ب ع د
223ayette
235kez geçiyor
57/114surede
10farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %56 · Medenî %44
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Kalem 13
2. inen sure
En çok geçtiği sure
Bakara
27 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| بَعْدِ | İsim | فَعْلِ | Sonra | 135 |
| بَعْدَ | Zaman Zarfı | فَعْلَ | Sonra | 66 |
| بَع۪يدٍ | Sıfat | فَعِيلٍ | Uzak | 15 |
| بَع۪يداً | Sıfat | فَعِيلًا | Uzak | 5 |
| بُعْداً | İsim | فُعْلًا | Uzak olmak | 5 |
| بِبَع۪يدٍ۟ | İsim | بِفَعِيلٍ | Uzak | 4 |
| بَعُدَتْ | Feule-Yefulu | فَعُلَتْ | Uzak geldi | 2 |
| مُبْعَدُونَۙ | İsim | مُفْعَلُونَ | Uzaklaştırılanlar | 1 |
| بَاعِدْ | Faale Babı | فَاعِلْ | Uzaklaştır | 1 |
| بَع۪يداًۙ | İsim | فَعِيلًا | Uzak | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Sonra 148
Ondan sonra 26
Uzak 25
Onlardan sonra 18
Benden sonra 4
Uzak olmak 4
Mesafe 2
Sizden sonra 1
Uzak geldi 1
Uzaklaştı 1
Senden sonra 1
Uzaklaştırılanlar 1
arkası- 1
Uzaklaştır 1
Diğer 1 anlam
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
223 ayet
ثُمَّ
اَنْزَلَ
عَلَيْكُمْ
مِنْ
بَعْدِ
الْغَمِّ
اَمَنَةً
نُعَاساً
يَغْشٰى
طَٓائِفَةً
مِنْكُمْۙ
وَطَٓائِفَةٌ
قَدْ
اَهَمَّتْهُمْ
اَنْفُسُهُمْ
يَظُنُّونَ
بِاللّٰهِ
غَيْرَ
الْحَقِّ
ظَنَّ
الْجَاهِلِيَّةِۜ
يَقُولُونَ
هَلْ
لَنَا
مِنَ
الْاَمْرِ
مِنْ
شَيْءٍۜ
قُلْ
اِنَّ
الْاَمْرَ
كُلَّهُ
لِلّٰهِۜ
يُخْفُونَ
ف۪ٓي
اَنْفُسِهِمْ
مَا
لَا
يُبْدُونَ
لَكَۜ
يَقُولُونَ
لَوْ
كَانَ
لَنَا
مِنَ
الْاَمْرِ
شَيْءٌ
مَا
قُتِلْنَا
هٰهُنَاۜ
قُلْ
لَوْ
كُنْتُمْ
ف۪ي
بُيُوتِكُمْ
لَبَرَزَ
الَّذ۪ينَ
كُتِبَ
عَلَيْهِمُ
الْقَتْلُ
اِلٰى
مَضَاجِعِهِمْۚ
وَلِيَبْتَلِيَ
اللّٰهُ
مَا
ف۪ي
صُدُورِكُمْ
وَلِيُمَحِّصَ
مَا
ف۪ي
قُلُوبِكُمْۜ
وَاللّٰهُ
عَل۪يمٌ
بِذَاتِ
الصُّدُورِ
Kederden sonra, bir takımınızı kendinden geçirecek şekilde size huzur ve emniyet indirdi; oysa bir takımınız da kendi derdlerine düşmüşlerdi. Haksız yere Allah hakkında, cahiliye devrinde olduğu gibi inanıyorlar. «Bu işte bizim bir fikrimiz var mı?» diyorlardı; De ki: «Buyruğun hepsi Allah’ındır». Sana açmadıklarını içlerinde gizliyorlar. «Bu işte bizim fikrimiz alınsaydı, burada öldürülmezdik» diyorlar. De ki: Evlerinizde olsaydınız, haklarında ölüm yazılı olan kimseler, yine de devrilecekleri yere varırlardı. Bu, Allah’ın içinizde olanı denemesi, kalblerinizde olanı arıtması içindir. Allah gönüllerde olanı bilir.[154]
