ه ا

857ayette
1.197kez geçiyor
92/114surede
2farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %67 · Medenî %33
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla) Kalem 17 2. inen sure En çok geçtiği sure Bakara 93 kez

Kelime ailesi

Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.

KelimeTürVezinAnlamAdet
ف۪يهَا Zamir فِيهَا Orada 1187
هَٓا اَنْتُمْ Harfi Nida هَأَنْتُمْ İşte siz 10

Anlam yelpazesi

Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.

Diğer 403 anlam
Onu görürsünüz 6 Ona geldi 6 Onun üstü 5 Onun hepsi 5 Onu kıldık 5 Onun benzeri 5 Ona girerler 5 Onun genişliği 5 Onun yemişi 4 Onu koydu 4 İşte siz 4 Burada 4 Onun eşi 4 O 4 Onu helak ettik 4 Onun ilmi 4 Ona yaslanırlar 4 Onun kapıları 3 Onu aktarırız 3 Onun çatıları 3 Ve onun üzerine 3 Onun bazısı 3 Onun katında 3 Öyleyse ona 3 Onun çevresi 3 Onun tomurcuğu 3 Öyleyse onun üzerine 3 Onun inanması 3 Ve onun içinde 3 Ve ona ararlar 3 Ona ad verdiniz 3 Ona dokunmayın 3 Onun rızkı 3 Ve onun süsü 3 Onun sonu 3 Onun şımarıkları 3 Ve onu kıldık 3 Onun ...ması gibi 3 Onunla karşılaşır 3 Ona geldiler 3 Onun yöneticileri 3 Onun emri 3 Onun rengi 2 Onun hakkında 2 Onun sırtları 2 Onu boşadı 2 Ona uyar 2 Onunla ... arası 2 Onun boyutu 2 Onu geri döndürün 2 Ona mirasçı olur 2 Ona gireriz 2 Öyleyse kesinlikle o 2 Ona hayat verdi 2 Onun yüzü 2 Onu bilir 2 Getir 2 Onun benzerleri 2 Size o miras bırakıldı 2 Onu uyumlu yapmak 2 Hemen onu bırakın 2 Onun haberleri 2 Onun durma zamanı 2 Ona vaat etti 2 Onun dizinin bağını kestiler 2 Onun aşağısı 2 Ondan önce 2 Onu eksiltiriz 2 Onun tarafları 2 Onu listelersiniz 2 Ve onu süsledik 2 Onu uzattık 2 Ona girin 2 Onu giyersiniz 2 Onun karınları 2 Onun canı 2 Ona yaslanır 2 Onun arası 2 Onun suyu 2 Onu buldu 2 Onun gözü 2 Onun edep yeri 2 Onun yükü 2 Ona boyun eğdirdi 2 Onu görürler 2 Onun azabı 2 Ona miras bıraktık 2 Onu gördü 2 Onu örnek veririz 2 Onu işitir 2 Onu taşırlar 2 Onun renkleri 2 Ona yaslanın 2 Onu bina ettik 2 Onun devşirmeleri 2 Onun katkısı 2 Onu bina etti 2 Hemen onu seviyelendirdi 2 Onun kuşluk vakti 2 Onun Rabbini 2 yakıtı 1 Onun bakliyatı 1 Ve onun salatalığı 1 Ve onun sarmısağı 1 Ve onun mercimeği 1 Ve onun soğanı 1 Onun iki eli 1 Onun arkası 1 Onu boğazladılar 1 Onun bazısıyla 1 Onu unuttururuz 1 Onun harap olması 1 Ona fayda eder 1 Ona razı olursun 1 yöneldiği 1 Ona yaklaşmayın 1 Onun sınırını aşmayın 1 Onu açıklar 1 Onun çocuğu için 1 Onu ayırırız 1 Ona giydiririz 1 Ona isabet etti 1 Ona isabet