ح م د
65ayette
67kez geçiyor
43/114surede
7farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %76 · Medenî %24
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Fâtiha 2
5. inen sure
En çok geçtiği sure
İsrâ
4 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| الْحَمْدُ | İsim | الْفَعْلُ | Hamd | 44 |
| حَم۪يدٌ | Sıfat | الْفَعِيلُ | övgüye layık olan | 15 |
| مُحَمَّدٌ | İsmi Alem | مُفَعَّلٌ | Muhammed | 4 |
| يُحْمَدُوا | Feile-Yefalu | يُفْعَلُوا | övülmeyi | 1 |
| حَم۪يداً | Sıfat | فَعِيلًا | övgüye layıktır | 1 |
| الْحَامِدُونَ | İsim | الْفَاعِلُونَ | Hamd edenler | 1 |
| مَحْمُوداً | İsim | مَفْعُولًا | övülmüş | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
96
68
73
74
1
111
81
87
92
89
93
94
103
100
108
102
107
109
105
113
114
112
53
80
97
91
85
95
106
101
75
104
77
50
90
86
54
38
7
72
36
25
35
19
20
56
26
27
28
17
10
11
12
15
6
37
31
34
39
40
41
42
43
44
45
46
51
88
18
16
71
14
21
23
32
52
67
69
70
78
79
82
84
30
29
83
2
8
3
33
60
4
99
57
47
13
55
76
65
98
59
24
22
63
58
49
66
64
61
62
48
5
9
110
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
65 ayet
وَمِنَ
الَّيْلِ
فَـتَهَجَّدْ
بِه۪
نَافِلَةً
لَكَۗ
عَسٰٓى
اَنْ
يَبْعَثَكَ
رَبُّكَ
مَقَاماً
مَحْمُوداً
Geceleyin uyanıp, yalnız sana mahsus olarak fazladan namaz kıl. Belki de Rabbin seni övülecek makama yükseltir.[79]
وَقُلِ
الْحَمْدُ
لِلّٰهِ
الَّذ۪ي
لَمْ
يَتَّخِذْ
وَلَداً
وَلَمْ
يَكُنْ
لَهُ
شَر۪يكٌ
فِي
الْمُلْكِ
وَلَمْ
يَكُنْ
لَهُ
وَلِيٌّ
مِنَ
الذُّلِّ
وَكَبِّرْهُ
تَكْب۪يراً
De ki: «Hamd, çocuk edinmemiş olan, hükümranlığında ortağı bulunmayan, düşkün olmayıp yardımcıya da ihtiyaç göstermeyen Allah’a mahsustur.» O’nu gereği gibi büyükle.[111]
اَلْحَمْدُ
لِلّٰهِ
الَّـذ۪ٓي
اَنْزَلَ
عَلٰى
عَبْدِهِ
الْـكِتَابَ
وَلَمْ
يَجْعَلْ
لَهُ
عِـوَجا۔ًۜ
Hamd Allah’a mahsustur ki, kendi katından şiddetli bir baskını haber vermek ve yararlı iş yapan müminlere, içinde temelli kalacakları güzel bir mükafatı müjdelemek ve : «Allah çocuk edindi» diyenleri uyarmak için kuluna eğri bir taraf bırakmadığı dosdoğru Kitap’ı indirmiştir.[1-4]
فَاصْبِرْ
عَلٰى
مَا
يَقُولُونَ
وَسَبِّحْ
بِحَمْدِ
رَبِّكَ
قَبْلَ
طُلُوعِ
الشَّمْسِ
وَقَبْلَ
غُرُوبِهَاۚ
وَمِنْ
اٰنَٓائِ
الَّيْلِ
فَسَبِّـحْ
وَاَطْرَافَ
النَّهَارِ
لَعَلَّكَ
تَرْضٰى
