ه ا

857ayette
1.197kez geçiyor
92/114surede
2farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %67 · Medenî %33
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla) Kalem 17 2. inen sure En çok geçtiği sure Bakara 93 kez

Kelime ailesi

Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.

KelimeTürVezinAnlamAdet
ف۪يهَا Zamir فِيهَا Orada 1187
هَٓا اَنْتُمْ Harfi Nida هَأَنْتُمْ İşte siz 10

Anlam yelpazesi

Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.

Diğer 403 anlam
Onu görürsünüz 6 Ona geldi 6 Onun üstü 5 Onun hepsi 5 Onu kıldık 5 Onun benzeri 5 Ona girerler 5 Onun genişliği 5 Onun yemişi 4 Onu koydu 4 İşte siz 4 Burada 4 Onun eşi 4 O 4 Onu helak ettik 4 Onun ilmi 4 Ona yaslanırlar 4 Onun kapıları 3 Onu aktarırız 3 Onun çatıları 3 Ve onun üzerine 3 Onun bazısı 3 Onun katında 3 Öyleyse ona 3 Onun çevresi 3 Onun tomurcuğu 3 Öyleyse onun üzerine 3 Onun inanması 3 Ve onun içinde 3 Ve ona ararlar 3 Ona ad verdiniz 3 Ona dokunmayın 3 Onun rızkı 3 Ve onun süsü 3 Onun sonu 3 Onun şımarıkları 3 Ve onu kıldık 3 Onun ...ması gibi 3 Onunla karşılaşır 3 Ona geldiler 3 Onun yöneticileri 3 Onun emri 3 Onun rengi 2 Onun hakkında 2 Onun sırtları 2 Onu boşadı 2 Ona uyar 2 Onunla ... arası 2 Onun boyutu 2 Onu geri döndürün 2 Ona mirasçı olur 2 Ona gireriz 2 Öyleyse kesinlikle o 2 Ona hayat verdi 2 Onun yüzü 2 Onu bilir 2 Getir 2 Onun benzerleri 2 Size o miras bırakıldı 2 Onu uyumlu yapmak 2 Hemen onu bırakın 2 Onun haberleri 2 Onun durma zamanı 2 Ona vaat etti 2 Onun dizinin bağını kestiler 2 Onun aşağısı 2 Ondan önce 2 Onu eksiltiriz 2 Onun tarafları 2 Onu listelersiniz 2 Ve onu süsledik 2 Onu uzattık 2 Ona girin 2 Onu giyersiniz 2 Onun karınları 2 Onun canı 2 Ona yaslanır 2 Onun arası 2 Onun suyu 2 Onu buldu 2 Onun gözü 2 Onun edep yeri 2 Onun yükü 2 Ona boyun eğdirdi 2 Onu görürler 2 Onun azabı 2 Ona miras bıraktık 2 Onu gördü 2 Onu örnek veririz 2 Onu işitir 2 Onu taşırlar 2 Onun renkleri 2 Ona yaslanın 2 Onu bina ettik 2 Onun devşirmeleri 2 Onun katkısı 2 Onu bina etti 2 Hemen onu seviyelendirdi 2 Onun kuşluk vakti 2 Onun Rabbini 2 yakıtı 1 Onun bakliyatı 1 Ve onun salatalığı 1 Ve onun sarmısağı 1 Ve onun mercimeği 1 Ve onun soğanı 1 Onun iki eli 1 Onun arkası 1 Onu boğazladılar 1 Onun bazısıyla 1 Onu unuttururuz 1 Onun harap olması 1 Ona fayda eder 1 Ona razı olursun 1 yöneldiği 1 Ona yaklaşmayın 1 Onun sınırını aşmayın 1 Onu açıklar 1 Onun çocuğu için 1 Onu ayırırız 1 Ona giydiririz 1 Ona isabet etti 1 Ona isabet