ه
2.111ayette
3.363kez geçiyor
101/114surede
1farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %69 · Medenî %31
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Alak 7
1. inen sure
En çok geçtiği sure
Bakara
266 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| لَهُ | Zamir | بِهِ | Ona | 3363 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Ona 390
Onu 169
Kesinlikle o 157
Onun üzerine 144
Ondan 125
Onunla 115
Onun içinde 76
Onun Rabbi 73
Ve onun elçisi 66
Onun dışında 38
Ve ona 37
Onun hakkında 36
Onun kavmi 36
Onunla beraber 34
Diğer 877 anlam
O 33
Onun ayetleri 31
Onun kulları 31
Onun fazlalığı 28
Onun katında 26
Onun canı 25
Ondan sonra 20
Onun iki eli 20
Ve kesinlikle o 17
Ondan önce 16
Onun elçisi 16
Onu indirdik 15
Onun rahmeti 15
Onun sübhanı 14
Onun halkı 14
Ondan başkası 13
Onun yolu 13
Onu kıldık 13
Onun kavmine 12
Ve onun elçileri 12
Onun emriyle 12
Ve o 12
Öyleyse kesinlikle o 11
Onun yüzü 11
Onun erkek kardeşi 10
Ona geldi 10
Onu kıldı 10
Orada 9
Onun izniyle 9
Onun benzeri 9
Onun emri 9
Babasına 9
Onun arkası 8
Öyleyse ona 8
Ve onun halkı 8
Ve onun erkek kardeşi 8
Ona dokundu 8
Ve onun rahmeti 7
Ve onun orduları 7
Onun hepsi 7
Onun vaadi 7
Ve onun ileri gelenleri 7
Ve onun kavmi 7
Onu geri döndürür 7
Onu uydurdu 7
Onun canı için 7
Onun kalbi 6
Onun malı 6
Ona verir 6
Onun terazileri 6
Hemen onu kurtardık 6
Onun tekliği 6
Onun hevesi 6
Onun kulu 6
Onu gördü 6
Ona karşılık 5
Onu indirdi 5
Ve onun melekleri 5
Onun ismi 5
Onun elçileri 5
Onun tevili 5
Ona veririz 5
Onu yaptılar 5
Onu yalanladılar 5
Onun karısı 5
Onun ...ması gibi 5
Ona verdik 5
Ona gelir 5
Onun gömleği 5
Onun kitabı 5
Onun anne-babasına 5
Ve verdik 5
Onu bilir 4
Onun ölçüsü 4
Onu yer 4
Onu gizlersiniz 4
Onu yarattı 4
Kendiliğinden ona uydular 4
Onun anne babası 4
Onu girdirir 4
Onun karşılığı 4
Onun işi 4
Onun nimeti ile 4
Ve onun annesi 4
Ve ona verdik 4
Ve ona sığının 4
Onun zürriyyeti 4
Öyleyse onun canı için 4
Onun olgunluk yaşıları 4
Onu kurtardık 4
Onun aydınlığı 4
Öyleyse onun üzerine 4
Erkek kardeşi 4
Onu yarattık 4
Onun renkleri 4
Hemen onu yalanladılar 4
Onun çevresi 4
Onun halkına 4
Ve onu kurtardık 4
Onun annesi 4
Onun rızkı 4
Onun sözü 3
Onun ücreti 3
Onun iki ökçesi 3
Onun başı 3
Onu aldı 3
Onun sonu 3
Onun iradesi ile 3
Onun mülkü 3
Onun örneği 3
Ona öğretti 3
Ve onun kitapları 3
Onun yardımı ile 3
Ve onunla ... arası 3
Onu çağırdı 3
Onun barınağı 3
Onun velileri 3
Onun ilmiyle 3
Onun kulluğu 3
Ve onun benzeri 3
Onun ayetlerini 3
Onu kavrarlar 3
Onu saptırır 3
Onun ölçmesi 3
Onun meyvesi 3
Ona kulluk edin 3
Onun sadrı 3
Onun hakkı 3
Onun asâsı 3
Onun eli 3
Ona ulaşanlar 3
Onun mekanı 3
Onu tabi etti 3
Onun kelimeleri ile 3
Onun bazısı 3
Onu kılar 3
Onun huzuru 3
Onu bilinir yapmak için 3
Onun zararı 3
Onun azabı 3
Onu rezil eder 3
Onu gördüler 3
Onun tevilini 3
Hemen onu koyun 3
Onun hamdını 3
Onu seçti 3
Onun Rabbine 3
Onunla konuşur 3
Onun canına 3
Onun yanı 3
Umulur ki o 3
Ona yardım eder 3
Ona tattırırız 3
Onun dayandığı kimse 3
Onun küfrü 3
Hemen onu müjdele 3
Onu listeledi 3
Onu görür 3
Onun anlaşması 2
Ve onu destekledik 2
Onu temenni ederler 2
Onu satın aldı 2
Onun rahmetini 2
