م ع
157ayette
164kez geçiyor
49/114surede
2farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %59 · Medenî %41
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Müzzemmil 20
3. inen sure
En çok geçtiği sure
Tevbe
15 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
+ ق و ل ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır
62 ayet
وَلَمَّا
رَجَعَ
مُوسٰٓى
اِلٰى
قَوْمِه۪
غَضْبَانَ
اَسِفاًۙ
قَالَ
بِئْسَمَا
خَلَفْتُمُون۪ي
مِنْ
بَعْد۪يۚ
اَعَجِلْتُمْ
اَمْرَ
رَبِّكُمْۚ
وَاَلْقَى
الْاَلْوَاحَ
وَاَخَذَ
بِرَأْسِ
اَخ۪يهِ
يَجُرُّهُٓ
اِلَيْهِۜ
قَالَ
ابْنَ
اُمَّ
اِنَّ
الْقَوْمَ
اسْتَضْعَفُون۪ي
وَكَادُوا
يَقْتُلُونَن۪يۘ
فَلَا
تُشْمِتْ
بِيَ
الْاَعْدَٓاءَ
وَلَا
تَجْعَلْن۪ي
مَعَ
الْقَوْمِ
الظَّالِم۪ينَ
Musa, milletine, kızgın ve üzgün olarak dönünce «Benim arkamdan ne kötü olmuşsunuz! Rabbinizin emrinin çabucak gelmesini mi istiyorsunuz?» dedi, levhaları attı ve kardeşinin başından tutup kendine doğru çekti. Harun: «Ey annem oğlu! Bu millet beni küçümsedi; az kalsın öldürüyorlardı. Bana, düşmanları sevindirecek şekilde davranma, beni bu zalim milletle bir sayma» dedi.[150]
اِلَّا
تَنْصُرُوهُ
فَقَدْ
نَصَرَهُ
اللّٰهُ
اِذْ
اَخْرَجَهُ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
ثَانِيَ
اثْنَيْنِ
اِذْ
هُمَا
فِي
الْغَارِ
اِذْ
يَقُولُ
لِصَاحِبِه۪
لَا
تَحْزَنْ
اِنَّ
اللّٰهَ
مَعَنَاۚ
فَاَنْزَلَ
اللّٰهُ
سَك۪ينَتَهُ
عَلَيْهِ
وَاَيَّدَهُ
بِجُنُودٍ
لَمْ
تَرَوْهَا
وَجَعَلَ
كَلِمَةَ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
السُّفْلٰىۜ
وَكَلِمَةُ
اللّٰهِ
هِيَ
الْعُلْيَاۜ
وَاللّٰهُ
عَز۪يزٌ
حَك۪يمٌ
Ona (Muhammed’e) yardım etmezseniz, bilin ki, inkar edenler onu Mekke’den çıkardıklarında mağarada bulunan iki kişiden biri olarak Allah ona yardım etmişti. Arkadaşına (Ebu Bekir’e) «Üzülme, Allah bizimledir» diyordu; Allah da ona güven vermiş, görmediğiniz askerlerle onu desteklemiş, inkar edenlerin sözünü alçaltmıştı. Ancak Allah’ın sözü yücedir. Allah güçlüdür, hakimdir.[40]
وَلَوْ
اَرَادُوا
الْخُرُوجَ
لَاَعَدُّوا
لَهُ
عُدَّةً
وَلٰكِنْ
كَرِهَ
اللّٰهُ
انْبِعَاثَهُمْ
فَثَبَّطَهُمْ
وَق۪يلَ
اقْعُدُوا
مَعَ
الْقَاعِد۪ينَ
Eğer savaşa çıkmak isteselerdi bir hazırlık yaparlardı. Ama Allah davranışlarını beğenmedi de onları alıkoydu. «Acizlerle beraber oturun» denildi.[46]
قُلْ
هَلْ
تَرَبَّصُونَ
بِنَٓا
اِلَّٓا
اِحْدَى
الْحُسْنَيَيْنِۜ
وَنَحْنُ
نَتَرَبَّصُ
بِكُمْ
اَنْ
يُص۪يبَكُمُ
اللّٰهُ
بِعَذَابٍ
مِنْ
عِنْدِه۪ٓ
اَوْ
بِاَيْد۪ينَاۘ
فَتَرَبَّصُٓوا
اِنَّا
مَعَكُمْ
مُتَرَبِّصُونَ
De ki: «Bize iki iyiden, gazilik ve şehidlikten başka bir şeyin gelmesini mi bekliyorsunuz? Oysa biz Allah’ın kendi katından veya elimizle, sizi bir azaba uğratmasını bekliyoruz. Bekleyiniz, doğrusu biz de sizinle birlikte beklemekteyiz.»[52]
