ح ق ق
263ayette
287kez geçiyor
59/114surede
13farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %68 · Medenî %32
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Asr 3
13. inen sure
En çok geçtiği sure
Bakara
24 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| بِالْحَقِّ | İsim | بِالْفَعْلِ | Hak | 227 |
| حَقاًّ | İsim | فَعْلًا | Hak | 15 |
| حَقَّ | Feale-Yefulu | فَعَلَ | Hak oldu | 12 |
| حَقَّتْ | Feale-Yefulu | فَعَلَتْ | Hak oldu | 7 |
| اَحَقُّ | İsim | أَفْعَلُ | Layık | 5 |
| اَحَقُّ | Sıfat | أَفْعَلُ | Layık | 5 |
| وَيُحِقُّ | İfal Babı | وَيُفْعِلُ | Ve hak yapar | 4 |
| الْحَقُّۚ | Sıfat | الْفَعْلُ | Hak | 3 |
| اَلْحَٓاقَّةُۙ | İsim | الْفَاعِلَةُ | Gerçek olan | 3 |
| اسْتَحَقَّٓا | İstifal | اسْتَفْعَلَا | İkisi hak etti | 2 |
| حَـقاًّۜ | Sıfat | فَعْلًا | Hak | 2 |
| حَق۪يقٌ | İsim | فَعِيلٌ | Gerçekleştiren | 1 |
| وَيَحِقَّ | Feale-Yefulu | وَيَفْعِلَ | Ve hak olur | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
263 ayet
قُلْ
نَزَّلَهُ
رُوحُ
الْقُدُسِ
مِنْ
رَبِّكَ
بِالْحَقِّ
لِيُثَبِّتَ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
وَهُدًى
وَبُشْرٰى
لِلْمُسْلِم۪ينَ
De ki: «Kuran’ı; Ruhul Kudüs (Cebrail) Rabbinin katından, inananların inançlarını pekiştirmek, Müslümanlara doğruluk rehberi ve müjde olmak üzere gerçekle indirmiştir.»[102]
وَاِذَٓا
اَرَدْنَٓا
اَنْ
نُهْلِكَ
قَرْيَةً
اَمَرْنَا
مُتْرَف۪يهَا
فَفَسَقُوا
ف۪يهَا
فَحَقَّ
عَلَيْهَا
الْقَوْلُ
فَدَمَّرْنَاهَا
تَدْم۪يراً
Bir şehri yok etmek istediğimiz zaman, şımarık varlıklarına yola gelmelerini emrederiz, ama onlar yoldan çıkarlar. Artık o şehir yok olmayı hakeder. Biz de onu yerle bir ederiz.[16]
وَاٰتِ
ذَا
الْقُرْبٰى
حَقَّهُ
وَالْمِسْك۪ينَ
وَابْنَ
السَّب۪يلِ
وَلَا
تُبَذِّرْ
تَبْذ۪يراً
Yakınına, düşküne, yolcuya hakkını ver; elindekileri saçıp savurma.[26]
وَلَا
تَقْتُلُوا
النَّفْسَ
الَّت۪ي
حَرَّمَ
اللّٰهُ
اِلَّا
بِالْحَقِّۜ
وَمَنْ
قُتِلَ
مَظْلُوماً
فَقَدْ
جَعَلْنَا
لِوَلِيِّه۪
سُلْطَاناً
فَلَا
يُسْرِفْ
فِي
الْقَتْلِۜ
اِنَّهُ
كَانَ
مَنْصُوراً
Allah’ın haram kıldığı cana haksız yere kıymayın. Haksız yere öldürülenin velisine bir yetki tanımışızdır. Artık o da öldürmekte aşırı gitmesin. Zira kendisi ne de olsa yardım görmüştür.[33]
وَقُلْ
جَٓاءَ
الْحَقُّ
وَزَهَقَ
الْبَاطِلُۜ
اِنَّ
الْبَاطِلَ
كَانَ
زَهُوقاً
De ki: «Hak geldi, batıl ortadan kalkmaya mahkumdur.»[81]
وَبِالْحَقِّ
اَنْزَلْنَاهُ
وَبِالْحَقِّ
نَزَلَۜ
وَمَٓا
اَرْسَلْنَاكَ
اِلَّا
مُبَشِّراً
وَنَذ۪يراًۢ