Onu bulursunuz 2
Onun merkezi 2
Onu tanırlar 2
Onun sevmesi 2
Onun mahalli 2
Onun dini 2
Onu katlaması sebebiyle 2
Onu taşır 2
Onu alır 2
Onun kürsüsü 2
Ona verdi 2
Hemen onu öldürdü 2
Onu vahyederiz 2
Ona öğretir 2
Hemen ona kulluk edin 2
Ona güvenirsin 2
Onu eda eder 2
Onun sözünü 2
Öyleyse annesi için 2
Onu alırsınız 2
Onun katı 2
Onun konulduğu yerler 2
Ona yetişir 2
Onu dışladı 2
Onun genişliği 2
Onu öldürdüler 2
Onun ölümü 2
Onun rızası 2
Onun zulmü 2
Onun mesajı 2
Ona erişir 2
Onu öldürdü 2
Ona azap ederim 2
Öyleyse o 2
Onun kelimelerini 2
Ona yol gösterir 2
Kendiliğinizden ona uyun 2
Ve onu yarattın 2
Ve onu çağırın 2
Onun kulları için 2
Onu tafsil ettik 2
Onun bitkisi 2
Onu beklet 2
Onu edinirler 2
Ve onunla 2
Ve onun kalbi 2
Ona zarar verirsiniz 2
Onun arkadaşına 2
Ve onun ayetleri 2
Onunla karşılaşırlar 2
Onun yapısı 2
Ona yetişti 2
Ona tattırdık 2
Onu uydurdum 2
Ve onun karısı 2
Onu ediniriz 2
Onu arzuladım 2
Onun babası 2
Ve onun üzerine 2
Ona öğrettik 2
Onun iki avucu 2
Onu seviyelendirdim 2
Onun mevlası 2
Onun inanması 2
Ve onu kıldık 2
Onun sağ eliyle 2
Onun yanıyla 2
Onun benzeri ile 2
Onun hükmü 2
Ona yardım ederler 2
Onun genç erkeği 2
Ve ona öğrettik 2
Ve onunla karşılaşmak 2
Ve onu çağırdık 2
Ona kolaylaştırdık 2
Onun yaratılması 2
Onun tuzağı 2
Onu yaptı 2
Onu yakın 2
Ona isabet etti 2
Onun hesaplaşması 2
Onu işittiniz 2
Ona dokunur 2
Onun üstü 2
Onunla ... arası 2
Onun arası 2
Onun karnı 2
Onun anahtarları 2
Hemen onu ölçüp biçti 2
Sizin ilahınız 2
Ona razı olursun 2
Onun düşmanı 2
Onu zannederim 2
Onu aldık 2
Onu taşıdı 2
Onun eşleri 2
Hemen onu görürsün 2
Oldular 2
O sebebiyle 2
Onun sırtı 2
Onu alın 2
Ve ona saygı gösterirsiniz 2
Ona azap eder 2
Ona yakın olan 2
Onun kötüleri 2
Ve onun kız arkadaşı 2
Onu andı 2
Onu sınadı 2
Yakında ona kolaylaştıracağız 2
Onda 1
Onun çevresinde 1
Onun içinde vardır 1
Onun ile 1
Onun benzerin- 1
Onun kavmi için 1
Ona vurun 1
Onun anlamını değiştirirler 1
Onu aklettiler 1
Onun hatası 1
Onu uzaklaştıran 1
Onu fırlattı 1
Ve onun eşi 1
Onu aktarırlar 1
Onun aktarması 1
Hemen onu metalandırırım 1
Onu zorda bırakırım 1
Onu seçip ayırdık 1
Onun oğulları 1
Onun oğullarına 1
Onu açıkladık 1
Onu değiştirdi 1
-ması 1
Öyleyse sadece 1
-an kimseler 1
Ona güçleri yeter 1
Öyleyse onda oruç tutsun 1
Ve onu anın 1
Ona yetmek 1
Onlara o verildi 1
Onunla karşılaşanlar 1
Onun çocuğu için 1
Hemen ondan sakının 1
Onu seçip ayırdı 1
Ve onu artırdı 1
Onun eliyle 1
Onu aştı 1
Ve ona verdi 1
Ve ona öğretti 1
Onun ilmi 1
Ona zor gelir 1
Onu gönderdi 1
Hemen ona isabet etti 1
Onu bıraktı 1
Ve ona isabet etti 1
Onu alanlar 1
Onu felç eder 1
Ve onun emri 1
Öyleyse onu yazın 1
Onun velisi 1
Onu yazarsınız 1
Onun emaneti 1
Onu yükledin 1
Onu açığa çıkarırsınız 1
Onu aktarırız 1
Onu hesap etmeniz için 1
Ve kesinlikle ona yardım edeceksiniz 1
Ona girdi 1
Onun koruması 1
Onun nimeti yardımıyla 1
Onlara o örtülür 1
Hemen onu helak etti 1
Onunla karşılaşırsınız 1
Onu gördünüz 1
Onu tüketir 1
Kesinlikle onu açıklayacaksınız 1
Hemen onu fırlattılar 1
Onu rezil ettin 1
Öyleyse onu yiyin 1
Ve onun anne babasınadır 1
Ve ona mirasçı oldu 1
Onun sınırları 1
Onu alır mısınız? 1