اِنْ
يَنْصُرْكُمُ
اللّٰهُ
فَلَا
غَالِبَ
لَكُمْۚ
وَاِنْ
يَخْذُلْكُمْ
فَمَنْ
ذَا
الَّذ۪ي
يَنْصُرُكُمْ
مِنْ
بَعْدِه۪ۜ
وَعَلَى
اللّٰهِ
فَلْيَتَوَكَّلِ
الْمُؤْمِنُونَ
Allah size yardım ederse, sizi yenecek yoktur; eğer sizi yardımsız bırakıverirse, O’ndan başka size yardım edecek kimdir? İnananlar yalnız Allah’a güvensinler.[160]
اَلَّذ۪ينَ
اسْتَجَابُوا
لِلّٰهِ
وَالرَّسُولِ
مِنْ
بَعْدِ
مَٓا
اَصَابَهُمُ
الْقَرْحُۜۛ
لِلَّذ۪ينَ
اَحْسَنُوا
مِنْهُمْ
وَاتَّقَوْا
اَجْرٌ
عَظ۪يمٌۚ
Kendileri savaşta yara aldıktan sonra Allah ve Peygamberin çağrısına koşanlara, hele onlardan iyilik edip sakınanlara büyük ecir vardır.[172]
يُوص۪يكُمُ
اللّٰهُ
ف۪ٓي
اَوْلَادِكُمْ
لِلذَّكَرِ
مِثْلُ
حَظِّ
الْاُنْثَيَيْنِۚ
فَاِنْ
كُنَّ
نِسَٓاءً
فَوْقَ
اثْنَتَيْنِ
فَلَهُنَّ
ثُلُثَا
مَا
تَرَكَۚ
وَاِنْ
كَانَتْ
وَاحِدَةً
فَلَهَا
النِّصْفُۜ
وَلِاَبَوَيْهِ
لِكُلِّ
وَاحِدٍ
مِنْهُمَا
السُّدُسُ
مِمَّا
تَرَكَ
اِنْ
كَانَ
لَهُ
وَلَدٌۚ
فَاِنْ
لَمْ
يَكُنْ
لَهُ
وَلَدٌ
وَوَرِثَهُٓ
اَبَوَاهُ
فَلِاُمِّهِ
الثُّلُثُۚ
فَاِنْ
كَانَ
لَهُٓ
اِخْوَةٌ
فَلِاُمِّهِ
السُّدُسُ
مِنْ
بَعْدِ
وَصِيَّةٍ
يُوص۪ي
بِهَٓا
اَوْ
دَيْنٍۜ
اٰبَٓاؤُ۬كُمْ
وَاَبْنَٓاؤُ۬كُمْۚ
لَا
تَدْرُونَ
اَيُّهُمْ
اَقْرَبُ
لَكُمْ
نَفْعاًۚ
فَر۪يضَةً
مِنَ
اللّٰهِۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
كَانَ
عَل۪يماً
حَك۪يماً
Allah çocuklarınız hakkında, erkeğe iki dişinin hissesi kadar tavsiye eder. Eğer kadınlar ikinin üstünde ise, bırakılanın üçte ikisi onlarındır; şayet bir ise yarısı onundur. Ana babadan her birine, ölenin çocuğu varsa yaptığı vasiyetten veya borcundan arta kalanın altıda biri, çocuğu yoksa, anası babası ona varis olur, anasına üçte bir düşer. Kardeşleri varsa, altıda biri annesinindir; babalarınız ve oğullarınızdan menfaatçe hangisinin size daha yakın olduğunu siz bilmezsiniz. Bunlar Allah tarafından tesbit edilmiştir. Doğrusu Allah bilendir, Hakim olandır.[11]
وَلَكُمْ
نِصْفُ
مَا
تَرَكَ
اَزْوَاجُكُمْ
اِنْ
لَمْ
يَكُنْ
لَهُنَّ
وَلَدٌۚ
فَاِنْ
كَانَ
لَهُنَّ
وَلَدٌ
فَلَكُمُ
الرُّبُعُ
مِمَّا
تَرَكْنَ
مِنْ
بَعْدِ
وَصِيَّةٍ
يُوص۪ينَ
بِهَٓا
اَوْ
دَيْنٍۜ
وَلَهُنَّ
الرُّبُعُ
مِمَّا
تَرَكْتُمْ
اِنْ
لَمْ
يَكُنْ
لَكُمْ
وَلَدٌۚ
فَاِنْ
كَانَ
لَكُمْ
وَلَدٌ
فَلَهُنَّ
الثُّمُنُ
مِمَّا
تَرَكْتُمْ
مِنْ
بَعْدِ
وَصِيَّةٍ
تُوصُونَ
بِهَٓا
اَوْ
دَيْنٍۜ
وَاِنْ
كَانَ
رَجُلٌ
يُورَثُ
كَلَالَةً
اَوِ
امْرَاَةٌ
وَلَهُٓ
اَخٌ
اَوْ
اُخْتٌ
فَلِكُلِّ
وَاحِدٍ
مِنْهُمَا
السُّدُسُۚ
