ل ا
1.283ayette
1.736kez geçiyor
94/114surede
2farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %61 · Medenî %39
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Alak 19
1. inen sure
En çok geçtiği sure
Bakara
185 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
-mazlar/-mezler 643
Ve -mazlar/-mezler 363
Ve -ma/-me 185
-ma/-me 172
Değil 106
-meyecek/-mayacak mı? 58
-maması 45
Öyleyse değil 32
Hemen -ma/-me 30
Öyleyse -ma/-me 19
Hemen -meyecek/-mayacak 17
Ve değil 16
Öyleyse -meyecek/-mayacak 13
-meyecek/-mayacak 10
Diğer 21 anlam
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
1283 ayet
ثُمَّ
اَرْسَلْنَا
رُسُلَنَا
تَتْرَاۜ
كُلَّمَا
جَٓاءَ
اُمَّةً
رَسُولُهَا
كَذَّبُوهُ
فَاَتْبَعْنَا
بَعْضَهُمْ
بَعْضاً
وَجَعَلْنَاهُمْ
اَحَاد۪يثَۚ
فَبُعْداً
لِقَوْمٍ
لَا
يُؤْمِنُونَ
Sonra birbiri peşinden peygamberlerimizi gönderdik. Her ümmete peygamberi geldikçe onu yalancı saydılar. Onları birbiri peşinden yok edip hepsini birer efsane yaptık. İnanmayan millet, rahmetden ırak olsun![44]
نُسَارِعُ
لَهُمْ
فِي
الْخَيْرَاتِۜ
بَلْ
لَا
يَشْعُرُونَ
Kendilerine mal ve oğullar vermekle, iyiliklerde onlar için acele ettiğimizi mi zannederler? Hayır; farkında değiller.[55-56]
وَالَّذ۪ينَ
هُمْ
بِرَبِّهِمْ
لَا
يُشْرِكُونَۙ
Rablerinden korkarak titreyenler, Rablerinin ayetlerine inananlar, Rablerine eş koşmayanlar, Rablerine dönecekleri için kalbleri ürpererek vermeleri gerekeni verenler, işte onlar iyi işlerde yarış ederler, o uğurda ileri geçerler.[57-61]
وَلَا
نُكَلِّفُ
نَفْساً
اِلَّا
وُسْعَهَا
وَلَدَيْنَا
كِتَابٌ
يَنْطِقُ
بِالْحَقِّ
وَهُمْ
لَا
يُظْلَمُونَ
Biz herkese ancak gücünün yeteceği kadar yükleriz. Katımızda gerçeği söyleyen bir kitap vardır; onlar haksızlığa uğratılmazlar.[62]
لَا
تَجْـَٔرُوا
الْيَوْمَ
اِنَّكُمْ
مِنَّا
لَا
تُنْصَرُونَ
Onlara şöyle deriz: «Bugün feryat etmeyin, doğrusu katımızdan bir yardım görmezsiniz.»[65]
وَاِنَّ
الَّذ۪ينَ
لَا
يُؤْمِنُونَ
بِالْاٰخِرَةِ
عَنِ
الصِّرَاطِ
لَنَاكِبُونَ
Aslında sen onları doğru yola çağırıyorsun ama, ahirete inanmayanlar bu yoldan sapmaktadırlar.[73-74]
وَهُوَ
الَّذ۪ي
يُحْـي۪
وَيُم۪يتُ
وَلَهُ
اخْتِلَافُ
الَّيْلِ
وَالنَّهَارِۜ
اَفَلَا
تَعْقِلُونَ
Dirilten de, öldüren de O’dur. Gece ile gündüzün birbiri ardından gitmesi de O’nun emrine bağlıdır. Düşünmez misiniz?[80]
سَيَقُولُونَ
لِلّٰهِۜ
قُلْ
اَفَلَا
تَذَكَّرُونَ
«Allah’ındır» diyecekler, «Öyleyse ders almaz mısınız?» de.[85]
سَيَقُولُونَ
لِلّٰهِۜ
قُلْ
اَفَلَا
تَتَّقُونَ
«Allah’tır» diyecekler! «Öyleyse O’na karşı gelmekten sakınmaz mısınız?» de.[87]
قُلْ
مَنْ
بِيَدِه۪
مَلَكُوتُ
كُلِّ
شَيْءٍ
وَهُوَ
يُج۪يرُ
وَلَا
يُجَارُ
عَلَيْهِ
اِنْ
كُنْتُمْ
تَعْلَمُونَ
«Biliyorsanız söyleyin her şeyin hükümranlığı elinde olan, barındıran fakat himayeye muhtaç olmayan kimdir?»[88]
رَبِّ
فَلَا
تَجْعَلْن۪ي
فِي
الْقَوْمِ
الظَّالِم۪ينَ
De ki: «Rabbim! Onların tehdit olundukları şeyi bana mutlaka göstereceksen, o zaman beni zalim milletin içinde bulundurma Yarabbi.»[93-94]
فَاِذَا
نُفِـخَ
فِي
الصُّورِ
فَلَٓا
اَنْسَابَ