Onu yaslarız 1
Öyleyse onu geri döndürün 1
Onu geri döndürdüler 1
Öyleyse onu bildi 1
O sonucu çıkarırlar 1
Ve onu dışladı 1
Onun evi 1
Onu kazanır 1
Onu döndürürüz 1
Ve onu yaslarız 1
Onu astılar 1
Onu yükseltti 1
Ve onun kelimesi 1
Ve onun anlaşması 1
Ve onun sevgilileri 1
Ona girdiniz 1
Ona göstermesi için 1
Onun konmaları 1
Öyleyse onu alın 1
Ona verilirsiniz 1
Onun fitnesi 1
Ve severler 1
Ve ondan bağışlanma isterler 1
Onun kefareti 1
Bundan dolayı ondan kaçının 1
Ondan korkar 1
Ve onun yiyeceği 1
Onu söyledim 1
Onu bildin 1
Hemen ona dokundular 1
Ona rahmet etti 1
Onun iki kanadıyla 1
Onun kılar 1
Onu vefat ettirdi 1
Onu çağırırsınız 1
Onu ayarttı 1
Onu çağırırlar 1
Ve onunla tartıştı 1
Onu kılarsınız 1
Ve onun olgunlaşması 1
Ve onu açıklamamız için 1
Ondan razı olsunlar 1
Onun ayetlerine 1
Ve onun görünmeyeni 1
Sonra ona hayat verdik 1
Onun yemişi 1
Onun hasadı 1
Onun zorluğu 1
Onu çıkarmanız sebebiyle 1
Ve onun kabilesi 1
Onu unuttular 1
Onu talep eder 1
Onu sevk ettik 1
Ona tuzak kurdunuz 1
Erkek kardeşine 1
Ve onunla konuştu 1
Onu edindiler 1
Onu çeker 1
Onu bulurlar 1
Ve ona saygı gösterdiler 1
Ve ona yardım ettiler 1
Ve onun kelimeleri 1
Ve kendiliğinizden ona uyun 1
Ondan su istedi 1
Onu alırlar 1
Öyleyse onu yükselttik 1
Ve ancak o 1
Onu bırakırsın 1
Onu çağırın 1
Onun isimleri 1
Ve onu tesbih ederler 1
Hemen onu tadın 1
Hermen onu yığar 1
Onun beşte biri 1
Onu yaparsınız 1
Öyleyse onu himaye et 1
Ona ulaştır 1
Onun güvenli yeri 1
Ondan çekinirsiniz 1
Onu helal ederler 1
Ve onu haram ederler 1
Ona yardım edersiniz 1
Ona yardım etti 1
Onu çıkardı 1
Ve onu destekledi 1
Ve onun elçisine 1
Onu razı ederler 1
Ona vaat ettiler 1
Onun mezarı 1
Onu artırdı 1
Onun izni 1
Ve onu ölçüp biçti 1
O yanı 1
Onu değiştir 1
Onu değiştiririm 1
Onu aktardım 1
Onun ilmini 1
Ve onun rahmetine 1
Onu iptal edecek 1
Onun fazlalığını 1
Onun tahtı 1
Onu alıkoyar 1
Onu aktarır 1
Ona vaat edilen yer 1
Onun oğlu 1
Hemen ondan bağışlanma dileyin 1
Ona isyan ettim 1
Ve onun bereketleri 1
Ve ona geldi 1
Onu edindiniz 1
Onu anlatırız 1
Onun alışı 1
Onu erteleriz 1
Hemen ona kulluk et 1
Ve onun erkek kardeşleri 1
Onu atın 1
Ve onu koyun 1
Onu yerden alır 1
Onu gönder 1
Onu yedi 1
Onu kılarlar 1
Hemen onu yedi 1
Onun kovası 1
Ve onu gizlediler 1
Onu sattılar 1
Onun karısı için 1
Onun ikametgahı 1
Ve ona öğretmemiz için 1
Onu arzuladı 1
Onu gözlerinde büyüttüler 1
Ona emrederim 1
Kesinlikle onu zindana atacaklar 1
Onunla ikiniz rızıklandırlırsınız 1
Onu unutturdu 1
Onu bırakın 1
Onun başağı 1
Ve onun içinde 1
Hemen ona sor 1
Ona hıyanet ederim 1
Onu seçip alırım 1
Onunla konuştu 1
Onun genç erkekleri için 1
Onu gönderirim 1
Ona verdiler 1
Onun semeri 1
Onun iki gözü 1
Onu koydu 1
Onu korurlar 1
Onun korkması 1
Onun ağzı 1
Ona ulaşan 1
Onun yaratılması gibi 1
Ona haber verirsiniz 1
Onun hükmün 1
Onu yudumlar 1
Onu kolay içer 1
Ve ona gelir 1
Ondan istediniz 1
Onu koyarız 1
Onun depoları 1
Onu indiririz 1
Hemen onu size içecek kıldık 1
Onu yarattın 1
Onu acele istemeyin 1
Ve ondan 1
Onu irade ettik 1
Onun gölgeleri 1
Onu tutar mı? 1
Onu sokar 1
Onun karınları 1
Ona rızık verdik 1
Onu yöneltir 1
