ى

534ayette
798kez geçiyor
61/114surede
1farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %84 · Medenî %16
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla) Kalem 45 2. inen sure En çok geçtiği sure Yûsuf 57 kez

Kelime ailesi

Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.

KelimeTürVezinAnlamAdet
اِنّ۪ي Zamir فَعْلِي Kesinlikle ben 798

Anlam yelpazesi

Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.

Diğer 170 anlam
Emrim 8 Benim nimetim 6 Katımda 6 Ey oğulcuk 6 Umulur ki ben 6 Kavmim 5 Ortaklarım 5 Beni anmak 5 Ey kullarım 5 Benim zürriyyetim 4 Benden sonra 4 Benim yolum 4 Erkek kardeşim 4 Benim iznimle 4 Ve ancak ben 4 Rabbime 4 Yanım 4 Ayetlerimi 3 Benim evim 3 Ey oğullarım 3 Öyleyse kesinlikle ben 3 Benden önce 3 Canıma 3 And olsun ki Rabbime 3 Benim babam 3 Benim dışımda 3 Ve bana 3 Kullarımı 3 Yol göstermem 2 Sözüm 2 Beni 2 Yüzüm 2 İki elim 2 Benim yardımcılarım 2 Ve erkek kardeşim 2 Benimle 2 Tuzağım 2 Velim 2 Bana yeter 2 Makamım 2 Benim dinim 2 Ailem 2 Benim kızlarım 2 Misafirim 2 Başım 2 Ey iki arkadaş 2 Benim rüyam 2 Benim tehditim 2 Kullarıma 2 Ve anne-babamı 2 Benim ruhum 2 Benim üzerime 2 Ve benim elçilerim 2 Benim karım 2 Sadrım 2 Dilim 2 Kızgınlığım 2 Benden başkası 2 Anne-babam 2 Kitabım 2 Benim hesabım 2 Benim sözümü 1 Kalbim 1 Karnım 1 Ve benim karım 1 Gönülden itaat et 1 Ve secde et 1 Ve eğil 1 Benim bağlayıcı anlaşmam 1 Elçilerime 1 Elim 1 Benim kötülüğümle 1 Vay bana 1 Ve benim elçime 1 Ve annem 1 Namazım 1 Ve kurbanım 1 Ve hayatım 1 Ve ölümüm 1 Mesajlarımla 1 Ve kelamımla 1 Ve erkek kardeşimi 1 Ve benim rahmetim 1 İşim 1 Ve anlatmam 1 Öğüdüm 1 Öyleyse benim üzerime 1 Benim suç işlemem 1 Em 1 Suyu tut 1 Benim oğlum 1 Kocam 1 Uzlaşmam 1 Ayrılığım 1 Silahlı birliğim mi? 1 İkram et 1 Benim ikametgahım 1 Ve bağışlanma iste 1 Atalarım 1 Kesinlikle bana getireceksiniz 1 Ey kederim 1 Dağılmam 1 Ve hüznüm 1 Gömleğimi 1 Erkek kardeşlerim 1 Benim imdadıma yetişenler 1 Ve oğullarım 1 Çağırmam 1 Edin 1 Ye 1 Hemen koy 1 Katım 1 Arkam 1 Kımıldat 1 Öyleyse ye 1 Ve iç 1 Ve aydınlat 1 Öyleyse söyle 1 Anneme 1 İlahlarım 1 Beni anmak için 1 Asâm 1 Küçükbaş hayvan sürüm 1 Gücüm 1 Onu koy 1 Hemen onu koy 1 Gözüm 1 Canım için 1 Ayetlerimle 1 Benim izim 1 Bana vaat edilen 1 Tutma 1 Ve -mazlar/-mezler 1 Gözetirsin 1 Ol 1 Kesinlikle bana göstereceksin 1 Benim hatam 1 İlmim 1 Ve halkım 1 Kesinlikle bana getirecek 1 Kitabımı 1 Hemen bak 1 Gir 1 Onu emzir 1 Öyleyse onu koy 1 Onu takip et 1 İki kızım 1 Benim rahmetim 1 Benim yerim 1 Yankılan 1 Elçilerim 1 İrademle 1 Dışlamam 1 Kullarım 1 Kulluğum 1 Arka 1 Benim altım 1 Sonra kesinlikle ben 1 Düşmanım 1 Benim rızam 1 Hemen söyler 1 Benim malım 1 Benim gücüm 1 Benim çağırmam 1 Hayatıma 1 Dön 1 Hemen gir 1 Ve gir 1 Bahçem 1 Ve benimdir 1

Kavram ağı

Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.

