ب ع د
223ayette
235kez geçiyor
57/114surede
10farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %56 · Medenî %44
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Kalem 13
2. inen sure
En çok geçtiği sure
Bakara
27 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| بَعْدِ | İsim | فَعْلِ | Sonra | 135 |
| بَعْدَ | Zaman Zarfı | فَعْلَ | Sonra | 66 |
| بَع۪يدٍ | Sıfat | فَعِيلٍ | Uzak | 15 |
| بَع۪يداً | Sıfat | فَعِيلًا | Uzak | 5 |
| بُعْداً | İsim | فُعْلًا | Uzak olmak | 5 |
| بِبَع۪يدٍ۟ | İsim | بِفَعِيلٍ | Uzak | 4 |
| بَعُدَتْ | Feule-Yefulu | فَعُلَتْ | Uzak geldi | 2 |
| مُبْعَدُونَۙ | İsim | مُفْعَلُونَ | Uzaklaştırılanlar | 1 |
| بَاعِدْ | Faale Babı | فَاعِلْ | Uzaklaştır | 1 |
| بَع۪يداًۙ | İsim | فَعِيلًا | Uzak | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Sonra 148
Ondan sonra 26
Uzak 25
Onlardan sonra 18
Benden sonra 4
Uzak olmak 4
Mesafe 2
Sizden sonra 1
Uzak geldi 1
Uzaklaştı 1
Senden sonra 1
Uzaklaştırılanlar 1
arkası- 1
Uzaklaştır 1
Diğer 1 anlam
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
“Onlardan sonra” ✕ Süzgeci kaldır
18 ayet
تِلْكَ
الرُّسُلُ
فَضَّلْنَا
بَعْضَهُمْ
عَلٰى
بَعْضٍۢ
مِنْهُمْ
مَنْ
كَلَّمَ
اللّٰهُ
وَرَفَعَ
بَعْضَهُمْ
دَرَجَاتٍۜ
وَاٰتَيْنَا
ع۪يسَى
ابْنَ
مَرْيَمَ
الْبَيِّنَاتِ
وَاَيَّدْنَاهُ
بِرُوحِ
الْقُدُسِۜ
وَلَوْ
شَٓاءَ
اللّٰهُ
مَا
اقْتَتَلَ
الَّذ۪ينَ
مِنْ
بَعْدِهِمْ
مِنْ
بَعْدِ
مَا
جَٓاءَتْهُمُ
الْبَيِّنَاتُ
وَلٰكِنِ
اخْتَلَفُوا
فَمِنْهُمْ
مَنْ
اٰمَنَ
وَمِنْهُمْ
مَنْ
كَفَرَۜ
وَلَوْ
شَٓاءَ
اللّٰهُ
مَا
اقْتَتَلُوا
وَلٰكِنَّ
اللّٰهَ
يَفْعَلُ
مَا
يُر۪يدُ۟
İşte bu peygamberlerden bir kısmını diğerlerinden üstün kıldık. Onlardan Allah’ın kendilerine hitabettiği, derecelerle yükselttikleri vardır. Meryem oğlu İsa’ya belgeler verdik, onu Ruhul Kudüs’le destekledik. Allah dileseydi, belgeler kendilerine geldikten sonra, peygamberlerin ardından birbirlerini öldürmezlerdi. Fakat ayrılığa düştüler, kimi inandı, kimi inkar etti. Allah dileseydi birbirlerini öldürmezlerdi, lakin Allah istediğini yapar.[253]
اَلَمْ
يَرَوْا
كَمْ
اَهْلَكْنَا
مِنْ
قَبْلِهِمْ
مِنْ
قَرْنٍ
مَكَّنَّاهُمْ
فِي
الْاَرْضِ
مَا
لَمْ
نُمَكِّنْ
لَكُمْ
وَاَرْسَلْنَا
السَّمَٓاءَ
عَلَيْهِمْ
مِدْرَاراًۖ
وَجَعَلْنَا
الْاَنْهَارَ
تَجْر۪ي
مِنْ
تَحْتِهِمْ
فَاَهْلَكْنَاهُمْ
بِذُنُوبِهِمْ
وَاَنْشَأْنَا
مِنْ
بَعْدِهِمْ
قَرْناً
اٰخَر۪ينَ