eder 1 Hemen ona isabet etti 1 Onu gizlersiniz 1 Ve ona verirsiniz 1 Ona devredersiniz 1 Onu yazarsınız 1 Onu gizler 1 Onu koydum 1 Ona ad verdim 1 Onu sığındırırım 1 Ve onun zürriyyeti 1 Onu kabul etti 1 Ve onu büyüttü 1 Ve ona kefil kıldı 1 Onu aktarın 1 Ona ararsınız 1 Onu döngü yaparız 1 Onun iki katı 1 Onu tüketmeyin 1 İkisi ona gelir 1 Onu katlar 1 Hemen onu geri döndürürüz 1 Onun arkaları 1 Ondan başkası 1 Onun kocası 1 Onu bırakmanız sebebiyle 1 Onu edindiler 1 Onu söndürdü 1 Onu sordu 1 Onu indiren 1 Ona verdik 1 Onu açığa çıkarırsınız 1 Onun suç işleyenleri 1 Onu yer 1 Hemen ona geldi 1 Kardeşi 1 Onun ovaları 1 Ve ona ararsınız 1 Onu miras bırakır 1 Ve onun batıları 1 Ve onu tamamladık 1 Hemen onu tut 1 Onun en iyisini 1 Onun nüshası 1 Yakında onu yazacağım 1 Onu belirtir 1 Onun vakti 1 Ona sardı 1 Onu seçtin 1 Hemen onu harcayacaklar 1 Ona nimet verdi 1 Onu elde ettiniz 1 Onun kesadı 1 Ona razı olursunuz 1 Onu harcarlar 1 Onun yaldızı 1 Onun benzeri ile 1 Hemen ona fayda etti 1 Onun İstikrarlı yeri 1 Ve onun veda ettiği yer 1 Onu söktük 1 Sizi ona mecbur tutar mıyız? 1 Onun akması 1 Ve onun durma zamanı 1 Onu vahyederiz 1 Onu bilirsin 1 Onun perçemini 1 Hemen onu müjdeledik 1 Ona isabet eden 1 Onu tamamladı 1 Onun evi 1 Onun yöneticisi 1 Onun genç erkeği 1 Ona sızdı 1 Onu görürüz 1 Onu tanırlar 1 Onu gerçekleştirdi 1 Onu çıkarttı 1 Hemen onu gizledi 1 Onu açığa çıkarır 1 Onu kıldı 1 Onun ölçüsüyle 1 Ve onun gölgesi 1 Onun kökü 1 Ve onun dalı 1 Ve onu koruduk 1 Ve kesinlikle o 1 Onu yarattı 1 Ona binmeniz için 1 Onu hafifleştirirsiniz 1 Onun yünleri 1 Ve onun tüyleri 1 Ve onun kılları 1 Onu tanımazlar 1 Onun pekiştirilmesi 1 Onun ipliği 1 Onun sabit olması 1 Ona gelir 1 Hemen ona tattırdı 1 Hemen onun arkasını kestik 1 Onun koşması 1 Onu umarsın 1 Onu açma 1 Onu helak edenler 1 Ona azap edenler 1 Onun çiti 1 Onu listeledi 1 Ona düşenler 1 Onu yardı 1 Onu yardın mı? 1 Onu kusurlu kılarım 1 Onun dışında 1 Onu getirtti 1 Onu çağırdı 1 Onun kavmi 1 Ona varan 1 Onu gizlerim 1 Onu koy 1 Onu al 1 Yakında onu geri döndürüreceğiz 1 Onun yapısı 1 Hemen onu koyduk 1 Hemen onu fırlattım 1 Onu toz halinde savurur 1 Hemen onu bırakır 1 Hemen onu unuttun 1 Onun batışı 1 Onun ayetleri 1 Onu geri döndürmek 1 Hemen onu anlamasını sağladık 1 Ve onun oğlu 1 Ona vardılar 1 Onun çıtırtısı 1 Onun mahalli 1 Onun yanları 1 Ona boyun eğdirdik 1 Onun etleri 1 Onun kanları 1 Onu aldım 1 Onun elçisi 1 Onu söyleyen 1 Onu indirdik 1 Ve onu farz kıldık 