ت م
434ayette
549kez geçiyor
71/114surede
1farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %50 · Medenî %50
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Kalem 22
2. inen sure
En çok geçtiği sure
Bakara
71 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| كُنْتُمْ | Zamir | فَعَلْتُمْ | Oldunuz | 549 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Oldunuz 184
Gördünüz mü? 21
Döndünüz 12
Söylediniz 9
Kaldınız 8
Korktunuz 7
Ve oldunuz 7
İstediniz 6
İnandınız 6
Güvendiniz 6
İddia ettiniz 6
Örttünüz 6
Bildiniz 5
(Size) verildi 5
Diğer 180 anlam
Hemen oldunuz 5
Güç yetirdiniz 5
Zannettiniz 5
Edindiniz 4
Kazandınız 4
Harcadınız 4
Boşadınız 4
Karşılaştınız 4
Sözleştiniz 4
Gönderildiniz 4
Yalanladınız 3
Hesap ettiniz 3
İrade ettiniz 3
Verdiniz 3
Değilsiniz 3
Öldünüz 3
Bıraktınız 3
Girdiniz 3
Seyahat ettiniz 3
Yemin ettiniz 3
Yaptınız 3
Zulmettiniz 2
Edindiniz mi? 2
Gerçekleştirdiniz 2
Farz kıldınız 2
Umulursunuz 2
Tevbe ettiniz 2
Sıkıntıya düştünüz 2
Yıldınız 2
Öldürüldünüz 2
Ve verdiniz 2
Faydalanmak istediniz 2
Birbirinize dokundunuz 2
Şükrettiniz 2
Ve inandınız 2
Kestiniz 2
Şüphelendiniz 2
Ortak ettiniz 2
olduğunuz 2
Buldunuz 2
Şaşırdınız mı? 2
Ganimet aldınız 2
Kıldınız 2
Sabrettiniz 2
Yerleştiniz 2
Unuttunuz 2
Özel konuştunuz 2
siz idiyseniz 1
idiyseniz 1
Öyleyse oldunuz 1
Öldürdünüz 1
Hemen birbirinizi suçladınız 1
Kabul ettiniz 1
Kibirlendiniz 1
Engellendiniz 1
Aktınız 1
Kaydınız 1
Teslim ettiniz 1
Çıtlattınız 1
Sakladınız 1
Adadınız 1
Birbirinize borçlandınız 1
Güvenceli alışveriş yaptınız 1
Teslim ettiniz mi? 1
Tartıştınız 1
Kabul ettiniz mi? 1
Ve aldınız 1
Örttünüz mü? 1
Ve çekiştiniz 1
Ve isyan ettiniz 1
İsabet ettiniz 1
Algıladınız 1
Savdınız 1
Birbirinizden razı oldunuz 1
Hükmettiniz 1
Çekiştiniz 1
Kendiliğinizden uydunuz 1
Size sağlık dilenildi 1
Huzur buldunuz 1
Mücadele ettiniz 1
Hırslandınız 1
İşittiniz 1
İhramdan çıktınız 1
Öğrettiniz 1
Ayakta durdunuz 1
Doğru uyguladınız 1
Ve borç verdiniz 1
Çağırdınız 1
Bağladınız 1
Devam ettiniz 1
Yolu buldunuz 1
Size cevap verildi 1
Size öğretildi 1
Zorda bırakıldınız 1
Çok istediniz 1
Kendiliğinden uydunuz 1
Acele ettiniz mi? 1
Vaatleştiniz 1
Öyleyse uyuşmadınız 1
Ve öyleyse çekiştiniz 1
