ن ز ل
257ayette
293kez geçiyor
60/114surede
26farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %59 · Medenî %41
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Necm 13
23. inen sure
En çok geçtiği sure
Bakara
26 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| اُنْزِلَ | İfal Babı | أُفْعِلَ | İndirdi | 176 |
| نَزَّلَ | Tef'il Babı | فَعَّلَ | İndirdi | 32 |
| وَيُنَزِّلُ | Tef'il Babı | وَيُفَعِّلُ | İndirir | 20 |
| تَنْز۪يلُ | İsim | تَفْعِيلُ | İndirmek | 11 |
| اُنْزِلَتْ | İfal Babı | أُفْعِلَتْ | İndirildi | 6 |
| نُزُلاً | İsim | فُعُلًا | Konukluk | 6 |
| تُنَزَّلَ | Tef'il Babı | تُفَعَّلَ | İndirilir | 4 |
| الْمُنْزِل۪ينَ | İsim | الْمُفْعِلِينَ | İndirenler | 4 |
| نُنَزِّلُ | Tef'il Babı | نُفَعِّلُ | İndiririz | 4 |
| نَزَلَ | Feale-Yefilu | فَعَلَ | İndi | 4 |
| تَنْز۪يلاً | İsim | تَفْعِيلًا | İndirmek | 4 |
| تَنَزَّلُ | Tefe'ale Babı | تَتَفَعَّلُ | İner | 3 |
| مُنَزِّلُهَا | İsim | مُفَعِّلُهَا | Onu indiren | 2 |
| مَنَازِلَ | İsim | مَفَاعِلَ | Konak yerleri | 2 |
| مُنْزِلُونَ | İsim | مُفْعِلُونَ | İndirenler | 2 |
| يَنْزِلُ | Feale-Yefilu | يَفْعِلُ | İner | 2 |
| نُزُلُهُمْ | İsim | فُعُلُهُمْ | Onların konukluğu | 2 |
| نَزَّلْـنَٓا | Tef'il Babı | فَعَّلْنَا | İndirdik | 1 |
| نَتَنَزَّلُ | Tefe'ale Babı | نَتَفَعَّلُ | İneriz | 1 |
| مُنْزَلاً | İsim | مُفْعَلًا | İndirilen | 1 |
| تَنَزَّلَتْ | Tefe'ale Babı | تَفَعَّلَتْ | İndi | 1 |
| تَـتَنَزَّلُ | Tefe'ale Babı | تَتَفَعَّلُ | İner | 1 |
| اَنْزَلْنَاهُ | İfal Babı | أَفْعَلْنَاهُ | Onu indirdik | 1 |
| نُزِّلَتْ | Tef'il Babı | فُعِّلَتْ | İndirildi | 1 |
| نَزْلَةً | İsim | فَعْلَةً | İnmek | 1 |
| يَتَنَزَّلُ | Tefe'ale Babı | يَتَفَعَّلُ | İner | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
İndirdi 62
İndirildi 58
İndirdik 34
Onu indirdik 16
İndirmek 15
İndirir 13
Ve indirdik 11
Ve indirdi 9
İner 7
Konukluk 6
Onu indirdi 5
İndirilir 5
İndirenler 5
İndi 5
Diğer 26 anlam
İndirilen 4
Ve indirir 4
Hemen indirdik 3
İndiririz 3
İndirdin 2
İndirirsin 2
Konak yerleri 2
Öyleyse indirdi 2
Ve indirildi 2
Hemen indirdi 2
İndirdiğimiz 1
İndirdim 1
İndirilenler 1
İndir 1
Onu indiren 1
Yakında indireceğim 1
Onu indiririz 1
Öyleyse indirdik 1
Ve onu indirdik 1
İneriz 1
Beni indir 1
İndirildi mi? 1
İnmek 1
Onların konukluğu 1
Onu indirdiniz 1
Öyleyse konukluk 1
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
+ ش ي أ ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır
36 ayet
يُنَزِّلُ
الْمَلٰٓئِكَةَ
بِالرُّوحِ
مِنْ
اَمْرِه۪
عَلٰى
مَنْ
يَشَٓاءُ
مِنْ
عِبَادِه۪ٓ
اَنْ
اَنْذِرُٓوا
اَنَّهُ
لَٓا
اِلٰهَ
اِلَّٓا
اَنَا۬
فَاتَّقُونِ
Allah kullarından dilediğine buyruğunu bildirmek için meleklerini vahiyle indirerek şöyle der: «İnsanları uyarın ki, Benden başka tanrı yoktur. Benden sakının.»[2]
وَيَوْمَ
نَبْعَثُ
ف۪ي
كُلِّ
اُمَّةٍ
شَه۪يداً
عَلَيْهِمْ
مِنْ
اَنْفُسِهِمْ
وَجِئْنَا
بِكَ
شَه۪يداً
عَلٰى
هٰٓؤُ۬لَٓاءِۜ
وَنَزَّلْنَا
عَلَيْكَ
الْكِتَابَ
تِبْيَاناً
لِكُلِّ
شَيْءٍ
وَهُدًى
وَرَحْمَةً
وَبُشْرٰى
لِلْمُسْلِم۪ينَ۟
O gün her ümmetten bir kişiyi onlara şahit tutarız. Seni de ümmetine şahit getiririz. Sana her şeyi açıklayan ve Müslümanlara doğruyu gösteren bir rehber, rahmet ve müjde olarak Kuran’ı indirdik.[89]
وَاضْرِبْ
لَهُمْ
مَثَلَ
الْحَيٰوةِ
الدُّنْيَا
كَمَٓاءٍ
اَنْزَلْنَاهُ
مِنَ
السَّمَٓاءِ
فَاخْتَلَطَ
بِه۪
نَبَاتُ
الْاَرْضِ
فَاَصْبَحَ
هَش۪يماً
تَذْرُوهُ
الرِّيَاحُۜ
وَكَانَ
اللّٰهُ
عَلٰى
كُلِّ
شَيْءٍ
مُقْتَدِراً
Onlara, dünya hayatı misalinin tıpkı şöyle olduğunu anlat: Gökten indirdiğimiz su ile yeryüzünde yetişen bitkiler birbirine karışır, ama sonunda rüzgarın savuracağı çerçöpe döner. Allah her şeyin üstünde bir kudrete sahip olandır.[45]
يَٓا اَيُّهَا
النَّاسُ
اِنْ
كُنْتُمْ
ف۪ي
رَيْبٍ
مِنَ
الْبَعْثِ
فَاِنَّا
خَلَقْنَاكُمْ
مِنْ
تُرَابٍ
ثُمَّ
مِنْ
نُطْفَةٍ
ثُمَّ
مِنْ
عَلَقَةٍ
ثُمَّ
مِنْ
مُضْغَةٍ
مُخَلَّقَةٍ
وَغَيْرِ
مُخَلَّقَةٍ
لِنُبَيِّنَ
لَكُمْۜ
وَنُقِرُّ
فِي
الْاَرْحَامِ
مَا
نَشَٓاءُ
اِلٰٓى
اَجَلٍ
مُسَمًّى
ثُمَّ
نُخْرِجُكُمْ
طِفْلاً
ثُمَّ
لِتَبْلُغُٓوا
اَشُدَّكُمْۚ
وَمِنْكُمْ
مَنْ
يُتَوَفّٰى
وَمِنْكُمْ
مَنْ
يُرَدُّ
اِلٰٓى
اَرْذَلِ
الْعُمُرِ
لِكَيْلَا
يَعْلَمَ
مِنْ
بَعْدِ
عِلْمٍ
شَيْـٔاًۜ
وَتَرَى
الْاَرْضَ
هَامِدَةً
فَاِذَٓا
اَنْزَلْنَا
عَلَيْهَا
الْمَٓاءَ
اهْتَزَّتْ
وَرَبَتْ
وَاَنْبَتَتْ
مِنْ
كُلِّ
زَوْجٍ
بَه۪يجٍ
Ey insanlar! Öldükten sonra tekrar dirilmekten şüphede iseniz bilin ki, ne olduğunuzu size açıklamak için, Biz sizi topraktan sonra nutfeden, sonra pıhtılaşmış kandan, sonra da yapısı belli belirsiz bir çiğnem etten yaratmışızdır. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde tutarız; sonra sizi çocuk olarak çıkartırız, böylece yetişip erginlik çağına varırsınız. Kiminiz öldürülür, kiminiz de ömrünün en fena zamanına ulaştırılır ki, bilirken birşey bilmez olur. Yeryüzünü görürsün ki kupkurudur; fakat Biz ona su indirdiğimiz zaman harekete geçer, kabarır, her güzel bitkiden çift çift yetiştirir.[5]
فَقَالَ
الْمَلَؤُا
