ن ب أ
151ayette
160kez geçiyor
47/114surede
30farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %45 · Medenî %55
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Necm 36
23. inen sure
En çok geçtiği sure
Ahzâb
18 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| النَّبِيُّ | İsim | الْفَعِيلُ | Nebi | 45 |
| فَيُنَبِّئُكُمْ | Tef'il Babı | فَيُفَعِّلُكُمْ | Hemen size haber verir | 16 |
| النَّبِيّ۪نَ | İsim | الْفَعِيلِينَ | Nebiler | 13 |
| اَنْـبَٓاءِ | İsim | أَفْعَالِ | Haberler | 10 |
| نَبِياًّ | İsim | فَعِيلًا | Nebi | 9 |
| اُنَبِّئُكُمْ | Tef'il Babı | أُفَعِّلُكُمْ | Size haber veririm | 8 |
| نَبَاَ | İsim | فَعَلَ | Haber | 8 |
| الْاَنْبِيَٓاءَ | İsim | أَفْعِلَاءَ | Nebiler | 5 |
| وَالنُّبُوَّةَ | İsim | وَالْفُعُولَةَ | Ve nebilik | 5 |
| نَبَأٍ | İsim | فَعَلٍ | Haber | 4 |
| نَبَّاَنَا | Tef'il Babı | فَعَّلْنَا | Haber verdik | 4 |
| فَنُنَبِّئُكُمْ | Tef'il Babı | فَنُفَعِّلُكُمْ | Hemen size haber veririz | 4 |
| نَبَؤُا | İsim | فَعَلُ | Haber | 4 |
| النَّبِيُّونَ | İsim | الْفَعِيلُونَ | Nebiler | 3 |
| تُنَبِّئُهُمْ | Tef'il Babı | تُفَعِّلُهُمْ | Onlara haber verir | 3 |
| وَنَبِّئْهُمْ | Tef'il Babı | وَفَعِّلْهُمْ | Ve onlara haber ver | 3 |
| اَنْبِؤُ۫ن۪ي | İfal Babı | أَفْعِلُونِي | Bana haber verin | 2 |
| اَنْبَاَهُمْ | İfal Babı | أَفْعَلَهُمْ | Onlara haber verdi | 2 |
| اَؤُ۬نَبِّئُكُمْ | Tef'il Babı | أَؤُفَعِّلُكُمْ | Size haber vereyim mi? | 1 |
| نَبَا۬ئِ | İsim | فَعَلِ | Haber | 1 |
| نَبِّؤُ۫ن۪ي | Tef'il Babı | فَعِّلُونِي | Bana haber verin | 1 |
| اَنْـبَٓائِهَاۚ | İsim | أَفْعَالِهَا | Onun haberleri | 1 |
| وَيَسْتَنْبِـؤُ۫نَكَ | İstifal | وَيَسْتَفْعِلُونَكَ | Senden haber isterler | 1 |
| لَتُنَبِّئَنَّهُمْ | Tef'il Babı | لَتُفَعِّلَنَّهُمْ | Kesinlikle onlara haber vereceksin | 1 |
| نَبِّئْ | Tef'il Babı | فَعِّلْ | Haber ver | 1 |
| اَنْبَٓائِكُمْۜ | İsim | أَفْعَالِكُمْ | Haberleriniz | 1 |
| يُنَبَّأْ | Tef'il Babı | يُفَعَّلْ | Haber verilir | 1 |
| لَتُنَبَّؤُنَّ | Tef'il Babı | لَتُفَعَّلُنَّ | Kesinlikle haber verileceksiniz | 1 |
| نَبَّاَتْ | Tef'il Babı | فَعَّلَتْ | Haber verdi | 1 |
| يُنَبَّؤُا | Tef'il Babı | يُفَعَّلُ | Haber verilir | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Nebi 45
Nebiler 17
Haber 14