فَاِنْ
رَجَعَكَ
اللّٰهُ
اِلٰى
طَٓائِفَةٍ
مِنْهُمْ
فَاسْتَأْذَنُوكَ
لِلْخُرُوجِ
فَقُلْ
لَنْ
تَخْرُجُوا
مَعِيَ
اَبَداً
وَلَنْ
تُقَاتِلُوا
مَعِيَ
عَدُواًّۜ
اِنَّكُمْ
رَض۪يتُمْ
بِالْقُعُودِ
اَوَّلَ
مَرَّةٍ
فَاقْعُدُوا
مَعَ
الْخَالِف۪ينَ
Allah seni geri döndürüp, onlardan bir toplulukla karşılaştırdığı zaman, senden savaşa çıkmak için izin isterlerse, de ki: «Benimle asla çıkamayacaksınız, benim yanımda hiçbir düşmanla savaşmıyacaksınız; çünkü baştan, oturup kalmaya razı oldunuz. Artık geri kalanlarla beraber oturun.»[83]
وَاِذَٓا
اُنْزِلَتْ
سُورَةٌ
اَنْ
اٰمِنُوا
بِاللّٰهِ
وَجَاهِدُوا
مَعَ
رَسُولِهِ
اسْتَأْذَنَكَ
اُو۬لُوا
الطَّوْلِ
مِنْهُمْ
وَقَالُوا
ذَرْنَا
نَكُنْ
مَعَ
الْقَاعِد۪ينَ
«Allah’a inanın ve Peygamberinin yanında savaşın» diye bir sure inmiş olsa, onların gücü yetenleri sizden izin isterler ve «Bizi bırak oturanlarla beraber kalalım» derler.[86]
وَيَقُولُونَ
لَوْلَٓا
اُنْزِلَ
عَلَيْهِ
اٰيَةٌ
مِنْ
رَبِّه۪ۚ
فَقُلْ
اِنَّمَا
الْغَيْبُ
لِلّٰهِ
فَانْتَظِرُواۚ
اِنّ۪ي
مَعَكُمْ
مِنَ
الْمُنْتَظِر۪ينَ۟
«Rabbinden ona (Muhammed’e) bir mucize indirilse ne olur!» derler. Onlara de ki: «Gaybı bilmek Allah’a mahsustur; bekleyin, doğrusu ben de sizinle birlikte beklemekteyim.»[20]
فَهَلْ
يَنْتَظِرُونَ
اِلَّا
مِثْلَ
اَيَّامِ
الَّذ۪ينَ
خَلَوْا
مِنْ
قَبْلِهِمْۜ
قُلْ
فَانْتَظِرُٓوا
اِنّ۪ي
مَعَكُمْ
مِنَ
الْمُنْتَظِر۪ينَ
Kendilerinden önce geçenlerin başlarına gelen olaylardan başka bir şey mi bekliyorlar? «Bekleyin, ben de sizinle beraber beklemekteyim» de.[102]
فَلَعَلَّكَ
تَارِكٌ
بَعْضَ
مَا
يُوحٰٓى
اِلَيْكَ
وَضَٓائِقٌ
بِه۪
صَدْرُكَ
اَنْ
يَقُولُوا
لَوْلَٓا
اُنْزِلَ
عَلَيْهِ
كَنْزٌ
اَوْ
جَٓاءَ
مَعَهُ
مَلَكٌۜ
اِنَّـمَٓا
اَنْتَ
نَذ۪يرٌۜ
وَاللّٰهُ
عَلٰى
كُلِّ
شَيْءٍ
وَك۪يلٌۜ
Putperestlerin: «Ona bir hazine indirilmeli veya yanında bir melek gelmeli değil miydi?» demelerinden senin kalbin daralır ve belki de sana vahyolunanın bir kısmını terkedecek olursun. Sen ancak bir uyarıcısın, Allah her şeye vekildir.[12]
حَتّٰٓى
اِذَا
جَٓاءَ
اَمْرُنَا
وَفَارَ
التَّنُّورُۙ
قُلْنَا
احْمِلْ
ف۪يهَا
مِنْ
كُلٍّ
زَوْجَيْنِ
اثْنَيْنِ
وَاَهْلَكَ
اِلَّا
مَنْ
سَبَقَ
عَلَيْهِ
الْقَوْلُ
وَمَنْ
اٰمَنَۜ
وَمَٓا
اٰمَنَ
مَعَهُٓ
اِلَّا
قَل۪يلٌ
Buyruğumuz gelip tandırdan sular kaynamağa başlayınca, «Her cinsten birer çifti ve aleyhine hüküm verilmiş olanın dışında kalan çoluk çocuğunu ve inananları gemiye bindir» dedik. Pek az kimse onunla beraber inanmıştı.[40]
ق۪يلَ
يَا نُوحُ
اهْبِطْ
بِسَلَامٍ
مِنَّا
وَبَرَكَاتٍ
عَلَيْكَ
وَعَلٰٓى
اُمَمٍ
مِمَّنْ
مَعَكَۜ
وَاُمَمٌ
سَنُمَتِّعُهُمْ
ثُمَّ
يَمَسُّهُمْ
مِنَّا
عَذَابٌ
اَل۪يمٌ
