ك ث ر
162ayette
167kez geçiyor
51/114surede
17farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %62 · Medenî %38
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Müddessir 6
4. inen sure
En çok geçtiği sure
Mâide
15 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| اَكْثَرَ | İsim | أَفْعَلَ | Onların çoğu | 78 |
| كَث۪يراً | İsim | فَعِيلًا | Çok | 26 |
| كَث۪يراً | Sıfat | فَعِيلًا | Çok | 20 |
| وَكَث۪يرٌ | İsim | فَعِيلٍ | Çok | 16 |
| كَث۪يرَةً | Sıfat | فَعِيلَةً | Çok | 11 |
| اسْتَكْثَرْتُمْ | İstifal | اسْتَفْعَلْتُمْ | Çok istediniz | 2 |
| فَاَكْثَرْتَ | İfal Babı | فَأَفْعَلْتَ | Hemen çoğalttın | 2 |
| اَكْثَرَ | Sıfat | أَفْعَلَ | Çoğu | 2 |
| وَتَكَاثُرٌ | İsim | وَتَفَاعُلٌ | Ve çokluk yarışı | 2 |
| كَث۪يرٌۚ | Sıfat | فَعِيلٌ | Çok | 1 |
| كَثُرَۜ | Feule-Yefulu | فَعُلَ | Çoğaldı | 1 |
| كَـثْرَةُ | İsim | فَعْلَةُ | Çokluk | 1 |
| فَكَثَّرَكُمْۖ | Tef'il Babı | فَفَعَّلَكُمْ | Sizi çoğalttı | 1 |
| كَـثُرَتْۙ | Feule-Yefulu | فَعُلَتْ | Çoğaldı | 1 |
| كَـثْرَتُكُمْ | İsim | فَعْلَتُكُمْ | Çokluğunuz | 1 |
| تَسْتَكْثِرُۙ | İstifal | تَسْتَفْعِلُ | Çok istersin | 1 |
| الْـكَوْثَرَۜ | İsim | الْفَوْعَلَ | Kevser'i | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
+ أ م ن ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır
41 ayet
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَاٰيَةًۜ
وَمَا
كَانَ
اَكْثَرُهُمْ
مُؤْمِن۪ينَ
Bunda şüphesiz ders vardır, ama çoğu inanmamıştır.[67]
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَاٰيَةًۜ
وَمَا
كَانَ
اَكْثَرُهُمْ
مُؤْمِن۪ينَ
Bunda şüphesiz bir ders vardır ama çoğu inanmamıştır.[103]
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَاٰيَةًۜ
وَمَا
كَانَ
اَكْثَرُهُمْ
مُؤْمِن۪ينَ
Doğrusu bunda bir ders vardır, ama çoğu inanmamıştır.[121]
فَكَذَّبُوهُ
فَاَهْلَكْنَاهُمْۜ
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَاٰيَةًۜ
وَمَا
كَانَ
اَكْثَرُهُمْ
مُؤْمِن۪ينَ
Böylece onu yalanladılar; Biz de kendilerini yok ettik. Bunda şüphesiz ki ders vardır; ama çoğu inanmamıştır.[139]
فَاَخَذَهُمُ
الْعَذَابُۜ
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَاٰيَةًۜ
وَمَا
كَانَ
اَكْثَرُهُمْ
مُؤْمِن۪ينَ
Bunun üzerine onları azap yakaladı. Doğrusu bunda bir ders vardır, fakat çoğu inanmamıştır.[158]
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَاٰيَةًۜ
وَمَا
كَانَ
اَكْثَرُهُمْ
مُؤْمِن۪ينَ
Şüphesiz bunda bir ders vardır, ama çoğu inanmamıştır.[174]
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَاٰيَةًۜ
وَمَا
كَانَ
اَكْثَرُهُمْ
مُؤْمِن۪ينَ
Doğrusu bunda bir ders vardır. Fakat çoğu inanmamıştır.[190]
اِلَّا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
وَعَمِلُوا
الصَّالِحَاتِ
وَذَكَرُوا
اللّٰهَ
كَث۪يراً
وَانْتَصَرُوا
مِنْ
بَعْدِ
مَا
ظُلِمُواۜ
وَسَيَعْلَمُ
الَّذ۪ينَ
ظَلَمُٓوا
