ه ا
857ayette
1.197kez geçiyor
92/114surede
2farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %67 · Medenî %33
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Kalem 17
2. inen sure
En çok geçtiği sure
Bakara
93 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| ف۪يهَا | Zamir | فِيهَا | Orada | 1187 |
| هَٓا اَنْتُمْ | Harfi Nida | هَأَنْتُمْ | İşte siz | 10 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Orada 174
Ondan 112
Onun içinde 65
Ona 53
Onun üzerine 46
Onu 38
Onun altı 36
Onunla 34
Onun halkı 19
Kesinlikle o 17
Onun ölümü 11
Onun Rabbi 7
Ve ondan 7
Ondan sonra 6
Diğer 403 anlam
Onu görürsünüz 6
Ona geldi 6
Onun üstü 5
Onun hepsi 5
Onu kıldık 5
Onun benzeri 5
Ona girerler 5
Onun genişliği 5
Onun yemişi 4
Onu koydu 4
İşte siz 4
Burada 4
Onun eşi 4
O 4
Onu helak ettik 4
Onun ilmi 4
Ona yaslanırlar 4
Onun kapıları 3
Onu aktarırız 3
Onun çatıları 3
Ve onun üzerine 3
Onun bazısı 3
Onun katında 3
Öyleyse ona 3
Onun çevresi 3
Onun tomurcuğu 3
Öyleyse onun üzerine 3
Onun inanması 3
Ve onun içinde 3
Ve ona ararlar 3
Ona ad verdiniz 3
Ona dokunmayın 3
Onun rızkı 3
Ve onun süsü 3
Onun sonu 3
Onun şımarıkları 3
Ve onu kıldık 3
Onun ...ması gibi 3
Onunla karşılaşır 3
Ona geldiler 3
Onun yöneticileri 3
Onun emri 3
Onun rengi 2
Onun hakkında 2
Onun sırtları 2
Onu boşadı 2
Ona uyar 2
Onunla ... arası 2
Onun boyutu 2
Onu geri döndürün 2
Ona mirasçı olur 2
Ona gireriz 2
Öyleyse kesinlikle o 2
Ona hayat verdi 2
Onun yüzü 2
Onu bilir 2
Getir 2
Onun benzerleri 2
Size o miras bırakıldı 2
Onu uyumlu yapmak 2
Hemen onu bırakın 2
Onun haberleri 2
Onun durma zamanı 2
Ona vaat etti 2
Onun dizinin bağını kestiler 2
Onun aşağısı 2
Ondan önce 2
Onu eksiltiriz 2
Onun tarafları 2
Onu listelersiniz 2
Ve onu süsledik 2
Onu uzattık 2
Ona girin 2
Onu giyersiniz 2
Onun karınları 2
Onun canı 2
Ona yaslanır 2
Onun arası 2
Onun suyu 2
Onu buldu 2
Onun gözü 2
Onun edep yeri 2
Onun yükü 2
Ona boyun eğdirdi 2
Onu görürler 2
Onun azabı 2
Ona miras bıraktık 2
Onu gördü 2
Onu örnek veririz 2
Onu işitir 2
Onu taşırlar 2
Onun renkleri 2
Ona yaslanın 2
Onu bina ettik 2
Onun devşirmeleri 2
Onun katkısı 2
Onu bina etti 2
Hemen onu seviyelendirdi 2
Onun kuşluk vakti 2
Onun Rabbini 2
yakıtı 1
Onun bakliyatı 1
Ve onun salatalığı 1
Ve onun sarmısağı 1
Ve onun mercimeği 1
Ve onun soğanı 1
Onun iki eli 1
Onun arkası 1
Onu boğazladılar 1
