نَ
56ayette
99kez geçiyor
20/114surede
1farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %18 · Medenî %82
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Âdiyât 4
14. inen sure
En çok geçtiği sure
Ahzâb
21 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| يَأْت۪ينَ | Zamir | فَعَلْنَ | Ulaştılar | 99 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Ulaştılar 4
Oldular 3
Getirirler 3
Koyarlar 3
İnanırlar 2
Beklerler 2
Gizlerler 2
Yaptılar 2
Gelirler 2
Ve söylediler 2
Parçalanırlar 2
Tesbih ederler 2
Açığa çıkarırlar 2
İrade edersiniz 2
Diğer 66 anlam
Temiz olurlar 1
Kendilerini temizlediler 1
Evlenirler 1
Emzirirler 1
Çıktılar 1
Sana gelirler 1
Hoşlanarak bıraktılar 1
Bıraktılar 1
Vasiyet ederler 1
Ve aldılar 1
Sizi emzirdiler 1
Saklanıldılar 1
Getirdiler 1
Çabalayarak kazandılar 1
Size itaat ettiler 1
Tuttular 1
Ve aktılar 1
Giderirler 1
Onu gördüler 1
Onu gözlerinde büyüttüler 1
Ve kestiler 1
Yerler 1
Kestiler 1
Söylediler 1
Saptırdılar 1
Kısarlar 1
Ve korurlar 1
Ve koysunlar 1
Vurmasınlar 1
İrade ettiler 1
Haramdan kaçınırlar 1
Öyleyse gelin 1
Eğmeyin 1
Ve kararlı olun 1
Süslenip çıkmayın 1
Ve doğru uygulayın 1
Ve verin 1
Ve itaat edin 1
Ve anın 1
Göç ettiler 1
Hüzünlenirler 1
Ve razı olurlar 1
Sığının 1
Yaklaştırırlar 1
Tanınırlar 1
Eziyet edilirler 1
Hemen kaçındılar 1
Onu taşırlar 1
Ve kaygılandılar 1
Hemen olurlar 1
Olurlar 1
Onları doğurdular 1
Seninle biatlaşırlar 1
Ortak ederler 1
Çalarlar 1
Zina ederler 1
Öldürürler 1
Onu uydururlar 1
Sana isyan ederler 1
Çıkarlar 1
Ümit kestiler 1
Hayz görürler 1
Emzirdiler 1
Ve avuçlarlar 1
Hemen izinden gittiler 1
Hemen ortasına girdiler 1
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
56 ayet
لَا
جُنَاحَ
عَلَيْهِنَّ
ف۪ٓي
اٰبَٓائِهِنَّ
وَلَٓا
اَبْنَٓائِهِنَّ
وَلَٓا
اِخْوَانِهِنَّ
وَلَٓا
اَبْنَٓاءِ
اِخْوَانِهِنَّ
وَلَٓا
اَبْنَٓاءِ
اَخَوَاتِهِنَّ
وَلَا
نِسَٓائِهِنَّ
وَلَا
مَا
مَلَكَتْ
اَيْمَانُهُنَّۚ
وَاتَّق۪ينَ
اللّٰهَۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
كَانَ
عَلٰى
كُلِّ
شَيْءٍ
شَه۪يداً
Onların; babaları, oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, hizmetçi kadınları ve cariyeleri hakkında bir sorumluluğu yoktur. Allah’tan sakının, çünkü Allah her şeye şahiddir.[55]
يَٓا اَيُّهَا
النَّبِيُّ
قُلْ
لِاَزْوَاجِكَ
وَبَنَاتِكَ
وَنِسَٓاءِ
الْمُؤْمِن۪ينَ