Aldınız 1
Kıldınız mı? 1
Döndürdünüz 1
Servet biriktirdiniz 1
Yığışıp kaldınız 1
Razı mı oldunuz? 1
Ve daldınız 1
Razı oldunuz 1
Biatlaştınız 1
Getirdiniz 1
Biçtiniz 1
Önceden yaptınız 1
Geri kaldınız 1
Hemen kuvvetlice cevap verdiniz 1
Alıkoydunuz 1
Misilleme yaptınız 1
Size misilleme yapıldı 1
İyi davrandınız 1
iyilik etmiş olursunuz 1
Kötülük yaptınız 1
Geri döndünüz 1
Ölçtünüz 1
İlgilenmediniz 1
Güvende oldunuz mu? 1
Öyleyse harcamazdınız 1
Geldiniz 1
Hemen caydınız 1
Fitnelendiniz 1
Şımartıldınız 1
İtaat ettiniz 1
Hesap ettiniz mi? 1
Kendinizi kaptırdınız 1
Size taşıtıldı 1
Malik oldunuz 1
Saptırdınız 1
yakaladığınız 1
yakalıyorsunuz 1
Yalanladınız mı? 1
Şey nedir? 1
Cevap verdiniz 1
Yanıldınız 1
Firar ettiniz 1
Evlendiniz 1
Çağrıldınız 1
Yediniz 1
Didik didik edildiniz 1
Kattınız 1
Anıldınız 1
Hoş oldunuz 1
Kesintiye uğradınız 1
Şahit oldunuz 1
Uyuşmadınız 1
Seviyelendiniz 1
Hemen kibirlendiniz 1
Ve örttünüz 1
Ve kibirlendiniz 1
Giderdiniz 1
Ve faydalanmak istediniz 1
Acele istediniz 1
Ve zannettiniz 1
Ayrıldınız 1
Öyleyse sıkıntıya düştünüz 1
İnşa ettiniz 1
Fitnelediniz 1
Ve beklediniz 1
Ve şüphelendiniz 1
Kaygılandınız mı? 1
Sürdünüz 1
Çıkarıldınız 1
Sizinle vuruşuldu 1
Çıktınız 1
Gizlediniz 1
Açığa çıkardınız 1
Düşman oldunuz 1
Hemen misilleme yaptınız 1
Zorlukla karşılaştınız 1
Güvendiniz mi? 1
Geçmişte yaptınız 1
Ziyaret ettiniz 1
sizin kulluk ettiğiniz 1
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
+ ك و ن ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır
239 ayet
وَاَتِمُّوا
الْحَجَّ
وَالْعُمْرَةَ
لِلّٰهِۜ
فَاِنْ
اُحْصِرْتُمْ
فَمَا
اسْتَيْسَرَ
مِنَ
الْهَدْيِۚ
وَلَا
تَحْلِقُوا
رُؤُ۫سَكُمْ
حَتّٰى
يَبْلُغَ
الْهَدْيُ
مَحِلَّهُۜ
فَمَنْ
كَانَ
مِنْكُمْ
مَر۪يضاً
اَوْ
بِه۪ٓ
اَذًى
مِنْ
رَأْسِه۪
فَفِدْيَةٌ
مِنْ
صِيَامٍ
اَوْ
صَدَقَةٍ
اَوْ
نُسُكٍۚ
فَاِذَٓا
اَمِنْتُمْ۠
فَمَنْ
تَمَتَّعَ
بِالْعُمْرَةِ
اِلَى
الْحَجِّ
فَمَا
اسْتَيْسَرَ
مِنَ
الْهَدْيِۚ
فَمَنْ
لَمْ
يَجِدْ
فَصِيَامُ
ثَلٰثَةِ
اَيَّامٍ
فِي
الْحَجِّ
وَسَبْعَةٍ
اِذَا
رَجَعْتُمْۜ
تِلْكَ
عَشَرَةٌ
كَامِلَةٌۜ
ذٰلِكَ
لِمَنْ
لَمْ
يَكُنْ
اَهْلُهُ
حَاضِرِي
الْمَسْجِدِ
الْحَرَامِۜ
وَاتَّقُوا
اللّٰهَ
وَاعْلَمُٓوا
اَنَّ
اللّٰهَ
شَد۪يدُ
الْعِقَابِ۟