Sure dağılımı

Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî

Vahiy sürecinde kullanım

Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.

1. inen: Alak — 0 kez (binde 0) 2. inen: Kalem — 1 kez (binde 3.3) 3. inen: Müzzemmil — 0 kez (binde 0) 4. inen: Müddessir — 0 kez (binde 0) 5. inen: Fâtiha — 0 kez (binde 0) 6. inen: Tebbet — 0 kez (binde 0) 7. inen: Tekvîr — 0 kez (binde 0) 8. inen: A’lâ — 0 kez (binde 0) 9. inen: Leyl — 0 kez (binde 0) 10. inen: Fecr — 8 kez (binde 58.4) 11. inen: Duhâ — 0 kez (binde 0) 12. inen: İnşirâh — 0 kez (binde 0) 13. inen: Asr — 0 kez (binde 0) 14. inen: Âdiyât — 0 kez (binde 0) 15. inen: Kevser — 0 kez (binde 0) 16. inen: Tekâsür — 0 kez (binde 0) 17. inen: Mâ’ûn — 0 kez (binde 0) 18. inen: Kâfirûn — 1 kez (binde 38.5) 19. inen: Fil — 0 kez (binde 0) 20. inen: Felâk — 0 kez (binde 0) 21. inen: Nâs — 0 kez (binde 0) 22. inen: İhlâs — 0 kez (binde 0) 23. inen: Necm — 0 kez (binde 0) 24. inen: Abese — 0 kez (binde 0) 25. inen: Kadr — 0 kez (binde 0) 26. inen: Şems — 0 kez (binde 0) 27. inen: Bürûc — 0 kez (binde 0) 28. inen: Tîn — 0 kez (binde 0) 29. inen: Kureyş — 0 kez (binde 0) 30. inen: Kâri’a — 0 kez (binde 0) 31. inen: Kıyâme — 0 kez (binde 0) 32. inen: Hümeze — 0 kez (binde 0) 33. inen: Mürselât — 0 kez (binde 0) 34. inen: Kâf — 4 kez (binde 10.7) 35. inen: Beled — 0 kez (binde 0) 36. inen: Târık — 0 kez (binde 0) 37. inen: Kamer — 7 kez (binde 20.5) 38. inen: Sâd — 18 kez (binde 24.6) 39. inen: A’râf — 37 kez (binde 11.1) 40. inen: Cin — 5 kez (binde 17.5) 41. inen: Yâsîn — 7 kez (binde 9.7) 42. inen: Furkân — 3 kez (binde 3.4) 43. inen: Fâtır — 0 kez (binde 0) 44. inen: Meryem — 35 kez (binde 36.4) 45. inen: Tâ-Hâ — 49 kez (binde 36.7) 46. inen: Vâkı’a — 0 kez (binde 0) 47. inen: Şu’arâ — 40 kez (binde 30.3) 48. inen: Neml — 25 kez (binde 21.7) 49. inen: Kasas — 40 kez (binde 28) 50. inen: İsrâ — 11 kez (binde 7.1) 51. inen: Yûnus — 16 kez (binde 8.7) 52. inen: Hûd — 49 kez (binde 25.6) 53. inen: Yûsuf — 57 kez (binde 32.1) 54. inen: Hicr — 12 kez (binde 18.3) 55. inen: En’âm — 34 kez (binde 11.1) 56. inen: Sâffât — 11 kez (binde 12.8) 57. inen: Lokman — 8 kez (binde 14.7) 58. inen: Sebe’ — 12 kez (binde 13.6) 59. inen: Zümer — 12 kez (binde 10.2) 60. inen: Mü’min — 15 kez (binde 12.3) 61. inen: Fussilet — 5 kez (binde 6.3) 62. inen: Şûrâ — 2 kez (binde 2.3) 63. inen: Zuhruf — 6 kez (binde 7.2) 64. inen: Duhân — 7 kez (binde 20.2) 65. inen: Câsiye — 1 kez (binde 2) 66. inen: Ahkâf — 14 kez (binde 21.8) 67. inen: Zâriyât — 2 kez (binde 5.6) 68. inen: Gâşiye — 0 kez (binde 0) 69. inen: Kehf — 31 kez (binde 19.7) 70. inen: Nahl — 4 kez (binde 2.2) 71. inen: Nûh — 12 kez (binde 53.1) 72. inen: İbrahim — 21 kez (binde 25.3) 73. inen: Enbiyâ — 12 kez (binde 10.3) 74. inen: Mü’minûn — 13 kez (binde 12.4) 75. inen: Secde — 1 kez (binde 2.7) 76. inen: Tûr — 1 kez (binde 3.2) 77. inen: Mülk — 1 kez (binde 3) 78. inen: Hâkka — 10 kez (binde 38.8) 79. inen: Me’âric — 0 kez (binde 0) 80. inen: Nebe’ — 0 kez (binde 0) 81. inen: Nâzi’ât — 0 kez (binde 0) 82. inen: İnfitâr — 0 kez (binde 0) 83. inen: İnşikâk — 0 kez (binde 0) 84. inen: Rûm — 0 kez (binde 0) 85. inen: Ankebût — 9 kez (binde 9.2) 86. inen: Mutaffifîn — 0 kez (binde 0) 87. inen: Bakara — 31 kez (binde 5.1) 88. inen: Enfâl — 6 kez (binde 4.9) 89. inen: Âl-i İmrân — 34 kez (binde 9.8) 90. inen: Ahzâb — 0 kez (binde 0) 91. inen: Mümtehine — 3 kez (binde 8.6) 92. inen: Nisâ — 2 kez (binde 0.5) 93. inen: Zilzâl — 0 kez (binde 0) 94. inen: Hadîd — 0 kez (binde 0) 95. inen: Muhammed — 0 kez (binde 0) 96. inen: Ra’d — 2 kez (binde 2.3) 97. inen: Rahmân — 0 kez (binde 0) 98. inen: İnsan — 0 kez (binde 0) 99. inen: Talâk — 0 kez (binde 0) 100. inen: Beyyine — 0 kez (binde 0) 101. inen: Haşr — 2 kez (binde 4.5) 102. inen: Nûr — 1 kez (binde 0.8) 103. inen: Hac — 3 kez (binde 2.4) 104. inen: Münâfikûn — 1 kez (binde 5.6) 105. inen: Mücâdele — 1 kez (binde 2.1) 106. inen: Hucurât — 1 kez (binde 2.9) 107. inen: Tahrîm — 2 kez (binde 8) 108. inen: Teğâbun — 1 kez (binde 4.1) 109. inen: Saff — 5 kez (binde 22.6) 110. inen: Cum’a — 0 kez (binde 0) 111. inen: Fetih — 0 kez (binde 0) 112. inen: Mâide — 30 kez (binde 10.7) 113. inen: Tevbe — 4 kez (binde 1.6) 114. inen: Nasr — 0 kez (binde 0)
← ilk inenson inen →