Onun bazısıyla 1
Onu unuttururuz 1
Onun harap olması 1
Ona fayda eder 1
Ona razı olursun 1
yöneldiği 1
Ona yaklaşmayın 1
Onun sınırını aşmayın 1
Onu açıklar 1
Onun çocuğu için 1
Onu ayırırız 1
Ona giydiririz 1
Ona isabet etti 1
Ona isabet eder 1
Hemen ona isabet etti 1
Onu gizlersiniz 1
Ve ona verirsiniz 1
Ona devredersiniz 1
Onu yazarsınız 1
Onu gizler 1
Onu koydum 1
Ona ad verdim 1
Onu sığındırırım 1
Ve onun zürriyyeti 1
Onu kabul etti 1
Ve onu büyüttü 1
Ve ona kefil kıldı 1
Onu aktarın 1
Ona ararsınız 1
Onu döngü yaparız 1
Onun iki katı 1
Onu tüketmeyin 1
İkisi ona gelir 1
Onu katlar 1
Hemen onu geri döndürürüz 1
Onun arkaları 1
Ondan başkası 1
Onun kocası 1
Onu bırakmanız sebebiyle 1
Onu edindiler 1
Onu söndürdü 1
Onu sordu 1
Onu indiren 1
Ona verdik 1
Onu açığa çıkarırsınız 1
Onun suç işleyenleri 1
Onu yer 1
Hemen ona geldi 1
Kardeşi 1
Onun ovaları 1
Ve ona ararsınız 1
Onu miras bırakır 1
Ve onun batıları 1
Ve onu tamamladık 1
Hemen onu tut 1
Onun en iyisini 1
Onun nüshası 1
Yakında onu yazacağım 1
Onu belirtir 1
Onun vakti 1
Ona sardı 1
Onu seçtin 1
Hemen onu harcayacaklar 1
Ona nimet verdi 1
Onu elde ettiniz 1
Onun kesadı 1
Ona razı olursunuz 1
Onu harcarlar 1
Onun yaldızı 1
Onun benzeri ile 1
Hemen ona fayda etti 1
Onun İstikrarlı yeri 1
Ve onun veda ettiği yer 1
Onu söktük 1
Sizi ona mecbur tutar mıyız? 1
Onun akması 1
Ve onun durma zamanı 1
Onu vahyederiz 1
Onu bilirsin 1
Onun perçemini 1
Hemen onu müjdeledik 1
Ona isabet eden 1
Onu tamamladı 1
Onun evi 1
Onun yöneticisi 1
Onun genç erkeği 1
Ona sızdı 1
Onu görürüz 1
Onu tanırlar 1
Onu gerçekleştirdi 1
Onu çıkarttı 1
Hemen onu gizledi 1
Onu açığa çıkarır 1
Onu kıldı 1
Onun ölçüsüyle 1
Ve onun gölgesi 1
Onun kökü 1
Ve onun dalı 1
Ve onu koruduk 1
Ve kesinlikle o 1
Onu yarattı 1
Ona binmeniz için 1
Onu hafifleştirirsiniz 1
Onun yünleri 1
Ve onun tüyleri 1
Ve onun kılları 1
Onu tanımazlar 1
Onun pekiştirilmesi 1
Onun ipliği 1
Onun sabit olması 1
Ona gelir 1
Hemen ona tattırdı 1
Hemen onun arkasını kestik 1
Onun koşması 1
Onu umarsın 1
Onu açma 1
Onu helak edenler 1
Ona azap edenler 1
Onun çiti 1
Onu listeledi 1
Ona düşenler 1
Onu yardı 1
Onu yardın mı? 1
Onu kusurlu kılarım 1
Onun dışında 1
Onu getirtti 1
Onu çağırdı 1
Onun kavmi 1
Ona varan 1
Onu gizlerim 1
Onu koy 1
Onu al 1
Yakında onu geri döndürüreceğiz 1
Onun yapısı 1
Hemen onu koyduk 1
Hemen onu fırlattım 1