eder 1 Hemen ona isabet etti 1 Onu gizlersiniz 1 Ve ona verirsiniz 1 Ona devredersiniz 1 Onu yazarsınız 1 Onu gizler 1 Onu koydum 1 Ona ad verdim 1 Onu sığındırırım 1 Ve onun zürriyyeti 1 Onu kabul etti 1 Ve onu büyüttü 1 Ve ona kefil kıldı 1 Onu aktarın 1 Ona ararsınız 1 Onu döngü yaparız 1 Onun iki katı 1 Onu tüketmeyin 1 İkisi ona gelir 1 Onu katlar 1 Hemen onu geri döndürürüz 1 Onun arkaları 1 Ondan başkası 1 Onun kocası 1 Onu bırakmanız sebebiyle 1 Onu edindiler 1 Onu söndürdü 1 Onu sordu 1 Onu indiren 1 Ona verdik 1 Onu açığa çıkarırsınız 1 Onun suç işleyenleri 1 Onu yer 1 Hemen ona geldi 1 Kardeşi 1 Onun ovaları 1 Ve ona ararsınız 1 Onu miras bırakır 1 Ve onun batıları 1 Ve onu tamamladık 1 Hemen onu tut 1 Onun en iyisini 1 Onun nüshası 1 Yakında onu yazacağım 1 Onu belirtir 1 Onun vakti 1 Ona sardı 1 Onu seçtin 1 Hemen onu harcayacaklar 1 Ona nimet verdi 1 Onu elde ettiniz 1 Onun kesadı 1 Ona razı olursunuz 1 Onu harcarlar 1 Onun yaldızı 1 Onun benzeri ile 1 Hemen ona fayda etti 1 Onun İstikrarlı yeri 1 Ve onun veda ettiği yer 1 Onu söktük 1 Sizi ona mecbur tutar mıyız? 1 Onun akması 1 Ve onun durma zamanı 1 Onu vahyederiz 1 Onu bilirsin 1 Onun perçemini 1 Hemen onu müjdeledik 1 Ona isabet eden 1 Onu tamamladı 1 Onun evi 1 Onun yöneticisi 1 Onun genç erkeği 1 Ona sızdı 1 Onu görürüz 1 Onu tanırlar 1 Onu gerçekleştirdi 1 Onu çıkarttı 1 Hemen onu gizledi 1 Onu açığa çıkarır 1 Onu kıldı 1 Onun ölçüsüyle 1 Ve onun gölgesi 1 Onun kökü 1 Ve onun dalı 1 Ve onu koruduk 1 Ve kesinlikle o 1 Onu yarattı 1 Ona binmeniz için 1 Onu hafifleştirirsiniz 1 Onun yünleri 1 Ve onun tüyleri 1 Ve onun kılları 1 Onu tanımazlar 1 Onun pekiştirilmesi 1 Onun ipliği 1 Onun sabit olması 1 Ona gelir 1 Hemen ona tattırdı 1 Hemen onun arkasını kestik 1 Onun koşması 1 Onu umarsın 1 Onu açma 1 Onu helak edenler 1 Ona azap edenler 1 Onun çiti 1 Onu listeledi 1 Ona düşenler 1 Onu yardı 1 Onu yardın mı? 1 Onu kusurlu kılarım 1 Onun dışında 1 Onu getirtti 1 Onu çağırdı 1 Onun kavmi 1 Ona varan 1 Onu gizlerim 1 Onu koy 1 Onu al 1 Yakında onu geri döndürüreceğiz 1 Onun yapısı 1 Hemen onu koyduk 1 Hemen onu fırlattım 1 Onu toz halinde savurur 1 Hemen onu bırakır 1 Hemen onu unuttun 1 Onun batışı 1 Onun ayetleri 1 Onu geri döndürmek 1 Hemen onu anlamasını sağladık 1 Ve onun oğlu 1 Ona vardılar 1 Onun çıtırtısı 1 Onun mahalli 1 Onun yanları 1 Ona boyun eğdirdik 1 Onun etleri 1 Onun kanları 1 Onu aldım 1 Onun elçisi 1 Onu söyleyen 1 Onu indirdik 1 Ve onu farz kıldık 