1 Onunla evlenir 1 Ona girmeyin 1 Onun yağı 1 Onu görür 1 Onu yazdırdı 1 Onu yaptım 1 Onu başa kakarsın 1 Ona kesin inanır hale geldi 1 Onun sözü 1 Ve ona 1 Onu buldum 1 Ve onun kavmi 1 Onu bozdular 1 Onun tahtını 1 Onun tahtı 1 Ve onu alıkoydu 1 Onun iki bacağı 1 Onu ölçüp biçtik 1 Onun ormanı 1 Onu hesap edersin 1 Onu haram etti 1 Hemen onu tanırsınız 1 Onun kalbi 1 Onun geçimliği 1 Onun annesi 1 Onu kılarız 1 Onu akleder 1 Ona rızık verir 1 Ve onu imar ettiler 1 Onu imar ettiler 1 Ve onu edinir 1 Ona yol göstermek 1 Onun çapları 1 Öyleyse kesinlikle ona verdiler 1 Onu ezersiniz 1 Ona veririz 1 Onun ücreti 1 Seni onunla eşleştirdik 1 Onu sayarak tamamlarsınız 1 Onunla evlenmek ister 1 Ve onu taşıdı 1 Onun sabah yolculuğu 1 Ve onun gece dönüşü 1 Onu ders yaparlar 1 Onun sırtı 1 Ona hayat verdik 1 Onu ast yaptık 1 Ona hayat verir 1 Onu inşa etti 1 Beni ona kefil yap 1 Ona kulluk ederler 1 Onun uyuması 1 Onu söyledi 1 Hemen ona girin 1 Onun gıdaları 1 Onun tomurcuk kabukları 1 Kıldı 1 Onun kız kardeşi 1 Onu edindi 1 Kendiliğinden ona uy 1 Onun kitabı 1 Onun yükleri 1 Onu tarif etti 1 Onun şartları 1 Onun kilitleri 1 Sizden onu ister 1 Onu almanız için 1 Onu alırlar 1 Onu alırsınız 1 Ve onun halkı 1 Onunla beraber 1 Onu döşedik 1 Hemen onu sardırdı 1 Onu bıraktık 1 Onu yükseltti 1 Onun astarları 1 Onun vuku bulmasını 1 Onun ağacı 1 Onu döndürürsünüz 1 Onu iyileştiririz 1 Onu kendi kendilerine yoktan var ettiler 1 Onu yazdık 1 Onu gözettiler 1 Onu gözetmek 1 Onu bıraktınız 1 Onun kökleri 1 Seversiniz 1 Onun eceli 1 Ona verdi 1 Sonra onunla hesaplaştık 1 Ve ona azap ettik 1 Ona haber verdi 1 Onun yakıtı 1 Onun açılanma yerleri 1 Kesinlikle onu devşirecekler 1 Kesinlikle ona girmesin 1 Onu gördüler 1 Onu kılmamız için 1 Ve onu beller 1 Onun kenarları 1 Ah keşke o 1 Onun uzunluğu 1 Hemen onu bulduk 1 Onu yararlar 1 Onun gölgeleri 1 Onu ölçüp biçtiler 1 Onun görme organları 1 Onun boyu 1 Onun gecesi 1 Onu düzenledi 1 Ve onun merası 1 Onu çaktı 1 Onu anlama 1 Onun sona ermesi 1 Ondan çekinir 1 Onu sarar 1 Ve ondan uzak durur 1 Onun koşması için 1 Ve onun kuşluk vakti 1 Onu aktardı 1 Onu belirtti 1 Onu örter 1 Onu yaydı 1 Onu seviyelendirdi 1 Hemen ona ilham etti 1 Onun ahlaksızlığı 1 Ve onun sığınması 1 Onu akladı 1 Onu soktu 1 Onun taşkınlığı sebebiyle 1 Onun en Mutsuzu 1 Ve ona su verilmesi 1 Hemen onun dizinin bağını kestiler 1 Ve ondan uzaklaştırılacak 1 Onun sarsıntısı 1 Onun ağırlıkları 1 Kesinlikle onu göreceksiniz 1 boynun- 1