Başladığınız hac ve umreyi Allah için tamamlayın. Alıkonursanız, kolayınıza gelen bir kurban gönderin. Kurban, yerine ulaşıncaya kadar, başlarınızı tıraş etmeyin. İçinizde hasta olan veya başından rahatsız bulunan varsa fidye olarak ya oruç tutması, ya sadaka vermesi ya da kurban kesmesi gerekir. Güven içinde olursanız, hacca kadar umreden faydalanabilen kimseye kolayına gelen bir kurban kesmek, bulamayana, hac esnasında üç gün ve döndüğünüzde yedi gün, ki o tam on gündür oruç tutmak gerekir. Bu, ailesi Mescidi Haram’da oturmayan kimseler içindir. Allah’tan sakının ve Allah’ın cezasının şiddetli olacağını bilin.[196]
لَيْسَ
عَلَيْكُمْ
جُنَاحٌ
اَنْ
تَبْتَغُوا
فَضْلاً
مِنْ
رَبِّكُمْۜ
فَاِذَٓا
اَفَضْتُمْ
مِنْ
عَرَفَاتٍ
فَاذْكُرُوا
اللّٰهَ
عِنْدَ
الْمَشْعَرِ
الْحَرَامِۖ
وَاذْكُرُوهُ
كَمَا
هَدٰيكُمْۚ
وَاِنْ
كُنْتُمْ
مِنْ
قَبْلِه۪
لَمِنَ
الضَّٓالّ۪ينَ
Rabbiniz’den refah istemenizde bir engel yoktur. Arafat’tan indiğinizde, Allah’ı Meşari Haram’da anın; O’nu, size gösterdiği şekilde zikredin. Nitekim siz önceleri hiç şüphesiz sapıklardandınız.[198]
وَاِذَا
طَلَّقْتُمُ
النِّسَٓاءَ
فَبَلَغْنَ
اَجَلَهُنَّ
فَلَا
تَعْضُلُوهُنَّ
اَنْ
يَنْكِحْنَ
اَزْوَاجَهُنَّ
اِذَا
تَرَاضَوْا
بَيْنَهُمْ
بِالْمَعْرُوفِۜ
ذٰلِكَ
يُوعَظُ
بِه۪
مَنْ
كَانَ
مِنْكُمْ
يُؤْمِنُ
بِاللّٰهِ
وَالْيَوْمِ
الْاٰخِرِۜ
ذٰلِكُمْ
اَزْكٰى
لَكُمْ
وَاَطْهَرُۜ
وَاللّٰهُ
يَعْلَمُ
وَاَنْتُمْ
لَا
تَعْلَمُونَ
Kadınları boşadığınızda, müddetleri sona ermişse, kocaları ile birbirleriyle güzellikle anlaşmışlarsa evlenmelerine engel olmayın. İçinizden Allah’a ve ahiret gününe inanan kimse bundan ibret alır. Bu sizin için daha nezih ve daha paktır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.[232]
فَاِنْ
خِفْتُمْ
فَرِجَـالاً
اَوْ
رُكْبَـاناًۚ
فَاِذَٓا
اَمِنْتُمْ
فَاذْكُرُوا
اللّٰهَ
كَمَا
عَلَّمَكُمْ
مَا
لَمْ
تَكُونُوا
تَعْلَمُونَ
Eğer korkarsanız, yaya yahut binekte iken kılın, güvene erişince, bilmediklerinizi öğrettiği gibi Allah’ı anın.[239]
وَقَالَ
لَهُمْ
نَبِيُّهُمْ
اِنَّ
اٰيَةَ
مُلْكِه۪ٓ
اَنْ
يَأْتِيَكُمُ
التَّابُوتُ
ف۪يهِ
سَك۪ينَةٌ
مِنْ
رَبِّكُمْ
وَبَقِيَّةٌ
مِمَّا
تَرَكَ
اٰلُ
مُوسٰى
وَاٰلُ
هٰرُونَ
تَحْمِلُهُ
الْمَلٰٓئِكَةُۜ
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَاٰيَةً
لَكُمْ
اِنْ
كُنْتُمْ
مُؤْمِن۪ينَ۟
