ه ا
857ayette
1.197kez geçiyor
92/114surede
2farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %67 · Medenî %33
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Kalem 17
2. inen sure
En çok geçtiği sure
Bakara
93 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| ف۪يهَا | Zamir | فِيهَا | Orada | 1187 |
| هَٓا اَنْتُمْ | Harfi Nida | هَأَنْتُمْ | İşte siz | 10 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Orada 174
Ondan 112
Onun içinde 65
Ona 53
Onun üzerine 46
Onu 38
Onun altı 36
Onunla 34
Onun halkı 19
Kesinlikle o 17
Onun ölümü 11
Onun Rabbi 7
Ve ondan 7
Ondan sonra 6
Diğer 403 anlam
Onu görürsünüz 6
Ona geldi 6
Onun üstü 5
Onun hepsi 5
Onu kıldık 5
Onun benzeri 5
Ona girerler 5
Onun genişliği 5
Onun yemişi 4
Onu koydu 4
İşte siz 4
Burada 4
Onun eşi 4
O 4
Onu helak ettik 4
Onun ilmi 4
Ona yaslanırlar 4
Onun kapıları 3
Onu aktarırız 3
Onun çatıları 3
Ve onun üzerine 3
Onun bazısı 3
Onun katında 3
Öyleyse ona 3
Onun çevresi 3
Onun tomurcuğu 3
Öyleyse onun üzerine 3
Onun inanması 3
Ve onun içinde 3
Ve ona ararlar 3
Ona ad verdiniz 3
Ona dokunmayın 3
Onun rızkı 3
Ve onun süsü 3
Onun sonu 3
Onun şımarıkları 3
Ve onu kıldık 3
Onun ...ması gibi 3
Onunla karşılaşır 3
Ona geldiler 3
Onun yöneticileri 3
Onun emri 3
Onun rengi 2
Onun hakkında 2
Onun sırtları 2
Onu boşadı 2
Ona uyar 2
Onunla ... arası 2
Onun boyutu 2
Onu geri döndürün 2
Ona mirasçı olur 2
Ona gireriz 2
Öyleyse kesinlikle o 2
Ona hayat verdi 2
Onun yüzü 2
Onu bilir 2
Getir 2
Onun benzerleri 2
Size o miras bırakıldı 2
Onu uyumlu yapmak 2
Hemen onu bırakın 2
Onun haberleri 2
Onun durma zamanı 2
Ona vaat etti 2
Onun dizinin bağını kestiler 2
Onun aşağısı 2
Ondan önce 2
Onu eksiltiriz 2
Onun tarafları 2
Onu listelersiniz 2
Ve onu süsledik 2
Onu uzattık 2
Ona girin 2
Onu giyersiniz 2
Onun karınları 2
Onun canı 2
Ona yaslanır 2
Onun arası 2
Onun suyu 2
Onu buldu 2
Onun gözü 2
Onun edep yeri 2
Onun yükü 2
Ona boyun eğdirdi 2
Onu görürler 2
Onun azabı 2
Ona miras bıraktık 2
Onu gördü 2
Onu örnek veririz 2
Onu işitir 2
Onu taşırlar 2
Onun renkleri 2
Ona yaslanın 2
Onu bina ettik 2
Onun devşirmeleri 2
Onun katkısı 2
Onu bina etti 2
Hemen onu seviyelendirdi 2
Onun kuşluk vakti 2
Onun Rabbini 2
yakıtı 1
Onun bakliyatı 1
Ve onun salatalığı 1
Ve onun sarmısağı 1
Ve onun mercimeği 1
Ve onun soğanı 1
Onun iki eli 1
Onun arkası 1
Onu boğazladılar 1
Onun bazısıyla 1
Onu unuttururuz 1