Kavram ağı

Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.

Sure dağılımı

Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî

Vahiy sürecinde kullanım

Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.

1. inen: Alak — 0 kez 2. inen: Kalem — 5 kez 3. inen: Müzzemmil — 0 kez 4. inen: Müddessir — 2 kez 5. inen: Fâtiha — 0 kez 6. inen: Tebbet — 1 kez 7. inen: Tekvîr — 0 kez 8. inen: A’lâ — 2 kez 9. inen: Leyl — 2 kez 10. inen: Fecr — 2 kez 11. inen: Duhâ — 0 kez 12. inen: İnşirâh — 0 kez 13. inen: Asr — 0 kez 14. inen: Âdiyât — 0 kez 15. inen: Kevser — 0 kez 16. inen: Tekâsür — 1 kez 17. inen: Mâ’ûn — 0 kez 18. inen: Kâfirûn — 0 kez 19. inen: Fil — 0 kez 20. inen: Felâk — 0 kez 21. inen: Nâs — 0 kez 22. inen: İhlâs — 0 kez 23. inen: Necm — 5 kez 24. inen: Abese — 4 kez 25. inen: Kadr — 1 kez 26. inen: Şems — 18 kez 27. inen: Bürûc — 2 kez 28. inen: Tîn — 0 kez 29. inen: Kureyş — 0 kez 30. inen: Kâri’a — 0 kez 31. inen: Kıyâme — 2 kez 32. inen: Hümeze — 1 kez 33. inen: Mürselât — 2 kez 34. inen: Kâf — 10 kez 35. inen: Beled — 0 kez 36. inen: Târık — 1 kez 37. inen: Kamer — 2 kez 38. inen: Sâd — 7 kez 39. inen: A’râf — 78 kez 40. inen: Cin — 3 kez 41. inen: Yâsîn — 18 kez 42. inen: Furkân — 14 kez 43. inen: Fâtır — 15 kez 44. inen: Meryem — 13 kez 45. inen: Tâ-Hâ — 36 kez 46. inen: Vâkı’a — 8 kez 47. inen: Şu’arâ — 14 kez 48. inen: Neml — 34 kez 49. inen: Kasas — 17 kez 50. inen: İsrâ — 19 kez 51. inen: Yûnus — 16 kez 52. inen: Hûd — 35 kez 53. inen: Yûsuf — 21 kez 54. inen: Hicr — 18 kez 55. inen: En’âm — 36 kez 56. inen: Sâffât — 8 kez 57. inen: Lokman — 8 kez 58. inen: Sebe’ — 11 kez 59. inen: Zümer — 20 kez 60. inen: Mü’min — 11 kez 61. inen: Fussilet — 17 kez 62. inen: Şûrâ — 10 kez 63. inen: Zuhruf — 14 kez 64. inen: Duhân — 5 kez 65. inen: Câsiye — 9 kez 66. inen: Ahkâf — 4 kez 67. inen: Zâriyât — 6 kez 68. inen: Gâşiye — 4 kez 69. inen: Kehf — 29 kez 70. inen: Nahl — 29 kez 71. inen: Nûh — 2 kez 72. inen: İbrahim — 11 kez 73. inen: Enbiyâ — 27 kez 74. inen: Mü’minûn — 20 kez 75. inen: Secde — 5 kez 76. inen: Tûr — 4 kez 77. inen: Mülk — 6 kez 78. inen: Hâkka — 9 kez 79. inen: Me’âric — 1 kez 80. inen: Nebe’ — 3 kez 81. inen: Nâzi’ât — 18 kez 82. inen: İnfitâr — 2 kez 83. inen: İnşikâk — 3 kez 84. inen: Rûm — 9 kez 85. inen: Ankebût — 13 kez 86. inen: Mutaffifîn — 1 kez 87. inen: Bakara — 93 kez 88. inen: Enfâl — 4 kez 89. inen: Âl-i İmrân — 37 kez 90. inen: Ahzâb — 22 kez 91. inen: Mümtehine — 0 kez 92. inen: Nisâ — 44 kez 93. inen: Zilzâl — 5 kez 94. inen: Hadîd — 11 kez 95. inen: Muhammed — 11 kez 96. inen: Ra’d — 14 kez 97. inen: Rahmân — 7 kez 98. inen: İnsan — 11 kez 99. inen: Talâk — 8 kez 100. inen: Beyyine — 4 kez 101. inen: Haşr — 4 kez 102. inen: Nûr — 19 kez 103. inen: Hac — 32 kez 104. inen: Münâfikûn — 2 kez 105. inen: Mücâdele — 5 kez 106. inen: Hucurât — 0 kez 107. inen: Tahrîm — 6 kez 108. inen: Teğâbun — 3 kez 109. inen: Saff — 2 kez 110. inen: Cum’a — 2 kez 111. inen: Fetih — 10 kez 112. inen: Mâide — 30 kez 113. inen: Tevbe — 27 kez 114. inen: Nasr — 0 kez
← ilk inenson inen →

