ج ي أ
262ayette
278kez geçiyor
62/114surede
10farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %75 · Medenî %25
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Fecr 22
10. inen sure
En çok geçtiği sure
A’râf
21 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| جَٓاءَ | Feale-Yefilu | فَعَلَ | Geldi | 188 |
| جَٓاءَتْهُمْ | Feale-Yefilu | فَعَلَتْهُمْ | Onlara geldi | 43 |
| جِئْنَا | Feale-Yefilu | فَعَلْنَا | Geldin | 32 |
| جِئْتُكُمْ | Feale-Yefilu | فَعَلْتُكُمْ | Size getirdim | 6 |
| فَجَٓاؤُ۫هُمْ | Feale-Yefilu | فَفَعَلُوهُمْ | Hemen onlara getirdiler | 2 |
| وَجَٓاؤُٓ۫ | Feale-Yefilu | وَفَعَلُوا | Geldiler | 2 |
| وَج۪ٓيءَ | Feale-Yefilu | وَفُعِلَ | Ve ona getirilir | 2 |
| جَٓاؤُ۫كُمْ | Feale-Yefilu | فَعَلُوكُمْ | Size geldiler | 1 |
| فَجَٓاءَهَا | Feale-Yefilu | فَفَعَلَهَا | Hemen ona geldi | 1 |
| فَاَجَٓاءَهَا | Feale-Yefilu | فَأَفْعَلَهَا | Onu getirtti | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Geldi 61
Onlara geldi 48
Size geldi 22
Getirdi 15
Ona geldi 13
Onlara getirdi 13
Sana geldi 11
Size getirdi 8
Bize geldi 7
Getirdiler 5
Sana geldiler 5
Size getirdim 4
Bize geldin mi? 4
Geldiler 4
Diğer 36 anlam
Geldin 4
Getirdik 3
Ve getirdik 3
Size geldiler 3
Sana getirdik 3
Bana geldi 3
Ona geldiler 3
Getirdin 2
Onlara getirdin 2
Bize geldiniz 2
Ve onlara geldi 2
Hemen onlara getirdiler 2
Ve ona getirilir 2
Ve geldi 2
Ve size getirdim 1
Hemen ona geldi 1
Onlara getirdik 1
Bize geldin 1
Getirdiniz 1
Bize getirdin 1
Ve ona geldi 1
Ve sana geldi 1
Geldik 1
Ve getirdi 1
Sana gelen 1
Onu getirtti 1
Geldiniz 1
Bize getirdin mi? 1
Sana getirdim 1
Ve sana getirdim 1
Öyleyse onlara geldi 1
Ve onlara getirdi 1
Ve size geldi 1
Size getirdik 1
Hemen getirdi 1
geldiği 1
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
“Geldi” ✕ Süzgeci kaldır
61 ayet
فَلَمَّا
جَٓاءَ
اَمْرُنَا
جَعَلْنَا
عَالِيَهَا
سَافِلَهَا
وَاَمْطَرْنَا
عَلَيْهَا
حِجَارَةً
مِنْ
سِجّ۪يلٍۙ
مَنْضُودٍۙ
Buyruğumuz gelince oraların altını üstüne getirdik; üzerine Rabbinin katından, işaretli olarak yığın yığın sert taş yağdırdık. Bunlar zalimlerden hiçbir zaman uzak olmayacaktır.[82-83]
وَلَمَّا
جَٓاءَ
اَمْرُنَا
نَجَّيْنَا
شُعَيْباً
وَالَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
مَعَهُ
بِرَحْمَةٍ
مِنَّا
وَاَخَذَتِ
الَّذ۪ينَ
ظَلَمُوا
الصَّيْحَةُ
فَاَصْبَحُوا
ف۪ي
دِيَارِهِمْ
جَاثِم۪ينَۙ
Buyruğumuz gelince, Şuayb’ı ve beraberindeki inananları katımızdan bir rahmet olarak kurtardık. Haksızlık yapanları bir çığlık yakaladı, oldukları yerde diz üstü çöküverdiler.[94]
وَمَا
ظَلَمْنَاهُمْ
وَلٰكِنْ
ظَلَمُٓوا
اَنْفُسَهُمْ
فَـمَٓا
اَغْنَتْ
عَنْهُمْ
اٰلِهَتُهُمُ
الَّت۪ي
يَدْعُونَ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
مِنْ
شَيْءٍ
لَمَّا
جَٓاءَ
اَمْرُ
رَبِّكَۜ
وَمَا
زَادُوهُمْ
غَيْرَ
