ه د ي
268ayette
316kez geçiyor
62/114surede
31farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %66 · Medenî %34
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Alak 11
1. inen sure
En çok geçtiği sure
Bakara
34 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| هُدًى | İsim | فُعَلًا | Yol göstermek | 85 |
| يَهْدِي | Feale-Yefilu | يَفْعِلُ | Yol gösterir | 73 |
| هَدَى | Feale-Yefilu | فَعَلَ | Yol gösterdi | 23 |
| هَدٰينَا | Feale-Yefilu | فَعَلَنَا | Bize yol gösterdi | 17 |
| يَهْدِ | Feale-Yefilu | يَفْعِلْ | Yol gösterir | 14 |
| يَهْتَدُونَ | İftial Babı | يَفْتَعِلُونَ | Yolu bulurlar | 12 |
| بِالْمُهْتَد۪ينَ | İsim | بِالْمُفْتَعِلِينَ | Yolu bulanlar | 9 |
| تَهْتَدُونَ | İftial Babı | تَفْتَعِلُونَ | Yolu bulursunuz | 9 |
| اهْتَدٰى | İftial Babı | افْتَعَلَ | Yolu buldu | 9 |
| مُهْتَدُونَ | İsim | مُفْتَعِلُونَ | Yolu bulanlar | 8 |
| اَهْدٰى | İsim | أَفْعَلُ | Daha doğru rehber | 7 |
| هَادٍ | İsim | فَاعِلٍ | Yol gösteren | 7 |
| هُدَايَ | İsim | فُعَلِي | Yol göstermem | 6 |
| اِهْدِنَا | Feale-Yefilu | افْعِلْنَا | Bizi ilet | 5 |
| تَهْدِي | Feale-Yefilu | تَفْعِلُ | Yol gösterirsin | 5 |
| اهْتَدَوْاۚ | İftial Babı | افْتَعَلُوا | Yolu buldular | 4 |
| يَهْتَد۪ي | İftial Babı | يَفْتَعِلُ | Yolu bulur | 3 |
| الْمُهْتَدِۚ | İsim | الْمُفْتَعِلُ | Yolu bulan | 3 |
| هَادِيَ | İsim | فَاعِلَ | Yol gösteren | 2 |
| وَهُدُٓوا | Feale-Yefilu | وَفُعِلُوا | Ve onlara yol gösterildi | 2 |
| لَنَهْدِيَنَّهُمْ | Feale-Yefilu | لَنَفْعِلَنَّهُمْ | Kesinlikle onlara yol göstereceğiz | 2 |
| اَهْد۪يكُمْ | Feale-Yefilu | أَفْعِلُكُمْ | Size yol gösteririm | 2 |
| تَهْدُوا | Feale-Yefilu | تَفْعِلُوا | Yol gösterirsiniz | 1 |
| هَدْياً | İsim | فَعْلًا | Kurbanlık | 1 |
| لِنَهْتَدِيَ | İftial Babı | لِنَفْتَعِلَ | Yolu bulmamız | 1 |
| الْمُهْتَد۪يۚ | İsim | الْمُفْتَعِلُ | Yolu bulan | 1 |
| يَهِدّ۪ٓي | İftial Babı | يَفْتَعِلُ | Yolu bulur | 1 |
| هَادِياً | İsim | فَاعِلًا | Yol gösteren | 1 |
| بِهَدِيَّةٍ | İsim | بِفَعِيلَةٍ | Hediye ile | 1 |
| بِهَدِيَّتِكُمْ | İsim | بِفَعِيلَتِكُمْ | Sizin hediyenize | 1 |
| اَتَهْتَد۪ٓي | İftial Babı | أَتَفْتَعِلُ | Yolu bulur mu? | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Yol göstermek 56
Yol gösterir 50
Ve yol göstermek 16
Yolu bulanlar 12
Yolu bulurlar 12
Ve yol gösterir 11
Yol gösteren 10
Yolu bulursunuz 8
Yolu buldu 7
Yol gösterdi 6
Daha doğru rehber 6
Kurbanlık 5
Bize yol gösterdi 5
Yolu buldular 4
Diğer 67 anlam
Size yol gösterdi 4
