ه ا
857ayette
1.197kez geçiyor
92/114surede
2farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %67 · Medenî %33
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Kalem 17
2. inen sure
En çok geçtiği sure
Bakara
93 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| ف۪يهَا | Zamir | فِيهَا | Orada | 1187 |
| هَٓا اَنْتُمْ | Harfi Nida | هَأَنْتُمْ | İşte siz | 10 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Orada 174
Ondan 112
Onun içinde 65
Ona 53
Onun üzerine 46
Onu 38
Onun altı 36
Onunla 34
Onun halkı 19
Kesinlikle o 17
Onun ölümü 11
Onun Rabbi 7
Ve ondan 7
Ondan sonra 6
Diğer 403 anlam
Onu görürsünüz 6
Ona geldi 6
Onun üstü 5
Onun hepsi 5
Onu kıldık 5
Onun benzeri 5
Ona girerler 5
Onun genişliği 5
Onun yemişi 4
Onu koydu 4
İşte siz 4
Burada 4
Onun eşi 4
O 4
Onu helak ettik 4
Onun ilmi 4
Ona yaslanırlar 4
Onun kapıları 3
Onu aktarırız 3
Onun çatıları 3
Ve onun üzerine 3
Onun bazısı 3
Onun katında 3
Öyleyse ona 3
Onun çevresi 3
Onun tomurcuğu 3
Öyleyse onun üzerine 3
Onun inanması 3
Ve onun içinde 3
Ve ona ararlar 3
Ona ad verdiniz 3
Ona dokunmayın 3
Onun rızkı 3
Ve onun süsü 3
Onun sonu 3
Onun şımarıkları 3
Ve onu kıldık 3
Onun ...ması gibi 3
Onunla karşılaşır 3
Ona geldiler 3
Onun yöneticileri 3
Onun emri 3
Onun rengi 2
Onun hakkında 2
Onun sırtları 2
Onu boşadı 2
Ona uyar 2
Onunla ... arası 2
Onun boyutu 2
Onu geri döndürün 2
Ona mirasçı olur 2
Ona gireriz 2
Öyleyse kesinlikle o 2
Ona hayat verdi 2
Onun yüzü 2
Onu bilir 2
Getir 2
Onun benzerleri 2
Size o miras bırakıldı 2
Onu uyumlu yapmak 2
Hemen onu bırakın 2
Onun haberleri 2
Onun durma zamanı 2
Ona vaat etti 2
Onun dizinin bağını kestiler 2
Onun aşağısı 2
Ondan önce 2
Onu eksiltiriz 2
Onun tarafları 2
Onu listelersiniz 2
Ve onu süsledik 2
Onu uzattık 2
Ona girin 2
Onu giyersiniz 2
Onun karınları 2
Onun canı 2
Ona yaslanır 2
Onun arası 2
Onun suyu 2
Onu buldu 2
Onun gözü 2
Onun edep yeri 2
Onun yükü 2
Ona boyun eğdirdi 2
Onu görürler 2
Onun azabı 2
Ona miras bıraktık 2
Onu gördü 2
Onu örnek veririz 2
Onu işitir 2
Onu taşırlar 2
Onun renkleri 2
Ona yaslanın 2
Onu bina ettik 2
Onun devşirmeleri 2
Onun katkısı 2
Onu bina etti 2
Hemen onu seviyelendirdi 2
Onun kuşluk vakti 2
Onun Rabbini 2
yakıtı 1
Onun bakliyatı 1
