ن ا
1.404ayette
2.435kez geçiyor
86/114surede
1farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %79 · Medenî %21
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Kalem 15
2. inen sure
En çok geçtiği sure
A’râf
186 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| اِنَّا | Zamir | فَعَلْنَا | Kesinlikle biz | 2435 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Kesinlikle biz 174
Bizim Rabbbimiz 106
Bize 105
Olduk 67
Gönderdik 58
Üzerimize 48
Bizden 44
Ayetlerimizi 42
Kıldık 37
İndirdik 34
Ayetlerimiz 34
Ve kıldık 32
İnandık 29
Ve kesinlikle biz 24
Diğer 732 anlam
Sizin atalarınız 21
Biz 21
Yarattık 21
Vahyettik 20
Verdik 19
Söyledik 18
Onu kıldık 18
Helak ettik 17
İşittik 16
Onlara verdik 16
Aramızda 16
Elçilerimiz 16
Onu indirdik 16
Bulduk 14
Emrimiz 14
Katımızda 14
Ve verdik 13
Seni gönderdik 13
Ve olduk 12
Ve indirdik 11
Aldık 11
Bizim kullarımız 11
Kesinlikle biz mi? 11
Zorluğumuz 10
Hazırladık 9
Onlara rızık verdik 9
Onları kıldık 9
Bize geldi 8
Sizi yarattık 8
Ayetlerimize 8
Ve biz 8
Öyleyse kesinlikle biz 7
Ayetlerimizle 7
Vay bize 7
Size rızık verdik 6
Kalplerimiz 6
Ve itaat ettik 6
Katımız 6
Haram ettik 6
Ona verdik 6
Ve hibe ettik 6
Hemen onu kurtardık 6
Kurtardık 6
Bizimle beraber 6
Benzerimiz 6
Ey babamız 6
Ve bıraktık 6
Bildik 6
Yanımız 6
Ve söyledik 5
Ve yükselttik 5
Yazdık 5
Önerdik 5
Açtık 5
Fitneledik 5
Bize yol gösterdi 5
Süsledik 5
Ve yağdırdık 5
Bereketlendirdik 5
İstedik 5
İlahlarımız 5
Ve onu kıldık 5
Öldük 5
Ve suda boğduk 4
Bize dokunur 4
Ve bize 4
Bize ver 4
Üstün kıldık 4
Çıkardık 4
Bizim yüz kızartıcı suçlarımız 4
Getirdik 4
Ve onlara verdik 4
İrade ettik 4
Ve vahyettik 4
Bizim elçimiz 4
Ve ona verdik 4
Hemen onları aldık 4
Sonra çıkardık 4
Şahit olduk 4
Onu helak ettik 4
Bize geldin mi? 4
Bize vaat edersin 4
Onu kurtardık 4
Dayandık 4
Giderdik 4
Hemen gönderdik 4
Kulumuz 4
Bizimle karşılaşmak 4
Tattırdık 4
Ve onları kıldık 4
Yerleştirdik 4
İçimizde 4
Onu yarattık 4
Onları helak ettik 4
Bizim rahmetimiz 4
Ve onu kurtardık 4
Hemen kuvvetlice cevap verdik 4
Ve hazırladık 4
Suda boğduk 4
Hemen bitki bitirdik 4
Kolaylaştırdık 4
Sizi kurtardık 3
Hemen indirdik 3
Size verdik 3
Açıkladık 3
İşlerimiz 3
Ayaklarımız 3
Bize rahmet et 3
Bazımız 3
Bize yeter 3
Ve getirdik 3
Bizi çıkar 3
Ve aldık 3
Ve gönderdik 3
Hemen onları helak ettik 3
Bizim hayatımız 3
Bizi kurtardı 3
Bize fayda eder 3
Yol gösterdik 3
Tafsil ettik 3
Seni kıldık 3
Öyleyse olduk 3
Söktük 3
Bize vaat etti 3
Bizi kılma 3
Onlara getirdik 3
Öyleyse bize getir 3
Bize getir 3
Geri döndük 3
Değiştirdik 3
Üzerine 3
Hemen onları suda boğduk 3
Bizi çağırdı 3
Ve onlara rızık verdik 3
Gönderildik 3
Onlara zulmettik 3
Yerimiz 3
Ve koyduk 3
Ve bitki bitirdik 3
Sana getirdik 3
Gerçekleştirdik 3
Hemen intikam aldık 3
Metalandırdık 3
Taşıdık 3
Çeşitli şekillerde anlattık 3
Nimet verdik 3