Ayetler

857 ayet

وَاِذَا فَعَلُوا فَاحِشَةً قَالُوا وَجَدْنَا عَلَيْهَٓا اٰبَٓاءَنَا وَاللّٰهُ اَمَرَنَا بِهَاۜ قُلْ اِنَّ اللّٰهَ لَا يَأْمُرُ بِالْفَحْشَٓاءِۜ اَتَقُولُونَ عَلَى اللّٰهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ
Onlar bir fenalık yaptıkları zaman, «Babalarımızı bu yolda bulduk, Allah da bize bunu emretti» derler. De ki: «Allah fenalığı emretmez. Bilmediğiniz şeyi Allah’a karşı mı söylüyorsunuz?»[28]
قُلْ اِنَّمَا حَرَّمَ رَبِّيَ الْفَوَاحِشَ مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَمَا بَطَنَ وَالْاِثْمَ وَالْبَغْيَ بِغَيْرِ الْحَقِّ وَاَنْ تُشْرِكُوا بِاللّٰهِ مَا لَمْ يُنَزِّلْ بِه۪ سُلْطَاناً وَاَنْ تَقُولُوا عَلَى اللّٰهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ
De ki: «Rabbim sadece, açık ve gizli fenalıkları, günahı, haksız yere tecavüzü, hakkında hiçbir delil indirmediği şeyi Allah’a ortak koşmanızı, Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır.»[33]
وَالَّذ۪ينَ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا وَاسْتَكْبَرُوا عَنْهَٓا اُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ النَّارِۚ هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ
Ayetlerimizi yalanlayıp onlara karşı büyüklük taslayanlara gelince, işte onlar cehennemliklerdir, orada temelli kalacaklardır.[36]
قَالَ ادْخُلُوا ف۪ٓي اُمَمٍ قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلِكُمْ مِنَ الْجِنِّ وَالْاِنْسِ فِي النَّارِۜ كُلَّمَا دَخَلَتْ اُمَّةٌ لَعَنَتْ اُخْتَهَاۜ حَتّٰٓى اِذَا ادَّارَكُوا ف۪يهَا جَم۪يعاًۙ قَالَتْ اُخْرٰيهُمْ لِاُو۫لٰيهُمْ رَبَّنَا هٰٓؤُ۬لَٓاءِ اَضَلُّونَا فَاٰتِهِمْ عَذَاباً ضِعْفاً مِنَ النَّارِۜ قَالَ لِكُلٍّ ضِعْفٌ وَلٰكِنْ لَا تَعْلَمُونَ
Allah, « Sizden önce geçmiş cin ve insan ümmetleriyle beraber ateşe girin» der. Her ümmet girdikçe kendi yoldaşına lanet eder. Hepsi birbiri ardından cehennemde toplanınca, sonrakiler öncekiler için, «Rabbimiz! Bizi sapıtanlar işte bunlardır, onlara ateş azabını kat kat ver» derler, Allah, «Hepsinin kat kattır, ama bilmezsiniz» der.[38]
اِنَّ الَّذ۪ينَ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا وَاسْتَكْبَرُوا عَنْهَا لَا تُفَتَّحُ لَهُمْ اَبْوَابُ السَّمَٓاءِ وَلَا يَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ حَتّٰى يَلِجَ الْجَمَلُ ف۪ي سَمِّ الْخِيَاطِۜ وَكَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُجْرِم۪ينَ