Ve onun salatalığı 1
Ve onun sarmısağı 1
Ve onun mercimeği 1
Ve onun soğanı 1
Onun iki eli 1
Onun arkası 1
Onu boğazladılar 1
Onun bazısıyla 1
Onu unuttururuz 1
Onun harap olması 1
Ona fayda eder 1
Ona razı olursun 1
yöneldiği 1
Ona yaklaşmayın 1
Onun sınırını aşmayın 1
Onu açıklar 1
Onun çocuğu için 1
Onu ayırırız 1
Ona giydiririz 1
Ona isabet etti 1
Ona isabet eder 1
Hemen ona isabet etti 1
Onu gizlersiniz 1
Ve ona verirsiniz 1
Ona devredersiniz 1
Onu yazarsınız 1
Onu gizler 1
Onu koydum 1
Ona ad verdim 1
Onu sığındırırım 1
Ve onun zürriyyeti 1
Onu kabul etti 1
Ve onu büyüttü 1
Ve ona kefil kıldı 1
Onu aktarın 1
Ona ararsınız 1
Onu döngü yaparız 1
Onun iki katı 1
Onu tüketmeyin 1
İkisi ona gelir 1
Onu katlar 1
Hemen onu geri döndürürüz 1
Onun arkaları 1
Ondan başkası 1
Onun kocası 1
Onu bırakmanız sebebiyle 1
Onu edindiler 1
Onu söndürdü 1
Onu sordu 1
Onu indiren 1
Ona verdik 1
Onu açığa çıkarırsınız 1
Onun suç işleyenleri 1
Onu yer 1
Hemen ona geldi 1
Kardeşi 1
Onun ovaları 1
Ve ona ararsınız 1
Onu miras bırakır 1
Ve onun batıları 1
Ve onu tamamladık 1
Hemen onu tut 1
Onun en iyisini 1
Onun nüshası 1
Yakında onu yazacağım 1
Onu belirtir 1
Onun vakti 1
Ona sardı 1
Onu seçtin 1
Hemen onu harcayacaklar 1
Ona nimet verdi 1
Onu elde ettiniz 1
Onun kesadı 1
Ona razı olursunuz 1
Onu harcarlar 1
Onun yaldızı 1
Onun benzeri ile 1
Hemen ona fayda etti 1
Onun İstikrarlı yeri 1
Ve onun veda ettiği yer 1
Onu söktük 1
Sizi ona mecbur tutar mıyız? 1
Onun akması 1
Ve onun durma zamanı 1
Onu vahyederiz 1
Onu bilirsin 1
Onun perçemini 1
Hemen onu müjdeledik 1
Ona isabet eden 1
Onu tamamladı 1
Onun evi 1
Onun yöneticisi 1
Onun genç erkeği 1
Ona sızdı 1
Onu görürüz 1
Onu tanırlar 1
Onu gerçekleştirdi 1
Onu çıkarttı 1
Hemen onu gizledi 1
Onu açığa çıkarır 1
Onu kıldı 1
Onun ölçüsüyle 1
Ve onun gölgesi 1
Onun kökü 1
Ve onun dalı 1
Ve onu koruduk 1
Ve kesinlikle o 1
Onu yarattı 1
Ona binmeniz için 1
Onu hafifleştirirsiniz 1
Onun yünleri 1
Ve onun tüyleri 1
Ve onun kılları 1
Onu tanımazlar 1
Onun pekiştirilmesi 1
Onun ipliği 1
Onun sabit olması 1
Ona gelir 1
Hemen ona tattırdı 1
Hemen onun arkasını kestik 1
Onun koşması 1
Onu umarsın 1
Onu açma 1
Onu helak edenler 1
Ona azap edenler 1
Onun çiti 1
