أ ر ض
440ayette
461kez geçiyor
80/114surede
1farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %74 · Medenî %26
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Müzzemmil 14
3. inen sure
En çok geçtiği sure
Bakara
24 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| الْاَرْضِ | İsim | الْفَعْلِ | Yer | 461 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
+ س م و ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır
224 ayet
تُسَبِّحُ
لَهُ
السَّمٰوَاتُ
السَّبْعُ
وَالْاَرْضُ
وَمَنْ
ف۪يهِنَّۜ
وَاِنْ
مِنْ
شَيْءٍ
اِلَّا
يُسَبِّحُ
بِحَمْدِه۪
وَلٰكِنْ
لَا
تَفْقَهُونَ
تَسْب۪يحَهُمْۜ
اِنَّهُ
كَانَ
حَل۪يماً
غَفُوراً
Yedi gök, yer ve bunlarda bulunanlar O’nu tesbih eder; O’nu hamd ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur; fakat siz onların tesbihlerini anlamazsınız. Doğrusu O Halim olandır, Bağışlayan’dır.[44]
وَرَبُّكَ
اَعْلَمُ
بِمَنْ
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِۜ
وَلَقَدْ
فَضَّلْنَا
بَعْضَ
النَّبِيّ۪نَ
عَلٰى
بَعْضٍ
وَاٰتَيْنَا
دَاوُ۫دَ
زَبُوراً
Göklerde ve yerde olan kimseleri Rabbin daha iyi bilir. And olsun ki peygamberleri birbirinden üstün kılmış ve Davud’a Zebur vermişizdir.[55]
قُلْ
لَوْ
كَانَ
فِي
الْاَرْضِ
مَلٰٓئِكَةٌ
يَمْشُونَ
مُطْمَئِنّ۪ينَ
لَنَزَّلْنَا
عَلَيْهِمْ
مِنَ
السَّمَٓاءِ
مَلَكاً
رَسُولاً
De ki: «Yeryüzünde yerleşip dolaşanlar melek olsalardı, biz de onlara gökten peygamber olarak bir melek gönderirdik.»[95]
اَوَلَمْ
يَرَوْا
اَنَّ
اللّٰهَ
الَّذ۪ي
خَلَقَ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضَ
قَادِرٌ
عَلٰٓى
اَنْ
يَخْلُقَ
مِثْلَهُمْ
وَجَعَلَ
لَهُمْ
اَجَلاً
لَا
رَيْبَ
ف۪يهِۜ
فَاَبَى
الظَّالِمُونَ
اِلَّا
كُفُوراً
Gökleri ve yeri yaratan Allah’ın, onların benzerlerini de tekrar yaratmaya Kadir olduğunu görmezler mi? Onlar için şüphe götürmeyen bir süre tayin etmiştir. Öyleyken, zalimler, inkarcılıkta hala direnirler.[99]
قَالَ
لَقَدْ
عَلِمْتَ
مَٓا
اَنْزَلَ
هٰٓؤُ۬لَٓاءِ
اِلَّا
رَبُّ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِ
بَصَٓائِرَۚ
وَاِنّ۪ي
لَاَظُنُّكَ
يَا فِرْعَوْن
مَثْبُوراً
Musa da: «And olsun ki, bunları göklerin ve yerin Rabbinin açık belgeler olarak indirdiğini biliyorsun. Ey Firavun! Doğrusu senin mahvolacağını sanıyorum» demişti.[102]
وَرَبَطْنَا
عَلٰى
قُلُوبِهِمْ
اِذْ
قَامُوا
فَقَالُوا
رَبُّنَا
رَبُّ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِ
لَنْ
نَدْعُوَ۬ا
مِنْ
دُونِه۪ٓ
اِلٰهاً
لَقَدْ
قُلْـنَٓا
اِذاً
شَطَطاً
Onların olayını sana Biz gerçek olarak anlatıyoruz: Onlar Rablerine inanmış birkaç gençti. Onların hidayetlerini artırmış ve kalblerini pekiştirmiştik. Durup, şöyle demişlerdi: «Rabbimiz göklerin ve yerin Rabbidir, O’nu bırakıp başka bir tanrıya yalvarmayız, yoksa and olsun ki, batıl söz söylemiş oluruz. Şu bizim milletimiz, Allah’ı bırakıp O’ndan başka tanrılar edindiler. Onların gerçek olduğuna apaçık delil getirmeleri gerekmez mi? Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalim kimdir?»[13-15]
قُلِ
اللّٰهُ
اَعْلَمُ
بِمَا
لَبِثُواۚ
لَهُ
غَيْبُ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِۜ
اَبْصِرْ
بِه۪
وَاَسْمِـعْۜ
مَا
لَهُمْ
مِنْ
دُونِه۪
مِنْ
وَلِيٍّۘ
وَلَا
يُشْرِكُ
ف۪ي
حُكْمِه۪ٓ
اَحَداً
De ki: «Onların ne kadar kaldıklarını en iyi Allah bilir. Göklerin ve yerin gaybı O’na aittir. O, ne mükemmel görendir! O ne mükemmel işitendir! İnsanların O’ndan başka dostu yoktur. O, hiç kimseyi hükümranlığa ortak kılmaz.»[26]
وَاضْرِبْ
لَهُمْ
مَثَلَ
الْحَيٰوةِ
الدُّنْيَا
