ي ا
358ayette
361kez geçiyor
59/114surede
1farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %55 · Medenî %45
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Kalem 31
2. inen sure
En çok geçtiği sure
Mâide
33 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| يَٓا اَيُّهَا | Harfi Nida | يَافَعْلُهَا | Hey | 361 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Hey 142
Ey kavmim 38
Ey musa 24
Ey halk 13
Ey oğullar 11
Ve ey kavmim 9
Ey babacığım 8
Ah keşke ben 7
Vay bize 7
Ey oğulcuk 6
Ey babamız 6
Ey Adem 5
Ey sahipler 5
Ey Meryem 5
Diğer 41 anlam
Ey kullarım 5
Ey İsa 4
Ey Nuh 4
Ey ibrahim 4
Ey oğullarım 3
Vay bana 3
Ey topluluk 3
Şuayb 3
Ah keşke 3
Ah keşke biz 2
Ey Salih 2
Ey Firavun 2
Ey Lut 2
Ey iki arkadaş 2
Ey İblis 2
Ey sahip 2
Ey Rabbim 2
Ey Haman 2
Ey kadınlar 2
Ey kavmimiz 2
Ey 1
Ey bizim hasretimiz 1
Ey yer 1
Ve ey gök 1
Ey Hud 1
Ey müjde 1
Ey kederim 1
Ey Zekeriya 1
Ey Yahya 1
Ey kız kardeş 1
Ey Harun 1
Ey oğul 1
Ey Samiri 1
Ey ateş 1
Ey dağlar 1
Ey hasret 1
Ey Davut 1
Ey hasretim 1
Ey malik 1
Ah keşke o 1
Ey! 1
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
Mâide suresi ✕ Süzgeci kaldır
33 ayet
لَقَدْ
كَفَرَ
الَّذ۪ينَ
قَالُٓوا
اِنَّ
اللّٰهَ
هُوَ
الْمَس۪يحُ
ابْنُ
مَرْيَمَۜ
وَقَالَ
الْمَس۪يحُ
يَا بَن۪ٓي
اِسْرَٓائ۪لَ
اعْبُدُوا
اللّٰهَ
رَبّ۪ي
وَرَبَّكُمْۜ
اِنَّهُ
مَنْ
يُشْرِكْ
بِاللّٰهِ
فَقَدْ
حَرَّمَ
اللّٰهُ
عَلَيْهِ
الْجَنَّةَ
وَمَأْوٰيهُ
النَّارُۜ
وَمَا
لِلظَّالِم۪ينَ
مِنْ
اَنْصَارٍ
And olsun ki, «Allah ancak Meryem oğlu Mesih’tir» diyenler kafir oldular. Oysa Mesih, «Ey İsrailoğulları! Rabbim ve Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin; kim Allah’a ortak koşarsa muhakkak Allah ona cenneti haram eder, varacağı yer ateştir, zulmedenlerin yardımcıları yoktur» dedi.[72]
قُلْ
يَٓا اَهْلَ
الْكِتَابِ
لَا
تَغْلُوا
ف۪ي
د۪ينِكُمْ
غَيْرَ
الْحَقِّ
وَلَا
تَتَّبِعُٓوا
اَهْوَٓاءَ
قَوْمٍ
قَدْ
ضَلُّوا
مِنْ
قَبْلُ
وَاَضَلُّوا
كَث۪يراً
وَضَلُّوا
عَنْ
سَوَٓاءِ
السَّب۪يلِ۟
«Ey Kitap ehli! Haksız olarak dininizde taşkınlık etmeyin. Daha önce sapıtan, çoğunu saptıran ve doğru yoldan ayrılan bir milletin heveslerine uymayın» de.[77]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
