ك ت ب
279ayette
319kez geçiyor
61/114surede
17farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %50 · Medenî %50
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Kalem 37
2. inen sure
En çok geçtiği sure
Bakara
48 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| الْكِتَابَ | İsim | الْفِعَالَ | Kitap | 241 |
| كُتِبَ | Feale-Yefulu | فُعِلَ | Yazıldı | 28 |
| كِتَاباً | İsim | فِعَالًا | Kitap | 12 |
| يَكْتُبُونَ | Feale-Yefulu | يَفْعُلُونَ | Yazarlar | 9 |
| وَكُتُبِه۪ | İsim | وَفُعُلِهِ | Ve onun kitapları | 6 |
| فَاكْتُبْنَا | Feale-Yefulu | فَافْعُلْنَا | Hemen bizi yaz | 5 |
| كَاتِبٌ | İsim | فَاعِلٌ | Kâtip | 3 |
| تَكْتُبُوهُ | Feale-Yefulu | تَفْعُلُوهُ | Onu yazarsınız | 3 |
| سَنَكْتُبُ | Feale-Yefulu | سَنَفْعُلُ | Yakında yazacağız | 3 |
| كِتَابِيَهْۚ | İsim | فِعَالِيَهْ | Kitabım | 2 |
| كَتَبَتْ | Feale-Yefulu | فَعَلَتْ | Yazdı | 1 |
| كَاتِباً | İsim | فَاعِلًا | Kâtip | 1 |
| مَكْتُوباً | İsim | مَفْعُولًا | Yazılan | 1 |
| كَاتِبُونَ | İsim | فَاعِلُونَ | Kâtipler | 1 |
| فَكَاتِبُوهُمْ | Faale Babı | فَفَاعِلُوهُمْ | Onlarla yazışın | 1 |
| اكْتَتَبَهَا | İftial Babı | افْتَعَلَهَا | Onu yazdırdı | 1 |
| كَاتِب۪ينَۙ | Sıfat | فَاعِلِينَ | Kâtipler | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Kitap 222
Yazıldı 13
Yazdı 9
Ve kitap 9
Onun kitabı 6
Yazarlar 5
Yazdık 5
Kâtip 4
Kitabı 4
Ve onun kitapları 3
Kitaba 3
Kitaplar 3
Yazar 2
Onu yazarsınız 2
Diğer 24 anlam
Hemen bizi yaz 2
Yakında yazacağız 2
Kâtipler 2
Kitaba yemin olsun 2
Kitabım 2
Öyleyse onu yazın 1
Ve yazsın 1
Hemen yazsın 1
Yazmak 1
Yazdın 1
Ve yaz 1
Yakında onu yazacağım 1
Yazılan 1
Kitabın 1
Onların kitabı 1
Onlarla yazışın 1
Onu yazdırdı 1
Kitabımı 1
Ve kitap ile 1
Ve yazarız 1
Kitabınızı 1
Yakında yazılacak 1
Kitabımız 1
Onu yazdık 1
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
+ أ ت ي ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır
78 ayet
وَالَّذ۪ينَ
اٰتَيْنَاهُمُ
الْكِتَابَ
يَفْرَحُونَ
بِمَٓا
اُنْزِلَ
اِلَيْكَ
وَمِنَ
الْاَحْزَابِ
مَنْ
يُنْكِرُ
بَعْضَهُۜ
قُلْ
اِنَّـمَٓا
اُمِرْتُ
اَنْ
اَعْبُدَ
اللّٰهَ
وَلَٓا
اُشْرِكَ
بِه۪ۜ
اِلَيْهِ
اَدْعُوا
وَاِلَيْهِ
مَاٰبِ
Kendilerine kitap verdiklerimiz, sana indirilenden memnun olurlar. Karşı guruplar içinde ise, onun bir kısmını inkar edenler vardır. De ki: «Ben ancak Allah’a kulluk etmekle ve O’na asla ortak koşmamakla emrolundum. Hepinizi ancak O’na çağırıyorum ve dönüşüm O’nadır.»[36]