Onu listeledi 1
Ona düşenler 1
Onu yardı 1
Onu yardın mı? 1
Onu kusurlu kılarım 1
Onun dışında 1
Onu getirtti 1
Onu çağırdı 1
Onun kavmi 1
Ona varan 1
Onu gizlerim 1
Onu koy 1
Onu al 1
Yakında onu geri döndürüreceğiz 1
Onun yapısı 1
Hemen onu koyduk 1
Hemen onu fırlattım 1
Onu toz halinde savurur 1
Hemen onu bırakır 1
Hemen onu unuttun 1
Onun batışı 1
Onun ayetleri 1
Onu geri döndürmek 1
Hemen onu anlamasını sağladık 1
Ve onun oğlu 1
Ona vardılar 1
Onun çıtırtısı 1
Onun mahalli 1
Onun yanları 1
Ona boyun eğdirdik 1
Onun etleri 1
Onun kanları 1
Onu aldım 1
Onun elçisi 1
Onu söyleyen 1
Onu indirdik 1
Ve onu farz kıldık 1
Onunla evlenir 1
Ona girmeyin 1
Onun yağı 1
Onu görür 1
Onu yazdırdı 1
Onu yaptım 1
Onu başa kakarsın 1
Ona kesin inanır hale geldi 1
Onun sözü 1
Ve ona 1
Onu buldum 1
Ve onun kavmi 1
Onu bozdular 1
Onun tahtını 1
Onun tahtı 1
Ve onu alıkoydu 1
Onun iki bacağı 1
Onu ölçüp biçtik 1
Onun ormanı 1
Onu hesap edersin 1
Onu haram etti 1
Hemen onu tanırsınız 1
Onun kalbi 1
Onun geçimliği 1
Onun annesi 1
Onu kılarız 1
Onu akleder 1
Ona rızık verir 1
Ve onu imar ettiler 1
Onu imar ettiler 1
Ve onu edinir 1
Ona yol göstermek 1
Onun çapları 1
Öyleyse kesinlikle ona verdiler 1
Onu ezersiniz 1
Ona veririz 1
Onun ücreti 1
Seni onunla eşleştirdik 1
Onu sayarak tamamlarsınız 1
Onunla evlenmek ister 1
Ve onu taşıdı 1
Onun sabah yolculuğu 1
Ve onun gece dönüşü 1
Onu ders yaparlar 1
Onun sırtı 1
Ona hayat verdik 1
Onu ast yaptık 1
Ona hayat verir 1
Onu inşa etti 1
Beni ona kefil yap 1
Ona kulluk ederler 1
Onun uyuması 1
Onu söyledi 1
Hemen ona girin 1
Onun gıdaları 1
Onun tomurcuk kabukları 1
Kıldı 1
Onun kız kardeşi 1
Onu edindi 1
Kendiliğinden ona uy 1
Onun kitabı 1
Onun yükleri 1
Onu tarif etti 1
Onun şartları 1
Onun kilitleri 1
Sizden onu ister 1
Onu almanız için 1
Onu alırlar 1
Onu alırsınız 1
Ve onun halkı 1
Onunla beraber 1
Onu döşedik 1
Hemen onu sardırdı 1
Onu bıraktık 1
Onu yükseltti 1
Onun astarları 1
Onun vuku bulmasını 1
Onun ağacı 1
Onu döndürürsünüz 1
Onu iyileştiririz 1
Onu kendi kendilerine yoktan var ettiler 1
Onu yazdık 1
Onu gözettiler 1
Onu gözetmek 1
Onu bıraktınız 1
Onun kökleri 1
Seversiniz 1
Onun eceli 1
Ona verdi 1
Sonra onunla hesaplaştık 1
Ve ona azap ettik 1
