ن ز ل

257ayette
293kez geçiyor
60/114surede
26farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %59 · Medenî %41
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla) Necm 13 23. inen sure En çok geçtiği sure Bakara 26 kez

Kelime ailesi

Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.

KelimeTürVezinAnlamAdet
اُنْزِلَ İfal Babı أُفْعِلَ İndirdi 176
نَزَّلَ Tef'il Babı فَعَّلَ İndirdi 32
وَيُنَزِّلُ Tef'il Babı وَيُفَعِّلُ İndirir 20
تَنْز۪يلُ İsim تَفْعِيلُ İndirmek 11
اُنْزِلَتْ İfal Babı أُفْعِلَتْ İndirildi 6
نُزُلاً İsim فُعُلًا Konukluk 6
تُنَزَّلَ Tef'il Babı تُفَعَّلَ İndirilir 4
الْمُنْزِل۪ينَ İsim الْمُفْعِلِينَ İndirenler 4
نُنَزِّلُ Tef'il Babı نُفَعِّلُ İndiririz 4
نَزَلَ Feale-Yefilu فَعَلَ İndi 4
تَنْز۪يلاً İsim تَفْعِيلًا İndirmek 4
تَنَزَّلُ Tefe'ale Babı تَتَفَعَّلُ İner 3
مُنَزِّلُهَا İsim مُفَعِّلُهَا Onu indiren 2
مَنَازِلَ İsim مَفَاعِلَ Konak yerleri 2
مُنْزِلُونَ İsim مُفْعِلُونَ İndirenler 2
يَنْزِلُ Feale-Yefilu يَفْعِلُ İner 2
نُزُلُهُمْ İsim فُعُلُهُمْ Onların konukluğu 2
نَزَّلْـنَٓا Tef'il Babı فَعَّلْنَا İndirdik 1
نَتَنَزَّلُ Tefe'ale Babı نَتَفَعَّلُ İneriz 1
مُنْزَلاً İsim مُفْعَلًا İndirilen 1
تَنَزَّلَتْ Tefe'ale Babı تَفَعَّلَتْ İndi 1
تَـتَنَزَّلُ Tefe'ale Babı تَتَفَعَّلُ İner 1
اَنْزَلْنَاهُ İfal Babı أَفْعَلْنَاهُ Onu indirdik 1
نُزِّلَتْ Tef'il Babı فُعِّلَتْ İndirildi 1
نَزْلَةً İsim فَعْلَةً İnmek 1
يَتَنَزَّلُ Tefe'ale Babı يَتَفَعَّلُ İner 1

Anlam yelpazesi

Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.

Diğer 26 anlam

Kavram ağı

Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.

Sure dağılımı

Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî

Vahiy sürecinde kullanım

Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.

