ه م
2.104ayette
3.897kez geçiyor
97/114surede
1farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %60 · Medenî %40
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Kalem 17
2. inen sure
En çok geçtiği sure
Bakara
260 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| لَهُمْ | Zamir | لَهُمْ | Onlara | 3897 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Onlara 430
Onlar 404
Onlardan 241
Onların üzerine 209
Onların Rabbi 111
Kesinlikle onlar 75
Onların canları 71
Onların kalpleri 67
Aralarında 58
Onlara geldi 54
Onlardan önce 52
Umulur ki onlar 44
Onların çoğu 41
Ve onlara 35
Diğer 863 anlam
Ve onlar 34
Onlara gelir 34
Onların bazısı 33
Onların elleri 33
Hemen onlar 31
Onların işleri 27
Onlar sebebiyle 26
Onları 21
Onların malları 20
Ve onlardan 18
Onlardan sonra 17
Onların arkası 17
Onların yüzleri 17
Hemen onları aldı 17
Onlara verdik 16
Onlarla 14
Onlarla beraber 14
Onların üstü 14
Onlara getirdi 13
Onların Rabbine 13
Onların ücreti 12
Onların sözü 12
Onların içinde 12
Onların erkek kardeşi 12
Ve kesinlikle onlar 11
Onların ...ması gibi 11
Onların hevesleri 11
Onlara isabet eder 11
Onların elçileri 11
Onların dini 10
Onların sadırları 10
Ve onların canları 10
Onların yeminleri 10
Onların emri 10
Onların yurtları 9
Onlara verdi 9
Onlara rızık verdik 9
Onlara isabet etti 8
Onların malları ile 8
Onların katında 8
Onları bırak 8
Onları kıldık 8
Onları artırdı 7
Onlardan biri 7
Onların yanı 7
Onlara azap eder 7
Onların kötüleri 7
Onların barınağı 7
Onların kavmi 7
Onların gözleri 7
Onların görme organları 7
Onlara sordun 7
Onların ataları 6
Onların kadınları 6
Onların çocukları 6
Onlardan hangisi? 6
Onların inanması 6
Onların ağızları ile 6
Onların izleri 6
Onların kulakları 6
Onların namazı 6
Onların dönüşü 6
Onların başları 6
Onları dışladı 5
Onların sırtları 5
Onlara fayda eder 5
Onların oğulları 5
Onların simasıyla 5
Onların yüz kızartıcı suçları sebebiyle 5
Onların karşılığı 5
Ve onların barınağı 5
Onlara dokunur 5
Ve aralarında 5
Ve onların sözü 5
Ve onları artırır 5
Onların altı 5
Onların hesaplaşması 5
Onların babaları 5
Onları toplantı yerine getirir 5
Onların ortakları 5
Onların sonu 5
Onların gizli planı 5
Onların meskenleri 5
Onlar mı? 5
Onların eşleri 5
Onları çağırır 5
Onların küfrü sebebiyle 4
Onlarla konuşur 4
Onlara dokundu 4
Hemen onlardan 4
Onların ücretleri 4
Onların ağızları 4
Onların erkek kardeşlerine 4
Öyleyse onlar 4
Onlara rızık verdi 4
Ve onlara verdik 4
Onların anlaşması 4
Onlara haber verir 4
Hemen onları aldık 4
Onların taşkınlığı 4
Onların canlarına 4
Onların çağrışması 4
Onların yurdu 4
Onların zürriyyeti 4
Onları çağırırsınız 4
Onların dışında 4
Onlara vaat ederiz 4
Ve onları kıldık 4
Onların babası 4
Onlardan istersin 4
Onların boyunları 4
Ve onların eşleri 4
Onların sağ elleri 4
Onları helak ettik 4
Onları gördün 4
Gününüz 4
Onların örneği 3
Onların elleri ile 3
Onlara zarar verir 3
Ve onlara öğretir 3
Ve onları aklar 3
Onların karınları 3
Onlarla vuruşun 3
Onların velileri 3
Onları müjdele 3
Onların dilleri 3
Ve onların çoğu 3
Onların tuzağı 3
Onların yüz kızartıcı suçları 3
Onların payı 3
Onları vefat ettirir 3
Onlara vaat eder 3
Onların benzeri 3
Onlara döner 3
Onların ayakları 3
Hemen onları helak ettik 3
Onları gönderir 3
Ve onları aldattı 3
Ve onların zürriyyetleri 3
Hemen onlara haber verir 3
Ve onların görme organları 3
Onlara getirdik 3
Onların şeyleri 3
Hemen onları suda boğduk 3
Onlara yol gösterir 3
Onları bilir 3
Hemen onları alıkoydu 3
Onlara yeter 3
Onlara zulmetmek 3
Ve onların malları 3
Ve onlara geldi 3
Onları kurtardı 3
Ve onlara rızık verdik 3
Onların hepsi 3
Onlara zulmettik 3
Onları yarattı 3
Onların halkı 3
Onları erteler 3
Onların arkaları 3
Onları alır 3
Ve kesinlikle onlara karşılık vereceğiz 3
Onları artırır 3
Onların köpeği 3
Ve onların ataları 3
Onların anneleri 3
Onları yarattık 3
Onları uyarman 2
İşte onlar 2
Onların isimleri ile 2
Onların su içme yeri 2
Onların inancı 2
Onların kıblesi 2