Ona haber verdi 1
Onun yakıtı 1
Onun açılanma yerleri 1
Kesinlikle onu devşirecekler 1
Kesinlikle ona girmesin 1
Onu gördüler 1
Onu kılmamız için 1
Ve onu beller 1
Onun kenarları 1
Ah keşke o 1
Onun uzunluğu 1
Hemen onu bulduk 1
Onu yararlar 1
Onun gölgeleri 1
Onu ölçüp biçtiler 1
Onun görme organları 1
Onun boyu 1
Onun gecesi 1
Onu düzenledi 1
Ve onun merası 1
Onu çaktı 1
Onu anlama 1
Onun sona ermesi 1
Ondan çekinir 1
Onu sarar 1
Ve ondan uzak durur 1
Onun koşması için 1
Ve onun kuşluk vakti 1
Onu aktardı 1
Onu belirtti 1
Onu örter 1
Onu yaydı 1
Onu seviyelendirdi 1
Hemen ona ilham etti 1
Onun ahlaksızlığı 1
Ve onun sığınması 1
Onu akladı 1
Onu soktu 1
Onun taşkınlığı sebebiyle 1
Onun en Mutsuzu 1
Ve ona su verilmesi 1
Hemen onun dizinin bağını kestiler 1
Ve ondan uzaklaştırılacak 1
Onun sarsıntısı 1
Onun ağırlıkları 1
Kesinlikle onu göreceksiniz 1
boynun- 1
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
+ أ م ن ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır
97 ayet
وَلَقَدْ
اَخَذَ
اللّٰهُ
م۪يثَاقَ
بَن۪ٓي
اِسْرَٓائ۪لَۚ
وَبَعَثْنَا
مِنْهُمُ
اثْنَيْ
عَشَرَ
نَق۪يباًۜ
وَقَالَ
اللّٰهُ
اِنّ۪ي
مَعَكُمْۜ
لَئِنْ
اَقَمْتُمُ
الصَّلٰوةَ
وَاٰتَيْتُمُ
الزَّكٰوةَ
وَاٰمَنْتُمْ
بِرُسُل۪ي
وَعَزَّرْتُمُوهُمْ
وَاَقْرَضْتُمُ
اللّٰهَ
قَرْضاً
حَسَناً
لَاُكَفِّرَنَّ
عَنْكُمْ
سَيِّـَٔاتِكُمْ
وَلَاُدْخِلَنَّكُمْ
جَنَّاتٍ
تَجْر۪ي
مِنْ
تَحْتِهَا
الْاَنْهَارُۚ
فَمَنْ
كَفَرَ
بَعْدَ
ذٰلِكَ
مِنْكُمْ
فَقَدْ
ضَلَّ
سَوَٓاءَ
السَّب۪يلِ
And olsun ki, Allah, İsrailoğullarından söz almıştı. Onlardan oniki reis seçtik. Allah: «Ben şüphesiz sizinleyim, namaz kılarsanız, zekat verirseniz, peygamberlerime inanır ve onlara yardım ederseniz, Allah uğrunda güzel bir takdimede bulunursanız, and olsun ki kötülüklerinizi örterim. And olsun ki, sizi içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyarım. Bundan sonra sizden kim inkar ederse şüphesiz doğru yoldan sapmış olur» dedi.[12]
وَكَيْفَ
يُحَكِّمُونَكَ
وَعِنْدَهُمُ
التَّوْرٰيةُ
ف۪يهَا
حُكْمُ
اللّٰهِ
ثُمَّ
يَتَوَلَّوْنَ
مِنْ
بَعْدِ
ذٰلِكَۜ
وَمَٓا
اُو۬لٰٓئِكَ
بِالْمُؤْمِن۪ينَ۟
Allah’ın hükmünün bulunduğu Tevrat yanlarında iken, ne yüzle seni hakem tayin ediyorlar da sonra bundan yüz çeviriyorlar? İşte onlar inanmış değillerdir.[43]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