Ayetler

534 ayet

فَلَمَّا وَضَعَتْهَا قَالَتْ رَبِّ اِنّ۪ي وَضَعْتُهَٓا اُنْثٰىۜ وَاللّٰهُ اَعْلَمُ بِمَا وَضَعَتْۜ وَلَيْسَ الذَّكَرُ كَالْاُنْثٰىۚ وَاِنّ۪ي سَمَّيْتُهَا مَرْيَمَ وَاِنّ۪ٓي اُع۪يذُهَا بِكَ وَذُرِّيَّتَهَا مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّج۪يمِ
Onu doğurduğunda, Allah onun ne doğurduğunu bilirken «Ya Rabbi! Kız doğurdum. Erkek, kız gibi değildir, ben ona Meryem adını verdim, ben onu da soyunu da, kovulmuş şeytandan Sana sığındırırım» dedi.[36]
هُنَالِكَ دَعَا زَكَرِيَّا رَبَّهُۚ قَالَ رَبِّ هَبْ ل۪ي مِنْ لَدُنْكَ ذُرِّيَّةً طَيِّبَةًۚ اِنَّكَ سَم۪يعُ الدُّعَٓاءِ
Orada Zekeriya Rabbine dua etti: «Ya Rabbi! Bana kendi katından temiz bir soy bahşet, doğrusu Sen duayı işitirsin».[38]
قَالَ رَبِّ اَنّٰى يَكُونُ ل۪ي غُلَامٌ وَقَدْ بَلَغَنِيَ الْكِبَرُ وَامْرَاَت۪ي عَاقِرٌۜ قَالَ كَذٰلِكَ اللّٰهُ يَفْعَلُ مَا يَشَٓاءُ
«Ya Rabbi! Ben artık iyice kocamış, karım da kısırken nasıl oğlum olabilir?» dedi. Allah: «Böyledir, Allah dilediğini yapar» dedi.[40]
قَالَ رَبِّ اجْعَلْ ل۪ٓي اٰيَةًۜ قَالَ اٰيَتُكَ اَلَّا تُكَلِّمَ النَّاسَ ثَلٰثَةَ اَيَّامٍ اِلَّا رَمْزاًۜ وَاذْكُرْ رَبَّكَ كَث۪يراً وَسَبِّـحْ بِالْعَشِيِّ وَالْاِبْكَارِ۟
«Ya Rabbi! Bana bir alamet ver» dedi, «Alametin, üç gün, işaretle anlaşma dışında insanlarla konuşmamandır; Rabbini çok an, akşam sabah hamd et» dedi.[41]
يَا مَرْيَمُ اقْنُت۪ي لِرَبِّكِ وَاسْجُد۪ي وَارْكَع۪ي مَعَ الرَّاكِع۪ينَ
«Ey Meryem! Rabbine gönülden boyun eğ, secde et, rüku edenlerle birlikte rüku et.»[43]
قَالَتْ رَبِّ اَنّٰى يَكُونُ ل۪ي وَلَدٌ وَلَمْ يَمْسَسْن۪ي بَشَرٌۜ قَالَ كَذٰلِكِ اللّٰهُ يَخْلُقُ مَا يَشَٓاءُۜ اِذَا قَضٰٓى اَمْراً فَاِنَّمَا يَقُولُ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ
Meryem: «Rabbim! Bana bir insan dokunmamışken nasıl çocuğum olabilir?» demişti. Melekler şöyle dediler: «Allah dilediğini böylece yaratır. Bir işin olmasını dilerse ona ol der ve olur».[47]
وَرَسُولاً اِلٰى بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَ اَنّ۪ي قَدْ جِئْتُكُمْ بِاٰيَةٍ مِنْ رَبِّكُمْۙ اَنّ۪ٓي اَخْلُقُ لَكُمْ مِنَ الطّ۪ينِ كَهَيْـَٔةِ الطَّيْرِ فَاَنْفُخُ ف۪يهِ فَيَكُونُ طَيْراً بِاِذْنِ اللّٰهِۚ وَاُبْرِئُ الْاَكْمَهَ وَالْاَبْرَصَ وَاُحْـيِ الْمَوْتٰى بِاِذْنِ اللّٰهِۚ وَاُنَبِّئُكُمْ بِمَا تَأْكُلُونَ وَمَا تَدَّخِرُونَۙ ف۪ي بُيُوتِكُمْۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَةً لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِن۪ينَۚ
Ona Kitabı, hikmeti, Tevrat’ı ve İncil’i öğretecek, İsrailoğullarına şöyle diyen bir peygamber kılacak: «Ben size Rabbinizden bir ayet getirdim. Ben size çamurdan kuş gibi bir şey yapıp ona üfleyeceğim, Allah’ın izniyle, hemen kuş olacaktır; anadan doğma körleri, alacalıları iyi edeceğim; Allah’ın izniyle, ölüleri dirilteceğim; yediklerinizi ve evlerinizde sakladıklarınızı da size haber vereceğim. İnanmışsanız bunda size delil vardır».[48-49]