Ve yardık 3
Bizim ruhumuz 3
Hibe ettik 3
Ve ancak biz 3
İnşa ettik 3
Ve atalarımız 3
Örnek verdik 3
Ve kurtardık 3
Onları yarattık 3
Vaatleştik 2
Affettik 2
Bize zulmettiler 2
Hemen söyledik 2
Ve arkasından gönderdik 2
Ve onu destekledik 2
Ve isyan ettik 2
Bize gelir 2
Ve bizi kıl 2
Sizi kıldık 2
Ve bizi koru 2
Ve bize yardım et 2
Bizden önce 2
Mevlamız 2
Hemen bizi yaz 2
Bize getirir 2
Ve bizi vefat ettir 2
Bize göster 2
Arkasından gönderdik 2
Bize isabet eder 2
Onları yerleştirdik 2
Ve inşa ettik 2
Ah keşke biz 2
And olsun ki bizim Rabbimiz 2
Geri kaldık 2
Yardımımız 2
Onları aldık 2
Bize geldiniz 2
Canlarımız 2
Bizim eşlerimiz 2
Onlara karşılık verdik 2
Onu tafsil ettik 2
İnancımız 2
Kavmimiz 2
İntikam aldık 2
Miras bıraktık 2
Vakitleme aracı için 2
Velimiz 2
Onları kestik 2
Ona tattırdık 2
Bizim gözetimim 2
Ve vahyimiz 2
Bizi çağırırsın 2
Hemen onu müjdeledik 2
Mallarımız 2
Metamız 2
Erkek kardeşimiz 2
Halkımız 2
Ona öğrettik 2
Geldik 2
Bize dokundu 2
Örttük 2
Yollarımız 2
Sabrettik 2
Ve onu süsledik 2
Onu uzattık 2
Ölçüp biçtik 2
Sana verdik 2
Onları artırdık 2
Anlattık 2
Ve sizi kıldık 2
Hemen sildik 2
Ve onları üstün kıldık 2
Onları gönderdik 2
Kaldık 2
Bizi anmak 2
Ve ona öğrettik 2
Bıraktık 2
Ve yaklaştırdık 2
Ve onu çağırdık 2
Ellerimiz 2
Ona kolaylaştırdık 2
Memnun ettik 2
Rabbimize 2
Hatalarımız 2
Ve çeşitli şekillerde anlattık 2
İlahlarımıza 2
Emrimizle 2
Hemen giderdik 2
Hemen üfledik 2
Hemen yarattık 2
Bize vaat edildi 2
Ona miras bıraktık 2
Arkasını kestik 2
Azabımızı mı? 2
Ve bize verildi 2
Uğursuzluğa uğradık 2
Onu ölçüp biçtik 2
Onu aldık 2
Hemen onları fırlattık 2
Batırdık 2
İtaat ettik 2
Onu listeledi 2
Ölümümüz 2
Ve şiddetlendirdik 2
Ve onları eşleştirdik 2
Bizi geçtiler 2
Ey kavmimiz 2
Onu bina ettik 2
Zannettik 2
Ve bizden 2
Bizi ilet 1
Onlara rızık verdiğimiz 1
Biz de İnandık 1
İndirdiğimiz 1
Kulumuz- 1
Rızıklandırıldık 1
Bize öğrettin 1
Ayırdık 1
Hemen sizi kurtardık 1
Sizi gönderdik 1
Ve gölgelendirdik 1
SHemen söyledik 1
Bizim için 1
Bizi edinir misin? 1
Bizi güt 1
Bize bak 1
Bizimle konuşur 1
Ve söz aldık 1
Bizim zürriyetimiz 1
Ve bize göster 1
İbadet yerlerimiz 1
Onu seçip ayırdık 1
Bizimle tartışıyor musunuz? 1
Onu açıkladık 1
Çıkarıldık 1
Bizim yurtlarımız 1
Ve bizim oğullarımız 1
Bizi suçlama 1
Unuttuk 1
Yanıldık 1
Bize taşıtma 1
Hemen bize yardım et 1
Bize yol gösterdin 1
Onları topladık 1
Ve kendiliğimizden uyduk 1
Oğullarımız 1
Ve bizim kadınlarımız 1
Ve canlarımız 1
Kabul ettik 1
Ve bizim aşırı gitmemiz 1
Öldürüldük 1
Size kendiliğimizden uyduk 1
Bize itaat ettiler 1
Bizi koru 1
Sonra inandık 1
Bizim kötülerimiz 1
Ve bize ver 1
Bize vaat ettin 1
Bizi rezil etme 1
Ve bizi güt 1
Ve bize bak 1
Dışladık 1
Onları değiştirdik 1
Öyleyse kesinlikle onlara verdik 1
Ve öyleyse onlara yol gösterdik 1
Bizi erteledin 1
Öldürdük 1
Onları anlattık 1
Onları dışladık 1