فَاِنْ
كَانُٓوا
اَكْثَرَ
مِنْ
ذٰلِكَ
فَهُمْ
شُرَكَٓاءُ
فِي
الثُّلُثِ
مِنْ
بَعْدِ
وَصِيَّةٍ
يُوصٰى
بِهَٓا
اَوْ
دَيْنٍۙ
غَيْرَ
مُضَٓارٍّۚ
وَصِيَّةً
مِنَ
اللّٰهِۜ
وَاللّٰهُ
عَل۪يمٌ
حَل۪يمٌۜ
Kadınlarınızın çocukları yoksa bıraktıklarının yarısı sizindir, çocukları varsa, bıraktıklarının ettikleri vasiyetten veya borçtan arta kalanın dörtte biri sizindir. Sizin çocuğunuz yoksa ettiğiniz vasiyet veya borç çıktıktan sonra bıraktıklarınızın dörtte biri karılarınızındır; çocuğunuz varsa, bıraktıklarınızın sekizde biri onlarındır. Eğer bir erkek veya kadına kelale yollu (çocuğu ve babası olmadığı halde) varis olunuyor ve bunların ana-bir erkek veya bir kız kardeşi bulunuyorsa, her birine edilen vasiyetten veya borçtan arta kalanın altıda biri düşer; ikiden çoksalar, üçte birine, zarara uğratılmaksızın ortak olurlar. Bunlar Allah tarafından tavsiye edilmiştir. Allah bilendir. Halim’dir.[12]
وَالْمُحْصَنَاتُ
مِنَ
النِّسَٓاءِ
اِلَّا
مَا
مَلَكَتْ
اَيْمَانُكُمْۚ
كِتَابَ
اللّٰهِ
عَلَيْكُمْۘ
وَاُحِلَّ
لَكُمْ
مَا
وَرَٓاءَ
ذٰلِكُمْ
اَنْ
تَبْتَغُوا
بِاَمْوَالِكُمْ
مُحْصِن۪ينَ
غَيْرَ
مُسَافِح۪ينَۜ
فَمَا
اسْتَمْتَعْتُمْ
بِه۪
مِنْهُنَّ
فَاٰتُوهُنَّ
اُجُورَهُنَّ
فَر۪يضَةًۜ
وَلَا
جُنَاحَ
عَلَيْكُمْ
ف۪يمَا
تَرَاضَيْتُمْ
بِه۪
مِنْ
بَعْدِ
الْفَر۪يضَةِۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
كَانَ
عَل۪يماً
حَك۪يماً
Evli kadınlarla evlenmeniz de haram kılındı. Maliki bulunduğunuz cariyeler müstesna, bunlar, Allah’ın üzerinize farz kıldığı hükümlerdir. Bunlardan başkasını, zinadan kaçınıp, iffetli olarak, mallarınızla istemeniz size helal kılındı. Onlardan faydalandığınıza mukabil, kararlaştırılmış olan mehirlerini verin; kararlaştırılandan başka, karşılıklı hoşnud olduğunuz hususda size bir sorumluluk yoktur. Allah Bilen’dir, Hakim’dir.[24]
اَلَمْ
تَرَ
اِلَى
الَّذ۪ينَ
يَزْعُمُونَ
اَنَّهُمْ
اٰمَنُوا
بِمَٓا
اُنْزِلَ
اِلَيْكَ
وَمَٓا
اُنْزِلَ
مِنْ
قَبْلِكَ
يُر۪يدُونَ
اَنْ
يَتَحَاكَمُٓوا
اِلَى
الطَّاغُوتِ
وَقَدْ
اُمِرُٓوا
اَنْ
يَكْفُرُوا
بِه۪ۜ
وَيُر۪يدُ
الشَّيْطَانُ
اَنْ
يُضِلَّهُمْ
ضَلَالاً
بَع۪يداً
Sana indirilen Kuran’a ve senden önce indirilenlere inandıklarını iddia edenleri görmüyor musun? Putlarının önünde muhakeme olunmalarını isterler. Oysa, onları tanımamakla emr olunmuşlardı. Şeytan onları derin bir sapıklığa saptırmak ister.[60]
وَمَنْ
يُشَاقِقِ
الرَّسُولَ
مِنْ
بَعْدِ
مَا
تَبَيَّنَ
لَهُ
