ت
360ayette
465kez geçiyor
64/114surede
2farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %77 · Medenî %23
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Alak 9
1. inen sure
En çok geçtiği sure
A’râf
28 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Oldun 37
Oldum 15
Gördün mü? 10
Ey babacığım 8
Allah’a yemin olsun 8
Onlara sordun 7
Dayandım 7
Ve emrolundum 6
Gördün 5
Emrolundum 5
Nimet verdin 4
Size getirdim 4
Değilsin 4
Söyledin 4
Diğer 261 anlam
Bize geldin mi? 4
Yaptın 4
Geldin 4
Onları gördün 4
Nimet verdim 3
Getirdin 3
Tevbe ettim 3
İsyan ettim 3
Size ulaştırdım 3
Gönderildim 3
İstedin 3
İnandım 3
Bildin 3
Algıladım 3
Yarattım 3
Onları uyarman 2
Sizi üstün kıldım 2
Kendiliğinden uydun 2
Teslim ettim 2
Çıktın 2
Kaldın 2
Kaldım 2
Adadım 2
İndirdin 2
Yarattın 2
İkisi oldu 2
Onlara getirdin 2
Söyledim 2
Ve oldum 2
Devam ettim 2
Güç yetirdin 2
Size söylüyorum, gördün mü? 2
Bana yasaklandı 2
Saptım 2
Beni yarattın 2
Ve onu yarattın 2
Beni azdırdın 2
Ve öğüt verdim 2
Attın 2
Size sordum 2
Verdin 2
Onu uydurdum 2
Emrolundun 2
Onu arzuladım 2
Bıraktım 2
Onları aldım 2
Onu seviyelendirdim 2
Ve üfledim 2
Okudun 2
Neredeyse sen 2
Unuttum 2
Onu yaptım 2
Öldüm 2
Gönderdin 2
Süreyi uzattım 2
Zulmettim 2
Öyleyse oldum 2
Sığındım 2
Sizi uyardım 2
Önceden yaptım 2
Onları çağırdım 2
Bize öğrettin 1
İndirdim 1
Onu yükledin 1
Bize yol gösterdin 1
İkisi karşılaştı 1
Onu koydum 1
Ona ad verdim 1
Ve size getirdim 1
Devam ettin 1
Size verdim 1
Erken gittin 1
Yumuşak davrandın 1
Karar verdin 1
Onu rezil ettin 1
Bize vaat ettin 1
Gerçekleştirdin 1
Yazdın 1
Bizi erteledin 1
Hemen doğru uyguladın 1
Tamamladım 1
Ve tamamladım 1
Ve razı oldum 1
Uzattın 1
Aciz mi kaldım? 1
Hükmettin 1
Ulaştırdın 1
Seni destekledim 1
Sana öğrettim 1
Engelledim 1
Vahyedildi 1
Bize doğru söyledin 1
Onu söyledim 1
Onu bildin 1
Bana emrettin 1
Beni vefat ettirdin 1
Değilim 1
Yönelttim 1
Ders yaptın 1
Süre verdin 1
Sana emrettim 1
Bize geldin 1
Giderdin 1
Seni seçip ayırdım 1
Sana verdim 1
Onları helak ettin 1
Değil miyim? 1
Çok istedim 1
Bize verdin 1
Onu seçtin 1
Sözleştin 1
Harcadın 1
Birleştirdin 1
İzin verdin 1
Onu aktardım 1
Bizi kurtardın 1
İsyan ettin 1
Ve oldun 1
Onları kovdum 1
Bizimle mücadele ettin 1
Hemen çoğalttın 1
İrade ettim 1
Bize getirdin 1
Ona isyan ettim 1
Güç yetirdim 1
Gördüm 1
Onları gördüm 1
İkinize haber verdim 1
Ve kendiliğimden uydum 1