Onlardan çekinmeyin 2
Onları aklar 2
Onları ele geçirdiniz 2
Onların nebisi 2
Onlara yol göstermek 2
Onlara zulmetti 2
Onları fenalaştırır 2
Ve onların öldürmesi 2
Onların yanları 2
Onların dilleri ile 2
Onların derileri 2
Onları yakında girdireceğiz 2
Öyleyse onları alın 2
Ve onları öldürün 2
Onları buldunuz 2
Öyleyse kesinlikle onlar 2
Ve kesinlikle onlara emredeceğim 2
Onlara verir 2
Onların zulmü için 2
Onlara karşılığını tam verir 2
Onları yakında girdirecek 2
Ve onlara yol gösterir 2
Ve onların ayakları 2
Ve onların yemesi 2
Onlara getirdin 2
Onlara azap edersin 2
Onları yerleştirdik 2
Onları toplantı yerine getiririz 2
Onların yükleri 2
Onları aldık 2
Onların mevlası 2
Ve onların erkek kardeşleri 2
Onların dalgınlığı 2
Onların işi 2
Onların gönülleri 2
Onların velisi 2
Onların iddiasıyla 2
Onlara karşılık verecek 2
Onlara karşılık verdik 2
Onlara erişir 2
Onlara emreder 2
Onları kestik 2
Onlara sor 2
Onlara azap eden 2
Onları yakında derecelendireceğiz 2
Ve onları görürsün 2
Onlara getirirsin 2
Onlara azap etmesi 2
Ve onların arkaları 2
Onların canları ile 2
Onları bilirsiniz 2
Onlarla vuruştu 2
Ve onları dışladı 2
Onların sırrı 2
Ve onların özel konuşması 2
Onların yapısı 2
Onlara yol gösterdi 2
Onların çevresi 2
Onlara karşılık vermesi için 2
Öyleyse onlardan 2
Onların elçisi 2
Hemen onlara getirdiler 2
Onları tabi etti 2
Onların üniformaları 2
Onlara vaat edilen zaman 2
Onların ilahları 2
Onları donattı 2
Onların donanımını 2
Onların parası 2
Onlara emretti 2
Onların büyüğü 2
Onları aldım 2
Onların sağlık dilemesi 2
Ve onlara haber ver 2
Kesinlikle onları yerleştireceğiz 2
Onların dönmesi 2
Onların rızkı 2
Onları artırdık 2
Onların koşması 2
Ve onları üstün kıldık 2
Onları gönderdik 2
Onların kovuğu 2
Onların dördüncüsü 2
Onların altıncısı 2
Onlar hakkında 2
Hemen onları çağırdılar 2
Onları çağırırsın 2
Onları uyar 2
Onların kulluğunu 2
Onların ipleri 2
Ve onların asâları 2
Onları örttü 2
Onları fitnelememiz için 2
Onları kıldı 2
Ve onların benzeri 2
Ve onların elbisesi 2
Onların yardımı 2
Onların edep yerlerini 2
Onların görevlerini 2
Onların edep yerleri 2
Onları zenginleştirir 2
Ve onlara verin 2
Onların evler 2
Onların sapkınlığı 2
Ve onları kılarız 2
Hemen onları fırlattık 2
Onların hataları 2
Onların ağırlıkları 2
Onların ortaklarını 2
Onlara tattırdı 2
Onların özrü 2
Onların küfrü 2
Onların katkısı 2
Onlara fikrini sor 2
Ve onların katında 2
Onların saptırması 2
Ve onların aileleri 2
Hemen onlara geldi 2
Ve onları koru 2
Onların işitmesi 2
Onların kanıtı 2
Onlara yardım ederler 2
Ve onları eşleştirdik 2
Onların durumu 2
Onların benzerleri 2
Ve onları girdirir 2
Onları korudu 2
Onların aydınlığı 2
Ve onların sağları 2
Hemen onları unutturdu 2
Onları sarar 2
Onları çağırdım 2
onlara 1
kendilerine 1
Onlara rızık verdiğimiz 1
Rablerin- 1
Onlardır 1
Onlar için 1
Onları uyar- 1
işitmeleri 1
görmelerinin 1
onlar için vardır 1
kendilerini 1
şeytanları 1
onlara mühlet verir 1
Onların taşkınlıkları 1
Onların ticareti 1
Onların ışığını 1
Ve onları bıraktı 1
Artık onlar 1
Parmaklarını 1
kulaklarının 1
Gözlerini 1
İşitmelerini 1
Ve görmelerini 1
Onlara sundu 1
Onlara haber ver 1
Onlara haber verdi 1
Öyleyse onlara 1
Onlara çokca anlatır mısınız? 1
Onlar için fidye verirsiniz 1
Onların çıkarılması 1
Ve kesinlikle onları bulacaksın 1
Onların kuruntuları 1
Onlara karşı sana yetecek 1
Onları döndürdü 1
Onlaın üzerine 1
Onları dışlar 1
Ve onları dışlar 1
Onları severler 1
Onlara gösterir 1
Onlara ne kadar çok sabretti 1
Onların sözünu 1
Onları öldürün 1
Ve onları çıkarın 1
Onlarla vuruşmayın 1
Öyleyse onları öldürün 1
Onlarla birbirinize karışırsınız 1
Onların eşleri için 1
Onlara hayat verdi 1
Hemen onları bozguna uğrattılar 1
Onları çıkarır 1
Onları çıkarırlar 1
Onları hesap eder 1
Onları tanırsın 1
Hemen onları helak etti 1
Onları görürler 1
Onların iki katı 1
Onları aldattı 1
Onları topladık 1
Onların kalemleri 1
Onlara azap ederim 1
Hemen onlara karşılığını tam verir 1