Onun harap olması 1
Ona fayda eder 1
Ona razı olursun 1
yöneldiği 1
Ona yaklaşmayın 1
Onun sınırını aşmayın 1
Onu açıklar 1
Onun çocuğu için 1
Onu ayırırız 1
Ona giydiririz 1
Ona isabet etti 1
Ona isabet eder 1
Hemen ona isabet etti 1
Onu gizlersiniz 1
Ve ona verirsiniz 1
Ona devredersiniz 1
Onu yazarsınız 1
Onu gizler 1
Onu koydum 1
Ona ad verdim 1
Onu sığındırırım 1
Ve onun zürriyyeti 1
Onu kabul etti 1
Ve onu büyüttü 1
Ve ona kefil kıldı 1
Onu aktarın 1
Ona ararsınız 1
Onu döngü yaparız 1
Onun iki katı 1
Onu tüketmeyin 1
İkisi ona gelir 1
Onu katlar 1
Hemen onu geri döndürürüz 1
Onun arkaları 1
Ondan başkası 1
Onun kocası 1
Onu bırakmanız sebebiyle 1
Onu edindiler 1
Onu söndürdü 1
Onu sordu 1
Onu indiren 1
Ona verdik 1
Onu açığa çıkarırsınız 1
Onun suç işleyenleri 1
Onu yer 1
Hemen ona geldi 1
Kardeşi 1
Onun ovaları 1
Ve ona ararsınız 1
Onu miras bırakır 1
Ve onun batıları 1
Ve onu tamamladık 1
Hemen onu tut 1
Onun en iyisini 1
Onun nüshası 1
Yakında onu yazacağım 1
Onu belirtir 1
Onun vakti 1
Ona sardı 1
Onu seçtin 1
Hemen onu harcayacaklar 1
Ona nimet verdi 1
Onu elde ettiniz 1
Onun kesadı 1
Ona razı olursunuz 1
Onu harcarlar 1
Onun yaldızı 1
Onun benzeri ile 1
Hemen ona fayda etti 1
Onun İstikrarlı yeri 1
Ve onun veda ettiği yer 1
Onu söktük 1
Sizi ona mecbur tutar mıyız? 1
Onun akması 1
Ve onun durma zamanı 1
Onu vahyederiz 1
Onu bilirsin 1
Onun perçemini 1
Hemen onu müjdeledik 1
Ona isabet eden 1
Onu tamamladı 1
Onun evi 1
Onun yöneticisi 1
Onun genç erkeği 1
Ona sızdı 1
Onu görürüz 1
Onu tanırlar 1
Onu gerçekleştirdi 1
Onu çıkarttı 1
Hemen onu gizledi 1
Onu açığa çıkarır 1
Onu kıldı 1
Onun ölçüsüyle 1
Ve onun gölgesi 1
Onun kökü 1
Ve onun dalı 1
Ve onu koruduk 1
Ve kesinlikle o 1
Onu yarattı 1
Ona binmeniz için 1
Onu hafifleştirirsiniz 1
Onun yünleri 1
Ve onun tüyleri 1
Ve onun kılları 1
Onu tanımazlar 1
Onun pekiştirilmesi 1
Onun ipliği 1
Onun sabit olması 1
Ona gelir 1
Hemen ona tattırdı 1
Hemen onun arkasını kestik 1
Onun koşması 1
Onu umarsın 1
Onu açma 1
Onu helak edenler 1
Ona azap edenler 1
Onun çiti 1
Onu listeledi 1
Ona düşenler 1
Onu yardı 1
Onu yardın mı? 1
Onu kusurlu kılarım 1
Onun dışında 1
Onu getirtti 1
Onu çağırdı 1
Onun kavmi 1
Ona varan 1
Onu gizlerim 1
Onu koy 1
Onu al 1
Yakında onu geri döndürüreceğiz 1
Onun yapısı 1
Hemen onu koyduk 1
Hemen onu fırlattım 1
Onu toz halinde savurur 1
Hemen onu bırakır 1