لَا
تَسْـَٔلُوا
عَنْ
اَشْيَٓاءَ
اِنْ
تُبْدَ
لَكُمْ
تَسُؤْكُمْۚ
وَاِنْ
تَسْـَٔلُوا
عَنْهَا
ح۪ينَ
يُنَزَّلُ
الْقُرْاٰنُ
تُبْدَ
لَكُمْۜ
عَفَا
اللّٰهُ
عَنْهَاۜ
وَاللّٰهُ
غَفُورٌ
حَل۪يمٌ
Ey İnananlar! Size açıklanınca hoşunuza gitmeyecek şeyleri sormayın. Kuran indirilirken onları sorarsanız size açıklanır (ama üzülürsünüz). Allah sorduğunuz şeyleri affetmiştir. Allah Bağışlayan’dır, Halim’dir.[101]
وَمِنْهُمْ
مَنْ
يَسْتَمِعُ
اِلَيْكَۚ
وَجَعَلْنَا
عَلٰى
قُلُوبِهِمْ
اَكِنَّةً
اَنْ
يَفْقَهُوهُ
وَف۪ٓي
اٰذَانِهِمْ
وَقْراًۜ
وَاِنْ
يَرَوْا
كُلَّ
اٰيَةٍ
لَا
يُؤْمِنُوا
بِهَاۜ
حَتّٰٓى
اِذَا
جَٓاؤُ۫كَ
يُجَادِلُونَكَ
يَقُولُ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُٓوا
اِنْ
هٰذَٓا
اِلَّٓا
اَسَاط۪يرُ
الْاَوَّل۪ينَ
Onlardan seni dinleyenler vardır, Kuran’ı anlarlar diye kalblerine örtüler kulaklarına da ağırlık koyduk. Onlar her türlü mucizeyi görseler bile, yine de ona inanmazlar, nihayet sana geldiklerinde de seninle çekişirler. İnkar edenler, «Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir» derler.[25]
وَهٰذَا
كِتَابٌ
اَنْزَلْنَاهُ
مُبَارَكٌ
مُصَدِّقُ
الَّذ۪ي
بَيْنَ
يَدَيْهِ
وَلِتُنْذِرَ
اُمَّ
الْقُرٰى
وَمَنْ
حَوْلَهَاۜ
وَالَّذ۪ينَ
يُؤْمِنُونَ
بِالْاٰخِرَةِ
يُؤْمِنُونَ
بِه۪
وَهُمْ
عَلٰى
صَلَاتِهِمْ
يُحَافِظُونَ
Bu indirdiğimiz, kendinden öncekileri doğrulayan, Mekkelileri ve etrafındakileri uyaran mübarek Kitap’dır. Ahirete inananlar buna inanırlar, namazlarına da devam ederler.[92]
وَهُوَ
الَّـذ۪ٓي
اَنْزَلَ
مِنَ
السَّمَٓاءِ
مَٓاءًۚ
فَاَخْرَجْنَا
بِه۪
نَبَاتَ
كُلِّ
شَيْءٍ
فَاَخْرَجْنَا
مِنْهُ
خَضِراً
نُخْرِجُ
مِنْهُ
حَباًّ
مُتَرَاكِباًۚ
وَمِنَ
النَّخْلِ
مِنْ
طَلْعِهَا
قِنْوَانٌ
دَانِيَةٌ
وَجَنَّاتٍ
مِنْ
اَعْنَابٍ
وَالزَّيْتُونَ
وَالرُّمَّانَ
مُشْتَبِهاً
وَغَيْرَ
مُتَشَابِهٍۜ
اُنْظُـرُٓوا
اِلٰى
ثَمَرِه۪ٓ
اِذَٓا
اَثْمَرَ
وَيَنْعِه۪ۜ
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكُمْ
لَاٰيَاتٍ
لِقَوْمٍ
يُؤْمِنُونَ
O, gökten su indirendir. Her bitkiyi onunla bitirdik, ondan bitirdiğimiz yeşilden, birbirine benzeyen ve benzemeyen yığın yığın taneler, hurmaların tomurcuklarından sarkan salkımlar, üzüm bağları, zeytin ve nar çıkardık. Ürün verdiklerinde ürünlerine, olgunlaşmalarına bir bakın. Bunlarda, inananlar için, şüphesiz, deliller vardır.[99]