Bana yol gösterir 4
Yolu bulanları 4
Yol gösterirler 4
Yolu bulan 4
Yolu bulur 4
Yol gösterirsin 4
Bana yol gösterdi 3
Yol gösterdik 3
Onlara yol gösterir 3
Yol göstermek ile 3
Bana yol gösterecek 3
Yol göstermem 2
Onlara yol göstermek 2
Ve size yol gösterir 2
Ve onlara yol gösterir 2
Ve kurbanlık 2
Ona yol gösterir 2
Öyleyse size yol gösterdi 2
Onlara yol gösterdi 2
Ve onlara yol gösterildi 2
Size yol gösteririm 2
Bizi ilet 1
Yol göstericidir 1
Bir hidayet 1
hidayete karşılık 1
Doğru yolu bulanlar 1
Yol göstermeğe karşılık 1
Hemen yol gösterdi 1
Bize yol gösterdin 1
Yol gösterildi 1
Ve öyleyse onlara yol gösterdik 1
Yol gösterirsiniz 1
Onlara yol göstermesi 1
Onlara yol göstermesi için 1
Yolu buldunuz 1
Ve onlara yol gösterdik 1
Hemen onların yol göstermesine 1
Yolu bulmanız için 1
Yolu bulmamız 1
Ve yol gösterirsin 1
Ona yol gösterilir 1
Öyleyse yol gösterdi 1
Öyleyse size yol gösterdik 1
Ve ona yol gösterdi 1
Sana yol gösteririm 1
Ve yol gösterdi 1
Ve ona yol gösterir 1
Hediye ile 1
Sizin hediyenize 1
Yolu bulur mu? 1
Size yol gösterir 1
Kesinlikle onlara yol göstereceğiz 1
Ona yol göstermek 1
Yolu buldum 1
Hemen onlara yol gösterin 1
Ve ikisine yol gösterdik 1
Ve bize yol göster 1
Onlara yol gösterdik 1
Yol gösteririz 1
En doğru rehberi 1
Onlara yol gösterecek 1
Ve sana yol gösterir 1
Bize yol gösterirler 1
Ona yol gösterdik 1
Ve sana yol gösteririm 1
Ve ona yol gösterdik 1
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
+ أ ت ي ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır
36 ayet
فَأْتِيَاهُ
فَقُولَٓا
اِنَّا
رَسُولَا
رَبِّكَ
فَاَرْسِلْ
مَعَنَا
بَن۪ٓي
اِسْرَٓائ۪لَ
وَلَا
تُعَذِّبْهُمْۜ
قَدْ
جِئْنَاكَ
بِاٰيَةٍ
مِنْ
رَبِّكَۜ
وَالسَّلَامُ
عَلٰى
مَنِ
اتَّـبَعَ
الْهُدٰى
Allah: Korkmayın, dedi; Ben sizinle beraberim; görür ve işitirim. Ona gidin şöyle söyleyin: «Doğrusu biz senin Rabbinin elçileriyiz. İsrailoğullarını bizimle beraber gönder, onlara azabetme; Rabbinden sana bir mucize getirdik; selam, doğru yolda gidene olsun! Doğrusu bize, yalanlayıp sırt çevirene azap edileceği vahyolundu.»[46-48]
قَالَ
اهْبِطَا
مِنْهَا
جَم۪يعاً
بَعْضُكُمْ
لِبَعْضٍ
عَدُوٌّۚ
فَاِمَّا
يَأْتِيَنَّكُمْ
مِنّ۪ي
هُدًى
فَمَنِ
اتَّـبَعَ
هُدَايَ
فَلَا
يَضِلُّ
وَلَا
يَشْقٰى
Onlara şöyle dedi: «Birbirinize düşman olarak hepiniz oradan inin. Elbet size Benden bir yol gösteren gelir; Benim yoluma uyan ne sapar ve ne de bedbaht olur.»[123]
وَجَعَلْنَاهُمْ
اَئِمَّةً
يَهْدُونَ
بِاَمْرِنَا
وَاَوْحَيْنَٓا
اِلَيْهِمْ
فِعْلَ
