ل مّ ا

153ayette
165kez geçiyor
48/114surede
3farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %82 · Medenî %18
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla) Kalem 26 2. inen sure En çok geçtiği sure Yûsuf 19 kez

Kelime ailesi

Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.

KelimeTürVezinAnlamAdet
فَلَمَّا Zaman Zarfı فَلَمَّا -ınca 156
وَلَمَّا Harfi Nefi وَلَمَّا Henüz -medi/-madı 7
لَمَّا Şart Edatı لَمَّا Ancak 2

Anlam yelpazesi

Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.

Kavram ağı

Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.

Sure dağılımı

Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî

Vahiy sürecinde kullanım

Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.

1. inen: Alak — 0 kez 2. inen: Kalem — 2 kez 3. inen: Müzzemmil — 0 kez 4. inen: Müddessir — 0 kez 5. inen: Fâtiha — 0 kez 6. inen: Tebbet — 0 kez 7. inen: Tekvîr — 0 kez 8. inen: A’lâ — 0 kez 9. inen: Leyl — 0 kez 10. inen: Fecr — 0 kez 11. inen: Duhâ — 0 kez 12. inen: İnşirâh — 0 kez 13. inen: Asr — 0 kez 14. inen: Âdiyât — 0 kez 15. inen: Kevser — 0 kez 16. inen: Tekâsür — 0 kez 17. inen: Mâ’ûn — 0 kez 18. inen: Kâfirûn — 0 kez 19. inen: Fil — 0 kez 20. inen: Felâk — 0 kez 21. inen: Nâs — 0 kez 22. inen: İhlâs — 0 kez 23. inen: Necm — 0 kez 24. inen: Abese — 1 kez 25. inen: Kadr — 0 kez 26. inen: Şems — 0 kez 27. inen: Bürûc — 0 kez 28. inen: Tîn — 0 kez 29. inen: Kureyş — 0 kez 30. inen: Kâri’a — 0 kez 31. inen: Kıyâme — 0 kez 32. inen: Hümeze — 0 kez 33. inen: Mürselât — 0 kez 34. inen: Kâf — 1 kez 35. inen: Beled — 0 kez 36. inen: Târık — 1 kez 37. inen: Kamer — 0 kez 38. inen: Sâd — 1 kez 39. inen: A’râf — 17 kez 40. inen: Cin — 2 kez 41. inen: Yâsîn — 1 kez 42. inen: Furkân — 1 kez 43. inen: Fâtır — 1 kez 44. inen: Meryem — 1 kez 45. inen: Tâ-Hâ — 1 kez 46. inen: Vâkı’a — 0 kez 47. inen: Şu’arâ — 3 kez 48. inen: Neml — 7 kez 49. inen: Kasas — 10 kez 50. inen: İsrâ — 1 kez 51. inen: Yûnus — 10 kez 52. inen: Hûd — 9 kez 53. inen: Yûsuf — 19 kez 54. inen: Hicr — 1 kez 55. inen: En’âm — 8 kez 56. inen: Sâffât — 2 kez 57. inen: Lokman — 1 kez 58. inen: Sebe’ — 4 kez 59. inen: Zümer — 0 kez 60. inen: Mü’min — 5 kez 61. inen: Fussilet — 1 kez 62. inen: Şûrâ — 1 kez 63. inen: Zuhruf — 7 kez 64. inen: Duhân — 0 kez 65. inen: Câsiye — 0 kez 66. inen: Ahkâf — 4 kez 67. inen: Zâriyât — 0 kez 68. inen: Gâşiye — 0 kez 69. inen: Kehf — 3 kez 70. inen: Nahl — 0 kez 71. inen: Nûh — 0 kez 72. inen: İbrahim — 1 kez 73. inen: Enbiyâ — 1 kez 74. inen: Mü’minûn — 0 kez 75. inen: Secde — 1 kez 76. inen: Tûr — 0 kez 77. inen: Mülk — 1 kez 78. inen: Hâkka — 1 kez 79. inen: Me’âric — 0 kez 80. inen: Nebe’ — 0 kez 81. inen: Nâzi’ât — 0 kez 82. inen: İnfitâr — 0 kez 83. inen: İnşikâk — 0 kez 84. inen: Rûm — 0 kez 85. inen: Ankebût — 4 kez 86. inen: Mutaffifîn — 0 kez 87. inen: Bakara — 11 kez 88. inen: Enfâl — 1 kez 89. inen: Âl-i İmrân — 4 kez 90. inen: Ahzâb — 2 kez 91. inen: Mümtehine — 0 kez 92. inen: Nisâ — 1 kez 93. inen: Zilzâl — 0 kez 94. inen: Hadîd — 0 kez 95. inen: Muhammed — 0 kez 96. inen: Ra’d — 0 kez 97. inen: Rahmân — 0 kez 98. inen: İnsan — 0 kez 99. inen: Talâk — 0 kez 100. inen: Beyyine — 0 kez 101. inen: Haşr — 1 kez 102. inen: Nûr — 0 kez 103. inen: Hac — 0 kez 104. inen: Münâfikûn — 0 kez 105. inen: Mücâdele — 0 kez 106. inen: Hucurât — 1 kez 107. inen: Tahrîm — 2 kez 108. inen: Teğâbun — 0 kez 109. inen: Saff — 2 kez 110. inen: Cum’a — 1 kez 111. inen: Fetih — 0 kez 112. inen: Mâide — 1 kez 113. inen: Tevbe — 3 kez 114. inen: Nasr — 0 kez
← ilk inenson inen →