1 Onunla evlenir 1 Ona girmeyin 1 Onun yağı 1 Onu görür 1 Onu yazdırdı 1 Onu yaptım 1 Onu başa kakarsın 1 Ona kesin inanır hale geldi 1 Onun sözü 1 Ve ona 1 Onu buldum 1 Ve onun kavmi 1 Onu bozdular 1 Onun tahtını 1 Onun tahtı 1 Ve onu alıkoydu 1 Onun iki bacağı 1 Onu ölçüp biçtik 1 Onun ormanı 1 Onu hesap edersin 1 Onu haram etti 1 Hemen onu tanırsınız 1 Onun kalbi 1 Onun geçimliği 1 Onun annesi 1 Onu kılarız 1 Onu akleder 1 Ona rızık verir 1 Ve onu imar ettiler 1 Onu imar ettiler 1 Ve onu edinir 1 Ona yol göstermek 1 Onun çapları 1 Öyleyse kesinlikle ona verdiler 1 Onu ezersiniz 1 Ona veririz 1 Onun ücreti 1 Seni onunla eşleştirdik 1 Onu sayarak tamamlarsınız 1 Onunla evlenmek ister 1 Ve onu taşıdı 1 Onun sabah yolculuğu 1 Ve onun gece dönüşü 1 Onu ders yaparlar 1 Onun sırtı 1 Ona hayat verdik 1 Onu ast yaptık 1 Ona hayat verir 1 Onu inşa etti 1 Beni ona kefil yap 1 Ona kulluk ederler 1 Onun uyuması 1 Onu söyledi 1 Hemen ona girin 1 Onun gıdaları 1 Onun tomurcuk kabukları 1 Kıldı 1 Onun kız kardeşi 1 Onu edindi 1 Kendiliğinden ona uy 1 Onun kitabı 1 Onun yükleri 1 Onu tarif etti 1 Onun şartları 1 Onun kilitleri 1 Sizden onu ister 1 Onu almanız için 1 Onu alırlar 1 Onu alırsınız 1 Ve onun halkı 1 Onunla beraber 1 Onu döşedik 1 Hemen onu sardırdı 1 Onu bıraktık 1 Onu yükseltti 1 Onun astarları 1 Onun vuku bulmasını 1 Onun ağacı 1 Onu döndürürsünüz 1 Onu iyileştiririz 1 Onu kendi kendilerine yoktan var ettiler 1 Onu yazdık 1 Onu gözettiler 1 Onu gözetmek 1 Onu bıraktınız 1 Onun kökleri 1 Seversiniz 1 Onun eceli 1 Ona verdi 1 Sonra onunla hesaplaştık 1 Ve ona azap ettik 1 Ona haber verdi 1 Onun yakıtı 1 Onun açılanma yerleri 1 Kesinlikle onu devşirecekler 1 Kesinlikle ona girmesin 1 Onu gördüler 1 Onu kılmamız için 1 Ve onu beller 1 Onun kenarları 1 Ah keşke o 1 Onun uzunluğu 1 Hemen onu bulduk 1 Onu yararlar 1 Onun gölgeleri 1 Onu ölçüp biçtiler 1 Onun görme organları 1 Onun boyu 1 Onun gecesi 1 Onu düzenledi 1 Ve onun merası 1 Onu çaktı 1 Onu anlama 1 Onun sona ermesi 1 Ondan çekinir 1 Onu sarar 1 Ve ondan uzak durur 1 Onun koşması için 1 Ve onun kuşluk vakti 1 Onu aktardı 1 Onu belirtti 1 Onu örter 1 Onu yaydı 1 Onu seviyelendirdi 1 Hemen ona ilham etti 1 Onun ahlaksızlığı 1 Ve onun sığınması 1 Onu akladı 1 Onu soktu 1 Onun taşkınlığı sebebiyle 1 Onun en Mutsuzu 1 Ve ona su verilmesi 1 Hemen onun dizinin bağını kestiler 1 Ve ondan uzaklaştırılacak 1 Onun sarsıntısı 1 Onun ağırlıkları 1 Kesinlikle onu göreceksiniz 1 boynun- 1

