خ ر ج
157ayette
182kez geçiyor
56/114surede
25farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %57 · Medenî %43
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
A’lâ 4
8. inen sure
En çok geçtiği sure
Bakara
21 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| اَخْرَجَ | İfal Babı | أَفْعَلَ | Çıkardı | 45 |
| يُخْرِجُ | İfal Babı | يُفْعِلُ | Çıkarır | 28 |
| يَخْرُجُ | Feale-Yefulu | يَفْعُلُ | Çıkar | 22 |
| وَتُخْرِجُ | İfal Babı | تُفْعَلُونَ | Çıkarılırsınız | 13 |
| خَرَجُوا | Feale-Yefulu | فَعَلُوا | Çıktılar | 12 |
| نُخْرِجُ | İfal Babı | نُفْعِلُ | Çıkarırız | 10 |
| تَخْرُجُ | Feale-Yefulu | تَفْعُلُ | Çıkar | 10 |
| فَاخْرُجْ | Feale-Yefulu | فَافْعُلْ | Sonra çık | 7 |
| اِخْرَاجُهُمْۜ | İsim | إِفْعَالُهُمْ | Onların çıkarılması | 5 |
| الْخُرُوجَ | İsim | الْفُعُولَ | Çıkmak | 5 |
| مُخْرِجٌ | İsim | مُفْعِلٌ | Çıkaran | 4 |
| اُخْرِجَتْ | İfal Babı | أُفْعِلَتْ | Çıkarıldı | 3 |
| بِخَارِج۪ينَ | İsim | بِفَاعِلِينَ | Çıkanlar | 2 |
| بِمُخْرَج۪ينَ | İsim | بِمُفْعَلِينَ | Çıkarılanlar | 2 |
| وَتَسْتَخْرِجُوا | İstifal | وَتَسْتَفْعِلُوا | Ve çıkartırsınız | 2 |
| خَرْجاً | İsim | لَكَ | Sana | 2 |
| مُخْرَجُونَۖ | İsim | مُفْعَلُونَ | Çıkarılanlar | 2 |
| بِخَارِجٍ | İsim | بِفَاعِلٍ | Çıkan | 1 |
| خَرَجُوا | Feale-Yefulu | فَعَلُوا | Çıktılar | 1 |
| اسْتَخْرَجَهَا | İstifal | اسْتَفْعَلَهَا | Onu çıkarttı | 1 |
| وَيَسْتَخْرِجَا | İstifal | وَيَسْتَفْعِلَا | Ve ikisi çıkartır | 1 |
| فَخَرَاجُ | İsim | فَفَعَالُ | Haraç | 1 |
| لَنَخْرُجَنَّ | Feale-Yefulu | لَنَفْعُلَنَّ | Kesinlikle çıkacağız | 1 |
| مَخْرَجاًۙ | İsim | مَفْعَلًا | Çıkış yeri | 1 |
| اِخْرَاجاً | İsim | إِفْعَالًا | Çıkarmak | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Çıkar 18
Çıkarlar 10
Çıkardı 8
Çıkarır 7
Çıktılar 6
Çıkardık 4
Sonra çıkardık 4
Çıkmak 4
Çıkarılanlar 4
Bizi çıkar 3
Çıkarılırsınız 3
Sizi çıkarır 3
Ve çıkarır 3
Çıkarıldılar 3
Diğer 83 anlam
Çıkaran 2
Çıktın 2
Çıkanlar 2
Çıkarmak 2
Ve çıkarırsın 2
Çıkarın 2
Çıkarırız 2
Sonra çık 2
Çık 2
Seni çıkardı 2
Çıkarsınız 2
Öyleyse çık 2
Ve çıkartırsınız 2
Çıktı 2
Çıkarılırım 2
Sizi çıkarırız 2
Haraç 2
Sizi çıkarması için 2
Ve çıkardı 2
Hemen çıkardı 1
Sonra ikisini çıkardı 1
Sonra çıkar 1
Çıkarırsınız 1
Ve çıkarırsınız 1
Onların çıkarılması 1
Ve onları çıkarın 1
