ل م
327ayette
347kez geçiyor
77/114surede
1farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %60 · Medenî %40
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Alak 5
1. inen sure
En çok geçtiği sure
Nisâ
26 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| لَمْ | Harfi Nefi | لَمْ | Değil | 347 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
+ أ ل ه ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır
166 ayet
فَلَمَّٓا
اَنْ
جَٓاءَ
الْبَش۪يرُ
اَلْقٰيهُ
عَلٰى
وَجْهِه۪
فَارْتَدَّ
بَص۪يراًۚ
قَالَ
اَلَمْ
اَقُلْ
لَكُمْ
اِنّ۪ٓي
اَعْلَمُ
مِنَ
اللّٰهِ
مَا
لَا
تَعْلَمُونَ
Müjdeci gelip, gömleği Yakub’un yüzüne bırakınca, hemen gözleri açıldı. Bunun üzerine Yakub «Ben size, Allah katından sizin bilmediğinizi biliyorum dememiş miydim?» dedi.[96]
وَلَوْ
اَنَّ
قُرْاٰناً
سُيِّرَتْ
بِهِ
الْجِبَالُ
اَوْ
قُطِّعَتْ
بِهِ
الْاَرْضُ
اَوْ
كُلِّمَ
بِهِ
الْمَوْتٰىۜ
بَلْ
لِلّٰهِ
الْاَمْرُ
جَم۪يعاًۜ
اَفَلَمْ
يَايْـَٔسِ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓوا
اَنْ
لَوْ
يَشَٓاءُ
اللّٰهُ
لَهَدَى
النَّاسَ
جَم۪يعاًۜ
وَلَا
يَزَالُ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
تُص۪يبُهُمْ
بِمَا
صَنَعُوا
قَارِعَةٌ
اَوْ
تَحُلُّ
قَر۪يباً
مِنْ
دَارِهِمْ
حَتّٰى
يَأْتِيَ
وَعْدُ
اللّٰهِۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
لَا
يُخْلِفُ
الْم۪يعَادَ۟
Eğer Kuran ile dağlar yürütülmüş veya yeryüzü parçalanmış yahut ölüler konuşturulmuş olsaydı, kafirler yine de inanmazlardı. Oysa bütün işler Allah’a aittir. İnananların, «Allah dilese bütün insanları doğru yola eriştirebilir» gerçeğini akılları kesmedi mi? Allah’ın sözü yerine gelinceye kadar, yaptıkları işler sebebiyle inkar edenlere bir belanın dokunması veya evlerinin yakınına inmesi devam eder durur. Allah, verdiği sözden şüphesiz caymaz.[31]
اَوَلَمْ
يَرَوْا
اَنَّا
نَأْتِي
الْاَرْضَ
نَنْقُصُهَا
مِنْ
اَطْرَافِهَاۜ
وَاللّٰهُ
يَحْكُمُ
لَا
مُعَقِّبَ
لِحُكْمِه۪ۜ
وَهُوَ
سَر۪يعُ
الْحِسَابِ
Görmüyorlar mı ki, Biz yeryüzünü etrafından gitgide eksiltmekteyiz. Hüküm Allah’ındır, O’nun hükmünü takip edip bozacak yoktur. O, hesabı çabuk görür.[41]
اَلَمْ
يَأْتِكُمْ
نَبَؤُا
الَّذ۪ينَ
مِنْ
قَبْلِكُمْ
قَوْمِ
نُوحٍ
وَعَادٍ
وَثَمُودَۜۛ
وَالَّذ۪ينَ
مِنْ
بَعْدِهِمْۜۛ
لَا
يَعْلَمُهُمْ
اِلَّا
اللّٰهُۜ
جَٓاءَتْهُمْ
رُسُلُهُمْ
بِالْبَيِّنَاتِ
فَرَدُّٓوا
اَيْدِيَهُمْ
ف۪ٓي
اَفْوَاهِهِمْ
وَقَالُٓوا
اِنَّا
كَفَرْنَا
بِمَٓا
اُرْسِلْتُمْ
بِه۪
وَاِنَّا
لَف۪ي
شَكٍّ
مِمَّا
تَدْعُونَـنَٓا
اِلَيْهِ
مُر۪يبٍ
Sizden önce gecen Nuh, Ad, Semud milletlerinin ve onlardan sonra gelenlerin haberleri ki onları Allah’tan başkası bilmez size ulaşmadı mı? Onlara peygamberleri belgelerle geldiler, fakat ellerini ağızlarına götürüp: «Biz sizinle gönderilene inanmıyoruz. Bizi çağırdığınız şeyden de şüphe ve endişe içindeyiz» dediler.[9]