Kavram ağı

Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.

Sure dağılımı

Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî

Vahiy sürecinde kullanım

Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.

1. inen: Alak — 0 kez 2. inen: Kalem — 5 kez 3. inen: Müzzemmil — 0 kez 4. inen: Müddessir — 2 kez 5. inen: Fâtiha — 0 kez 6. inen: Tebbet — 1 kez 7. inen: Tekvîr — 0 kez 8. inen: A’lâ — 2 kez 9. inen: Leyl — 2 kez 10. inen: Fecr — 2 kez 11. inen: Duhâ — 0 kez 12. inen: İnşirâh — 0 kez 13. inen: Asr — 0 kez 14. inen: Âdiyât — 0 kez 15. inen: Kevser — 0 kez 16. inen: Tekâsür — 1 kez 17. inen: Mâ’ûn — 0 kez 18. inen: Kâfirûn — 0 kez 19. inen: Fil — 0 kez 20. inen: Felâk — 0 kez 21. inen: Nâs — 0 kez 22. inen: İhlâs — 0 kez 23. inen: Necm — 5 kez 24. inen: Abese — 4 kez 25. inen: Kadr — 1 kez 26. inen: Şems — 18 kez 27. inen: Bürûc — 2 kez 28. inen: Tîn — 0 kez 29. inen: Kureyş — 0 kez 30. inen: Kâri’a — 0 kez 31. inen: Kıyâme — 2 kez 32. inen: Hümeze — 1 kez 33. inen: Mürselât — 2 kez 34. inen: Kâf — 10 kez 35. inen: Beled — 0 kez 36. inen: Târık — 1 kez 37. inen: Kamer — 2 kez 38. inen: Sâd — 7 kez 39. inen: A’râf — 78 kez 40. inen: Cin — 3 kez 41. inen: Yâsîn — 18 kez 42. inen: Furkân — 14 kez 43. inen: Fâtır — 15 kez 44. inen: Meryem — 13 kez 45. inen: Tâ-Hâ — 36 kez 46. inen: Vâkı’a — 8 kez 47. inen: Şu’arâ — 14 kez 48. inen: Neml — 34 kez 49. inen: Kasas — 17 kez 50. inen: İsrâ — 19 kez 51. inen: Yûnus — 16 kez 52. inen: Hûd — 35 kez 53. inen: Yûsuf — 21 kez 54. inen: Hicr — 18 kez 55. inen: En’âm — 36 kez 56. inen: Sâffât — 8 kez 57. inen: Lokman — 8 kez 58. inen: Sebe’ — 11 kez 59. inen: Zümer — 20 kez 60. inen: Mü’min — 11 kez 61. inen: Fussilet — 17 kez 62. inen: Şûrâ — 10 kez 63. inen: Zuhruf — 14 kez 64. inen: Duhân — 5 kez 65. inen: Câsiye — 9 kez 66. inen: Ahkâf — 4 kez 67. inen: Zâriyât — 6 kez 68. inen: Gâşiye — 4 kez 69. inen: Kehf — 29 kez 70. inen: Nahl — 29 kez 71. inen: Nûh — 2 kez 72. inen: İbrahim — 11 kez 73. inen: Enbiyâ — 27 kez 74. inen: Mü’minûn — 20 kez 75. inen: Secde — 5 kez 76. inen: Tûr — 4 kez 77. inen: Mülk — 6 kez 78. inen: Hâkka — 9 kez 79. inen: Me’âric — 1 kez 80. inen: Nebe’ — 3 kez 81. inen: Nâzi’ât — 18 kez 82. inen: İnfitâr — 2 kez 83. inen: İnşikâk — 3 kez 84. inen: Rûm — 9 kez 85. inen: Ankebût — 13 kez 86. inen: Mutaffifîn — 1 kez 87. inen: Bakara — 93 kez 88. inen: Enfâl — 4 kez 89. inen: Âl-i İmrân — 37 kez 90. inen: Ahzâb — 22 kez 91. inen: Mümtehine — 0 kez 92. inen: Nisâ — 44 kez 93. inen: Zilzâl — 5 kez 94. inen: Hadîd — 11 kez 95. inen: Muhammed — 11 kez 96. inen: Ra’d — 14 kez 97. inen: Rahmân — 7 kez 98. inen: İnsan — 11 kez 99. inen: Talâk — 8 kez 100. inen: Beyyine — 4 kez 101. inen: Haşr — 4 kez 102. inen: Nûr — 19 kez 103. inen: Hac — 32 kez 104. inen: Münâfikûn — 2 kez 105. inen: Mücâdele — 5 kez 106. inen: Hucurât — 0 kez 107. inen: Tahrîm — 6 kez 108. inen: Teğâbun — 3 kez 109. inen: Saff — 2 kez 110. inen: Cum’a — 2 kez 111. inen: Fetih — 10 kez 112. inen: Mâide — 30 kez 113. inen: Tevbe — 27 kez 114. inen: Nasr — 0 kez
← ilk inenson inen →