وَلَقَدْ
اَرْسَلْنَا
رُسُلاً
مِنْ
قَبْلِكَ
وَجَعَلْنَا
لَهُمْ
اَزْوَاجاً
وَذُرِّيَّةًۜ
وَمَا
كَانَ
لِرَسُولٍ
اَنْ
يَأْتِيَ
بِاٰيَةٍ
اِلَّا
بِاِذْنِ
اللّٰهِۜ
لِكُلِّ
اَجَلٍ
كِتَابٌ
And olsun ki, senden önce nice peygamberler gönderdik; onlara eşler ve çocuklar verdik. Allah’ın izni olmadan hiçbir peygamber bir ayet getiremez. Her şeyin vakti ve süresi yazılıdır.[38]
وَاٰتَيْنَا
مُوسَى
الْكِتَابَ
وَجَعَلْنَاهُ
هُدًى
لِبَن۪ٓي
اِسْرَٓائ۪لَ
اَلَّا
تَتَّخِذُوا
مِنْ
دُون۪ي
وَك۪يلاًۜ
Musa’ya kitap verdik. Ey Nuh’la beraber taşıyarak kurtardığımız kimselerin soyundan olanlar! Beni bırakıp başkasını vekil edinmeyesiniz diye onu İsrailoğullarına doğruluk rehberi kıldık. Doğrusu Nuh, çok şükreden bir kuldu.[2-3]
يَوْمَ
نَدْعُوا
كُلَّ
اُنَاسٍ
بِاِمَامِهِمْۚ
فَمَنْ
اُو۫تِيَ
كِتَابَهُ
بِيَم۪ينِه۪
فَاُو۬لٰٓئِكَ
يَقْرَؤُ۫نَ
كِتَابَهُمْ
وَلَا
يُظْلَمُونَ
فَت۪يلاً
Bir gün bütün insanları önderleriyle beraber çağırırız. O gün kitabı sağından verilenler, işte onlar kitablarını okurlar. Onlara kıl kadar haksizlik edilmez.[71]
يَا يَحْيٰى
خُذِ
الْكِتَابَ
بِقُوَّةٍۜ
وَاٰتَيْنَاهُ
الْحُكْمَ
صَبِياًّۙ
«Ey Yahya! Kitaba kuvvetle sarıl» deyip daha çocukken ona hikmet, katımızdan kalp yumuşaklığı ve safiyet verdik. O, Allah’tan sakınan ve anasına babasına karşı iyi davranan bir kimse idi, baş kaldıran bir zorba değildi.[12-14]
قَالَ
اِنّ۪ي
عَبْدُ
اللّٰهِ۠
اٰتَانِيَ
الْكِتَابَ
وَجَعَلَن۪ي
نَبِياًّۙ
Çocuk: «Ben şüphesiz Allah’ın kuluyum. Bana kitap verdi ve beni peygamber yaptı, nerede olursam olayım beni mübarek kıldı. Yaşadığım müddetçe namaz kılmamı, zekat vermemi ve anneme iyi davranmamı emretti. Beni bedbaht bir zorba kılmadı. Doğduğum günde, öleceğim günde, dirileceğim günde bana selam olsun» dedi.[30-33]
وَلَقَدْ
اٰتَيْنَا
مُوسَى
الْكِتَابَ
لَعَلَّهُمْ
يَهْتَدُونَ
And olsun ki Musa’ya, doğru yola girsinler diye Kitap verdik.[49]
وَلْيَسْتَعْفِفِ
الَّذ۪ينَ
لَا
يَجِدُونَ
نِكَاحاً
حَتّٰى
يُغْنِيَهُمُ
اللّٰهُ
مِنْ
فَضْلِه۪ۜ
وَالَّذ۪ينَ
يَبْتَغُونَ
الْكِتَابَ
مِمَّا
مَلَكَتْ
اَيْمَانُكُمْ
فَكَاتِبُوهُمْ
اِنْ
عَلِمْتُمْ
ف۪يهِمْ
خَيْراًۗ
وَاٰتُوهُمْ
مِنْ
مَالِ
اللّٰهِ
الَّـذ۪ٓي
اٰتٰيكُمْۜ
وَلَا
تُكْرِهُوا
فَتَيَاتِكُمْ
عَلَى
الْبِغَٓاءِ
اِنْ
اَرَدْنَ
تَحَصُّناً
لِتَبْتَغُوا
عَرَضَ
الْحَيٰوةِ
الدُّنْيَاۜ
وَمَنْ
يُكْرِهْهُنَّ
فَاِنَّ
اللّٰهَ
مِنْ
بَعْدِ
اِكْرَاهِهِنَّ
غَفُورٌ
رَح۪يمٌ