لَا
تُحَرِّمُوا
طَيِّبَاتِ
مَٓا
اَحَلَّ
اللّٰهُ
لَكُمْ
وَلَا
تَعْتَدُواۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
لَا
يُحِبُّ
الْمُعْتَد۪ينَ
Ey İnananlar! Allah’ın size helal ettiği temiz şeyleri haram kılmayın, hududu da aşmayın, doğrusu Allah aşırı gidenleri sevmez.[87]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓوا
اِنَّمَا
الْخَمْرُ
وَالْمَيْسِرُ
وَالْاَنْصَابُ
وَالْاَزْلَامُ
رِجْسٌ
مِنْ
عَمَلِ
الشَّيْطَانِ
فَاجْتَنِبُوهُ
لَعَلَّكُمْ
تُفْلِحُونَ
Ey İnananlar! İçki, kumar, putlar ve fal okları şüphesiz şeytan işi pisliklerdir, bunlardan kaçının ki saadete eresiniz.[90]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
لَيَبْلُوَنَّكُمُ
اللّٰهُ
بِشَيْءٍ
مِنَ
الصَّيْدِ
تَنَالُهُٓ
اَيْد۪يكُمْ
وَرِمَاحُكُمْ
لِيَعْلَمَ
اللّٰهُ
مَنْ
يَخَافُهُ
بِالْغَيْبِۚ
فَمَنِ
اعْتَدٰى
بَعْدَ
ذٰلِكَ
فَلَهُ
عَذَابٌ
اَل۪يمٌ
Ey İnananlar! Gıyabında Kendisinden, kimin korktuğunu ortaya koymak için, (ihramlıyken) elinizin ve mızraklarınızın ulaştığı avdan bir şeyle Allah and olsun ki sizi dener. Bundan sonra kim haddi aşarsa ona elem verici azab vardır.[94]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
لَا
تَقْتُلُوا
الصَّيْدَ
وَاَنْتُمْ
حُرُمٌۜ
وَمَنْ
قَتَلَهُ
مِنْكُمْ
مُتَعَمِّداً
فَجَزَٓاءٌ
مِثْلُ
مَا
قَتَلَ
مِنَ
النَّعَمِ
يَحْكُمُ
بِه۪
ذَوَا
عَدْلٍ
مِنْكُمْ
هَدْياً
بَالِغَ
الْكَعْبَةِ
اَوْ
كَفَّارَةٌ
طَعَامُ
مَسَاك۪ينَ
اَوْ
عَدْلُ
ذٰلِكَ
صِيَاماً
لِيَذُوقَ
وَبَالَ
اَمْرِه۪ۜ
عَفَا
اللّٰهُ
عَمَّا
سَلَفَۜ
وَمَنْ
عَادَ
فَيَنْتَقِمُ
اللّٰهُ
مِنْهُۜ
وَاللّٰهُ
عَز۪يزٌ
ذُو
انْتِقَامٍ
Ey İnananlar! İhramlı iken avı öldürmeyin. Sizden bile bile onu öldürene, ehli hayvanlardan öldürdüğü kadar olduğuna içinizden iki adil kimsenin hükmedeceği, Kabe’ye ulaşacak bir kurbanı ödeme, yahut düşkünlere yemek yedirme şeklinde keffaret ya da yaptığının ağırlığını tatmak üzere bunlara denk oruç tutma vardır. Allah geçmiştekileri affetmiştir, kim tekrar yaparsa Allah ondan öç alır. Allah Güçlü’dür, Öçalıcı’dır.[95]
قُلْ
لَا
يَسْتَوِي
الْخَب۪يثُ
وَالطَّيِّبُ
وَلَوْ
اَعْجَبَكَ
كَـثْرَةُ
الْخَب۪يثِۚ
فَاتَّقُوا
اللّٰهَ
يَٓا اُو۬لِي
الْاَلْبَابِ
لَعَلَّكُمْ
تُفْلِحُونَ۟