يُدْن۪ينَ
عَلَيْهِنَّ
مِنْ
جَلَاب۪يبِهِنَّۜ
ذٰلِكَ
اَدْنٰٓى
اَنْ
يُعْرَفْنَ
فَلَا
يُؤْذَيْنَۜ
وَكَانَ
اللّٰهُ
غَفُوراً
رَح۪يماً
Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına, dışarı çıkarken üstlerine örtü almalarını söyle; bu, onların hür ve namuslu bilinmelerini ve bundan dolayı incitilmemelerini daha iyi sağlar. Allah bağışlar ve merhamet eder.[59]
اِنَّا
عَرَضْنَا
الْاَمَانَةَ
عَلَى
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِ
وَالْجِبَالِ
فَاَبَيْنَ
اَنْ
يَحْمِلْنَهَا
وَاَشْفَقْنَ
مِنْهَا
وَحَمَلَهَا
الْاِنْسَانُۜ
اِنَّهُ
كَانَ
ظَلُوماً
جَهُولاًۙ
Doğrusu Biz, sorumluluğu (emaneti) göklere, yere, dağlara sunmuşuzdur da onlar bunu yüklenmekten çekinmişler ve ondan korkup titremişlerdir; onu insan yüklendi. Doğrusu o çok zalim ve çok cahildir. (kabulüne rağmen emanete hıyanet etmektedir)[72]
اِنَّا
سَخَّرْنَا
الْجِبَالَ
مَعَهُ
يُسَبِّحْنَ
بِالْعَشِيِّ
وَالْاِشْرَاقِۙ
Doğrusu Biz, akşam sabah onunla beraber tesbih eden dağları, kuşları da toplu halde onun buyruğu altına vermiştik. Her biri ona yönelmekteydi.[18-19]
تَكَادُ
السَّمٰوَاتُ
يَتَفَطَّرْنَ
مِنْ
فَوْقِهِنَّ
وَالْمَلٰٓئِكَةُ
يُسَبِّحُونَ
بِحَمْدِ
رَبِّهِمْ
وَيَسْتَغْفِرُونَ
لِمَنْ
فِي
الْاَرْضِۜ
اَلَٓا
اِنَّ
اللّٰهَ
هُوَ
الْغَفُورُ
الرَّح۪يمُ
Gökler neredeyse üstlerinden çatlayacak. Melekler Rablerini överek tesbih eder ve yeryüzünde bulunanlar için O’ndan bağışlanma dilerler. İyi bilin ki Allah Şüphesiz bağışlayandır, merhametli olandır.[5]
اِنْ
يَشَأْ
يُسْكِنِ
الرّ۪يحَ
فَيَظْلَلْنَ
رَوَاكِدَ
عَلٰى
ظَهْرِه۪ۜ
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَاٰيَاتٍ
لِكُلِّ
صَبَّارٍ
شَكُورٍۙ
O, dilerse rüzgarı durdurur, yelkenle giden gemiler o zaman denizin yüzünde durakalır. Bunlarda, sabırlı olan ve çok şükreden kimseler için deliller vardır.[33]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
لَا
يَسْخَرْ
قَوْمٌ
مِنْ
قَوْمٍ
عَسٰٓى
اَنْ
يَكُونُوا
خَيْراً
مِنْهُمْ
وَلَا
نِسَٓاءٌ
مِنْ
نِسَٓاءٍ
عَسٰٓى
اَنْ
يَكُنَّ
خَيْراً
مِنْهُنَّۚ
وَلَا
تَلْمِزُٓوا
اَنْفُسَكُمْ
وَلَا
تَنَابَزُوا
بِالْاَلْقَابِۜ
بِئْسَ
الِاسْمُ
الْفُسُوقُ
بَعْدَ
الْا۪يمَانِۚ
وَمَنْ
لَمْ
يَتُبْ
فَاُو۬لٰٓئِكَ
هُمُ
الظَّالِمُونَ