Hemenkesinlikle ona hayat vereceğiz 1
Onun gücü 1
Ona dönerler 1
Onun nimetlerine 1
Ve ona yol gösterdi 1
Onun kulunu 1
Ona göstermemiz için 1
Ona girdiler 1
Onun istemesi 1
Onu mecbur tuttuk 1
Onun uğursuzluğu 1
Onun boynu 1
Onunla karşılaşır 1
Onun velisi için 1
Onun kötüsü 1
Ona şekillenen 1
Onu okuruz 1
Hemen onu suda boğduk 1
Onu ayırdık 1
Onu okuman için 1
Ve onu indirdik 1
Ve onu büyükle 1
Onun iki ön kolu 1
Onun bahçesi 1
Onun arkadaşı 1
Onun meyvesiyle 1
Onu tozutur 1
Onu edinir misiniz? 1
Ve onun zürriyyeti 1
Bana onu unutturdu 1
Onu anarım 1
Öyleyse onu öldürdü 1
Hemen onu doğrulttu 1
Onun altı 1
Onu yaptım 1
Ona azap ederiz 1
Hemen ona azap eder 1
Onu aşarlar 1
Ve onu kıl 1
Ve onu kılmamız için 1
Sonra onu taşıdı 1
Ve onu yaklaştırdık 1
Onu yükselttik 1
Ona kulluk et 1
Onun kulluğuna 1
Ve ona mirasçı oluruz 1
Ona gelen 1
Ve onu ortak et 1
Onu koy 1
Hemen onu koy 1
Hemen onu koysun 1
Ona kefil olur 1
İkiniz ona gelin 1
Ona gösterdik 1
Ondan cayarız 1
Onun orduları ile 1
Ondan vazgeçilirsin 1
Kesinlikle onu yakacağız 1
Kesinlikle onu toz halinde savuracağız 1
Onun vahyi 1
Ve onları toplantı yerine getiririz 1
Ona kulak verdiler 1
Öyleyse elbette onu edindik 1
Hemen onu damgalar 1
Onu geçerler 1
Onun çekinmesi 1
Ona karşılık veririz 1
Onun olgunluğu 1
Ve onu girdirdik 1
Ona yardım ettik 1
kendisine 1
Onun eşi 1
Onun koşması için 1
Onu geri döndürürüz 1
Ona döndu 1
Ve ona yol gösterir 1
Ve ona tattırırız 1
Ona zarar verir 1
Ona fayda eder 1
Onun faydası 1
Hemen onu kapar 1
Hemen ona 1
Onun kuruntusu 1
Ona razı olurlar 1
Kesinlikle ona yardım edecek 1
Ona ibadet yöntemini uygulayanlar 1
Onu kurtarmak isterler 1
Onun uğraşması 1
Onu inşa ettik 1
Hemen onu yerleştirdik 1
Onu hesap etmeyin 1
Onun büyüklüğü 1
Ve onu hesap edersiniz 1
Onun benzeri için 1
Onu hesap eder 1
Onu bulur 1
Hemen ona karşılığını tam verdi 1
Onu örter 1
Onun namazı 1
Ve onun tesbih etmesi 1
Ve onu çevirir 1
Onun şimşeği 1
Ve ona sığınır 1
Ona itaat edersiniz 1
Ondan izin isterler 1
Üzerine 1
Ve ona yardım etti 1
Ve onu tane tane okuduk 1
Onu avuçladık 1
Ve ona içecek kılarız 1
Onu çeşitli şekillerde anlattık 1
Hamd ile 1
Onun sihri yardımyla 1
Hemen onu okudu 1
Onu koyduk 1
Onun orduları 1
Kesinlikle ona azap edeceğim 1
Kesinlikle onu boğazlayacağım 1
Hemen koy 1
Onu hesap etti 1
Kesinlikle onu geceleyin yapacağız 1
Onun velisine 1
Onun hükmünü 1
Ona geldiler 1
Onu emzir 1
Öyleyse onu koy 1
Onu geri döndürenler 1
Ve onu kılanlar 1
Onu yerden aldı 1
Onu öldürmeyin 1
Kız kardeşi 1
Onu takip et 1
Ona kefil olurlar 1
Hemen onu geri döndürdük 1
Hemen ondan yardım istedi 1
Hemen ona yumruk attı 1
Ondan yardım istedi 1
Ondan imdat ister 1
Onu işçi tut 1
Onun halkıyla 1
Hemen onu gönder 1
Ona kendiliğimden uyarım 1
Ona vaat ettik 1
Onunla karşılaşan 1
Onu metalandırdık 1
Ona verildim 1
Onun süsü 1
Ve onun yurdunu 1
Vay onun ...ması gibi 1
Ve ona kulluk edin 1
Onu öldürün 1
Hemen onu kurtardı 1
Kesinlikle onu kurtaracağız 1
Onun yüz kızartıcı suçu için 1
Onu yazarsın 1
Hemen onu serer 1
Ve onu kılar 1
Hemen onu gördüler 1
Onun iki kulağı 1
Onun oğluna 1
Ona öğüt verir 1
Onu sütten kesmek 1
Onun nimetleri 1
ona katılsa 1
arkası- 1