De ki: «Helal ile haram, haram şeylerin çokluğundan hoşlansan bile, eşit değildir». Ey akıl sahibleri, Allah’tan sakının ki kurtuluşa eresiniz.[100]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
لَا
تَسْـَٔلُوا
عَنْ
اَشْيَٓاءَ
اِنْ
تُبْدَ
لَكُمْ
تَسُؤْكُمْۚ
وَاِنْ
تَسْـَٔلُوا
عَنْهَا
ح۪ينَ
يُنَزَّلُ
الْقُرْاٰنُ
تُبْدَ
لَكُمْۜ
عَفَا
اللّٰهُ
عَنْهَاۜ
وَاللّٰهُ
غَفُورٌ
حَل۪يمٌ
Ey İnananlar! Size açıklanınca hoşunuza gitmeyecek şeyleri sormayın. Kuran indirilirken onları sorarsanız size açıklanır (ama üzülürsünüz). Allah sorduğunuz şeyleri affetmiştir. Allah Bağışlayan’dır, Halim’dir.[101]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
عَلَيْكُمْ
اَنْفُسَكُمْۚ
لَا
يَضُرُّكُمْ
مَنْ
ضَلَّ
اِذَا
اهْتَدَيْتُمْۜ
اِلَى
اللّٰهِ
مَرْجِعُكُمْ
جَم۪يعاً
فَيُنَبِّئُكُمْ
بِمَا
كُنْتُمْ
تَعْمَلُونَ
Ey İnananlar! Siz kendinize bakın; doğru yolda iseniz sapıtan kimse size zarar veremez. Hepinizin dönüşü Allah’adır, işlemekte olduklarınızı size haber verecektir.[105]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
شَهَادَةُ
بَيْنِكُمْ
اِذَا
حَضَرَ
اَحَدَكُمُ
الْمَوْتُ
ح۪ينَ
الْوَصِيَّةِ
اثْنَانِ
ذَوَا
عَدْلٍ
مِنْكُمْ
اَوْ
اٰخَرَانِ
مِنْ
غَيْرِكُمْ
اِنْ
اَنْتُمْ
ضَرَبْتُمْ
فِي
الْاَرْضِ
فَاَصَابَتْكُمْ
مُص۪يبَةُ
الْمَوْتِۜ
تَحْبِسُونَهُمَا
مِنْ
بَعْدِ
الصَّلٰوةِ
فَيُقْسِمَانِ
بِاللّٰهِ
اِنِ
ارْتَبْتُمْ
لَا
نَشْتَر۪ي
بِه۪
ثَمَناً
وَلَوْ
كَانَ
ذَا
قُرْبٰىۙ
وَلَا
نَكْتُمُ
شَهَادَةَ
اللّٰهِ
اِنَّٓا
اِذاً
لَمِنَ
الْاٰثِم۪ينَ
Ey İnananlar! Ölüm birinize geldiği zaman vasiyet ederken içinizden iki adil kimseyi; şayet yolculukta olup başınıza da ölüm musibeti gelmişse, namazdan sonra alıkoyacağınız, şüpheleniyorsanız, «Akraba bile olsa yeminle hiçbir değeri değiştirmeyeceğiz, Allah’ın şahidliğini gizlemeyeceğiz, yoksa şüphesiz günahkarlardan oluruz» diye yemin eden sizden olmayan iki kişiyi şahid tutun.[106]
اِذْ
قَالَ
اللّٰهُ
يَا ع۪يسَى
ابْنَ
مَرْيَمَ
اذْكُرْ
نِعْمَت۪ي
عَلَيْكَ
وَعَلٰى
وَالِدَتِكَۢ
اِذْ
اَيَّدْتُكَ
بِرُوحِ
الْقُدُسِ
تُكَلِّمُ
النَّاسَ
فِي
الْمَهْدِ
وَكَهْلاًۚ
وَاِذْ
عَلَّمْتُكَ
الْكِتَابَ
وَالْحِكْمَةَ
وَالتَّوْرٰيةَ
وَالْاِنْج۪يلَۚ
وَاِذْ
تَخْلُقُ
مِنَ
الطّ۪ينِ
كَـهَيْـَٔةِ
الطَّيْرِ
بِاِذْن۪ي
فَتَنْفُخُ
ف۪يهَا