وَاَقْسَمُوا
بِاللّٰهِ
جَهْدَ
اَيْمَانِهِمْ
لَئِنْ
جَٓاءَتْهُمْ
اٰيَةٌ
لَيُؤْمِنُنَّ
بِهَاۜ
قُلْ
اِنَّمَا
الْاٰيَاتُ
عِنْدَ
اللّٰهِ
وَمَا
يُشْعِرُكُمْۙ
اَنَّـهَٓا
اِذَا
جَٓاءَتْ
لَا
يُؤْمِنُونَ
Kendilerine bir mucize gösterilirse, mutlaka ona inanacaklarına dair bütün güçleriyle Allah’a yemin ederler. De ki: «Mucizeler, ancak Allah katındadır»; onların, mucize geldiği zaman da inanmayacaklarını anlamıyor musunuz?[109]
قُلْ
هَلُمَّ
شُهَدَٓاءَكُمُ
الَّذ۪ينَ
يَشْهَدُونَ
اَنَّ
اللّٰهَ
حَرَّمَ
هٰذَاۚ
فَاِنْ
شَهِدُوا
فَلَا
تَشْهَدْ
مَعَهُمْۚ
وَلَا
تَتَّبِعْ
اَهْوَٓاءَ
الَّذ۪ينَ
كَذَّبُوا
بِاٰيَاتِنَا
وَالَّذ۪ينَ
لَا
يُؤْمِنُونَ
بِالْاٰخِرَةِ
وَهُمْ
بِرَبِّهِمْ
يَعْدِلُونَ۟
De ki: «Allah’ın bunu haram kıldığına şahidlik edecek şahidlerinizi getirin». Şahidlik ederlerse, onlarla beraber olup sözlerini kabullenme; ayetlerimizi yalanlayanların ve ahirete inanmayanların heveslerine uyma; onlar Rablerine başkalarını eşit tutuyorlar.[150]
هَلْ
يَنْظُرُونَ
اِلَّٓا
اَنْ
تَأْتِيَهُمُ
الْمَلٰٓئِكَةُ
اَوْ
يَأْتِيَ
رَبُّكَ
اَوْ
يَأْتِيَ
بَعْضُ
اٰيَاتِ
رَبِّكَۜ
يَوْمَ
يَأْت۪ي
بَعْضُ
اٰيَاتِ
رَبِّكَ
لَا
يَنْفَعُ
نَفْساً
ا۪يمَانُهَا
لَمْ
تَكُنْ
اٰمَنَتْ
مِنْ
قَبْلُ
اَوْ
كَسَبَتْ
ف۪ٓي
ا۪يمَانِهَا
خَيْراًۜ
قُلِ
انْتَظِرُٓوا
اِنَّا
مُنْتَظِرُونَ
Onlar kendilerine meleklerin gelmesini mi, yoksa Rabbinin gelmesini mi, yahut Rablerinden bir takım mucizelerin gelmesini mi bekliyorlar? Rabbinin bir takım mucizeleri geldiği gün, bir kimse daha önce inanmamışsa veya imaniyle bir iyilik kazanmamışsa, imanı ona fayda vermez. Onlara: «Bekleyin, doğrusu biz de bekliyoruz» de.[158]
وَالَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
وَعَمِلُوا
الصَّالِحَاتِ
لَا
نُكَلِّفُ
نَفْساً
اِلَّا
وُسْعَهَاۘ
اُو۬لٰٓئِكَ
اَصْحَابُ
الْجَنَّةِۚ
هُمْ
ف۪يهَا
خَالِدُونَ
İnanan ve yararlı iş işleyenler ki kişiye ancak gücünün yeteceği kadar yükleriz işte cennetlikler onlardır, orada temelli kalacaklardır.[42]
وَاِلٰى
مَدْيَنَ
اَخَاهُمْ
شُعَيْباًۜ
قَالَ
يَا قَوْمِ
اعْبُدُوا
اللّٰهَ
مَا
لَكُمْ
مِنْ
اِلٰهٍ
غَيْرُهُۜ
قَدْ
جَٓاءَتْكُمْ
بَيِّنَةٌ
مِنْ
رَبِّكُمْ
فَاَوْفُوا
الْكَيْلَ
وَالْم۪يزَانَ
وَلَا
تَبْخَسُوا
النَّاسَ
اَشْيَٓاءَهُمْ
وَلَا
تُفْسِدُوا
فِي
الْاَرْضِ
بَعْدَ
اِصْلَاحِهَاۜ
ذٰلِكُمْ
خَيْرٌ
لَكُمْ
اِنْ
كُنْتُمْ
مُؤْمِن۪ينَۚ
