ى
534ayette
798kez geçiyor
61/114surede
1farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %84 · Medenî %16
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Kalem 45
2. inen sure
En çok geçtiği sure
Yûsuf
57 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| اِنّ۪ي | Zamir | فَعْلِي | Kesinlikle ben | 798 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Kesinlikle ben 133
Bana 109
Rabbim 94
Benim Rabbim 55
Benden 16
Ve kesinlikle ben 15
Ben 15
Benimle ... arası 11
Benimle beraber 11
Benim kullarım 10
Ayetlerim 10
Canım 9
Azabım 9
Ücretim 9
Diğer 170 anlam
Emrim 8
Benim nimetim 6
Katımda 6
Ey oğulcuk 6
Umulur ki ben 6
Kavmim 5
Ortaklarım 5
Beni anmak 5
Ey kullarım 5
Benim zürriyyetim 4
Benden sonra 4
Benim yolum 4
Erkek kardeşim 4
Benim iznimle 4
Ve ancak ben 4
Rabbime 4
Yanım 4
Ayetlerimi 3
Benim evim 3
Ey oğullarım 3
Öyleyse kesinlikle ben 3
Benden önce 3
Canıma 3
And olsun ki Rabbime 3
Benim babam 3
Benim dışımda 3
Ve bana 3
Kullarımı 3
Yol göstermem 2
Sözüm 2
Beni 2
Yüzüm 2
İki elim 2
Benim yardımcılarım 2
Ve erkek kardeşim 2
Benimle 2
Tuzağım 2
Velim 2
Bana yeter 2
Makamım 2
Benim dinim 2
Ailem 2
Benim kızlarım 2
Misafirim 2
Başım 2
Ey iki arkadaş 2
Benim rüyam 2
Benim tehditim 2
Kullarıma 2
Ve anne-babamı 2
Benim ruhum 2
Benim üzerime 2
Ve benim elçilerim 2
Benim karım 2
Sadrım 2
Dilim 2
Kızgınlığım 2
Benden başkası 2
Anne-babam 2
Kitabım 2
Benim hesabım 2
Benim sözümü 1
Kalbim 1
Karnım 1
Ve benim karım 1
Gönülden itaat et 1
Ve secde et 1
Ve eğil 1
Benim bağlayıcı anlaşmam 1
Elçilerime 1
Elim 1
Benim kötülüğümle 1
Vay bana 1
Ve benim elçime 1
Ve annem 1
Namazım 1
Ve kurbanım 1
Ve hayatım 1
Ve ölümüm 1
Mesajlarımla 1
Ve kelamımla 1
Ve erkek kardeşimi 1
Ve benim rahmetim 1
İşim 1
Ve anlatmam 1
Öğüdüm 1
Öyleyse benim üzerime 1
Benim suç işlemem 1
Em 1
Suyu tut 1
Benim oğlum 1
Kocam 1
Uzlaşmam 1
Ayrılığım 1
Silahlı birliğim mi? 1
İkram et 1
Benim ikametgahım 1
Ve bağışlanma iste 1
Atalarım 1
Kesinlikle bana getireceksiniz 1
Ey kederim 1
Dağılmam 1
Ve hüznüm 1
Gömleğimi 1
Erkek kardeşlerim 1
Benim imdadıma yetişenler 1
Ve oğullarım 1
Çağırmam 1
Edin 1
Ye 1
Hemen koy 1
Katım 1
Arkam 1
Kımıldat 1
Öyleyse ye 1
Ve iç 1
Ve aydınlat 1
Öyleyse söyle 1
Anneme 1
İlahlarım 1
Beni anmak için 1
Asâm 1
Küçükbaş hayvan sürüm 1
Gücüm 1
Onu koy 1
Hemen onu koy 1
Gözüm 1
Canım için 1
Ayetlerimle 1
Benim izim 1
Bana vaat edilen 1
Tutma 1
Ve -mazlar/-mezler 1
Gözetirsin 1
Ol 1
Kesinlikle bana göstereceksin 1
Benim hatam 1
İlmim 1