Ve onların yeminleri 1
Onların tevbesi 1
Seversiniz 1
Onların ani hareketi 1
Onları alçaltır 1
Onları hissedersiniz 1
Onları önemsedi 1
Onların yatakları 1
Onları kaydırmak istedi 1
Ve onlara danış 1
Hemen onlardan çekinin 1
Hemen onları artırdı 1
Onlardan korkmayın 1
Onların canları için 1
Onları öldürdünüz 1
Kesinlikle onları hesap etme 1
Ve kesinlikle onları girdireceğim 1
Onlara rızık verin 1
Ve onları giydirin 1
Öylyse onlara rızık verin 1
Hemen onlara verin 1
Onları dışlarız 1
Onları yaslarız 1
Onları değiştirdik 1
Ve onları girdiririz 1
Onları saptırır 1
Ve onlara öğüt ver 1
Öyleyse kesinlikle onlara verdik 1
Ve öyleyse onlara yol gösterdik 1
Onları tersine döndürdü 1
Öyleyse onları güçlendirdi 1
Onların silahları 1
Onların tedbiri 1
Ve onların silahları 1
Onların özel konuşması 1
Ve kesinlikle onları saptıracağım 1
Ve kesinlikle onları kuruntulandıracağım 1
Ve onları kuruntulandırır 1
Onlara yol göstermesi 1
Onları aldatan 1
Onların anlaşmaları sebebiyle 1
Onların bozması 1
Ve onların küfrü 1
Ve onların küfretmelei sebebiyle 1
Ve onların alıkoyması sebebiyle 1
Ve onların almaları 1
Ve onların tüketmesi 1
Onlara vereceğiz 1
Onları anlattık 1
Onları anlatırız 1
Onlara yol göstermesi için 1
Öyleyse onları toplantı yerine getirecek 1
Ve onlara saygı gösterdiniz 1
Onun bozması 1
Onları dışladık 1
Ve onları çıkarır 1
Ve onlardan sakın 1
Onları sever 1
Onlara yasaklar 1
Ve öyleyse onları girdirdik 1
Onları edindiler 1
Onların en yakını 1
Onları ödüllendirdi 1
Onları giydirmek 1
Onların doğruluğu 1
Onların yüz kızartıcı suçları için 1
Onların fitnesi 1
Onların ilgilenmemesi 1
Hemen onlara getirirsin 1
Onları topladı 1
Onları kovman sebebiyle 1
Ve onları seçtik 1
Ve onlara yol gösterdik 1
Hemen onların yol göstermesine 1
Ve onları yarattı 1
Ve onları bırakırız 1
Ve onlarla konuştu 1
Onların heveslerinin yardımıyla 1
Onlara itaat ettiniz 1
Onların ortakları için 1
Onları yuvarlamaları için 1
Onların vasıflandırması 1
Onların azmasıyla 1
Onların ders yapması 1
Kesinlikle onlara geleceğim 1
Onların sağları 1
Onların solları 1
Onları görürsünüz 1
Onları vefat ettirirler 1
Onların diğerleri 1
Onların ilkine 1
Hemen onlara ver 1
Onların ilki 1
Onların diğerlerine 1
Onları tanırlar 1
Onları unuturuz 1
Onların günü 1
Onları çıkarın 1
Onlara isabet ettik 1
Onların çoğu için 1
Ve onları korkuttular 1
Onların uğursuzluğu 1
Onların süsleri 1
Yakında onlara erişecek 1
Onları aldı 1
Onları helak ettin 1
Ve onlara yasaklar 1
Onların bağlayıcı anlaşması 1
Onların balıkları 1
Onların dinlenmesi 1
Onları deneriz 1
Onları helak eden 1
Onlara layık görür 1
Ve onları denedik 1
Ve onları şahit tuttu 1
Onların arkadaşında 1
Ve onları bırakır 1
Onları çağırmanız 1
Öyleyse onları çağırın 1
Onlara mı? 1
Onları uzatırlar 1
ve onlar 1
Onlara dönmeyin 1
Onlara döndürür 1
Onları öldürürsünüz 1
Onları öldürdü 1
Kesinlikle onlara işittirdi 1
Onlara işittirdi 1
Sana onları gösterir 1
Sana onları gösterdi 1
Size onları gösterir 1
Onlar hemen 1
Kesinlikle onları ele geçireceksin 1
Onların yetkisi 1
Onların süresi 1
Ve onları alın 1
Ve onları tutuklayın 1
Onların yolu 1
Onlardan çekiniyor musunuz? 1
Ve onları rezil eder 1
Onları müjdeler 1
Onların yılı 1
Onların ilim adamları 1
Ve onların rahipleri 1
Alınları 1
Ve onların yanları 1
Ve onların sırtları 1
Onların şüphesi 1
Onların davranması 1
Onlara mani oldu 1
Onların harcamaları 1
Ve ancak onlar 1
Hemen onları unuttu 1
Payları ile 1
Paylarından 1
Onlara rahmet edecek 1
Onların teslim etmeleri 1
Onları zenginleştirdi 1
Onların yerine koydu 1
Onların çabası 1
Onların oturmasına 1
Ve onların çocukları 1
Onları taşıman için 1
Kendiliğinden onlara uydular 1
Onları bilirsin 1
Onları biliriz 1
Onlara azap edeceğiz 1
Onların yüz kızartıcı suçlarını 1
Onları temizlersin 1
Ve onları aklarsın 1
Onların pisliği 1
İnanmaları sebebiyle 1
Ve onların sağlık dilemesi 1
Onların acele istemesi 1
Onların eceli 1
Ve onları sarar 1
Onlara tattırırız 1