Medyen halkına da kardeşleri Şuayb’ı gönderdik, onlara şöyle dedi: «Ey milletim! Allah’a kulluk edin, O’ndan başka tanrınız yoktur. Rabbinizden size bir belge geldi. Ölçü ve tartıyı tam yapın, insanların eşyasını eksik vermeyin, düzelttikten sonra yeryüzünde bozgunculuk etmeyin; inanıyorsanız bilin ki, bunlar sizin için hayırlıdır.»[85]
وَلَا
تَقْعُدُوا
بِكُلِّ
صِرَاطٍ
تُوعِدُونَ
وَتَصُدُّونَ
عَنْ
سَب۪يلِ
اللّٰهِ
مَنْ
اٰمَنَ
بِه۪
وَتَبْغُونَهَا
عِوَجاًۚ
وَاذْكُرُٓوا
اِذْ
كُنْتُمْ
قَل۪يلاً
فَكَثَّرَكُمْۖ
وَانْظُرُوا
كَيْفَ
كَانَ
عَاقِبَةُ
الْمُفْسِد۪ينَ
«Allah’a inananları yolundan alıkoyup ve o yolun eğriliğini dileyerek tehdit edip her yolda pusu kurup oturmayın. Azken, Allah’ın sizi çoğalttığını hatırlayın; bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bakın.»[86]
تِلْكَ
الْقُرٰى
نَقُصُّ
عَلَيْكَ
مِنْ
اَنْـبَٓائِهَاۚ
وَلَقَدْ
جَٓاءَتْهُمْ
رُسُلُهُمْ
بِالْبَيِّنَاتِۚ
فَمَا
كَانُوا
لِيُؤْمِنُوا
بِمَا
كَذَّبُوا
مِنْ
قَبْلُۜ
كَذٰلِكَ
يَطْبَعُ
اللّٰهُ
عَلٰى
قُلُوبِ
الْكَافِر۪ينَ
İşte o kentlerin haberlerini sana anlatıyoruz. And olsun ki onlara peygamberler belgeler getirdi; önceleri yalanladıklarından ötürü inanamadılar. Allah kafirlerin kalblerini böylece kapatıp mühürler.[101]
قَالَ
فِرْعَوْنُ
اٰمَنْتُمْ
بِه۪
قَبْلَ
اَنْ
اٰذَنَ
لَكُمْۚ
اِنَّ
هٰذَا
لَمَكْرٌ
مَكَرْتُمُوهُ
فِي
الْمَد۪ينَةِ
لِتُخْرِجُوا
مِنْهَٓا
اَهْلَهَاۚ
فَسَوْفَ
تَعْلَمُونَ
Firavun: «Ben size izin vermeden mi O’na inandınız? Doğrusu bu, halkı şehirden çıkarmak için düzdüğünüz bir hiledir, fakat siz göreceksiniz. And olsun ki, ellerinizi ayaklarınızı çaprazlama keseceğim, sonra da hepinizi asacağım» dedi.[123-124]
وَقَالُوا
مَهْمَا
تَأْتِنَا
بِه۪
مِنْ
اٰيَةٍ
لِتَسْحَرَنَا
بِهَاۙ
فَمَا
نَحْنُ
لَكَ
بِمُؤْمِن۪ينَ
Firavun ailesi: «Bizi sihirlemek için ne mucize gösterirsen göster, sana inanmayacağız» dediler.[132]
سَاَصْرِفُ
عَنْ
اٰيَاتِيَ
الَّذ۪ينَ
يَتَكَبَّرُونَ
فِي
الْاَرْضِ
بِغَيْرِ
الْحَقِّۜ
وَاِنْ
يَرَوْا
كُلَّ
اٰيَةٍ
لَا
يُؤْمِنُوا
بِهَاۚ
وَاِنْ
يَرَوْا
سَب۪يلَ
الرُّشْدِ
لَا
يَتَّخِذُوهُ
سَب۪يلاًۚ
وَاِنْ
يَرَوْا
سَب۪يلَ
الْغَيِّ
يَتَّخِذُوهُ
سَب۪يلاًۜ
ذٰلِكَ
بِاَنَّهُمْ
كَذَّبُوا
بِاٰيَاتِنَا
وَكَانُوا
عَنْهَا
غَافِل۪ينَ
Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları, ayetlerimden yüz çevirteceğim. Onlar bütün ayetleri görseler yine de inanmazlar; doğru yolu görseler, yol olarak benimsemezler; azgınlık yolunu görseler, hemen onu yol edinirler. Bu, onların mucizelerimizi yalan saymaları ve onlardan habersiz görünmelerinden ileri gelir.[146]
وَالَّذ۪ينَ
عَمِلُوا
السَّيِّـَٔاتِ
ثُمَّ
تَابُوا
مِنْ
بَعْدِهَا
وَاٰمَنُواۘ
اِنَّ
رَبَّكَ
مِنْ
بَعْدِهَا
لَغَفُورٌ
رَح۪يمٌ
Kötülük işleyip ardından tevbe edenler ve inananlar bilsinler ki Rabbin, bu hareketlerinin ardından onları şüphesiz bağışlar ve merhamet eder.[153]
وَاكْتُبْ
لَنَا
ف۪ي
هٰذِهِ
الدُّنْيَا
حَسَنَةً
وَفِي
الْاٰخِرَةِ
اِنَّا
هُدْنَٓا
اِلَيْكَۜ
قَالَ
عَذَاب۪ٓي
اُص۪يبُ
بِه۪
مَنْ
اَشَٓاءُۚ
وَرَحْمَت۪ي
وَسِعَتْ
كُلَّ
شَيْءٍۜ
فَسَاَكْتُبُهَا
لِلَّذ۪ينَ
يَتَّقُونَ
وَيُؤْتُونَ
الزَّكٰوةَ
وَالَّذ۪ينَ
هُمْ
بِاٰيَاتِنَا
يُؤْمِنُونَۚ
«Bu dünyada ve ahirette bizim için güzel olanı yaz; biz Sana yöneldik» dedi. Allah: «Azabıma dilediğim kimseyi uğratırım, rahmetim herşeyi kaplamıştır; bunu Allah’a karşı gelmekten sakınanlara, zekat verenlere, ayetlerimize inanıp, yanlarındaki Tevrat ve İncil’de yazılı buldukları, okuyup yazması olmayan peygambere uyanlara yazacağız. O peygamber, onlara, uygun olanı emreder ve fenalıktan meneder, temiz şeyleri helal, murdar şeyleri haram kılar, onların ağır yüklerini indirir, zor tekliflerini hafifletir. Bu peygambere inanan, hürmet eden, yardım eden, onunla gönderilen nura uyanlar yok mu? İşte onlar saadete erenlerdir» dedi.[156-157]
وَاِذَا
لَمْ
تَأْتِهِمْ
بِاٰيَةٍ
قَالُوا
لَوْلَا
اجْتَبَيْتَهَاۜ
قُلْ
اِنَّـمَٓا
اَتَّبِـعُ
مَا
يُوحٰٓى
اِلَيَّ
مِنْ
رَبّ۪يۚ
هٰذَا
بَصَٓائِرُ
مِنْ
رَبِّكُمْ
وَهُدًى
وَرَحْمَةٌ
لِقَوْمٍ
يُؤْمِنُونَ
Onlara bir ayet getirmediğin zaman, «Sen bir tane yapsaydın ya» derler. De ki: «Ben ancak Rabbim tarafından bana vahyolunana uyarım. Bu Kitap inanan millete Rabbinizden açık belgeler, yol gösterme ve rahmettir.»[203]
ثُمَّ
اَنْزَلَ
اللّٰهُ
سَك۪ينَتَهُ
عَلٰى
رَسُولِه۪
وَعَلَى
الْمُؤْمِن۪ينَ
وَاَنْزَلَ
جُنُوداً
لَمْ
تَرَوْهَا
وَعَذَّبَ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُواۜ
وَذٰلِكَ
جَزَٓاءُ
الْكَافِر۪ينَ
Bozgundan sonra Allah, Peygamberine, müminlere güvenlik verdi ve görmediğiniz askerler indirdi; inkar edenleri azaba uğrattı. İnkarcıların cezası budur.[26]
Yükleniyor...