وَمُصَدِّقاً لِمَا بَيْنَ يَدَيَّ مِنَ التَّوْرٰيةِ وَلِاُحِلَّ لَكُمْ بَعْضَ الَّذ۪ي حُرِّمَ عَلَيْكُمْ وَجِئْتُكُمْ بِاٰيَةٍ مِنْ رَبِّكُمْ فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُونِ
«Benden önce gelen Tevrat’ı tasdik etmekle beraber size yasak edilenlerin bir kısmını helal kılmak üzere, Rabbinizden size bir ayet getirdim. Allah’tan sakının ve bana itaat edin; çünkü Allah benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. O’na kulluk edin, bu doğru yoldur».[50-51]
اِنَّ اللّٰهَ رَبّ۪ي وَرَبُّكُمْ فَاعْبُدُوهُۜ هٰذَا صِرَاطٌ مُسْتَق۪يمٌ
«Benden önce gelen Tevrat’ı tasdik etmekle beraber size yasak edilenlerin bir kısmını helal kılmak üzere, Rabbinizden size bir ayet getirdim. Allah’tan sakının ve bana itaat edin; çünkü Allah benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. O’na kulluk edin, bu doğru yoldur».[50-51]
فَلَمَّٓا اَحَسَّ ع۪يسٰى مِنْهُمُ الْكُفْرَ قَالَ مَنْ اَنْصَار۪ٓي اِلَى اللّٰهِۜ قَالَ الْحَوَارِيُّونَ نَحْنُ اَنْصَارُ اللّٰهِۚ اٰمَنَّا بِاللّٰهِۚ وَاشْهَدْ بِاَنَّا مُسْلِمُونَ
İsa onların inkarlarını hissedince: «Allah uğrunda yardımcılarım kimlerdir?» dedi. Havariler şöyle dediler: «Biz Allah’ın yardımcılarıyız, Allah’a inandık, O’na teslim olduğumuza şahid ol».[52]
اِذْ قَالَ اللّٰهُ يَا ع۪يسٰٓى اِنّ۪ي مُتَوَفّ۪يكَ وَرَافِعُكَ اِلَيَّ وَمُطَهِّرُكَ مِنَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَجَاعِلُ الَّذ۪ينَ اتَّبَعُوكَ فَوْقَ الَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِۚ ثُمَّ اِلَيَّ مَرْجِعُكُمْ فَاَحْكُمُ بَيْنَكُمْ ف۪يمَا كُنْتُمْ ف۪يهِ تَخْتَلِفُونَ
Allah demişti ki: «Ey İsa! Ben seni eceline yetireceğim, seni kendime yükselteceğim, inkar edenlerden seni tertemiz ayıracağım; sana uyanları, kıyamet gününe kadar, inkar edenlerin üstünde tutacağım. Sonra dönüşünüz Banadır. Ayrılığa düştüğünüz hususlarda aranızda hükmedeceğim. İnkar edenleri de dünya ve ahirette şiddetli azaba uğratacağım. Onların hiç yardımcıları olmayacaktır.»[55-56]
مَا كَانَ لِبَشَرٍ اَنْ يُؤْتِيَهُ اللّٰهُ الْكِتَابَ وَالْحُكْمَ وَالنُّبُوَّةَ ثُمَّ يَقُولَ لِلنَّاسِ كُونُوا عِبَاداً ل۪ي مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَلٰكِنْ كُونُوا رَبَّانِيّ۪نَ بِمَا كُنْتُمْ تُعَلِّمُونَ الْكِتَابَ وَبِمَا كُنْتُمْ تَدْرُسُونَۙ
Allah’ın kendisine Kitap’ı, hükmü, peygamberliği verdiği insanoğluna: «Allah’ı bırakıp bana kulluk edin» demek yaraşmaz, fakat: «Kitabı öğrettiğinize, okuduğunuza göre Rabb’e kul olun» demek yaraşır.[79]