اَلَمْ
تَرَ
اَنَّ
اللّٰهَ
خَلَقَ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضَ
بِالْحَقِّۜ
اِنْ
يَشَأْ
يُذْهِبْكُمْ
وَيَأْتِ
بِخَلْقٍ
جَد۪يدٍۙ
Gökleri ve yeri gerçekten Allah’ın yarattığını bilmiyor musun? Dilerse sizi yok edip yeni bir topluluk var eder.[19]
اَلَمْ
تَرَ
كَيْفَ
ضَرَبَ
اللّٰهُ
مَثَلاً
كَلِمَةً
طَيِّبَةً
كَشَجَرَةٍ
طَيِّبَةٍ
اَصْلُهَا
ثَابِتٌ
وَفَرْعُهَا
فِي
السَّمَٓاءِۙ
Allah’ın, hoş bir sözü; kökü sağlam, dalları göğe doğru olan, Rabbinin izniyle her zaman meyve veren hoş bir ağaca benzeterek nasıl misal verdiğini görmüyor musun? İnsanlar ibret alsın diye Allah onlara misal gösteriyor.[24-25]
اَلَمْ
تَرَ
اِلَى
الَّذ۪ينَ
بَدَّلُوا
نِعْمَتَ
اللّٰهِ
كُفْراً
وَاَحَلُّوا
قَوْمَهُمْ
دَارَ
الْبَوَارِۙ
Allah’ın verdiği nimeti nankörlükle karşılayanları ve milletlerini helak olacakları yere, yaslanacakları cehenneme götürenleri görmüyor musun?[28-29]
اَوَلَمْ
يَرَوْا
اِلٰى
مَا
خَلَقَ
اللّٰهُ
مِنْ
شَيْءٍ
يَتَفَيَّؤُ۬ا
ظِلَالُهُ
عَنِ
الْيَم۪ينِ
وَالشَّمَٓائِلِ
سُجَّداً
لِلّٰهِ
وَهُمْ
دَاخِرُونَ
Allah’ın yarattığı şeylerin, gölgeleri sağa sola vurarak, Allah’a boyun eğerek secde etmekte olduklarını görmüyorlar mı?[48]
اَلَمْ
يَرَوْا
اِلَى
الطَّيْرِ
مُسَخَّرَاتٍ
ف۪ي
جَوِّ
السَّمَٓاءِۜ
مَا
يُمْسِكُهُنَّ
اِلَّا
اللّٰهُۜ
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَاٰيَاتٍ
لِقَوْمٍ
يُؤْمِنُونَ
Göğün boşluğunda Allah’ın buyruğuna boyun eğerek uçan kuşlara bakmıyorlar mı? Onları Allah’tan başka tutan kimse yoktur. İnanan millet için bunda dersler vardır.[79]
اِنَّ
اِبْرٰه۪يمَ
كَانَ
اُمَّةً
قَانِتاً
لِلّٰهِ
حَن۪يفاًۜ
وَلَمْ
يَكُ
مِنَ
الْمُشْرِك۪ينَۙ
İbrahim, şüphesiz Allah’a boyun eğen ve O’na yönelen bir önderdi; puta tapanlardan değildi.[120]
اَوَلَمْ
يَرَوْا
اَنَّ
اللّٰهَ
الَّذ۪ي
خَلَقَ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضَ
قَادِرٌ
عَلٰٓى
اَنْ
يَخْلُقَ
مِثْلَهُمْ
وَجَعَلَ
لَهُمْ
اَجَلاً
لَا
رَيْبَ
ف۪يهِۜ
فَاَبَى
الظَّالِمُونَ
اِلَّا
كُفُوراً
Gökleri ve yeri yaratan Allah’ın, onların benzerlerini de tekrar yaratmaya Kadir olduğunu görmezler mi? Onlar için şüphe götürmeyen bir süre tayin etmiştir. Öyleyken, zalimler, inkarcılıkta hala direnirler.[99]
وَقُلِ
الْحَمْدُ
لِلّٰهِ
الَّذ۪ي
لَمْ
يَتَّخِذْ
وَلَداً
وَلَمْ
يَكُنْ
لَهُ
شَر۪يكٌ
فِي
الْمُلْكِ
وَلَمْ
يَكُنْ
لَهُ
وَلِيٌّ
مِنَ
الذُّلِّ
وَكَبِّرْهُ
تَكْب۪يراً
De ki: «Hamd, çocuk edinmemiş olan, hükümranlığında ortağı bulunmayan, düşkün olmayıp yardımcıya da ihtiyaç göstermeyen Allah’a mahsustur.» O’nu gereği gibi büyükle.[111]
اَلْحَمْدُ
لِلّٰهِ
الَّـذ۪ٓي
اَنْزَلَ
عَلٰى
عَبْدِهِ
الْـكِتَابَ
وَلَمْ
يَجْعَلْ
لَهُ
عِـوَجا۔ًۜ