Onlardan önce nice nesilleri yok ettiğimizi görmediler mi? Onları, sizi yerleştirmediğimiz bir şekilde yeryüzüne yerleştirmiş, gökten bol yağmur yağdırmış, altlarından ırmaklar akıtmıştık. Fakat onları günahlarından ötürü yok ettik ve ardlarından başka bir nesil yetiştirdik.[6]
ثُمَّ
بَعَثْنَا
مِنْ
بَعْدِهِمْ
مُوسٰى
بِاٰيَاتِنَٓا
اِلٰى
فِرْعَوْنَ
وَمَلَا۬ئِه۪
فَظَلَمُوا
بِهَاۚ
فَانْظُرْ
كَيْفَ
كَانَ
عَاقِبَةُ
الْمُفْسِد۪ينَ
Sonra peygamberlerin ardından Musa’yı ayetlerimizle Firavun ve erkanına gönderdik. Ayetlerimize karşı haksızlık ettiler. Bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bak.[103]
فَخَلَفَ
مِنْ
بَعْدِهِمْ
خَلْفٌ
وَرِثُوا
الْكِتَابَ
يَأْخُذُونَ
عَرَضَ
هٰذَا
الْاَدْنٰى
وَيَقُولُونَ
سَيُغْفَرُ
لَنَاۚ
وَاِنْ
يَأْتِهِمْ
عَرَضٌ
مِثْلُهُ
يَأْخُذُوهُۜ
اَلَمْ
يُؤْخَذْ
عَلَيْهِمْ
م۪يثَاقُ
الْكِتَابِ
اَنْ
لَا
يَقُولُوا
عَلَى
اللّٰهِ
اِلَّا
الْحَقَّ
وَدَرَسُوا
مَا
ف۪يهِۜ
وَالدَّارُ
الْاٰخِرَةُ
خَيْرٌ
لِلَّذ۪ينَ
يَتَّقُونَۜ
اَفَلَا
تَعْقِلُونَ
Ardlarından yerlerine gelen bir takım kötüler, Kitap’a mirasçı oldular. «Biz nasıl olsa affedileceğiz» diyerek Kitap’ın hükümlerini değiştirme karşılığı bu değersiz dünyanın mallarını alırlar; yine ona benzer geçici bir şey kendilerine gelince onu da kabul ederlerdi. Onlardan, Allah’a karşı ancak gerçeği söyleyeceklerine dair Kitap üzerine söz alınmamış mıydı? Kitap’da olanları okumamışlar mıydı? Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için, ahiret yurdu vardır, düşünmüyor musunuz? Biz, iyiliğe çalışanların ecrini elbette zayi etmeyiz.[169-170]
اَوْ
تَقُولُٓوا
اِنَّـمَٓا
اَشْرَكَ
اٰبَٓاؤُ۬نَا
مِنْ
قَبْلُ
وَكُنَّا
ذُرِّيَّةً
مِنْ
بَعْدِهِمْۚ
اَفَتُهْلِكُنَا
بِمَا
فَعَلَ
الْمُبْطِلُونَ
Rabbin, insanoğlunun sulbünden soyunu alıp devam ettirmiş, onlara: «Ben sizin Rabbiniz değil miyim» demiş ve buna kendilerini şahit tutmuştu. Onlar da: «Evet şahidiz» demişlerdi. Bu, kıyamet günü, «Bizim bundan haberimiz yoktu» dersiniz veya «Daha önce babalarımız Allah’a ortak koşmuşlardı, biz de onlardan sonra gelen bir soyuz, bizi, boşa çalışanların yaptıklarından ötürü yok eder misin?» dersiniz diyedir.[172-173]
ثُمَّ
جَعَلْنَاكُمْ
خَلَٓائِفَ
فِي
الْاَرْضِ
مِنْ
بَعْدِهِمْ
لِنَنْظُرَ
كَيْفَ
تَعْمَلُونَ
Sonra onların ardından, nasıl davranacağınıza bakmak için sizi yeryüzünde onların yerine geçirdik.[14]
ثُمَّ
بَعَثْنَا
مِنْ
بَعْدِهِمْ
مُوسٰى
وَهٰرُونَ
اِلٰى
فِرْعَوْنَ
وَمَلَا۬ئِه۪
بِاٰيَاتِنَا
فَاسْتَكْبَرُوا
وَكَانُوا
قَوْماً