الْهُدٰى
وَيَتَّبِـعْ
غَيْرَ
سَب۪يلِ
الْمُؤْمِن۪ينَ
نُوَلِّه۪
مَا
تَوَلّٰى
وَنُصْلِه۪
جَهَنَّمَۜ
وَسَٓاءَتْ
مَص۪يراً۟
Doğru yol kendisine apaçık belli olduktan sonra, Peygamberden ayrılıp, inananların yolundan başkasına uyan kimseyi, döndüğü yöne döndürür ve onu cehenneme sokarız. Orası ne kötü bir dönüş yeridir![115]
اِنَّ
اللّٰهَ
لَا
يَغْفِرُ
اَنْ
يُشْرَكَ
بِه۪
وَيَغْفِرُ
مَا
دُونَ
ذٰلِكَ
لِمَنْ
يَشَٓاءُۜ
وَمَنْ
يُشْرِكْ
بِاللّٰهِ
فَقَدْ
ضَلَّ
ضَلَالاً
بَع۪يداً
Allah, kendisine ortak koşulmasını elbette bağışlamaz, bundan başkasını dilediğine bağışlar. Allah’a ortak koşan kimse derin bir sapıklığa sapmış olur.[116]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓوا
اٰمِنُوا
بِاللّٰهِ
وَرَسُولِه۪
وَالْكِتَابِ
الَّذ۪ي
نَزَّلَ
عَلٰى
رَسُولِه۪
وَالْكِتَابِ
الَّـذ۪ٓي
اَنْزَلَ
مِنْ
قَبْلُۜ
وَمَنْ
يَكْفُرْ
بِاللّٰهِ
وَمَلٰٓئِكَتِه۪
وَكُتُبِه۪
وَرُسُلِه۪
وَالْيَوْمِ
الْاٰخِرِ
فَقَدْ
ضَلَّ
ضَلَالاً
بَع۪يداً
Ey İnananlar! Allah’a, Peygamberine, Peygamberine indirdiği Kitap’a ve daha önce indirdiği Kitap’a inanmakta sebat gösterin. Kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gününu inkar ederse, şüphesiz derin bir sapıklığa sapmıştır.[136]
يَسْـَٔلُكَ
اَهْلُ
الْكِتَابِ
اَنْ
تُنَزِّلَ
عَلَيْهِمْ
كِتَاباً
مِنَ
السَّمَٓاءِ
فَقَدْ
سَاَلُوا
مُوسٰٓى
اَكْبَرَ
مِنْ
ذٰلِكَ
فَقَالُٓوا
اَرِنَا
اللّٰهَ
جَهْرَةً
فَاَخَذَتْهُمُ
الصَّاعِقَةُ
بِظُلْمِهِمْۚ
ثُمَّ
اتَّخَذُوا
الْعِجْلَ
مِنْ
بَعْدِ
مَا
جَٓاءَتْهُمُ
الْبَيِّنَاتُ
فَعَفَوْنَا
عَنْ
ذٰلِكَۚ
وَاٰتَيْنَا
مُوسٰى
سُلْطَاناً
مُب۪يناً
Kitap ehli, senin kendilerine gökten bir kitap indirmeni isterler. Musa’dan bundan daha büyüğünü istemişlerdi ve «Bize Allah’ı apaçık göster» demişlerdi. Zulümlerinden ötürü onları yıldırım çarpmıştı. Belgeler kendilerine geldikten sonra da, buzağıyı tanrı olarak benimsediler, fakat bunları affettik ve Musa’ya apaçık bir hüccet verdik, söz vermelerine karşılık Tur dağını üzerlerine kaldırdık ve onlara: «Kapıdan secde ederek girin» dedik, «Cumartesileri aşırı gitmeyin» dedik, onlardan sağlam bir söz aldık.[153-154]
اِنَّٓا
اَوْحَيْنَٓا
اِلَيْكَ
كَمَٓا
اَوْحَيْنَٓا
اِلٰى
نُوحٍ
وَالنَّبِيّ۪نَ
مِنْ
بَعْدِه۪ۚ
وَاَوْحَيْنَٓا
اِلٰٓى
اِبْرٰه۪يمَ
وَاِسْمٰع۪يلَ
وَاِسْحٰقَ
وَيَعْقُوبَ
وَالْاَسْبَاطِ
وَع۪يسٰى
وَاَيُّوبَ
وَيُونُسَ
وَهٰرُونَ
وَسُلَيْمٰنَۚ
وَاٰتَيْنَا
دَاوُ۫دَ
زَبُوراًۚ