Ayetler

“Onunla” ✕ Süzgeci kaldır

29 ayet

اِنْ تَمْسَسْكُمْ حَسَنَةٌ تَسُؤْهُمْۘ وَاِنْ تُصِبْكُمْ سَيِّئَةٌ يَفْرَحُوا بِهَاۜ وَاِنْ تَصْبِرُوا وَتَتَّقُوا لَا يَضُرُّكُمْ كَيْدُهُمْ شَيْـٔاًۜ اِنَّ اللّٰهَ بِمَا يَعْمَلُونَ مُح۪يطٌ۟
Size bir iyilik gelse, onların fenasına gider; başınıza bir kötülük gelse buna sevinirler. Sabreder ve sakınırsanız, onların hilesi size hiçbir zarar vermez. Allah işlediklerinin hepsini ilmiyle kuşatmıştır.[120]
يُوص۪يكُمُ اللّٰهُ ف۪ٓي اَوْلَادِكُمْ لِلذَّكَرِ مِثْلُ حَظِّ الْاُنْثَيَيْنِۚ فَاِنْ كُنَّ نِسَٓاءً فَوْقَ اثْنَتَيْنِ فَلَهُنَّ ثُلُثَا مَا تَرَكَۚ وَاِنْ كَانَتْ وَاحِدَةً فَلَهَا النِّصْفُۜ وَلِاَبَوَيْهِ لِكُلِّ وَاحِدٍ مِنْهُمَا السُّدُسُ مِمَّا تَرَكَ اِنْ كَانَ لَهُ وَلَدٌۚ فَاِنْ لَمْ يَكُنْ لَهُ وَلَدٌ وَوَرِثَهُٓ اَبَوَاهُ فَلِاُمِّهِ الثُّلُثُۚ فَاِنْ كَانَ لَهُٓ اِخْوَةٌ فَلِاُمِّهِ السُّدُسُ مِنْ بَعْدِ وَصِيَّةٍ يُوص۪ي بِهَٓا اَوْ دَيْنٍۜ اٰبَٓاؤُ۬كُمْ وَاَبْنَٓاؤُ۬كُمْۚ لَا تَدْرُونَ اَيُّهُمْ اَقْرَبُ لَكُمْ نَفْعاًۚ فَر۪يضَةً مِنَ اللّٰهِۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَل۪يماً حَك۪يماً
Allah çocuklarınız hakkında, erkeğe iki dişinin hissesi kadar tavsiye eder. Eğer kadınlar ikinin üstünde ise, bırakılanın üçte ikisi onlarındır; şayet bir ise yarısı onundur. Ana babadan her birine, ölenin çocuğu varsa yaptığı vasiyetten veya borcundan arta kalanın altıda biri, çocuğu yoksa, anası babası ona varis olur, anasına üçte bir düşer. Kardeşleri varsa, altıda biri annesinindir; babalarınız ve oğullarınızdan menfaatçe hangisinin size daha yakın olduğunu siz bilmezsiniz. Bunlar Allah tarafından tesbit edilmiştir. Doğrusu Allah bilendir, Hakim olandır.[11]
وَلَكُمْ نِصْفُ مَا تَرَكَ اَزْوَاجُكُمْ اِنْ لَمْ يَكُنْ لَهُنَّ وَلَدٌۚ فَاِنْ كَانَ لَهُنَّ وَلَدٌ فَلَكُمُ الرُّبُعُ مِمَّا تَرَكْنَ مِنْ بَعْدِ وَصِيَّةٍ يُوص۪ينَ بِهَٓا اَوْ دَيْنٍۜ وَلَهُنَّ الرُّبُعُ مِمَّا تَرَكْتُمْ اِنْ لَمْ يَكُنْ لَكُمْ وَلَدٌۚ فَاِنْ كَانَ لَكُمْ وَلَدٌ فَلَهُنَّ الثُّمُنُ مِمَّا تَرَكْتُمْ مِنْ بَعْدِ وَصِيَّةٍ تُوصُونَ بِهَٓا اَوْ دَيْنٍۜ وَاِنْ كَانَ رَجُلٌ يُورَثُ كَلَالَةً اَوِ امْرَاَةٌ وَلَهُٓ اَخٌ اَوْ اُخْتٌ فَلِكُلِّ وَاحِدٍ مِنْهُمَا السُّدُسُۚ فَاِنْ كَانُٓوا اَكْثَرَ مِنْ ذٰلِكَ فَهُمْ شُرَكَٓاءُ فِي الثُّلُثِ مِنْ بَعْدِ وَصِيَّةٍ يُوصٰى بِهَٓا اَوْ دَيْنٍۙ غَيْرَ مُضَٓارٍّۚ وَصِيَّةً مِنَ اللّٰهِۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ حَل۪يمٌۜ
