ب غ ي
90ayette
96kez geçiyor
41/114surede
24farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %60 · Medenî %40
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Müzzemmil 20
3. inen sure
En çok geçtiği sure
Bakara
8 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| ابْتِغَٓاءَ | İsim | افْتِعَالَ | Araştırmak | 13 |
| وَلِتَبْتَغُوا | İftial Babı | وَلِتَفْتَعِلُوا | Ve araştırmanız için | 11 |
| يَبْغُونَ | Feale-Yefilu | يَفْعِلُونَ | -e ararlar | 9 |
| بَغْياً | İsim | فَعْلًا | Azmak | 8 |
| يَبْتَغُونَ | İftial Babı | يَفْتَعِلُونَ | Araştırırlar | 8 |
| وَابْتَغُوا | İftial Babı | وَافْتَعِلُوا | Ve araştırın | 7 |
| يَنْبَغ۪ي | İnfial Babı | يَنْفَعِلُ | Yaraşır | 6 |
| بِبَغْيِهِمْۘ | İsim | بِفَعْلِهِمْ | Ve azmak | 5 |
| تَبْغُونَهَا | Feale-Yefilu | تَفْعِلُونَهَا | Ona ararsınız | 4 |
| ابْتَغٰى | İftial Babı | افْتَعَلَ | Araştırdı | 4 |
| بَاغٍ | İsim | فَاعِلٍ | Haddi aşan | 3 |
| بُغِيَ | Feale-Yefilu | فُعِلَ | Azdı | 3 |
| تَبْتَغِيَ | İftial Babı | تَفْتَعِلَ | Araştırırsın | 2 |
| اَبْغ۪ي | Feale-Yefilu | أَفْعِلُ | -e ararım | 2 |
| لَيَبْغ۪ي | Feale-Yefilu | لَيَفْعِلُ | Azar | 2 |
| ابْتَغَوُا | İftial Babı | افْتَعَلُوا | Araştırdılar | 1 |
| نَبْغ۪يۜ | Feale-Yefilu | نَفْعِلُ | -e ararız | 1 |
| نَبْغِۗ | Feale-Yefilu | نَفْعِلُ | -e ararız | 1 |
| الْبِغَٓاءِ | İsim | الْفِعَالِ | Azmak | 1 |
| نَبْتَغِي | İftial Babı | نَفْتَعِلُ | Araştırırız | 1 |
| وَابْتِغَٓاؤُ۬كُمْ | İsim | وَافْتِعَالُكُمْ | Ve araştırmanız | 1 |
| لَبَغَوْا | Feale-Yefilu | لَفَعَلُوا | Öyleyse azdılar | 1 |
| بَغَتْ | Feale-Yefilu | فَعَلَتْ | Azdı | 1 |
| تَبْغ۪ي | Feale-Yefilu | تَفْعِلُ | Azar | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Araştırmak 11
Azmak 8
Araştırırlar 6
Yaraşır 6
Ve araştırmanız için 4
Araştırmanız için 4
Haddi aşan 3
Ve araştırın 3
Araştırırsınız 3
-e ararlar 3
Ve ona ararlar 3
Azdı 3
Ve araştırmak 2
Araştırırsın 2
Diğer 29 anlam
Ve azmak 2
-e ararız 2
Ve araştır 2
Azgın 2
Araştırdı 2
Azar 2
Araştırır 1
Ona ararsınız 1
-e ararsınız 1
Araştırırlar mı? 1
Araştırırım 1
Onların azmasıyla 1
-e ararım 1
Ve ona ararsınız 1
Size ararım 1
Size ararlar 1
Araştırdılar 1
Azarlar 1
Sizin azmanız 1
Öyleyse araştırdılar 1
Azıldı 1
Araştırırız 1
-e arama 1
Araştırın 1
Ve araştırmanız 1
Araştırdın 1
Öyleyse azdılar 1