1. inen: Alak — 0 kez (binde 0) 2. inen: Kalem — 0 kez (binde 0) 3. inen: Müzzemmil — 0 kez (binde 0) 4. inen: Müddessir — 0 kez (binde 0) 5. inen: Fâtiha — 0 kez (binde 0) 6. inen: Tebbet — 0 kez (binde 0) 7. inen: Tekvîr — 0 kez (binde 0) 8. inen: A’lâ — 0 kez (binde 0) 9. inen: Leyl — 0 kez (binde 0) 10. inen: Fecr — 0 kez (binde 0) 11. inen: Duhâ — 0 kez (binde 0) 12. inen: İnşirâh — 0 kez (binde 0) 13. inen: Asr — 0 kez (binde 0) 14. inen: Âdiyât — 0 kez (binde 0) 15. inen: Kevser — 0 kez (binde 0) 16. inen: Tekâsür — 0 kez (binde 0) 17. inen: Mâ’ûn — 0 kez (binde 0) 18. inen: Kâfirûn — 0 kez (binde 0) 19. inen: Fil — 0 kez (binde 0) 20. inen: Felâk — 0 kez (binde 0) 21. inen: Nâs — 0 kez (binde 0) 22. inen: İhlâs — 0 kez (binde 0) 23. inen: Necm — 2 kez (binde 5.6) 24. inen: Abese — 0 kez (binde 0) 25. inen: Kadr — 2 kez (binde 66.7) 26. inen: Şems — 0 kez (binde 0) 27. inen: Bürûc — 0 kez (binde 0) 28. inen: Tîn — 0 kez (binde 0) 29. inen: Kureyş — 0 kez (binde 0) 30. inen: Kâri’a — 0 kez (binde 0) 31. inen: Kıyâme — 0 kez (binde 0) 32. inen: Hümeze — 0 kez (binde 0) 33. inen: Mürselât — 0 kez (binde 0) 34. inen: Kâf — 1 kez (binde 2.7) 35. inen: Beled — 0 kez (binde 0) 36. inen: Târık — 0 kez (binde 0) 37. inen: Kamer — 0 kez (binde 0) 38. inen: Sâd — 2 kez (binde 2.7) 39. inen: A’râf — 9 kez (binde 2.7) 40. inen: Cin — 0 kez (binde 0) 41. inen: Yâsîn — 5 kez (binde 6.9) 42. inen: Furkân — 8 kez (binde 9) 43. inen: Fâtır — 1 kez (binde 1.3) 44. inen: Meryem — 1 kez (binde 1) 45. inen: Tâ-Hâ — 5 kez (binde 3.7) 46. inen: Vâkı’a — 5 kez (binde 13.2) 47. inen: Şu’arâ — 7 kez (binde 5.3) 48. inen: Neml — 1 kez (binde 0.9) 49. inen: Kasas — 2 kez (binde 1.4) 50. inen: İsrâ — 8 kez (binde 5.1) 51. inen: Yûnus — 5 kez (binde 2.7) 52. inen: Hûd — 2 kez (binde 1) 53. inen: Yûsuf — 3 kez (binde 1.7) 54. inen: Hicr — 6 kez (binde 9.2) 55. inen: En’âm — 18 kez (binde 5.9) 56. inen: Sâffât — 2 kez (binde 2.3) 57. inen: Lokman — 3 kez (binde 5.5) 58. inen: Sebe’ — 2 kez (binde 2.3) 59. inen: Zümer — 7 kez (binde 6) 60. inen: Mü’min — 2 kez (binde 1.6) 61. inen: Fussilet — 6 kez (binde 7.6) 62. inen: Şûrâ — 4 kez (binde 4.7) 63. inen: Zuhruf — 2 kez (binde 2.4) 64. inen: Duhân — 1 kez (binde 2.9) 65. inen: Câsiye — 2 kez (binde 4.1) 66. inen: Ahkâf — 2 kez (binde 3.1) 67. inen: Zâriyât — 0 kez (binde 0) 68. inen: Gâşiye — 0 kez (binde 0) 69. inen: Kehf — 4 kez (binde 2.5) 70. inen: Nahl — 11 kez (binde 6) 71. inen: Nûh — 0 kez (binde 0) 72. inen: İbrahim — 2 kez (binde 2.4) 73. inen: Enbiyâ — 2 kez (binde 1.7) 74. inen: Mü’minûn — 5 kez (binde 4.8) 75. inen: Secde — 2 kez (binde 5.4) 76. inen: Tûr — 0 kez (binde 0) 77. inen: Mülk — 1 kez (binde 3) 78. inen: Hâkka — 1 kez (binde 3.9) 79. inen: Me’âric — 0 kez (binde 0) 80. inen: Nebe’ — 1 kez (binde 5.8) 81. inen: Nâzi’ât — 0 kez (binde 0) 82. inen: İnfitâr — 0 kez (binde 0) 83. inen: İnşikâk — 0 kez (binde 0) 84. inen: Rûm — 3 kez (binde 3.7) 85. inen: Ankebût — 7 kez (binde 7.2) 86. inen: Mutaffifîn — 0 kez (binde 0) 87. inen: Bakara — 26 kez (binde 4.3) 88. inen: Enfâl — 2 kez (binde 1.6) 89. inen: Âl-i İmrân — 16 kez (binde 4.6) 90. inen: Ahzâb — 1 kez (binde 0.8) 91. inen: Mümtehine — 0 kez (binde 0) 92. inen: Nisâ — 15 kez (binde 4) 93. inen: Zilzâl — 0 kez (binde 0) 94. inen: Hadîd — 5 kez (binde 8.7) 95. inen: Muhammed — 5 kez (binde 9.3) 96. inen: Ra’d — 7 kez (binde 8.2) 97. inen: Rahmân — 0 kez (binde 0) 98. inen: İnsan — 2 kez (binde 8.2) 99. inen: Talâk — 3 kez (binde 10.5) 100. inen: Beyyine — 0 kez (binde 0) 101. inen: Haşr — 1 kez (binde 2.2) 102. inen: Nûr — 5 kez (binde 3.8) 103. inen: Hac — 4 kez (binde 3.1) 104. inen: Münâfikûn — 0 kez (binde 0) 105. inen: Mücâdele — 1 kez (binde 2.1) 106. inen: Hucurât — 0 kez (binde 0) 107. inen: Tahrîm — 0 kez (binde 0) 108. inen: Teğâbun — 1 kez (binde 4.1) 109. inen: Saff — 0 kez (binde 0) 110. inen: Cum’a — 0 kez (binde 0) 111. inen: Fetih — 3 kez (binde 5.4) 112. inen: Mâide — 23 kez (binde 8.2) 113. inen: Tevbe — 8 kez (binde 3.2) 114. inen: Nasr — 0 kez (binde 0)
← ilk inenson inen →