Kadınlarınızın çocukları yoksa bıraktıklarının yarısı sizindir, çocukları varsa, bıraktıklarının ettikleri vasiyetten veya borçtan arta kalanın dörtte biri sizindir. Sizin çocuğunuz yoksa ettiğiniz vasiyet veya borç çıktıktan sonra bıraktıklarınızın dörtte biri karılarınızındır; çocuğunuz varsa, bıraktıklarınızın sekizde biri onlarındır. Eğer bir erkek veya kadına kelale yollu (çocuğu ve babası olmadığı halde) varis olunuyor ve bunların ana-bir erkek veya bir kız kardeşi bulunuyorsa, her birine edilen vasiyetten veya borçtan arta kalanın altıda biri düşer; ikiden çoksalar, üçte birine, zarara uğratılmaksızın ortak olurlar. Bunlar Allah tarafından tavsiye edilmiştir. Allah bilendir. Halim’dir.[12]
وَقَدْ نَزَّلَ عَلَيْكُمْ فِي الْكِتَابِ اَنْ اِذَا سَمِعْتُمْ اٰيَاتِ اللّٰهِ يُكْفَرُ بِهَا وَيُسْتَهْزَاُ بِهَا فَلَا تَقْعُدُوا مَعَهُمْ حَتّٰى يَخُوضُوا ف۪ي حَد۪يثٍ غَيْرِه۪ۘ اِنَّكُمْ اِذاً مِثْلُهُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ جَامِـعُ الْمُنَافِق۪ينَ وَالْكَافِر۪ينَ ف۪ي جَهَنَّمَ جَم۪يعاًۙ
O, size Kitap’da «Allah’ın ayetlerinin inkar edildiğini ve alaya alındığını işittiğinizde, başka bir söze geçmedikçe, onlarla bir arada oturmayın, yoksa siz de onlar gibi olursunuz» diye indirdi. Doğrusu Allah münafıkları ve kafirlerin hepsini cehennemde toplayacaktır.[140]
اِنَّٓا اَنْزَلْنَا التَّوْرٰيةَ ف۪يهَا هُدًى وَنُورٌۚ يَحْكُمُ بِهَا النَّبِيُّونَ الَّذ۪ينَ اَسْلَمُوا لِلَّذ۪ينَ هَادُوا وَالرَّبَّانِيُّونَ وَالْاَحْبَارُ بِمَا اسْتُحْفِظُوا مِنْ كِتَابِ اللّٰهِ وَكَانُوا عَلَيْهِ شُهَدَٓاءَۚ فَلَا تَخْشَوُا النَّاسَ وَاخْشَوْنِ وَلَا تَشْتَرُوا بِاٰيَات۪ي ثَمَناً قَل۪يلاًۜ وَمَنْ لَمْ يَحْكُمْ بِمَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْكَافِرُونَ
Doğrusu Biz yol gösterici olarak Tevrat’ı indirdik. Kendisini Allah’a teslim etmiş peygamberler, yahudi olanlara onunla ve Rabbe kul olanlar, bilginler de Allah’ın Kitap’ından elde mahfuz kalanla hükmederlerdi. Tevrat’a şahiddiler. O halde insanlardan korkmayın, benden korkun, ayetlerimi hiçbir değerle değiştirmeyin; Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler, işte onlar kafirlerdir.[44]
وَهُوَ الَّذ۪ي جَعَلَ لَكُمُ النُّجُومَ لِتَهْتَدُوا بِهَا ف۪ي ظُلُمَاتِ الْبَرِّ وَالْبَحْرِۜ قَدْ فَصَّلْنَا الْاٰيَاتِ لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ
O, yıldızları kara ve denizin karanlıklarında yol bulasınız diye sizin için var edendir. Bilen millet için ayetleri uzun uzadıya açıkladık.[97]
وَلُوطاً اِذْ قَالَ لِقَوْمِه۪ٓ اَتَأْتُونَ الْفَاحِشَةَ مَا سَبَقَكُمْ بِهَا مِنْ اَحَدٍ مِنَ الْعَالَم۪ينَ
Lut’u da gönderdik, milletine «Dünyalarda hiç kimsenin sizden önce yapmadığı bir hayasızlığı mı yapıyorsunuz? Siz kadınları bırakıp erkeklere yaklaşıyorsunuz, doğrusu çok aşırı giden bir milletsiniz» dedi.[80-81]
قَالَ اِنْ كُنْتَ جِئْتَ بِاٰيَةٍ فَأْتِ بِهَٓا اِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِق۪ينَ