Ve onların ileri gelenleri 1
Onları fitneler 1
Ve onları metalandırdık 1
Onları kovdum 1
Onları yakında metalandıracağız 1
Ve onları kurtardık 1
Onlardan hoşlanmadı 1
Onlara gelen 1
Hemen onları vardırdı 1
Onları artırdılar 1
Onlara karşılığını tam verenler 1
Kesinlikle onlara karşılığını tam verecek 1
Onları gördüm 1
Kesinlikle onlara haber vereceksin 1
Onların emrini 1
Onlara varan 1
Hemen onları tanıdı 1
Onların semerleri 1
Onların metası 1
Onların söz vermesi 1
Onların kapları ile 1
Onların kıssası 1
Onların zulmü 1
Ve onların gölgeleri 1
Onlara ad verin 1
Onların heveslerine 1
Ve onlara anlat 1
Onların elçilerini 1
Ve onlara rızık ver 1
Onların bakışı 1
Ve onların gönülleri 1
Onların koruyucu giysileri 1
Ve onları eğlendirir 1
Ve kesinlikle onları azdıracağım 1
Öyleyse onlara vaat edilen yer 1
Onları kurtaranlar 1
Onların sarhoşluğu 1
Kesinlikle onlara soracağız 1
Onları saptırırlar 1
Onları rezil eder 1
Onların hakkında 1
Bunun için onlara isabet etti 1
Öyleyle onların üzerine 1
Ve onların işitmesi 1
Ve onlarla mücadele et 1
Onlara rızık veririz 1
Onları öldürmek 1
Onların tesbih etmesi 1
Onları korkuturuz 1
Ve onlara ortak ol 1
Ve onlara vaat et 1
Ve onları taşıdık 1
Onların önderiyle 1
Onların kitabı 1
Ve onları toplantı yerine getiririz 1
Onları tedirgin eder 1
Onların babalarını için 1
Onları denememiz için 1
Onların haberi 1
Ve onları artırdık 1
Onlardan ayrıldınız 1
Onları makaslar 1
Hesap edersin 1
Ve onları döndürürüz 1
Ve onların köpeği 1
Ve onların sekizincisi 1
Onların sayısı ile 1
Ve onları toplantı yerine getirdik 1
Onları şahit tuttum 1
Onları suçlar 1
Onların helak edilmesi için 1
Karşılıklı yap 1
Aramızda 1
Hemen onları topladık 1
Onlardan ayrıldı 1
Kesinlikle onları toplantı yerine getireceğiz 1
Kesinlikle onları hazırlayacağız 1
Onları kışkırtır 1
Onları listeledi 1
Ve onları saydı 1
Ve onların hepsi 1
Onların sihri 1
Hemen onları örttü 1
Ve onları saptırdı 1
Onların en iyi örneği 1
Onlara doğru söyledik 1
Hemen onları kurtardık 1
Hemen onları susturur 1
Onlara mani olur 1
Onları anar 1
Öyleyse onlara sorun 1
Onların hükmüne 1
Onları girdirdik 1
Onları hüzünlendirir 1
Ve onları alır 1
Onların kirlerden temizlenmesi 1
Onların adakları 1
Kesinlikle onlara rızık verecek 1
Kesinlikle onları girdirecek 1
Onlardan kapar 1
Onların namazları 1
Ve onları şımarttık 1
Onlara yardım ederiz 1
Onların şımarıkları 1
Onların anması 1
Onları anmak 1
Onlara rahmet ettik 1
Onları edindiniz 1
Onlara karşılık verdim 1
Onları kamçılayın 1
Kendi kendilerine 1
Ve onların elleri 1
Onlarla yazışın 1
Onları eğlendirir 1
Onlara emrettin 1
Kesinlikle onları halef kılacak 1
Ve onları kesinlikle değiştirecek 1
Onların korkusu 1
Onların bağlantısı 1
Onları gördü 1
Onları metalandırdın 1
Hemen onların arkasını kestik 1
Onları suda boğduk 1
Ve onlarla uğraş 1
Ve onları artırdı 1
Onlara hitap etti 1
Hemen onlara gelecek 1
Onları çıkardık 1
Onları tabi ettiler 1
Hemen onlara gelir 1
Onları metalandırdık 1
Kendiliğinden onlara uyar 1
Onlara gücü yeter 1
Kesinlikle onlara getireceğiz 1
Ve kesinlikle onları çıkaracağız 1
Onların arkasını kestik 1
Ve onların kavmi 1
Onların ilmi 1
Ve onları tabi ettik 1
Onları azdırdık 1
Kesinlikle onları girdireceğiz 1
Öyleyse onlara geldi 1
Ve kesinlikle onlara gelecek 1
Onları örter 1
Kesinlikle onlara yol göstereceğiz 1
Onların yenilgisi 1
Ve onlara getirdi 1
Onlardan korkarsınız 1
Onlara tattırması için 1
Öyleyse onların canlarına 1
Onlara haber veririz 1
Onları metalandırırız 1
Onları zorda bırakırız 1
Kesinlikle onlara tattıracağız 1
Onların yararlı hayvanları 1
Onları çağırın 1
Onların babaları tarafından 1
Onların doğru sözü 1
Onların doğru sözlerine 1
Onların öfkesi ile 1
Onlara arka çıktılar 1
Onların siperleri 1
Onların yeri 1
Ve onların yurtları 1
Onların evlatlıkları 1
Onların eziyeti 1
Onlara ver 1
Ve onları dışla 1
Onlara gösterdi 1
Onların meskeni 1
Ve onları değiştirdik 1
Onların iki bahçesine karşılık 1
Ve onları didik didik ettik 1
