ن ف س
270ayette
298kez geçiyor
63/114surede
8farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %56 · Medenî %44
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Müzzemmil 20
3. inen sure
En çok geçtiği sure
Bakara
35 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| اَنْفُسَهُمْ | İsim | أَفْعُلَهُمْ | Onların canları | 153 |
| نَفْسٍ | İsim | فَعْلٍ | Can | 124 |
| نَفْساً | İsim | فَعْلًا | Can | 14 |
| نَفْس۪ي | İsim | فَعْلِي | Canım | 2 |
| نُفُوسِكُمْۜ | İsim | فُعُولِكُمْ | Canlarınız | 2 |
| تَنَفَّسَۙ | Tefe'ale Babı | تَفَعَّلَ | Soluk aldı | 1 |
| فَلْيَتَنَافَسِ | Tefaul Babı | فَلْيَتَفَاعَلْ | Can atsın | 1 |
| الْمُتَنَافِسُونَۜ | İsim | الْمُتَفَاعِلُونَ | Can atanlar | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Onların canları 73
Can 68
Canlarınız 42
Onun canı 27
Ve onların canları 10
Senin canın 9
Canım 9
Onun canı için 7
Canlar 6
Canlarınız için 4
Ve sizin canlarınız 4
Öyleyse onun canı için 4
Onların canlarına 4
Onların canları için 3
Diğer 21 anlam
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
Âl-i İmrân suresi ✕ Süzgeci kaldır
17 ayet
فَكَيْفَ
اِذَا
جَمَعْنَاهُمْ
لِيَوْمٍ
لَا
رَيْبَ
ف۪يهِ
وَوُفِّيَتْ
كُلُّ
نَفْسٍ
مَا
كَسَبَتْ
وَهُمْ
لَا
يُظْلَمُونَ
Geleceğinden şüphe olmayan günde, onları topladığımız ve haksızlık yapılmayarak herkese kazandığı eksiksiz verildiği zaman, nasıl olacak?[25]
لَا
يَتَّخِذِ
الْمُؤْمِنُونَ
الْكَافِر۪ينَ
اَوْلِيَٓاءَ
مِنْ
دُونِ
الْمُؤْمِن۪ينَۚ
وَمَنْ
يَفْعَلْ
ذٰلِكَ
فَلَيْسَ
مِنَ
اللّٰهِ
ف۪ي
شَيْءٍ
اِلَّٓا
اَنْ
تَتَّقُوا
مِنْهُمْ
تُقٰيةًۜ
وَيُحَذِّرُكُمُ
اللّٰهُ
نَفْسَهُۜ
وَاِلَى
اللّٰهِ
الْمَص۪يرُ
Müminler, müminleri bırakıp kafirleri dost edinmesinler; kim böyle yaparsa Allah katında bir değeri yoktur, ancak, onlardan sakınmanız hali müstesnadır. Allah sizi Kendisiyle korkutur, dönüş Allah’adır.[28]
يَوْمَ
تَجِدُ
كُلُّ
نَفْسٍ
مَا
عَمِلَتْ
مِنْ
خَيْرٍ
مُحْضَراًۚۛ
وَمَا
عَمِلَتْ
مِنْ
سُٓوءٍۚۛ
تَوَدُّ
لَوْ
اَنَّ
بَيْنَهَا
وَبَيْنَهُٓ
اَمَداً
بَع۪يداًۜ
وَيُحَذِّرُكُمُ
اللّٰهُ
نَفْسَهُۜ
وَاللّٰهُ
رَؤُ۫فٌ
بِالْعِبَادِ۟
Her kişinin yaptığı iyiliği ve yaptığı kötülüğü, ki kendisiyle o kötülük arasında uzun bir mesafe olmasını diler, hazır bulacağı günü bir düşünün. Kullarına karşı şefkatli olan Allah size kendinden korkmanızı emreder.[30]
