م ا
1.840ayette
2.563kez geçiyor
102/114surede
7farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %63 · Medenî %37
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Alak 5
1. inen sure
En çok geçtiği sure
Bakara
230 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
-dığı şey 625
Değil 455
Ve değil 199
-dığı şeyi 156
Ve şey 155
Kesinlikle 115
-ması sebebiyle 92
- şeyden 83
Ne 83
-ması 58
-mak gibi 56
Şeyden 46
-şeyi 30
Her ne 27
Diğer 97 anlam
Öyleyse sadece 25
Hemen değil 21
Şey hakkında 19
Öyleyse değil 18
-masından - şeyden 16
Niçin 15
Az 12
Şey 12
-mak 12
Zaman 11
-ması ile 10
-dığı şeye 10
Ve - şeyden 9
Ve ne 7
- şeyden dolayı 7
-dığı ile 7
şeye 6
-şey 6
Ve her ne 6
-dığı şeye karşılık 6
-masından dolayı 5
her 5
Ve -ması sebebiyle 5
Sadece 5
- şey 4
Eğer 4
Ve -ması - şey - değil 4
-dığı şey ile 4
Şey içinde 4
Öyleyse ne 4
Ve -ması 4
gibi 3
-ması - şey - değil 3
Ne kötüdür 3
Sonra 3
Her nerede 3
Her zaman 3
Öyleyse -ması gibi 3
-şeye 3
Ve eğer 3
Öyleyse -ması sebeiyle 3
o şeyler 3
'ma'" olumsuzluk" 2
Hemen - şey 2
Öyleyse -şey 2
-ması sebeiyle 2
-dığı şey sebebiyle 2
Öyleyse niçin? 2
Nerede? 2
-ma gibi 2
Yoksa kimse 2
Ve sadece 2
-masını 2
İçinde 2
şeylerden 1
-mazlar 1
değildirler 1
sebebiyle 1
olan şeyi 1
şeyden 1
- şey ile 1
Şeyi 1
Hemen niçin? 1
Onu işitti 1
Niçin? 1
Öyleyse o şey 1
-şey sebebiyle 1
Ne iyi 1
Sebeiyle 1
Şeyle beraber 1
az 1
-dığı şey ile beraber 1
artık yoktur 1
Ne kadar çok 1
-miyorsun 1
Hemen ne ile? 1
Şey gibi 1
Hangi? 1
Ve şey ile 1
-masına karşılık 1
Neyle? 1
Şey yardımıyla 1
Her nerede? 1
her ne 1
değildir 1
Değil mi? 1
Hemen -şey 1
Ordu 1
Ve -şeyi 1
-dığı şey karşılığında 1
Benzer 1
-den 1
Neyi 1
Şekil 1
Neyden? 1
-madı 1
şeylerin 1
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
1840 ayet
وَمَا
لِاَحَدٍ
عِنْدَهُ
مِنْ
نِعْمَةٍ
تُجْزٰىۙ
O yaptığı iyiliği birinden karşılık görmek için değil, ancak yüce Rabbinin hoşnudluğunu (rızasını) gözeterek yapmıştır.[19-20]
مَا
وَدَّعَكَ
رَبُّكَ
وَمَا
قَلٰىۜ
Rabbin seni ne bıraktı ve ne de sana darıldı.[3]
فَمَا
يُكَذِّبُكَ
بَعْدُ
بِالدّ۪ينِۜ
Öyleyken, sana dini yalan saydırtan nedir?[7]
عَلَّمَ
الْاِنْسَانَ
مَا
لَمْ
يَعْلَمْۜ
Oku! Kalemle öğreten, insana bilmediğini bildiren Rabbin, en büyük kerem sahibidir.[3-5]
وَمَٓا
اَدْرٰيكَ
مَا
لَيْلَةُ
الْقَدْرِۜ
Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin?[2]
وَمَا
تَفَرَّقَ
الَّذ۪ينَ
اُو۫تُوا
الْـكِتَابَ
اِلَّا
مِنْ
بَعْدِ
مَا
جَٓاءَتْهُمُ
الْبَيِّنَةُۜ
Ama, kendilerine kitap verilenler, onlara apaçık belge geldikten sonra ayrılığa düştüler.[4]
وَمَٓا
اُمِرُٓوا
اِلَّا
لِيَعْبُدُوا
اللّٰهَ
مُخْلِص۪ينَ
لَهُ
الدّ۪ينَ
حُنَفَٓاءَ
وَيُق۪يمُوا
الصَّلٰوةَ
وَيُؤْتُوا
الزَّكٰوةَ
وَذٰلِكَ
د۪ينُ
الْقَيِّمَةِۜ
Oysa onlar, doğruya yönelerek, dini yalnız Allah’a has kılarak O’na kulluk etmek, namazı kılmak ve zekatı vermekle emrolunmuşlardı. Dosdoğru olan din de budur.[5]
وَقَالَ
الْاِنْسَانُ
مَا
لَهَاۚ
Yer dehşetle sarsıldıkça sarsıldığı, yeryüzü ağırlıklarını dışarıya çıkardığı ve insanın: «Buna ne oluyor?» dediği zaman;[1-3]
اَفَلَا
يَعْلَمُ
اِذَا
بُعْثِرَ
مَا
فِي
الْقُبُورِۙ
İnsan, kabirlerde bulunanların çıkarılacağı ve kalblerde olanların ortaya konulacağı bir zamanın geleceğini bilmez mi?[9-10]
وَحُصِّلَ
مَا
فِي
الصُّدُورِۙ
İnsan, kabirlerde bulunanların çıkarılacağı ve kalblerde olanların ortaya konulacağı bir zamanın geleceğini bilmez mi?[9-10]
وَمَٓا
اَدْرٰيكَ
مَا
الْقَارِعَةُۜ
O gürültü koparacak olanın ne olduğunu sen bilir misin?[3]
وَمَٓا
اَدْرٰيكَ
مَا
هِيَهْۜ
O çukurun ne olduğunu sen bilir misin?[10]
وَمَٓا
اَدْرٰيكَ
مَا
الْحُطَمَةُۜ
Hutame’nin ne olduğunu sen bilir misin?[5]
لَٓا
اَعْبُدُ
مَا
تَعْبُدُونَۙ
«Ben sizin taptıklarınıza tapmam.»[2]
وَلَٓا
اَنْتُمْ
عَابِدُونَ
مَٓا
اَعْبُدُۚ
«Benim taptığıma da sizler tapmazsınız.»[3]
وَلَٓا
اَنَا۬
عَابِدٌ
مَا
عَبَدْتُمْۙ
«Ben de sizin taptığınıza tapacak değilim.»[4]
وَلَٓا
اَنْتُمْ
عَابِدُونَ
مَٓا
اَعْبُدُۜ
«Benim taptığıma da sizler tapmıyorsunuz.»[5]
مَٓا
اَغْنٰى
عَنْهُ
مَالُهُ
وَمَا
كَسَبَۜ
Malı ve kazandığı kendisine fayda vermedi.[2]
مِنْ
شَرِّ
مَا
خَلَقَۙ
De ki: «Yaratıkların şerrinden, bastırdığı zaman karanlığın şerrinden, düğümlere nefes eden büyücülerin şerrinden, hased ettiği zaman hasedcilerin şerrinden, tan yerini ağartan Rabbe sığınırım.»[1-5]
Yükleniyor...