Onların dayandığı kimseler ile 1
Onlara karşılığını tam vermesi için 1
Hemen onları örttürdük 1
Onları uyarırsın 1
Ve onların izleri 1
Onları suda boğarız 1
Öyleyse onları deforme ederdik 1
Onların mekanı 1
Onların bindikleri 1
Hemen onlara yol gösterin 1
Ve onları durdurun 1
Ve onlara yardım ettik 1
Sonra kesinlikle onlar 1
Hemen onları metalandırdık 1
Ve onları gör 1
Onların sahalarına 1
Onları saflaştırdık 1
Onları sayarız 1
Onları edindik mi? 1
Kesinlikle onları azdıracağım 1
Onlara kulluk ederiz 1
Ve onların kalpleri 1
Ve onlara karşılık verir 1
Onlara isabet edecek 1
Onların kurtulup başarmaları 1
Onların elçisini 1
Hemen onları aldım 1
Ve onları girdir 1
Onlara vaat ettin 1
Onlara tattırmamız için 1
Onlara yol gösterdik 1
Ve onların derileri 1
Onların derilerine 1
Ve kesinlikle onlara tattıracağız 1
Onlara göstereceğiz 1
Kesinlikle onları kıldı 1
Ve onların üzerine 1
Onların toplanması 1
Ve onların emri 1
Onları eşleştirir 1
Onların yaratılması 1
Onların şahitliği 1
Onlara kulluk ettik 1
Onların geçimliği 1
Onların evleri için 1
Ve onların evleri için 1
Onları alıkoyarlar 1
Onlara vaat ettik 1
Onlara gösteririz 1
Ve onları aldık 1
Onları seçtik 1
Onların vakitleme aracı 1
Ve onları korudu 1
Onları kılarız 1
Onların hayatı 1
Ve onların ölümü 1
Onları girdirir 1
Onların çağırması 1
Ve onlara karşılığını tam vermesi için 1
Onların vadileri 1
Onlara imkan verdik 1
Onlara yardım etti 1
Onları savaşta güçsüz bıraktınız 1
Onlara yol gösterecek 1
Onların ince bağırsakları 1
Ve onlara verdi 1
Onların sığınması 1
Onları anlama 1
Hemen onları sağır etti 1
Onların gizlemesi 1
Onları vefat ettirdi 1
Onların kinleri 1
Öyleyse sana onları gösterdik 1
Öyleyse hemen onları tanıdın 1
Ve kesinlikle onları tanıyacaksın 1
Onların aileleri 1
Onlarla vuruşursunuz 1
Ve onları ödüllendirdi 1
Onları ezersiniz 1
Ve onları mecbur tuttu 1
Onları görürsün 1
Onların siması 1
Onların sesleri 1
Onların arkadaşları 1
Ve kendiliğinden onlara uydu 1
Onları eksilttik 1
Onlara yardım ettik 1
Onların düşleri 1
Onların kulak vereni 1
Onların ulaşma yeri 1
Hemen onları gözleyip bekle 1
Onların arkadaşı 1
Onları kurtardık 1
Onları uyardı 1
Onlara sabah baskını yaptı 1
Onların konukluğu 1
Onları çağırırlar 1
Ve onların aydınlığı 1
Onları doğurdular 1
Onlara zarar veren 1
Hemen onlara 1
Onların erkek kardeşleri 1
Onların aşireti 1
Ve onları destekledi 1
Onlara mani olan 1
Onların kaleleri 1
Öyleyse onlara azap etti 1
Onlara yardım ettiler 1
Onların zorluğu 1
Onları hesap edersin 1
Ve onların dilleri 1
Onların kavmine 1
Onlara iyilik edersiniz 1
Onlara dönersiniz 1
Onların düşmanı 1
Onların gövdeleri 1
Hemen onlardan sakın 1
Ve onları gördün 1
Hemen onlardan sakının 1
Onlara sordu 1
Onların yüz kızartıcı suçu 1
Onları denedik 1
Onların ortası 1
Onların görme organları ile 1
Onlara onlar gösterilir 1
Onların şahitlikleriyle 1
Onların parmakları 1
Onları bırakırsın 1
Hemen onları artırdılar 1
Öyleyse onlara içecek kıldık 1
Ve onları terk et 1
Ve onlara mühlet ver 1
Onların sayısı 1
Ve onlarla karşılaştı 1
Ve onlara karşılık verdi 1
Onları hesap ettin 1
Ve onlara su verdi 1
Onların bağı 1
Onları tabi ederiz 1
Onlara ölçtüler 1
Onları tarttılar 1
Onları gördüler 1
Onlara mühlet ver 1
Onların yüz kızartıcı suçunu 1
Onlara atar 1
Onların buluşması 1
Onları doyurdu 1
Ve onlara inandı 1
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
Bakara suresi ✕ Süzgeci kaldır
122 ayet
اَلطَّـلَاقُ
مَرَّتَانِۖ
فَاِمْسَاكٌ
بِمَعْرُوفٍ
اَوْ
تَسْر۪يحٌ
بِاِحْسَانٍۜ
وَلَا
يَحِلُّ
لَكُمْ
اَنْ
تَأْخُذُوا
مِمَّٓا
اٰتَيْتُمُوهُنَّ
شَيْـٔاً
اِلَّٓا
اَنْ
يَخَافَٓا
اَلَّا
يُق۪يمَا
حُدُودَ
اللّٰهِۜ
فَاِنْ
خِفْتُمْ
اَلَّا
يُق۪يمَا
حُدُودَ
اللّٰهِۙ
فَلَا
جُنَاحَ
عَلَيْهِمَا
ف۪يمَا
افْتَدَتْ
بِه۪ۜ
تِلْكَ
حُدُودُ
اللّٰهِ
فَلَا
تَعْتَدُوهَاۚ
وَمَنْ
يَتَعَدَّ
حُدُودَ
اللّٰهِ
فَاُو۬لٰٓئِكَ
هُمُ
الظَّالِمُونَ