فَتَكُونُ
طَيْراً
بِاِذْن۪ي
وَتُبْرِئُ
الْاَكْمَهَ
وَالْاَبْرَصَ
بِاِذْن۪يۚ
وَاِذْ
تُخْرِجُ
الْمَوْتٰى
بِاِذْن۪يۚ
وَاِذْ
كَفَفْتُ
بَن۪ٓي
اِسْرَٓائ۪لَ
عَنْكَ
اِذْ
جِئْتَهُمْ
بِالْبَيِّنَاتِ
فَقَالَ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
مِنْهُمْ
اِنْ
هٰذَٓا
اِلَّا
سِحْرٌ
مُب۪ينٌ
Allah, «Ey Meryem oğlu İsa! Sana ve anana olan nimetimi an» demişti, «Seni Ruhul Kudüs ile desteklemiştim; beşikte ve yetişkin iken insanlarla konuşuyordun; sana Kitap’ı, hikmeti, Tevrat’ı ve İncil’i öğretmiştim. Sen iznimle, çamurdan kuş gibi bir şey yapmış ona üflemiştin de iznimle kuş olmuştu; anadan doğma körü, alacalıyı iznimle iyi etmiştin. Ölüleri iznimle diriltiyordun. İsrailoğullarına belgelerle geldiğinde, onlardan inkar edenler, ’Bu apaçık bir büyüdür’ demişlerdi de Ben onların sana zarar vermelerini önlemiştim.»[110]
اِذْ
قَالَ
الْحَوَارِيُّونَ
يَا ع۪يسَى
ابْنَ
مَرْيَمَ
هَلْ
يَسْتَط۪يعُ
رَبُّكَ
اَنْ
يُنَزِّلَ
عَلَيْنَا
مَٓائِدَةً
مِنَ
السَّمَٓاءِۜ
قَالَ
اتَّقُوا
اللّٰهَ
اِنْ
كُنْتُمْ
مُؤْمِن۪ينَ
Havariler, «Ey Meryem oğlu İsa! Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?» demişlerdi de, «İnanıyorsanız Allah’tan sakının» demişti.[112]
وَاِذْ
قَالَ
اللّٰهُ
يَا ع۪يسَى
ابْنَ
مَرْيَمَ
ءَاَنْتَ
قُلْتَ
لِلنَّاسِ
اتَّخِذُون۪ي
وَاُمِّيَ
اِلٰهَيْنِ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِۜ
قَالَ
سُبْحَانَكَ
مَا
يَكُونُ
ل۪ٓي
اَنْ
اَقُولَ
مَا
لَيْسَ
ل۪ي
بِحَقٍّۜ
اِنْ
كُنْتُ
قُلْتُهُ
فَقَدْ
عَلِمْتَهُۜ
تَعْلَمُ
مَا
ف۪ي
نَفْس۪ي
وَلَٓا
اَعْلَمُ
مَا
ف۪ي
نَفْسِكَۜ
اِنَّكَ
اَنْتَ
عَلَّامُ
الْغُيُوبِ
Allah, «Ey Meryem oğlu İsa! Sen mi insanlara Beni ve annemi Allah’tan başka iki tanrı olarak benimseyin dedin?» demişti de, «Haşa, hak olmayan sözü söylemek bana yaraşmaz; eğer söylemişsem, şüphesiz Sen onu bilirsin; Sen, benim içimde olanı bilirsin; ben Senin içinde olanı bilmem; doğrusu görülmeyeni bilen ancak Sensin» demişti, «Ben onlara sadece ’Rabbim ve Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin’ diye bana emrettiğini söyledim. Aralarında bulunduğum müddetce onlar hakkında şahiddim, beni aralarından aldığında onları Sen gözlüyordun. Sen her şeye şahidsin.»[116-117]
Yükleniyor...