تَتْب۪يبٍ
Onlara Biz zulmetmedik, fakat onlar kendilerine yazık ettiler. Rabbinin buyruğu gelince, Allah’ı bırakıp taptıkları tanrılar kendilerine bir fayda vermedi, kayıplarını artırmaktan başka bir şeye yaramadı.[101]
وَجَٓاءَتْ
سَيَّارَةٌ
فَاَرْسَلُوا
وَارِدَهُمْ
فَاَدْلٰى
دَلْوَهُۜ
قَالَ
يَا بُشْرٰى
هٰذَا
غُلَامٌۜ
وَاَسَرُّوهُ
بِضَاعَةًۜ
وَاللّٰهُ
عَل۪يمٌ
بِمَا
يَعْمَلُونَ
Bir kervan geldi, sucularını gönderdiler; sucu kovasını kuyuya saldı, «Müjde! İşte bir oğlan» dedi. Yusuf’u alıp onu ticari bir mal olarak sakladılar. Oysa Allah yaptıklarını bilir.[19]
وَجَٓاءَ
اِخْوَةُ
يُوسُفَ
فَدَخَلُوا
عَلَيْهِ
فَعَرَفَهُمْ
وَهُمْ
لَهُ
مُنْكِرُونَ
Yusuf’un kardeşleri gelip yanına girdiler. Kendisini tanımadıkları halde o onları tanıdı.[58]
فَلَمَّٓا
اَنْ
جَٓاءَ
الْبَش۪يرُ
اَلْقٰيهُ
عَلٰى
وَجْهِه۪
فَارْتَدَّ
بَص۪يراًۚ
قَالَ
اَلَمْ
اَقُلْ
لَكُمْ
اِنّ۪ٓي
اَعْلَمُ
مِنَ
اللّٰهِ
مَا
لَا
تَعْلَمُونَ
Müjdeci gelip, gömleği Yakub’un yüzüne bırakınca, hemen gözleri açıldı. Bunun üzerine Yakub «Ben size, Allah katından sizin bilmediğinizi biliyorum dememiş miydim?» dedi.[96]
فَلَمَّا
جَٓاءَ
اٰلَ
لُوطٍۨ
الْمُرْسَلُونَۙ
Elçiler Lut’un ailesine gelince, Lut: «Doğrusu siz tanınmayan kimselersiniz» dedi.[61-62]
وَجَٓاءَ
اَهْلُ
الْمَد۪ينَةِ
يَسْتَبْشِرُونَ
Şehir halkı, sevinerek geldiler.[67]
وَلَوْ
يُؤَاخِذُ
اللّٰهُ
النَّاسَ
بِظُلْمِهِمْ
مَا
تَرَكَ
عَلَيْهَا
مِنْ
دَٓابَّةٍ
وَلٰكِنْ
يُؤَخِّرُهُمْ
اِلٰٓى
اَجَلٍ
مُسَمًّىۚ
فَاِذَا
جَٓاءَ
اَجَلُهُمْ
لَا
يَسْتَأْخِرُونَ
سَاعَةً
وَلَا
يَسْتَقْدِمُونَ
Allah insanları haksızlıklarından ötürü yakalayacak olsaydı, yeryüzünde canlı bırakmazdı. Fakat onları belirli bir süreye kadar erteler. Süreleri dolunca onu ne bir saat geciktirebilirler ne de öne alabilirler.[61]
فَاِذَا
جَٓاءَ
وَعْدُ
اُو۫لٰيهُمَا
بَعَثْنَا
عَلَيْكُمْ
عِبَاداً
لَنَٓا
اُو۬ل۪ي
بَأْسٍ
شَد۪يدٍ
فَجَاسُوا
خِلَالَ
الدِّيَارِۜ
وَكَانَ
وَعْداً
مَفْعُولاً
«Bu ikiden birincisinin vakti gelince, üzerinize pek güçlü olan kullarımızı salacağız. Onlar memleketlerinizde her köşeyi kontrollerine alacaklar. Bu, yerine gelecek bir vaaddir.»[5]
اِنْ
اَحْسَنْتُمْ
اَحْسَنْتُمْ
لِاَنْفُسِكُمْ
وَاِنْ
اَسَأْتُمْ
فَلَهَاۜ
فَاِذَا
جَٓاءَ
وَعْدُ
الْاٰخِرَةِ
لِيَسُٓؤُ۫ا
وُجُوهَكُمْ
وَلِيَدْخُلُوا
الْمَسْجِدَ
كَمَا
دَخَلُوهُ
اَوَّلَ
مَرَّةٍ
وَلِيُتَبِّرُوا
مَا
عَلَوْا
تَتْب۪يراً
İyilik ederseniz kendinize iyilik etmiş olursunuz. Kötülük ederseniz o da kendinizedir. İki vaadden ikincisinin vakti gelince, yüzünüzü üzüntüye sokmaları, kötülük yapmaları, önceden Mescid’e girdikleri gibi girmeleri, ele geçirdikleri yerleri harap etmeleri için onları tekrar göndereceğiz.[7]
وَقُلْ
جَٓاءَ
الْحَقُّ
وَزَهَقَ
الْبَاطِلُۜ
اِنَّ
الْبَاطِلَ
كَانَ
زَهُوقاً
De ki: «Hak geldi, batıl ortadan kalkmaya mahkumdur.»[81]
وَقُلْنَا
مِنْ
بَعْدِه۪
لِبَن۪ٓي