Hemen onu unuttun 1
Onun batışı 1
Onun ayetleri 1
Onu geri döndürmek 1
Hemen onu anlamasını sağladık 1
Ve onun oğlu 1
Ona vardılar 1
Onun çıtırtısı 1
Onun mahalli 1
Onun yanları 1
Ona boyun eğdirdik 1
Onun etleri 1
Onun kanları 1
Onu aldım 1
Onun elçisi 1
Onu söyleyen 1
Onu indirdik 1
Ve onu farz kıldık 1
Onunla evlenir 1
Ona girmeyin 1
Onun yağı 1
Onu görür 1
Onu yazdırdı 1
Onu yaptım 1
Onu başa kakarsın 1
Ona kesin inanır hale geldi 1
Onun sözü 1
Ve ona 1
Onu buldum 1
Ve onun kavmi 1
Onu bozdular 1
Onun tahtını 1
Onun tahtı 1
Ve onu alıkoydu 1
Onun iki bacağı 1
Onu ölçüp biçtik 1
Onun ormanı 1
Onu hesap edersin 1
Onu haram etti 1
Hemen onu tanırsınız 1
Onun kalbi 1
Onun geçimliği 1
Onun annesi 1
Onu kılarız 1
Onu akleder 1
Ona rızık verir 1
Ve onu imar ettiler 1
Onu imar ettiler 1
Ve onu edinir 1
Ona yol göstermek 1
Onun çapları 1
Öyleyse kesinlikle ona verdiler 1
Onu ezersiniz 1
Ona veririz 1
Onun ücreti 1
Seni onunla eşleştirdik 1
Onu sayarak tamamlarsınız 1
Onunla evlenmek ister 1
Ve onu taşıdı 1
Onun sabah yolculuğu 1
Ve onun gece dönüşü 1
Onu ders yaparlar 1
Onun sırtı 1
Ona hayat verdik 1
Onu ast yaptık 1
Ona hayat verir 1
Onu inşa etti 1
Beni ona kefil yap 1
Ona kulluk ederler 1
Onun uyuması 1
Onu söyledi 1
Hemen ona girin 1
Onun gıdaları 1
Onun tomurcuk kabukları 1
Kıldı 1
Onun kız kardeşi 1
Onu edindi 1
Kendiliğinden ona uy 1
Onun kitabı 1
Onun yükleri 1
Onu tarif etti 1
Onun şartları 1
Onun kilitleri 1
Sizden onu ister 1
Onu almanız için 1
Onu alırlar 1
Onu alırsınız 1
Ve onun halkı 1
Onunla beraber 1
Onu döşedik 1
Hemen onu sardırdı 1
Onu bıraktık 1
Onu yükseltti 1
Onun astarları 1
Onun vuku bulmasını 1
Onun ağacı 1
Onu döndürürsünüz 1
Onu iyileştiririz 1
Onu kendi kendilerine yoktan var ettiler 1
Onu yazdık 1
Onu gözettiler 1
Onu gözetmek 1
Onu bıraktınız 1
Onun kökleri 1
Seversiniz 1
Onun eceli 1
Ona verdi 1
Sonra onunla hesaplaştık 1
Ve ona azap ettik 1
Ona haber verdi 1
Onun yakıtı 1
Onun açılanma yerleri 1
Kesinlikle onu devşirecekler 1
Kesinlikle ona girmesin 1
Onu gördüler 1
Onu kılmamız için 1
Ve onu beller 1
Onun kenarları 1
Ah keşke o 1
Onun uzunluğu 1
Hemen onu bulduk 1
Onu yararlar 1
Onun gölgeleri 1
Onu ölçüp biçtiler 1
Onun görme organları 1
Onun boyu 1
Onun gecesi 1
Onu düzenledi 1
Ve onun merası 1
Onu çaktı 1
Onu anlama 1
Onun sona ermesi 1
Ondan çekinir 1
Onu sarar 1
Ve ondan uzak durur 1
Onun koşması için 1
Ve onun kuşluk vakti 1