وَاِذْ اَخَذَ اللّٰهُ م۪يثَاقَ النَّبِيّ۪نَ لَـمَٓا اٰتَيْتُكُمْ مِنْ كِتَابٍ وَحِكْمَةٍ ثُمَّ جَٓاءَكُمْ رَسُولٌ مُصَدِّقٌ لِمَا مَعَكُمْ لَتُؤْمِنُنَّ بِه۪ وَلَتَنْصُرُنَّهُۜ قَالَ ءَاَقْرَرْتُمْ وَاَخَذْتُمْ عَلٰى ذٰلِكُمْ اِصْر۪يۜ قَالُٓوا اَقْرَرْنَاۜ قَالَ فَاشْهَدُوا وَاَنَا۬ مَعَكُمْ مِنَ الشَّاهِد۪ينَ
Allah peygamberlerden ahid almıştı: «And olsun ki size Kitap, hikmet verdim; sizde olanı tasdik eden bir peygamber gelecek, ona mutlaka inanacaksınız ve ona mutlaka yardım edeceksiniz, ikrar edip bu ahdi kabul ettiniz mi?» demişti. «İkrar ettik» demişlerdi de: «Şahid olun, Ben de sizinle beraber şahidlerdenim» demişti.[81]
اَلَّذ۪ينَ قَالُٓوا اِنَّ اللّٰهَ عَهِدَ اِلَيْنَٓا اَلَّا نُؤْمِنَ لِرَسُولٍ حَتّٰى يَأْتِيَنَا بِقُرْبَانٍ تَأْكُلُهُ النَّارُۜ قُلْ قَدْ جَٓاءَكُمْ رُسُلٌ مِنْ قَبْل۪ي بِالْبَيِّنَاتِ وَبِالَّذ۪ي قُلْتُمْ فَلِمَ قَتَلْتُمُوهُمْ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ
«Doğrusu, ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir peygambere inanmamak üzere Allah bize ahid verdi» diyenlere sen, de ki: «Benden önce peygamberler size belgeler ve dediğiniz şeyi getirdi. Doğru sözlü iseniz niçin onları öldürdünüz?»[183]
فَاسْتَجَابَ لَهُمْ رَبُّهُمْ اَنّ۪ي لَٓا اُض۪يعُ عَمَلَ عَامِلٍ مِنْكُمْ مِنْ ذَكَرٍ اَوْ اُنْثٰىۚ بَعْضُكُمْ مِنْ بَعْضٍۚ فَالَّذ۪ينَ هَاجَرُوا وَاُخْرِجُوا مِنْ دِيَارِهِمْ وَاُو۫ذُوا ف۪ي سَب۪يل۪ي وَقَاتَلُوا وَقُتِلُوا لَاُكَفِّرَنَّ عَنْهُمْ سَيِّـَٔاتِهِمْ وَلَاُدْخِلَنَّهُمْ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۚ ثَوَاباً مِنْ عِنْدِ اللّٰهِۜ وَاللّٰهُ عِنْدَهُ حُسْنُ الثَّوَابِ
Rableri dualarını kabul etti: «Birbirinizden meydana gelen sizlerden, erkek olsun, kadın olsun, iş yapanın işini boşa çıkarmam. Hicret edenlerin, memleketlerinden çıkarılanların, yolumda ezaya uğratılanların, savaşan ve öldürülenlerin günahlarını elbette örteceğim. And olsun ki, Allah katından bir nimet olarak, onları içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacağım. Nimetin güzeli Allah katındadır».[195]
وَلَيْسَتِ التَّوْبَةُ لِلَّذ۪ينَ يَعْمَلُونَ السَّيِّـَٔاتِۚ حَتّٰٓى اِذَا حَضَرَ اَحَدَهُمُ الْمَوْتُ قَالَ اِنّ۪ي تُبْتُ الْـٰٔنَ وَلَا الَّذ۪ينَ يَمُوتُونَ وَهُمْ كُفَّارٌۜ اُو۬لٰٓئِكَ اَعْتَدْنَا لَهُمْ عَذَاباً اَل۪يماً
Kötülükleri işleyip dururken, ölüm kendisine geldiği zaman; «şimdi tevbe ettim» diyenler ile kafir olarak ölenlerin tevbesi makbul değildir. İşte onlara elem verici azab hazırlamışızdır.[18]
وَاِنَّ مِنْكُمْ لَمَنْ لَيُبَطِّئَنَّۚ فَاِنْ اَصَابَتْكُمْ مُص۪يبَةٌ قَالَ قَدْ اَنْعَمَ اللّٰهُ عَلَيَّ اِذْ لَمْ اَكُنْ مَعَهُمْ شَه۪يداً