Onun çocuğu 1
Onun nesli 1
Onu seviyelendirdi 1
Onun ruhu 1
Onunla karşılaşmak 1
Onun iç boşluğu 1
Ve onun eşleri 1
Onun verilmiş sözü 1
Onu açığa çıkaran 1
Ondan çekinirsin 1
Ve ondan çekinirler 1
Ve onu tesbih edin 1
Onun buluşma zamanı 1
Onu temize çıkardı 1
Onun büyük asası 1
Onun zannı 1
Ondan cayar 1
Hemen onu edinin 1
Onun partisi 1
Hemen onu gördü 1
Hemen onu sevk ettik 1
Onu yükseltir 1
Ömrü 1
Onun içeceği 1
Onu aciz bırakması 1
Hemen ondan 1
Onu ölçüp biçtik 1
Onu doyurdu 1
Onu yaşatırız 1
Onu tersine çeviririz 1
Onun iradesiyle 1
Hemen onu müjdeledik 1
Ve onu yatırdı 1
Ve onun için fidye verdik 1
Ve onu müjdeledik 1
Hemen onu lokmaladı 1
Hemen onu fırlattık 1
Ve onu gönderdik 1
Onun koyunları 1
Onu fitneledik 1
Onu bulduk 1
Onu tatsınlar 1
Onun şekli 1
Onu önceden yaptınız 1
Öyleyse onu artır 1
Onun haberi 1
Ona razı olur 1
Ona bahşetti 1
Onun en iyisi 1
Hemen onu koydu 1
Onun yüzünü 1
Ona bahşettik 1
Bana o verildi 1
Onun avucu 1
Onun kuvvetiyle 1
Onu almaları için 1
Ona rahmet ettin 1
Onun yalanı 1
Onu korudu 1
Hemen onu çağırın 1
Ve ondan bağışlanma isteyin 1
Onun benzeri gibi 1
Onun ekeneği 1
Onun kullarına 1
Öyleyse onun ücreti 1
Onun sırtları 1
Sonra kesinlikle o 1
Onun sonraki dönem 1
Hemen ona itaat ettiler 1
Ona örnek verdiler 1
Onu arzular 1
Onun söylemesine andolsun ki 1
Hemen onu sürükleyin 1
Ve onu saptırdı 1
Onun işitmesi 1
Onun görme organı 1
Ve onu koydu 1
Ve onu taşıması 1
Ve onu sütten kesmek 1
Onun olgunluk yaşı 1
Ona hazır oldular 1
Onun tadı 1
kendi nefsine 1
Ve onu tesbih edersiniz 1
Öyleyse ona verecek 1
Onun filizi 1
Hemen onu sağlamlaştırdı 1
Onun bacakları 1
Ve onu süsledi 1
Hemen ondan hoşlanmadınız 1
Hemen ikiniz onu koyun 1
Onu taşkınlaştırdım 1
Hemen onu tesbih et 1
Hemen onu yaklaştırdı 1
Ve onu müjdelediler 1
Onu gönderdik 1
Onun dayanağıyla 1
Onu çağırırız 1
Onu söz olarak uydurdu 1
Onu tesbih et 1
Onunla şüpheyle tartışır mısınız? 1
Onun katında mı? 1
Onun koşması 1
Ona karşılık verilir 1
Ve onu taşıdık 1
Kendiliğimizden ona uyarız 1
Onu arzuladılar 1
Onun misafiri 1
Ondan ister 1
Onun yüz kızartıcı suçu 1
Onu yaratırsınız 1
Onu ekip bitirisiniz 1
Onu indirdiniz 1
Onun görünmeyeni 1
Ve onun görüneni 1
Onun karşısı 1
Ve onu unuttular 1
Hemen onu alın 1
Öyleyse onu gördün 1
Onu yapar 1
Onu uydururlar 1
Ve onun elçisi için 1
Ve onu girdirir 1
Onu katlar 1
Ve ona rızık verir 1
Ona yeter 1
Ve onu bilinir yaptı 1
Ona değiştirir 1
Ve onun işi 1
Onu işaretleyeceğiz 1
Onun sağ eline 1
Onun sol eline 1
Hemen onu bağlayın 1
Onu yaslayın 1
Onu görürler 1
Onu görürüz 1
Onun oğullar ile 1
Ve onun sülalesi 1
Onu barındırır 1
Onu kurtarır 1
Onu artırır 1
Ve onun çocuğu 1
Onu aciz bırakırız 1
Onu koyar 1
Onu çağırır 1
Ve onun mesajları 1
Onun kaybı 1
Onun yarısı 1
Onu edin 1
Hemen onu aldık 1
Ve onun yarısı 1
Ve onun üçte biri 1
Onu listelersiniz 1
Onu sardıracağım 1
Onu yaslayacağım 1
Onun kemikleri 1
Onun ekdstremitesi, parmağı 1
Onun önü 1
Onun özür araçları 1
Onun toplanması 1
Ve onun okunuşu 1
Onu okuduk 1
Onun okunuşu 1
Onun açıklaması 1
Onu sınarız 1
Ona yol gösterdik 1
Onun şerri 1
Ve onu tesbih et 1
Ona gösterdi 1
Ona fayda etmesi sebebiyle 1
Onu ne kötü örttü 1
