ح ب ب

85ayette
95kez geçiyor
35/114surede
15farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %37 · Medenî %63
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla) Fecr 20 10. inen sure En çok geçtiği sure Âl-i İmrân 16 kez

Kelime ailesi

Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.

KelimeTürVezinAnlamAdet
يُحِبُّ İfal Babı يُفْعِلُ Sever 50
تُحِبُّونَ İfal Babı تُفْعِلُونَ Seversiniz 10
حُبِّه۪ İsim فُعْلِهِ Sevmek 9
حَباًّ İsim فَعْلًا Tahıl 7
حَبَّةٍ İsim فَعْلَةٍ Tahıl 5
اسْتَحَبُّوا İstifal اسْتَفْعَلُوا Hoşlandılar 3
اَحَبُّ Sıfat أَفْعَلُ Daha sevimli 2
اَحْبَبْتَ İfal Babı أَفْعَلْتَ Sevdin 2
يُحْبِبْكُمُ İfal Babı يُفْعِلْكُمُ Sizi sever 1
وَاَحِبَّٓاؤُ۬هُۜ İsim وَأَفْعِلَاؤُهُ Ve onun sevgilileri 1
اُحِبُّ İfal Babı أُفْعِلُ Severim 1
اَحَبَّ İsim أَفْعَلَ Daha sevimli 1
يَسْتَحِبُّونَ İstifal يَسْتَفْعِلُونَ Hoşlanırlar 1
مَحَبَّةً İsim مَفْعَلَةً Sevgi 1
حَبَّبَ Tef'il Babı فَعَّلَ Sevdirdi 1

Anlam yelpazesi

Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.

Diğer 10 anlam

Kavram ağı

Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.

Sure dağılımı

Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî

Vahiy sürecinde kullanım

Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.

1. inen: Alak — 0 kez 2. inen: Kalem — 0 kez 3. inen: Müzzemmil — 0 kez 4. inen: Müddessir — 0 kez 5. inen: Fâtiha — 0 kez 6. inen: Tebbet — 0 kez 7. inen: Tekvîr — 0 kez 8. inen: A’lâ — 0 kez 9. inen: Leyl — 0 kez 10. inen: Fecr — 2 kez 11. inen: Duhâ — 0 kez 12. inen: İnşirâh — 0 kez 13. inen: Asr — 0 kez 14. inen: Âdiyât — 1 kez 15. inen: Kevser — 0 kez 16. inen: Tekâsür — 0 kez 17. inen: Mâ’ûn — 0 kez 18. inen: Kâfirûn — 0 kez 19. inen: Fil — 0 kez 20. inen: Felâk — 0 kez 21. inen: Nâs — 0 kez 22. inen: İhlâs — 0 kez 23. inen: Necm — 0 kez 24. inen: Abese — 1 kez 25. inen: Kadr — 0 kez 26. inen: Şems — 0 kez 27. inen: Bürûc — 0 kez 28. inen: Tîn — 0 kez 29. inen: Kureyş — 0 kez 30. inen: Kâri’a — 0 kez 31. inen: Kıyâme — 1 kez 32. inen: Hümeze — 0 kez 33. inen: Mürselât — 0 kez 34. inen: Kâf — 1 kez 35. inen: Beled — 0 kez 36. inen: Târık — 0 kez 37. inen: Kamer — 0 kez 38. inen: Sâd — 2 kez 39. inen: A’râf — 3 kez 40. inen: Cin — 0 kez 41. inen: Yâsîn — 1 kez 42. inen: Furkân — 0 kez 43. inen: Fâtır — 0 kez 44. inen: Meryem — 0 kez 45. inen: Tâ-Hâ — 1 kez 46. inen: Vâkı’a — 0 kez 47. inen: Şu’arâ — 0 kez 48. inen: Neml — 0 kez 49. inen: Kasas — 3 kez 50. inen: İsrâ — 0 kez 51. inen: Yûnus — 0 kez 52. inen: Hûd — 0 kez 53. inen: Yûsuf — 3 kez 54. inen: Hicr — 0 kez 55. inen: En’âm — 5 kez 56. inen: Sâffât — 0 kez 57. inen: Lokman — 2 kez 58. inen: Sebe’ — 0 kez 59. inen: Zümer — 0 kez 60. inen: Mü’min — 0 kez 61. inen: Fussilet — 1 kez 62. inen: Şûrâ — 1 kez 63. inen: Zuhruf — 0 kez 64. inen: Duhân — 0 kez 65. inen: Câsiye — 0 kez 66. inen: Ahkâf — 0 kez 67. inen: Zâriyât — 0 kez 68. inen: Gâşiye — 0 kez 69. inen: Kehf — 0 kez 70. inen: Nahl — 2 kez 71. inen: Nûh — 0 kez 72. inen: İbrahim — 1 kez 73. inen: Enbiyâ — 1 kez 74. inen: Mü’minûn — 0 kez 75. inen: Secde — 0 kez 76. inen: Tûr — 0 kez 77. inen: Mülk — 0 kez 78. inen: Hâkka — 0 kez 79. inen: Me’âric — 0 kez 80. inen: Nebe’ — 1 kez 81. inen: Nâzi’ât — 0 kez 82. inen: İnfitâr — 0 kez 83. inen: İnşikâk — 0 kez 84. inen: Rûm — 1 kez 85. inen: Ankebût — 0 kez 86. inen: Mutaffifîn — 0 kez 87. inen: Bakara — 13 kez 88. inen: Enfâl — 1 kez 89. inen: Âl-i İmrân — 16 kez 90. inen: Ahzâb — 0 kez 91. inen: Mümtehine — 1 kez 92. inen: Nisâ — 3 kez 93. inen: Zilzâl — 0 kez 94. inen: Hadîd — 1 kez 95. inen: Muhammed — 0 kez 96. inen: Ra’d — 0 kez 97. inen: Rahmân — 1 kez 98. inen: İnsan — 2 kez 99. inen: Talâk — 0 kez 100. inen: Beyyine — 0 kez 101. inen: Haşr — 1 kez 102. inen: Nûr — 2 kez 103. inen: Hac — 1 kez 104. inen: Münâfikûn — 0 kez 105. inen: Mücâdele — 0 kez 106. inen: Hucurât — 3 kez 107. inen: Tahrîm — 0 kez 108. inen: Teğâbun — 0 kez 109. inen: Saff — 2 kez 110. inen: Cum’a — 0 kez 111. inen: Fetih — 0 kez 112. inen: Mâide — 8 kez 113. inen: Tevbe — 6 kez 114. inen: Nasr — 0 kez
← ilk inenson inen →