Şüphesiz aranızda pek ağır davrananlar vardır; size bir musibet gelirse: «Allah bana iyilikte bulundu, çünkü onlarla beraber bulunmadim» der.[72]
حُرِّمَتْ عَلَيْكُمُ الْمَيْتَةُ وَالدَّمُ وَلَحْمُ الْخِنْز۪يرِ وَمَٓا اُهِلَّ لِغَيْرِ اللّٰهِ بِه۪ وَالْمُنْخَنِقَةُ وَالْمَوْقُوذَةُ وَالْمُتَرَدِّيَةُ وَالنَّط۪يحَةُ وَمَٓا اَكَلَ السَّبُعُ اِلَّا مَا ذَكَّيْتُمْ وَمَا ذُبِحَ عَلَى النُّصُبِ وَاَنْ تَسْتَقْسِمُوا بِالْاَزْلَامِۜ ذٰلِكُمْ فِسْقٌۜ اَلْيَوْمَ يَـئِسَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْ د۪ينِكُمْ فَلَا تَخْشَوْهُمْ وَاخْشَوْنِۜ اَلْيَوْمَ اَكْمَلْتُ لَكُمْ د۪ينَكُمْ وَاَتْمَمْتُ عَلَيْكُمْ نِعْمَت۪ي وَرَض۪يتُ لَكُمُ الْاِسْلَامَ د۪يناًۜ فَمَنِ اضْطُرَّ ف۪ي مَخْمَصَةٍ غَيْرَ مُتَجَانِفٍ لِاِثْمٍۙ فَاِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ
Leş, kan, domuz eti, Allah’tan başkası adına kesilenler, -canları çıkmadan önce kesmemişseniz, boğulmuş, bir yerine vurularak öldürülmüş, düşüp yuvarlanmış, başka bir hayvan tarafından süsülmüş, yırtıcı hayvan tarafından yenmiş olanları- dikili taşlar üzerine boğazlananlar ile fal oklarıyla kısmet aramanız size haram kılındı; bunlar fasıklıktır. Bugün, inkar edenler sizi dininizden etmekten umutlarını kesmişlerdir, onlardan korkmayın, Benden korkun. Bugün, size dininizi bütünledim, üzerinize olan nimetimi tamamladım, din olarak sizin için İslam’ı beğendim. Açlıktan darda kalan, günaha kaymaksızın yiyebilir. Doğrusu Allah Bağışlayan’dır, merhametli olandır.[3]
وَلَقَدْ اَخَذَ اللّٰهُ م۪يثَاقَ بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَۚ وَبَعَثْنَا مِنْهُمُ اثْنَيْ عَشَرَ نَق۪يباًۜ وَقَالَ اللّٰهُ اِنّ۪ي مَعَكُمْۜ لَئِنْ اَقَمْتُمُ الصَّلٰوةَ وَاٰتَيْتُمُ الزَّكٰوةَ وَاٰمَنْتُمْ بِرُسُل۪ي وَعَزَّرْتُمُوهُمْ وَاَقْرَضْتُمُ اللّٰهَ قَرْضاً حَسَناً لَاُكَفِّرَنَّ عَنْكُمْ سَيِّـَٔاتِكُمْ وَلَاُدْخِلَنَّكُمْ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۚ فَمَنْ كَفَرَ بَعْدَ ذٰلِكَ مِنْكُمْ فَقَدْ ضَلَّ سَوَٓاءَ السَّب۪يلِ
And olsun ki, Allah, İsrailoğullarından söz almıştı. Onlardan oniki reis seçtik. Allah: «Ben şüphesiz sizinleyim, namaz kılarsanız, zekat verirseniz, peygamberlerime inanır ve onlara yardım ederseniz, Allah uğrunda güzel bir takdimede bulunursanız, and olsun ki kötülüklerinizi örterim. And olsun ki, sizi içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyarım. Bundan sonra sizden kim inkar ederse şüphesiz doğru yoldan sapmış olur» dedi.[12]
قَالَ رَبِّ اِنّ۪ي لَٓا اَمْلِكُ اِلَّا نَفْس۪ي وَاَخ۪ي فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ الْفَاسِق۪ينَ
Musa: «Rabbim! Ben ancak kendime ve kardeşime söz geçirebiliyorum; artık bizimle bu yoldan çıkmış milletin arasını ayır» dedi.[25]
Yükleniyor...