Bulaştırdık 1
Koyduk 1
Öyleyse örttük 1
Ve öyleyse onları girdirdik 1
Emniyete aldık 1
Bizi girdirir 1
Öyleyse bizim şahitliğimiz 1
Sınırı aştık 1
Bize doğru söyledin 1
İlkimiz için 1
Ve bizim sonumuz 1
Ve bize rızık ver 1
Ve öyleyse karıştırdık 1
Ey bizim hasretimiz 1
Bize zarar verir 1
Ökçelerimiz 1
Bize gel 1
Ve emrolunduk 1
Kanıtımız 1
Ve onları seçtik 1
Ve onlara yol gösterdik 1
Vekil ettik 1
Size bahşettik 1
Ve toplantı yerine getirdik 1
Sonra ona hayat verdik 1
Ve ulaştık 1
Bizim sonumuz 1
Ortaklarımız için 1
Erkeklerimiz için 1
Ortak ettik 1
Sizi yerleştirdik 1
Sizi şekillendirdik 1
Zulmettik 1
Ve bize rahmet edersin 1
Bize emretti 1
Bizi saptırdılar 1
Onu sevk ettik 1
Ve kestik 1
Kasabamız 1
Uydurduk 1
Onlara isabet ettik 1
Ayetlerimiz ile 1
Eziyet edildik 1
Bize gelirsin 1
Bize geldin 1
Cezalandırdık 1
Bize getirirsin 1
Bizi sihirlemek için 1
Ve arkasını kestik 1
Ve aştık 1
Ve onu tamamladık 1
Bize rahmet eder 1
Ve bizi girdir 1
Bizi helak eder misin? 1
Yöneldik 1
Gölgelendirdik 1
Ve onları denedik 1
Çekip uzattık 1
Hemen bizi helak eder misin? 1
Öyleyse onu yükselttik 1
Türettik 1
Bize verdin 1
Öyleyse söyledik 1
Güç yetirdik 1
Öyleyse çıktık 1
Ellerimiz ile 1
Bize verecek 1
Bize verdi 1
Bizi bırak 1
Haber verdik 1
Bizi çağırır 1
Bize katkıda bulunanlar 1
Bizi kurtardın 1
Hemen birbirinden ayırdık 1
Bizi çevirmen için 1
Ve bizi kurtar 1
Engeli aştık 1
Ve onları metalandırdık 1
Erteledik 1
Onu söktük 1
Bizim en rezillerimiz 1
Bizimle mücadele ettin 1
Bizim mücadelemiz 1
Bize getirdin 1
Ve onları kurtardık 1
Bize yasaklar mısın? 1
Bizimle mücadele eder 1
Öyleyse seni taşladık 1
Babamız 1
Bizim babamız 1
Bize emanet edersin 1
Gittik 1
Bize haber ver 1
Bize fikir ver 1
Rahmetimizi 1
Paramız 1
Tuzak kurduk 1
Bizden biri 1
Dönüp geldik 1
Ve ailemiz 1
Ve üzerimize 1
Bizi çağırırsınız 1
Bizi alıkoyarsınız 1
Öyleyse bize getirin 1
Bize eziyet ettiniz 1
Öyleyse size yol gösterdik 1
Katlanmamamız 1
Bizi ertele 1
Yaptık 1
Ve örnek verdik 1
Bize getir- 1
Görme organlarımız 1
Ve onu koruduk 1
Hemen onu size içecek kıldık 1
Seni müjdeledik 1
Ve sana getirdik 1
Sana yettik 1
Kulluk ettik 1
Sözümüz 1
Onu irade ettik 1
Ona rızık verdik 1
Ortaklarımız 1
Ve gerçekleştirdik 1
Geri döndürdük 1
Ve size yardım ettik 1
Onu mecbur tuttuk 1
Emrettik 1
Hemen onun arkasını kestik 1
Çabuklaştırdık 1
Bizi geri döndürür 1
Bize mani oldu 1
Sana gösterdik 1
İkram ettik 1
Ve onları taşıdık 1
Seni sabitledik 1
Öyleyse sana tattırdık 1
Bizim yöntemimiz için 1
Öyleyse indirdik 1
Hemen onu suda boğduk 1
Onu ayırdık 1
Ve onu indirdik 1
Vurduk 1
Ve onları artırdık 1
Ve sağlamlaştırdık 1
Haberdar ettik 1
Gafil kıldık 1
Ve ikisinin etrafını çevirdik 1
Ancak 1
Ve onları toplantı yerine getirdik 1
Kahvaltımız 1
Karşılaştık 1
Yolculuğumuz 1
Barındık 1
Hemen çekindik 1
Hemen irade ettik 1
İmkan verdik 1