Ve halkım 1
Kesinlikle bana getirecek 1
Kitabımı 1
Hemen bak 1
Gir 1
Onu emzir 1
Öyleyse onu koy 1
Onu takip et 1
İki kızım 1
Benim rahmetim 1
Benim yerim 1
Yankılan 1
Elçilerim 1
İrademle 1
Dışlamam 1
Kullarım 1
Kulluğum 1
Arka 1
Benim altım 1
Sonra kesinlikle ben 1
Düşmanım 1
Benim rızam 1
Hemen söyler 1
Benim malım 1
Benim gücüm 1
Benim çağırmam 1
Hayatıma 1
Dön 1
Hemen gir 1
Ve gir 1
Bahçem 1
Ve benimdir 1
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
+ ر أ ي ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır
37 ayet
وَلَمَّا
جَهَّزَهُمْ
بِجَهَازِهِمْ
قَالَ
ائْتُون۪ي
بِاَخٍ
لَكُمْ
مِنْ
اَب۪يكُمْۚ
اَلَا
تَرَوْنَ
اَنّ۪ٓي
اُو۫فِي
الْكَيْلَ
وَاَنَا۬
خَيْرُ
الْمُنْزِل۪ينَ
Onların yüklerini hazırlatınca şöyle dedi: «Baba bir kardeşinizi bana getirin. Sizlere ölçüyü bol tuttuğumu ve benim misafir konuklayanların en iyisi olduğumu görmüyor musunuz?»[59]
وَرَفَعَ
اَبَوَيْهِ
عَلَى
الْعَرْشِ
وَخَرُّوا
لَهُ
سُجَّداًۚ
وَقَالَ
يَٓا اَبَتِ
هٰذَا
تَأْو۪يلُ
رُءْيَايَ
مِنْ
قَبْلُۘ
قَدْ
جَعَلَهَا
رَبّ۪ي
حَقاًّۜ
وَقَدْ
اَحْسَنَ
ب۪ٓي
اِذْ
اَخْرَجَن۪ي
مِنَ
السِّجْنِ
وَجَٓاءَ
بِكُمْ
مِنَ
الْبَدْوِ
مِنْ
بَعْدِ
اَنْ
نَزَغَ
الشَّيْطَانُ
بَيْن۪ي
وَبَيْنَ
اِخْوَت۪يۜ
اِنَّ
رَبّ۪ي
لَط۪يفٌ
لِمَا
يَشَٓاءُۜ
اِنَّهُ
هُوَ
الْعَل۪يمُ
الْحَك۪يمُ
Ana babasını tahtın üzerine oturttu, hepsi onun önünde (Allah’a secde edip) eğildiler. O zaman Yusuf: «Babacığım! İşte bu, vaktiyle gördüğüm rüyanın çıkışıdır; Rabbim onu gerçekleştirdi. Şeytan, benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra, beni hapisten çıkaran, sizi çölden getiren Rabbim bana pek çok iyilikte bulundu. Doğrusu Rabbim dilediğine lütufkardır, O şüphesiz bilendir, Hakim’dir» dedi.[100]
قَالَ
اَرَاَيْتَكَ
هٰذَا
الَّذ۪ي
كَرَّمْتَ
عَلَيَّۘ
لَئِنْ
اَخَّرْتَنِ
اِلٰى
يَوْمِ
الْقِيٰمَةِ
لَاَحْتَنِكَنَّ
ذُرِّيَّتَهُٓ
اِلَّا
قَل۪يلاً
«Benden üstün kıldığını görüyor musun? Kıyamet gününe kadar beni ertelersen, and olsun ki, azı bir yana, onun soyunu kendi buyruğum altına alacağım» demişti.[62]
قَالَ
اَرَاَيْتَ
اِذْ
اَوَيْنَٓا
اِلَى
الصَّخْرَةِ
فَاِنّ۪ي
نَس۪يتُ
الْحُوتَۘ
وَمَٓا
اَنْسَان۪يهُ
اِلَّا
الشَّيْطَانُ
اَنْ
اَذْكُرَهُۚ
وَاتَّخَذَ
سَب۪يلَهُ
فِي
الْبَحْرِۗ
عَجَباً
O da: «Bak sen! Kayalığa vardığımızda balığı unutmuştum. Bana onu hatırlamamı unutturan ancak şeytandır. Balık şaşılacak şekilde denizde yolunu tutup gitmiş» dedi.[63]
فَكُل۪ي
وَاشْرَب۪ي
وَقَرّ۪ي
عَيْناًۚ
فَاِمَّا
تَرَيِنَّ
مِنَ
الْبَشَرِ
اَحَداًۙ
فَقُول۪ٓي
اِنّ۪ي
نَذَرْتُ
لِلرَّحْمٰنِ
صَوْماً
فَلَنْ
اُكَلِّمَ
الْيَوْمَ
اِنْسِياًّۚ