Ayetler

85 ayet

وَابْتَغِ ف۪يمَٓا اٰتٰيكَ اللّٰهُ الدَّارَ الْاٰخِرَةَ وَلَا تَنْسَ نَص۪يبَكَ مِنَ الدُّنْيَا وَاَحْسِنْ كَمَٓا اَحْسَنَ اللّٰهُ اِلَيْكَ وَلَا تَبْغِ الْفَسَادَ فِي الْاَرْضِۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ الْمُفْسِد۪ينَ
Karun, Musa’nın milletindendi; ama onlara karşı azdı. Biz ona, anahtarlarını güçlü bir topluluğun zor taşıdığı hazineler vermiştik. Milleti ona: «Böbürlenme, Allah şüphesiz ki böbürlenenleri sevmez. Allah’ın sana verdiği şeylerde, ahiret yurdunu gözet, dünyadaki payını da unutma; Allah’ın sana yaptığı iyilik gibi, sen de iyilik yap; yeryüzünde bozgunculuk isteme; doğrusu Allah bozguncuları sevmez» demişlerdi.[76-77]
لِيَجْزِيَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ مِنْ فَضْلِه۪ۜ اِنَّهُ لَا يُحِبُّ الْكَافِر۪ينَ
Çünkü Allah inanıp yararlı iş işleyenlere lütfundan karşılık verecektir. Doğrusu O, inkarcıları sevmez.[45]
يَا بُنَيَّ اِنَّـهَٓا اِنْ تَكُ مِثْقَالَ حَبَّةٍ مِنْ خَرْدَلٍ فَتَكُنْ ف۪ي صَخْرَةٍ اَوْ فِي السَّمٰوَاتِ اَوْ فِي الْاَرْضِ يَأْتِ بِهَا اللّٰهُۜ اِنَّ اللّٰهَ لَط۪يفٌ خَب۪يرٌ
Lokman: «Ey oğulcuğum! İşlediğin şey, bir hardal tanesi ağırlığınca olsa da, bir kayanın içinde veya göklerde yahut yerin derinliklerinde bulunsa, Allah onu getirip meydana kor. Doğrusu Allah Latif’tir, haberdardır».[16]
وَلَا تُصَعِّرْ خَدَّكَ لِلنَّاسِ وَلَا تَمْشِ فِي الْاَرْضِ مَرَحاًۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ كُلَّ مُخْتَالٍ فَخُورٍۚ
«İnsanları küçümseyip yüz çevirme, yeryüzünde böbürlenerek yürüme; Allah, kendini beğenip övünen hiç kimseyi şüphesiz ki sevmez.»[18]
وَاٰيَةٌ لَهُمُ الْاَرْضُ الْمَيْتَةُۚ اَحْيَيْنَاهَا وَاَخْرَجْنَا مِنْهَا حَباًّ فَمِنْهُ يَأْكُلُونَ
İşte onlara bir delil: Ölü yeri diriltir ve oradan taneler çıkarırız da ondan yerler.[33]
فَقَالَ اِنّ۪ٓي اَحْبَبْتُ حُبَّ الْخَيْرِ عَنْ ذِكْرِ رَبّ۪يۚ حَتّٰى تَوَارَتْ بِالْحِجَابِ۠
Süleyman: «Doğrusu ben bu iyi malları, Rabbimi anmayı sağladıkları için severim» demişti. Koşup, toz perdesi arkasında kayboldukları zaman: «onları bana getirin» dedi. Bacaklarını ve boyunlarını sıvazlamaya başlamıştı.[32-33]
وَاَمَّا ثَمُودُ فَهَدَيْنَاهُمْ فَاسْتَحَبُّوا الْعَمٰى عَلَى الْهُدٰى فَاَخَذَتْهُمْ صَاعِقَةُ الْعَذَابِ الْهُونِ بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَۚ
Semud milletine, doğru yolu göstermiştik, ama onlar körlüğü, doğru yolda gitmeye tercih ettiler. Kazandıklarının karşılığı olarak onları alçaltıcı azabın yıldırımı çarptı.[17]