Kuran’ı ancak hak olarak indirdik ve o da indiği gibi hak olarak kaldı. Seni de yalnız müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.[105]
نَحْنُ
نَقُصُّ
عَلَيْكَ
نَبَاَهُمْ
بِالْحَقِّۜ
اِنَّهُمْ
فِتْيَةٌ
اٰمَنُوا
بِرَبِّهِمْ
وَزِدْنَاهُمْ
هُدًىۗ
Onların olayını sana Biz gerçek olarak anlatıyoruz: Onlar Rablerine inanmış birkaç gençti. Onların hidayetlerini artırmış ve kalblerini pekiştirmiştik. Durup, şöyle demişlerdi: «Rabbimiz göklerin ve yerin Rabbidir, O’nu bırakıp başka bir tanrıya yalvarmayız, yoksa and olsun ki, batıl söz söylemiş oluruz. Şu bizim milletimiz, Allah’ı bırakıp O’ndan başka tanrılar edindiler. Onların gerçek olduğuna apaçık delil getirmeleri gerekmez mi? Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalim kimdir?»[13-15]
وَكَذٰلِكَ
اَعْثَرْنَا
عَلَيْهِمْ
لِيَعْلَمُٓوا
اَنَّ
وَعْدَ
اللّٰهِ
حَقٌّ
وَاَنَّ
السَّاعَةَ
لَا
رَيْبَ
ف۪يهَاۚ
اِذْ
يَتَنَازَعُونَ
بَيْنَهُمْ
اَمْرَهُمْ
فَقَالُوا
ابْنُوا
عَلَيْهِمْ
بُنْيَاناًۜ
رَبُّهُمْ
اَعْلَمُ
بِهِمْۜ
قَالَ
الَّذ۪ينَ
غَلَبُوا
عَلٰٓى
اَمْرِهِمْ
لَنَتَّخِذَنَّ
عَلَيْهِمْ
مَسْجِداً
Böylece, Allah’ın sözünün gerçek olduğunu ve kıyametin kopmasından şüphe edilemeyeceğini bilmeleri için, insanların onları bulmalarını sağladık. Nitekim halk, bunların hakkında çekişip duruyor: «Onların mağaralarının çevresine bir bina kurun» diyorlardı. Oysa, Rableri onları çok iyi bilir. Tartışmayı kazananlar: «Onların mağaralarının çevresinde mutlaka bir mescid kuracağız» dediler.[21]
وَقُلِ
الْحَقُّ
مِنْ
رَبِّكُمْ
فَمَنْ
شَٓاءَ
فَلْيُؤْمِنْ
وَمَنْ
شَٓاءَ
فَلْيَكْفُرْۙ
اِنَّٓا
اَعْتَدْنَا
لِلظَّالِم۪ينَ
نَاراًۙ
اَحَاطَ
بِهِمْ
سُرَادِقُهَاۜ
وَاِنْ
يَسْتَغ۪يثُوا
يُغَاثُوا
بِمَٓاءٍ
كَالْمُهْلِ
يَشْوِي
الْوُجُوهَۜ
بِئْسَ
الشَّرَابُۜ
وَسَٓاءَتْ
مُرْتَفَقاً
De ki: «Gerçek Rabbinizdendir.» Dileyen inansın, dileyen inkar etsin. Şüphesiz zalimler için, duvarları çepeçevre onları içine alacak bir ateş hazırlamışızdır. Onlar yardım istediklerinde, erimiş maden gibi yüzleri kavuran bir su kendilerine sunulur. Bu ne kötü bir içecek ve cehennem ne kötü bir duraktır![29]
هُنَالِكَ
الْوَلَايَةُ
لِلّٰهِ
الْحَقِّۜ
هُوَ
خَيْرٌ
ثَوَاباً
وَخَيْرٌ
عُقْباً۟
İşte burada kudret ve hakimiyet, varlığı gerçek olan Allah’ındır. Mükafatlandırma bakımından hayırlı olan da, sonuçlandırma yönünden hayırlı olan da O’dur.[44]
وَمَا
نُرْسِلُ
الْمُرْسَل۪ينَ
اِلَّا
مُبَشِّر۪ينَ
وَمُنْذِر۪ينَۚ
وَيُجَادِلُ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
بِالْبَاطِلِ
لِيُدْحِضُوا
بِهِ
الْحَقَّ
وَاتَّخَذُٓوا
اٰيَات۪ي
وَمَٓا
اُنْذِرُوا
هُزُواً