Ayetler

+ ق و ل ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır

71 ayet

فَبَدَّلَ الَّذ۪ينَ ظَلَمُوا قَوْلاً غَيْرَ الَّذ۪ي ق۪يلَ لَهُمْ فَاَنْزَلْنَا عَلَى الَّذ۪ينَ ظَلَمُوا رِجْزاً مِنَ السَّمَٓاءِ بِمَا كَانُوا يَفْسُقُونَ۟
Ama zulmedenler, kendilerine söylenmiş olan sözü başka sözle değiştirdiler. Biz de, zalimlere, yoldan çıkmalarından dolayı gökten azab indirdik.[59]
وَاِذَا ق۪يلَ لَهُمْ اٰمِنُوا بِمَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ قَالُوا نُؤْمِنُ بِمَٓا اُنْزِلَ عَلَيْنَا وَيَكْفُرُونَ بِمَا وَرَٓاءَهُ وَهُوَ الْحَقُّ مُصَدِّقاً لِمَا مَعَهُمْۜ قُلْ فَلِمَ تَقْتُلُونَ اَنْبِيَٓاءَ اللّٰهِ مِنْ قَبْلُ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِن۪ينَ
Onlara, «Allah’ın indirdiğine inanın» denildiğinde «Bize indirilene inanırız» deyip ondan sonra gelen Kuran’ı inkar ederler; halbuki o, ellerinde bulunan Tevrat’ı tasdik eden hak bir Kitap’dır. Onlara «Eğer inanıyor idiyseniz niçin daha önce Allah’ın peygamberlerini öldürüyordunuz?» diye sor.[91]
قُلْ مَنْ كَانَ عَدُواًّ لِجِبْر۪يلَ فَاِنَّهُ نَزَّلَهُ عَلٰى قَلْبِكَ بِاِذْنِ اللّٰهِ مُصَدِّقاً لِمَا بَيْنَ يَدَيْهِ وَهُدًى وَبُشْرٰى لِلْمُؤْمِن۪ينَ
De ki, «Cebrail’e düşman olan kimse Allah’a düşmandır», çünkü O, Kuran’ı Allah’ın izniyle kendinden öncekini tasdik ederek, yol gösterici ve inananlara müjdeci olarak senin kalbine indirmiştir.[97]
وَاتَّـبَعُوا مَا تَتْلُوا الشَّيَاط۪ينُ عَلٰى مُلْكِ سُلَيْمٰنَۚ وَمَا كَفَرَ سُلَيْمٰنُ وَلٰكِنَّ الشَّيَاط۪ينَ كَفَرُوا يُعَلِّمُونَ النَّاسَ السِّحْرَۗ وَمَٓا اُنْزِلَ عَلَى الْمَلَكَيْنِ بِبَابِلَ هَارُوتَ وَمَارُوتَۜ وَمَا يُعَلِّمَانِ مِنْ اَحَدٍ حَتّٰى يَقُولَٓا اِنَّمَا نَحْنُ فِتْنَةٌ فَلَا تَكْفُرْۜ فَيَتَعَلَّمُونَ مِنْهُمَا مَا يُفَرِّقُونَ بِه۪ بَيْنَ الْمَرْءِ وَزَوْجِه۪ۜ وَمَا هُمْ بِضَٓارّ۪ينَ بِه۪ مِنْ اَحَدٍ اِلَّا بِاِذْنِ اللّٰهِۜ وَيَتَعَلَّمُونَ مَا يَضُرُّهُمْ وَلَا يَنْفَعُهُمْۜ وَلَقَدْ عَلِمُوا لَمَنِ اشْتَرٰيهُ مَا لَهُ فِي الْاٰخِرَةِ مِنْ خَلَاقٍ۠ وَلَبِئْسَ مَا شَرَوْا بِه۪ٓ اَنْفُسَهُمْۜ لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ
Şeytanların Süleyman’ın hükümdarlığı hakkında söylediklerine uydular. Oysa Süleyman kafir değildi, ama insanlara sihri öğreten şeytanlar kafir olmuşlardı. Babil’de, melek denilen Harut ve Marut’a bir şey indirilmemişti. Bu ikisi «Biz sadece imtihan ediyoruz, sakın inkar etme» demedikçe kimseye bir şey öğretmezlerdi. Halbuki bu ikisinden, koca ile karısının arasını ayıracak şeyler öğreniyorlardı. Oysa Allah’ın izni olmadıkça onlar kimseye zarar veremezlerdi. Kendilerine zarar verecek, faydalı olmayacak şeyler öğreniyorlardı. And olsun ki, onu satın alanın ahiretten bir nasibi olmadığını biliyorlardı. Kendilerini karşılığında sattıkları şeyin ne kötü olduğunu keşke bilselerdi![102]