اَيَّ
مُنْقَلَبٍ
يَنْقَلِبُونَ
Ancak inanıp yararlı iş işleyenler, Allah’ı çok çok ananlar ve haksızlığa uğratıldıklarında haklarını alanlar bunun dışındadır. Haksızlık eden kimseler nasıl bir yıkılışla yıkılacaklarını anlayacaklardır.[227]
وَلَقَدْ
اٰتَيْنَا
دَاوُ۫دَ
وَسُلَيْمٰنَ
عِلْماًۚ
وَقَالَا
الْحَمْدُ
لِلّٰهِ
الَّذ۪ي
فَضَّلَنَا
عَلٰى
كَث۪يرٍ
مِنْ
عِبَادِهِ
الْمُؤْمِن۪ينَ
And olsun ki, Davud’a ve Süleyman’a ilim verdik. İkisi «Bizi mümin kullarının çoğundan üstün kılan Allah’a hamdolsun» dediler.[15]
وَقَالُٓوا
اِنْ
نَتَّبِـعِ
الْهُدٰى
مَعَكَ
نُتَخَطَّفْ
مِنْ
اَرْضِنَاۜ
اَوَلَمْ
نُمَكِّنْ
لَهُمْ
حَرَماً
اٰمِناً
يُجْبٰٓى
اِلَيْهِ
ثَمَرَاتُ
كُلِّ
شَيْءٍ
رِزْقاً
مِنْ
لَدُنَّا
وَلٰكِنَّ
اَكْثَرَهُمْ
لَا
يَعْلَمُونَ
«Seninle beraber doğru yolda gidersek, yurdumuzdan ediliriz» dediler. Onları katımızdan bir rızık olarak her şeyin ürününün toplandığı güvenli ve kutlu bir yere yerleştirmedik mi? Ama çoğu bilmezler.[57]
اِنَّ
الْمُسْلِم۪ينَ
وَالْمُسْلِمَاتِ
وَالْمُؤْمِن۪ينَ
وَالْمُؤْمِنَاتِ
وَالْقَانِت۪ينَ
وَالْقَانِتَاتِ
وَالصَّادِق۪ينَ
وَالصَّادِقَاتِ
وَالصَّابِر۪ينَ
وَالصَّابِرَاتِ
وَالْخَاشِع۪ينَ
وَالْخَاشِعَاتِ
وَالْمُتَصَدِّق۪ينَ
وَالْمُتَصَدِّقَاتِ
وَالصَّٓائِم۪ينَ
وَالصَّٓائِمَاتِ
وَالْحَافِظ۪ينَ
فُرُوجَهُمْ
وَالْحَافِظَاتِ
وَالذَّاكِر۪ينَ
اللّٰهَ
كَث۪يراً
وَالذَّاكِرَاتِ
اَعَدَّ
اللّٰهُ
لَهُمْ
مَغْفِرَةً
وَاَجْراً
عَظ۪يماً
Doğrusu erkek ve kadın müslümanlar, erkek ve kadın müminler, boyun eğen erkekler ve kadınlar, doğru sözlü erkekler ve kadınlar, sabırlı erkekler ve kadınlar, gönülden bağlanan erkekler ve kadınlar, sadaka veren erkekler ve kadınlar, oruç tutan erkekler ve kadınlar iffetlerini koruyan erkekler ve kadınlar, Allah’ı çok anan erkekler ve kadınlar, işte Allah bunların hepsine mağfiret ve büyük ecir hazırlamıştır.[35]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
اذْكُرُوا
اللّٰهَ
ذِكْراً
كَث۪يراًۙ
Ey inananlar! Allah’ı çok anın.[41]
قَالُوا
سُبْحَانَكَ
اَنْتَ
وَلِيُّنَا
مِنْ
دُونِهِمْۚ
بَلْ
كَانُوا
يَعْبُدُونَ
الْجِنَّۚ
اَكْثَرُهُمْ
بِهِمْ
مُؤْمِنُونَ
Melekler: «Haşa, bizim dostumuz onlar değil, Sensin. Hayır; onlar bize değil cinlere tapıyorlardı, çoğu onlara inanıyorlardı» derler.[41]
لَقَدْ
حَقَّ
الْقَوْلُ
عَلٰٓى
اَكْثَرِهِمْ
فَهُمْ
لَا
يُؤْمِنُونَ
And olsun ki, hüküm çoğunun aleyhine gerçekleşmiştir, bunun için artık inanmazlar.[7]
قَالَ
لَقَدْ
ظَلَمَكَ
بِسُؤَالِ
نَعْجَتِكَ
اِلٰى
نِعَاجِه۪ۜ
وَاِنَّ
كَث۪يراً
مِنَ
الْخُلَطَٓاءِ
لَيَبْغ۪ي
بَعْضُهُمْ
عَلٰى
بَعْضٍ
اِلَّا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
وَعَمِلُوا
الصَّالِحَاتِ
وَقَل۪يلٌ
مَا
هُمْۜ
وَظَنَّ
دَاوُ۫دُ
اَنَّمَا
فَتَنَّاهُ
فَاسْتَغْفَرَ
رَبَّهُ
وَخَرَّ
رَاكِعاً
وَاَنَابَ ۩