Ayetler

153 ayet

ءَاُنْزِلَ عَلَيْهِ الذِّكْرُ مِنْ بَيْنِنَاۜ بَلْ هُمْ ف۪ي شَكٍّ مِنْ ذِكْر۪يۚ بَلْ لَمَّا يَذُوقُوا عَذَابِۜ
Onlardan ileri gelenler: «Yürüyün, tanrılarınıza bağlılıkta direnin, sizden istenen şüphesiz budur. Başka dinde de bunu işitmedik; bu ancak bir uydurmadır. Kuran, aramızda ona mı indirilmeliydi?» dediler. Hayır, bunlar Kuran’ımızdan şüphededirler. Hayır, azabımızı henüz tatmamışlardır.[6-8]
فَلَمَّا جَٓاءَهُمْ بِالْحَقِّ مِنْ عِنْدِنَا قَالُوا اقْتُلُٓوا اَبْنَٓاءَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا مَعَهُ وَاسْتَحْيُوا نِسَٓاءَهُمْۜ وَمَا كَيْدُ الْكَافِر۪ينَ اِلَّا ف۪ي ضَلَالٍ
Musa katımızdan onlara gerçeği getirince: «Onunla beraber iman etmiş kimselerin oğullarını öldürün, kadınlarını sağ bırakın» dediler. Ama inkarcıların hilesi elbette boşa gider.[25]
قُلْ اِنّ۪ي نُه۪يتُ اَنْ اَعْبُدَ الَّذ۪ينَ تَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ لَمَّا جَٓاءَنِيَ الْبَيِّنَاتُ مِنْ رَبّ۪ي وَاُمِرْتُ اَنْ اُسْلِمَ لِرَبِّ الْعَالَم۪ينَ
De ki: «Sizin, Allah’ı bırakıp da kulluk ettiklerinize kulluk etmek bana yasak kılınmıştır. Zira bana Rabbimden belgeler gelmiştir. Ben, kendimi Alemlerin Rabbine vermekle emrolundum.»[66]
فَلَمَّا جَٓاءَتْهُمْ رُسُلُهُمْ بِالْبَيِّنَاتِ فَرِحُوا بِمَا عِنْدَهُمْ مِنَ الْعِلْمِ وَحَاقَ بِهِمْ مَا كَانُوا بِه۪ يَسْتَهْزِؤُ۫نَ
Peygamberleri onlara belgelerle gelince, kendilerinde olan bilgiden gururlandılar da, alaya aldıkları şey kendilerini sarıverdi.[83]
فَلَمَّا رَاَوْا بَأْسَنَا قَالُٓوا اٰمَنَّا بِاللّٰهِ وَحْدَهُ وَكَفَرْنَا بِمَا كُنَّا بِه۪ مُشْرِك۪ينَ
Şiddetli azabımızı gördüklerinde: «Yalnız Allah’a inandık; O’na koştuğumuz eşleri inkar ettik» dediler.[84]
فَلَمْ يَكُ يَنْفَعُهُمْ ا۪يمَانُهُمْ لَمَّا رَاَوْا بَأْسَنَاۜ سُنَّتَ اللّٰهِ الَّت۪ي قَدْ خَلَتْ ف۪ي عِبَادِه۪ۚ وَخَسِرَ هُنَالِكَ الْكَافِرُونَ
Ama, Bizim şiddetli azabımızı görüp de öyle inanmaları kendilerine fayda vermedi. Bu, Allah’ın kulları hakkında, öteden beri yürürlükte olan yasasıdır. İşte inkarcılar o zaman hüsranda kaldılar.[85]
اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا بِالذِّكْرِ لَمَّا جَٓاءَهُمْۚ وَاِنَّهُ لَكِتَابٌ عَز۪يزٌۙ
Kitap kendilerine gelince, onlar, onu inkar etmişlerdir; oysa o, değerli bir Kitap’dır. Geçmişte ve gelecekte onu batıl kılacak yoktur. Hakim ve övülmeğe layık olan Allah katından indirilmedir.[41-42]
وَمَنْ يُضْلِلِ اللّٰهُ فَمَا لَهُ مِنْ وَلِيٍّ مِنْ بَعْدِه۪ۜ وَتَرَى الظَّالِم۪ينَ لَمَّا رَاَوُا الْعَذَابَ يَقُولُونَ هَلْ اِلٰى مَرَدٍّ مِنْ سَب۪يلٍۚ
Allah kimi saptırırsa, artık onun bundan sonra bir dostu olmaz. Azabı gördüklerinde, zalimlerin: «Dönecek bir yol yok mudur?» dediklerini görürsün.[44]
وَلَمَّا جَٓاءَهُمُ الْحَقُّ قَالُوا هٰذَا سِحْرٌ وَاِنَّا بِه۪ كَافِرُونَ
Gerçek kendilerine geldiği zaman: «Bu bir büyüdür. Doğrusu biz onu inkar ediyoruz» dediler.[30]
وَزُخْرُفاًۜ وَاِنْ كُلُّ ذٰلِكَ لَمَّا مَتَاعُ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَاۜ وَالْاٰخِرَةُ عِنْدَ رَبِّكَ لِلْمُتَّق۪ينَ۟
Eğer bütün insanlar tek ümmet olma durumuna gelmeyecek olsaydı, Rahman olan Allah’ı inkar edenlerin evlerinin tavanlarını, üzerinde yükseldikleri merdivenleri, evlerinin kapılarını, üzerine yaslanacakları kerevetleri gümüşten yapar ve altın bezeklerle işlerdik. Bunların hepsi ancak dünya hayatının geçimliğidir. Ahiret, Rabbinin katında O’na karşı gelmekten sakınanlaradır.[33-35]
فَلَمَّا جَٓاءَهُمْ بِاٰيَاتِنَٓا اِذَا هُمْ مِنْهَا يَضْحَكُونَ
Onlara mucizelerimizi getirdiği zaman, bunlara gülüvermişlerdi.[47]
فَلَمَّا كَشَفْنَا عَنْهُمُ الْعَذَابَ اِذَا هُمْ يَنْكُثُونَ
Ama, azabı üzerlerinden kaldırdığımızda hemen sözlerinden döndüler.[50]
فَلَمَّٓا اٰسَفُونَا انْتَقَمْنَا مِنْهُمْ فَاَغْرَقْنَاهُمْ اَجْمَع۪ينَۙ
Böylece Bizi öfkelendirince onlardan öç aldık, hepsini suda boğduk.[55]
وَلَمَّا ضُرِبَ ابْنُ مَرْيَمَ مَثَلاً اِذَا قَوْمُكَ مِنْهُ يَصِدُّونَ
Meryem oğlu misal verilince, senin milletin buna gülüp geçiverdi.[57]
وَلَمَّا جَٓاءَ ع۪يسٰى بِالْبَيِّنَاتِ قَالَ قَدْ جِئْتُكُمْ بِالْحِكْمَةِ وَلِاُبَيِّنَ لَكُمْ بَعْضَ الَّذ۪ي تَخْتَلِفُونَ ف۪يهِۚ فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُونِ
İsa, belgeleri getirdiği zaman demişti ki: «Size hikmetle ve ayrılığa düştüğünüz şeylerin bir kısmını açıklamak üzere geldim. Allah’a karşı gelmekten sakının, bana itaat edin.»[63]
وَاِذَا تُتْلٰى عَلَيْهِمْ اٰيَاتُنَا بَيِّنَاتٍ قَالَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لِلْحَقِّ لَمَّا جَٓاءَهُمْۙ هٰذَا سِحْرٌ مُب۪ينٌۜ
Ayetlerimiz onlara açıkça okunduğu zaman inkar edenler, kendilerine gelen gerçek için: «Bu, apaçık bir büyüdür» derler.[7]
فَلَمَّا رَاَوْهُ عَارِضاً مُسْتَقْبِلَ اَوْدِيَتِهِمْۙ قَالُوا هٰذَا عَارِضٌ مُمْطِرُنَاۜ بَلْ هُوَ مَا اسْتَعْجَلْتُمْ بِه۪ۜ ر۪يحٌ ف۪يهَا عَذَابٌ اَل۪يمٌۙ
O azabın, yayılarak vadilerine doğru yöneldiğini gördüklerinde: «Bu yaygın bulut bize yağmur yağdıracaktır» dediler. Hud: «Hayır, o, acele beklediğiniz şeydir; can yakıcı azap veren bir rüzgardır; Rabbinin buyruğu ile her şeyi yok eder» dedi. Bunun üzerine evlerinin harabelerinden başka bir şey görünmez oldu. Biz, suçlu milleti işte böyle cezalandırırız.[24-25]
وَاِذْ صَرَفْنَٓا اِلَيْكَ نَفَراً مِنَ الْجِنِّ يَسْتَمِعُونَ الْقُرْاٰنَۚ فَلَمَّا حَضَرُوهُ قَالُٓوا اَنْصِتُواۚ فَلَمَّا قُضِيَ وَلَّوْا اِلٰى قَوْمِهِمْ مُنْذِر۪ينَ
Kuran’ı dinleyecek cinlerden bir takımını sana yöneltmiştik. Onlar Kuran’ı dinlemeğe hazır olunca birbirlerine: «Susun» dediler. Kuran’ın okunması bitince, her biri birer uyarıcı olarak milletlerine döndüler.[29]
قَالَتِ الْاَعْرَابُ اٰمَنَّاۜ قُلْ لَمْ تُؤْمِنُوا وَلٰكِنْ قُولُٓوا اَسْلَمْنَا وَلَمَّا يَدْخُلِ الْا۪يمَانُ ف۪ي قُلُوبِكُمْۜ وَاِنْ تُط۪يعُوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُ لَا يَلِتْكُمْ مِنْ اَعْمَالِكُمْ شَيْـٔاًۜ اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ
Bedeviler: «İnandık» dediler, de ki: «İnanmadınız ama İslam olduk deyin; inanç henüz gönüllerinize yerleşmedi; eğer Allah’a ve Peygamberine itaat ederseniz, işlediklerinizden bir şey eksilmez; doğrusu Allah, bağışlar, merhamet eder.»[14]
بَلْ كَذَّبُوا بِالْحَقِّ لَمَّا جَٓاءَهُمْ فَهُمْ ف۪ٓي اَمْرٍ مَر۪يجٍ
Hayır; onlar, gerçek kendilerine gelince onu yalanladılar; kararsızlık içindedirler.[5]
Yükleniyor...