Ve azarlar 1
İkisi azar 1
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
90 ayet
وَمِنْ
رَحْمَتِه۪
جَعَلَ
لَكُمُ
الَّيْلَ
وَالنَّهَارَ
لِتَسْكُنُوا
ف۪يهِ
وَلِتَبْتَغُوا
مِنْ
فَضْلِه۪
وَلَعَلَّكُمْ
تَشْكُرُونَ
Allah dinlenmeniz için geceyi ve lütfedip verdiği rızkı aramanız için gündüzü meydana getirmiştir. Bunlar, O’nun rahmetinden ötürüdür. Belki artık şükredersiniz.[73]
اِنَّ
قَارُونَ
كَانَ
مِنْ
قَوْمِ
مُوسٰى
فَبَغٰى
عَلَيْهِمْۖ
وَاٰتَيْنَاهُ
مِنَ
الْكُنُوزِ
مَٓا
اِنَّ
مَفَاتِحَهُ
لَتَنُٓوأُ
بِالْعُصْبَةِ
اُو۬لِي
الْقُوَّةِۗ
اِذْ
قَالَ
لَهُ
قَوْمُهُ
لَا
تَفْرَحْ
اِنَّ
اللّٰهَ
لَا
يُحِبُّ
الْفَرِح۪ينَ
Karun, Musa’nın milletindendi; ama onlara karşı azdı. Biz ona, anahtarlarını güçlü bir topluluğun zor taşıdığı hazineler vermiştik. Milleti ona: «Böbürlenme, Allah şüphesiz ki böbürlenenleri sevmez. Allah’ın sana verdiği şeylerde, ahiret yurdunu gözet, dünyadaki payını da unutma; Allah’ın sana yaptığı iyilik gibi, sen de iyilik yap; yeryüzünde bozgunculuk isteme; doğrusu Allah bozguncuları sevmez» demişlerdi.[76-77]
وَابْتَغِ
ف۪يمَٓا
اٰتٰيكَ
اللّٰهُ
الدَّارَ
الْاٰخِرَةَ
وَلَا
تَنْسَ
نَص۪يبَكَ
مِنَ
الدُّنْيَا
وَاَحْسِنْ
كَمَٓا
اَحْسَنَ
اللّٰهُ
اِلَيْكَ
وَلَا
تَبْغِ
الْفَسَادَ
فِي
الْاَرْضِۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
لَا
يُحِبُّ
الْمُفْسِد۪ينَ
Karun, Musa’nın milletindendi; ama onlara karşı azdı. Biz ona, anahtarlarını güçlü bir topluluğun zor taşıdığı hazineler vermiştik. Milleti ona: «Böbürlenme, Allah şüphesiz ki böbürlenenleri sevmez. Allah’ın sana verdiği şeylerde, ahiret yurdunu gözet, dünyadaki payını da unutma; Allah’ın sana yaptığı iyilik gibi, sen de iyilik yap; yeryüzünde bozgunculuk isteme; doğrusu Allah bozguncuları sevmez» demişlerdi.[76-77]
اِنَّمَا
تَعْبُدُونَ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
اَوْثَاناً
وَتَخْلُقُونَ
اِفْكاًۜ
اِنَّ
الَّذ۪ينَ
تَعْبُدُونَ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
لَا
يَمْلِكُونَ
لَكُمْ
رِزْقاً
فَابْتَغُوا
عِنْدَ
اللّٰهِ
الرِّزْقَ
وَاعْبُدُوهُ
وَاشْكُرُوا
لَهُۜ
اِلَيْهِ
تُرْجَعُونَ
Siz Allah’ı bırakıp sadece bir takım putlara tapıyor, aslı olmayan sözler uyduruyorsunuz. Doğrusu, Allah’tan başka taptıklarınızın size rızık vermeye güçleri yetmez. Artık rızkı Allah katında arayın. O’na kulluk edin. O’na şükredin. Siz O’na döneceksiniz.[17]