Doğrusu ayetlerimizi yalan sayıp, onlara karşı büyüklük taslayanlara, göğün kapıları açılmaz; deve iğnenin deliğinden geçmedikçe cennete de giremezler. Suçluları böyle cezalandırırız.[40]
وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَا نُكَلِّفُ نَفْساً اِلَّا وُسْعَهَاۘ اُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ الْجَنَّةِۚ هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ
İnanan ve yararlı iş işleyenler ki kişiye ancak gücünün yeteceği kadar yükleriz işte cennetlikler onlardır, orada temelli kalacaklardır.[42]
وَنَزَعْنَا مَا ف۪ي صُدُورِهِمْ مِنْ غِلٍّ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهِمُ الْاَنْهَارُۚ وَقَالُوا الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذ۪ي هَدٰينَا لِهٰذَا وَمَا كُنَّا لِنَهْتَدِيَ لَوْلَٓا اَنْ هَدٰينَا اللّٰهُۚ لَقَدْ جَٓاءَتْ رُسُلُ رَبِّنَا بِالْحَقِّۜ وَنُودُٓوا اَنْ تِلْكُمُ الْجَنَّةُ اُو۫رِثْتُمُوهَا بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ
Cennette altlarından ırmaklar akarken gönüllerinden kini çıkarıp atarız. «Bizi buraya eriştiren Allah’a hamdolsun. Eğer Allah bizi doğru yola iletmeseydi, biz doğru yolu bulamazdık. And olsun ki Rabbimizin peygamberleri bize gerçeği getirmiştir» derler. Onlara, «İşlediğinize karşılık işte mirasçısı olduğunuz cennet» diye seslenilir.[43]
اَلَّذ۪ينَ يَصُدُّونَ عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِ وَيَبْغُونَهَا عِوَجاًۚ وَهُمْ بِالْاٰخِرَةِ كَافِرُونَۜ
Cennetlikler, cehennemliklere: «Biz Rabbimizin bize vadettiğini gerçek bulduk, Rabbinizin size de vadettiğini gerçek buldunuz mu?» diye seslenirler, «Evet» derler. Aralarında bir münadi, «Allah’ın laneti Allah yolundan alıkoyan, o yolun eğriliğini isteyen ve ahireti inkar eden zalimleredir» diye seslenir.[44-45]
وَبَيْنَـهُمَا حِجَابٌۚ وَعَلَى الْاَعْرَافِ رِجَالٌ يَعْرِفُونَ كُلاًّ بِس۪يمٰيهُمْۚ وَنَادَوْا اَصْحَابَ الْجَنَّةِ اَنْ سَلَامٌ عَلَيْكُمْ لَمْ يَدْخُلُوهَا وَهُمْ يَطْمَعُونَ
İki taraf arasında bir perde ve burçlar üzerinde her iki tarafı da simalarından tanıyan adamlar vardır; cennetliklere, «Size selam olsun» derler. Bunlar henüz girmeyen fakat cenneti uman kimselerdir.[46]
وَلَا تُفْسِدُوا فِي الْاَرْضِ بَعْدَ اِصْلَاحِهَا وَادْعُوهُ خَوْفاً وَطَمَعاًۜ اِنَّ رَحْمَتَ اللّٰهِ قَر۪يبٌ مِنَ الْمُحْسِن۪ينَ
Düzeltilmişken, yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. Allah’a korkarak ve umutla yalvarın. Doğrusu Allah’ın rahmeti iyi davrananlara yakındır.[56]