Nuh’a, ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz, İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a, torunlarına, İsa’ya, Eyyub’a, Yunus’a, Harun’a ve Süleyman’a vahyettiğimiz gibi şüphesiz sana da vahyettik. Davud’a da Zebur verdik.[163]
رُسُلاً
مُبَشِّر۪ينَ
وَمُنْذِر۪ينَ
لِئَلَّا
يَكُونَ
لِلنَّاسِ
عَلَى
اللّٰهِ
حُجَّةٌ
بَعْدَ
الرُّسُلِۜ
وَكَانَ
اللّٰهُ
عَز۪يزاً
حَك۪يماً
Peygamberlerden sonra, insanların Allah’a karşı bir hüccetleri olmaması için, gönderilen müjdeci ve uyarıcı peygamberlerden bir kısmını daha önce sana anlatmış, bir kısmını da anlatmamıştık. Allah, Musa’ya hitabetmişti. Allah güçlüdür, Hakim’dir.[164-165]
اِنَّ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
وَصَدُّوا
عَنْ
سَب۪يلِ
اللّٰهِ
قَدْ
ضَلُّوا
ضَلَالاً
بَع۪يداً
İnkar edenler, Allah yolundan alıkoyanlar, şüphesiz derin bir sapıklığa sapmışlardır.[167]
وَلَقَدْ
اَخَذَ
اللّٰهُ
م۪يثَاقَ
بَن۪ٓي
اِسْرَٓائ۪لَۚ
وَبَعَثْنَا
مِنْهُمُ
اثْنَيْ
عَشَرَ
نَق۪يباًۜ
وَقَالَ
اللّٰهُ
اِنّ۪ي
مَعَكُمْۜ
لَئِنْ
اَقَمْتُمُ
الصَّلٰوةَ
وَاٰتَيْتُمُ
الزَّكٰوةَ
وَاٰمَنْتُمْ
بِرُسُل۪ي
وَعَزَّرْتُمُوهُمْ
وَاَقْرَضْتُمُ
اللّٰهَ
قَرْضاً
حَسَناً
لَاُكَفِّرَنَّ
عَنْكُمْ
سَيِّـَٔاتِكُمْ
وَلَاُدْخِلَنَّكُمْ
جَنَّاتٍ
تَجْر۪ي
مِنْ
تَحْتِهَا
الْاَنْهَارُۚ
فَمَنْ
كَفَرَ
بَعْدَ
ذٰلِكَ
مِنْكُمْ
فَقَدْ
ضَلَّ
سَوَٓاءَ
السَّب۪يلِ
And olsun ki, Allah, İsrailoğullarından söz almıştı. Onlardan oniki reis seçtik. Allah: «Ben şüphesiz sizinleyim, namaz kılarsanız, zekat verirseniz, peygamberlerime inanır ve onlara yardım ederseniz, Allah uğrunda güzel bir takdimede bulunursanız, and olsun ki kötülüklerinizi örterim. And olsun ki, sizi içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyarım. Bundan sonra sizden kim inkar ederse şüphesiz doğru yoldan sapmış olur» dedi.[12]
مِنْ
اَجْلِ
ذٰلِكَۚۛ
كَتَبْنَا
عَلٰى
بَن۪ٓي
اِسْرَٓائ۪لَ
اَنَّهُ
مَنْ
قَتَلَ
نَفْساً
بِغَيْرِ
نَفْسٍ
اَوْ
فَسَادٍ
فِي
الْاَرْضِ
فَكَاَنَّمَا
قَتَلَ
النَّاسَ
جَم۪يـعاًۜ
وَمَنْ
اَحْيَاهَا
فَكَاَنَّمَٓا
اَحْيَا
النَّاسَ
جَم۪يعاًۜ
وَلَقَدْ
جَٓاءَتْهُمْ
رُسُلُنَا
بِالْبَيِّنَاتِۘ
ثُمَّ
اِنَّ
كَث۪يراً
مِنْهُمْ
بَعْدَ
ذٰلِكَ
فِي
الْاَرْضِ
لَمُسْرِفُونَ
Bunun için İsrailoğullarına şöyle yazdık: «Kim bir kimseyi bir kimseye veya yeryüzünde bozgunculuğa karşılık olmadan öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de onu diriltirse (ölümden kurtarırsa) bütün insanları diriltmiş gibi olur». And olsun ki, onlara belgelerle peygamberlerimiz geldi, sonra buna rağmen, onların çoğu yeryüzünde taşkınlık edenler oldu.[32]