مُجْرِم۪ينَ
Onların ardından da Firavun ve erkanına ayetlerimizle Musa ve Harun’u gönderdik. Ama büyüklük tasladılar ve suçlu bir millet oldular.[75]
اَلَمْ
يَأْتِكُمْ
نَبَؤُا
الَّذ۪ينَ
مِنْ
قَبْلِكُمْ
قَوْمِ
نُوحٍ
وَعَادٍ
وَثَمُودَۜۛ
وَالَّذ۪ينَ
مِنْ
بَعْدِهِمْۜۛ
لَا
يَعْلَمُهُمْ
اِلَّا
اللّٰهُۜ
جَٓاءَتْهُمْ
رُسُلُهُمْ
بِالْبَيِّنَاتِ
فَرَدُّٓوا
اَيْدِيَهُمْ
ف۪ٓي
اَفْوَاهِهِمْ
وَقَالُٓوا
اِنَّا
كَفَرْنَا
بِمَٓا
اُرْسِلْتُمْ
بِه۪
وَاِنَّا
لَف۪ي
شَكٍّ
مِمَّا
تَدْعُونَـنَٓا
اِلَيْهِ
مُر۪يبٍ
Sizden önce gecen Nuh, Ad, Semud milletlerinin ve onlardan sonra gelenlerin haberleri ki onları Allah’tan başkası bilmez size ulaşmadı mı? Onlara peygamberleri belgelerle geldiler, fakat ellerini ağızlarına götürüp: «Biz sizinle gönderilene inanmıyoruz. Bizi çağırdığınız şeyden de şüphe ve endişe içindeyiz» dediler.[9]
وَلَنُسْكِنَنَّكُمُ
الْاَرْضَ
مِنْ
بَعْدِهِمْۜ
ذٰلِكَ
لِمَنْ
خَافَ
مَقَام۪ي
وَخَافَ
وَع۪يدِ
İnkar edenler, peygamberlerine: «Ya bizim dinimize dönersiniz ya da sizi memleketimizden çıkarırız» dediler. Rableri peygamberlere: «Biz, haksızlık edenleri yok edeceğiz, onlardan sonra yeryüzüne sizi yerleştireceğiz. Bu, makamımdan ve tehdidimden korkanlar içindir.» diye vahyetti.[13-14]
فَخَلَفَ
مِنْ
بَعْدِهِمْ
خَلْفٌ
اَضَاعُوا
الصَّلٰوةَ
وَاتَّبَعُوا
الشَّهَوَاتِ
فَسَوْفَ
يَلْقَوْنَ
غَياًّۙ
Onların ardından, namazı bırakan, şehvetlerine uyan bir nesil geldi. İşte bunlar azgınlıklarının karşılığını göreceklerdir.[59]
ثُمَّ
اَنْشَأْنَا
مِنْ
بَعْدِهِمْ
قَرْناً
اٰخَر۪ينَۚ
Bunların ardından başka nesiller varettik.[31]
ثُمَّ
اَنْشَأْنَا
مِنْ
بَعْدِهِمْ
قُرُوناً
اٰخَر۪ينَۜ
Ardlarından başka nesiller varettik.[42]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
لِيَسْتَأْذِنْكُمُ
الَّذ۪ينَ
مَلَكَتْ
اَيْمَانُكُمْ
وَالَّذ۪ينَ
لَمْ
يَبْلُغُوا
الْحُلُمَ
مِنْكُمْ
ثَلٰثَ
مَرَّاتٍۜ
مِنْ
قَبْلِ
صَلٰوةِ
الْفَجْرِ
وَح۪ينَ
تَضَعُونَ
ثِيَابَكُمْ
مِنَ
الظَّه۪يرَةِ
وَمِنْ
بَعْدِ
صَلٰوةِ
الْعِشَٓاءِ۠
ثَلٰثُ
عَوْرَاتٍ
لَكُمْۜ
لَيْسَ
عَلَيْكُمْ
وَلَا
عَلَيْهِمْ
جُنَاحٌ
بَعْدَهُنَّۜ
طَوَّافُونَ
عَلَيْكُمْ
بَعْضُكُمْ
عَلٰى
بَعْضٍۜ
كَذٰلِكَ
يُبَيِّنُ
اللّٰهُ
لَكُمُ
الْاٰيَاتِۜ
وَاللّٰهُ
عَل۪يمٌ
حَك۪يمٌ
Ey inananlar! Ellerinizin altında olan köle ve cariyeler ve sizden henüz erginliğe ermemiş olanlar, sabah namazından önce, öğle sıcağında soyunduğunuzda ve yatsı namazından sonra yanınıza gireceklerinde üç defa izin istesinler. Bunlar, sizin açık bulunabileceğiniz üç vakittir. Bu vakitlerin dışında birbirinizin yanına girip çıkmakta size de, onlara da bir sorumluluk yoktur. Allah size ayetlerini böylece açıklar. Allah bilendir, Hakim’dir.[58]