Onu toz halinde savurur 1
Hemen onu bırakır 1
Hemen onu unuttun 1
Onun batışı 1
Onun ayetleri 1
Onu geri döndürmek 1
Hemen onu anlamasını sağladık 1
Ve onun oğlu 1
Ona vardılar 1
Onun çıtırtısı 1
Onun mahalli 1
Onun yanları 1
Ona boyun eğdirdik 1
Onun etleri 1
Onun kanları 1
Onu aldım 1
Onun elçisi 1
Onu söyleyen 1
Onu indirdik 1
Ve onu farz kıldık 1
Onunla evlenir 1
Ona girmeyin 1
Onun yağı 1
Onu görür 1
Onu yazdırdı 1
Onu yaptım 1
Onu başa kakarsın 1
Ona kesin inanır hale geldi 1
Onun sözü 1
Ve ona 1
Onu buldum 1
Ve onun kavmi 1
Onu bozdular 1
Onun tahtını 1
Onun tahtı 1
Ve onu alıkoydu 1
Onun iki bacağı 1
Onu ölçüp biçtik 1
Onun ormanı 1
Onu hesap edersin 1
Onu haram etti 1
Hemen onu tanırsınız 1
Onun kalbi 1
Onun geçimliği 1
Onun annesi 1
Onu kılarız 1
Onu akleder 1
Ona rızık verir 1
Ve onu imar ettiler 1
Onu imar ettiler 1
Ve onu edinir 1
Ona yol göstermek 1
Onun çapları 1
Öyleyse kesinlikle ona verdiler 1
Onu ezersiniz 1
Ona veririz 1
Onun ücreti 1
Seni onunla eşleştirdik 1
Onu sayarak tamamlarsınız 1
Onunla evlenmek ister 1
Ve onu taşıdı 1
Onun sabah yolculuğu 1
Ve onun gece dönüşü 1
Onu ders yaparlar 1
Onun sırtı 1
Ona hayat verdik 1
Onu ast yaptık 1
Ona hayat verir 1
Onu inşa etti 1
Beni ona kefil yap 1
Ona kulluk ederler 1
Onun uyuması 1
Onu söyledi 1
Hemen ona girin 1
Onun gıdaları 1
Onun tomurcuk kabukları 1
Kıldı 1
Onun kız kardeşi 1
Onu edindi 1
Kendiliğinden ona uy 1
Onun kitabı 1
Onun yükleri 1
Onu tarif etti 1
Onun şartları 1
Onun kilitleri 1
Sizden onu ister 1
Onu almanız için 1
Onu alırlar 1
Onu alırsınız 1
Ve onun halkı 1
Onunla beraber 1
Onu döşedik 1
Hemen onu sardırdı 1
Onu bıraktık 1
Onu yükseltti 1
Onun astarları 1
Onun vuku bulmasını 1
Onun ağacı 1
Onu döndürürsünüz 1
Onu iyileştiririz 1
Onu kendi kendilerine yoktan var ettiler 1
Onu yazdık 1
Onu gözettiler 1
Onu gözetmek 1
Onu bıraktınız 1
Onun kökleri 1
Seversiniz 1
Onun eceli 1
Ona verdi 1
Sonra onunla hesaplaştık 1
Ve ona azap ettik 1
Ona haber verdi 1
Onun yakıtı 1
Onun açılanma yerleri 1
Kesinlikle onu devşirecekler 1
Kesinlikle ona girmesin 1
Onu gördüler 1
Onu kılmamız için 1
Ve onu beller 1
Onun kenarları 1
Ah keşke o 1
Onun uzunluğu 1
Hemen onu bulduk 1
Onu yararlar 1
Onun gölgeleri 1
Onu ölçüp biçtiler 1
Onun görme organları 1
Onun boyu 1
Onun gecesi 1
Onu düzenledi 1
Ve onun merası 1
Onu çaktı 1
Onu anlama 1