Ona kolaylaştırdı 1
Hemen onu mezara koydurdu 1
Onu yayar 1
Ona emretti 1
Onun yiyeceği 1
Ve onun babası 1
Ve onun oğulları 1
Onu zenginleştirir 1
Ona şahit olur 1
Onun mührü 1
Ve onun katkısı 1
Hemen onunla karşılaşan 1
Onu döndürmek 1
Hemen ona ikram etti 1
Ve ona nimet verdi 1
Onun bağı 1
Ve ona yol gösterdik 1
Onu geri döndürdük 1
Onun toplantı yeri 1
Ona itaat etme 1
Ve onu tek tek saydı 1
Onu kalıcı kıldı 1
Ve ondan mağfiret dile 1
O'nun 1
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
“Ona” ✕ Süzgeci kaldır
354 ayet
وَاتَّخَذَ
قَوْمُ
مُوسٰى
مِنْ
بَعْدِه۪
مِنْ
حُلِيِّهِمْ
عِجْلاً
جَسَداً
لَهُ
خُوَارٌۜ
اَلَمْ
يَرَوْا
اَنَّهُ
لَا
يُكَلِّمُهُمْ
وَلَا
يَهْد۪يهِمْ
سَب۪يلاًۢ
اِتَّخَذُوهُ
وَكَانُوا
ظَالِم۪ينَ
Musa’nın ardından milleti, ziynet takımlarından, canlıymış gibi böğüren bir buzağı heykeli yaparak onu tanrı edindiler. O buzağının kendileriyle konuşmadığını ve yol da göstermediğini görmediler mi? Onu tanrı olarak benimseyip kendilerine yazık ettiler.[148]
وَلَمَّا
رَجَعَ
مُوسٰٓى
اِلٰى
قَوْمِه۪
غَضْبَانَ
اَسِفاًۙ
قَالَ
بِئْسَمَا
خَلَفْتُمُون۪ي
مِنْ
بَعْد۪يۚ
اَعَجِلْتُمْ
اَمْرَ
رَبِّكُمْۚ
وَاَلْقَى
الْاَلْوَاحَ
وَاَخَذَ
بِرَأْسِ
اَخ۪يهِ
يَجُرُّهُٓ
اِلَيْهِۜ
قَالَ
ابْنَ
اُمَّ
اِنَّ
الْقَوْمَ
اسْتَضْعَفُون۪ي
وَكَادُوا
يَقْتُلُونَن۪يۘ
فَلَا
تُشْمِتْ
بِيَ
الْاَعْدَٓاءَ
وَلَا
تَجْعَلْن۪ي
مَعَ
الْقَوْمِ
الظَّالِم۪ينَ
Musa, milletine, kızgın ve üzgün olarak dönünce «Benim arkamdan ne kötü olmuşsunuz! Rabbinizin emrinin çabucak gelmesini mi istiyorsunuz?» dedi, levhaları attı ve kardeşinin başından tutup kendine doğru çekti. Harun: «Ey annem oğlu! Bu millet beni küçümsedi; az kalsın öldürüyorlardı. Bana, düşmanları sevindirecek şekilde davranma, beni bu zalim milletle bir sayma» dedi.[150]
قُلْ
يَٓا اَيُّهَا
النَّاسُ
اِنّ۪ي
رَسُولُ
اللّٰهِ
اِلَيْكُمْ
جَم۪يعاًۨ
الَّذ۪ي
لَهُ
مُلْكُ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِۚ
لَٓا
اِلٰهَ
اِلَّا
هُوَ
يُحْـي۪
وَيُم۪يتُۖ
فَاٰمِنُوا
بِاللّٰهِ
وَرَسُولِهِ
النَّبِيِّ
الْاُمِّيِّ
الَّذ۪ي
يُؤْمِنُ
بِاللّٰهِ
وَكَلِمَاتِه۪
وَاتَّبِعُوهُ
لَعَلَّكُمْ
تَهْتَدُونَ
De ki: «Ey insanlar! Doğrusu ben, göklerin ve yerin hükümranı, O’ndan başka tanrı bulunmayan, dirilten ve öldüren Allah’ın, hepiniz için gönderdiği peygamberiyim. Allah’a ve okuyup yazması olmayan, haber getiren peygamberine -ki o da Allah’a ve sözlerine inanmıştır- inanın; ona uyun ki doğru yolu bulasınız.»[158]
مَنْ
يُضْلِلِ
اللّٰهُ
فَلَا
هَادِيَ
لَهُۜ
وَيَذَرُهُمْ
ف۪ي
طُغْيَانِهِمْ
يَعْمَهُونَ
Allah’ın saptırdığını yola getirecek yoktur. O, sapanları taşkınlıkları içinde bocalayıp dururlarken bırakır.[186]
فَلَمَّٓا
اٰتٰيهُمَا
صَالِحاً
جَعَلَا
لَهُ
شُرَكَٓاءَ
ف۪يمَٓا
اٰتٰيهُمَاۚ
فَتَعَالَى
اللّٰهُ
عَمَّا
يُشْرِكُونَ
Allah onlara kusursuz bir çocuk verince, kendilerine verdiği şey hakkında Allah’a ortaklar koştular. Allah, onların ortak koştukları şeylerden yücedir.[190]
وَاِذَا
قُرِئَ
الْقُرْاٰنُ
فَاسْتَمِعُوا
لَهُ
وَاَنْصِتُوا
لَعَلَّكُمْ
تُرْحَمُونَ
Kuran okunduğu zaman ona kulak verin, dinleyin ki merhamet olunasınız.[204]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
اسْتَج۪يبُوا
لِلّٰهِ
وَلِلرَّسُولِ
اِذَا
دَعَاكُمْ
لِمَا
يُحْي۪يكُمْۚ
وَاعْلَمُٓوا
اَنَّ
اللّٰهَ