Size emanet ettim 1
Bana verdin 1
Ve bana öğrettin 1
Hırslandın 1
Hemen süreyi uzattım 1
uyarsan 1
Ve size vaat ettim 1
Hemen sizden caydım 1
Sizi çağırdım 1
Örttüm 1
Yerleştirdim 1
isen 1
Onu yarattın 1
Andın 1
Sana söylüyorum, gördün mü? 1
İkram ettin 1
Beni erteledin 1
İddia ettin 1
Hesap ettin 1
Araştırarak bilgi sahibi oldun 1
Öyleyse döndürdün 1
Ve öyleyse dolduruldun 1
Unuttun 1
Geri döndürüldüm 1
Örttün mü? 1
Girdin 1
Onları şahit tuttum 1
Sana öğretildi 1
Kendiliğinden bana uydun 1
Onu yardın mı? 1
Öldürdün mü? 1
Sana sordum 1
Ulaştın 1
Öyleyse elbette edindin 1
Hemen irade ettim 1
Korktum 1
Ulaştım 1
Seni yarattım 1
Doğuruldum 1
Seni seçtim 1
(Sana) verildi 1
Koydum 1
Ve öldürdün 1
Hemen kaldın 1
Ve seni yetiştirdim 1
Bizi zorladın 1
Ve acele ettim 1
Hemen isyan ettin mi? 1
Kesinlikle ben 1
Söylersin 1
Gözetledim 1
Hemen avuçladım 1
Hemen onu fırlattım 1
Beni toplantı yerine getirdin 1
Hemen onu unuttun 1
Öyleyse ikisi bozuldu 1
Öldün 1
Bize getirdin mi? 1
Ve Allah’a yemin olsun 1
Size duyurdum 1
Onu aldım 1
Seviyelendin 1
Onlara karşılık verdim 1
Onlara emrettin 1
Onları metalandırdın 1
Edindim 1
Ve kaldın 1
Öyleyse firar ettim 1
Sizden korktum 1
Kul edindin 1
Edindin 1
Sana getirdim 1
Hastalandım 1
Öğüt vermen 1
Kuşattım 1
Ve sana getirdim 1
Buldum 1
Onu buldum 1
Doğru söyledin mi? 1
Ve teslim ettim 1
Korktun 1
Öldürdün 1
İkisi söyledi 1
Su verdin 1
Kurtuldun 1
İşçi tuttun 1
Tamamladın 1
Gerçekleştirdim 1
Öldürdüm 1
Bildim 1
Sevdin 1
Ona verildim 1
Ve nimet verdin 1
Araştırdın 1
Ayırdın 1
Onlara verdin 1
Yolu buldum 1
Aldım 1
Şaşırdın 1
Doğruladın 1
Sevdim 1
Kibirlendin mi? 1
Bana o verildi 1
Geri kaldım 1
Hemen yalanladın 1
Ve kibirlendin 1
Ortak ettin 1
Hemen onları aldım 1
Kapsadın 1
Onlara vaat ettin 1
Ona rahmet ettin 1
Bizi öldürdün 1
Ve bize hayat verdin 1
Döndürüldüm 1
Matalandırdım 1
Öyleyse hemen onları tanıdın 1
Onu taşkınlaştırdım 1
Doldun 1
Öyleyse onu gördün 1
Ve onları gördün 1
Bağışlanma istemek 1
Değilse? 1
Zannettim 1
Çağırdım 1
Açığa çıkardım 1
Ve gizledim 1
Ve kıldım 1
Ve döşedim 1
Onları hesap ettin 1
Helak ettim 1
Boş kaldın 1
ve gördüğün (zaman) 1
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
+ ع ل م ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır
51 ayet
فَلَمْ
تَقْتُلُوهُمْ
وَلٰكِنَّ
اللّٰهَ
قَتَلَهُمْۖ
وَمَا
رَمَيْتَ
اِذْ
رَمَيْتَ
وَلٰكِنَّ
اللّٰهَ
رَمٰىۚ