Onun sona ermesi 1
Ondan çekinir 1
Onu sarar 1
Ve ondan uzak durur 1
Onun koşması için 1
Ve onun kuşluk vakti 1
Onu aktardı 1
Onu belirtti 1
Onu örter 1
Onu yaydı 1
Onu seviyelendirdi 1
Hemen ona ilham etti 1
Onun ahlaksızlığı 1
Ve onun sığınması 1
Onu akladı 1
Onu soktu 1
Onun taşkınlığı sebebiyle 1
Onun en Mutsuzu 1
Ve ona su verilmesi 1
Hemen onun dizinin bağını kestiler 1
Ve ondan uzaklaştırılacak 1
Onun sarsıntısı 1
Onun ağırlıkları 1
Kesinlikle onu göreceksiniz 1
boynun- 1
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
En’âm suresi ✕ Süzgeci kaldır
26 ayet
وَمَا
تَأْت۪يهِمْ
مِنْ
اٰيَةٍ
مِنْ
اٰيَاتِ
رَبِّهِمْ
اِلَّا
كَانُوا
عَنْهَا
مُعْرِض۪ينَ
Onlara Rablerinin ayetlerinden bir ayet geldikçe ondan yüz çevirirlerdi.[4]
وَمِنْهُمْ
مَنْ
يَسْتَمِعُ
اِلَيْكَۚ
وَجَعَلْنَا
عَلٰى
قُلُوبِهِمْ
اَكِنَّةً
اَنْ
يَفْقَهُوهُ
وَف۪ٓي
اٰذَانِهِمْ
وَقْراًۜ
وَاِنْ
يَرَوْا
كُلَّ
اٰيَةٍ
لَا
يُؤْمِنُوا
بِهَاۜ
حَتّٰٓى
اِذَا
جَٓاؤُ۫كَ
يُجَادِلُونَكَ
يَقُولُ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُٓوا
اِنْ
هٰذَٓا
اِلَّٓا
اَسَاط۪يرُ
الْاَوَّل۪ينَ
Onlardan seni dinleyenler vardır, Kuran’ı anlarlar diye kalblerine örtüler kulaklarına da ağırlık koyduk. Onlar her türlü mucizeyi görseler bile, yine de ona inanmazlar, nihayet sana geldiklerinde de seninle çekişirler. İnkar edenler, «Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir» derler.[25]
قَدْ
خَسِرَ
الَّذ۪ينَ
كَذَّبُوا
بِلِقَٓاءِ
اللّٰهِۜ
حَتّٰٓى
اِذَا
جَٓاءَتْهُمُ
السَّاعَةُ
بَغْتَةً
قَالُوا
يَا حَسْرَتَنَا
عَلٰى
مَا
فَرَّطْنَا
ف۪يهَاۙ
وَهُمْ
يَحْمِلُونَ
اَوْزَارَهُمْ
عَلٰى
ظُهُورِهِمْۜ
اَلَا
سَٓاءَ
مَا
يَزِرُونَ
Allah’a kavuşmayı yalanlayanlar doğrusu kaybedenlerdir ki kıyamet saati onlara ansızın gelince, ağırlıklarını arkalarına yüklenerek, «Dünyada işlediğimiz büyük kusurlardan ötürü yazıklar olsun bize» derler. Dikkat edin, yüklendikleri şeyler ne kötüdür![31]
وَعِنْدَهُ
مَفَاتِـحُ
الْغَيْبِ
لَا
يَعْلَمُهَٓا
اِلَّا
هُوَۜ
وَيَعْلَمُ
مَا
فِي
الْبَرِّ
وَالْبَحْرِۜ
وَمَا
تَسْقُطُ
مِنْ
وَرَقَةٍ
اِلَّا
يَعْلَمُهَا
وَلَا
حَبَّةٍ
ف۪ي
ظُلُمَاتِ
الْاَرْضِ
وَلَا
رَطْبٍ
وَلَا
يَابِسٍ
اِلَّا
ف۪ي
كِتَابٍ
مُب۪ينٍ
Gaybın anahtarları O’nun katındadır, onları ancak O bilir. Karada ve denizde olanı bilir. Düşen yaprağı, yerin karanlıklarında olan taneyi, yaşı kuruyu ki apaçık Kitap’tadır ancak O bilir.[59]
قُلِ
اللّٰهُ
يُنَجّ۪يكُمْ
مِنْهَا
وَمِنْ
كُلِّ
كَرْبٍ
ثُمَّ
اَنْتُمْ