فَمَنْ
تَابَ
مِنْ
بَعْدِ
ظُلْمِه۪
وَاَصْلَحَ
فَاِنَّ
اللّٰهَ
يَتُوبُ
عَلَيْهِۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
غَفُورٌ
رَح۪يمٌ
Ettiği zulümden sonra tevbe edip düzelen kimse, bilsin ki Allah onun tevbesini kabul eder. Allah şüphesiz Bağışlayan’dır, merhametli olandır.[39]
يَٓا اَيُّهَا
الرَّسُولُ
لَا
يَحْزُنْكَ
الَّذ۪ينَ
يُسَارِعُونَ
فِي
الْكُفْرِ
مِنَ
الَّذ۪ينَ
قَالُٓوا
اٰمَنَّا
بِاَفْوَاهِهِمْ
وَلَمْ
تُؤْمِنْ
قُلُوبُهُمْۚ
وَمِنَ
الَّذ۪ينَ
هَادُوا
سَمَّاعُونَ
لِلْكَذِبِ
سَمَّاعُونَ
لِقَوْمٍ
اٰخَر۪ينَۙ
لَمْ
يَأْتُوكَۜ
يُحَرِّفُونَ
الْكَلِمَ
مِنْ
بَعْدِ
مَوَاضِعِه۪ۚ
يَقُولُونَ
اِنْ
اُو۫ت۪يتُمْ
هٰذَا
فَخُذُوهُ
وَاِنْ
لَمْ
تُؤْتَوْهُ
فَاحْذَرُواۜ
وَمَنْ
يُرِدِ
اللّٰهُ
فِتْنَتَهُ
فَلَنْ
تَمْلِكَ
لَهُ
مِنَ
اللّٰهِ
شَيْـٔاًۜ
اُو۬لٰٓئِكَ
الَّذ۪ينَ
لَمْ
يُرِدِ
اللّٰهُ
اَنْ
يُطَهِّرَ
قُلُوبَهُمْۜ
لَهُمْ
فِي
الدُّنْيَا
خِزْيٌ
وَلَهُمْ
فِي
الْاٰخِرَةِ
عَذَابٌ
عَظ۪يمٌ
Kalbleri inanmamışken, ağızlarıyla, «İnandık» diyenler, yahudilerden yalana kulak verenler ve başka bir topluluk hesabına casusluk edenlerden inkara koşanlar seni üzmesin. Sözleri asıl yerlerinden değiştirirler de, «Böyle bir fetva size verilirse alın, verilmezse kaçının» derler. Allah’ın fitneye düşmesini dilediği kimse için Allah’a karşı senin elinden bir şey gelmez. İşte onlar Allah’ın, kalblerini arıtmak istemediği kimselerdir. Dünyada rezillik onlaradır. Onlara ahirette de büyük azab vardır.[41]
وَكَيْفَ
يُحَكِّمُونَكَ
وَعِنْدَهُمُ
التَّوْرٰيةُ
ف۪يهَا
حُكْمُ
اللّٰهِ
ثُمَّ
يَتَوَلَّوْنَ
مِنْ
بَعْدِ
ذٰلِكَۜ
وَمَٓا
اُو۬لٰٓئِكَ
بِالْمُؤْمِن۪ينَ۟
Allah’ın hükmünün bulunduğu Tevrat yanlarında iken, ne yüzle seni hakem tayin ediyorlar da sonra bundan yüz çeviriyorlar? İşte onlar inanmış değillerdir.[43]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
لَيَبْلُوَنَّكُمُ
اللّٰهُ
بِشَيْءٍ
مِنَ
الصَّيْدِ
تَنَالُهُٓ
اَيْد۪يكُمْ
وَرِمَاحُكُمْ
لِيَعْلَمَ
اللّٰهُ
مَنْ
يَخَافُهُ
بِالْغَيْبِۚ
فَمَنِ
اعْتَدٰى
بَعْدَ
ذٰلِكَ
فَلَهُ
عَذَابٌ
اَل۪يمٌ
Ey İnananlar! Gıyabında Kendisinden, kimin korktuğunu ortaya koymak için, (ihramlıyken) elinizin ve mızraklarınızın ulaştığı avdan bir şeyle Allah and olsun ki sizi dener. Bundan sonra kim haddi aşarsa ona elem verici azab vardır.[94]
Yükleniyor...