وَمِنْ
اٰيَاتِه۪
مَنَامُكُمْ
بِالَّيْلِ
وَالنَّهَارِ
وَابْتِغَٓاؤُ۬كُمْ
مِنْ
فَضْلِه۪ۜ
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَاٰيَاتٍ
لِقَوْمٍ
يَسْمَعُونَ
Geceleyin uyumanız, gündüz de lütfundan rızık aramanız O’nun varlığının belgelerindendir. Bunlarda kulak veren millet için dersler vardır.[23]
وَمِنْ
اٰيَاتِه۪ٓ
اَنْ
يُرْسِلَ
الرِّيَاحَ
مُبَشِّرَاتٍ
وَلِيُذ۪يقَكُمْ
مِنْ
رَحْمَتِه۪
وَلِتَجْرِيَ
الْفُلْكُ
بِاَمْرِه۪
وَلِتَبْتَغُوا
مِنْ
فَضْلِه۪
وَلَعَلَّكُمْ
تَشْكُرُونَ
Rüzgarları müjdeciler olarak göndermesi, size rahmetini tattırması, buyruğu ile gemilerin yürümesi, lütfundan rızık istemeniz, O’nun varlığının belgelerindendir. Belki şükredersiniz.[46]
تُرْج۪ي
مَنْ
تَشَٓاءُ
مِنْهُنَّ
وَتُــْٔـو۪ٓي
اِلَيْكَ
مَنْ
تَشَٓاءُۜ
وَمَنِ
ابْتَغَيْتَ
مِمَّنْ
عَزَلْتَ
فَلَا
جُنَاحَ
عَلَيْكَۜ
ذٰلِكَ
اَدْنٰٓى
اَنْ
تَقَرَّ
اَعْيُنُهُنَّ
وَلَا
يَحْزَنَّ
وَيَرْضَيْنَ
بِمَٓا
اٰتَيْتَهُنَّ
كُلُّهُنَّۜ
وَاللّٰهُ
يَعْلَمُ
مَا
ف۪ي
قُلُوبِكُمْۜ
وَكَانَ
اللّٰهُ
عَل۪يماً
حَل۪يماً
Bunlardan istediğini bırakır, istediğini yanına alabilirsin. Sırasını geri bırakmış olduklarından da arzu ettiğini yanına almanda sana bir sorumluluk yoktur. Bu onların gözlerinin aydın olmasını, üzülmemelerini, hepsine verdiğin şeylere razı olmalarını daha iyi sağlar. Allah kalblerinizde olanı bilir; Allah bilendir, Halim olandır.[51]
وَمَا
يَسْتَوِي
الْبَحْرَانِۗ
هٰذَا
عَذْبٌ
فُرَاتٌ
سَٓائِـغٌ
شَرَابُهُ
وَهٰذَا
مِلْحٌ
اُجَاجٌۜ
وَمِنْ
كُلٍّ
تَأْكُلُونَ
لَحْماً
طَرِياًّ
وَتَسْتَخْرِجُونَ
حِلْيَةً
تَلْبَسُونَهَاۚ
وَتَرَى
الْفُلْكَ
ف۪يهِ
مَوَاخِرَ
لِتَبْتَغُوا
مِنْ
فَضْلِه۪
وَلَعَلَّكُمْ
تَشْكُرُونَ
İki deniz bir değildir. Birinin suyu tatlı ve kolay içimlidir; diğeri tuzlu ve acıdır. Her birinden taze balık eti yersiniz; takındığınız süsler çıkarırsınız; Allah’ın lütfuyla rızık aramanız için gemilerin onu yararak gittiğini görürsün. Belki artık şükredersiniz.[12]
لَا
الشَّمْسُ
يَنْبَغ۪ي
لَـهَٓا
اَنْ
تُدْرِكَ
الْقَمَرَ
وَلَا
الَّيْلُ
سَابِقُ
النَّهَارِۜ
وَكُلٌّ
ف۪ي
فَلَكٍ
يَسْبَحُونَ
Aya erişmek güneşe düşmez. Gece de gündüzü geçemez. Her biri bir yörüngede yürürler.[40]
وَمَا
عَلَّمْنَاهُ
الشِّعْرَ
وَمَا
يَنْبَغ۪ي
لَهُۜ
اِنْ
هُوَ
اِلَّا
ذِكْرٌ
وَقُرْاٰنٌ
مُب۪ينٌۙ
Biz ona şiir öğretmedik, zaten ona gerekmezdi. Bu bir öğüt ve apaçık Kuran’dır.[69]
اِذْ
دَخَلُوا
عَلٰى
دَاوُ۫دَ