Peygamberleri onlara, «Onun hükümdarlığının alameti, size sandığın gelmesidir, onda Rabbinizden gelen gönül rahatlığı ve Musa ailesinin ve Harun ailesinin bıraktıklarından kalanlar var; onu melekler taşır, eğer inanmışsanız bunda sizin için delil vardır» dedi.[248]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
اتَّقُوا
اللّٰهَ
وَذَرُوا
مَا
بَـقِيَ
مِنَ
الرِّبٰٓوا
اِنْ
كُنْتُمْ
مُؤْمِن۪ينَ
Ey İnananlar! Allah’tan sakının, inanmışsanız, faizden arta kalmış hesabdan vazgeçin.[278]
وَاِنْ
كَانَ
ذُو
عُسْرَةٍ
فَنَظِرَةٌ
اِلٰى
مَيْسَرَةٍۜ
وَاَنْ
تَصَدَّقُوا
خَيْرٌ
لَكُمْ
اِنْ
كُنْتُمْ
تَعْلَمُونَ
Borçlu darda ise, eli genişleyinceye kadar ona mühlet verin. Bilmiş olsanız borcu bağışlamanız sizin için daha hayırlıdır.[280]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓوا
اِذَا
تَدَايَنْتُمْ
بِدَيْنٍ
اِلٰٓى
اَجَلٍ
مُسَمًّى
فَاكْتُبُوهُۜ
وَلْيَكْتُبْ
بَيْنَكُمْ
كَاتِبٌ
بِالْعَدْلِۖ
وَلَا
يَأْبَ
كَاتِبٌ
اَنْ
يَكْتُبَ
كَمَا
عَلَّمَهُ
اللّٰهُ
فَلْيَكْتُبْۚ
وَلْيُمْلِلِ
الَّذ۪ي
عَلَيْهِ
الْحَقُّ
وَلْيَتَّقِ
اللّٰهَ
رَبَّهُ
وَلَا
يَبْخَسْ
مِنْهُ
شَيْـٔاًۜ
فَاِنْ
كَانَ
الَّذ۪ي
عَلَيْهِ
الْحَقُّ
سَف۪يهاً
اَوْ
ضَع۪يفاً
اَوْ
لَا
يَسْتَط۪يعُ
اَنْ
يُمِلَّ
هُوَ
فَلْيُمْلِلْ
وَلِيُّهُ
بِالْعَدْلِۜ
وَاسْتَشْهِدُوا
شَه۪يدَيْنِ
مِنْ
رِجَالِكُمْۚ
فَاِنْ
لَمْ
يَكُونَا
رَجُلَيْنِ
فَرَجُلٌ
وَامْرَاَتَانِ
مِمَّنْ
تَرْضَوْنَ
مِنَ
الشُّهَدَٓاءِ
اَنْ
تَضِلَّ
اِحْدٰيهُمَا
فَتُذَكِّرَ
اِحْدٰيهُمَا
الْاُخْرٰىۜ
وَلَا
يَأْبَ
الشُّهَدَٓاءُ
اِذَا
مَا
دُعُواۜ
وَلَا
تَسْـَٔمُٓوا
اَنْ
تَكْتُبُوهُ
صَغ۪يراً
اَوْ
كَب۪يراً
اِلٰٓى
اَجَلِه۪ۜ
ذٰلِكُمْ
اَقْسَطُ
عِنْدَ
اللّٰهِ
وَاَقْوَمُ
لِلشَّهَادَةِ
وَاَدْنٰٓى
اَلَّا
تَرْتَابُٓوا
اِلَّٓا
اَنْ
تَكُونَ
تِجَارَةً
حَاضِرَةً
تُد۪يرُونَهَا
بَيْنَكُمْ
فَلَيْسَ
عَلَيْكُمْ
جُنَاحٌ
اَلَّا
تَكْتُبُوهَاۜ
وَاَشْهِدُٓوا
اِذَا
تَبَايَعْتُمْۖ
وَلَا
يُضَٓارَّ
كَاتِبٌ
وَلَا
شَه۪يدٌۜ
وَاِنْ
تَفْعَلُوا
فَاِنَّهُ
فُسُوقٌ
بِكُمْۜ
وَاتَّقُوا
اللّٰهَۜ
وَيُعَلِّمُكُمُ
اللّٰهُۜ
وَاللّٰهُ
بِكُلِّ
شَيْءٍ
عَل۪يمٌ