Ye iç, gözün aydın olsun. İnsanlardan birini görecek olursan ’Ben Rahman için oruç adadım, bugün hiçbir insanla konuşmayacağım’ de.»[26]
اِذْ
رَاٰ
نَاراً
فَقَالَ
لِاَهْلِهِ
امْكُـثُٓوا
اِنّ۪ٓي
اٰنَسْتُ
نَاراً
لَعَلّ۪ٓي
اٰت۪يكُمْ
مِنْهَا
بِقَبَسٍ
اَوْ
اَجِدُ
عَلَى
النَّارِ
هُدًى
O, bir ateş görmüştü de, ailesine: «Durun, ben bir ateş gördüm, ya ondan size bir kor getirir, ya da ateşin yanında bir yol gösteren bulurum» demişti.[10]
خُلِقَ
الْاِنْسَانُ
مِنْ
عَجَلٍۜ
سَاُر۪يكُمْ
اٰيَات۪ي
فَلَا
تَسْتَعْجِلُونِ
İnsan aceleci olarak yaratılmıştır. Size ayetlerimi göstereceğim, bunu Benden acele istemeyin.[37]
قُلْ
رَبِّ
اِمَّا
تُرِيَنّ۪ي
مَا
يُوعَدُونَۙ
De ki: «Rabbim! Onların tehdit olundukları şeyi bana mutlaka göstereceksen, o zaman beni zalim milletin içinde bulundurma Yarabbi.»[93-94]
وَاَلْقِ
عَصَاكَۜ
فَلَمَّا
رَاٰهَا
تَهْتَزُّ
كَاَنَّهَا
جَٓانٌّ
وَلّٰى
مُدْبِراً
وَلَمْ
يُعَقِّبْۜ
يَا مُوسٰى
لَا
تَخَفْ
اِنّ۪ي
لَا
يَخَافُ
لَدَيَّ
الْمُرْسَلُونَۗ
«Değneğini at!» Musa, değneğinin yılan gibi hareketler yaptığını görünce, arkasına bakmadan dönüp kaçtı. «Ey Musa! Korkma; Benim katımda peygamberler korkmaz; yalnız haksızlık eden bunun dışındadır. Kötü hali iyiliğe çeviren kimse bilsin ki Ben şüphesiz bağışlarım, merhamet ederim. Elini koynuna sok, Firavun ve milletine gönderilen dokuz mucizeden biri olarak kusursuz, bembeyaz çıksın. Gerçekten onlar yoldan çıkmış bir millettir.»[10-12]
وَتَفَقَّدَ
الطَّيْرَ
فَقَالَ
مَا
لِيَ
لَٓا
اَرَى
الْهُدْهُدَۘ
اَمْ
كَانَ
مِنَ
الْغَٓائِب۪ينَ
Süleyman, kuşları araştırarak: «Hüdhüd’ü niçin göremiyorum? Yoksa kayıplarda mı? Bana apaçık bir delil getirmelidir; yoksa onu ya şiddetli bir azaba uğratırım yahut keserim» dedi.[20-21]
قَالَ
الَّذ۪ي
عِنْدَهُ
عِلْمٌ
مِنَ
الْكِتَابِ
اَنَا۬
اٰت۪يكَ
بِه۪
قَبْلَ
اَنْ
يَرْتَدَّ
اِلَيْكَ
طَرْفُكَۜ
فَلَمَّا
رَاٰهُ
مُسْتَقِراًّ
عِنْدَهُ
قَالَ
هٰذَا
مِنْ
فَضْلِ
رَبّ۪ي۠
لِيَبْلُوَن۪ٓي
ءَاَشْكُرُ
اَمْ
اَكْفُرُۜ
وَمَنْ
شَكَرَ
فَاِنَّمَا
يَشْكُرُ
لِنَفْسِه۪ۚ
وَمَنْ
كَفَرَ
فَاِنَّ
رَبّ۪ي
غَنِيٌّ
كَر۪يمٌ
Kitabın bilgisine sahip olan biri: «Gözünü açıp kapamadan ben onu sana getiririm» dedi. Süleyman, tahtı yanına yerleşivermiş görünce: «Bu, şükür mü edeceğim yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni sınayan Rabbimin lütfundandır. Şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur; fakat nankörlük eden bilsin ki Rabbim müstağnidir, kerem sahibidir» dedi.[40]
ق۪يلَ
لَهَا
ادْخُلِي
الصَّرْحَۚ
فَلَمَّا
رَاَتْهُ
حَسِبَتْهُ
لُجَّةً
وَكَشَفَتْ
عَنْ
سَاقَيْهَاۜ
قَالَ