Evlenemeyenler, Allah kendilerini lütfü ile zenginleştirene kadar iffetli davransınlar. Kölelerinizden hür olmak için bedel vermek isteyenlerin, onlarda bir iyilik görürseniz, bedel vermelerini kabul edin. Onlara Allah’ın size verdiği maldan verin. Dünya hayatının geçici menfaatini elde etmek için, iffetli olmak isteyen cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. Kim onları buna zorlarsa bilsin ki Allah hiç şüphesiz onu değil zorlanan kadınları bağışlar ve merhamet eder.[33]
وَلَقَدْ
اٰتَيْنَا
مُوسَى
الْكِتَابَ
وَجَعَلْنَا
مَعَهُٓ
اَخَاهُ
هٰرُونَ
وَز۪يراًۚ
And olsun ki Musa’ya Kitap verdik, kardeşi Harun’u da kendisine vezir yaptık.[35]
قَالَ
الَّذ۪ي
عِنْدَهُ
عِلْمٌ
مِنَ
الْكِتَابِ
اَنَا۬
اٰت۪يكَ
بِه۪
قَبْلَ
اَنْ
يَرْتَدَّ
اِلَيْكَ
طَرْفُكَۜ
فَلَمَّا
رَاٰهُ
مُسْتَقِراًّ
عِنْدَهُ
قَالَ
هٰذَا
مِنْ
فَضْلِ
رَبّ۪ي۠
لِيَبْلُوَن۪ٓي
ءَاَشْكُرُ
اَمْ
اَكْفُرُۜ
وَمَنْ
شَكَرَ
فَاِنَّمَا
يَشْكُرُ
لِنَفْسِه۪ۚ
وَمَنْ
كَفَرَ
فَاِنَّ
رَبّ۪ي
غَنِيٌّ
كَر۪يمٌ
Kitabın bilgisine sahip olan biri: «Gözünü açıp kapamadan ben onu sana getiririm» dedi. Süleyman, tahtı yanına yerleşivermiş görünce: «Bu, şükür mü edeceğim yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni sınayan Rabbimin lütfundandır. Şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur; fakat nankörlük eden bilsin ki Rabbim müstağnidir, kerem sahibidir» dedi.[40]
وَلَقَدْ
اٰتَيْنَا
مُوسَى
الْكِتَابَ
مِنْ
بَعْدِ
مَٓا
اَهْلَكْنَا
الْقُرُونَ
الْاُو۫لٰى
بَصَٓائِرَ
لِلنَّاسِ
وَهُدًى
وَرَحْمَةً
لَعَلَّهُمْ
يَتَذَكَّرُونَ
And olsun ki, Musa’ya, ilk nesilleri yok ettikten sonra, insanlar düşünsünler diye Kitap’ı, açık belgeler, doğruluk rehberi ve rahmet olarak verdik.[43]
قُلْ
فَأْتُوا
بِكِتَابٍ
مِنْ
عِنْدِ
اللّٰهِ
هُوَ
اَهْدٰى
مِنْهُمَٓا
اَتَّبِعْهُ
اِنْ
كُنْتُمْ
صَادِق۪ينَ
De ki «Eğer doğru sözlü iseniz, Allah katından, bu ikisinden daha doğru bir Kitap getirin de ona uyayım.»[49]
اَلَّذ۪ينَ
اٰتَيْنَاهُمُ
الْكِتَابَ
مِنْ
قَبْلِه۪
هُمْ
بِه۪
يُؤْمِنُونَ
Kendilerine daha önceden kitap verdiklerimiz buna da inanırlar.[52]
وَوَهَبْنَا
لَـهُٓ
اِسْحٰقَ
وَيَعْقُوبَ
وَجَعَلْنَا
ف۪ي
ذُرِّيَّتِهِ
النُّبُوَّةَ
وَالْكِتَابَ
وَاٰتَيْنَاهُ
اَجْرَهُ
فِي
الدُّنْيَاۚ
وَاِنَّهُ
فِي
الْاٰخِرَةِ
لَمِنَ
الصَّالِح۪ينَ
İbrahim’e İshak’ı ve Yakub’u bahşettik. Soyundan gelenlere Kitap ve peygamberlik verdik. Onu dünyada mükafatlandırdık; doğrusu o ahirette de iyilerdendir.[27]
وَكَذٰلِكَ
اَنْزَلْـنَٓا
اِلَيْكَ
الْكِتَابَۜ
فَالَّذ۪ينَ
اٰتَيْنَاهُمُ
الْكِتَابَ