Ey inananlar! Bir topluluk bir diğerini alaya almasın, belki de onlar kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da başka kadınları alaya almasınlar, belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kendi kendinizi ayıplamayın; birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın; inandıktan sonra yoldan çıkmış olmak ne kötü bir addır. Tevbe etmeyenler, işte onlar zalimlerdir.[11]
اَلَّذ۪ينَ
يُظَاهِرُونَ
مِنْكُمْ
مِنْ
نِسَٓائِهِمْ
مَا
هُنَّ
اُمَّهَاتِهِمْۜ
اِنْ
اُمَّهَاتُهُمْ
اِلَّا
الّٰٓئ۪
وَلَدْنَهُمْۜ
وَاِنَّهُمْ
لَيَقُولُونَ
مُنْكَراً
مِنَ
الْقَوْلِ
وَزُوراًۜ
وَاِنَّ
اللّٰهَ
لَعَفُوٌّ
غَفُورٌ
İçinizde karılarını «zıhar» yapanlar bilsinler ki, karıları anneleri değildir; anneleri ancak, onları doğuranlardır. Doğrusu söyledikleri kötü ve asılsız bir sözdür. Allah şüphesiz affedendir, bağışlayandır.[2]
يَٓا اَيُّهَا
النَّبِيُّ
اِذَا
جَٓاءَكَ
الْمُؤْمِنَاتُ
يُبَايِعْنَكَ
عَلٰٓى
اَنْ
لَا
يُشْرِكْنَ
بِاللّٰهِ
شَيْـٔاً
وَلَا
يَسْرِقْنَ
وَلَا
يَزْن۪ينَ
وَلَا
يَقْتُلْنَ
اَوْلَادَهُنَّ
وَلَا
يَأْت۪ينَ
بِبُهْتَانٍ
يَفْتَر۪ينَهُ
بَيْنَ
اَيْد۪يهِنَّ
وَاَرْجُلِهِنَّ
وَلَا
يَعْص۪ينَكَ
ف۪ي
مَعْرُوفٍ
فَبَايِعْهُنَّ
وَاسْتَغْفِرْ
لَهُنَّ
اللّٰهَۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
غَفُورٌ
رَح۪يمٌ
Ey Peygamber! İnanmış kadınlar, Allah’a hiçbir ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, başkasının çocuğunu sahiplenerek kocasına isnadda bulunmamak ve uygun olanı işlemekte sana karşı gelmemek şartıyla sana beyat etmek üzere geldikleri zaman, onları kabul et; onlara Allah’tan bağışlanma dile; doğrusu Allah, bağışlayandır, acıyandır.[12]
يَٓا اَيُّهَا
النَّبِيُّ
اِذَا
طَلَّقْتُمُ
النِّسَٓاءَ
فَطَلِّقُوهُنَّ
لِعِدَّتِهِنَّ
وَاَحْصُوا
الْعِدَّةَۚ
وَاتَّقُوا
اللّٰهَ
رَبَّكُمْۚ
لَا
تُخْرِجُوهُنَّ
مِنْ
بُيُوتِهِنَّ
وَلَا
يَخْرُجْنَ
اِلَّٓا
اَنْ
يَأْت۪ينَ
بِفَاحِشَةٍ
مُبَيِّنَةٍۜ
وَتِلْكَ
حُدُودُ
اللّٰهِۜ
وَمَنْ
يَتَعَدَّ
حُدُودَ
اللّٰهِ
فَقَدْ
ظَلَمَ
نَفْسَهُۜ
لَا
تَدْر۪ي
لَعَلَّ
اللّٰهَ
يُحْدِثُ
بَعْدَ
ذٰلِكَ
اَمْراً
Ey Peygamber! Kadınları boşayacağınızda, onları, iddetlerini gözeterek boşayın ve iddeti sayın; Rabbiniz olan Allah’tan sakının; onları, apaçık bir hayasızlık yapmaları hali bir yana evlerinden çıkarmayın, onlar da çıkmasınlar. Bunlar, Allah’ın sınırlarıdır. Allah’ın sınırlarını kim aşarsa, şüphesiz, kendine yazık etmiş olur. Bilmezsin, olur ki, Allah bunun ardından bir hal meydana getirir.[1]
فَاِذَا
بَلَغْنَ
اَجَلَهُنَّ
فَاَمْسِكُوهُنَّ
بِمَعْرُوفٍ
اَوْ