Boşanma iki defadır. Ya iyilikle tutma ya da iyilik yaparak bırakmadır. İkisi Allah’ın yasalarını koruyamamaktan korkmadıkça kadınlara verdiklerinizden (mehirden) bir şey almanız size helal değildir. Eğer Allah’ın yasalarını ikisi koruyamıyacaklar diye korkarsanız, o zaman kadının fidye vermesinde (mehrinden vazgeçerse) ikisine de günah yoktur. Bunlar Allah’ın yasalarıdır, onları bozmayın. Allah’ın yasalarını bozanlar ancak zalimlerdir.[229]
وَاِذَا
طَلَّقْتُمُ
النِّسَٓاءَ
فَبَلَغْنَ
اَجَلَهُنَّ
فَلَا
تَعْضُلُوهُنَّ
اَنْ
يَنْكِحْنَ
اَزْوَاجَهُنَّ
اِذَا
تَرَاضَوْا
بَيْنَهُمْ
بِالْمَعْرُوفِۜ
ذٰلِكَ
يُوعَظُ
بِه۪
مَنْ
كَانَ
مِنْكُمْ
يُؤْمِنُ
بِاللّٰهِ
وَالْيَوْمِ
الْاٰخِرِۜ
ذٰلِكُمْ
اَزْكٰى
لَكُمْ
وَاَطْهَرُۜ
وَاللّٰهُ
يَعْلَمُ
وَاَنْتُمْ
لَا
تَعْلَمُونَ
Kadınları boşadığınızda, müddetleri sona ermişse, kocaları ile birbirleriyle güzellikle anlaşmışlarsa evlenmelerine engel olmayın. İçinizden Allah’a ve ahiret gününe inanan kimse bundan ibret alır. Bu sizin için daha nezih ve daha paktır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.[232]
وَالَّذ۪ينَ
يُتَوَفَّوْنَ
مِنْكُمْ
وَيَذَرُونَ
اَزْوَاجاًۚ
وَصِيَّةً
لِاَزْوَاجِهِمْ
مَتَاعاً
اِلَى
الْحَوْلِ
غَيْرَ
اِخْرَاجٍۚ
فَاِنْ
خَرَجْنَ
فَلَا
جُنَاحَ
عَلَيْكُمْ
ف۪ي
مَا
فَعَلْنَ
ف۪ٓي
اَنْفُسِهِنَّ
مِنْ
مَعْرُوفٍۜ
وَاللّٰهُ
عَز۪يزٌ
حَك۪يمٌ
İçinizden ölüp, eşler bırakacak olanlar, evlerinden çıkarılmaksızın, senesine kadar eşlerinin geçimini sağlayacak şeyi vasiyet etsinler; eğer çıkarlarsa kendilerinin meşru olarak yaptıklarından dolayı size sorumluluk yoktur. Allah güçlüdür, Hakim’dir.[240]
اَلَمْ
تَرَ
اِلَى
الَّذ۪ينَ
خَرَجُوا
مِنْ
دِيَارِهِمْ
وَهُمْ
اُلُوفٌ
حَذَرَ
الْمَوْتِۖ
فَقَالَ
لَهُمُ
اللّٰهُ
مُوتُوا
ثُمَّ
اَحْيَاهُمْۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
لَذُو
فَضْلٍ
عَلَى
النَّاسِ
وَلٰكِنَّ
اَكْثَرَ
النَّاسِ
لَا
يَشْكُرُونَ
Binlerce kişinin memleketlerinden ölüm korkusuyla çıktıklarını görmedin mi? Allah onlara «Ölün» dedi. Sonra onları diriltti. Allah insanlara bol nimet verir, fakat insanların çoğu şükretmezler.[243]
اَلَمْ
تَرَ
اِلَى
الْمَلَأِ
مِنْ
بَن۪ٓي
اِسْرَٓائ۪لَ
مِنْ
بَعْدِ
مُوسٰىۢ
اِذْ
قَالُوا
لِنَبِيٍّ
لَهُمُ
ابْعَثْ
لَنَا
مَلِكاً
نُقَاتِلْ
ف۪ي
سَب۪يلِ
اللّٰهِۜ
قَالَ
هَلْ
عَسَيْتُمْ
اِنْ
كُتِبَ
عَلَيْكُمُ
الْقِتَالُ
اَلَّا
تُقَاتِلُواۜ
قَالُوا
وَمَا
لَـنَٓا
اَلَّا
نُقَاتِلَ
ف۪ي
سَب۪يلِ
اللّٰهِ
وَقَدْ
اُخْرِجْنَا
مِنْ
دِيَارِنَا
وَاَبْنَٓائِنَاۜ
فَلَمَّا
كُتِبَ
عَلَيْهِمُ
الْقِتَالُ
تَوَلَّوْا
اِلَّا
قَل۪يلاً
مِنْهُمْۜ
وَاللّٰهُ
عَل۪يمٌ
بِالظَّالِم۪ينَ
Musa’dan sonra İsrailoğullarının ileri gelenlerini görmedin mi? Peygamberlerinden birine, «Bize bir hükümdar gönder de Allah yolunda savaşalım» demişlerdi. «Ya savaş size farz kılındığında gitmeyecek olursanız?» demişti. «Memleketimizden ve çocuklarımızdan uzaklaştırıldığımıza göre niye Allah yolunda savaşmıyalım?» demişlerdi. Ama savaş onlara farz kılınınca, az bir kısmı müstesna yüz cevirdiler. Allah zalimleri bilir.[246]
وَقَالَ
لَهُمْ
نَبِيُّهُمْ
اِنَّ
اللّٰهَ
قَدْ
بَعَثَ
لَكُمْ
طَالُوتَ
مَلِكاًۜ
قَالُٓوا
اَنّٰى
يَكُونُ
لَهُ
الْمُلْكُ
عَلَيْنَا
وَنَحْنُ
اَحَقُّ
بِالْمُلْكِ
مِنْهُ
وَلَمْ
يُؤْتَ
سَعَةً
مِنَ
الْمَالِۜ
قَالَ
اِنَّ
اللّٰهَ
اصْطَفٰيهُ
عَلَيْكُمْ
وَزَادَهُ
بَسْطَةً
فِي
الْعِلْمِ
وَالْجِسْمِۜ
وَاللّٰهُ
يُؤْت۪ي
مُلْكَهُ
مَنْ
يَشَٓاءُۜ
وَاللّٰهُ
وَاسِعٌ
عَل۪يمٌ
Peygamberleri onlara «Allah size şüphesiz, Talut’u hükümdar olarak gönderdi» dedi. «Biz hükümdarlığa ondan layık iken ve ona malca da bir bolluk verilmemişken bize hükümdar olmağa o nasıl layık olabilir?» dediler, «Doğrusu Allah size onu seçti, bilgice ve vücutça gücünü artırdı» dedi. Allah mülkü dilediğine verir. Allah her şeyi kaplar ve bilir.[247]
وَقَالَ
لَهُمْ
نَبِيُّهُمْ
اِنَّ
اٰيَةَ
مُلْكِه۪ٓ
اَنْ
يَأْتِيَكُمُ
التَّابُوتُ
ف۪يهِ
سَك۪ينَةٌ
مِنْ
رَبِّكُمْ
وَبَقِيَّةٌ
مِمَّا
تَرَكَ
اٰلُ
مُوسٰى
وَاٰلُ
هٰرُونَ
تَحْمِلُهُ
الْمَلٰٓئِكَةُۜ
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَاٰيَةً
لَكُمْ
اِنْ
كُنْتُمْ
مُؤْمِن۪ينَ۟
Peygamberleri onlara, «Onun hükümdarlığının alameti, size sandığın gelmesidir, onda Rabbinizden gelen gönül rahatlığı ve Musa ailesinin ve Harun ailesinin bıraktıklarından kalanlar var; onu melekler taşır, eğer inanmışsanız bunda sizin için delil vardır» dedi.[248]