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
مِنْ
قَوْمِه۪
مَا
هٰذَٓا
اِلَّا
بَشَرٌ
مِثْلُكُمْۙ
يُر۪يدُ
اَنْ
يَتَفَضَّلَ
عَلَيْكُمْۜ
وَلَوْ
شَٓاءَ
اللّٰهُ
لَاَنْزَلَ
مَلٰٓئِكَةًۚ
مَا
سَمِعْنَا
بِهٰذَا
ف۪ٓي
اٰبَٓائِنَا
الْاَوَّل۪ينَۚ
Milletinin inkarcı ileri gelenleri: «Bu, sizin gibi bir insandan başka birşey değildir. Sizden üstün olmak istiyor. Allah dilemiş olsaydı melekler indirirdi. İlk atalarımızdan beri böyle birşey işitmedik. Bu adamda nedense biraz delilik var, bir süreye kadar onu gözetleyin» dediler.[24-25]
اَلَمْ
تَرَ
اَنَّ
اللّٰهَ
يُزْج۪ي
سَحَاباً
ثُمَّ
يُؤَلِّفُ
بَيْنَهُ
ثُمَّ
يَجْعَلُهُ
رُكَاماً
فَتَرَى
الْوَدْقَ
يَخْرُجُ
مِنْ
خِلَالِه۪ۚ
وَيُنَزِّلُ
مِنَ
السَّمَٓاءِ
مِنْ
جِبَالٍ
ف۪يهَا
مِنْ
بَرَدٍ
فَيُص۪يبُ
بِه۪
مَنْ
يَشَٓاءُ
وَيَصْرِفُهُ
عَنْ
مَنْ
يَشَٓاءُۜ
يَكَادُ
سَنَا
بَرْقِه۪
يَذْهَبُ
بِالْاَبْصَارِۜ
Bilmez misiniz ki, Allah bulutları sürer, sonra onları bir araya getirir; üstüste yığar, sen de onların arasından yağmur yağdığını görürsün. Gökten içinde dolu bulunan dağlar gibi bulutlar indirir, dilediğini ona uğratır, dilediğinden de uzak tutar. Bu bulutların şimşeğinin parıltısı nerdeyse gözleri alır![43]
لَقَدْ
اَنْزَلْـنَٓا
اٰيَاتٍ
مُبَيِّنَاتٍۜ
وَاللّٰهُ
يَهْد۪ي
مَنْ
يَشَٓاءُ
اِلٰى
صِرَاطٍ
مُسْتَق۪يمٍ
And olsun ki, açıklayıcı ayetler indirmişizdir. Allah dilediğini doğru yola eriştirir.[46]
اِنْ
نَشَأْ
نُنَزِّلْ
عَلَيْهِمْ
مِنَ
السَّمَٓاءِ
اٰيَةً
فَظَلَّتْ
اَعْنَاقُهُمْ
لَهَا
خَاضِع۪ينَ
Biz dilesek onlara gökten bir mucize indiririz de ona boyun eğip kalırlar.[4]
قَالُوا
مَٓا
اَنْتُمْ
اِلَّا
بَشَرٌ
مِثْلُنَاۙ
وَمَٓا
اَنْزَلَ
الرَّحْمٰنُ
مِنْ
شَيْءٍۙ
اِنْ
اَنْتُمْ
اِلَّا
تَكْذِبُونَ
«Siz de ancak bizim gibi birer insansınız. Rahman da bir şey indirmemiştir. Sadece yalan söylüyorsunuz» dediler.[15]
اَللّٰهُ
نَزَّلَ
اَحْسَنَ
الْحَد۪يثِ
كِتَاباً
مُتَشَابِهاً
مَثَانِيَۗ
تَقْشَعِرُّ
مِنْهُ
جُلُودُ
الَّذ۪ينَ
يَخْشَوْنَ
رَبَّهُمْۚ
ثُمَّ
تَل۪ينُ
جُلُودُهُمْ
وَقُلُوبُهُمْ
اِلٰى
ذِكْرِ
اللّٰهِۜ
ذٰلِكَ
هُدَى
اللّٰهِ
يَهْد۪ي
بِه۪
مَنْ
يَشَٓاءُۜ
وَمَنْ
يُضْلِلِ
اللّٰهُ
فَمَا
لَهُ
مِنْ
هَادٍ
Allah, ayetleri birbirine benzeyen ve yer yer tekrar eden Kitap’ı sözlerin en güzeli olarak indirmiştir. Rablerinden korkanların, bu Kitap’tan tüyleri ürperir, sonra hem derileri ve hem de kalbleri Allah’ın zikrine yumuşar ve yatışır. İşte bu Kitap, Allah’ın doğruluk rehberidir, onunla istediğini doğru yola eriştirir. Allah kimi de saptırırsa artık ona yol gösteren bulunmaz.[23]
اِذْ