Haberler 10
Hemen size haber verir 6
Ve nebiler 4
Onlara haber verir 4
Size haber veririm 4
Ve nebilik 3
Nebi için 3
Size haber verir 3
Hemen onlara haber verir 3
Bana haber verin 2
Nebiye 2
Diğer 34 anlam
Onların nebisi 2
Size haber vereyim mi? 2
Ve nebi 2
Ve onlara haber ver 2
Nebilik 2
Haber verilir 2
Onlara haber ver 1
Onlara haber verdi 1
Ve size haber veririm 1
Onun haberleri 1
Haber verdik 1
Haber veriyor musunuz? 1
Hemen size haber veririz 1
Senden haber isterler 1
Kesinlikle onlara haber vereceksin 1
Bize haber ver 1
İkinize haber verdim 1
Ona haber verirsiniz 1
Haber ver 1
Onların haberi 1
Sana yakında haber vereceğim 1
Size haber veririz 1
Hemen size haber veririm 1
Onlara haber veririz 1
Haberleriniz 1
Sana haber verir 1
Onun haberi 1
Kesinlikle haber vereceğiz 1
Haber ile 1
Kesinlikle haber verileceksiniz 1
Haber verdi 1
Ona haber verdi 1
Sana haber verdi 1
Bana haber verdi 1
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
151 ayet
قَالَ
هٰذَا
فِرَاقُ
بَيْن۪ي
وَبَيْنِكَۚ
سَاُنَبِّئُكَ
بِتَأْو۪يلِ
مَا
لَمْ
تَسْتَطِـعْ
عَلَيْهِ
صَبْراً
O şöyle söyledi: «İşte bu, seninle benim ayrılmamızı gerektiriyor; dayanamadığın işlerin yorumunu sana anlatacağım»[78]
قُلْ
هَلْ
نُنَبِّئُكُمْ
بِالْاَخْسَر۪ينَ
اَعْمَالاًۜ
«Size, amelce en çok kayıpta bulunanları haber verelim mi?» de.[103]
قَالَ
اِنّ۪ي
عَبْدُ
اللّٰهِ۠
اٰتَانِيَ
الْكِتَابَ
وَجَعَلَن۪ي
نَبِياًّۙ
Çocuk: «Ben şüphesiz Allah’ın kuluyum. Bana kitap verdi ve beni peygamber yaptı, nerede olursam olayım beni mübarek kıldı. Yaşadığım müddetçe namaz kılmamı, zekat vermemi ve anneme iyi davranmamı emretti. Beni bedbaht bir zorba kılmadı. Doğduğum günde, öleceğim günde, dirileceğim günde bana selam olsun» dedi.[30-33]
وَاذْكُرْ
فِي
الْكِتَابِ
اِبْرٰه۪يمَۜ
اِنَّهُ
كَانَ
صِدّ۪يقاً
نَبِياًّ
Kitap’da İbrahim’e dair anlattıklarımızı da an, o şüphesiz dosdoğru bir peygamberdi.[41]
فَلَمَّا
اعْتَزَلَهُمْ
وَمَا
يَعْبُدُونَ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِۙ
وَهَبْنَا
لَـهُٓ
اِسْحٰقَ
وَيَعْقُوبَۜ
وَكُلاًّ
جَعَلْنَا
نَبِياًّ
İbrahim onları Allah’tan başka taptıklarıyla başbaşa bırakıp çekilince ona İshak ve Yakub’u bahşettik ve her birini peygamber yaptık.[49]
وَاذْكُرْ
فِي
الْكِتَابِ
مُوسٰىۘ
اِنَّهُ
كَانَ
مُخْلَصاً
وَكَانَ
رَسُولاً
نَبِياًّ