فَلَمَّا
فَصَلَ
طَالُوتُ
بِالْجُنُودِۙ
قَالَ
اِنَّ
اللّٰهَ
مُبْتَل۪يكُمْ
بِنَهَرٍۚ
فَمَنْ
شَرِبَ
مِنْهُ
فَلَيْسَ
مِنّ۪يۚ
وَمَنْ
لَمْ
يَطْعَمْهُ
فَاِنَّهُ
مِنّ۪ٓي
اِلَّا
مَنِ
اغْتَرَفَ
غُرْفَةً
بِيَدِه۪ۚ
فَشَرِبُوا
مِنْهُ
اِلَّا
قَل۪يلاً
مِنْهُمْۜ
فَلَمَّا
جَاوَزَهُ
هُوَ
وَالَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
مَعَهُۙ
قَالُوا
لَا
طَاقَةَ
لَنَا
الْيَوْمَ
بِجَالُوتَ
وَجُنُودِه۪ۜ
قَالَ
الَّذ۪ينَ
يَظُنُّونَ
اَنَّهُمْ
مُلَاقُوا
اللّٰهِۙ
كَمْ
مِنْ
فِئَةٍ
قَل۪يلَةٍ
غَلَبَتْ
فِئَةً
كَث۪يرَةً
بِاِذْنِ
اللّٰهِۜ
وَاللّٰهُ
مَعَ
الصَّابِر۪ينَ
Talut orduyla birlikte ayrıldıktan sonra, «Doğrusu Allah sizi bir ırmakla deneyecektir, ondan içen benden değildir, onu tatmayan eliyle sadece bir avuç avuçlayan müstesna şüphesiz bendendir» dedi. Onlardan pek azı hariç, sudan içtiler. Kendisi ve kendisiyle olan inananlar ırmağı geçince, «Bugün Calut ve ordusuna karşı koyacak gücümüz yok» dediler. Kendilerinin Allah’a kavuşacağını bilenler ise: «Nice az topluluk çok topluluğa Allah’ın izniyle üstün gelmiştir, Allah sabredenlerle beraberdir» dediler.[249]
فَهَزَمُوهُمْ
بِاِذْنِ
اللّٰهِۙ
وَقَتَلَ
دَاوُ۫دُ
جَالُوتَ
وَاٰتٰيهُ
اللّٰهُ
الْمُلْكَ
وَالْحِكْمَةَ
وَعَلَّمَهُ
مِمَّا
يَشَٓاءُۜ
وَلَوْلَا
دَفْعُ
اللّٰهِ
النَّاسَ
بَعْضَهُمْ
بِبَعْضٍ
لَفَسَدَتِ
الْاَرْضُ
وَلٰكِنَّ
اللّٰهَ
ذُو
فَضْلٍ
عَلَى
الْعَالَم۪ينَ
Onları Allah’ın izniyle bozguna uğrattılar; Davud Calut’u öldürdü, Allah Davud’a hükümranlık ve hikmet verdi ve ona dilediğinden öğretti. Allah’ın insanları birbiriyle savması olmasaydı yeryüzünün düzeni bozulurdu. Fakat Allah alemlere lütufkardır.[251]
تِلْكَ
الرُّسُلُ
فَضَّلْنَا
بَعْضَهُمْ
عَلٰى
بَعْضٍۢ
مِنْهُمْ
مَنْ
كَلَّمَ
اللّٰهُ
وَرَفَعَ
بَعْضَهُمْ
دَرَجَاتٍۜ
وَاٰتَيْنَا
ع۪يسَى
ابْنَ
مَرْيَمَ
الْبَيِّنَاتِ
وَاَيَّدْنَاهُ
بِرُوحِ
الْقُدُسِۜ
وَلَوْ
شَٓاءَ
اللّٰهُ
مَا
اقْتَتَلَ
الَّذ۪ينَ
مِنْ
بَعْدِهِمْ
مِنْ
بَعْدِ
مَا
جَٓاءَتْهُمُ
الْبَيِّنَاتُ
وَلٰكِنِ
اخْتَلَفُوا
فَمِنْهُمْ
مَنْ
اٰمَنَ
وَمِنْهُمْ
مَنْ
كَفَرَۜ
وَلَوْ
شَٓاءَ
اللّٰهُ
مَا
اقْتَتَلُوا
وَلٰكِنَّ
اللّٰهَ
يَفْعَلُ
مَا
يُر۪يدُ۟
İşte bu peygamberlerden bir kısmını diğerlerinden üstün kıldık. Onlardan Allah’ın kendilerine hitabettiği, derecelerle yükselttikleri vardır. Meryem oğlu İsa’ya belgeler verdik, onu Ruhul Kudüs’le destekledik. Allah dileseydi, belgeler kendilerine geldikten sonra, peygamberlerin ardından birbirlerini öldürmezlerdi. Fakat ayrılığa düştüler, kimi inandı, kimi inkar etti. Allah dileseydi birbirlerini öldürmezlerdi, lakin Allah istediğini yapar.[253]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓوا
اَنْفِقُوا
مِمَّا
رَزَقْنَاكُمْ
مِنْ
قَبْلِ
اَنْ
يَأْتِيَ
يَوْمٌ
لَا
بَيْعٌ
ف۪يهِ
وَلَا
خُلَّةٌ
وَلَا
شَفَاعَةٌۜ
وَالْكَافِرُونَ
هُمُ
الظَّالِمُونَ
Ey inananlar! Alışverişin, dostluğun, şefaatin olmayacağı günün gelmesinden önce sizi rızıklandırdığımızdan hayra sarfedin. İnkar edenler ancak yazık edenlerdir.[254]
اَللّٰهُ
لَٓا
اِلٰهَ
اِلَّا
هُوَۚ
اَلْحَيُّ
الْقَيُّومُۚ
لَا
تَأْخُذُهُ
سِنَةٌ
وَلَا
نَوْمٌۜ
لَهُ
مَا
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَمَا
فِي
الْاَرْضِۜ
مَنْ
ذَا
الَّذ۪ي
يَشْفَعُ
عِنْدَهُٓ
اِلَّا
بِاِذْنِه۪ۜ
يَعْلَمُ
مَا
بَيْنَ
اَيْد۪يهِمْ
وَمَا
خَلْفَهُمْۚ
وَلَا
يُح۪يطُونَ
بِشَيْءٍ
مِنْ
عِلْمِه۪ٓ
اِلَّا
بِمَا
شَٓاءَۚ
وَسِعَ
كُرْسِيُّهُ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضَۚ
وَلَا
يَؤُ۫دُهُ
حِفْظُهُمَاۚ
وَهُوَ
الْعَلِيُّ
الْعَظ۪يمُ
Allah, O’ndan başka tanrı olmayan, kendisini uyuklama ve uyku tutmayan, diri, her an yaratıklarını gözetip durandır. Göklerde olan ve yerde olan ancak O’nundur. O’nun izni olmadan katında şefaat edecek kimdir? Onların işlediklerini ve işleyeceklerini bilir, dilediğinden başka ilminden hiçbir şeyi kavrayamazlar. Hükümranlığı gökleri ve yeri kaplamıştır, onların gözetilmesi O’na ağır gelmez. O yücedir, büyüktür.[255]
اَللّٰهُ
وَلِيُّ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُواۙ
يُخْرِجُهُمْ
مِنَ
الظُّلُمَاتِ