تُشْرِكُونَ
De ki: «Allah sizi ondan ve her sıkıntıdan kurtarır, sonra da O’na ortak koşarsınız.»[64]
وَذَرِ
الَّذ۪ينَ
اتَّخَذُوا
د۪ينَهُمْ
لَعِباً
وَلَهْواً
وَغَرَّتْهُمُ
الْحَيٰوةُ
الدُّنْيَا
وَذَكِّرْ
بِه۪ٓ
اَنْ
تُبْسَلَ
نَفْسٌ
بِمَا
كَسَبَتْۗ
لَيْسَ
لَهَا
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
وَلِيٌّ
وَلَا
شَف۪يعٌۚ
وَاِنْ
تَعْدِلْ
كُلَّ
عَدْلٍ
لَا
يُؤْخَذْ
مِنْهَاۜ
اُو۬لٰٓئِكَ
الَّذ۪ينَ
اُبْسِلُوا
بِمَا
كَسَبُواۚ
لَهُمْ
شَرَابٌ
مِنْ
حَم۪يمٍ
وَعَذَابٌ
اَل۪يمٌ
بِمَا
كَانُوا
يَكْفُرُونَ۟
Dinlerini oyun ve eğlenceye alanları, dünya hayatının aldattığı kimseleri bırak. Kuran ile öğüt ver ki, bir kimse kazandığıyla helake düşmeye görsün, o takdirde Allah’dan başka ona ne bir yardımcı, ne de bir kurtarıcı bulunur; her türlü fidyeyi de verse kabul olunmaz. Kazandıklarından ötürü yok olanlar işte bunlardır. İnkar etmelerinden dolayı kızgın içecek ve can yakıcı azab onlaradır.[70]
وَتِلْكَ
حُجَّتُنَٓا
اٰتَيْنَاهَٓا
اِبْرٰه۪يمَ
عَلٰى
قَوْمِه۪ۜ
نَرْفَعُ
دَرَجَاتٍ
مَنْ
نَشَٓاءُۜ
اِنَّ
رَبَّكَ
حَك۪يمٌ
عَل۪يمٌ
Bu, İbrahim’e, milletine karşı verdiğimiz hüccetimizdir. Dilediğimizi derecelerle yükseltiriz. Doğrusu Rabbin Hakim’dir, Bilen’dir.[83]
اُو۬لٰٓئِكَ
الَّذ۪ينَ
اٰتَيْنَاهُمُ
الْكِتَابَ
وَالْحُكْمَ
وَالنُّبُوَّةَۚ
فَاِنْ
يَكْفُرْ
بِهَا
هٰٓؤُ۬لَٓاءِ
فَقَدْ
وَكَّلْنَا
بِهَا
قَوْماً
لَيْسُوا
بِهَا
بِكَافِر۪ينَ
Kendilerine kitap, hüküm ve peygamberlik verdiklerimiz işte bunlardır. Kafirler onları inkar ederlerse, inkar etmeyecek bir milleti onlara vekil kılarız.[89]
وَمَا
قَدَرُوا
اللّٰهَ
حَقَّ
قَدْرِه۪ٓ
اِذْ
قَالُوا
مَٓا
اَنْزَلَ
اللّٰهُ
عَلٰى
بَشَرٍ
مِنْ
شَيْءٍۜ
قُلْ
مَنْ
اَنْزَلَ
الْكِتَابَ
الَّذ۪ي
جَٓاءَ
بِه۪
مُوسٰى
نُوراً
وَهُدًى
لِلنَّاسِ
تَجْعَلُونَهُ
قَرَاط۪يسَ
تُبْدُونَهَا
وَتُخْفُونَ
كَث۪يراًۚ
وَعُلِّمْتُمْ
مَا
لَمْ
تَعْلَمُٓوا
اَنْتُمْ
وَلَٓا
اٰبَٓاؤُ۬كُمْۜ
قُلِ
اللّٰهُۙ
ثُمَّ
ذَرْهُمْ
ف۪ي
خَوْضِهِمْ
يَلْعَبُونَ
«Allah hiçbir insana bir şey indirmemiştir» demekle Allah’ı gereği gibi değerlendiremediler. De ki: «Musa’nın insanlara nur ve yol gösterici olarak getirdiği Kitap’ı kim indirdi? Ki siz onu kağıtlara yazıp bir kısmını gösterip çoğunu gizlersiniz, atalarınızın ve sizin bilmediğiniz size onunla öğretilmiştir.» «Allah» de, sonra da onları daldıkları sapıklıkta bırak, oynasınlar.[91]
وَهٰذَا
كِتَابٌ
اَنْزَلْنَاهُ
مُبَارَكٌ
مُصَدِّقُ
الَّذ۪ي
بَيْنَ
يَدَيْهِ
وَلِتُنْذِرَ
اُمَّ
الْقُرٰى
وَمَنْ
