْبَرُوا
فِي
الْاَرْضِ
وَمَا
كَانُوا
سَابِق۪ينَۚ
Karun’u, Firavun’u ve Haman’ı da yok ettik. And olsun ki Musa kendilerine belgelerle gelmişti de onlar yeryüzünde büyüklük taslamışlardı. Oysa azabımızdan kurtulamazlardı.[39]
وَقَالَ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
لَنْ
نُؤْمِنَ
بِهٰذَا
الْقُرْاٰنِ
وَلَا
بِالَّذ۪ي
بَيْنَ
يَدَيْهِۜ
وَلَوْ
تَرٰٓى
اِذِ
الظَّالِمُونَ
مَوْقُوفُونَ
عِنْدَ
رَبِّهِمْۚ
يَرْجِعُ
بَعْضُهُمْ
اِلٰى
بَعْضٍۨ
الْقَوْلَۚ
يَقُولُ
الَّذ۪ينَ
اسْتُضْعِفُوا
لِلَّذ۪ينَ
اسْتَكْبَرُوا
لَوْلَٓا
اَنْتُمْ
لَكُنَّا
مُؤْمِن۪ينَ
İnkar edenler: «Bu Kuran’a ve ondan öncekilere inanmayacağız» dediler. Sen bu zalimleri, Rablerinin huzurunda dikilmiş oldukları zaman, suçu birbirine atıp dururken bir görsen! Güçsüz sayılanlar, büyüklük taslayanlara: «Siz olmasaydınız biz inanmış olacaktık» derler.[31]
قَالَ
الَّذ۪ينَ
اسْتَكْبَرُوا
لِلَّذ۪ينَ
اسْتُضْعِفُٓوا
اَنَحْنُ
صَدَدْنَاكُمْ
عَنِ
الْهُدٰى
بَعْدَ
اِذْ
جَٓاءَكُمْ
بَلْ
كُنْتُمْ
مُجْرِم۪ينَ
Büyüklük taslayanlar, Güçsüz sayılanlara: «Size doğruluk rehberi geldikten sonra ondan sizi biz mi alıkoyduk? Hayır; zaten suçlu kimselerdiniz» derler.[32]
وَقَالَ
الَّذ۪ينَ
اسْتُضْعِفُوا
لِلَّذ۪ينَ
اسْتَكْبَرُوا
بَلْ
مَكْرُ
الَّيْلِ
وَالنَّهَارِ
اِذْ
تَأْمُرُونَـنَٓا
اَنْ
نَكْفُرَ
بِاللّٰهِ
وَنَجْعَلَ
لَهُٓ
اَنْدَاداًۜ
وَاَسَرُّوا
النَّدَامَةَ
لَمَّا
رَاَوُا
الْعَذَابَۜ
وَجَعَلْنَا
الْاَغْلَالَ
ف۪ٓي
اَعْنَاقِ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُواۜ
هَلْ
يُجْزَوْنَ
اِلَّا
مَا
كَانُوا
يَعْمَلُونَ
Güçsüz sayılanlar da büyüklük taslayanlara: «Hayır gece gündüz hile kuruyor ve bize Allah’ı inkar etmemizi, O’na ortaklar koşmamızı emrediyordunuz» derler. Azabı gördüklerinde, ettiklerine içleri yanar. İnkar edenlerin boyunlarına demir halkalar vururuz. Yaptıklarından başka bir şeyin mi cezasını çekerler?[33]
اِنَّهُمْ
كَانُٓوا
اِذَا
ق۪يلَ
لَهُمْ
لَٓا
اِلٰهَ
اِلَّا
اللّٰهُ
يَسْتَكْبِرُونَۙ
Onlara: «Allah’tan başka tanrı yoktur» denildiği zaman şüphesiz büyüklenirler.[35]
Yükleniyor...