Davud: «And olsun ki, senin dişi koyununu kendi dişi koyunlarına katmak istemekle sana haksızlıkta bulunmuştur. Doğrusu ortakçıların çoğu birbirlerinin haklarına tecavüz ederler. İnanıp yararlı iş işleyenler bunun dışındadır ki sayıları da ne kadar azdır!» demişti. Davud, Kendisini denediğimizi sanmıştı da, Rabbinden mağfiret dileyerek eğilip secdeye kapanmış, tevbe etmiş, Allah’a yönelmişti.[24]
اِنَّ
السَّاعَةَ
لَاٰتِيَةٌ
لَا
رَيْبَ
ف۪يهَا
وَلٰكِنَّ
اَكْثَرَ
النَّاسِ
لَا
يُؤْمِنُونَ
Kıyamet günü mutlaka gelecektir. Bunda şüphe yoktur, fakat, insanların çoğu inanmıyor.[59]
وَعَدَكُمُ
اللّٰهُ
مَغَانِمَ
كَث۪يرَةً
تَأْخُذُونَهَا
فَعَجَّلَ
لَكُمْ
هٰذِه۪
وَكَفَّ
اَيْدِيَ
النَّاسِ
عَنْكُمْۚ
وَلِتَكُونَ
اٰيَةً
لِلْمُؤْمِن۪ينَ
وَيَهْدِيَكُمْ
صِرَاطاً
مُسْتَق۪يماًۙ
Allah size, ele geçireceğiniz bol bol ganimetler vadetmiştir. İnananlar için bir belge olması, sizi doğru yola eriştirmesi için bunları size hemen vermiş ve insanların size uzanan ellerini önlemiştir.[20]
وَاعْلَمُٓوا
اَنَّ
ف۪يكُمْ
رَسُولَ
اللّٰهِۜ
لَوْ
يُط۪يعُكُمْ
ف۪ي
كَث۪يرٍ
مِنَ
الْاَمْرِ
لَعَنِتُّمْ
وَلٰكِنَّ
اللّٰهَ
حَبَّبَ
اِلَيْكُمُ
الْا۪يمَانَ
وَزَيَّـنَهُ
ف۪ي
قُلُوبِكُمْ
وَكَرَّهَ
اِلَيْكُمُ
الْكُفْرَ
وَالْفُسُوقَ
وَالْعِصْيَانَۜ
اُو۬لٰٓئِكَ
هُمُ
الرَّاشِدُونَۙ
Bilin ki, içinizde Allah’ın Peygamberi bulunmaktadır. Eğer o, bir çok işlerde size uymuş olsaydı şüphesiz kötü duruma düşerdiniz; ama Allah size imanı sevdirmiş, onu gönüllerinize güzel göstermiş; inkarcılığı, yoldan çıkmayı ve baş kaldırmayı size iğrenç göstermiştir. İşte böyle olanlar, Allah katından bir lütuf ve nimet sayesinde doğru yolda bulunanlardır. Allah bilendir, Hakim’dir.[7-8]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
اجْتَنِبُوا
كَث۪يراً
مِنَ
الظَّنِّۚ
اِنَّ
بَعْضَ
الظَّنِّ
اِثْمٌ
وَلَا
تَجَسَّسُوا
وَلَا
يَغْتَبْ
بَعْضُكُمْ
بَعْضاًۜ
اَيُحِبُّ
اَحَدُكُمْ
اَنْ
يَأْكُلَ
لَحْمَ
اَخ۪يهِ
مَيْتاً
فَكَرِهْتُمُوهُۜ
وَاتَّقُوا
اللّٰهَۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
تَـوَّابٌ
رَح۪يمٌ
Ey inananlar! Zannın çoğundan sakının, zira zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin suçunu araştırmayın; kimse kimseyi çekiştirmesin; hangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır? Ondan tiksinirsiniz; Allah’tan sakının, şüphesiz Allah tevbeleri daima kabul edendir, acıyandır.[12]
اَلَمْ
يَأْنِ
لِلَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓوا
اَنْ
تَخْشَعَ
قُلُوبُهُمْ
لِذِكْرِ
اللّٰهِ
وَمَا
نَزَلَ
مِنَ
الْحَقِّۙ
وَلَا
يَكُونُوا
كَالَّذ۪ينَ
اُو۫تُوا
الْكِتَابَ
مِنْ
قَبْلُ
فَطَالَ
عَلَيْهِمُ
الْاَمَدُ
فَقَسَتْ
قُلُوبُهُمْۜ
وَكَث۪يرٌ
مِنْهُمْ
فَاسِقُونَ
İnananların gönüllerinin Allah’ı anması ve O’ndan inen gerçeğe içten bağlanması zamanı daha gelmedi mi? Onlar, daha önce kendilerine kitap verilenler gibi olmasınlar; onların üzerinden uzun zaman geçti de kalbleri katılaştı; çoğu, yoldan çıkmış kimselerdir.[16]
Yükleniyor...