Firavun: «Bir mucize getirdiysen ortaya koy bakalım, doğru sözlülerden isen bunu yaparsın» dedi.[106]
وَقَالُوا مَهْمَا تَأْتِنَا بِه۪ مِنْ اٰيَةٍ لِتَسْحَرَنَا بِهَاۙ فَمَا نَحْنُ لَكَ بِمُؤْمِن۪ينَ
Firavun ailesi: «Bizi sihirlemek için ne mucize gösterirsen göster, sana inanmayacağız» dediler.[132]
وَاخْتَارَ مُوسٰى قَوْمَهُ سَبْع۪ينَ رَجُلاً لِم۪يقَاتِنَاۚ فَلَمَّٓا اَخَذَتْهُمُ الرَّجْفَةُ قَالَ رَبِّ لَوْ شِئْتَ اَهْلَكْتَهُمْ مِنْ قَبْلُ وَاِيَّايَۜ اَتُهْلِكُنَا بِمَا فَعَلَ السُّفَـهَٓاءُ مِنَّاۚ اِنْ هِيَ اِلَّا فِتْنَتُكَۜ تُضِلُّ بِهَا مَنْ تَشَٓاءُ وَتَهْد۪ي مَنْ تَشَٓاءُۜ اَنْتَ وَلِيُّنَا فَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا وَاَنْتَ خَيْرُ الْغَافِر۪ينَ
Musa, tayin ettiğimiz müddette milletinden yetmiş kişi seçti; onları sarsıntı tutunca dedi ki: «Rabbim! Dileseydin daha önce beni ve onları yok ederdin, aramızdaki beyinsizlerin yaptıklarından ötürü bizi yok eder misin? Bu, Senin imtihanından başka birşey değildir, bununla dilediğini saptırır, dilediğini doğru yola iletirsin; bizim dostumuz Sensin; bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bağışlayanların en iyisisin.»[155]
وَلَوْ شِئْنَا لَرَفَعْنَاهُ بِهَا وَلٰكِنَّهُٓ اَخْلَدَ اِلَى الْاَرْضِ وَاتَّـبَعَ هَوٰيهُۚ فَمَثَلُهُ كَمَثَلِ الْكَلْبِۚ اِنْ تَحْمِلْ عَلَيْهِ يَلْهَثْ اَوْ تَتْرُكْهُ يَلْهَثْۜ ذٰلِكَ مَثَلُ الْقَوْمِ الَّذ۪ينَ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَاۚ فَاقْصُصِ الْقَصَصَ لَعَلَّهُمْ يَتَفَكَّرُونَ
Dileseydik, onu ayetlerimizle üstün kılardık; fakat o, dünyaya meyletti ve hevesine uydu. Durumu, üstüne varsan da, kendi haline bıraksan da, dilini sarkıtıp soluyan köpeğin durumu gibidir. İşte ayetlerimizi yalan sayan kimselerin hali böyledir. Sen onlara bu kıssayı anlat, belki üzerinde düşünürler.[176]
وَلِلّٰهِ الْاَسْمَٓاءُ الْحُسْنٰى فَادْعُوهُ بِهَاۖ وَذَرُوا الَّذ۪ينَ يُلْحِدُونَ ف۪ٓي اَسْمَٓائِه۪ۜ سَيُجْزَوْنَ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ
En güzel isimler Allah’ındır, O’na o isimlerle dua edin, O’nun isimleri konusunda eğriliğe sapanları bırakın. Onlar yaptıklarının cezasını göreceklerdir.[180]
اَلَهُمْ اَرْجُلٌ يَمْشُونَ بِهَاۘ اَمْ لَهُمْ اَيْدٍ يَبْطِشُونَ بِهَاۘ اَمْ لَهُمْ اَعْيُنٌ يُبْصِرُونَ بِهَاۘ اَمْ لَهُمْ اٰذَانٌ يَسْمَعُونَ بِهَاۜ قُلِ ادْعُوا شُرَكَٓاءَكُمْ ثُمَّ ك۪يدُونِ فَلَا تُنْظِرُونِ
Onların yürüyecek ayakları mı var, yoksa tutacak elleri mi var, ya da görecek gözleri mi var, veya işitecek kulakları mı var? De ki: «Ortaklarınızı çağırın elinizden gelirse bana tuzak kurun, göz açtırmayın.»[195]