Kitap’da Musa’ya dair anlattıklarımızı da an. O seçkin kılınmış bir insan, tarafımızdan gönderilmiş bir peygamberdi.[51]
وَوَهَبْنَا
لَهُ
مِنْ
رَحْمَتِنَٓا
اَخَاهُ
هٰرُونَ
نَبِياًّ
Rahmetimizden, kardeşi Harun’u bir peygamber olarak ona bağışladık.[53]
وَاذْكُرْ
فِي
الْكِتَابِ
اِسْمٰع۪يلَۘ
اِنَّهُ
كَانَ
صَادِقَ
الْوَعْدِ
وَكَانَ
رَسُولاً
نَبِياًّۚ
Kitap’da İsmail’e dair anlattıklarımızı da an. Çünkü o sözünde doğru bir kimse idi, tarafımızdan gönderilmiş bir peygamberdi.[54]
وَاذْكُرْ
فِي
الْكِتَابِ
اِدْر۪يسَۘ
اِنَّهُ
كَانَ
صِدّ۪يقاً
نَبِياًّۗ
Kitap’da İdris’i de zikret, çünkü o dosdoğru bir peygamberdi.[56]
اُو۬لٰٓئِكَ
الَّذ۪ينَ
اَنْعَمَ
اللّٰهُ
عَلَيْهِمْ
مِنَ
النَّبِيّ۪نَ
مِنْ
ذُرِّيَّةِ
اٰدَمَ
وَمِمَّنْ
حَمَلْنَا
مَعَ
نُوحٍۘ
وَمِنْ
ذُرِّيَّةِ
اِبْرٰه۪يمَ
وَاِسْرَٓائ۪لَ
وَمِمَّنْ
هَدَيْنَا
وَاجْتَبَيْنَاۜ
اِذَا
تُتْلٰى
عَلَيْهِمْ
اٰيَاتُ
الرَّحْمٰنِ
خَرُّوا
سُجَّداً
وَبُكِياًّ ۩
İşte bunlar Allah’ın kendilerine nimetler sunduğu peygamberler; Adem’in soyundan, Nuh ile beraber taşıdıklarımızdan; İbrahim ve İsmail’in neslinden ve doğru yola erdirdiğimizden, seçip beğendiklerimizdendirler. Rahman’ın ayetleri onlara okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı.[58]
كَذٰلِكَ
نَقُصُّ
عَلَيْكَ
مِنْ
اَنْـبَٓاءِ
مَا
قَدْ
سَبَقَۚ
وَقَدْ
اٰتَيْنَاكَ
مِنْ
لَدُنَّا
ذِكْراًۚ
Geçmiş olayları sana böyle anlatırız. Katımızdan sana da bir Kitap verdik; kim ondan yüz çevirirse bilsin ki kıyamet günü bir günah yükü yüklenecektir.[99-100]
وَمَٓا
اَرْسَلْنَا
مِنْ
قَبْلِكَ
مِنْ
رَسُولٍ
وَلَا
نَبِيٍّ
اِلَّٓا
اِذَا
تَمَنّٰٓى
اَلْقَى
الشَّيْطَانُ
ف۪ٓي
اُمْنِيَّتِه۪ۚ
فَيَنْسَخُ
اللّٰهُ
مَا
يُلْقِي
الشَّيْطَانُ
ثُمَّ
يُحْكِمُ
اللّٰهُ
اٰيَاتِه۪ۜ
وَاللّٰهُ
عَل۪يمٌ
حَك۪يمٌۙ
Senden önce gönderdiğimiz hiçbir resul ve nebi yoktur ki, birşeyi arzuladığı zaman, şeytan onun arzusuna vesvese karıştırmamış olsun. Fakat Allah, şeytanın attığını derhal iptal eder, sonra kendi ayetlerini sağlamlaştırır. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.[52]
وَاِذَا
تُتْلٰى
عَلَيْهِمْ
اٰيَاتُنَا
بَيِّنَاتٍ
تَعْرِفُ
ف۪ي
وُجُوهِ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
الْمُنْكَرَۜ
يَكَادُونَ
يَسْطُونَ
بِالَّذ۪ينَ
يَتْلُونَ
عَلَيْهِمْ
اٰيَاتِنَاۜ
قُلْ
اَفَاُنَبِّئُكُمْ
بِشَرٍّ
مِنْ
ذٰلِكُمْۜ
اَلنَّارُۜ
وَعَدَهَا