قُولُٓوا اٰمَنَّا بِاللّٰهِ وَمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْنَا وَمَٓا اُنْزِلَ اِلٰٓى اِبْرٰه۪يمَ وَاِسْمٰع۪يلَ وَاِسْحٰقَ وَيَعْقُوبَ وَالْاَسْبَاطِ وَمَٓا اُو۫تِيَ مُوسٰى وَع۪يسٰى وَمَٓا اُو۫تِيَ النَّبِيُّونَ مِنْ رَبِّهِمْۚ لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ اَحَدٍ مِنْهُمْۘ وَنَحْنُ لَهُ مُسْلِمُونَ
«Allah’a, bize gönderilene, İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a ve torunlarına gönderilene, Musa ve İsa’ya verilene, Rableri tarafından peygamberlere verilene, onları birbirinden ayırt etmeyerek inandık, biz O’na teslim olanlarız» deyin.[136]
وَاِذَا ق۪يلَ لَهُمُ اتَّبِعُوا مَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ قَالُوا بَلْ نَـتَّبِـعُ مَٓا اَلْفَيْنَا عَلَيْهِ اٰبَٓاءَنَاۜ اَوَلَوْ كَانَ اٰبَٓاؤُ۬هُمْ لَا يَعْقِلُونَ شَيْـٔاً وَلَا يَهْتَدُونَ
Onlara: «Allah’ın indirdiğine uyun» denilince, «Hayır, atalarımızı yapar bulduğumuz şeye uyarız» derler; ya ataları bir şey akledemeyen ve doğru olmayan kimseler idiyseler?[170]
اٰمَنَ الرَّسُولُ بِمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْهِ مِنْ رَبِّه۪ وَالْمُؤْمِنُونَۜ كُلٌّ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَمَلٰٓئِكَتِه۪ وَكُتُبِه۪ وَرُسُلِه۪ۜ لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ اَحَدٍ مِنْ رُسُلِه۪۠ وَقَالُوا سَمِعْنَا وَاَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَاِلَيْكَ الْمَص۪يرُ
Peygamber ve inananlar, ona Rabb’inden indirilene inandı. Hepsi Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine inandı. «Peygamberleri arasından hiçbirini ayırdetmeyiz, işittik, itaat ettik, Rabbimiz! Affını dileriz, dönüş Sanadır» dediler.[285]
هُوَ الَّـذ۪ٓي اَنْزَلَ عَلَيْكَ الْكِتَابَ مِنْهُ اٰيَاتٌ مُحْكَمَاتٌ هُنَّ اُمُّ الْكِتَابِ وَاُخَرُ مُتَشَابِهَاتٌۜ فَاَمَّا الَّذ۪ينَ ف۪ي قُلُوبِهِمْ زَيْغٌ فَيَتَّبِعُونَ مَا تَشَابَهَ مِنْهُ ابْتِغَٓاءَ الْفِتْنَةِ وَابْتِغَٓاءَ تَأْو۪يلِه۪ۚ وَمَا يَعْلَمُ تَأْو۪يلَهُٓ اِلَّا اللّٰهُۢ وَالرَّاسِخُونَ فِي الْعِلْمِ يَقُولُونَ اٰمَنَّا بِه۪ۙ كُلٌّ مِنْ عِنْدِ رَبِّنَاۚ وَمَا يَذَّكَّرُ اِلَّٓا اُو۬لُوا الْاَلْبَابِ