Biz peygamberleri ancak müjdeci ve uyarıcı olarak göndeririz. Oysa inkarcılar hakkı batılla ortadan kaldırmak için çekişirler. Ayetlerimizi ve kendilerine yapılan uyarmaları alaya alırlar.[56]
قَالَ
هٰذَا
رَحْمَةٌ
مِنْ
رَبّ۪يۚ
فَاِذَا
جَٓاءَ
وَعْدُ
رَبّ۪ي
جَعَلَهُ
دَكَّٓاءَۚ
وَكَانَ
وَعْدُ
رَبّ۪ي
حَقاًّۜ
Zülkarneyn: «İşte bu, Rabbimin bir rahmetidir. Rabbimin tayin ettiği zaman gelince onu yerle bir eder; Rabbimin verdiği söz gerçektir» dedi.[98]
ذٰلِكَ
ع۪يسَى
ابْنُ
مَرْيَمَۚ
قَوْلَ
الْحَقِّ
الَّذ۪ي
ف۪يهِ
يَمْتَرُونَ
İşte hakkında şüpheye düştükleri Meryem oğlu İsa gerçek söze göre budur.[34]
فَتَعَالَى
اللّٰهُ
الْمَلِكُ
الْحَقُّۚ
وَلَا
تَعْجَلْ
بِالْقُرْاٰنِ
مِنْ
قَبْلِ
اَنْ
يُقْضٰٓى
اِلَيْكَ
وَحْيُهُۘ
وَقُلْ
رَبِّ
زِدْن۪ي
عِلْماً
Gerçek hükümdar olan Allah Yüce’dir. Kuran sana vahyedilirken, vahy bitmezden önce, unutmamak için, tekrarda acele edip durma, «Rabbim! ilmimi artır» de.[114]
بَلْ
نَقْذِفُ
بِالْحَقِّ
عَلَى
الْبَاطِلِ
فَيَدْمَغُهُ
فَاِذَا
هُوَ
زَاهِقٌۜ
وَلَكُمُ
الْوَيْلُ
مِمَّا
تَصِفُونَ
Gerçeği batılın başına çarparız ve onun beynini parçalar; böylece batıl ortadan kalkar. Allah’a yakıştırdığınız vasıflardan ötürü yazıklar olsun size![18]
اَمِ
اتَّخَذُوا
مِنْ
دُونِه۪ٓ
اٰلِهَةًۜ
قُلْ
هَاتُوا
بُرْهَانَكُمْۚ
هٰذَا
ذِكْرُ
مَنْ
مَعِيَ
وَذِكْرُ
مَنْ
قَبْل۪يۜ
بَلْ
اَكْثَرُهُمْ
لَا
يَعْلَمُونَۙ
الْحَقَّ
فَهُمْ
مُعْرِضُونَ
O’nu bırakıp tanrılar mı edindiler? De ki: «Kesin delilinizi getirin. İşte benim ve ümmetimin Kitap’ı ve senden öncekilerin kitapları.» Hayır; onların çoğu gerçeği bilmez de yüz çevirirler.[24]
قَالُٓوا
اَجِئْتَنَا
بِالْحَقِّ
اَمْ
اَنْتَ
مِنَ
اللَّاعِب۪ينَ
«Sen bize gerçeği mi getirdin yoksa şaka mı ediyorsun?» dediler.[55]
وَاقْتَرَبَ
الْوَعْدُ
الْحَقُّ
فَاِذَا
هِيَ
شَاخِصَةٌ
اَبْصَارُ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُواۜ
يَا وَيْلَنَا
قَدْ
كُنَّا
ف۪ي
غَفْلَةٍ
مِنْ
هٰذَا
بَلْ
كُنَّا
ظَالِم۪ينَ
Gerçek vaad yaklaştığında, inkar edenlerin gözleri beleriverir: «Vah bize! Bundan önce gaflet içindeydik, hem de zalimdik» derler.[97]
قَالَ
رَبِّ
احْكُمْ
بِالْحَقِّۜ
وَرَبُّنَا
الرَّحْمٰنُ
الْمُسْتَعَانُ
عَلٰى
مَا
تَصِفُونَ
Peygamber: «Rabbim! Aramızda gerçekle hükmet, anlattıklarınıza karşı ancak Rahman olan Rabbimizden yardım istenir» dedi.[112]
ذٰلِكَ
بِاَنَّ
اللّٰهَ
هُوَ
الْحَقُّ
وَاَنَّهُ
يُحْـيِ
الْمَوْتٰى
وَاَنَّهُ
عَلٰى
كُلِّ
شَيْءٍ
قَد۪يرٌۙ
Bunlar, yalnız Allah’ın gerçek olduğunu, ölüleri dirilttiğini, gücünün herşeye yettiğini, şüphe götürmeyen kıyamet saatinin geleceğini, Allah’ın kabirlerde olanı dirilteceğini gösterir.[6-7]
Yükleniyor...