يَحُولُ
بَيْنَ
الْمَرْءِ
وَقَلْبِه۪
وَاَنَّـهُٓ
اِلَيْهِ
تُحْشَرُونَ
Ey inananlar! Allah ve Peygamber, sizi, hayat verecek şeye çağırdığı zaman icabet edin. Allah’ın kişi ile kalbi arasına girdiğini ve sonunda O’nun katında toplanacağınızı bilin.[24]
مَا
كَانَ
لِنَبِيٍّ
اَنْ
يَكُونَ
لَـهُٓ
اَسْرٰى
حَتّٰى
يُثْخِنَ
فِي
الْاَرْضِۜ
تُر۪يدُونَ
عَرَضَ
الدُّنْيَاۗ
وَاللّٰهُ
يُر۪يدُ
الْاٰخِرَةَۜ
وَاللّٰهُ
عَز۪يزٌ
حَك۪يمٌ
Yeryüzünde savaşırken, düşmanı yere sermeden esir almak hiçbir peygambere yaraşmaz. Geçici dünya malını istiyorsunuz, oysa Allah ahireti kazanmanızı ister. Allah Güçlü’dür, Hakim’dir.[67]
وَلَوْ
اَرَادُوا
الْخُرُوجَ
لَاَعَدُّوا
لَهُ
عُدَّةً
وَلٰكِنْ
كَرِهَ
اللّٰهُ
انْبِعَاثَهُمْ
فَثَبَّطَهُمْ
وَق۪يلَ
اقْعُدُوا
مَعَ
الْقَاعِد۪ينَ
Eğer savaşa çıkmak isteselerdi bir hazırlık yaparlardı. Ama Allah davranışlarını beğenmedi de onları alıkoydu. «Acizlerle beraber oturun» denildi.[46]
لَوْ
يَجِدُونَ
مَلْجَـٔاً
اَوْ
مَغَارَاتٍ
اَوْ
مُدَّخَلاً
لَوَلَّوْا
اِلَيْهِ
وَهُمْ
يَجْمَحُونَ
Bir sığınak veya mağara yahut girecek bir yer bulmuş olsalardı, çarçabuk oraya yönelirlerdi.[57]
اَلَمْ
يَعْلَمُٓوا
اَنَّهُ
مَنْ
يُحَادِدِ
اللّٰهَ
وَرَسُولَهُ
فَاَنَّ
لَهُ
نَارَ
جَهَنَّمَ
خَالِداً
ف۪يهَاۜ
ذٰلِكَ
الْخِزْيُ
الْعَظ۪يمُ
Allah’a ve Peygamberine karşı koymağa kalkışana, ebedi kalacağı cehennem ateşi bulunduğunu bilmezler mi? Büyük rezillik budur.[63]
وَمَا
كَانَ
اسْتِغْفَارُ
اِبْرٰه۪يمَ
لِاَب۪يهِ
اِلَّا
عَنْ
مَوْعِدَةٍ
وَعَدَهَٓا
اِيَّاهُۚ
فَلَمَّا
تَبَيَّنَ
لَـهُٓ
اَنَّهُ
عَدُوٌّ
لِلّٰهِ
تَبَرَّاَ
مِنْهُۜ
اِنَّ
اِبْرٰه۪يمَ
لَاَوَّاهٌ
حَل۪يمٌ
İbrahim’in, babası için mağfiret dilemesi, sadece ona verdiği bir sözden ötürü idi.[114]
اِنَّ
اللّٰهَ
لَهُ
مُلْكُ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِۜ
يُحْـي۪
وَيُم۪يتُۜ
وَمَا
لَكُمْ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
مِنْ
وَلِيٍّ
وَلَا
نَص۪يرٍ
Göklerin ve yerin hükümranlığı elbette Allah’ındır; dirilten ve öldüren O’dur. Allah’tan başka dost ve yardımcınız yoktur.[116]
وَعَلَى
الثَّلٰثَةِ
الَّذ۪ينَ
خُلِّفُواۜ
حَتّٰٓى
اِذَا
ضَاقَتْ
عَلَيْهِمُ
الْاَرْضُ
بِمَا
رَحُبَتْ
وَضَاقَتْ
عَلَيْهِمْ
اَنْفُسُهُمْ
وَظَنُّٓوا
اَنْ
لَا
مَلْجَأَ
مِنَ
اللّٰهِ
اِلَّٓا
اِلَيْهِۜ
ثُمَّ
تَابَ
عَلَيْهِمْ
لِيَتُوبُواۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
هُوَ
التَّوَّابُ
الرَّح۪يمُ۟
Bütün genişliğine rağmen yer onlara dar gelerek nefisleri kendilerini sıkıştırıp, Allah’tan başka sığınacak kimse olmadığını anlayan, savaştan geri kalmış üç kişinin tevbesini de kabul etti. Allah, tevbe ettikleri için onların tevbesini kabul etmiştir. Çünkü O tevbeleri kabul eden, merhametli olandır.[118]
مَا
كَانَ
لِاَهْلِ
الْمَد۪ينَةِ
وَمَنْ
حَوْلَهُمْ
مِنَ
الْاَعْرَابِ
اَنْ
يَتَخَلَّفُوا
عَنْ
رَسُولِ
اللّٰهِ
وَلَا
يَرْغَبُوا
بِاَنْفُسِهِمْ
عَنْ
نَفْسِه۪ۜ
ذٰلِكَ
بِاَنَّهُمْ
لَا
يُص۪يبُهُمْ
ظَمَاٌ
وَلَا
نَصَبٌ
وَلَا
مَخْمَصَةٌ
ف۪ي
سَب۪يلِ
اللّٰهِ
وَلَا
يَطَؤُ۫نَ
مَوْطِئاً
يَغ۪يظُ
الْكُفَّارَ
وَلَا
يَنَالُونَ
مِنْ
عَدُوٍّ
نَيْلاً
اِلَّا
كُتِبَ
لَهُمْ
بِه۪
عَمَلٌ
صَالِحٌۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
لَا
يُض۪يعُ
اَجْرَ
الْمُحْسِن۪ينَۙ