فَفَزِعَ
مِنْهُمْ
قَالُوا
لَا
تَخَفْۚ
خَصْمَانِ
بَغٰى
بَعْضُنَا
عَلٰى
بَعْضٍ
فَاحْكُمْ
بَيْنَنَا
بِالْحَقِّ
وَلَا
تُشْطِطْ
وَاهْدِنَٓا
اِلٰى
سَوَٓاءِ
الصِّرَاطِ
Sana davacıların haberi ulaştı mı? Mabedin duvarına tırmanıp Davud’un yanına girmişlerdi de, o onlardan ürkmüştü. Şöyle demişlerdi: «Korkma, birbirinin hakkına tecavüz etmiş iki davacıyız; aramızda adaletle hükmet, ondan ayrılma, bizi doğru yola çıkar.»[21-22]
قَالَ
لَقَدْ
ظَلَمَكَ
بِسُؤَالِ
نَعْجَتِكَ
اِلٰى
نِعَاجِه۪ۜ
وَاِنَّ
كَث۪يراً
مِنَ
الْخُلَطَٓاءِ
لَيَبْغ۪ي
بَعْضُهُمْ
عَلٰى
بَعْضٍ
اِلَّا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
وَعَمِلُوا
الصَّالِحَاتِ
وَقَل۪يلٌ
مَا
هُمْۜ
وَظَنَّ
دَاوُ۫دُ
اَنَّمَا
فَتَنَّاهُ
فَاسْتَغْفَرَ
رَبَّهُ
وَخَرَّ
رَاكِعاً
وَاَنَابَ ۩
Davud: «And olsun ki, senin dişi koyununu kendi dişi koyunlarına katmak istemekle sana haksızlıkta bulunmuştur. Doğrusu ortakçıların çoğu birbirlerinin haklarına tecavüz ederler. İnanıp yararlı iş işleyenler bunun dışındadır ki sayıları da ne kadar azdır!» demişti. Davud, Kendisini denediğimizi sanmıştı da, Rabbinden mağfiret dileyerek eğilip secdeye kapanmış, tevbe etmiş, Allah’a yönelmişti.[24]
قَالَ
رَبِّ
اغْفِرْ
ل۪ي
وَهَبْ
ل۪ي
مُلْكاً
لَا
يَنْبَغ۪ي
لِاَحَدٍ
مِنْ
بَعْد۪يۚ
اِنَّكَ
اَنْتَ
الْوَهَّابُ
Süleyman: «Rabbim! Beni bağışla, bana benden sonra kimsenin ulaşamayacağı bir hükümranlık ver; Sen şüphesiz, daima bağışta bulunansın» dedi.[35]
وَمَا
تَفَرَّقُٓوا
اِلَّا
مِنْ
بَعْدِ
مَا
جَٓاءَهُمُ
الْعِلْمُ
بَغْياً
بَيْنَهُمْۜ
وَلَوْلَا
كَلِمَةٌ
سَبَقَتْ
مِنْ
رَبِّكَ
اِلٰٓى
اَجَلٍ
مُسَمًّى
لَقُضِيَ
بَيْنَهُمْۜ
وَاِنَّ
الَّذ۪ينَ
اُو۫رِثُوا
الْكِتَابَ
مِنْ
بَعْدِهِمْ
لَف۪ي
شَكٍّ
مِنْهُ
مُر۪يبٍ
Kendilerine ilim geldikten sonra ayrılığa düşmeleri, ancak, birbirini çekememekten oldu. Eğer belirli bir süre için Rabbinin verilmiş bir sözü olmasaydı, aralarında hemen hükmedilirdi. Arkalarından Kitaba varis kılınanlar da ondan şüphe ve endişe içindedirler.[14]
وَلَوْ
بَسَطَ
اللّٰهُ
الرِّزْقَ
لِعِبَادِه۪
لَبَغَوْا
فِي
الْاَرْضِ
وَلٰكِنْ
يُنَزِّلُ
بِقَدَرٍ
مَا
يَشَٓاءُۜ
اِنَّهُ
بِعِبَادِه۪
خَب۪يرٌ
بَص۪يرٌ
Eğer Allah rızkı kullarının hepsine bol bol verseydi, yeryüzünde azgınlık ederlerdi. Ama O, dilediğini bir ölçüye göre indirir. Doğrusu O, kullarından haberdardır, onları görendir.[27]
وَالَّذ۪ينَ
اِذَٓا
اَصَابَهُمُ
الْبَغْيُ
هُمْ