حَوْلَهَاۜ
وَالَّذ۪ينَ
يُؤْمِنُونَ
بِالْاٰخِرَةِ
يُؤْمِنُونَ
بِه۪
وَهُمْ
عَلٰى
صَلَاتِهِمْ
يُحَافِظُونَ
Bu indirdiğimiz, kendinden öncekileri doğrulayan, Mekkelileri ve etrafındakileri uyaran mübarek Kitap’dır. Ahirete inananlar buna inanırlar, namazlarına da devam ederler.[92]
وَهُوَ
الَّذ۪ي
جَعَلَ
لَكُمُ
النُّجُومَ
لِتَهْتَدُوا
بِهَا
ف۪ي
ظُلُمَاتِ
الْبَرِّ
وَالْبَحْرِۜ
قَدْ
فَصَّلْنَا
الْاٰيَاتِ
لِقَوْمٍ
يَعْلَمُونَ
O, yıldızları kara ve denizin karanlıklarında yol bulasınız diye sizin için var edendir. Bilen millet için ayetleri uzun uzadıya açıkladık.[97]
وَهُوَ
الَّـذ۪ٓي
اَنْزَلَ
مِنَ
السَّمَٓاءِ
مَٓاءًۚ
فَاَخْرَجْنَا
بِه۪
نَبَاتَ
كُلِّ
شَيْءٍ
فَاَخْرَجْنَا
مِنْهُ
خَضِراً
نُخْرِجُ
مِنْهُ
حَباًّ
مُتَرَاكِباًۚ
وَمِنَ
النَّخْلِ
مِنْ
طَلْعِهَا
قِنْوَانٌ
دَانِيَةٌ
وَجَنَّاتٍ
مِنْ
اَعْنَابٍ
وَالزَّيْتُونَ
وَالرُّمَّانَ
مُشْتَبِهاً
وَغَيْرَ
مُتَشَابِهٍۜ
اُنْظُـرُٓوا
اِلٰى
ثَمَرِه۪ٓ
اِذَٓا
اَثْمَرَ
وَيَنْعِه۪ۜ
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكُمْ
لَاٰيَاتٍ
لِقَوْمٍ
يُؤْمِنُونَ
O, gökten su indirendir. Her bitkiyi onunla bitirdik, ondan bitirdiğimiz yeşilden, birbirine benzeyen ve benzemeyen yığın yığın taneler, hurmaların tomurcuklarından sarkan salkımlar, üzüm bağları, zeytin ve nar çıkardık. Ürün verdiklerinde ürünlerine, olgunlaşmalarına bir bakın. Bunlarda, inananlar için, şüphesiz, deliller vardır.[99]
قَدْ
جَٓاءَكُمْ
بَصَٓائِرُ
مِنْ
رَبِّكُمْۚ
فَمَنْ
اَبْصَرَ
فَلِنَفْسِه۪ۚ
وَمَنْ
عَمِيَ
فَعَلَيْهَاۜ
وَمَٓا
اَنَا۬
عَلَيْكُمْ
بِحَف۪يظٍ
Doğrusu size Rabbiniz’den açık belgeler gelmiştir; kim görürse kendi lehine ve kim körlük ederse kendi aleyhinedir. Ben sizin bekçiniz değilim.[104]
وَاَقْسَمُوا
بِاللّٰهِ
جَهْدَ
اَيْمَانِهِمْ
لَئِنْ
جَٓاءَتْهُمْ
اٰيَةٌ
لَيُؤْمِنُنَّ
بِهَاۜ
قُلْ
اِنَّمَا
الْاٰيَاتُ
عِنْدَ
اللّٰهِ
وَمَا
يُشْعِرُكُمْۙ
اَنَّـهَٓا
اِذَا
جَٓاءَتْ
لَا
يُؤْمِنُونَ
Kendilerine bir mucize gösterilirse, mutlaka ona inanacaklarına dair bütün güçleriyle Allah’a yemin ederler. De ki: «Mucizeler, ancak Allah katındadır»; onların, mucize geldiği zaman da inanmayacaklarını anlamıyor musunuz?[109]
اَوَمَنْ
كَانَ
مَيْتاً
فَاَحْيَيْنَاهُ
وَجَعَلْنَا
لَهُ
نُوراً
يَمْش۪ي
بِه۪
فِي
النَّاسِ
كَمَنْ
مَثَلُهُ
فِي
الظُّلُمَاتِ
لَيْسَ
بِخَارِجٍ
مِنْهَاۜ
كَذٰلِكَ
زُيِّنَ
لِلْكَافِر۪ينَ
مَا
كَانُوا
يَعْمَلُونَ