Kuşattık 1
Kılarsın 1
Hemen onları topladık 1
Bize gelirler 1
Ve onu yaklaştırdık 1
Onu yükselttik 1
Ve seçtik 1
Arkamız 1
Ve bize gelir 1
Hemen onu döndürürsünüz 1
Hemen seni kurtardık 1
Ve seni fitneledik 1
Ona gösterdik 1
Bizi çıkarman için 1
Hangimiz? 1
Bizi yarattı 1
Bizi zorladın 1
Ve sizinle vaatleştik 1
Caydık 1
Bizim gücümüzle 1
Bize taşıtıldı 1
Hemen onu koyduk 1
Söz aldık 1
Hemen bize getirsin 1
Onlara doğru söyledik 1
Hemen onları kurtardık 1
Ve helak ettik 1
Kırıp geçirdik 1
Öyleyse elbette onu edindik 1
Hemen ikisini birbirinden ayırdık 1
Bizim dışımızda 1
Bize getirdin mi? 1
Ve onu girdirdik 1
Ona yardım ettik 1
Hemen onu anlamasını sağladık 1
Ve boyun eğdirdik 1
Onları girdirdik 1
Ve uyumlu yaptık 1
Ve bizi çağırırlar 1
Başladık 1
Ve bizim Rabbimiz 1
Ona boyun eğdirdik 1
Hemen giydirdik 1
Onu inşa ettik 1
Hemen onu yerleştirdik 1
Hemen inşa ettik 1
Ve onları şımarttık 1
Tabi ettik 1
Ve ikisini barındırdık 1
Onlara rahmet ettik 1
Ve giderdik 1
Bizim huzursuzluğumuz 1
Ve onu farz kıldık 1
Ele aldık 1
Ve onu tane tane okuduk 1
Hemen onların arkasını kestik 1
Onları suda boğduk 1
Parçaladık 1
Bizi saptırır 1
Onu avuçladık 1
Onu çeşitli şekillerde anlattık 1
Bize emredersin 1
Ve bizim zürriyyetlerimiz 1
Bitki bitirdik 1
Umulur ki biz 1
Onları çıkardık 1
Bizi saptırdı 1
Onu koyduk 1
Onları metalandırdık 1
Bizi üstün kıldı 1
Bize öğretildi 1
Ve tuzak kurduk 1
Onların arkasını kestik 1
Sağlamlaştırdık 1
Ve haram ettik 1
Hemen onu geri döndürdük 1
Ve babamız 1
Ve onları tabi ettik 1
Çağırdık 1
Birleştirdik 1
Ona vaat ettik 1
Onu metalandırdık 1
Azdırdık 1
Onları azdırdık 1
Azdık 1
Uzaklaştık 1
Bizi 1
Bizi geçerler 1
Yolumuz 1
Ve ilahımız 1
Bizim uğrumuzda 1
Saptık 1
Gördük 1
Ve işittik 1
Hemen bizi döndür 1
Öyleyse kesinlikle verdik 1
Sizi unuttuk 1
Bizim evlerimiz 1
Seni onunla eşleştirdik 1
Helal ettik 1
Farz kıldık 1
Yöneticilerimiz 1
Ve büyüklerimiz 1
Hemen bizi saptırdılar 1
Sunduk 1
Ve yumuşattık 1
Ve akıttık 1
Ve onları değiştirdik 1
Ve ölçüp biçtik 1
Yolculuklarımız 1
Ve onları didik didik ettik 1
Suç işledik 1
Sizi alıkoyduk 1
Bize emredersiniz 1
Hemen onu sevk ettik 1
Sonra hayat verdik 1
Seçip ayırdık 1
Bizi yerleştirdi 1
Hemen onları örttürdük 1
Hemen etkili kıldık 1
Ona hayat verdik 1
Ve çıkardık 1
Ve yarattık 1
Bizi gönderdi 1
Derin uyku yerimiz 1
Ve bizimle konuşur 1
Öyleyse sildik 1
Öyleyse onları deforme ederdik 1
Onu ast yaptık 1
Bize gelirsiniz 1
Hemen sizi azdırdık 1
Ve onun için fidye verdik 1
Ve onu müjdeledik 1
Ve bereketlendirdik 1
Ve ikisini kurtardık 1
Ve onlara yardım ettik 1
Ve ikisine yol gösterdik 1
Hemen onu fırlattık 1
Ve onu gönderdik 1
Hemen onları metalandırdık 1
Kelimemiz 1
Kullarımız için 1
Ordumuz 1
Payımız 1
Boyun eğdirdik 1
Ve bize yol göster 1
Onu fitneledik 1
Hemen bağışladık 1
Hemen boyun eğdirdik 1
Bağışımız 1
Onu bulduk 1