الْخَيْرَاتِ
وَاِقَامَ
الصَّلٰوةِ
وَا۪يتَٓاءَ
الزَّكٰوةِۚ
وَكَانُوا
لَنَا
عَابِد۪ينَۙ
Onları, buyruğumuz altında insanları doğru yola götüren önderler yaptık; onlara, iyi işler yapmayı, namaz kılmayı, zekat vermeyi vahyettik. Onlar, bize kulluk eden kimselerdi.[73]
وَلِيَعْلَمَ
الَّذ۪ينَ
اُو۫تُوا
الْعِلْمَ
اَنَّهُ
الْحَقُّ
مِنْ
رَبِّكَ
فَيُؤْمِنُوا
بِه۪
فَتُخْبِتَ
لَهُ
قُلُوبُهُمْۜ
وَاِنَّ
اللّٰهَ
لَهَادِ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓوا
اِلٰى
صِرَاطٍ
مُسْتَق۪يمٍ
Bu, kendilerine ilim verilenlerin Kuran’ın, senin Rabbin’den bir gerçek olduğunu bilip de ona inanmaları ve gönüllerini bağlamaları içindir. Allah inananları şüphesiz doğru yola eriştirir.[54]
وَلَقَدْ
اٰتَيْنَا
مُوسَى
الْكِتَابَ
لَعَلَّهُمْ
يَهْتَدُونَ
And olsun ki Musa’ya, doğru yola girsinler diye Kitap verdik.[49]
فَلَمَّا
جَٓاءَ
سُلَيْمٰنَ
قَالَ
اَتُمِدُّونَنِ
بِمَالٍۘ
فَمَٓا
اٰتٰينِيَ
اللّٰهُ
خَيْرٌ
مِمَّٓا
اٰتٰيكُمْۚ
بَلْ
اَنْتُمْ
بِهَدِيَّتِكُمْ
تَفْرَحُونَ
Süleyman’a geldiklerinde: «Bana mal ile yardım etmek mi istiyorsunuz? Allah’ın bana verdiği size verdiğinden daha iyidir. Ama belki de siz hediyenizle sevinirsiniz. Onlara dön! And olsun ki, güç yetiremeyecekleri bir ordu ile gelir onları oradan alçalmış ve küçük düşmüş olarak çıkarırız» dedi.[36-37]
وَلَقَدْ
اٰتَيْنَا
مُوسَى
الْكِتَابَ
مِنْ
بَعْدِ
مَٓا
اَهْلَكْنَا
الْقُرُونَ
الْاُو۫لٰى
بَصَٓائِرَ
لِلنَّاسِ
وَهُدًى
وَرَحْمَةً
لَعَلَّهُمْ
يَتَذَكَّرُونَ
And olsun ki, Musa’ya, ilk nesilleri yok ettikten sonra, insanlar düşünsünler diye Kitap’ı, açık belgeler, doğruluk rehberi ve rahmet olarak verdik.[43]
قُلْ
فَأْتُوا
بِكِتَابٍ
مِنْ
عِنْدِ
اللّٰهِ
هُوَ
اَهْدٰى
مِنْهُمَٓا
اَتَّبِعْهُ
اِنْ
كُنْتُمْ
صَادِق۪ينَ
De ki «Eğer doğru sözlü iseniz, Allah katından, bu ikisinden daha doğru bir Kitap getirin de ona uyayım.»[49]
اَمْ
يَقُولُونَ
افْتَرٰيهُۚ
بَلْ
هُوَ
الْحَقُّ
مِنْ
رَبِّكَ
لِتُنْذِرَ
قَوْماً
مَٓا
اَتٰيهُمْ
مِنْ
نَذ۪يرٍ
مِنْ
قَبْلِكَ
لَعَلَّهُمْ
يَهْتَدُونَ
«Onu peygamberin kendisi uydurdu» diyorlar, öyle mi? Hayır; O, senden önce peygamber gönderilmemiş olan bir milleti uyarman için sana Rabbinden gelen bir gerçektir. Belki artık doğru yolu bulurlar.[3]
وَلَوْ
شِئْنَا
لَاٰتَيْنَا
كُلَّ
نَفْسٍ
هُدٰيهَا
وَلٰكِنْ
حَقَّ
الْقَوْلُ
مِنّ۪ي
لَاَمْلَـَٔنَّ
جَهَنَّمَ
مِنَ
الْجِنَّةِ
وَالنَّاسِ
اَجْمَع۪ينَ
Biz dilesek herkese hidayet verirdik, fakat cehennemi tamamen cin ve insanlarla dolduracağıma dair Benden söz çıkmıştır.[13]
وَلَقَدْ
اٰتَيْنَا
مُوسَى
الْكِتَابَ
فَلَا
تَكُنْ