Onların dediklerine sabret; güneşin doğmasından ve batmasından önce Rabbini hamd ile tesbih et; gece saatlerinde ve gündüzleri de tesbih et ki Rabbinin rızasına eresin.[130]
وَهُدُٓوا
اِلَى
الطَّيِّبِ
مِنَ
الْقَوْلِۗ
وَهُدُٓوا
اِلٰى
صِرَاطِ
الْحَم۪يدِ
Bu kimseler, sözün güzelini işitecek duruma ulaştırılmışlar, övülmeğe layık olan Allah’ın yoluna eriştirilmişlerdir.[24]
لَهُ
مَا
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَمَا
فِي
الْاَرْضِۜ
وَاِنَّ
اللّٰهَ
لَهُوَ
الْغَنِيُّ
الْحَم۪يدُ۟
Göklerde olanlar, yerde olanlar O’nundur. Doğrusu Allah müstağnidir, övülmeğe layık olandır.[64]
فَاِذَا
اسْتَوَيْتَ
اَنْتَ
وَمَنْ
مَعَكَ
عَلَى
الْفُلْكِ
فَقُلِ
الْحَمْدُ
لِلّٰهِ
الَّذ۪ي
نَجّٰينَا
مِنَ
الْقَوْمِ
الظَّالِم۪ينَ
Ey Nuh! Sen ve beraberindekiler gemiye yerleşince: «Bizi zalim milletten kurtaran Allah’a hamdolsun» de.[28]
وَتَوَكَّلْ
عَلَى
الْحَيِّ
الَّذ۪ي
لَا
يَمُوتُ
وَسَبِّـحْ
بِحَمْدِه۪ۜ
وَكَفٰى
بِه۪
بِذُنُوبِ
عِبَادِه۪
خَب۪يراًۚۛ
Ölümsüz, diri olan Allah’a güven, O’nu överek tesbih et. Kullarının günahlarından haberdar olarak kendisi yeter.[58]
وَلَقَدْ
اٰتَيْنَا
دَاوُ۫دَ
وَسُلَيْمٰنَ
عِلْماًۚ
وَقَالَا
الْحَمْدُ
لِلّٰهِ
الَّذ۪ي
فَضَّلَنَا
عَلٰى
كَث۪يرٍ
مِنْ
عِبَادِهِ
الْمُؤْمِن۪ينَ
And olsun ki, Davud’a ve Süleyman’a ilim verdik. İkisi «Bizi mümin kullarının çoğundan üstün kılan Allah’a hamdolsun» dediler.[15]
قُلِ
الْحَمْدُ
لِلّٰهِ
وَسَلَامٌ
عَلٰى
عِبَادِهِ
الَّذ۪ينَ
اصْطَفٰىۜ
آٰللّٰهُ
خَيْرٌ
اَمَّا
يُشْرِكُونَۜ
De ki: «Hamd Allah’a mahsustur, seçtiği kullarına selam olsun. Allah mı daha iyidir, yoksa O’na koştukları ortaklar mı?»[59]
وَقُلِ
الْحَمْدُ
لِلّٰهِ
سَيُر۪يكُمْ
اٰيَاتِه۪
فَتَعْرِفُونَهَاۜ
وَمَا
رَبُّكَ
بِغَافِلٍ
عَمَّا
تَعْمَلُونَ
De ki: «Hamd Allah’a mahsustur. O, ayetlerini size gösterecek, siz de onları bileceksiniz.» Rabbin yaptıklarınızdan habersiz değildir.[93]
وَهُوَ
اللّٰهُ
لَٓا
اِلٰهَ
اِلَّا
هُوَۜ
لَهُ
الْحَمْدُ
فِي
الْاُو۫لٰى
وَالْاٰخِرَةِۘ
وَلَهُ
الْحُكْمُ
وَاِلَيْهِ
تُرْجَعُونَ
Allah O’dur; O’ndan başka tanrı yoktur. Hamd, dünyada da ahirette de O’nun içindir; hüküm de O’nundur. Yalnız O’na döndürüleceksiniz.[70]
وَلَئِنْ
سَاَلْتَهُمْ
مَنْ
نَزَّلَ
مِنَ
السَّمَٓاءِ
مَٓاءً
فَاَحْيَا
بِهِ
الْاَرْضَ
مِنْ
بَعْدِ
مَوْتِهَا
لَيَقُولُنَّ
اللّٰهُۜ
قُلِ
الْحَمْدُ
لِلّٰهِۜ
بَلْ
اَكْثَرُهُمْ
لَا
يَعْقِلُونَ۟