يَنْتَصِرُونَ
Bir haksızlığa uğradıklarında, üstün gelmek için aralarında yardımlaşırlar.[39]
اِنَّمَا
السَّب۪يلُ
عَلَى
الَّذ۪ينَ
يَظْلِمُونَ
النَّاسَ
وَيَبْغُونَ
فِي
الْاَرْضِ
بِغَيْرِ
الْحَقِّۜ
اُو۬لٰٓئِكَ
لَهُمْ
عَذَابٌ
اَل۪يمٌ
İnsanlara zulmedenlere, yeryüzünde haksız yere taşkınlık edenlere karşı durulmalıdır. İşte, can yakıcı azap bunlaradır.[42]
اَللّٰهُ
الَّذ۪ي
سَخَّرَ
لَكُمُ
الْبَحْرَ
لِتَجْرِيَ
الْفُلْكُ
ف۪يهِ
بِاَمْرِه۪
وَلِتَبْتَغُوا
مِنْ
فَضْلِه۪
وَلَعَلَّكُمْ
تَشْكُرُونَۚ
Emri gereğince denizde yüzmek üzere gemileri, lütfedip verdiği rızkı aramanız için denizi buyruğunuz altına veren Allah’tır, belki artık şükredersiniz.[12]
وَاٰتَيْنَاهُمْ
بَيِّنَاتٍ
مِنَ
الْاَمْرِۚ
فَمَا
اخْتَلَفُٓوا
اِلَّا
مِنْ
بَعْدِ
مَا
جَٓاءَهُمُ
الْعِلْمُۙ
بَغْياً
بَيْنَهُمْۜ
اِنَّ
رَبَّكَ
يَقْض۪ي
بَيْنَهُمْ
يَوْمَ
الْقِيٰمَةِ
ف۪يمَا
كَانُوا
ف۪يهِ
يَخْتَلِفُونَ
Din konusunda, onlara belgeler verdik; ancak, kendilerine ilim geldikten sonra birbirini çekememezlikten ayrılığa düştüler. Rabbin kıyamet günü, ayrılığa düştükleri şeyler hakkında şüphesiz aralarında hükmedecektir.[17]
مُحَمَّدٌ
رَسُولُ
اللّٰهِۜ
وَالَّذ۪ينَ
مَعَهُٓ
اَشِدَّٓاءُ
عَلَى
الْكُفَّارِ
رُحَمَٓاءُ
بَيْنَهُمْ
تَرٰيهُمْ
رُكَّعاً
سُجَّداً
يَبْتَغُونَ
فَضْلاً
مِنَ
اللّٰهِ
وَرِضْوَاناًۘ
س۪يمَاهُمْ
ف۪ي
وُجُوهِهِمْ
مِنْ
اَثَرِ
السُّجُودِۜ
ذٰلِكَ
مَثَلُهُمْ
فِي
التَّوْرٰيةِۚۛ
وَمَثَلُهُمْ
فِي
الْاِنْج۪يلِ۠ۛ
كَزَرْعٍ
اَخْرَجَ
شَطْـَٔهُ۫
فَاٰزَرَهُ
فَاسْتَغْلَظَ
فَاسْتَوٰى
عَلٰى
سُوقِه۪
يُعْجِبُ
الزُّرَّاعَ
لِيَغ۪يظَ
بِهِمُ
الْكُفَّارَۜ
وَعَدَ
اللّٰهُ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
وَعَمِلُوا
الصَّالِحَاتِ
مِنْهُمْ
مَغْفِرَةً
وَاَجْراً
عَظ۪يماً
Muhammed Allah’ın elçisidir. Onun beraberinde bulunanlar, inkarcılara karşı sert, birbirlerine merhametlidirler. Onları rükua varırken, secde ederken, Allah’tan lütuf ve hoşnudluk dilerken görürsün. Onlar, yüzlerindeki secde izi ile tanınırlar. İşte bu, onların Tevrat’ta anlatılan vasıflarıdır. İncil’de de şöyle vasıflandırılmışlardı: Filizini çıkarmış, onu kuvvetlendirmiş, kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş, ekincilerin hoşuna giden ekin gibidirler. Allah böylece bunları çoğaltıp kuvvetlendirmekle inkarcıları öfkelendirir. Allah, inanıp yararlı işler işleyenlere, bağışlama ve büyük ecir vadetmiştir.[29]
Yükleniyor...