اِنَّهُ
صَرْحٌ
مُمَرَّدٌ
مِنْ
قَوَار۪يرَۜ
قَالَتْ
رَبِّ
اِنّ۪ي
ظَلَمْتُ
نَفْس۪ي
وَاَسْلَمْتُ
مَعَ
سُلَيْمٰنَ
لِلّٰهِ
رَبِّ
الْعَالَم۪ينَ۟
Ona: «Köşke gir» dendi; salonu görünce, onu derin bir su zannetti, eteğini çekti. Süleyman: «Doğrusu bu camdan yapılmış mücella bir salondur» dedi. Melike: «Rabbim! Şüphesiz ben kendime yazık etmişim. Süleyman’la beraber, Alemlerin Rabbi olan Allah’a teslim oldum» dedi.[44]
فَلَمَّا
بَلَغَ
مَعَهُ
السَّعْيَ
قَالَ
يَا بُنَيَّ
اِنّ۪ٓي
اَرٰى
فِي
الْمَنَامِ
اَنّ۪ٓي
اَذْبَحُكَ
فَانْظُرْ
مَاذَا
تَرٰىۜ
قَالَ
يَٓا اَبَتِ
افْعَلْ
مَا
تُؤْمَرُۘ
سَتَجِدُن۪ٓي
اِنْ
شَٓاءَ
اللّٰهُ
مِنَ
الصَّابِر۪ينَ
Çocuk kendisinin yanısıra yürümeye başlayınca: «Ey oğulcuğum! Doğrusu ben uykuda iken seni boğazladığımı görüyorum, bir düşün, ne dersin?» dedi. «Ey babacığım! Ne ile emrolundunsa yap, Allah dilerse, sabredenlerden olduğumu göreceksin» dedi.[102]
وَلَئِنْ
سَاَلْتَهُمْ
مَنْ
خَلَقَ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضَ
لَيَقُولُنَّ
اللّٰهُۜ
قُلْ
اَفَرَاَيْتُمْ
مَا
تَدْعُونَ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
اِنْ
اَرَادَنِيَ
اللّٰهُ
بِضُرٍّ
هَلْ
هُنَّ
كَاشِفَاتُ
ضُرِّه۪ٓ
اَوْ
اَرَادَن۪ي
بِرَحْمَةٍ
هَلْ
هُنَّ
مُمْسِكَاتُ
رَحْمَتِه۪ۜ
قُلْ
حَسْبِيَ
اللّٰهُۜ
عَلَيْهِ
يَتَوَكَّلُ
الْمُتَوَكِّلُونَ
And olsun ki, onlara, «Gökleri ve yeri yaratan kimdir?» diye sorsan: «Allah’tır» derler. De ki: «Öyleyse bana bildirin, Allah bana bir zarar vermek isterse, Allah’ı bırakıp da taptıklarınız, O’nun verdiği zararı giderebilir mi? Yahut bana bir rahmet dilerse, O’nun rahmetini önleyebilir mi?» De ki: «Allah bana yeter; güvenenler O’na güvenir.»[38]
اَوْ
تَقُولَ
ح۪ينَ
تَرَى
الْعَذَابَ
لَوْ
اَنَّ
ل۪ي
كَرَّةً
فَاَكُونَ
مِنَ
الْمُحْسِن۪ينَ
Veya, «Allah beni doğru yola eriştirseydi sakınanlardan olurdum» diyeceği, yahut, azabı gördüğünde: «Keşke benim için dönüş imkanı bulunsa da iyilerden olsam» diyeceği günden sakının.[57-48]
قَالَ
اِنَّمَا
الْعِلْمُ
عِنْدَ
اللّٰهِۘ
وَاُبَلِّغُكُمْ
مَٓا
اُرْسِلْتُ
بِه۪
وَلٰكِنّ۪ٓي
اَرٰيكُمْ
قَوْماً
تَجْـهَلُونَ
«Doğrusu bunun ne zaman geleceğini Allah bilir; ben size benimle gönderileni tebliğ ediyorum; fakat sizin cahil bir millet olduğunuzu görüyorum.» dedi.[23]
قُلْ
اَرَاَيْتُمْ
اِنْ
اَهْلَكَنِيَ
اللّٰهُ
وَمَنْ
مَعِيَ
اَوْ
رَحِمَنَاۙ
فَمَنْ
يُج۪يرُ
الْكَافِر۪ينَ
مِنْ
عَذَابٍ
اَل۪يمٍ
De ki: «Allah, beni ve benimle beraber bulunanları isterse yok eder veya isterse merhamet eder; söyleyin, bu takdirde inkarcıları, can yakıcı azabdan kim alıkoyabilir?»[28]
Yükleniyor...