Onu aktardı 1
Onu belirtti 1
Onu örter 1
Onu yaydı 1
Onu seviyelendirdi 1
Hemen ona ilham etti 1
Onun ahlaksızlığı 1
Ve onun sığınması 1
Onu akladı 1
Onu soktu 1
Onun taşkınlığı sebebiyle 1
Onun en Mutsuzu 1
Ve ona su verilmesi 1
Hemen onun dizinin bağını kestiler 1
Ve ondan uzaklaştırılacak 1
Onun sarsıntısı 1
Onun ağırlıkları 1
Kesinlikle onu göreceksiniz 1
boynun- 1
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
857 ayet
وَكَذٰلِكَ
يَجْتَب۪يكَ
رَبُّكَ
وَيُعَلِّمُكَ
مِنْ
تَأْو۪يلِ
الْاَحَاد۪يثِ
وَيُتِمُّ
نِعْمَتَهُ
عَلَيْكَ
وَعَلٰٓى
اٰلِ
يَعْقُوبَ
كَمَٓا
اَتَمَّهَا
عَلٰٓى
اَبَوَيْكَ
مِنْ
قَبْلُ
اِبْرٰه۪يمَ
وَاِسْحٰقَۜ
اِنَّ
رَبَّكَ
عَل۪يمٌ
حَك۪يمٌ۟
«Rabbin seni böylece rüyandaki gibi seçecek, sana rüyaları yorumlamayı öğretecek; daha önce, ataların İbrahim ve İshak’a nimetlerini tamamladığı gibi, sana ve Yakub soyuna da tamamlayacaktır. Doğrusu Rabbin bilir, hakimdir.»[6]
وَرَاوَدَتْهُ
الَّت۪ي
هُوَ
ف۪ي
بَيْتِهَا
عَنْ
نَفْسِه۪
وَغَلَّقَتِ
الْاَبْوَابَ
وَقَالَتْ
هَيْتَ
لَكَۜ
قَالَ
مَعَاذَ
اللّٰهِ
اِنَّهُ
رَبّ۪ٓي
اَحْسَنَ
مَثْوَايَۜ
اِنَّهُ
لَا
يُفْلِحُ
الظَّالِمُونَ
Evinde bulunduğu kadın onu kendine çağırdı, kapıları sıkı sıkı kapadı ve «gelsene» dedi. Yusuf: «Günah işlemekten Allah’a sığınırım, doğrusu senin kocan benim efendimdir; bana iyi baktı. Haksızlık yapanlar şüphesiz başarıya ulaşamazlar.» dedi.[23]
وَلَقَدْ
هَمَّتْ
بِه۪ۗ
وَهَمَّ
بِهَاۚ
لَوْلَٓا
اَنْ
رَاٰ
بُرْهَانَ
رَبِّه۪ۜ
كَذٰلِكَ
لِنَصْرِفَ
عَنْهُ
السُّٓوءَ
وَالْفَحْشَٓاءَۜ
اِنَّهُ
مِنْ
عِبَادِنَا
الْمُخْلَص۪ينَ
And olsun ki kadın Yusuf’a karşı istekli idi; Rabbin’den bir işaret görmeseydi Yusuf da onu isteyecekti. İşte ondan kötülüğü ve fenalığı böylece engelledik. Doğrusu o bizim çok samimi kullarımızdandır.[24]
وَاسْتَبَقَا
الْبَابَ
وَقَدَّتْ
قَم۪يصَهُ
مِنْ
دُبُرٍ
وَاَلْفَيَا
سَيِّدَهَا
لَدَا
الْبَابِۜ
قَالَتْ
مَا
جَزَٓاءُ
مَنْ
اَرَادَ
بِاَهْلِكَ
سُٓوءاً
اِلَّٓا
اَنْ
يُسْجَنَ
اَوْ
عَذَابٌ
اَل۪يمٌ
İkisi de kapıya koştu, kadın arkadan Yusuf’un gömleğini yırttı; kapının önünde kocasına rastladılar. Kadın kocasına «Ailene fenalık etmek isteyen bir kimsenin cezası ya hapis ya da can yakıcı bir azab olmalıdır» dedi.[25]
قَالَ
هِيَ
رَاوَدَتْن۪ي
عَنْ
نَفْس۪ي
وَشَهِدَ
شَاهِدٌ
مِنْ
اَهْلِهَاۚ
اِنْ
كَانَ
قَم۪يصُهُ
قُدَّ
مِنْ
قُبُلٍ
فَصَدَقَتْ
وَهُوَ
مِنَ
الْكَاذِب۪ينَ