Onları saflaştırdık 1
Bizim rızkımız 1
Onları edindik mi? 1
Bizi yaklaştırmaları için 1
Ona bahşettik 1
Bize doğru söyledi 1
Ve bize miras bıraktı 1
Bizi öldürdün 1
Ve bize hayat verdin 1
Hemen itiraf ettik 1
Bizim yüz kızartıcı suçlarımızı 1
Bize yardım eder 1
Bizim geri döndürülmemiz 1
Ve miras bıraktık 1
Ve örttük 1
Kulaklarımız 1
Onlara yol gösterdik 1
Bizi konuşturdu 1
Çevresini sardırdık 1
İkisi bizi saptırdı 1
Sana duyurduk 1
Yaydık 1
Onlara kulluk ettik 1
Paylaştık 1
Onlara vaat ettik 1
Kıldık mı? 1
Ve onları aldık 1
Bizi öfkelendirdiler 1
İlahlarımız mı? 1
Size getirdik 1
Onları seçtik 1
Atalarımızı 1
İkisini yarattık 1
Bizi helak eder 1
Atalarınmızı 1
Kitabımız 1
Bizi saptırmak için 1
Bize yağdıran 1
Onlara imkan verdik 1
Size imkan verdik 1
Çevirdik 1
Öyleyse sana onları gösterdik 1
Bizi meşgul etti 1
Ve bizim ailelerimiz 1
Bizi bırakın 1
Kendiliğinizden bize uyarsınız 1
Bizi kıskanırsınız 1
Öyleyse azap ettik 1
Teslim olduk 1
Ve katımızda 1
Ve hayat verdik 1
Yorulduk mu? 1
Ve yanımız 1
Onu gönderdik 1
Onu döşedik 1
Kattık 1
Onları eksilttik 1
Onlara yardım ettik 1
Ve bizi korudu 1
Bizim gözetimimiz ile 1
Hemen açtık 1
Ve onu taşıdık 1
Bizim gözetimimiz 1
Onu bıraktık 1
Onları kurtardık 1
Bizim yakalamamız 1
Onları inşa ettik 1
Bize bakın 1
Elçilerimizi 1
Onu yazdık 1
Hemen verdik 1
Bize azap eder 1
Ve bizim erkek kardeşlerimizi 1
İşi teslim ettik 1
Sonra destekledik 1
Döndük 1
-dığı şey 1
Bize yol gösterirler 1
Sonra onunla hesaplaştık 1
Ve ona azap ettik 1
Aydınlığımız 1
Hemen yalanladık 1
Bize rahmet etti 1
Onları denedik 1
Denedik 1
Bize değiştirir 1
Sizi taşıdık 1
Öyleyse elbette aldık 1
Öyleyse kestik 1
Hemen inandık 1
Bizim akılsızımız 1
Dokunduk 1
Hemen onu bulduk 1
Öyleyse onlara içecek kıldık 1
Hemen onu aldık 1
Onu okuduk 1
Ona yol gösterdik 1
Hemen güç yetirdik 1
Ve size içecek kıldık 1
Sizi topladık 1
Ve sizi yarattık 1
Ve bina ettik 1
Sizi uyardık 1
Döktük 1
Yardık 1
Ve ona yol gösterdik 1
Ve kaldırdık 1
Onu geri döndürdük 1
Elbette biz 1
sana verdik 1
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
1404 ayet
وَاِذَٓا
اُنْزِلَتْ
سُورَةٌ
اَنْ
اٰمِنُوا
بِاللّٰهِ
وَجَاهِدُوا
مَعَ
رَسُولِهِ
اسْتَأْذَنَكَ
اُو۬لُوا
الطَّوْلِ
مِنْهُمْ
وَقَالُوا
ذَرْنَا
نَكُنْ
مَعَ
الْقَاعِد۪ينَ
«Allah’a inanın ve Peygamberinin yanında savaşın» diye bir sure inmiş olsa, onların gücü yetenleri sizden izin isterler ve «Bizi bırak oturanlarla beraber kalalım» derler.[86]
يَعْتَذِرُونَ
اِلَيْكُمْ
اِذَا
رَجَعْتُمْ
اِلَيْهِمْۜ
قُلْ
لَا
تَعْتَذِرُوا
لَنْ
نُؤْمِنَ
لَكُمْ
قَدْ
نَبَّاَنَا
اللّٰهُ
مِنْ
اَخْبَارِكُمْۜ
وَسَيَرَى
اللّٰهُ
عَمَلَكُمْ
وَرَسُولُهُ
ثُمَّ
تُرَدُّونَ
اِلٰى
عَالِمِ
الْغَيْبِ
وَالشَّهَادَةِ
فَيُنَبِّئُكُمْ
بِمَا
كُنْتُمْ
تَعْمَلُونَ