ف۪ي
مِرْيَةٍ
مِنْ
لِقَٓائِه۪
وَجَعَلْنَاهُ
هُدًى
لِبَن۪ٓي
اِسْرَٓائ۪لَۚ
And olsun ki Musa’ya Kitap verdik; Sakın sen ona kavuşacağından şüphe etme. Musa’ya verdiğimizi İsrailoğullarına doğruluk rehberi kıldık.[23]
وَيَرَى
الَّذ۪ينَ
اُو۫تُوا
الْعِلْمَ
الَّـذ۪ٓي
اُنْزِلَ
اِلَيْكَ
مِنْ
رَبِّكَ
هُوَ
الْحَقَّۙ
وَيَهْد۪ٓي
اِلٰى
صِرَاطِ
الْعَز۪يزِ
الْحَم۪يدِ
Kendilerine ilim verilenler, sana Rabbinden indirilenin hak olduğunu, güçlü ve hamde layık olanın yolunu gösterdiğini bilirler.[6]
وَلَقَدْ
اٰتَيْنَا
مُوسَى
الْهُدٰى
وَاَوْرَثْنَا
بَن۪ٓي
اِسْرَٓائ۪ـلَ
الْكِتَابَۙ
And olsun ki Biz Musa’ya doğruluk rehberi verdik. İsrailoğullarını da, akıl sahipleri için bir öğüt ve doğruluk rehberi olan Kitap’a, Tevrat’a varis kıldık.[53-54]
وَالَّذ۪ينَ
اهْتَدَوْا
زَادَهُمْ
هُدًى
وَاٰتٰيهُمْ
تَقْوٰيهُمْ
Doğru yolu bulanların ise Allah doğruluklarını artırır, onların karşı gelmekten sakınmalarını sağlar.[17]
ذٰلِكَ
بِاَنَّهُ
كَانَتْ
تَأْت۪يهِمْ
رُسُلُهُمْ
بِالْبَيِّنَاتِ
فَقَالُٓوا
اَبَشَرٌ
يَهْدُونَنَاۘ
فَكَفَرُوا
وَتَوَلَّوْا
وَاسْتَغْنَى
اللّٰهُۜ
وَاللّٰهُ
غَنِيٌّ
حَم۪يدٌ
Bu, kendilerine peygamberleri belgelerle geldiğinde: «Bizi doğru yola bir insan mı eriştirecek?» diyerek inkar edip gerçeğe yüz çevirmelerinden ötürüdür. Allah hiçbir şeye muhtaç olmadığını ortaya koymuştur. Allah müstağnidir, övülmeğe layık olandır.[6]
وَمَا
جَعَلْنَٓا
اَصْحَابَ
النَّارِ
اِلَّا
مَلٰٓئِكَةًۖ
وَمَا
جَعَلْنَا
عِدَّتَهُمْ
اِلَّا
فِتْنَةً
لِلَّذ۪ينَ
كَـفَرُواۙ
لِيَسْتَيْقِنَ
الَّذ۪ينَ
اُو۫تُوا
الْـكِتَابَ
وَيَزْدَادَ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓوا
ا۪يمَاناً
وَلَا
يَرْتَابَ
الَّذ۪ينَ
اُو۫تُوا
الْـكِتَابَ
وَالْمُؤْمِنُونَۙ
وَلِيَقُولَ
الَّذ۪ينَ
ف۪ي
قُلُوبِهِمْ
مَرَضٌ
وَالْـكَافِرُونَ
مَاذَٓا
اَرَادَ
اللّٰهُ
بِهٰذَا
مَثَلاًۜ
كَذٰلِكَ
يُضِلُّ
اللّٰهُ
مَنْ
يَشَٓاءُ
وَيَـهْد۪ي
مَنْ
يَشَٓاءُۜ
وَمَا
يَعْلَمُ
جُنُودَ
رَبِّكَ
اِلَّا
هُوَۜ
وَمَا
هِيَ
اِلَّا
ذِكْرٰى
لِلْبَشَرِ۟
Cehennemin bekçilerini yalnız meleklerden kılmışızdır. Sayılarını bildirmekle de, ancak inkar edenlerin denenmesini ve kendilerine kitap verilenlerin kesin bilgi edinmesini ve inananların da imanlarının artmasını sağladık. Kendilerine kitap verilenler ve inananlar şüpheye düşmesinler. Kalblerinde hastalık bulunanlar ve inkarcılar: «Allah bu misalle neyi muradetti?» desinler. İşte Allah, böylece, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola eriştirir. Rabbinin ordularını kendisinden başkası bilmez. Bu, insanoğluna bir öğütten ibarettir.[31]
Yükleniyor...