Yusuf: «Beni kendine o çağırdı» dedi. Kadın tarafından bir şahit, «Eğer gömleği önden yırtılmışsa kadın doğru söylemiş, erkek yalancılardandır; şayet gömleği arkadan yırtılmışsa kadın yalan söylemiştir, erkek doğrulardandır» diye şahidlik etti.[26-27]
وَقَالَ
نِسْوَةٌ
فِي
الْمَد۪ينَةِ
امْرَاَتُ
الْعَز۪يزِ
تُرَاوِدُ
فَتٰيهَا
عَنْ
نَفْسِه۪ۚ
قَدْ
شَغَفَهَا
حُباًّۜ
اِنَّا
لَنَرٰيهَا
ف۪ي
ضَلَالٍ
مُب۪ينٍ
Şehirde bir takım kadınlar: «Vezirin karısı kölesinin olmak istiyormuş; sevgisi bağrını yakmış; doğrusu onun besbelli sapıtmış olduğunu görüyoruz.» dediler.[30]
مَا
تَعْبُدُونَ
مِنْ
دُونِه۪ٓ
اِلَّٓا
اَسْمَٓاءً
سَمَّيْتُمُوهَٓا
اَنْتُمْ
وَاٰبَٓاؤُ۬كُمْ
مَٓا
اَنْزَلَ
اللّٰهُ
بِهَا
مِنْ
سُلْطَانٍۜ
اِنِ
الْحُكْمُ
اِلَّا
لِلّٰهِۜ
اَمَرَ
اَلَّا
تَعْبُدُٓوا
اِلَّٓا
اِيَّاهُۜ
ذٰلِكَ
الدّ۪ينُ
الْقَيِّمُ
وَلٰكِنَّ
اَكْثَرَ
النَّاسِ
لَا
يَعْلَمُونَ
«Allah’ı bırakıp taptığınız, sizin ve babalarınızın adlandırdığı putlardan başka bir şey değildir. Allah onların doğru olduğuna dair bir delil indirmemiştir. Hüküm vermek ancak Allah’a aittir; kendisinden başkasına değil, O’na tapmanızı emretmiştir. Bu, dosdoğru dindir, fakat insanların çoğu bilmezler».[40]
وَكَذٰلِكَ
مَكَّنَّا
لِيُوسُفَ
فِي
الْاَرْضِۚ
يَتَبَوَّاُ
مِنْهَا
حَيْثُ
يَشَٓاءُۜ
نُص۪يبُ
بِرَحْمَتِنَا
مَنْ
نَشَٓاءُ
وَلَا
نُض۪يعُ
اَجْرَ
الْمُحْسِن۪ينَ
Yusuf’u böylece o memlekete yerleştirdik; istediği yerlerde oturabilirdi. Rahmetimizi tıpkı bu misalde olduğu gibi istediğimize veririz; iyi davrananların ecrini zayi etmeyiz.[56]
وَقَالَ
لِفِتْيَانِهِ
اجْعَلُوا
بِضَاعَتَهُمْ
ف۪ي
رِحَالِهِمْ
لَعَلَّهُمْ
يَعْرِفُونَـهَٓا
اِذَا
انْقَلَـبُٓوا
اِلٰٓى
اَهْلِهِمْ
لَعَلَّهُمْ
يَرْجِعُونَ
Yusuf adamlarına: «Karşılık olarak getirdiklerini de yüklerine koyun. Belki ailelerine varınca, onu anlarlar da bir daha dönerler» dedi.[62]
وَلَمَّا
دَخَلُوا
مِنْ
حَيْثُ
اَمَرَهُمْ
اَبُوهُمْۜ
مَا
كَانَ
يُغْن۪ي
عَنْهُمْ
مِنَ
اللّٰهِ
مِنْ
شَيْءٍ
اِلَّا
حَاجَةً
ف۪ي
نَفْسِ
يَعْقُوبَ
قَضٰيهَاۜ
وَاِنَّهُ
لَذُو
عِلْمٍ
لِمَا
عَلَّمْنَاهُ
وَلٰكِنَّ
اَكْثَرَ
النَّاسِ
لَا
يَعْلَمُونَ۟
Babalarının emrettiği gibi girdiler. Esasen bu, Allah katında onlara bir fayda sağlamazdı, ancak Yakub içindeki arzuyu ortaya koymuş oldu. O, şüphesiz kendisine öğrettiğimizi bilir fakat insanların çoğu bilmezler.[68]
فَبَدَاَ
بِاَوْعِيَتِهِمْ
قَبْلَ
وِعَٓاءِ
اَخ۪يهِ
ثُمَّ
اسْتَخْرَجَهَا
مِنْ
وِعَٓاءِ
اَخ۪يهِۜ
كَذٰلِكَ
كِدْنَا
لِيُوسُفَۜ
مَا
كَانَ
لِيَأْخُذَ
اَخَاهُ
ف۪ي
د۪ينِ
الْمَلِكِ
اِلَّٓا
اَنْ
يَشَٓاءَ
اللّٰهُۜ
نَرْفَعُ
دَرَجَاتٍ
مَنْ
نَشَٓاءُۜ
وَفَوْقَ
كُلِّ