Savaştan döndüğünüzde size özür beyan ederler. Onlara de ki: «özür beyan etmeyin, size inanmayacağız, Allah haberlerinizi bize bildirmiştir. Allah da, Peygamberi de işleyeceklerinizi görecektir. Sonunda, görülmeyeni ve görüneni bilen Allah’a geri çevrileceksiniz. O, işlediklerinizi size haber verecektir.»[94]
وَالَّذ۪ينَ
اتَّخَذُوا
مَسْجِداً
ضِرَاراً
وَكُفْراً
وَتَفْر۪يقاً
بَيْنَ
الْمُؤْمِن۪ينَ
وَاِرْصَاداً
لِمَنْ
حَارَبَ
اللّٰهَ
وَرَسُولَهُ
مِنْ
قَبْلُۜ
وَلَيَحْلِفُنَّ
اِنْ
اَرَدْنَٓا
اِلَّا
الْحُسْنٰىۜ
وَاللّٰهُ
يَشْهَدُ
اِنَّهُمْ
لَكَاذِبُونَ
Zarar vermek, inkar etmek, müminlerin arasını ayırmak, Allah ve Peygamber’ine karşı savaşanlara daha önceden gözcülük yapmak üzere bir mescid kurup: «Biz sadece iyilik yapmak istedik» diye yemin edenlerin yalancı olduklarına şüphesiz ki Allah şahiddir.[107]
اَكَانَ
لِلنَّاسِ
عَجَباً
اَنْ
اَوْحَيْنَٓا
اِلٰى
رَجُلٍ
مِنْهُمْ
اَنْ
اَنْذِرِ
النَّاسَ
وَبَشِّرِ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓوا
اَنَّ
لَهُمْ
قَدَمَ
صِدْقٍ
عِنْدَ
رَبِّهِمْۜ
قَالَ
الْكَافِرُونَ
اِنَّ
هٰذَا
لَسَاحِرٌ
مُب۪ينٌ
İçlerinden birine, «İnsanları uyar ve inananlara, Rableri katında yüksek makamlar olduğunu müjdele» diye vahyetmemiz, insanların tuhafına mı gitti ki, kafirler: «Bu apaçık bir büyücüdür» dediler?[2]
اِنَّ
الَّذ۪ينَ
لَا
يَرْجُونَ
لِقَٓاءَنَا
وَرَضُوا
بِالْحَيٰوةِ
الدُّنْيَا
وَاطْمَاَنُّوا
بِهَا
وَالَّذ۪ينَ
هُمْ
عَنْ
اٰيَاتِنَا
غَافِلُونَۙ
Bizimle karşılaşmayı ummayan ve dünya hayatından hoşnut olup ona bağlananların ve ayetlerimizden habersiz bulunanların, işte bunların kazandıklarına karşılık varacakları yer cehennemdir.[7-8]
وَلَوْ
يُعَجِّلُ
اللّٰهُ
لِلنَّاسِ
الشَّرَّ
اسْتِعْجَالَهُمْ
بِالْخَيْرِ
لَقُضِيَ
اِلَيْهِمْ
اَجَلُهُمْۜ
فَنَذَرُ
الَّذ۪ينَ
لَا
يَرْجُونَ
لِقَٓاءَنَا
ف۪ي
طُغْيَانِهِمْ
يَعْمَهُونَ
İyiliği acele isteyen kimselere Allah fenalığı da çarçabuk verseydi, süreleri hemen bitmiş olurdu. Bizimle karşılaşmayı ummayanları, azgınlıkları içinde bocalayıp dururlarken bırakırız.[11]
وَاِذَا
مَسَّ
الْاِنْسَانَ
الضُّرُّ
دَعَانَا
لِجَنْبِه۪ٓ
اَوْ
قَاعِداً
اَوْ
قَٓائِماًۚ
فَلَمَّا
كَشَفْنَا
عَنْهُ
ضُرَّهُ
مَرَّ
كَاَنْ
لَمْ
يَدْعُنَٓا
اِلٰى
ضُرٍّ
مَسَّهُۜ
كَذٰلِكَ
زُيِّنَ
لِلْمُسْرِف۪ينَ
مَا
كَانُوا
يَعْمَلُونَ
İnsana bir darlık gelince, yan yatarken, oturur veya ayakta iken bize yalvarıp yakarır; biz darlığını giderince, başına gelen darlıktan ötürü bize hiç yalvarmamışa döner. İşlerinde tutumsuz olanlara, yaptıkları böylece güzel görünür.[12]
وَلَقَدْ
اَهْلَكْنَا
الْقُرُونَ
مِنْ
قَبْلِكُمْ
لَمَّا
ظَلَمُواۙ
وَجَٓاءَتْهُمْ
رُسُلُهُمْ
بِالْبَيِّنَاتِ
وَمَا
كَانُوا
لِيُؤْمِنُواۜ
كَذٰلِكَ
نَجْزِي
الْقَوْمَ
الْمُجْرِم۪ينَ
And olsun ki, sizden önce nice nesilleri, peygamberleri onlara belgeler getirmişken, haksızlık ederek inanmadıkları zaman yok etmiştik. İşte biz suçlu milleti böyle cezalandırırız.[13]
ثُمَّ
جَعَلْنَاكُمْ
خَلَٓائِفَ
فِي
الْاَرْضِ
مِنْ
بَعْدِهِمْ
لِنَنْظُرَ
كَيْفَ
تَعْمَلُونَ
Sonra onların ardından, nasıl davranacağınıza bakmak için sizi yeryüzünde onların yerine geçirdik.[14]