قَالَ قَدْ وَقَعَ عَلَيْكُمْ مِنْ رَبِّكُمْ رِجْسٌ وَغَضَبٌۜ اَتُجَادِلُونَن۪ي ف۪ٓي اَسْمَٓاءٍ سَمَّيْتُمُوهَٓا اَنْتُمْ وَاٰبَٓاؤُ۬كُمْ مَا نَزَّلَ اللّٰهُ بِهَا مِنْ سُلْطَانٍۜ فَانْتَظِرُٓوا اِنّ۪ي مَعَكُمْ مِنَ الْمُنْتَظِر۪ينَ
«Hiç şüphesiz artık Rabbinizin azab ve öfkesini hakettiniz. Allah’ın hiçbir delil indirmediği, isimlerini de siz ve babalarınızın koyduğu putlar hakkında mı benimle tartışıyorsunuz? Bekleyin, doğrusu ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim» dedi.[71]
وَاِلٰى ثَمُودَ اَخَاهُمْ صَـالِـحاًۢ قَالَ يَا قَوْمِ اعْبُدُوا اللّٰهَ مَا لَكُمْ مِنْ اِلٰهٍ غَيْرُهُۜ قَدْ جَٓاءَتْكُمْ بَيِّنَةٌ مِنْ رَبِّكُمْۜ هٰذِه۪ نَاقَةُ اللّٰهِ لَكُمْ اٰيَةً فَذَرُوهَا تَأْكُلْ ف۪ٓي اَرْضِ اللّٰهِ وَلَا تَمَسُّوهَا بِسُٓوءٍ فَيَأْخُذَكُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ
Semud milletine de kardeşleri Salih’i gönderdik. «Ey milletim! Allah’a kulluk edin, O’ndan başka tanrınız yoktur. Rabbinizden size bir belge geldi: Allah’ın bu dişi devesi size bir delildir, onu bırakın, Allah’ın toprağında otlasın; ona kötülük etmeyin, yoksa can yakıcı azaba uğrarsınız.[73]
وَاذْ‌كُرُٓوا اِذْ جَعَلَكُمْ خُلَـفَٓاءَ مِنْ بَعْدِ عَادٍ وَبَوَّاَكُمْ فِي الْاَرْضِ تَتَّخِذُونَ مِنْ سُهُولِهَا قُصُوراً وَتَنْحِتُونَ الْجِبَالَ بُيُوتاًۚ فَاذْكُـرُٓوا اٰلَٓاءَ اللّٰهِ وَلَا تَعْثَوْا فِي الْاَرْضِ مُفْسِد۪ينَ
Allah’ın sizi Ad milleti yerine getirdiğini, ovalarında köşkler kurup dağlarında kayadan evler yonttuğunuz yeryüzünde yerleştirdiğini hatırlayın; Allah’ın nimetlerini anın, yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın» dedi.[74]
وَلُوطاً اِذْ قَالَ لِقَوْمِه۪ٓ اَتَأْتُونَ الْفَاحِشَةَ مَا سَبَقَكُمْ بِهَا مِنْ اَحَدٍ مِنَ الْعَالَم۪ينَ
Lut’u da gönderdik, milletine «Dünyalarda hiç kimsenin sizden önce yapmadığı bir hayasızlığı mı yapıyorsunuz? Siz kadınları bırakıp erkeklere yaklaşıyorsunuz, doğrusu çok aşırı giden bir milletsiniz» dedi.[80-81]
وَاِلٰى مَدْيَنَ اَخَاهُمْ شُعَيْباًۜ قَالَ يَا قَوْمِ اعْبُدُوا اللّٰهَ مَا لَكُمْ مِنْ اِلٰهٍ غَيْرُهُۜ قَدْ جَٓاءَتْكُمْ بَيِّنَةٌ مِنْ رَبِّكُمْ فَاَوْفُوا الْكَيْلَ وَالْم۪يزَانَ وَلَا تَبْخَسُوا النَّاسَ اَشْيَٓاءَهُمْ وَلَا تُفْسِدُوا فِي الْاَرْضِ بَعْدَ اِصْلَاحِهَاۜ ذٰلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِن۪ينَۚ