Ölü iken kalbini diriltip, insanlar arasında yürürken önünü aydınlatacak bir nur verdiğimiz kimsenin durumu, karanlıklarda kalıp çıkamayan kimsenin durumu gibi midir? Kafirlere de, işledikleri güzel gösterilmiştir.[122]
وَكَذٰلِكَ
جَعَلْنَا
ف۪ي
كُلِّ
قَرْيَةٍ
اَكَابِرَ
مُجْرِم۪يهَا
لِيَمْكُرُوا
ف۪يهَاۜ
وَمَا
يَمْكُرُونَ
اِلَّا
بِاَنْفُسِهِمْ
وَمَا
يَشْعُرُونَ
Bunun gibi, her kasabanın bir takım ileri gelenlerini orada hile yapan suçlular kıldık. Oysa yalnız kendilerine hile yaparlar da farkına varmazlar.[123]
وَيَوْمَ
يَحْشُرُهُمْ
جَم۪يعاًۚ
يَا مَعْشَرَ
الْجِنِّ
قَدِ
اسْتَكْثَرْتُمْ
مِنَ
الْاِنْسِۚ
وَقَالَ
اَوْلِيَٓاؤُ۬هُمْ
مِنَ
الْاِنْسِ
رَبَّـنَا
اسْتَمْتَعَ
بَعْضُنَا
بِبَعْضٍ
وَبَلَغْنَٓا
اَجَلَنَا
الَّـذ۪ٓي
اَجَّلْتَ
لَنَاۜ
قَالَ
النَّارُ
مَثْوٰيكُمْ
خَالِد۪ينَ
ف۪يهَٓا
اِلَّا
مَا
شَٓاءَ
اللّٰهُۜ
اِنَّ
رَبَّكَ
حَك۪يمٌ
عَل۪يمٌ
Allah hepsini toplayacağı gün, «Ey cin topluluğu! İnsanların çoğunu yoldan çıkardınız» der, insanlardan onlara uymuş olanlar, «Rabbimiz! Bir kısmımız bir kısmımızdan faydalandık ve bize tayin ettiğin sürenin sonuna ulaştık» derler. «Cehennem, Allah’ın dilemesine bağlı olarak, temelli kalacağınız durağınızdır» der. Doğrusu Rabbin hakimdir, bilendir.[128]
ذٰلِكَ
اَنْ
لَمْ
يَكُنْ
رَبُّكَ
مُهْلِكَ
الْقُرٰى
بِظُلْمٍ
وَاَهْلُهَا
غَافِلُونَ
Bu, haberleri yokken kasabalar halkını Allah’ın haksız yere yok etmeyeceğinden dolayıdır.[131]
وَقَالُوا
هٰذِه۪ٓ
اَنْعَامٌ
وَحَرْثٌ
حِجْرٌۘ
لَا
يَطْعَمُهَٓا
اِلَّا
مَنْ
نَشَٓاءُ
بِزَعْمِهِمْ
وَاَنْعَامٌ
حُرِّمَتْ
ظُهُورُهَا
وَاَنْعَامٌ
لَا
يَذْكُرُونَ
اسْمَ
اللّٰهِ
عَلَيْهَا
افْتِرَٓاءً
عَلَيْهِۜ
سَيَجْز۪يهِمْ
بِمَا
كَانُوا
يَفْتَرُونَ
«Bu hayvanlar ve ekinleri dilediğimizden başkasının yemesi yasaktır; bir kısım hayvanların sırtlarına yük vurmak da haramdır» iddiasında bulunarak ve bir kısım hayvanları keserken de Allah’ın adını anmamak suretiyle O’na iftira ederler. Allah, yaptıkları iftiralara karşı onları cezalandıracaktır.[138]
قُلْ
هَلُمَّ
شُهَدَٓاءَكُمُ
الَّذ۪ينَ
يَشْهَدُونَ
اَنَّ
اللّٰهَ
حَرَّمَ
هٰذَاۚ
فَاِنْ
شَهِدُوا
فَلَا
تَشْهَدْ
مَعَهُمْۚ
وَلَا
تَتَّبِعْ
اَهْوَٓاءَ
الَّذ۪ينَ
كَذَّبُوا
بِاٰيَاتِنَا
وَالَّذ۪ينَ
لَا
يُؤْمِنُونَ
بِالْاٰخِرَةِ
وَهُمْ
بِرَبِّهِمْ
يَعْدِلُونَ۟
De ki: «Allah’ın bunu haram kıldığına şahidlik edecek şahidlerinizi getirin». Şahidlik ederlerse, onlarla beraber olup sözlerini kabullenme; ayetlerimizi yalanlayanların ve ahirete inanmayanların heveslerine uyma; onlar Rablerine başkalarını eşit tutuyorlar.[150]
Yükleniyor...