ن و ر
174ayette
194kez geçiyor
62/114surede
7farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %53 · Medenî %47
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Müddessir 31
4. inen sure
En çok geçtiği sure
Bakara
18 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Ateş 139
Aydınlık 27
Aydınlatan 6
Ve aydınlık 5
Onun aydınlığı 4
Öyleyse ateş 2
Onların aydınlığı 2
Onların ışığını 1
Ateşten 1
Ey ateş 1
Aydınlık yarmımıyla 1
Ve ateş 1
Aydınlığınız 1
Ve onların aydınlığı 1
Diğer 2 anlam
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
A’râf suresi ✕ Süzgeci kaldır
7 ayet
قَالَ
مَا
مَنَعَكَ
اَلَّا
تَسْجُدَ
اِذْ
اَمَرْتُكَۜ
قَالَ
اَنَا۬
خَيْرٌ
مِنْهُۚ
خَلَقْتَن۪ي
مِنْ
نَارٍ
وَخَلَقْتَهُ
مِنْ
ط۪ينٍ
Allah, «Sana emrettiğim halde, seni secdeden alıkoyan nedir?» dedi, «Beni ateşten onu çamurdan yarattın, ben ondan üstünüm» cevabını verdi.[12]
وَالَّذ۪ينَ
كَذَّبُوا
بِاٰيَاتِنَا
وَاسْتَكْبَرُوا
عَنْهَٓا
اُو۬لٰٓئِكَ
اَصْحَابُ
النَّارِۚ
هُمْ
ف۪يهَا
خَالِدُونَ
Ayetlerimizi yalanlayıp onlara karşı büyüklük taslayanlara gelince, işte onlar cehennemliklerdir, orada temelli kalacaklardır.[36]
قَالَ
ادْخُلُوا
ف۪ٓي
اُمَمٍ
قَدْ
خَلَتْ
مِنْ
قَبْلِكُمْ
مِنَ
الْجِنِّ
وَالْاِنْسِ
فِي
النَّارِۜ
كُلَّمَا
دَخَلَتْ
اُمَّةٌ
لَعَنَتْ
اُخْتَهَاۜ
حَتّٰٓى
اِذَا
ادَّارَكُوا
ف۪يهَا
جَم۪يعاًۙ
قَالَتْ
اُخْرٰيهُمْ
لِاُو۫لٰيهُمْ
رَبَّنَا
هٰٓؤُ۬لَٓاءِ
اَضَلُّونَا
فَاٰتِهِمْ
عَذَاباً
ضِعْفاً
مِنَ
النَّارِۜ
قَالَ
لِكُلٍّ
ضِعْفٌ
وَلٰكِنْ
لَا
تَعْلَمُونَ
Allah, « Sizden önce geçmiş cin ve insan ümmetleriyle beraber ateşe girin» der. Her ümmet girdikçe kendi yoldaşına lanet eder. Hepsi birbiri ardından cehennemde toplanınca, sonrakiler öncekiler için, «Rabbimiz! Bizi sapıtanlar işte bunlardır, onlara ateş azabını kat kat ver» derler, Allah, «Hepsinin kat kattır, ama bilmezsiniz» der.[38]
وَنَادٰٓى
اَصْحَابُ
الْجَنَّةِ
اَصْحَابَ
النَّارِ
اَنْ
قَدْ
وَجَدْنَا
مَا
وَعَدَنَا
رَبُّنَا
حَقاًّ
فَهَلْ
وَجَدْتُمْ
مَا
وَعَدَ
رَبُّكُمْ
حَقاًّۜ
قَالُوا
نَعَمْۚ
فَاَذَّنَ
مُؤَذِّنٌ
بَيْنَهُمْ
اَنْ
لَعْنَةُ
اللّٰهِ
عَلَى
الظَّالِم۪ينَۙ
Cennetlikler, cehennemliklere: «Biz Rabbimizin bize vadettiğini gerçek bulduk, Rabbinizin size de vadettiğini gerçek buldunuz mu?» diye seslenirler, «Evet» derler. Aralarında bir münadi, «Allah’ın laneti Allah yolundan alıkoyan, o yolun eğriliğini isteyen ve ahireti inkar eden zalimleredir» diye seslenir.[44-45]
وَاِذَا
صُرِفَتْ
اَبْصَارُهُمْ
تِلْقَٓاءَ
اَصْحَابِ
النَّارِۙ
قَالُوا
رَبَّنَا
لَا
تَجْعَلْنَا
مَعَ
الْقَوْمِ
الظَّالِم۪ينَ۟
Gözleri cehennemlikler yönüne çevrilince: «Rabbimiz! Bizi zalimlerle beraber bulundurma» derler.[47]
وَنَادٰٓى
اَصْحَابُ
النَّارِ
اَصْحَابَ
الْجَنَّةِ
اَنْ
اَف۪يضُوا
عَلَيْنَا
مِنَ
الْمَٓاءِ
اَوْ
مِمَّا
رَزَقَكُمُ
اللّٰهُۜ
قَالُٓوا
اِنَّ
اللّٰهَ
حَرَّمَهُمَا
عَلَى
الْكَافِر۪ينَۙ
Cehennemlikler cennetliklere, «Bize biraz su veya Allah’ın size verdiği rızıktan gönderin» diye seslenirler, onlar da, «Doğrusu Allah dinlerini alay ve eğlenceye alan, dünya hayatına aldanan inkarcılara ikisini de haram etmiştir» derler. Bugünle karşılaşacaklarını unuttukları, ayetlerimizi bile bile inkar ettikleri gibi biz de onları unutuyoruz.[50-51]
اَلَّذ۪ينَ
يَتَّبِعُونَ
الرَّسُولَ
النَّبِيَّ
الْاُمِّيَّ
الَّذ۪ي
يَجِدُونَهُ
مَكْتُوباً
عِنْدَهُمْ
فِي
التَّوْرٰيةِ
وَالْاِنْج۪يلِۘ
يَأْمُرُهُمْ
بِالْمَعْرُوفِ
وَيَنْهٰيهُمْ
عَنِ
الْمُنْكَرِ
وَيُحِلُّ
لَهُمُ
الطَّيِّبَاتِ
وَيُحَرِّمُ
عَلَيْهِمُ
الْخَبَٓائِثَ
وَيَضَعُ
عَنْهُمْ
اِصْرَهُمْ
وَالْاَغْلَالَ
الَّت۪ي
كَانَتْ
عَلَيْهِمْۜ
فَالَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
بِه۪
وَعَزَّرُوهُ
وَنَصَرُوهُ
وَاتَّبَعُوا
النُّورَ
الَّـذ۪ٓي
اُنْزِلَ
مَعَهُٓۙ
اُو۬لٰٓئِكَ
هُمُ
الْمُفْلِحُونَ۟
«Bu dünyada ve ahirette bizim için güzel olanı yaz; biz Sana yöneldik» dedi. Allah: «Azabıma dilediğim kimseyi uğratırım, rahmetim herşeyi kaplamıştır; bunu Allah’a karşı gelmekten sakınanlara, zekat verenlere, ayetlerimize inanıp, yanlarındaki Tevrat ve İncil’de yazılı buldukları, okuyup yazması olmayan peygambere uyanlara yazacağız. O peygamber, onlara, uygun olanı emreder ve fenalıktan meneder, temiz şeyleri helal, murdar şeyleri haram kılar, onların ağır yüklerini indirir, zor tekliflerini hafifletir. Bu peygambere inanan, hürmet eden, yardım eden, onunla gönderilen nura uyanlar yok mu? İşte onlar saadete erenlerdir» dedi.[156-157]
Yükleniyor...