Sana Kitap’ı indiren O’dur. Onda Kitap’ın temeli olan kesin anlamlı ayetler vardır, diğerleri de çeşitli anlamlıdırlar. Kalblerinde eğrilik olan kimseler, fitne çıkarmak, kendilerine göre yorumlamak için onların çeşitli anlamlı olanlarına uyarlar. Oysa onların yorumunu ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar: «Ona inandık, hepsi Rabbimiz’in katındandır» derler. Bunu ancak akıl sahipleri düşünür;[7]
وَقَالَتْ طَٓائِفَةٌ مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ اٰمِنُوا بِالَّـذ۪ٓي اُنْزِلَ عَلَى الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَجْهَ النَّهَارِ وَاكْفُرُٓوا اٰخِرَهُ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَۚ
Kitap ehlinden bir takımı şöyle dedi: «İnananlara indirilene günün başında inanın, sonunda inkar edin ki, belki dönerler ve dininize uyanlardan başkasına inanmayın». De ki: «Doğru yol Allah’ın yoludur». Ve yine başkasına da verildiğine veya Rabbinizin katında Müslümanların karşı delil getirip sizi alt edeceğine inanmayın, derler. De ki: «Doğrusu bol nimet Allah’ın elindedir, onu dilediğine verir. Allah’ın fazlı her şeyi kaplar, O her şeyi bilir».[72-73]
قُلْ اٰمَنَّا بِاللّٰهِ وَمَٓا اُنْزِلَ عَلَيْنَا وَمَٓا اُنْزِلَ عَلٰٓى اِبْرٰه۪يمَ وَاِسْمٰع۪يلَ وَاِسْحٰقَ وَيَعْقُوبَ وَالْاَسْبَاطِ وَمَٓا اُو۫تِيَ مُوسٰى وَع۪يسٰى وَالنَّبِيُّونَ مِنْ رَبِّهِمْۖ لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ اَحَدٍ مِنْهُمْۘ وَنَحْنُ لَهُ مُسْلِمُونَ
«Allah’a, bize indirilene, İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a ve torunlarına indirilene, Rableri tarafından Musa, İsa ve peygamberlere verilene inandık, onları birbirinden ayırt etmeyiz, biz O’na teslim olanlarız» de.[84]
كُلُّ الطَّعَامِ كَانَ حِلاًّ لِبَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَ اِلَّا مَا حَرَّمَ اِسْرَٓائ۪لُ عَلٰى نَفْسِه۪ مِنْ قَبْلِ اَنْ تُنَزَّلَ التَّوْرٰيةُۜ قُلْ فَأْتُوا بِالتَّوْرٰيةِ فَاتْلُوهَٓا اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ
Tevrat’ın indirilmesinden önce İsrail’in kendisine haram ettiğinden başka bütün yiyecekler İsrailoğullarına helal idi. De ki: «Doğru sözlü iseniz Tevrat’ı getirip okuyun».[93]
اِذْ تَقُولُ لِلْمُؤْمِن۪ينَ اَلَنْ يَكْفِيَكُمْ اَنْ يُمِدَّكُمْ رَبُّكُمْ بِثَلٰثَةِ اٰلَافٍ مِنَ الْمَلٰٓئِكَةِ مُنْزَل۪ينَۜ
İnananlara: «Rabbinizin size gönderilmiş üç bin melekle yardım etmesi size yetmeyecek mi?» diyordun. Evet, eğer sabrederseniz, sakınırsanız ve onlar de hemen üzerinize gelirlerse Rabbiniz size, nişanlı beş bin melekle imdat edecektir.[124-125]