Medyen halkına da kardeşleri Şuayb’ı gönderdik, onlara şöyle dedi: «Ey milletim! Allah’a kulluk edin, O’ndan başka tanrınız yoktur. Rabbinizden size bir belge geldi. Ölçü ve tartıyı tam yapın, insanların eşyasını eksik vermeyin, düzelttikten sonra yeryüzünde bozgunculuk etmeyin; inanıyorsanız bilin ki, bunlar sizin için hayırlıdır.»[85]
وَلَا تَقْعُدُوا بِكُلِّ صِرَاطٍ تُوعِدُونَ وَتَصُدُّونَ عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِ مَنْ اٰمَنَ بِه۪ وَتَبْغُونَهَا عِوَجاًۚ وَاذْكُرُٓوا اِذْ كُنْتُمْ قَل۪يلاً فَكَثَّرَكُمْۖ وَانْظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُفْسِد۪ينَ
«Allah’a inananları yolundan alıkoyup ve o yolun eğriliğini dileyerek tehdit edip her yolda pusu kurup oturmayın. Azken, Allah’ın sizi çoğalttığını hatırlayın; bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bakın.»[86]
قَدِ افْتَرَيْنَا عَلَى اللّٰهِ كَذِباً اِنْ عُدْنَا ف۪ي مِلَّتِكُمْ بَعْدَ اِذْ نَجّٰينَا اللّٰهُ مِنْهَاۜ وَمَا يَكُونُ لَـنَٓا اَنْ نَعُودَ ف۪يهَٓا اِلَّٓا اَنْ يَشَٓاءَ اللّٰهُ رَبُّنَاۜ وَسِعَ رَبُّنَا كُلَّ شَيْءٍ عِلْماًۜ عَلَى اللّٰهِ تَوَكَّلْنَاۜ رَبَّـنَا افْتَحْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ قَوْمِنَا بِالْحَقِّ وَاَنْتَ خَيْرُ الْفَاتِح۪ينَ
Milletinin büyüklük taslayan ileri gelenleri, «Ey Şuayb! Ya dinimize dönersiniz ya da, and olsun ki seni ve inananları seninle beraber kentimizden çıkarırız» dediler. Şuayb, onlara: «İstemezsek de mi? Allah bizi dininizden kurtardıktan sonra ona dönecek olursak, doğrusu Allah’a karşı yalan uydurmuş oluruz. Rabbimizin dilemesi bir yana, dininize dönmek bize yakışmaz. Rabbimizin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Biz yalnız Allah’a güvendik. Rabbimiz! Bizimle milletimiz arasında hak ile Sen hüküm ver, Sen hükmedenlerin en hayırlısısın» dedi.[88-89]
اَلَّذ۪ينَ كَذَّبُوا شُعَيْباً كَاَنْ لَمْ يَغْنَوْا ف۪يهَاۚۛ اَلَّذ۪ينَ كَذَّبُوا شُعَيْباً كَانُوا هُمُ الْخَاسِر۪ينَ
Şuayb’ı yalanlayanlar, yurtlarında sanki hiç yaşamamışlar gibi oldular, izleri bile kalmadı. Mahvolanlar, Şuayb’ı yalanlayanlar oldu.[92]
وَمَٓا اَرْسَلْنَا ف۪ي قَرْيَةٍ مِنْ نَبِيٍّ اِلَّٓا اَخَذْنَٓا اَهْلَهَا بِالْبَأْسَٓاءِ وَالضَّرَّٓاءِ لَعَلَّهُمْ يَضَّرَّعُونَ
Biz hangi kente (ülkeye) bir peygamber gönderdikse, ora halkını, yalvarıp yakarsınlar diye, darlık ve sıkıntıya uğratmışızdır.[94]
اَوَلَمْ يَهْدِ لِلَّذ۪ينَ يَرِثُونَ الْاَرْضَ مِنْ بَعْدِ اَهْلِهَٓا اَنْ لَوْ نَشَٓاءُ اَصَبْنَاهُمْ بِذُنُوبِهِمْۚ وَنَطْبَعُ عَلٰى قُلُوبِهِمْ فَهُمْ لَا يَسْمَعُونَ
Kalblerini kapatıp mühürleriz de birşey duymazlar.[100]
Yükleniyor...