«Ey Nuh! Sana ve seninle beraber olan topluluklara bizden bir selamet ve bereketle gemiden in. Ama birçok toplulukları da geçindireceğiz, sonra onlara can yakıcı bir azab vereceğiz» denildi.[48]
وَدَخَلَ
مَعَهُ
السِّجْنَ
فَتَيَانِۜ
قَالَ
اَحَدُهُمَٓا
اِنّ۪ٓي
اَرٰين۪ٓي
اَعْصِرُ
خَمْراًۚ
وَقَالَ
الْاٰخَرُ
اِنّ۪ٓي
اَرٰين۪ٓي
اَحْمِلُ
فَوْقَ
رَأْس۪ي
خُبْزاً
تَأْكُلُ
الطَّيْرُ
مِنْهُۜ
نَبِّئْنَا
بِتَأْو۪يلِه۪ۚ
اِنَّا
نَرٰيكَ
مِنَ
الْمُحْسِن۪ينَ
Hapse, onunla beraber, iki genç daha girdi. Biri, «Rüyamda şaraplık üzüm sıktığımı gördüm» dedi; diğeri «Başımın üzerinde, kuşların yediği bir ekmek taşıdığımı gördüm» dedi. «Bize bunu yorumla; senin iyi bir kimse olduğunu görüyoruz»[36]
فَلَمَّا
رَجَعُٓوا
اِلٰٓى
اَب۪يهِمْ
قَالُوا
يَٓا اَبَانَا
مُنِـعَ
مِنَّا
الْكَيْلُ
فَاَرْسِلْ
مَعَنَٓا
اَخَانَا
نَكْتَلْ
وَاِنَّا
لَهُ
لَحَافِظُونَ
Babalarına döndüklerinde, «Ey babamız! Bize yiyecek yasak edildi, kardeşimizi bizimle beraber gönder de yiyecek alalım. Onu elbette koruruz» dediler.[63]
قَالَ
لَنْ
اُرْسِلَهُ
مَعَكُمْ
حَتّٰى
تُؤْتُونِ
مَوْثِقاً
مِنَ
اللّٰهِ
لَتَأْتُنَّن۪ي
بِه۪ٓ
اِلَّٓا
اَنْ
يُحَاطَ
بِكُمْۚ
فَلَمَّٓا
اٰتَوْهُ
مَوْثِقَهُمْ
قَالَ
اللّٰهُ
عَلٰى
مَا
نَقُولُ
وَك۪يلٌ
Babaları: «Hepiniz helak olmadıkça onu bana geri getireceğinize dair Allah’a karşı sağlam bir söz vermezseniz, sizinle göndermeyeceğim» dedi. Söz verdiklerinde: «Sözümüze Allah vekildir» dedi.[66]
قَالَ
يَٓا اِبْل۪يسُ
مَا
لَكَ
اَلَّا
تَكُونَ
مَعَ
السَّاجِد۪ينَ
Allah: «Ey İblis! Secde edenlerle beraber olmaktan seni alıkoyan nedir?» dedi.[32]
قُلْ
لَوْ
كَانَ
مَعَهُٓ
اٰلِهَةٌ
كَمَا
يَقُولُونَ
اِذاً
لَابْتَغَوْا
اِلٰى
ذِي
الْعَرْشِ
سَب۪يلاً
De ki: «Eğer dedikleri gibi Allah’la beraber tanrılar bulunsaydı, o takdirde hepsi arşın sahibiyle savaşmaya bir yol ararlardı.»[42]
قَالَ
اِنَّكَ
لَنْ
تَسْتَط۪يعَ
مَعِيَ
صَبْراً
O: «Sen doğrusu benim yaptıklarıma dayanamazsın, bilgice kavrayamadığın bir şeye nasıl dayanabilirsin?» dedi.[67-68]
قَالَ
اَلَمْ
اَقُلْ
اِنَّكَ
لَنْ
تَسْتَط۪يعَ
مَعِيَ
صَبْراً
Musa’ya: «Ben sana yaptığım işlere dayanamazsın demedim mi?» dedi.[72]
قَالَ
اَلَمْ
اَقُلْ
لَكَ
اِنَّكَ
لَنْ
تَسْتَط۪يعَ
مَعِيَ
صَبْراً
O: «Ben sana, yaptığım işlere dayanamazsın demedim mi?» dedi.[75]
قَالَ
لَا
تَخَافَٓا
اِنَّن۪ي
مَعَكُمَٓا
اَسْمَعُ
وَاَرٰى
Allah: Korkmayın, dedi; Ben sizinle beraberim; görür ve işitirim. Ona gidin şöyle söyleyin: «Doğrusu biz senin Rabbinin elçileriyiz. İsrailoğullarını bizimle beraber gönder, onlara azabetme; Rabbinden sana bir mucize getirdik; selam, doğru yolda gidene olsun! Doğrusu bize, yalanlayıp sırt çevirene azap edileceği vahyolundu.»[46-48]
Yükleniyor...