And olsun ki onlara: «Gökten su indirip onunla, ölümünden sonra yeri dirilten kimdir?» diye sorarsan, şüphesiz, «Allah’tır» derler. De ki: «Övülmek Allah içindir», fakat çoğu bunu akletmezler.[63]
وَلَهُ
الْحَمْدُ
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِ
وَعَشِياًّ
وَح۪ينَ
تُظْهِرُونَ
Akşamlarken ve sabahlarken, öğle ve ikindi vaktinde Allah’ı -ki göklerde ve yerde hamd O’na mahsustur- tesbih edin, namaz kılın.[17-18]
وَلَقَدْ
اٰتَيْنَا
لُقْمٰنَ
الْحِكْمَةَ
اَنِ
اشْكُرْ
لِلّٰهِۜ
وَمَنْ
يَشْكُرْ
فَاِنَّمَا
يَشْكُرُ
لِنَفْسِه۪ۚ
وَمَنْ
كَفَرَ
فَاِنَّ
اللّٰهَ
غَنِيٌّ
حَم۪يدٌ
And olsun ki, Lokman’a, Allah’a şükretmesi için hikmet verdik. Şükreden kimse ancak kendisi için şükretmiş olur. Nankörlük eden ise, bilsin ki, Allah her şeyden müstağnidir, övülmeğe layık olandır.[12]
وَلَئِنْ
سَاَلْتَهُمْ
مَنْ
خَلَقَ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضَ
لَيَقُولُنَّ
اللّٰهُۜ
قُلِ
الْحَمْدُ
لِلّٰهِۜ
بَلْ
اَكْثَرُهُمْ
لَا
يَعْلَمُونَ
And olsun ki onlara: Gökleri ve yeri yaratan kimdir? diye sorsan, Allahtır derler. De ki: Hamd Allaha mahsustur, ama çoğu bilmezler.[25]
لِلّٰهِ
مَا
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
هُوَ
الْغَنِيُّ
الْحَم۪يدُ
Göklerde ve yerde olanlar Allah’ındır. Şüphesiz Allah müstağnidir, övülmeğe layıktır.[26]
اِنَّمَا
يُؤْمِنُ
بِاٰيَاتِنَا
الَّذ۪ينَ
اِذَا
ذُكِّرُوا
بِهَا
خَرُّوا
سُجَّداً
وَسَبَّحُوا
بِحَمْدِ
رَبِّهِمْ
وَهُمْ
لَا
يَسْتَكْبِرُونَ ۩
Ayetlerimize ancak, kendilerine hatırlatıldığı zaman secdeye kapananlar, büyüklük taslamayarak Rablerini överek yüceltenler, vücudlarını yataklardan uzak tutup korkarak ve umarak Rablerine yalvaranlar ve verdiğimiz rızıklardan sarfedenler inanır.[15-16]
مَا
كَانَ
مُحَمَّدٌ
اَبَٓا
اَحَدٍ
مِنْ
رِجَالِكُمْ
وَلٰكِنْ
رَسُولَ
اللّٰهِ
وَخَاتَمَ
النَّبِيّ۪نَۜ
وَكَانَ
اللّٰهُ
بِكُلِّ
شَيْءٍ
عَل۪يماً۟
Muhammed içinizden herhangi bir adamın babası değil, Allah’ın elçisi ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah her şeyi bilendir.[40]
اَلْحَمْدُ
لِلّٰهِ
الَّذ۪ي
لَهُ
مَا
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَمَا
فِي
الْاَرْضِ
وَلَهُ
الْحَمْدُ
فِي
الْاٰخِرَةِۜ
وَهُوَ
الْحَك۪يمُ
الْخَب۪يرُ
Hamd, göklerde olanlar ve yerde bulunanlar Kendisinin olan Allah’a mahsustur. O, Hakim’dir, her şeyden haberdardır.[1]
Yükleniyor...