Ey İnananlar! Birbirinize belirli bir süre için borçlandığınız zaman onu yazınız. İçinizden bir katip doğru olarak yazsın; katip onu Allah’ın kendisine öğrettiği gibi yazmaktan çekinmesin, yazsın. Borçlu olan da yazdırsın, Rabbi olan Allah’tan sakınsın, ondan bir şey eksiltmesin. Eğer borçlu, aptal veya aciz, ya da yazdıramıyacak durumda ise, velisi, doğru olarak yazdırsın. Erkeklerinizden iki şahid tutun; eğer iki erkek bulunmazsa, şahidlerden razı olacağınız bir erkek, biri unuttuğunda diğeri ona hatırlatacak iki kadın olabilir. Şahidler çağırıldıklarında çekinmesinler. Borç büyük veya küçük olsun, onu süresiyle beraber yazmaya üşenmeyin; bu, Allah katında en doğru, şahidlik için en sağlam ve şüphelenmenizden en uzak olandır. Ancak aranızdaki alışveriş peşin olursa, onu yazmamanızda size bir sorumluluk yoktur. Alışveriş yaptığınızda şahid tutun. Katibe de şahide de zarar verilmesin; eğer zarar verirseniz, o zaman doğru yoldan çıkmış olursunuz. Allah’tan sakının, Allah size öğretiyor; Allah her şeyi bilir.[282]
وَاِنْ
كُنْتُمْ
عَلٰى
سَفَرٍ
وَلَمْ
تَجِدُوا
كَاتِباً
فَرِهَانٌ
مَقْبُوضَةٌۜ
فَاِنْ
اَمِنَ
بَعْضُكُمْ
بَعْضاً
فَلْيُؤَدِّ
الَّذِي
اؤْتُمِنَ
اَمَانَتَهُ
وَلْيَتَّقِ
اللّٰهَ
رَبَّهُۜ
وَلَا
تَكْتُمُوا
الشَّهَادَةَۜ
وَمَنْ
يَكْتُمْهَا
فَاِنَّهُٓ
اٰثِمٌ
قَلْبُهُۜ
وَاللّٰهُ
بِمَا
تَعْمَلُونَ
عَل۪يمٌ۟
Eğer yolculukta olup katip bulamazsanız alınan rehin yeter. Şayet birbirinize güvenirseniz, güvenilen kimse borcunu ödesin. Rabbi olan Allah’tan sakınsın. Şahidliği gizlemeyin, onu kim gizlerse şüphesiz kalbi günah işlemiş olur. Allah işlediklerinizi bilir.[283]
قُلْ
اِنْ
كُنْتُمْ
تُحِبُّونَ
اللّٰهَ
فَاتَّبِعُون۪ي
يُحْبِبْكُمُ
اللّٰهُ
وَيَغْفِرْ
لَكُمْ
ذُنُوبَكُمْۜ
وَاللّٰهُ
غَفُورٌ
رَح۪يمٌ
De ki: «Allah’ı seviyorsanız bana uyun. Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah affeder ve merhamet eder».[31]
وَرَسُولاً
اِلٰى
بَن۪ٓي
اِسْرَٓائ۪لَ
اَنّ۪ي
قَدْ
جِئْتُكُمْ
بِاٰيَةٍ
مِنْ
رَبِّكُمْۙ
اَنّ۪ٓي
اَخْلُقُ
لَكُمْ
مِنَ
الطّ۪ينِ
كَهَيْـَٔةِ
الطَّيْرِ
فَاَنْفُخُ
ف۪يهِ
فَيَكُونُ
طَيْراً
بِاِذْنِ
اللّٰهِۚ
وَاُبْرِئُ
الْاَكْمَهَ
وَالْاَبْرَصَ
وَاُحْـيِ
الْمَوْتٰى
بِاِذْنِ
اللّٰهِۚ
وَاُنَبِّئُكُمْ
بِمَا
تَأْكُلُونَ
وَمَا
تَدَّخِرُونَۙ
ف۪ي
بُيُوتِكُمْۜ
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَاٰيَةً
لَكُمْ
اِنْ
كُنْتُمْ
مُؤْمِن۪ينَۚ