Hamd Allah’a mahsustur ki, kendi katından şiddetli bir baskını haber vermek ve yararlı iş yapan müminlere, içinde temelli kalacakları güzel bir mükafatı müjdelemek ve : «Allah çocuk edindi» diyenleri uyarmak için kuluna eğri bir taraf bırakmadığı dosdoğru Kitap’ı indirmiştir.[1-4]
وَلَمْ
تَكُنْ
لَهُ
فِئَةٌ
يَنْصُرُونَهُ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
وَمَا
كَانَ
مُنْتَصِراًۜ
Ona, Allah’tan başka yardım edebilecek adamları da yoktu, kendi kendini de kurtaramadı.[43]
قَالَ
اَرَاغِبٌ
اَنْتَ
عَنْ
اٰلِهَت۪ي
يَٓا اِبْرٰه۪يمُۚ
لَئِنْ
لَمْ
تَنْتَهِ۬
لَاَرْجُمَنَّكَ
وَاهْجُرْن۪ي
مَلِياًّ
Babası: «Ey İbrahim! Sen benim tanrılarımdan yüz çevirmek mi istiyorsun? Bundan vazgeçmezsen mutlaka seni taşlarım; uzun bir süre benden uzaklaş git.» dedi.[46]
اَلَمْ
تَرَ
اَنَّ
اللّٰهَ
يَسْجُدُ
لَهُ
مَنْ
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَمَنْ
فِي
الْاَرْضِ
وَالشَّمْسُ
وَالْقَمَرُ
وَالنُّجُومُ
وَالْجِبَالُ
وَالشَّجَرُ
وَالدَّوَٓابُّ
وَكَث۪يرٌ
مِنَ
النَّاسِۜ
وَكَث۪يرٌ
حَقَّ
عَلَيْهِ
الْعَذَابُۜ
وَمَنْ
يُهِنِ
اللّٰهُ
فَمَا
لَهُ
مِنْ
مُكْرِمٍۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
يَفْعَلُ
مَا
يَشَٓاءُ ۩
Göklerde ve yerde olanların, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanların ve insanların birçoğunun Allah’a secde ettiklerini görmüyor musun? İnsanların birçoğu da azabı hak etmiştir. Allah’ın alçalttığı kimseyi yükseltebilecek yoktur. Doğrusu Allah ne dilerse yapar.[18]
اَلَمْ
تَرَ
اَنَّ
اللّٰهَ
اَنْزَلَ
مِنَ
السَّمَٓاءِ
مَٓاءًۘ
فَتُصْبِـحُ
الْاَرْضُ
مُخْضَرَّةًۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
لَط۪يفٌ
خَب۪يرٌۚ
Allah’ın gökten indirdiği su ile yerin yemyeşil olduğunu görmez misin? Doğrusu Allah Latif’dir, haberdardır.[63]
اَلَمْ
تَرَ
اَنَّ
اللّٰهَ
سَخَّرَ
لَكُمْ
مَا
فِي
الْاَرْضِ
وَالْفُلْكَ
تَجْر۪ي
فِي
الْبَحْرِ
بِاَمْرِه۪ۜ
وَيُمْسِكُ
السَّمَٓاءَ
اَنْ
تَقَعَ
عَلَى
الْاَرْضِ
اِلَّا
بِاِذْنِه۪ۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
بِالنَّاسِ
لَرَؤُ۫فٌ
رَح۪يمٌ
Allah’ın yerde olanları ve emriyle denizlerde yürüyen gemileri buyruğunuz altına vermiş olduğunu; buyruğu olmaksızın yere düşmemesi için göğü O’nun tuttuğunu görmez misin? Doğrusu Allah insanlara karşı şefkatli ve merhametli olandır.[65]
اَلَمْ
تَعْلَمْ
اَنَّ
اللّٰهَ
يَعْلَمُ
مَا
فِي
السَّمَٓاءِ
وَالْاَرْضِۜ
اِنَّ
ذٰلِكَ
ف۪ي
كِتَابٍۜ
اِنَّ
ذٰلِكَ
عَلَى
اللّٰهِ
يَس۪يرٌ
Gökte ve yerde olanı Allah’ın bildiğini bilmez misin? Bunlar hiç şüphesiz Kitap’dadır ve şüphesiz bunlar Allah’a kolaydır.[70]
وَيَعْبُدُونَ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
مَا
لَمْ
يُنَزِّلْ
بِه۪
سُلْطَاناً
وَمَا
لَيْسَ
لَهُمْ
بِه۪
عِلْمٌۜ
وَمَا
لِلظَّالِم۪ينَ
مِنْ
نَص۪يرٍ
Onlar Allah’ı bırakıp da O’nun, haklarında hiçbir delil indirmediği, kendilerinde de bir bilgi olmayan şeylere taparlar. Zulmedenlerin yardımcısı olmaz.[71]
Yükleniyor...