وَجَزٰٓؤُ۬ا سَيِّئَةٍ سَيِّئَةٌ مِثْلُهَاۚ فَمَنْ عَفَا وَاَصْلَحَ فَاَجْرُهُ عَلَى اللّٰهِۜ اِنَّهُ لَا يُحِبُّ الظَّالِم۪ينَ
Bir kötülüğün karşılığı, aynı şekilde bir kötülüktür. Ama kim affeder ve barışırsa, onun ecri Allah’a aittir. Doğrusu O, zulmedenleri sevmez.[40]
وَاعْلَمُٓوا اَنَّ ف۪يكُمْ رَسُولَ اللّٰهِۜ لَوْ يُط۪يعُكُمْ ف۪ي كَث۪يرٍ مِنَ الْاَمْرِ لَعَنِتُّمْ وَلٰكِنَّ اللّٰهَ حَبَّبَ اِلَيْكُمُ الْا۪يمَانَ وَزَيَّـنَهُ ف۪ي قُلُوبِكُمْ وَكَرَّهَ اِلَيْكُمُ الْكُفْرَ وَالْفُسُوقَ وَالْعِصْيَانَۜ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الرَّاشِدُونَۙ
Bilin ki, içinizde Allah’ın Peygamberi bulunmaktadır. Eğer o, bir çok işlerde size uymuş olsaydı şüphesiz kötü duruma düşerdiniz; ama Allah size imanı sevdirmiş, onu gönüllerinize güzel göstermiş; inkarcılığı, yoldan çıkmayı ve baş kaldırmayı size iğrenç göstermiştir. İşte böyle olanlar, Allah katından bir lütuf ve nimet sayesinde doğru yolda bulunanlardır. Allah bilendir, Hakim’dir.[7-8]
وَاِنْ طَٓائِفَتَانِ مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَ اقْتَتَلُوا فَاَصْلِحُوا بَيْنَهُمَاۚ فَاِنْ بَغَتْ اِحْدٰيهُمَا عَلَى الْاُخْرٰى فَقَاتِلُوا الَّت۪ي تَبْغ۪ي حَتّٰى تَف۪ٓيءَ اِلٰٓى اَمْرِ اللّٰهِۚ فَاِنْ فَٓاءَتْ فَاَصْلِحُوا بَيْنَهُمَا بِالْعَدْلِ وَاَقْسِطُواۜ اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الْمُقْسِط۪ينَ
Eğer müminlerden iki topluluk birbirleriyle savaşırlarsa aralarını düzeltiniz; eğer biri diğeri üzerine saldırırsa, saldıranlarla Allah’ın buyruğuna dönmelerine kadar savaşınız; eğer dönerlerse aralarını adaletle bulunuz, adil davranınız, şüphesiz Allah adil davrananları sever.[9]
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اجْتَنِبُوا كَث۪يراً مِنَ الظَّنِّۚ اِنَّ بَعْضَ الظَّنِّ اِثْمٌ وَلَا تَجَسَّسُوا وَلَا يَغْتَبْ بَعْضُكُمْ بَعْضاًۜ اَيُحِبُّ اَحَدُكُمْ اَنْ يَأْكُلَ لَحْمَ اَخ۪يهِ مَيْتاً فَكَرِهْتُمُوهُۜ وَاتَّقُوا اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ تَـوَّابٌ رَح۪يمٌ
Ey inananlar! Zannın çoğundan sakının, zira zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin suçunu araştırmayın; kimse kimseyi çekiştirmesin; hangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır? Ondan tiksinirsiniz; Allah’tan sakının, şüphesiz Allah tevbeleri daima kabul edendir, acıyandır.[12]
وَنَزَّلْنَا مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً مُبَارَكاً فَاَنْبَتْنَا بِه۪ جَنَّاتٍ وَحَبَّ الْحَص۪يدِۙ