Ona Kitabı, hikmeti, Tevrat’ı ve İncil’i öğretecek, İsrailoğullarına şöyle diyen bir peygamber kılacak: «Ben size Rabbinizden bir ayet getirdim. Ben size çamurdan kuş gibi bir şey yapıp ona üfleyeceğim, Allah’ın izniyle, hemen kuş olacaktır; anadan doğma körleri, alacalıları iyi edeceğim; Allah’ın izniyle, ölüleri dirilteceğim; yediklerinizi ve evlerinizde sakladıklarınızı da size haber vereceğim. İnanmışsanız bunda size delil vardır».[48-49]
اِذْ
قَالَ
اللّٰهُ
يَا ع۪يسٰٓى
اِنّ۪ي
مُتَوَفّ۪يكَ
وَرَافِعُكَ
اِلَيَّ
وَمُطَهِّرُكَ
مِنَ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
وَجَاعِلُ
الَّذ۪ينَ
اتَّبَعُوكَ
فَوْقَ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُٓوا
اِلٰى
يَوْمِ
الْقِيٰمَةِۚ
ثُمَّ
اِلَيَّ
مَرْجِعُكُمْ
فَاَحْكُمُ
بَيْنَكُمْ
ف۪يمَا
كُنْتُمْ
ف۪يهِ
تَخْتَلِفُونَ
Allah demişti ki: «Ey İsa! Ben seni eceline yetireceğim, seni kendime yükselteceğim, inkar edenlerden seni tertemiz ayıracağım; sana uyanları, kıyamet gününe kadar, inkar edenlerin üstünde tutacağım. Sonra dönüşünüz Banadır. Ayrılığa düştüğünüz hususlarda aranızda hükmedeceğim. İnkar edenleri de dünya ve ahirette şiddetli azaba uğratacağım. Onların hiç yardımcıları olmayacaktır.»[55-56]
مَا
كَانَ
لِبَشَرٍ
اَنْ
يُؤْتِيَهُ
اللّٰهُ
الْكِتَابَ
وَالْحُكْمَ
وَالنُّبُوَّةَ
ثُمَّ
يَقُولَ
لِلنَّاسِ
كُونُوا
عِبَاداً
ل۪ي
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
وَلٰكِنْ
كُونُوا
رَبَّانِيّ۪نَ
بِمَا
كُنْتُمْ
تُعَلِّمُونَ
الْكِتَابَ
وَبِمَا
كُنْتُمْ
تَدْرُسُونَۙ
Allah’ın kendisine Kitap’ı, hükmü, peygamberliği verdiği insanoğluna: «Allah’ı bırakıp bana kulluk edin» demek yaraşmaz, fakat: «Kitabı öğrettiğinize, okuduğunuza göre Rabb’e kul olun» demek yaraşır.[79]
كُلُّ
الطَّعَامِ
كَانَ
حِلاًّ
لِبَن۪ٓي
اِسْرَٓائ۪لَ
اِلَّا
مَا
حَرَّمَ
اِسْرَٓائ۪لُ
عَلٰى
نَفْسِه۪
مِنْ
قَبْلِ
اَنْ
تُنَزَّلَ
التَّوْرٰيةُۜ
قُلْ
فَأْتُوا
بِالتَّوْرٰيةِ
فَاتْلُوهَٓا
اِنْ
كُنْتُمْ
صَادِق۪ينَ
Tevrat’ın indirilmesinden önce İsrail’in kendisine haram ettiğinden başka bütün yiyecekler İsrailoğullarına helal idi. De ki: «Doğru sözlü iseniz Tevrat’ı getirip okuyun».[93]
وَاعْتَصِمُوا
بِحَبْلِ
اللّٰهِ
جَم۪يعاً
وَلَا
تَفَرَّقُواۖ
وَاذْكُرُوا
نِعْمَتَ
اللّٰهِ
عَلَيْكُمْ
اِذْ
كُنْتُمْ
اَعْدَٓاءً
فَاَلَّفَ
بَيْنَ
قُلُوبِكُمْ
فَاَصْبَحْتُمْ
بِنِعْمَتِه۪ٓ
اِخْوَاناًۚ
وَكُنْتُمْ
عَلٰى
شَفَا
حُفْرَةٍ
مِنَ
النَّارِ
فَاَنْقَذَكُمْ
مِنْهَاۜ
كَذٰلِكَ
يُبَيِّنُ
اللّٰهُ
لَكُمْ
اٰيَاتِه۪
لَعَلَّكُمْ