فَارِقُوهُنَّ
بِمَعْرُوفٍ
وَاَشْهِدُوا
ذَوَيْ
عَدْلٍ
مِنْكُمْ
وَاَق۪يمُوا
الشَّهَادَةَ
لِلّٰهِۜ
ذٰلِكُمْ
يُوعَظُ
بِه۪
مَنْ
كَانَ
يُؤْمِنُ
بِاللّٰهِ
وَالْيَوْمِ
الْاٰخِرِۜ
وَمَنْ
يَتَّقِ
اللّٰهَ
يَجْعَلْ
لَهُ
مَخْرَجاًۙ
Kadınların iddet süreleri biteceğinde, onları ya uygun bir şekilde alıkoyun, ya da onlardan ayrılın; içinizden de iki adil şahit getirin; şahidliği Allah için yapın; işte bu, Allaha ve ahiret gününe inanan kimseye verilen öğüttür. Allah, kendisine karşı gelmekten sakınan kimseye kurtuluş yolu sağlar, ona beklemediği yerden rızık verir. Allaha güvenen kimseye O yeter. Allah, buyruğunu yerine getirendir. Allah her şey için bir ölçü var etmiştir.[2-3]
وَالّٰٓئ۪
يَـئِسْنَ
مِنَ
الْمَح۪يضِ
مِنْ
نِسَٓائِكُمْ
اِنِ
ارْتَبْتُمْ
فَعِدَّتُهُنَّ
ثَلٰثَةُ
اَشْهُرٍۙ
وَالّٰٓئ۪
لَمْ
يَحِضْنَۜ
وَاُو۬لَاتُ
الْاَحْمَالِ
اَجَلُهُنَّ
اَنْ
يَضَعْنَ
حَمْلَهُنَّۜ
وَمَنْ
يَتَّقِ
اللّٰهَ
يَجْعَلْ
لَهُ
مِنْ
اَمْرِه۪
يُسْراً
Kadınlarınızdan ay hali görmekten kesilenler ile henüz ay hali görmemiş olanların iddetleri hususunda şüpheye düşerseniz, bilin ki, onların iddet beklemesi üç aydır; gebe olanların iddeti, doğurmaları ile tamamlanır. Allah, buyruğuna karşı gelmekten sakınan kimseye işinde kolaylık verir.[4]
اَسْكِنُوهُنَّ
مِنْ
حَيْثُ
سَكَنْتُمْ
مِنْ
وُجْدِكُمْ
وَلَا
تُضَٓارُّوهُنَّ
لِتُضَيِّقُوا
عَلَيْهِنَّۜ
وَاِنْ
كُنَّ
اُو۬لَاتِ
حَمْلٍ
فَاَنْفِقُوا
عَلَيْهِنَّ
حَتّٰى
يَضَعْنَ
حَمْلَهُنَّۚ
فَاِنْ
اَرْضَعْنَ
لَكُمْ
فَاٰتُوهُنَّ
اُجُورَهُنَّۚ
وَأْتَمِرُوا
بَيْنَكُمْ
بِمَعْرُوفٍۚ
وَاِنْ
تَعَاسَرْتُمْ
فَسَتُرْضِعُ
لَهُٓ
اُخْرٰىۜ
Boşadığınız, fakat iddeti dolmamış kadınları gücünüz nispetinde, kendi oturduğunuz yerde oturtun. Onları sıkıntıya sokmak için zarar vermeye kalkışmayın. Eğer hamile iseler, doğurmalarına kadar nafakalarını verin. Çocuğu sizin için emzirirlerse, onlara ücretlerini ödeyin; aranızda uygun bir şekilde anlaşın; eğer güçlükle karşılaşırsanız çocuğu başka bir kadın emzirebilir.[6]
اَوَلَمْ
يَرَوْا
اِلَى
الطَّيْرِ
فَوْقَهُمْ
صَٓافَّاتٍ
وَيَقْبِضْنَۜ
مَا
يُمْسِكُهُنَّ
اِلَّا
الرَّحْمٰنُۜ
اِنَّهُ
بِكُلِّ
شَيْءٍ
بَص۪يرٌ
Üzerlerinde kanat çırpan dizi dizi kuşları görmezler mi? Onları havada Rahman olan Allah’tan başkası tutmuyor; doğrusu, O, herşeyi görendir.[19]
فَوَسَطْنَ
بِه۪
جَمْعاًۙ
Düşman topluluğunun içine dalanlara ki:[5]
Yükleniyor...