فَمَنْ
حَٓاجَّكَ
ف۪يهِ
مِنْ
بَعْدِ
مَا
جَٓاءَكَ
مِنَ
الْعِلْمِ
فَقُلْ
تَعَالَوْا
نَدْعُ
اَبْنَٓاءَنَا
وَاَبْنَٓاءَكُمْ
وَنِسَٓاءَنَا
وَنِسَٓاءَكُمْ
وَاَنْفُسَنَا
وَاَنْفُسَكُمْ
ثُمَّ
نَبْتَهِلْ
فَنَجْعَلْ
لَعْنَتَ
اللّٰهِ
عَلَى
الْكَاذِب۪ينَ
Sana ilim geldikten sonra, bu hususta seninle kim tartışacak olursa, de ki: «Gelin, oğullarımızı, oğullarınızı, kadınlarımızı, kadınlarınızı, kendimizi ve kendinizi çağıralım, sonra lanetleşelim de, Allah’ın lanetinin yalancılara olmasını dileyelim».[61]
وَدَّتْ
طَٓائِفَةٌ
مِنْ
اَهْلِ
الْكِتَابِ
لَوْ
يُضِلُّونَكُمْۜ
وَمَا
يُضِلُّونَ
اِلَّٓا
اَنْفُسَهُمْ
وَمَا
يَشْعُرُونَ
Kitap ehlinden bir takımı sizi sapıtmak isterler; oysa kendilerini saptırırlar da farkına varmazlar.[69]
كُلُّ
الطَّعَامِ
كَانَ
حِلاًّ
لِبَن۪ٓي
اِسْرَٓائ۪لَ
اِلَّا
مَا
حَرَّمَ
اِسْرَٓائ۪لُ
عَلٰى
نَفْسِه۪
مِنْ
قَبْلِ
اَنْ
تُنَزَّلَ
التَّوْرٰيةُۜ
قُلْ
فَأْتُوا
بِالتَّوْرٰيةِ
فَاتْلُوهَٓا
اِنْ
كُنْتُمْ
صَادِق۪ينَ
Tevrat’ın indirilmesinden önce İsrail’in kendisine haram ettiğinden başka bütün yiyecekler İsrailoğullarına helal idi. De ki: «Doğru sözlü iseniz Tevrat’ı getirip okuyun».[93]
مَثَلُ
مَا
يُنْفِقُونَ
ف۪ي
هٰذِهِ
الْحَيٰوةِ
الدُّنْيَا
كَمَثَلِ
ر۪يحٍ
ف۪يهَا
صِرٌّ
اَصَابَتْ
حَرْثَ
قَوْمٍ
ظَلَمُٓوا
اَنْفُسَهُمْ
فَاَهْلَكَتْهُۜ
وَمَا
ظَلَمَهُمُ
اللّٰهُ
وَلٰكِنْ
اَنْفُسَهُمْ
يَظْلِمُونَ
Bu dünya hayatında sarfettiklerinin durumu, kendilerine zulmeden kimselerin ekinlerine isabetle kavurup mahveden soğuk bir rüzgarın durumu gibidir. Allah onlara zulmetmedi, onlar kendilerine yazık ettiler.[117]
وَالَّذ۪ينَ
اِذَا
فَعَلُوا
فَاحِشَةً
اَوْ
ظَلَمُٓوا
اَنْفُسَهُمْ
ذَكَرُوا
اللّٰهَ
فَاسْتَغْفَرُوا
لِذُنُوبِهِمْۖ
وَمَنْ
يَغْفِرُ
الذُّنُوبَ
اِلَّا
اللّٰهُۖ
وَلَمْ
يُصِرُّوا
عَلٰى
مَا
فَعَلُوا
وَهُمْ
يَعْلَمُونَ
Onlar fena bir şey yaptıklarında veya kendilerine zulmettiklerinde Allah’ı anarlar, günahlarının bağışlanmasını dilerler. Günahları Allah’tan başka bağışlayan kim vardır? Onlar, yaptıklarında bile bile direnmezler.[135]
وَمَا
كَانَ
لِنَفْسٍ
اَنْ
تَمُوتَ
اِلَّا
بِاِذْنِ
اللّٰهِ
كِتَاباً
مُؤَجَّلاًۜ
وَمَنْ
يُرِدْ
ثَوَابَ
الدُّنْيَا
نُؤْتِه۪
مِنْهَاۚ