تَهْتَدُونَ
Toptan Allah’ın ipine sarılın, ayrılmayın. Allah’ın size olan nimetini anın: Düşmandınız, kalblerinizin arasını uzlaştırdı da onun nimeti sayesinde kardeş oldunuz. Bir ateş çukurunun kenarında idiniz, sizi oradan kurtardı. Allah, doğru yola erişesiniz diye size böylece ayetlerini açıklar.[103]
يَوْمَ
تَبْيَضُّ
وُجُوهٌ
وَتَسْوَدُّ
وُجُوهٌۚ
فَاَمَّا
الَّذ۪ينَ
اسْوَدَّتْ
وُجُوهُهُمْ۠
اَكَفَرْتُمْ
بَعْدَ
ا۪يمَانِكُمْ
فَذُوقُوا
الْعَذَابَ
بِمَا
كُنْتُمْ
تَكْفُرُونَ
Kendilerine belgeler geldikten sonra ayrılan ve ayrılığa düşenler gibi olmayın. Bir takım yüzlerin ağaracağı ve bir takım yüzlerin kararacağı günde büyük azab onlaradır. Yüzleri kararanlara: «İnanmanızdan sonra inkar eder misiniz? İnkar etmenizden dolayı tadın azabı» denecektir.[105-106]
كُنْتُمْ
خَيْرَ
اُمَّةٍ
اُخْرِجَتْ
لِلنَّاسِ
تَأْمُرُونَ
بِالْمَعْرُوفِ
وَتَنْهَوْنَ
عَنِ
الْمُنْكَرِ
وَتُؤْمِنُونَ
بِاللّٰهِۜ
وَلَوْ
اٰمَنَ
اَهْلُ
الْكِتَابِ
لَكَانَ
خَيْراً
لَهُمْۜ
مِنْهُمُ
الْمُؤْمِنُونَ
وَاَكْثَرُهُمُ
الْفَاسِقُونَ
Siz, insanlar için ortaya çıkarılan, doğruluğu emreden, fenalıktan alıkoyan, Allah’a inanan hayırlı bir ümmetsiniz. Kitap ehli inanmış olsalardı, kendileri için daha hayırlı olurdu; içlerinde inananlar olmakla beraber, çoğu yoldan çıkmıştır.[110]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
لَا
تَتَّخِذُوا
بِطَانَةً
مِنْ
دُونِكُمْ
لَا
يَأْلُونَكُمْ
خَبَالاًۜ
وَدُّوا
مَا
عَنِتُّمْۚ
قَدْ
بَدَتِ
الْبَغْضَٓاءُ
مِنْ
اَفْوَاهِهِمْۚ
وَمَا
تُخْف۪ي
صُدُورُهُمْ
اَكْـبَرُۜ
قَدْ
بَيَّنَّا
لَكُمُ
الْاٰيَاتِ
اِنْ
كُنْتُمْ
تَعْقِلُونَ
Ey İnananlar! Sizden olmayanı sırdaş edinmeyin, onlar sizi şaşırtmaktan geri durmazlar, sıkıntıya düşmenizi isterler. Onların öfkesi ağızlarından taşmaktadır, kalblerinin gizlediği ise daha büyüktür. Eğer aklediyorsanız, şüphesiz size ayetleri açıkladık.[118]
وَلَا
تَهِنُوا
وَلَا
تَحْزَنُوا
وَاَنْتُمُ
الْاَعْلَوْنَ
اِنْ
كُنْتُمْ
مُؤْمِن۪ينَ
Gevşemeyin, üzülmeyin, inanmışsanız, mutlaka siz en üstünsünüzdür.[139]
وَلَقَدْ
كُنْتُمْ
تَمَنَّوْنَ
الْمَوْتَ
مِنْ
قَبْلِ
اَنْ
تَلْقَوْهُۖ
فَقَدْ
رَاَيْتُمُوهُ
وَاَنْتُمْ
تَنْظُرُونَ۟
And olsun ki, ölümle karşılaşmadan önce onu temenni ediyordunuz; işte onu gözlerinizle bakarak gördünüz.[143]
Yükleniyor...