اِلَى
النُّورِۜ
وَالَّذ۪ينَ
كَفَرُٓوا
اَوْلِيَٓاؤُ۬هُمُ
الطَّاغُوتُۙ
يُخْرِجُونَهُمْ
مِنَ
النُّورِ
اِلَى
الظُّلُمَاتِۜ
اُو۬لٰٓئِكَ
اَصْحَابُ
النَّارِۚ
هُمْ
ف۪يهَا
خَالِدُونَ۟
Allah inananların dostudur, onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. İnkar edenlerin ise dostları tağuttur. Onları aydınlıktan karanlıklara sürüklerler. İşte onlar cehennemliklerdir, onlar orada temelli kalacaklardır.[257]
مَثَلُ
الَّذ۪ينَ
يُنْفِقُونَ
اَمْوَالَهُمْ
ف۪ي
سَب۪يلِ
اللّٰهِ
كَمَثَلِ
حَبَّةٍ
اَنْبَتَتْ
سَبْعَ
سَنَابِلَ
ف۪ي
كُلِّ
سُنْبُلَةٍ
مِائَةُ
حَبَّةٍۜ
وَاللّٰهُ
يُضَاعِفُ
لِمَنْ
يَشَٓاءُۜ
وَاللّٰهُ
وَاسِعٌ
عَل۪يمٌ
Mallarını Allah yolunda sarfedenlerin durumu, her başağında yüz tane olmak üzere yedi başak veren tanenin durumu gibidir. Allah dilediğine kat kat verir. Allah’ın lütfü geniştir, O her şeyi bilendir.[261]
اَلَّذ۪ينَ
يُنْفِقُونَ
اَمْوَالَهُمْ
ف۪ي
سَب۪يلِ
اللّٰهِ
ثُمَّ
لَا
يُتْبِعُونَ
مَٓا
اَنْفَقُوا
مَناًّ
وَلَٓا
اَذًۙى
لَهُمْ
اَجْرُهُمْ
عِنْدَ
رَبِّهِمْۚ
وَلَا
خَوْفٌ
عَلَيْهِمْ
وَلَا
هُمْ
يَحْزَنُونَ
Mallarını Allah yolunda sarfedip sonra sarfettikleri şeyin ardından başa kakmayan ve eza etmeyenlerin ecirleri Rablerinin katındadır. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.[262]
وَمَثَلُ
الَّذ۪ينَ
يُنْفِقُونَ
اَمْوَالَهُمُ
ابْتِغَٓاءَ
مَرْضَاتِ
اللّٰهِ
وَتَثْب۪يتاً
مِنْ
اَنْفُسِهِمْ
كَمَثَلِ
جَنَّةٍ
بِرَبْوَةٍ
اَصَابَهَا
وَابِلٌ
فَاٰتَتْ
اُكُلَهَا
ضِعْفَيْنِۚ
فَاِنْ
لَمْ
يُصِبْهَا
وَابِلٌ
فَطَلٌّۜ
وَاللّٰهُ
بِمَا
تَعْمَلُونَ
بَص۪يرٌ
Allah’ın rızasını kazanmak ve kalblerini sağlamlaştırmak için mallarını sarfedenlerin durumu, yüksekçe bir tepede bulunan, bol yağmur aldığında yemişlerini iki kat veren, bol yağmur yağmasa bile çisentisi düşen bir bahçenin durumu gibidir. Allah işlediklerinizi görür.[265]
لَيْسَ
عَلَيْكَ
هُدٰيهُمْ
وَلٰكِنَّ
اللّٰهَ
يَهْد۪ي
مَنْ
يَشَٓاءُۜ
وَمَا
تُنْفِقُوا
مِنْ
خَيْرٍ
فَلِاَنْفُسِكُمْۜ
وَمَا
تُنْفِقُونَ
اِلَّا
ابْتِغَٓاءَ
وَجْهِ
اللّٰهِۜ
وَمَا
تُنْفِقُوا
مِنْ
خَيْرٍ
يُوَفَّ
اِلَيْكُمْ
وَاَنْتُمْ
لَا
تُظْلَمُونَ
Onların doğru yola iletilmeleri sana düşmez, fakat Allah dilediğini doğru yola eriştirir. Sarfettiğiniz iyi şey kendinizedir, zaten ancak Allah’ın rızasını kazanmak için sarfedersiniz. Sarfettiğiniz iyi bir şeyin karşılığı haksızlığa uğratılmaksızın size verilir.[272]
لِلْفُقَـرَٓاءِ
الَّذ۪ينَ
اُحْصِرُوا
ف۪ي
سَب۪يلِ
اللّٰهِ
لَا
يَسْتَط۪يعُونَ
ضَـرْباً
فِي
الْاَرْضِۘ
يَحْسَبُهُمُ
الْجَاهِلُ
اَغْنِيَٓاءَ
مِنَ
التَّعَفُّفِۚ
تَعْرِفُهُمْ
بِس۪يمٰيهُمْۚ
لَا
يَسْـَٔلُونَ
النَّاسَ
اِلْحَافاًۜ
وَمَا
تُنْفِقُوا
مِنْ
خَيْرٍ
فَاِنَّ
اللّٰهَ
بِه۪
عَل۪يمٌ۟
Sadakalarınızı, kendilerini Allah yoluna adayıp yeryüzünde dolaşamayanlara, hayalarından dolayı, kendilerini tanımayanların zengin saydıkları yoksullara verin. Onları yüzlerinden tanırsın, insanlardan yüzsüzlük ederek bir şey istemezler. Sarfettiğiniz iyi bir şeyi Allah şüphesiz bilir.[273]
اَلَّذ۪ينَ
يُنْفِقُونَ
اَمْوَالَهُمْ
بِالَّيْلِ
وَالنَّهَارِ
سِراًّ
وَعَلَانِيَةً
فَلَهُمْ
اَجْرُهُمْ
عِنْدَ
رَبِّهِمْۚ
وَلَا
خَوْفٌ
عَلَيْهِمْ
وَلَا
هُمْ
يَحْزَنُونَ
Gece gündüz, açık gizli, mallarını sarfedenlerin mükafatlarını Rab’leri verecektir. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.[274]
اَلَّذ۪ينَ
يَأْكُلُونَ
الرِّبٰوا
لَا
يَقُومُونَ
اِلَّا
كَمَا
يَقُومُ
الَّذ۪ي
يَتَخَبَّطُهُ
الشَّيْطَانُ
مِنَ
الْمَسِّۜ
ذٰلِكَ
بِاَنَّهُمْ
قَالُٓوا
اِنَّمَا
الْبَيْعُ
مِثْلُ
الرِّبٰواۢ
وَاَحَلَّ
اللّٰهُ
الْبَيْعَ
وَحَرَّمَ
الرِّبٰواۜ
فَمَنْ
جَٓاءَهُ
مَوْعِظَةٌ
مِنْ
رَبِّه۪
فَانْتَهٰى
فَلَهُ
مَا
سَلَفَۜ
وَاَمْرُهُٓ
اِلَى
اللّٰهِۜ
وَمَنْ
عَادَ
فَاُو۬لٰٓئِكَ
اَصْحَابُ
النَّارِۚ
هُمْ
ف۪يهَا
خَالِدُونَ
Faiz yiyenler mahşerde ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların, «Zaten alışveriş de faiz gibidir» demelerindendir. Oysa Allah alışverişi helal, faizi haram kıldı. Kime Rabb’inden bir öğüt gelir de faizcilikten geri durursa, geçmişi kendisinedir, onun işi Allah’a aittir. Kim faizciliğe dönerse, işte onlar cehennemliktir, onlar orada temelli kalacaklardır.[275]
Yükleniyor...