اِسْرَٓائ۪لَ
اسْكُنُوا
الْاَرْضَ
فَاِذَا
جَٓاءَ
وَعْدُ
الْاٰخِرَةِ
جِئْنَا
بِكُمْ
لَف۪يفاًۜ
Sonra İsrailoğullarına: «Bu memlekette siz oturun, kıyamet koptuğunda hepinizi bir araya getiririz.» dedik.[104]
قَالَ
هٰذَا
رَحْمَةٌ
مِنْ
رَبّ۪يۚ
فَاِذَا
جَٓاءَ
وَعْدُ
رَبّ۪ي
جَعَلَهُ
دَكَّٓاءَۚ
وَكَانَ
وَعْدُ
رَبّ۪ي
حَقاًّۜ
Zülkarneyn: «İşte bu, Rabbimin bir rahmetidir. Rabbimin tayin ettiği zaman gelince onu yerle bir eder; Rabbimin verdiği söz gerçektir» dedi.[98]
فَاَوْحَيْنَٓا
اِلَيْهِ
اَنِ
اصْنَعِ
الْفُلْكَ
بِاَعْيُنِنَا
وَوَحْيِنَا
فَاِذَا
جَٓاءَ
اَمْرُنَا
وَفَارَ
التَّنُّورُۙ
فَاسْلُكْ
ف۪يهَا
مِنْ
كُلٍّ
زَوْجَيْنِ
اثْنَيْنِ
وَاَهْلَكَ
اِلَّا
مَنْ
سَبَقَ
عَلَيْهِ
الْقَوْلُ
مِنْهُمْۚ
وَلَا
تُخَاطِبْن۪ي
فِي
الَّذ۪ينَ
ظَلَمُواۚ
اِنَّهُمْ
مُغْرَقُونَ
Bunun üzerine ona şöyle vahyettik: «Nezaretimiz altında, sana bildirdiğimiz gibi gemiyi yap; buyruğumuz gelip tandırdan sular kaynayınca her cinsten birer çifti ve aleyhine hüküm verilmiş olanın dışında kalan çoluk çocuğunu alıp gemiye bindir. Haksızlık yapanlar için Bana baş vurma, çünkü onlar suda boğulacaklardır.»[27]
ثُمَّ
اَرْسَلْنَا
رُسُلَنَا
تَتْرَاۜ
كُلَّمَا
جَٓاءَ
اُمَّةً
رَسُولُهَا
كَذَّبُوهُ
فَاَتْبَعْنَا
بَعْضَهُمْ
بَعْضاً
وَجَعَلْنَاهُمْ
اَحَاد۪يثَۚ
فَبُعْداً
لِقَوْمٍ
لَا
يُؤْمِنُونَ
Sonra birbiri peşinden peygamberlerimizi gönderdik. Her ümmete peygamberi geldikçe onu yalancı saydılar. Onları birbiri peşinden yok edip hepsini birer efsane yaptık. İnanmayan millet, rahmetden ırak olsun![44]
حَتّٰٓى
اِذَا
جَٓاءَ
اَحَدَهُمُ
الْمَوْتُ
قَالَ
رَبِّ
ارْجِعُونِۙ
Onlardan birine ölüm gelince: «Rabbim! Beni geri çevir, belki, yapmadan bıraktığımı tamamlar, iyi iş işlerim» der. Hayır; bu söylediği sadece kendi lafıdır. Tekrar diriltilecekleri güne kadar arkalarında geriye dönmekten onları alıkoyan bir engel vardır.[99-100]
فَلَمَّا
جَٓاءَ
السَّحَرَةُ
قَالُوا
لِفِرْعَوْنَ
اَئِنَّ
لَنَا
لَاَجْراً
اِنْ
كُنَّا
نَحْنُ
الْغَالِب۪ينَ
Sihirbazlar geldiklerinde, Firavun’a; «Biz üstün gelirsek, şüphesiz bize bir ücret vardır değil mi?» dediler.[41]
فَلَمَّا
جَٓاءَ
سُلَيْمٰنَ
قَالَ
اَتُمِدُّونَنِ
بِمَالٍۘ
فَمَٓا
اٰتٰينِيَ
اللّٰهُ
خَيْرٌ
مِمَّٓا
اٰتٰيكُمْۚ
بَلْ
اَنْتُمْ
بِهَدِيَّتِكُمْ
تَفْرَحُونَ
Süleyman’a geldiklerinde: «Bana mal ile yardım etmek mi istiyorsunuz? Allah’ın bana verdiği size verdiğinden daha iyidir. Ama belki de siz hediyenizle sevinirsiniz. Onlara dön! And olsun ki, güç yetiremeyecekleri bir ordu ile gelir onları oradan alçalmış ve küçük düşmüş olarak çıkarırız» dedi.[36-37]
فَلَمَّا
جَٓاءَتْ
ق۪يلَ
اَهٰكَذَا
عَرْشُكِۜ
قَالَتْ
كَاَنَّهُ
هُوَۚ
وَاُو۫ت۪ينَا
الْعِلْمَ
مِنْ
قَبْلِهَا
وَكُنَّا
مُسْلِم۪ينَ
Melike geldiğinde «Senin tahtın böyle miydi?» denildi. O da «Sanki odur, daha önce bize bilgi verilmişti ve teslim olmuştuk» dedi.[42]
Yükleniyor...