جَٓاءَتْهُمُ
الرُّسُلُ
مِنْ
بَيْنِ
اَيْد۪يهِمْ
وَمِنْ
خَلْفِهِمْ
اَلَّا
تَعْبُدُٓوا
اِلَّا
اللّٰهَۜ
قَالُوا
لَوْ
شَٓاءَ
رَبُّنَا
لَاَنْزَلَ
مَلٰٓئِكَةً
فَاِنَّا
بِمَٓا
اُرْسِلْتُمْ
بِه۪
كَافِرُونَ
Onlara, önlerinden, artlarından, her yönden: «Allah’tan başkasına kulluk etmeyin» diyen peygamberler gelmişti: «Eğer Rabbimiz böyle bir şey dileseydi melekler indirirdi. Doğrusu sizinle gönderileni inkar ederiz» demişlerdi.[14]
وَمِنْ
اٰيَاتِه۪ٓ
اَنَّكَ
تَرَى
الْاَرْضَ
خَاشِعَةً
فَاِذَٓا
اَنْزَلْنَا
عَلَيْهَا
الْمَٓاءَ
اهْتَزَّتْ
وَرَبَتْۜ
اِنَّ
الَّـذ۪ٓي
اَحْيَاهَا
لَمُحْـيِ
الْمَوْتٰىۜ
اِنَّهُ
عَلٰى
كُلِّ
شَيْءٍ
قَد۪يرٌ
Kupkuru gördüğün yeryüzünün, Biz ona su indirdiğimiz zaman harekete geçmesi, kabarması, Allah’ın varlığının belgelerindendir. Ona can veren Allah şüphesiz ölüleri de diriltir. Doğrusu O her şeye kadir’dir.[39]
وَلَوْ
بَسَطَ
اللّٰهُ
الرِّزْقَ
لِعِبَادِه۪
لَبَغَوْا
فِي
الْاَرْضِ
وَلٰكِنْ
يُنَزِّلُ
بِقَدَرٍ
مَا
يَشَٓاءُۜ
اِنَّهُ
بِعِبَادِه۪
خَب۪يرٌ
بَص۪يرٌ
Eğer Allah rızkı kullarının hepsine bol bol verseydi, yeryüzünde azgınlık ederlerdi. Ama O, dilediğini bir ölçüye göre indirir. Doğrusu O, kullarından haberdardır, onları görendir.[27]
اِذْ
جَعَلَ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
ف۪ي
قُلُوبِهِمُ
الْحَمِيَّةَ
حَمِيَّةَ
الْجَاهِلِيَّةِ
فَاَنْزَلَ
اللّٰهُ
سَك۪ينَتَهُ
عَلٰى
رَسُولِه۪
وَعَلَى
الْمُؤْمِن۪ينَ
وَاَلْزَمَهُمْ
كَلِمَةَ
التَّقْوٰى
وَكَانُٓوا
اَحَقَّ
بِهَا
وَاَهْلَهَاۜ
وَكَانَ
اللّٰهُ
بِكُلِّ
شَيْءٍ
عَل۪يماً۟
İnkar edenler, gönüllerindeki cahiliyye çağının asabiyet ateşini ateşlendirdiklerinde, Allah, Peygamberine ve inananlara huzur indirdi; onların takva sözünü tutmalarını sağladı. Onlar, bu söze layık ve ehil kimselerdi. Allah her şeyi bilmektedir.[26]
اَللّٰهُ
الَّذ۪ي
خَلَقَ
سَبْعَ
سَمٰوَاتٍ
وَمِنَ
الْاَرْضِ
مِثْلَهُنَّۜ
يَتَنَزَّلُ
الْاَمْرُ
بَيْنَهُنَّ
لِتَعْلَمُٓوا
اَنَّ
اللّٰهَ
عَلٰى
كُلِّ
شَيْءٍ
قَد۪يرٌۙ
وَاَنَّ
اللّٰهَ
قَدْ
اَحَاطَ
بِكُلِّ
شَيْءٍ
عِلْماً
Yedi göğü ve yerden de bir o kadarını yaratan Allah’tır, Allah’ın herşeye Kadir olduğunu ve Allah’ın ilminin herşeyi kuşattığını bilmeniz için Allah’ın buyruğu bunlar arasında iner durur.[12]
قَالُوا
بَلٰى
قَدْ
جَٓاءَنَا
نَذ۪يرٌ
فَكَذَّبْنَا
وَقُلْنَا
مَا
نَزَّلَ
اللّٰهُ
مِنْ
شَيْءٍۚ
اِنْ
اَنْتُمْ
اِلَّا
ف۪ي
ضَلَالٍ
كَب۪يرٍ
Onlar: «Evet; doğrusu bize bir uyarıcı geldi, fakat biz yalanladık ve Allah hiçbir şey indirmemiştir, siz büyük bir sapıklık içindesiniz demiştik» derler.[9]
Yükleniyor...