وَمَنْ
يُرِدْ
ثَوَابَ
الْاٰخِرَةِ
نُؤْتِه۪
مِنْهَاۜ
وَسَنَجْزِي
الشَّاكِر۪ينَ
Hiçbir kimse Allah’ın izni olmadan ölmez; o, belli bir vakte bağlanmıştır. Kim dünya nimetini isterse ona ondan veririz; ve kim ahiret nimetini isterse ona ondan veririz. Şükredenlerin mükafatını vereceğiz.[145]
ثُمَّ
اَنْزَلَ
عَلَيْكُمْ
مِنْ
بَعْدِ
الْغَمِّ
اَمَنَةً
نُعَاساً
يَغْشٰى
طَٓائِفَةً
مِنْكُمْۙ
وَطَٓائِفَةٌ
قَدْ
اَهَمَّتْهُمْ
اَنْفُسُهُمْ
يَظُنُّونَ
بِاللّٰهِ
غَيْرَ
الْحَقِّ
ظَنَّ
الْجَاهِلِيَّةِۜ
يَقُولُونَ
هَلْ
لَنَا
مِنَ
الْاَمْرِ
مِنْ
شَيْءٍۜ
قُلْ
اِنَّ
الْاَمْرَ
كُلَّهُ
لِلّٰهِۜ
يُخْفُونَ
ف۪ٓي
اَنْفُسِهِمْ
مَا
لَا
يُبْدُونَ
لَكَۜ
يَقُولُونَ
لَوْ
كَانَ
لَنَا
مِنَ
الْاَمْرِ
شَيْءٌ
مَا
قُتِلْنَا
هٰهُنَاۜ
قُلْ
لَوْ
كُنْتُمْ
ف۪ي
بُيُوتِكُمْ
لَبَرَزَ
الَّذ۪ينَ
كُتِبَ
عَلَيْهِمُ
الْقَتْلُ
اِلٰى
مَضَاجِعِهِمْۚ
وَلِيَبْتَلِيَ
اللّٰهُ
مَا
ف۪ي
صُدُورِكُمْ
وَلِيُمَحِّصَ
مَا
ف۪ي
قُلُوبِكُمْۜ
وَاللّٰهُ
عَل۪يمٌ
بِذَاتِ
الصُّدُورِ
Kederden sonra, bir takımınızı kendinden geçirecek şekilde size huzur ve emniyet indirdi; oysa bir takımınız da kendi derdlerine düşmüşlerdi. Haksız yere Allah hakkında, cahiliye devrinde olduğu gibi inanıyorlar. «Bu işte bizim bir fikrimiz var mı?» diyorlardı; De ki: «Buyruğun hepsi Allah’ındır». Sana açmadıklarını içlerinde gizliyorlar. «Bu işte bizim fikrimiz alınsaydı, burada öldürülmezdik» diyorlar. De ki: Evlerinizde olsaydınız, haklarında ölüm yazılı olan kimseler, yine de devrilecekleri yere varırlardı. Bu, Allah’ın içinizde olanı denemesi, kalblerinizde olanı arıtması içindir. Allah gönüllerde olanı bilir.[154]
وَمَا
كَانَ
لِنَبِيٍّ
اَنْ
يَغُلَّۜ
وَمَنْ
يَغْلُلْ
يَأْتِ
بِمَا
غَلَّ
يَوْمَ
الْقِيٰمَةِۚ
ثُمَّ
تُوَفّٰى
كُلُّ
نَفْسٍ
مَا
كَسَبَتْ
وَهُمْ
لَا
يُظْلَمُونَ
Hiçbir peygambere ganimete ve millet malına hiyanet yaraşmaz; haksızlık kim yaparsa, kıyamet günü yaptığı ile gelir, sonra, haksızlık yapılmaksızın herkese kazanmış olduğu ödenir.[161]
لَقَدْ
مَنَّ
اللّٰهُ
عَلَى
الْمُؤْمِن۪ينَ
اِذْ
بَعَثَ
ف۪يهِمْ
رَسُولاً
مِنْ
اَنْفُسِهِمْ
يَتْلُوا
عَلَيْهِمْ
اٰيَاتِه۪
وَيُزَكّ۪يهِمْ
وَيُعَلِّمُهُمُ
الْكِتَابَ
وَالْحِكْمَةَۚ
وَاِنْ
كَانُوا
مِنْ
قَبْلُ
لَف۪ي
ضَلَالٍ
مُب۪ينٍ