وَلِيُبْلِيَ
الْمُؤْمِن۪ينَ
مِنْهُ
بَلَٓاءً
حَسَناًۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
سَم۪يعٌ
عَل۪يمٌ
Onları siz öldürmediniz fakat Allah öldürdü. Attığın zaman da sen atmamıştın, fakat Allah atmıştı. Allah bunu, inananları güzel bir imtihana tabi tutmak için yapmıştı. Doğrusu O işitir ve bilir.[17]
عَفَا
اللّٰهُ
عَنْكَۚ
لِمَ
اَذِنْتَ
لَهُمْ
حَتّٰى
يَتَبَيَّنَ
لَكَ
الَّذ۪ينَ
صَدَقُوا
وَتَعْلَمَ
الْكَاذِب۪ينَ
Allah seni affetsin; doğrular sana belli olup, yalancıları bilmeden önce, niçin onlara izin verdin?[43]
تِلْكَ
مِنْ
اَنْـبَٓاءِ
الْغَيْبِ
نُوح۪يهَٓا
اِلَيْكَۚ
مَا
كُنْتَ
تَعْلَمُهَٓا
اَنْتَ
وَلَا
قَوْمُكَ
مِنْ
قَبْلِ
هٰذَاۜۛ
فَاصْبِرْۜۛ
اِنَّ
الْعَاقِبَةَ
لِلْمُتَّق۪ينَ۟
Bunlar sana vahyettiğimiz bilinmeyen olaylardır. Sen de, milletin de daha önce bunları bilmezdiniz. Sabret, sonuç, Allah’tan sakınanlarındır.[49]
قَالُوا
لَقَدْ
عَلِمْتَ
مَا
لَنَا
ف۪ي
بَنَاتِكَ
مِنْ
حَقٍّۚ
وَاِنَّكَ
لَتَعْلَمُ
مَا
نُر۪يدُ
«And olsun ki, senin kızlarınla bir işimiz olmadığını biliyorsun; doğrusu, ne istediğimizin farkındasın» dediler.[79]
قَالَ
لَا
يَأْت۪يكُمَا
طَعَامٌ
تُرْزَقَانِه۪ٓ
اِلَّا
نَبَّأْتُكُمَا
بِتَأْو۪يلِه۪
قَبْلَ
اَنْ
يَأْتِيَكُمَاۜ
ذٰلِكُمَا
مِمَّا
عَلَّمَن۪ي
رَبّ۪يۜ
اِنّ۪ي
تَرَكْتُ
مِلَّةَ
قَوْمٍ
لَا
يُؤْمِنُونَ
بِاللّٰهِ
وَهُمْ
بِالْاٰخِرَةِ
هُمْ
كَافِرُونَۙ
Yusuf: «Rabbimin bana öğrettiği bilgi ile, daha yiyeceğiniz yemek gelmeden size onu yorumlarım. Doğrusu ben, Allah’a inanmayan ve ahireti inkar eden, bir milletin dinini bırakmışımdır.[37]
قَالَ
مَا
خَطْبُكُنَّ
اِذْ
رَاوَدْتُنَّ
يُوسُفَ
عَنْ
نَفْسِه۪ۜ
قُلْنَ
حَاشَ
لِلّٰهِ
مَا
عَلِمْنَا
عَلَيْهِ
مِنْ
سُٓوءٍۜ
قَالَتِ
امْرَاَتُ
الْعَز۪يزِ
الْـٰٔنَ
حَصْحَصَ
الْحَقُّۘ
اَنَا۬
رَاوَدْتُهُ
عَنْ
نَفْسِه۪
وَاِنَّهُ
لَمِنَ
الصَّادِق۪ينَ
Hükümdar kadınlara: «Yusuf’un olmak istediğiniz zaman durumunuz neydi?» dedi. Kadınlar, «Haşa! Onun bir fenalığını görmedik» dediler. Vezirin karısı: «Şimdi gerçek ortaya çıktı; onun olmak isteyen bendim; doğrusu Yusuf doğrulardandır» dedi.[51]
قَالُوا
تَاللّٰهِ
لَقَدْ
عَلِمْتُمْ
مَا
جِئْنَا
لِنُفْسِدَ
فِي
الْاَرْضِ
وَمَا
كُنَّا
سَارِق۪ينَ
«Allah’a yemin ederiz ki memleketi ifsat etmeğe gelmediğimizi ve hırsız da olmadığımızı biliyorsunuz» dediler.[73]
وَرَفَعَ
اَبَوَيْهِ
عَلَى
الْعَرْشِ
وَخَرُّوا
لَهُ
سُجَّداًۚ
وَقَالَ
يَٓا اَبَتِ
هٰذَا
تَأْو۪يلُ
رُءْيَايَ
مِنْ
قَبْلُۘ
قَدْ
جَعَلَهَا
رَبّ۪ي
حَقاًّۜ
وَقَدْ
اَحْسَنَ
ب۪ٓي
اِذْ