Gökten bereketli bir su indirdik, kullara rızık olmak üzere onunla bahçeler, biçilecek taneli ekinler, küme küme tomurcukları olan boylu hurma ağaçları yetiştirdik. O su ile ölü yeri dirilttik. İşte insanların diriltilmesi de böyledir.[9-11]
وَالْحَبُّ ذُو الْعَصْفِ وَالرَّيْحَانُۚ
Orada meyveler, salkımlı hurma ağaçları, kabuklu taneler, güzel kokulu otlar vardır.[11-12]
لِكَيْلَا تَأْسَوْا عَلٰى مَا فَاتَكُمْ وَلَا تَفْرَحُوا بِمَٓا اٰتٰيكُمْۜ وَاللّٰهُ لَا يُحِبُّ كُلَّ مُخْتَالٍ فَخُورٍۙ
Bu, kaybettiğinize üzülmemeniz ve Allah’ın size verdiği nimetlerle şımarmamanız içindir. Allah, kendini beğenip öğünen hiç kimseyi sevmez;[23]
وَالَّذ۪ينَ تَبَوَّؤُ الدَّارَ وَالْا۪يمَانَ مِنْ قَبْلِهِمْ يُحِبُّونَ مَنْ هَاجَرَ اِلَيْهِمْ وَلَا يَجِدُونَ ف۪ي صُدُورِهِمْ حَاجَةً مِمَّٓا اُو۫تُوا وَيُؤْثِرُونَ عَلٰٓى اَنْفُسِهِمْ وَلَوْ كَانَ بِهِمْ خَصَاصَةٌۜ وَمَنْ يُوقَ شُحَّ نَفْسِه۪ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَۚ
Daha önceden Medine’yi yurt edinmiş ve gönüllerine imanı yerleştirmiş olan kimseler, kendilerine hicret edip gelenleri severler; onlara verilenler karşısında içlerinde bir çekememezlik hissetmezler; kendileri zaruret içinde bulunsalar bile onları kendilerinden önde tutarlar. Nefsinin tamahkarlığından korunabilmiş kimseler, işte onlar saadete erenlerdir.[9]
لَا يَنْهٰيكُمُ اللّٰهُ عَنِ الَّذ۪ينَ لَمْ يُقَاتِلُوكُمْ فِي الدّ۪ينِ وَلَمْ يُخْرِجُوكُمْ مِنْ دِيَارِكُمْ اَنْ تَـبَرُّوهُمْ وَتُقْسِطُٓوا اِلَيْهِمْۜ اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الْمُقْسِط۪ينَ
Allah, din uğrunda sizinle savaşmayan, sizi yurdunuzdan çıkarmayan kimselere iyilik yapmanızı ve onlara karşı adil davranmanızı yasak kılmaz; doğrusu Allah adil olanları sever.[8]
اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الَّذ۪ينَ يُقَاتِلُونَ ف۪ي سَب۪يلِه۪ صَفاًّ كَاَنَّهُمْ بُنْيَانٌ مَرْصُوصٌ
Doğrusu Allah, kendi uğrunda, kenetlenmiş bir duvar gibi, saf halinde çarpışanları sever.[4]
وَاُخْرٰى تُحِبُّونَهَاۜ نَصْرٌ مِنَ اللّٰهِ وَفَتْحٌ قَر۪يبٌۜ وَبَشِّرِ الْمُؤْمِن۪ينَ
Bundan başka, sevdiğiniz bir şey daha: Allah katından bir yardım ve yakın bir zafer vardır. İnananlara müjde ver.[13]
كَلَّا بَلْ تُحِبُّونَ الْعَاجِلَةَۙ
Hayır, hayır! Sizler, çabuk elde edeceğiniz dünya nimetlerini seversiniz.[20]
وَيُطْعِمُونَ الطَّعَامَ عَلٰى حُبِّه۪ مِسْك۪يناً وَيَت۪يماً وَاَس۪يراً
Onlar içleri çektiği halde, yiyeceği yoksula, öksüze ve esire yedirirler.[8]
Yükleniyor...