And olsun ki Allah, inananlara, ayetlerini okuyan, onları arıtan, onlara Kitap ve hikmeti öğreten, kendilerinden bir peygamber göndermekle iyilikte bulunmuştur. Halbuki onlar, önceleri apaçık sapıklıkta idiler.[164]
اَوَلَمَّٓا
اَصَابَتْكُمْ
مُص۪يبَةٌ
قَدْ
اَصَبْتُمْ
مِثْلَيْهَاۙ
قُلْتُمْ
اَنّٰى
هٰذَاۜ
قُلْ
هُوَ
مِنْ
عِنْدِ
اَنْفُسِكُمْۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
عَلٰى
كُلِّ
شَيْءٍ
قَد۪يرٌ
Başkalarını iki misline uğrattığınız bir musibete kendiniz uğrayınca mı: «Bu nereden?» dersiniz? De ki: «O, kendi tarafınızdandır». Doğrusu Allah her şeye Kadir’dir.[165]
اَلَّذ۪ينَ
قَالُوا
لِاِخْوَانِهِمْ
وَقَعَدُوا
لَوْ
اَطَاعُونَا
مَا
قُتِلُواۜ
قُلْ
فَادْرَؤُ۫ا
عَنْ
اَنْفُسِكُمُ
الْمَوْتَ
اِنْ
كُنْتُمْ
صَادِق۪ينَ
Onlar oturup, kardeşleri için: «Bize itaat etselerdi öldürülmezlerdi» dediler. De ki: «Eğer doğru sözlü iseniz, ölümü kendinizden savın».[168]
وَلَا
يَحْسَبَنَّ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُٓوا
اَنَّمَا
نُمْل۪ي
لَهُمْ
خَيْرٌ
لِاَنْفُسِهِمْۜ
اِنَّمَا
نُمْل۪ي
لَهُمْ
لِيَزْدَادُٓوا
اِثْماًۚ
وَلَهُمْ
عَذَابٌ
مُه۪ينٌ
İnkar edenler, kendilerine vermiş olduğumuz mühletin sakın kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Biz onlara ancak, günahları çoğalsın diye mühlet veriyoruz. Küçültücü azap onlaradır.[178]
كُلُّ
نَفْسٍ
ذَٓائِقَةُ
الْمَوْتِۜ
وَاِنَّمَا
تُوَفَّوْنَ
اُجُورَكُمْ
يَوْمَ
الْقِيٰمَةِۜ
فَمَنْ
زُحْزِحَ
عَنِ
النَّارِ
وَاُدْخِلَ
الْجَنَّةَ
فَقَدْ
فَازَۜ
وَمَا
الْحَيٰوةُ
الدُّنْيَٓا
اِلَّا
مَتَاعُ
الْغُرُورِ
Her insan ölümü tadacaktır. Kıyamet günü, ecirleriniz size mutlaka ödenecektir. Ateşten uzaklaştırılıp cennete sokulan kimse artık kurtulmuştur. Dünya hayatı, zaten, sadece aldatıcı bir geçinmeden ibarettir.[185]
لَتُبْلَوُنَّ
ف۪ٓي
اَمْوَالِكُمْ
وَاَنْفُسِكُمْ
وَلَتَسْمَعُنَّ
مِنَ
الَّذ۪ينَ
اُو۫تُوا
الْكِتَابَ
مِنْ
قَبْلِكُمْ
وَمِنَ
الَّذ۪ينَ
اَشْرَكُٓوا
اَذًى
كَث۪يراًۜ
وَاِنْ
تَصْبِرُوا
وَتَتَّقُوا
فَاِنَّ
ذٰلِكَ
مِنْ
عَزْمِ
الْاُمُورِ
And olsun ki mallarınız ve canlarınızla sınanacaksınız; hiç şüphesiz, sizden önce Kitap verilenlerden ve Allah’a eş koşanlardan çok üzücü sözler işiteceksiniz. Sabreder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız bilin ki, bu üzerinde sebat edilecek işlerdendir.[186]
Yükleniyor...