ذ۪ي
عِلْمٍ
عَل۪يمٌ
Yusuf kardeşinin yükünden önce onlarınkini aramaya başladı; sonra kardeşinin yükünden su kabını çıkardı. İşte biz Yusuf’a böyle bir plan kullanmasını vahyettik. Çünkü hükümdarın kanunlarına göre kardeşini alıkoyamazdı, meğer ki Allah dileye. Dilediğimizi derecelerle yükseltiriz. Her ilim sahibinden üstün bir bilen bulunur.[76]
قَالُٓوا
اِنْ
يَسْرِقْ
فَقَدْ
سَرَقَ
اَخٌ
لَهُ
مِنْ
قَبْلُۚ
فَاَسَرَّهَا
يُوسُفُ
ف۪ي
نَفْسِه۪
وَلَمْ
يُبْدِهَا
لَهُمْ
قَالَ
اَنْتُمْ
شَرٌّ
مَكَاناًۚ
وَاللّٰهُ
اَعْلَمُ
بِمَا
تَصِفُونَ
«Çalmışsa, daha önce kardeşi de çalmıştı» dediler. Yusuf bunu içinde sakladı, onlara açmadı. İçinden, «Durumunuz pek kötüdür; anlattığınızı Allah daha iyi bilir» dedi.[77]
وَسْـَٔلِ
الْقَرْيَةَ
الَّت۪ي
كُنَّا
ف۪يهَا
وَالْع۪يرَ
الَّت۪ٓي
اَقْبَلْنَا
ف۪يهَاۜ
وَاِنَّا
لَصَادِقُونَ
Ümidsizliğe düşünce, konuşmak üzere bir kenara çekildiler. Büyükleri şöyle dedi: «Babanızın Allah’a karşı sizden bir söz aldığını, daha önce Yusuf meselesinde de ileri gittiğinizi bilmiyor musunuz? Artık babam bana izin verene veya Allah hakkımda hüküm verene kadar ki O, hükmedenlerin en iyisidir bu yerden ayrılmayacağım. Siz dönün, babanıza gidin ve deyin ki: Ey Babamız! Senin oğlun hırsızlık yaptı, bu bildiğimizden başka bir şey görmedik; görülmeyeni de bilmeyiz; bulunduğumuz kasabanın halkına ve beraberinde olduğumuz kervana da sorabilirsin; biz şüphesiz doğru söylüyoruz.»[80-82]
وَرَفَعَ
اَبَوَيْهِ
عَلَى
الْعَرْشِ
وَخَرُّوا
لَهُ
سُجَّداًۚ
وَقَالَ
يَٓا اَبَتِ
هٰذَا
تَأْو۪يلُ
رُءْيَايَ
مِنْ
قَبْلُۘ
قَدْ
جَعَلَهَا
رَبّ۪ي
حَقاًّۜ
وَقَدْ
اَحْسَنَ
ب۪ٓي
اِذْ
اَخْرَجَن۪ي
مِنَ
السِّجْنِ
وَجَٓاءَ
بِكُمْ
مِنَ
الْبَدْوِ
مِنْ
بَعْدِ
اَنْ
نَزَغَ
الشَّيْطَانُ
بَيْن۪ي
وَبَيْنَ
اِخْوَت۪يۜ
اِنَّ
رَبّ۪ي
لَط۪يفٌ
لِمَا
يَشَٓاءُۜ
اِنَّهُ
هُوَ
الْعَل۪يمُ
الْحَك۪يمُ
Ana babasını tahtın üzerine oturttu, hepsi onun önünde (Allah’a secde edip) eğildiler. O zaman Yusuf: «Babacığım! İşte bu, vaktiyle gördüğüm rüyanın çıkışıdır; Rabbim onu gerçekleştirdi. Şeytan, benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra, beni hapisten çıkaran, sizi çölden getiren Rabbim bana pek çok iyilikte bulundu. Doğrusu Rabbim dilediğine lütufkardır, O şüphesiz bilendir, Hakim’dir» dedi.[100]
وَكَاَيِّنْ
مِنْ
اٰيَةٍ
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِ
يَمُرُّونَ
عَلَيْهَا
وَهُمْ
عَنْهَا
مُعْرِضُونَ
Göklerde ve yerde nice belgeler vardır ki, yanlarından yüzlerini çevirerek geçerler.[105]