وَاِذَا
تُتْلٰى
عَلَيْهِمْ
اٰيَاتُنَا
بَيِّنَاتٍۙ
قَالَ
الَّذ۪ينَ
لَا
يَرْجُونَ
لِقَٓاءَنَا
ائْتِ
بِقُرْاٰنٍ
غَيْرِ
هٰذَٓا
اَوْ
بَدِّلْهُۜ
قُلْ
مَا
يَكُونُ
ل۪ٓي
اَنْ
اُبَدِّلَهُ
مِنْ
تِلْقَٓائِ۬
نَفْس۪يۚ
اِنْ
اَتَّبِعُ
اِلَّا
مَا
يُوحٰٓى
اِلَيَّۚ
اِنّ۪ٓي
اَخَافُ
اِنْ
عَصَيْتُ
رَبّ۪ي
عَذَابَ
يَوْمٍ
عَظ۪يمٍ
Ayetlerimiz onlara açık açık okununca, bizimle karşılaşmayı ummayanlar, «Bundan başka bir Kuran getir veya bunu değiştir» dediler. De ki: «Onu kendiliğimden değiştiremem, ben ancak, bana vahyolunana uyarım. Ben Rabbime karşı gelirsem, büyük günün azabına uğramaktan korkarım.»[15]
وَيَعْبُدُونَ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
مَا
لَا
يَضُرُّهُمْ
وَلَا
يَنْفَعُهُمْ
وَيَقُولُونَ
هٰٓؤُ۬لَٓاءِ
شُفَعَٓاؤُ۬نَا
عِنْدَ
اللّٰهِۜ
قُلْ
اَتُنَبِّؤُ۫نَ
اللّٰهَ
بِمَا
لَا
يَعْلَمُ
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَلَا
فِي
الْاَرْضِۜ
سُبْحَانَهُ
وَتَعَالٰى
عَمَّا
يُشْرِكُونَ
Onlar, Allah’ı bırakarak, kendilerine fayda da zarar da veremeyen putlara taparlar: «Bunlar, Allah katında bizim şefaatçılarımızdır» derler. De ki: «Göklerde ve yerde, Allah’ın bilmediği bir şeyi mi O’na haber veriyorsunuz?» Allah, onların ortak koşmalarından münezzeh ve yücedir.[18]
وَاِذَٓا
اَذَقْنَا
النَّاسَ
رَحْمَةً
مِنْ
بَعْدِ
ضَرَّٓاءَ
مَسَّتْهُمْ
اِذَا
لَهُمْ
مَكْرٌ
ف۪ٓي
اٰيَاتِنَاۜ
قُلِ
اللّٰهُ
اَسْرَعُ
مَكْراًۜ
اِنَّ
رُسُلَنَا
يَكْتُبُونَ
مَا
تَمْكُرُونَ
İnsanlara darlık geldikten sonra onlara bolluğu taddırdığımızda, hemen ayetlerimize dil uzatmağa kalkışırlar; onlara de ki: «Hile yapanın cezasını vermekte Allah daha çabuktur.» Elçi meleklerimiz kurduğunuz tuzakları hiç şüphesiz yazmaktadırlar.[21]
هُوَ
الَّذ۪ي
يُسَيِّرُكُمْ
فِي
الْبَرِّ
وَالْبَحْرِۜ
حَتّٰٓى
اِذَا
كُنْتُمْ
فِي
الْفُلْكِۚ
وَجَرَيْنَ
بِهِمْ
بِر۪يحٍ
طَيِّبَةٍ
وَفَرِحُوا
بِهَا
جَٓاءَتْهَا
ر۪يحٌ
عَاصِفٌ
وَجَٓاءَهُمُ
الْمَوْجُ
مِنْ
كُلِّ
مَكَانٍ
وَظَنُّٓوا
اَنَّهُمْ
اُح۪يطَ
بِهِمْۙ
دَعَوُا
اللّٰهَ
مُخْلِص۪ينَ
لَهُ
الدّ۪ينَۚ
لَئِنْ
اَنْجَيْتَنَا
مِنْ
هٰذِه۪
لَنَكُونَنَّ
مِنَ
الشَّاكِر۪ينَ
Sizi karada ve denizde yürüten Allah’tır. Bulunduğunuz gemi, içindekileri güzel bir rüzgarla götürürken yolcular neşelenirler; bir fırtına çıkıp da onları her taraftan dalgaların sardığı ve çepeçevre kuşatıldıklarını sandıkları anda ise Allah’ın dinine sarılarak, «Bizi bu tehlikeden kurtarırsan and olsun ki şükredenlerden oluruz» diye O’na yalvarırlar.[22]
فَلَمَّٓا
اَنْجٰيهُمْ
اِذَا
هُمْ
يَبْغُونَ
فِي
الْاَرْضِ
بِغَيْرِ
الْحَقِّۜ
يَٓا اَيُّهَا
النَّاسُ
اِنَّمَا
بَغْيُكُمْ
عَلٰٓى
اَنْفُسِكُمْۙ
مَتَاعَ
الْحَيٰوةِ
الدُّنْيَا
ثُمَّ
اِلَيْنَا
مَرْجِعُكُمْ
فَنُنَبِّئُكُمْ
بِمَا
كُنْتُمْ
تَعْمَلُونَ
Allah onları kurtarınca, hemen yeryüzünde haksız yere taşkınlıklara başlarlar. Ey insanlar! Geçici dünya hayatında yaptığınız taşkınlık aleyhinizedir. Sonra dönüşünüz Bizedir. Yaptıklarınızı size bildiririz.[23]
اِنَّمَا