اَخْرَجَن۪ي
مِنَ
السِّجْنِ
وَجَٓاءَ
بِكُمْ
مِنَ
الْبَدْوِ
مِنْ
بَعْدِ
اَنْ
نَزَغَ
الشَّيْطَانُ
بَيْن۪ي
وَبَيْنَ
اِخْوَت۪يۜ
اِنَّ
رَبّ۪ي
لَط۪يفٌ
لِمَا
يَشَٓاءُۜ
اِنَّهُ
هُوَ
الْعَل۪يمُ
الْحَك۪يمُ
Ana babasını tahtın üzerine oturttu, hepsi onun önünde (Allah’a secde edip) eğildiler. O zaman Yusuf: «Babacığım! İşte bu, vaktiyle gördüğüm rüyanın çıkışıdır; Rabbim onu gerçekleştirdi. Şeytan, benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra, beni hapisten çıkaran, sizi çölden getiren Rabbim bana pek çok iyilikte bulundu. Doğrusu Rabbim dilediğine lütufkardır, O şüphesiz bilendir, Hakim’dir» dedi.[100]
رَبِّ
قَدْ
اٰتَيْتَن۪ي
مِنَ
الْمُلْكِ
وَعَلَّمْتَن۪ي
مِنْ
تَأْو۪يلِ
الْاَحَاد۪يثِۚ
فَاطِرَ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِ
اَنْتَ
وَلِيّ۪
فِي
الدُّنْيَا
وَالْاٰخِرَةِۚ
تَوَفَّن۪ي
مُسْلِماً
وَاَلْحِقْن۪ي
بِالصَّالِح۪ينَ
«Rabbim! Bana hükümranlık verdin, rüyaların yorumunu öğrettin. Ey göklerin ve yerin yaradanı! Dünya ve ahirette işlerimi yoluna koyan sensin; benim canımı müslüman olarak al ve beni iyilere kat.»[101]
وَكَذٰلِكَ
اَنْزَلْنَاهُ
حُكْماً
عَرَبِياًّۜ
وَلَئِنِ
اتَّبَعْتَ
اَهْوَٓاءَهُمْ
بَعْدَ مَا
جَٓاءَكَ
مِنَ
الْعِلْمِۙ
مَا
لَكَ
مِنَ
اللّٰهِ
مِنْ
وَلِيٍّ
وَلَا
وَاقٍ۟
Böylece Biz Kuran’ı Arapça bir hüküm ve hikmet olarak indirdik. Sana ilim geldikten sonra onların heveslerine uyarsan, and olsun ki, Allah katında sana bir dost ve seni koruyan çıkmaz.[37]
وَيَقُولُ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
لَسْتَ
مُرْسَلاًۜ
قُلْ
كَفٰى
بِاللّٰهِ
شَه۪يداً
بَيْن۪ي
وَبَيْنَكُمْۙ
وَمَنْ
عِنْدَهُ
عِلْمُ
الْكِتَابِ
İnkar edenler: «Sen peygamber değilsin» derler; de ki: «Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah ve Kitap’ı bilenler yeter.»[43]
وَيَجْعَلُونَ
لِمَا
لَا
يَعْلَمُونَ
نَص۪يباً
مِمَّا
رَزَقْنَاهُمْۜ
تَاللّٰهِ
لَتُسْـَٔلُنَّ
عَمَّا
كُنْتُمْ
تَفْتَرُونَ
Kendilerine verdiğimiz rızıktan, onların ne olduğunu bilmeyen putlara pay ayırırlar. Allah’a and olsun ki, uydurup durduğunuz şeylerden elbette sorguya çekileceksiniz.[56]
قَالَ
لَقَدْ
عَلِمْتَ
مَٓا
اَنْزَلَ
هٰٓؤُ۬لَٓاءِ
اِلَّا
رَبُّ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِ
بَصَٓائِرَۚ
وَاِنّ۪ي
لَاَظُنُّكَ
يَا فِرْعَوْن
مَثْبُوراً
Musa da: «And olsun ki, bunları göklerin ve yerin Rabbinin açık belgeler olarak indirdiğini biliyorsun. Ey Firavun! Doğrusu senin mahvolacağını sanıyorum» demişti.[102]
قَالَ
لَهُ
مُوسٰى