يُؤْمِنُونَ
بِه۪ۚ
وَمِنْ
هٰٓؤُ۬لَٓاءِ
مَنْ
يُؤْمِنُ
بِه۪ۜ
وَمَا
يَجْحَدُ
بِاٰيَاتِنَٓا
اِلَّا
الْكَافِرُونَ
Sana Kitap’ı böylece indirdik; işte, kendilerine Kitap verdiklerimiz ona inanırlar; bunlardan da ona inanan bulunur. Ayetlerimizi ancak inkarcılar bile bile tanımazlar.[47]
وَقَالَ
الَّذ۪ينَ
اُو۫تُوا
الْعِلْمَ
وَالْا۪يمَانَ
لَقَدْ
لَبِثْتُمْ
ف۪ي
كِتَابِ
اللّٰهِ
اِلٰى
يَوْمِ
الْبَعْثِۘ
فَهٰذَا
يَوْمُ
الْبَعْثِ
وَلٰكِنَّكُمْ
كُنْتُمْ
لَا
تَعْلَمُونَ
Kendilerine ilim ve iman verilenler; «And olsun ki, siz Allah’ın yazısında mevcut yeniden dirilme gününe kadar kaldınız. İşte bu yeniden dirilme günüdür, fakat sizler anlamıyordunuz» derler.[56]
وَلَقَدْ
اٰتَيْنَا
مُوسَى
الْكِتَابَ
فَلَا
تَكُنْ
ف۪ي
مِرْيَةٍ
مِنْ
لِقَٓائِه۪
وَجَعَلْنَاهُ
هُدًى
لِبَن۪ٓي
اِسْرَٓائ۪لَۚ
And olsun ki Musa’ya Kitap verdik; Sakın sen ona kavuşacağından şüphe etme. Musa’ya verdiğimizi İsrailoğullarına doğruluk rehberi kıldık.[23]
وَقَالَ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
لَا
تَأْت۪ينَا
السَّاعَةُۜ
قُلْ
بَلٰى
وَرَبّ۪ي
لَتَأْتِيَنَّكُمْ
عَالِمِ
الْغَيْبِۚ
لَا
يَعْزُبُ
عَنْهُ
مِثْقَالُ
ذَرَّةٍ
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَلَا
فِي
الْاَرْضِ
وَلَٓا
اَصْغَرُ
مِنْ
ذٰلِكَ
وَلَٓا
اَكْبَرُ
اِلَّا
ف۪ي
كِتَابٍ
مُب۪ينٍۙ
İnkar edenler: «Kıyamet bize gelmeyecektir» dediler. De ki: «Hayır, öyle değil; görülmeyeni bilen Rabbim’e and olsun ki, o saat size muhakkak gelecektir. Göklerde ve yerde zerre kadar olanlar bile O’nun ilminin dışında değildir. Bundan daha küçüğü ve daha büyüğü de şüphesiz apaçık Kitap’tadır.»[3]
وَمَٓا
اٰتَيْنَاهُمْ
مِنْ
كُتُبٍ
يَدْرُسُونَهَا
وَمَٓا
اَرْسَلْنَٓا
اِلَيْهِمْ
قَبْلَكَ
مِنْ
نَذ۪يرٍۜ
Oysa Biz, onlara okuyacakları bir kitap vermemiş ve senden önce de onlara bir uyarıcı göndermemiştik.[44]
قُلْ
اَرَاَيْتُمْ
شُرَكَٓاءَكُمُ
الَّذ۪ينَ
تَدْعُونَ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِۜ
اَرُون۪ي
مَاذَا
خَلَقُوا
مِنَ
الْاَرْضِ
اَمْ
لَهُمْ
شِرْكٌ
فِي
السَّمٰوَاتِۚ
اَمْ
اٰتَيْنَاهُمْ
كِتَاباً
فَهُمْ
عَلٰى
بَيِّنَتٍ
مِنْهُۚ
بَلْ
اِنْ
يَعِدُ
الظَّالِمُونَ
بَعْضُهُمْ
بَعْضاً
اِلَّا
غُرُوراً
De ki: «Allah’ı bırakıp da taptığınız putlarınıza hiç baktınız mı? Bana gösterin, onlar yerden hangi şeyi yarattılar?» Yoksa onların Allah’la ortaklığı göklerde midir? Yoksa Biz onlara kitap verdik de ondaki delillere mi dayanırlar? Hayır; zalimler, birbirlerine sadece aldatıcı söz söylerler.[40]
Yükleniyor...