اللّٰهُ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُواۜ
وَبِئْسَ
الْمَص۪يرُ۟
Onlara ayetlerimiz apaçık olarak okunduğu zaman, inkar edenlerin yüzlerinden inkarlarını anlarsın. Nerdeyse, kendilerine ayetlerimizi okuyanlara saldıracaklar. De ki: «Size bundan daha fenasını haber vereyim mi? Allah’ın inkarcılara vadettiği ateş! Ne kötü bir dönüştür!..[72]
اَلَٓا
اِنَّ
لِلّٰهِ
مَا
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِۜ
قَدْ
يَعْلَمُ
مَٓا
اَنْتُمْ
عَلَيْهِۜ
وَيَوْمَ
يُرْجَعُونَ
اِلَيْهِ
فَيُنَبِّئُهُمْ
بِمَا
عَمِلُواۜ
وَاللّٰهُ
بِكُلِّ
شَيْءٍ
عَل۪يمٌ
Dikkat edin; göklerde ve yerde olanlar Allah’ındır. O, içinde bulunduğunuz durumu da, kendisine döndürüleceğiniz günü de gerçekten bilir. Onlara işlediklerini haber verir. Allah herşeyi bilir.[64]
وَكَذٰلِكَ
جَعَلْنَا
لِكُلِّ
نَبِيٍّ
عَدُواًّ
مِنَ
الْمُجْرِم۪ينَۜ
وَكَفٰى
بِرَبِّكَ
هَادِياً
وَنَص۪يراً
Her peygamber için, böylece suçlulardan bir düşman ortaya koyarız. Doğruyu gösterici ve yardımcı olarak, Rabbin yeter.[31]
فَقَدْ
كَذَّبُوا
فَسَيَأْت۪يهِمْ
اَنْبٰٓؤُ۬ا
مَا
كَانُوا
بِه۪
يَسْتَهْزِؤُ۫نَ
Evet, yalanladılar; alay edip durdukları şeylerin haberleri kendilerine ulaşacaktır.[6]
وَاتْلُ
عَلَيْهِمْ
نَبَاَ
اِبْرٰه۪يمَۢ
Onlara İbrahim’in kıssasını anlat.[69]
هَلْ
اُنَبِّئُكُمْ
عَلٰى
مَنْ
تَنَزَّلُ
الشَّيَاط۪ينُۜ
«Şeytanların kime indiğini size haber vereyim mi?» de.[221]
فَمَكَثَ
غَيْرَ
بَع۪يدٍ
فَقَالَ
اَحَطْتُ
بِمَا
لَمْ
تُحِطْ
بِه۪
وَجِئْتُكَ
مِنْ
سَبَأٍ
بِنَبَأٍ
يَق۪ينٍ
Çok geçmeden Hüdhüd gelip Süleyman’a: «Senin bilmediğin bir şeyi öğrendim. Sana Sebe’den doğru bir haber getirdim. Ora halkına hükmeden, herşeyden kendisine bolca verilen ve büyük bir tahta sahip olan bir kadın buldum; onun ve milletinin Allah’ı bırakıp güneşe secde ettiklerini gördüm. Göklerde ve yerde gizli olanları ortaya koyan, gizlediğiniz ve açıkladığınız şeyleri bilen Allah’a secde etmemeleri için şeytan, kendilerine, yaptıklarını güzel göstermiş, onları doğru yoldan alıkoymuştur. Bunun için, doğru yolu bulamazlar. O çok büyük arşın sahibi olan Allah’tan başka tanrı yoktur» dedi.[22-26]
نَتْلُوا
عَلَيْكَ
مِنْ
نَبَأِ
مُوسٰى
وَفِرْعَوْنَ
بِالْحَقِّ
لِقَوْمٍ
يُؤْمِنُونَ
İnanan bir millet için, sana Musa ve Firavun olayını olduğu gibi anlatacağız.[3]
Yükleniyor...