ثُمَّ اَنْزَلَ عَلَيْكُمْ مِنْ بَعْدِ الْغَمِّ اَمَنَةً نُعَاساً يَغْشٰى طَٓائِفَةً مِنْكُمْۙ وَطَٓائِفَةٌ قَدْ اَهَمَّتْهُمْ اَنْفُسُهُمْ يَظُنُّونَ بِاللّٰهِ غَيْرَ الْحَقِّ ظَنَّ الْجَاهِلِيَّةِۜ يَقُولُونَ هَلْ لَنَا مِنَ الْاَمْرِ مِنْ شَيْءٍۜ قُلْ اِنَّ الْاَمْرَ كُلَّهُ لِلّٰهِۜ يُخْفُونَ ف۪ٓي اَنْفُسِهِمْ مَا لَا يُبْدُونَ لَكَۜ يَقُولُونَ لَوْ كَانَ لَنَا مِنَ الْاَمْرِ شَيْءٌ مَا قُتِلْنَا هٰهُنَاۜ قُلْ لَوْ كُنْتُمْ ف۪ي بُيُوتِكُمْ لَبَرَزَ الَّذ۪ينَ كُتِبَ عَلَيْهِمُ الْقَتْلُ اِلٰى مَضَاجِعِهِمْۚ وَلِيَبْتَلِيَ اللّٰهُ مَا ف۪ي صُدُورِكُمْ وَلِيُمَحِّصَ مَا ف۪ي قُلُوبِكُمْۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ
Kederden sonra, bir takımınızı kendinden geçirecek şekilde size huzur ve emniyet indirdi; oysa bir takımınız da kendi derdlerine düşmüşlerdi. Haksız yere Allah hakkında, cahiliye devrinde olduğu gibi inanıyorlar. «Bu işte bizim bir fikrimiz var mı?» diyorlardı; De ki: «Buyruğun hepsi Allah’ındır». Sana açmadıklarını içlerinde gizliyorlar. «Bu işte bizim fikrimiz alınsaydı, burada öldürülmezdik» diyorlar. De ki: Evlerinizde olsaydınız, haklarında ölüm yazılı olan kimseler, yine de devrilecekleri yere varırlardı. Bu, Allah’ın içinizde olanı denemesi, kalblerinizde olanı arıtması içindir. Allah gönüllerde olanı bilir.[154]
وَاِذَا ق۪يلَ لَهُمْ تَعَالَوْا اِلٰى مَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ وَاِلَى الرَّسُولِ رَاَيْتَ الْمُنَافِق۪ينَ يَصُدُّونَ عَنْكَ صُدُوداًۚ
Onlara: «Allah’ın indirdiğine ve Peygambere gelin» dendiği zaman, münafıkların senden büsbütün uzaklaştıklarını görürsün.[61]
يَسْـَٔلُكَ اَهْلُ الْكِتَابِ اَنْ تُنَزِّلَ عَلَيْهِمْ كِتَاباً مِنَ السَّمَٓاءِ فَقَدْ سَاَلُوا مُوسٰٓى اَكْبَرَ مِنْ ذٰلِكَ فَقَالُٓوا اَرِنَا اللّٰهَ جَهْرَةً فَاَخَذَتْهُمُ الصَّاعِقَةُ بِظُلْمِهِمْۚ ثُمَّ اتَّخَذُوا الْعِجْلَ مِنْ بَعْدِ مَا جَٓاءَتْهُمُ الْبَيِّنَاتُ فَعَفَوْنَا عَنْ ذٰلِكَۚ وَاٰتَيْنَا مُوسٰى سُلْطَاناً مُب۪يناً
Kitap ehli, senin kendilerine gökten bir kitap indirmeni isterler. Musa’dan bundan daha büyüğünü istemişlerdi ve «Bize Allah’ı apaçık göster» demişlerdi. Zulümlerinden ötürü onları yıldırım çarpmıştı. Belgeler kendilerine geldikten sonra da, buzağıyı tanrı olarak benimsediler, fakat bunları affettik ve Musa’ya apaçık bir hüccet verdik, söz vermelerine karşılık Tur dağını üzerlerine kaldırdık ve onlara: «Kapıdan secde ederek girin» dedik, «Cumartesileri aşırı gitmeyin» dedik, onlardan sağlam bir söz aldık.[153-154]
قُلْ يَٓا اَهْلَ الْكِتَابِ هَلْ تَنْقِمُونَ مِنَّٓا اِلَّٓا اَنْ اٰمَنَّا بِاللّٰهِ وَمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْنَا وَمَٓا اُنْزِلَ مِنْ قَبْلُۙ وَاَنَّ اَكْثَرَكُمْ فَاسِقُونَ
De ki, «Ey kitap ehli! Allah’a, bize indirilene ve daha önce indirilene inanmamızdan ve çoğunuzun fasık olmasından ötürü mü bizden hoşlanmıyorsunuz?»[59]