هَلْ
اَتَّبِعُكَ
عَلٰٓى
اَنْ
تُعَلِّمَنِ
مِمَّا
عُلِّمْتَ
رُشْداً
Musa ona: «Sana öğretileni bana hayra götüren bir bilgi olarak öğretmen için peşinden gelebilir miyim?» dedi.[66]
يَٓا اَبَتِ
اِنّ۪ي
قَدْ
جَٓاءَن۪ي
مِنَ
الْعِلْمِ
مَا
لَمْ
يَأْتِكَ
فَاتَّبِعْن۪ٓي
اَهْدِكَ
صِرَاطاً
سَوِياًّ
«Babacığım! Doğrusu sana gelmeyen bir ilim bana geldi. Bana uy, seni doğru yola eriştireyim.»[43]
ثُمَّ
نُكِسُوا
عَلٰى
رُؤُ۫سِهِمْۚ
لَقَدْ
عَلِمْتَ
مَا
هٰٓؤُ۬لَٓاءِ
يَنْطِقُونَ
Kendi kendilerine: «Doğrusu siz haksızsınız», sonra kafalarında olan eski inançlarına dönerek: «Ey İbrahim! bunların konuşmayacağını, and olsun ki, bilirsin» dediler.[64-65]
ق۪يلَ
لَهَا
ادْخُلِي
الصَّرْحَۚ
فَلَمَّا
رَاَتْهُ
حَسِبَتْهُ
لُجَّةً
وَكَشَفَتْ
عَنْ
سَاقَيْهَاۜ
قَالَ
اِنَّهُ
صَرْحٌ
مُمَرَّدٌ
مِنْ
قَوَار۪يرَۜ
قَالَتْ
رَبِّ
اِنّ۪ي
ظَلَمْتُ
نَفْس۪ي
وَاَسْلَمْتُ
مَعَ
سُلَيْمٰنَ
لِلّٰهِ
رَبِّ
الْعَالَم۪ينَ۟
Ona: «Köşke gir» dendi; salonu görünce, onu derin bir su zannetti, eteğini çekti. Süleyman: «Doğrusu bu camdan yapılmış mücella bir salondur» dedi. Melike: «Rabbim! Şüphesiz ben kendime yazık etmişim. Süleyman’la beraber, Alemlerin Rabbi olan Allah’a teslim oldum» dedi.[44]
وَقَالَ
فِرْعَوْنُ
يَٓا اَيُّهَا
الْمَلَأُ
مَا
عَلِمْتُ
لَكُمْ
مِنْ
اِلٰهٍ
غَيْر۪يۚ
فَاَوْقِدْ
ل۪ي
يَا هَامَانُ
عَلَى
الطّ۪ينِ
فَاجْعَلْ
ل۪ي
صَرْحاً
لَعَلّ۪ٓي
اَطَّلِعُ
اِلٰٓى
اِلٰهِ
مُوسٰىۙ
وَاِنّ۪ي
لَاَظُنُّهُ
مِنَ
الْكَاذِب۪ينَ
Firavun: «Ey ileri gelenler! Sizin benden başka bir tanrınız olduğunu bilmiyorum. Ey Haman! Benim için, toprak üzerine bir ateş yak, tuğla hazırlayıp bana bir kule yap; çıkar belki Musa’nın tanrısını görürüm. Doğrusu onu yalancılardan sanıyorum» dedi.[38]
اِنَّكَ
لَا
تَهْد۪ي
مَنْ
اَحْبَبْتَ
وَلٰكِنَّ
اللّٰهَ
يَهْد۪ي
مَنْ
يَشَٓاءُۚ
وَهُوَ
اَعْلَمُ
بِالْمُهْتَد۪ينَ
Sen, sevdiğini doğru yola eriştiremezsin, ama Allah, dilediğini doğru yola eriştirir. Doğru yola girecekleri en iyi O bilir.[56]
قَالَ
اِنَّـمَٓا
اُو۫ت۪يتُهُ
عَلٰى
عِلْمٍ
عِنْد۪يۜ
اَوَلَمْ
يَعْلَمْ
اَنَّ
اللّٰهَ
قَدْ
اَهْلَكَ
مِنْ
قَبْلِه۪
مِنَ
الْقُرُونِ
مَنْ
هُوَ
اَشَدُّ
مِنْهُ
قُوَّةً
وَاَكْثَرُ
جَمْعاًۜ
وَلَا
يُسْـَٔلُ
عَنْ
ذُنُوبِهِمُ
الْمُجْرِمُونَ
Karun: «Bu servet ancak, bende mevcut bir ilimden ötürü bana verilmiştir» demişti. Allah’ın, önceleri, ondan daha güçlü ve topladığı şey daha fazla olan nice nesilleri yok ettiğini bilmez mi? Suçluların suçları kendilerinden sorulmaz.[78]
Yükleniyor...