وَكَمْ
اَهْلَكْنَا
مِنْ
قَرْيَةٍ
بَطِرَتْ
مَع۪يشَتَهَاۚ
فَتِلْكَ
مَسَاكِنُهُمْ
لَمْ
تُسْكَنْ
مِنْ
بَعْدِهِمْ
اِلَّا
قَل۪يلاًۜ
وَكُنَّا
نَحْنُ
الْوَارِث۪ينَ
Nimet ve refaha karşı nankörlük eden nice şehri yok etmişizdir. İşte yerleri! Kendilerinden sonra pek az kimseler oturabilmiştir. Oralara Biz varis olmuşuzdur.[58]
كَذَّبَتْ
قَبْلَهُمْ
قَوْمُ
نُوحٍ
وَالْاَحْزَابُ
مِنْ
بَعْدِهِمْۖ
وَهَمَّتْ
كُلُّ
اُمَّةٍ
بِرَسُولِهِمْ
لِيَأْخُذُوهُ
وَجَادَلُوا
بِالْبَاطِلِ
لِيُدْحِضُوا
بِهِ
الْحَقَّ
فَاَخَذْتُهُمْ۠
فَكَيْفَ
كَانَ
عِقَابِ
Onlardan önce, Nuh milleti, ardından, peygamberlere karşı gelen topluluklar da peygamberlerini yalanlamış; her ümmet, peygamberini cezalandırmaya azmetmişti. Hakkı batılla gidermek için mücadele etmişlerdi. Bunun üzerine Ben onları yakaladım. Cezalandırmam nasılmış?[5]
مِثْلَ
دَأْبِ
قَوْمِ
نُوحٍ
وَعَادٍ
وَثَمُودَ
وَالَّذ۪ينَ
مِنْ
بَعْدِهِمْۜ
وَمَا
اللّٰهُ
يُر۪يدُ
ظُلْماً
لِلْعِبَادِ
İnanmış olan adam dedi ki: «Ey milletim! Doğrusu ben sizin için, Nuh milletinin, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi, peygamberleri yalanlayan toplulukların uğradıkları bir günün benzerinden korkuyorum. Allah kullara zulüm dilemez.»[30-31]
وَمَا
تَفَرَّقُٓوا
اِلَّا
مِنْ
بَعْدِ
مَا
جَٓاءَهُمُ
الْعِلْمُ
بَغْياً
بَيْنَهُمْۜ
وَلَوْلَا
كَلِمَةٌ
سَبَقَتْ
مِنْ
رَبِّكَ
اِلٰٓى
اَجَلٍ
مُسَمًّى
لَقُضِيَ
بَيْنَهُمْۜ
وَاِنَّ
الَّذ۪ينَ
اُو۫رِثُوا
الْكِتَابَ
مِنْ
بَعْدِهِمْ
لَف۪ي
شَكٍّ
مِنْهُ
مُر۪يبٍ
Kendilerine ilim geldikten sonra ayrılığa düşmeleri, ancak, birbirini çekememekten oldu. Eğer belirli bir süre için Rabbinin verilmiş bir sözü olmasaydı, aralarında hemen hükmedilirdi. Arkalarından Kitaba varis kılınanlar da ondan şüphe ve endişe içindedirler.[14]
وَالَّذ۪ينَ
جَٓاؤُ۫
مِنْ
بَعْدِهِمْ
يَقُولُونَ
رَبَّـنَا
اغْفِرْ
لَنَا
وَلِاِخْوَانِنَا
الَّذ۪ينَ
سَبَقُونَا
بِالْا۪يمَانِ
وَلَا
تَجْعَلْ
ف۪ي
قُلُوبِنَا
غِلاًّ
لِلَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
رَبَّـنَٓا
اِنَّكَ
رَؤُ۫فٌ
رَح۪يمٌ۟
Onlardan sonra gelenler: «Rabbimiz! Bizi ve bizden önce inanmış olan kardeşlerimizi bağışla; kalbimizde müminlere karşı kin bırakma; Rabbimiz! Şüphesiz Sen şefkatlisin, merhametlisin» derler.[10]
Yükleniyor...