وَقَالَتِ الْيَهُودُ يَدُ اللّٰهِ مَغْلُولَةٌۜ غُلَّتْ اَيْد۪يهِمْ وَلُعِنُوا بِمَا قَالُواۢ بَلْ يَدَاهُ مَبْسُوطَتَانِۙ يُنْفِقُ كَيْفَ يَشَٓاءُۜ وَلَيَز۪يدَنَّ كَث۪يراً مِنْهُمْ مَٓا اُنْزِلَ اِلَيْكَ مِنْ رَبِّكَ طُغْيَاناً وَكُفْراًۜ وَاَلْقَيْنَا بَيْنَهُمُ الْعَدَاوَةَ وَالْبَغْضَٓاءَ اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِۜ كُلَّمَٓا اَوْقَدُوا نَاراً لِلْحَرْبِ اَطْفَاَهَا اللّٰهُۙ وَيَسْعَوْنَ فِي الْاَرْضِ فَسَاداًۜ وَاللّٰهُ لَا يُحِبُّ الْمُفْسِد۪ينَ
Yahudiler, «Allah’ın eli sıkıdır» dediler; dediklerinden ötürü elleri bağlandı, lanetlendiler. Hayır, O’nun iki eli de açıktır, nasıl dilerse sarfeder. And olsun ki, sana Rabbinden indirilen sözler onların çoğunun azgınlığını ve inkarını artıracaktır. Onların arasına kıyamete kadar sürecek düşmanlık ve kin saldık. Savaş ateşini ne zaman körükleseler Allah onu söndürmüştür. Yeryüzünde bozgunculuğa koşarlar. Allah bozguncuları sevmez.[64]
قُلْ يَٓا اَهْلَ الْكِتَابِ لَسْتُمْ عَلٰى شَيْءٍ حَتّٰى تُق۪يمُوا التَّوْرٰيةَ وَالْاِنْج۪يلَ وَمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْكُمْ مِنْ رَبِّكُمْۜ وَلَيَز۪يدَنَّ كَث۪يراً مِنْهُمْ مَٓا اُنْزِلَ اِلَيْكَ مِنْ رَبِّكَ طُغْيَاناً وَكُفْراًۚ فَلَا تَأْسَ عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِر۪ينَ
«Ey Kitap ehli! Tevrat’ı, İncil’i ve Rabbinizden size indirileni gereğince uygulamadıkça bir temeliniz olmaz» de. And olsun ki Rabbinden sana indirilen, Kuran, onlardan çoğunun azgınlık ve küfrünü artırır. Öyleyse kafirler için tasalanma.[68]
وَاِذَا سَمِعُوا مَٓا اُنْزِلَ اِلَى الرَّسُولِ تَرٰٓى اَعْيُنَهُمْ تَف۪يضُ مِنَ الدَّمْعِ مِمَّا عَرَفُوا مِنَ الْحَقِّۚ يَقُولُونَ رَبَّنَٓا اٰمَنَّا فَاكْتُبْنَا مَعَ الشَّاهِد۪ينَ
Peygambere indirilen Kuran’ı işittiklerinde, gerçeği öğrenmelerinden gözlerinin yaşla dolarak, «Rabbimiz! İnandık, bizi de şahidlerden yaz. Rabbimizin bizi iyi milletle birlikte bulundurmasını umarken niçin Allah’a ve bize gelen gerçeğe inanmayalım?» dediklerini görürsün.[83-84]
وَاِذَا ق۪يلَ لَهُمْ تَعَالَوْا اِلٰى مَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ وَاِلَى الرَّسُولِ قَالُوا حَسْبُنَا مَا وَجَدْنَا عَلَيْهِ اٰبَٓاءَنَاۜ اَوَلَوْ كَانَ اٰبَٓاؤُ۬هُمْ لَا يَعْلَمُونَ شَيْـٔاً وَلَا يَهْتَدُونَ
Onlara, «Gelin Allah’ın indirdiği Kitap’a ve peygambere uyun» dendiğinde, «Atalarımızı üzerinde bulduğumuz yol bize yeter» derler; ya ataları bir şey bilmeyen ve doğru yolda olmayan kimseler idiyseler?[104]
Yükleniyor...