Medinelilere ve çevrelerinde bulunan Bedevilere, savaşta Allah’ın Peygamberinden geri kalmak, kendilerini ona tercih etmek yaraşmaz. Çünkü Allah yolunda susuzluğa, yorgunluğa, açlığa uğramak, kafirleri kızdıracak bir yeri işgal etmek ve düşmana başarı kazanmak karşılığında, onların yararlı bir iş yaptıkları mutlaka yazılır. Doğrusu Allah iyilik yapanların ecrini zayi etmez.[120]
اِلَيْهِ
مَرْجِعُكُمْ
جَم۪يعاًۜ
وَعْدَ
اللّٰهِ
حَقاًّۜ
اِنَّهُ
يَبْدَؤُا
الْخَلْقَ
ثُمَّ
يُع۪يدُهُ
لِيَجْزِيَ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
وَعَمِلُوا
الصَّالِحَاتِ
بِالْقِسْطِۜ
وَالَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
لَهُمْ
شَرَابٌ
مِنْ
حَم۪يمٍ
وَعَذَابٌ
اَل۪يمٌ
بِمَا
كَانُوا
يَكْفُرُونَ
Hepinizin dönüşü, O’nadır. Allah’ın vadi haktır. O, önce yaratır, sonra inanıp yararlı işler yapanların ve inkar edenlerin hareketlerinin karşılığını adaletle vermek için tekrar diriltir. İnkarcılara, inkarlarından ötürü kızgın bir içecek ve can yakıcı azab vardır.[4]
هُوَ
الَّذ۪ي
يُسَيِّرُكُمْ
فِي
الْبَرِّ
وَالْبَحْرِۜ
حَتّٰٓى
اِذَا
كُنْتُمْ
فِي
الْفُلْكِۚ
وَجَرَيْنَ
بِهِمْ
بِر۪يحٍ
طَيِّبَةٍ
وَفَرِحُوا
بِهَا
جَٓاءَتْهَا
ر۪يحٌ
عَاصِفٌ
وَجَٓاءَهُمُ
الْمَوْجُ
مِنْ
كُلِّ
مَكَانٍ
وَظَنُّٓوا
اَنَّهُمْ
اُح۪يطَ
بِهِمْۙ
دَعَوُا
اللّٰهَ
مُخْلِص۪ينَ
لَهُ
الدّ۪ينَۚ
لَئِنْ
اَنْجَيْتَنَا
مِنْ
هٰذِه۪
لَنَكُونَنَّ
مِنَ
الشَّاكِر۪ينَ
Sizi karada ve denizde yürüten Allah’tır. Bulunduğunuz gemi, içindekileri güzel bir rüzgarla götürürken yolcular neşelenirler; bir fırtına çıkıp da onları her taraftan dalgaların sardığı ve çepeçevre kuşatıldıklarını sandıkları anda ise Allah’ın dinine sarılarak, «Bizi bu tehlikeden kurtarırsan and olsun ki şükredenlerden oluruz» diye O’na yalvarırlar.[22]
قَالُوا
اتَّخَذَ
اللّٰهُ
وَلَداً
سُبْحَانَهُۜ
هُوَ
الْغَنِيُّۜ
لَهُ
مَا
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَمَا
فِي
الْاَرْضِۜ
اِنْ
عِنْدَكُمْ
مِنْ
سُلْطَانٍ
بِهٰذَاۜ
اَتَقُولُونَ
عَلَى
اللّٰهِ
مَا
لَا
تَعْلَمُونَ
«Allah çocuk edindi» dediler; haşa; O müstağnidir; göklerde ve yerde olanlara sahiptir. Elinizde, onun çocuk edindiğine dair bir delil yoktur, bilmediğiniz şeyi Allah’a karşı nasıl söylüyorsunuz?[68]
وَاِنْ
يَمْسَسْكَ
اللّٰهُ
بِضُرٍّ
فَلَا
كَاشِفَ
لَهُٓ
اِلَّا
هُوَۚ
وَاِنْ
يُرِدْكَ
بِخَيْرٍ
فَلَا
رَٓادَّ
لِفَضْلِه۪ۜ
يُص۪يبُ
بِه۪
مَنْ
يَشَٓاءُ
مِنْ
عِبَادِه۪ۜ
وَهُوَ
الْغَفُورُ
الرَّح۪يمُ
Allah sana bir sıkıntı verirse, onu O’ndan başkası gideremez. Sana bir iyilik dilerse O’nun nimetini engelleyecek yoktur. O’nu kullarından dilediğine verir. O, bağışlayandır, merhametlidir.[107]
وَاَنِ
اسْتَغْفِرُوا
رَبَّكُمْ
ثُمَّ
تُوبُٓوا
اِلَيْهِ
يُمَتِّعْكُمْ
مَتَاعاً
حَسَناً
اِلٰٓى
اَجَلٍ
مُسَمًّى
وَيُؤْتِ
كُلَّ
ذ۪ي
فَضْلٍ
فَضْلَهُۜ
وَاِنْ
تَوَلَّوْا
فَاِنّ۪ٓي
اَخَافُ
عَلَيْكُمْ
عَذَابَ
يَوْمٍ
كَب۪يرٍ
Elif, Lam, Ra. Bu Kitap, hakim ve haberdar olan Allah tarafından, Allah’tan başkasına kulluk etmeyesiniz diye ayetleri kesin kılınmış, sonra da uzun uzadıya açıklanmış bir Kitap’dır. Ben size, O’nun tarafından gönderilmiş bir uyarıcı ve müjdeciyim. Rabbinizden mağfiret dileyin ve O’na tevbe edin ki, belli bir süreye kadar sizi güzelce geçindirsin ve her fazilet sahibine faziletinin karşılığını versin. Eğer yüz çevirirseniz o zaman ben doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkarım.[1-3]
Yükleniyor...