بَيْنَهُمْ
يَوْمَئِذٍ
وَلَا
يَتَسَٓاءَلُونَ
Sura üflendiği zaman, o gün, aralarındaki soy yakınlığı fayda vermez ve birbirlerine de birşey soramazlar.[101]
قَالَ
اخْسَؤُ۫ا
ف۪يهَا
وَلَا
تُكَلِّمُونِ
Allah: «Sinin orada! Benimle konuşmayın. Kullarımdan bir topluluk: «Rabbimiz! inandık, artık bizi bağışla, bize acı. Sen acıyanların en iyisisin» diyordu. Siz ise, onları alaya alıyordunuz. Bu yaptıklarınız size Beni anmayı unutturuyordu. Onlara hep gülüyordunuz. Sabretmelerine karşılık bugün onları mükafatlandırdım. Doğrusu onlar kurtulanlardır» der.[108-111]
اَفَحَسِبْتُمْ
اَنَّمَا
خَلَقْنَاكُمْ
عَبَثاً
وَاَنَّكُمْ
اِلَيْنَا
لَا
تُرْجَعُونَ
Allah’ «Pek az kaldınız, keşke bilseydiniz! Sizi boşuna yarattığımızı ve Bize döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?» der.[114-115]
فَتَعَالَى
اللّٰهُ
الْمَلِكُ
الْحَقُّۚ
لَٓا
اِلٰهَ
اِلَّا
هُوَۚ
رَبُّ
الْعَرْشِ
الْكَر۪يمِ
Gerçek hükümdar olan Allah yücedir. O’ndan başka tanrı yoktur. O, yüce arşın Rabbidir.[116]
وَمَنْ
يَدْعُ
مَعَ
اللّٰهِ
اِلٰهاً
اٰخَرَۙ
لَا
بُرْهَانَ
لَهُ
بِه۪ۙ
فَاِنَّمَا
حِسَابُهُ
عِنْدَ
رَبِّه۪ۜ
اِنَّهُ
لَا
يُفْلِحُ
الْكَافِرُونَ
Allah’la beraber, varlığına hiçbir delili olmadığı halde başka tanrıya tapanın hesabını Rabbi görecektir. İnkarcılar elbette kurtulamazlar.[117]
اَلزَّانِيَةُ
وَالزَّان۪ي
فَاجْلِدُوا
كُلَّ
وَاحِدٍ
مِنْهُمَا
مِائَةَ
جَلْدَةٍۖ
وَلَا
تَأْخُذْكُمْ
بِهِمَا
رَأْفَةٌ
ف۪ي
د۪ينِ
اللّٰهِ
اِنْ
كُنْتُمْ
تُؤْمِنُونَ
بِاللّٰهِ
وَالْيَوْمِ
الْاٰخِرِۚ
وَلْيَشْهَدْ
عَذَابَهُمَا
طَٓائِفَةٌ
مِنَ
الْمُؤْمِن۪ينَ
Zina eden kadın ve erkeğin her birine yüzer değnek vurun. Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız, Allah’ın dini konusunda o ikisine acımayın. Onların ceza görmesine, inananlardan bir topluluk da şahit olsun.[2]
اَلزَّان۪ي
لَا
يَنْكِحُ
اِلَّا
زَانِيَةً
اَوْ
مُشْرِكَةًۘ
وَالزَّانِيَةُ
لَا
يَنْكِحُهَٓا
اِلَّا
زَانٍ
اَوْ
مُشْرِكٌۚ
وَحُرِّمَ
ذٰلِكَ
عَلَى
الْمُؤْمِن۪ينَ
Zina eden erkek, ancak zina eden veya putperest bir kadınla evlenebilir. Zina eden kadınla da, ancak zina eden veya putperest olan bir erkek evlenebilir. Bu, müminlere yasak edilmiştir.[3]
وَالَّذ۪ينَ
يَرْمُونَ
الْمُحْصَنَاتِ
ثُمَّ
لَمْ
يَأْتُوا
بِاَرْبَعَةِ
شُهَدَٓاءَ
فَاجْلِدُوهُمْ
ثَمَان۪ينَ
جَلْدَةً
وَلَا
تَقْبَلُوا
لَهُمْ
شَهَادَةً
اَبَداًۚ
وَاُو۬لٰٓئِكَ
هُمُ
الْفَاسِقُونَۙ
İffetli kadınlara zina isnat edip de, sonra dört şahit getiremeyenlere seksen değnek vurun; ebediyen onların şahidliğini kabul etmeyin. İşte onlar yoldan çıkmış kimselerdir.[4]
اِنَّ
الَّذ۪ينَ
جَٓاؤُ۫
بِالْاِفْكِ
عُصْبَةٌ
مِنْكُمْۜ
لَا
تَحْسَبُوهُ
شَراًّ
لَكُمْۜ
بَلْ
هُوَ
خَيْرٌ
لَكُمْۜ
لِكُلِّ
امْرِئٍ
مِنْهُمْ
مَا
اكْتَسَبَ
مِنَ
الْاِثْمِۚ
وَالَّذ۪ي
تَوَلّٰى
كِبْرَهُ
مِنْهُمْ
لَهُ
عَذَابٌ
عَظ۪يمٌ
(Peygamber’in eşi hakkında) o yalanı uyduranlar içinizden bir güruhtur. Bunu kendiniz için kötü sanmayın, o sizin için hayırlı olmuştur. O kimselerden her birine kazandığı günah karşılığı ceza vardır; içlerinden elebaşılık yapana ise büyük azap vardır.[11]
Yükleniyor...