اَللّٰهُ
الَّذ۪ي
رَفَعَ
السَّمٰوَاتِ
بِغَيْرِ
عَمَدٍ
تَرَوْنَهَا
ثُمَّ
اسْتَوٰى
عَلَى
الْعَرْشِ
وَسَخَّرَ
الشَّمْسَ
وَالْقَمَرَۜ
كُلٌّ
يَجْر۪ي
لِاَجَلٍ
مُسَمًّىۜ
يُدَبِّرُ
الْاَمْرَ
يُفَصِّلُ
الْاٰيَاتِ
لَعَلَّكُمْ
بِلِقَٓاءِ
رَبِّكُمْ
تُوقِنُونَ
Gökleri, gördüğünüz gibi, direksiz yükselten, sonra arşa hükmeden, her biri belli bir süreye kadar hareket edecek olan Güneş ve Ay’ı buyruğu altına alan, işleri yürüten, ayetleri uzun uzun açıklayan Allah’tır; ola ki Rabbinize kavuşacağınıza kesin olarak inanırsınız.[2]
وَهُوَ
الَّذ۪ي
مَدَّ
الْاَرْضَ
وَجَعَلَ
ف۪يهَا
رَوَاسِيَ
وَاَنْهَاراًۜ
وَمِنْ
كُلِّ
الثَّمَرَاتِ
جَعَلَ
ف۪يهَا
زَوْجَيْنِ
اثْنَيْنِ
يُغْشِي
الَّيْلَ
النَّهَارَۜ
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَاٰيَاتٍ
لِقَوْمٍ
يَتَفَكَّرُونَ
Yeri düzleyen, orada dağlar, nehirler var eden, her türlü üründen çift çift yetiştiren, gündüzü geceyle bürüyen de O’dur. Doğrusu bunlarda, düşünen kimseler için ibretler vardır.[3]
وَفِي
الْاَرْضِ
قِطَعٌ
مُتَجَاوِرَاتٌ
وَجَنَّاتٌ
مِنْ
اَعْنَابٍ
وَزَرْعٌ
وَنَخ۪يلٌ
صِنْوَانٌ
وَغَيْرُ
صِنْوَانٍ
يُسْقٰى
بِمَٓاءٍ
وَاحِدٍ۠
وَنُفَضِّلُ
بَعْضَهَا
عَلٰى
بَعْضٍ
فِي
الْاُكُلِۜ
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَاٰيَاتٍ
لِقَوْمٍ
يَعْقِلُونَ
Yeryüzünde, hepsi de aynı su ile sulanan, birbirine komşu toprak parçaları, tek ve çok köklü üzüm bağları, ekinler, hurma ağaçları vardır. Fakat onları şekil ve lezzetçe birbirinden farklı kılmışızdır. Düşünen kimseler için bunda ibretler vardır.[4]
وَاِنْ
تَعْجَبْ
فَعَجَبٌ
قَوْلُهُمْ
ءَاِذَا
كُنَّا
تُرَاباً
ءَاِنَّا
لَف۪ي
خَلْقٍ
جَد۪يدٍۜ
اُو۬لٰٓئِكَ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
بِرَبِّهِمْۚ
وَاُو۬لٰٓئِكَ
الْاَغْلَالُ
ف۪ٓي
اَعْنَاقِهِمْۚ
وَاُو۬لٰٓئِكَ
اَصْحَابُ
النَّارِۚ
هُمْ
ف۪يهَا
خَالِدُونَ
Şaşacaksan, onların: «Biz toprak olunca mı yeniden yaratılacağız?» demelerine şaşmak gerekir. İşte onlar Rablerini inkar edenlerdir. İşte onlar boyunlarına demir halkalar vurulanlardır. İşte onlar cehennemliklerdir, orada temelli kalacaklardır.[5]
وَيُسَبِّحُ
الرَّعْدُ
بِحَمْدِه۪
وَالْمَلٰٓئِكَةُ
مِنْ
خ۪يفَتِه۪ۚ
وَيُرْسِلُ
الصَّوَاعِقَ
فَيُص۪يبُ
بِهَا
مَنْ
يَشَٓاءُ
وَهُمْ
يُجَادِلُونَ
فِي
اللّٰهِۚ
وَهُوَ
شَد۪يدُ
الْمِحَالِۜ
O’nu, gök gürlemesi hamd ile, melekler de korkularından tesbih ederler. Onlar pek kuvvetli olan Allah hakkında çekişirken, O, yıldırımları gönderir de onlarla dilediğini çarpar.[13]
Yükleniyor...