كَمَٓاءٍ
اَنْزَلْنَاهُ
مِنَ
السَّمَٓاءِ
فَاخْتَلَطَ
بِه۪
نَبَاتُ
الْاَرْضِ
فَاَصْبَحَ
هَش۪يماً
تَذْرُوهُ
الرِّيَاحُۜ
وَكَانَ
اللّٰهُ
عَلٰى
كُلِّ
شَيْءٍ
مُقْتَدِراً
Onlara, dünya hayatı misalinin tıpkı şöyle olduğunu anlat: Gökten indirdiğimiz su ile yeryüzünde yetişen bitkiler birbirine karışır, ama sonunda rüzgarın savuracağı çerçöpe döner. Allah her şeyin üstünde bir kudrete sahip olandır.[45]
مَٓا
اَشْهَدْتُهُمْ
خَلْقَ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِ
وَلَا
خَلْقَ
اَنْفُسِهِمْۖ
وَمَا
كُنْتُ
مُتَّخِذَ
الْمُضِلّ۪ينَ
عَضُداً
Oysa Ben onları ne göklerin ve yerin yaratılmasında ve ne de kendilerinin yaratılmasında hazır bulundurdum. Saptıranları hiçbir işte asla yardımcı da edinmedim.[51]
رَبُّ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِ
وَمَا
بَيْنَهُمَا
فَاعْبُدْهُ
وَاصْطَبِرْ
لِعِبَادَتِه۪ۜ
هَلْ
تَعْلَمُ
لَهُ
سَمِياًّ۟
O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir. Öyleyse Ona ibadette sabırlı ol. Hiç O’na benzeyen bir şey bilir misin?[65]
تَكَادُ
السَّمٰوَاتُ
يَتَفَطَّرْنَ
مِنْهُ
وَتَنْشَقُّ
الْاَرْضُ
وَتَخِرُّ
الْجِبَالُ
هَداًّۙ
Rahman’a çocuk isnat etmelerinden ötürü neredeyse gökler parçalanacak, yer yarılacak, dağlar göçecekti.[90-91]
اِنْ
كُلُّ
مَنْ
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِ
اِلَّٓا
اٰتِي
الرَّحْمٰنِ
عَبْداًۜ
Oysa Rahman’a çocuk edinmek yaraşmaz, çünkü göklerde ve yerde olan her şey Rahman’a baş eğmiş kul olarak gelecektir.[92-93]
تَنْز۪يلاً
مِمَّنْ
خَلَقَ
الْاَرْضَ
وَالسَّمٰوَاتِ
الْعُلٰىۜ
Kuran’ı sana, sıkıntıya düşeşin diye değil, ancak Allah’tan korkanlara bir öğüt ve yeri ve yüce gökleri yaratanın katından bir Kitap olarak indirdik.[2-4]
لَهُ
مَا
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَمَا
فِي
الْاَرْضِ
وَمَا
بَيْنَهُمَا
وَمَا
تَحْتَ
الثَّرٰى
Göklerde ve yerde, her ikisi arasında ve toprağın altında bulunanlar O’nundur.[6]
اَلَّذ۪ي
جَعَلَ
لَكُمُ
الْاَرْضَ
مَهْداً
وَسَلَكَ
لَكُمْ
ف۪يهَا
سُبُلاً
وَاَنْزَلَ
مِنَ
السَّمَٓاءِ
مَٓاءًۜ
فَاَخْرَجْنَا
بِه۪ٓ
اَزْوَاجاً
مِنْ
نَبَاتٍ
شَتّٰى
Sizin için yeryüzünü döşeyen, yollar açan, gökten su indiren O’dur. Biz o su ile türlü türlü, çift çift bitkiler yetiştirdik.[53]
قَالَ
رَبّ۪ي
يَعْلَمُ
الْقَوْلَ
فِي
السَّمَٓاءِ
وَالْاَرْضِۘ
وَهُوَ
السَّم۪يعُ
الْعَل۪يمُ
Peygamber: «Benim Rabbim gökte ve yerde söyleneni bilir. O, işitendir, bilendir» dedi.[4]
وَمَا
خَلَقْنَا
السَّمَٓاءَ
وَالْاَرْضَ
وَمَا
بَيْنَهُمَا
لَاعِب۪ينَ
Biz gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık.[16]
وَلَهُ
مَنْ
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِۜ
وَمَنْ
عِنْدَهُ
لَا
يَسْتَكْبِرُونَ
عَنْ
عِبَادَتِه۪
وَلَا
يَسْتَحْسِرُونَۚ
Göklerde ve yerde ne varsa O’nundur. Katında olanlar O’na kulluk etmekten çekinmezler ve usanmazlar.[19]
اَوَلَمْ
يَرَ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُٓوا
اَنَّ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضَ
كَانَتَا
رَتْقاً
فَفَتَقْنَاهُمَاۜ
وَجَعَلْنَا
مِنَ
الْمَٓاءِ
كُلَّ
شَيْءٍ
حَيٍّۜ
اَفَلَا
يُؤْمِنُونَ
İnkar edenler, gökler ve yer yapışıkken onları ayırdığımızı ve bütün canlıları sudan meydana getirdiğimizi bilmezler mi? İnanmıyorlar mı?[30]
قَالَ
بَلْ
رَبُّكُمْ
رَبُّ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِ
الَّذ۪ي
فَطَرَهُنَّۘ
وَاَنَا۬
عَلٰى
ذٰلِكُمْ
مِنَ
الشَّاهِد۪ينَ
O şöyle dedi: «Hayır; Rabbiniz, göklerin ve yerin Rabbidir ki onları O yaratmıştır. Ben de buna şahidlik edenlerdenim.»[56]
Yükleniyor...