يَوْمَ يُحْمٰى عَلَيْهَا ف۪ي نَارِ جَهَنَّمَ فَتُكْوٰى بِهَا جِبَاهُهُمْ وَجُنُوبُهُمْ وَظُهُورُهُمْۜ هٰذَا مَا كَنَزْتُمْ لِاَنْفُسِكُمْ فَذُوقُوا مَا كُنْتُمْ تَكْنِزُونَ
Bunlar cehennem ateşinde kızdırıldığı gün, alınları, böğürleri ve sırtları onlarla dağlanacak, «Bu, kendiniz için biriktirdiğinizdir; biriktirdiğinizi tadın» denecek.[35]
فَلَا تُعْجِبْكَ اَمْوَالُهُمْ وَلَٓا اَوْلَادُهُمْۜ اِنَّمَا يُر۪يدُ اللّٰهُ لِيُعَذِّبَهُمْ بِهَا فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَتَزْهَقَ اَنْفُسُهُمْ وَهُمْ كَافِرُونَ
Artık onların malları ve çocukları seni imrendirmesin. Allah bunlarla onlara dünya hayatında azabetmek ve canlarının inkarcı olarak çıkmasını ister.[55]
وَلَا تُعْجِبْكَ اَمْوَالُهُمْ وَاَوْلَادُهُمْۜ اِنَّمَا يُر۪يدُ اللّٰهُ اَنْ يُعَذِّبَهُمْ بِهَا فِي الدُّنْيَا وَتَزْهَقَ اَنْفُسُهُمْ وَهُمْ كَافِرُونَ
Malları ve çocukları seni hayrete düşürmesin; Allah bunlarla onlara dünyada azabetmek ve canlarının inkarcı olarak çıkmasını ister.[85]
خُذْ مِنْ اَمْوَالِهِمْ صَدَقَةً تُطَهِّرُهُمْ وَتُزَكّ۪يهِمْ بِهَا وَصَلِّ عَلَيْهِمْۜ اِنَّ صَلٰوتَكَ سَكَنٌ لَهُمْۜ وَاللّٰهُ سَم۪يعٌ عَل۪يمٌ
Mallarının bir kısmını, kendilerini temizleyip arıtacak sadaka olarak al, onlara dua et; senin duan onlar için bir güvendir. Allah işitir ve bilir.[103]
اِنَّ الَّذ۪ينَ لَا يَرْجُونَ لِقَٓاءَنَا وَرَضُوا بِالْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَاطْمَاَنُّوا بِهَا وَالَّذ۪ينَ هُمْ عَنْ اٰيَاتِنَا غَافِلُونَۙ
Bizimle karşılaşmayı ummayan ve dünya hayatından hoşnut olup ona bağlananların ve ayetlerimizden habersiz bulunanların, işte bunların kazandıklarına karşılık varacakları yer cehennemdir.[7-8]
هُوَ الَّذ۪ي يُسَيِّرُكُمْ فِي الْبَرِّ وَالْبَحْرِۜ حَتّٰٓى اِذَا كُنْتُمْ فِي الْفُلْكِۚ وَجَرَيْنَ بِهِمْ بِر۪يحٍ طَيِّبَةٍ وَفَرِحُوا بِهَا جَٓاءَتْهَا ر۪يحٌ عَاصِفٌ وَجَٓاءَهُمُ الْمَوْجُ مِنْ كُلِّ مَكَانٍ وَظَنُّٓوا اَنَّهُمْ اُح۪يطَ بِهِمْۙ دَعَوُا اللّٰهَ مُخْلِص۪ينَ لَهُ الدّ۪ينَۚ لَئِنْ اَنْجَيْتَنَا مِنْ هٰذِه۪ لَنَكُونَنَّ مِنَ الشَّاكِر۪ينَ
Sizi karada ve denizde yürüten Allah’tır. Bulunduğunuz gemi, içindekileri güzel bir rüzgarla götürürken yolcular neşelenirler; bir fırtına çıkıp da onları her taraftan dalgaların sardığı ve çepeçevre kuşatıldıklarını sandıkları anda ise Allah’ın dinine sarılarak, «Bizi bu tehlikeden kurtarırsan and olsun ki şükredenlerden oluruz» diye O’na yalvarırlar.[22]
قَالَ هِيَ عَصَايَۚ اَتَوَكَّـؤُ۬ا عَلَيْهَا وَاَهُشُّ بِهَا عَلٰى غَنَم۪ي وَلِيَ ف۪يهَا مَاٰرِبُ اُخْرٰى
Musa: «O benim değneğimdir, ona dayanırım, onunla davarıma yaprak silkerim, ondan daha birçok işlerde faydalanırım» dedi.[18]
Yükleniyor...