مَثَلُ
الْحَيٰوةِ
الدُّنْيَا
كَمَٓاءٍ
اَنْزَلْنَاهُ
مِنَ
السَّمَٓاءِ
فَاخْتَلَطَ
بِه۪
نَبَاتُ
الْاَرْضِ
مِمَّا
يَأْكُلُ
النَّاسُ
وَالْاَنْعَامُۜ
حَتّٰٓى
اِذَٓا
اَخَذَتِ
الْاَرْضُ
زُخْرُفَهَا
وَازَّيَّـنَتْ
وَظَنَّ
اَهْلُهَٓا
اَنَّهُمْ
قَادِرُونَ
عَلَيْهَٓاۙ
اَتٰيهَٓا
اَمْرُنَا
لَيْلاً
اَوْ
نَهَاراً
فَجَعَلْنَاهَا
حَص۪يداً
كَاَنْ
لَمْ
تَغْنَ
بِالْاَمْسِۜ
كَذٰلِكَ
نُفَصِّلُ
الْاٰيَاتِ
لِقَوْمٍ
يَتَفَكَّرُونَ
Dünya hayatı gökten indirdiğimiz su gibidir ki, onunla insan ve hayvanların yiyeceği bitkiler yetişip birbirine karışmıştır. Yeryüzünün süslenip bezendiği ve yerin sahiplerinin bütün bunlara malik olduklarını sandıkları sırada, gece veya gündüz buyruğumuz o yere gelmiş ve orayı hiçbir şey bitirmemişe çevirmişiz; bir gün önce birşey yokmuş gibi olmuştur. Düşünen millet için ayetleri böylece uzun açıklıyoruz.[24]
وَيَوْمَ
نَحْشُرُهُمْ
جَم۪يعاً
ثُمَّ
نَقُولُ
لِلَّذ۪ينَ
اَشْرَكُوا
مَكَانَكُمْ
اَنْتُمْ
وَشُرَكَٓاؤُ۬كُمْۚ
فَزَيَّلْنَا
بَيْنَهُمْ
وَقَالَ
شُرَكَٓاؤُ۬هُمْ
مَا
كُنْتُمْ
اِيَّانَا
تَعْبُدُونَ
Onların hepsini bir gün toplarız, sonra, puta tapanlara, «Siz ve putlarınız yerlerinize! deyip onları birbirlerinden ayırırız. Putları ise: «Bize tapmıyordunuz ki. Allah, sizinle bizim aramızda şahit olarak yeter. Sizin tapınmanızdan bizim haberimiz yoktu» derler.[28-29]
فَكَفٰى
بِاللّٰهِ
شَه۪يداً
بَيْنَنَا
وَبَيْنَكُمْ
اِنْ
كُنَّا
عَنْ
عِبَادَتِكُمْ
لَغَافِل۪ينَ
Onların hepsini bir gün toplarız, sonra, puta tapanlara, «Siz ve putlarınız yerlerinize! deyip onları birbirlerinden ayırırız. Putları ise: «Bize tapmıyordunuz ki. Allah, sizinle bizim aramızda şahit olarak yeter. Sizin tapınmanızdan bizim haberimiz yoktu» derler.[28-29]
وَاِمَّا
نُرِيَنَّكَ
بَعْضَ
الَّذ۪ي
نَعِدُهُمْ
اَوْ
نَتَوَفَّـيَنَّكَ
فَاِلَيْنَا
مَرْجِعُهُمْ
ثُمَّ
اللّٰهُ
شَه۪يدٌ
عَلٰى
مَا
يَفْعَلُونَ
Onlara, söz verdiğimiz azabın bir kısmını ya dünyada sana gösteririz, veya senin ruhunu alırız da nasıl olsa onların dönüşü Bizedir; (ahirette görürsün) Allah onların yaptıklarına şahiddir.[46]
وَمَا
تَكُونُ
ف۪ي
شَأْنٍ
وَمَا
تَتْلُوا
مِنْهُ
مِنْ
قُرْاٰنٍ
وَلَا
تَعْمَلُونَ
مِنْ
عَمَلٍ
اِلَّا
كُنَّا
عَلَيْكُمْ
شُهُوداً
اِذْ
تُف۪يضُونَ
ف۪يهِۜ
وَمَا
يَعْزُبُ
عَنْ
رَبِّكَ
مِنْ
مِثْقَالِ
ذَرَّةٍ
فِي
الْاَرْضِ
وَلَا
فِي
السَّمَٓاءِ
وَلَٓا
اَصْغَرَ
مِنْ
ذٰلِكَ
وَلَٓا
اَكْبَرَ
اِلَّا
ف۪ي
كِتَابٍ
مُب۪ينٍ
Ne iş yaparsan yap ve sizler ona dair Kuran’dan ne okursanız okuyun; ne yaparsanız yapın; yaptıklarınıza daldığınız anda, mutlaka Biz sizi görürüz. Yerde ve gökte hiçbir zerre Rabbinden gizli değildir. Bundan daha küçüğü veya daha büyüğü şüphesiz apaçık bir Kitap’dadır.[61]
مَتَاعٌ
فِي
الدُّنْيَا
ثُمَّ
اِلَيْنَا
مَرْجِعُهُمْ
ثُمَّ
نُذ۪يقُهُمُ
الْعَذَابَ
الشَّد۪يدَ
بِمَا
كَانُوا
يَكْفُرُونَ۟
Onlar için dünyada bir müddet geçinme vardır, sonra dönüşleri Bizedir. İnkarlarına karşılık onlara çetin azab taddıracağız.[70]
Yükleniyor...