Sizi çıkardılar 1
Ve çıkarmak 1
Çıkarıldık 1
Onları çıkarır 1
Onları çıkarırlar 1
Çıkarıldı 1
Ve çıkarıldılar 1
Çıkın 1
Ve onları çıkarır 1
Çıkarırsın 1
Ve çıkaran 1
Çıkan 1
Onu çıkarmanız sebebiyle 1
Onları çıkarın 1
Kesinlikle seni çıkaracağız 1
Çıkarmanız için 1
Seni çıkarırlar 1
Çıkarmak ile 1
Onu çıkardı 1
Öyleyse çıktık 1
Çıkmak için 1
Onu çıkarttı 1
Beni çıkardı 1
Çıkarman için 1
Kesinlikle sizi çıkaracağız 1
Sonra çıkardı 1
Sizi çıkardı 1
Ve çıkarırız 1
Seni çıkarmaları için 1
Ve beni çıkar 1
Çıkarılan 1
Ve ikisi çıkartır 1
Sana 1
Bizi çıkarman için 1
İkisi sizi çıkarır 1
Kesinlikle ikinizi çıkaracak 1
Kesinlikle çıkacaklar 1
Onları çıkardık 1
Ve kesinlikle onları çıkaracağız 1
Sonra çıktı 1
Sonra çıkarırız 1
Ve çıkardık 1
Çıkarılırlar 1
Çıkarsın 1
Çıkarıldınız 1
Kesinlikle çıkacağız 1
Çıkarırlar 1
Çıktınız 1
Sizi çıkarırlar 1
Ve sizi çıkardılar 1
Sizin çıkarılmanız 1
Kesinlikle çıkaracak 1
Onları çıkarmayın 1
Çıkış yeri 1
Çıkarması için 1
Ve sizi çıkarır 1
Çıkarmamız için 1
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
يخرج ✕ Süzgeci kaldır
20 ayet
ثُمَّ
قَسَتْ
قُلُوبُكُمْ
مِنْ
بَعْدِ
ذٰلِكَ
فَهِيَ
كَالْحِجَارَةِ
اَوْ
اَشَدُّ
قَسْوَةًۜ
وَاِنَّ
مِنَ
الْحِجَارَةِ
لَمَا
يَتَفَجَّرُ
مِنْهُ
الْاَنْهَارُۜ
وَاِنَّ
مِنْهَا
لَمَا
يَشَّقَّقُ
فَيَخْرُجُ
مِنْهُ
الْمَٓاءُۜ
وَاِنَّ
مِنْهَا
لَمَا
يَهْبِطُ
مِنْ
خَشْيَةِ
اللّٰهِۜ
وَمَا
اللّٰهُ
بِغَافِلٍ
عَمَّا
تَعْمَلُونَ
Sonra kalbleriniz yine katılaştı, taş gibi, hatta daha da katı oldu. Nitekim taşlar arasında kendisinden ırmaklar fışkıran vardır; yarılıp su çıkan vardır; Allah korkusundan yuvarlananlar vardır. Allah yaptıklarınızı bilmez değildir.[74]
وَمَنْ
يُهَاجِرْ
ف۪ي
سَب۪يلِ
اللّٰهِ
يَجِدْ
فِي
الْاَرْضِ
مُرَاغَماً
كَث۪يراً
وَسَعَةًۜ
وَمَنْ
يَخْرُجْ
مِنْ
بَيْتِه۪
مُهَاجِراً
اِلَى
اللّٰهِ
وَرَسُولِه۪
ثُمَّ
يُدْرِكْهُ
الْمَوْتُ
فَقَدْ
وَقَعَ
اَجْرُهُ
عَلَى
اللّٰهِۜ
وَكَانَ
اللّٰهُ
غَفُوراً
رَح۪يماً۟
Allah yolunda hicret eden kişi, yeryüzünde çok bereketli yer ve genişlik bulur. Evinden, Allah’a ve Peygamberine hicret ederek çıkan kimseye ölüm gelirse, onun ecrini vermek Allah’a düşer. Allah bağışlar ve merhamet eder.[100]
قَالُوا
يَا مُوسٰٓى
اِنَّ
ف۪يهَا
قَوْماً
جَبَّار۪ينَۗ
وَاِنَّا
لَنْ
نَدْخُلَهَا
حَتّٰى
يَخْرُجُوا
مِنْهَاۚ
فَاِنْ
يَخْرُجُوا
مِنْهَا
فَاِنَّا
دَاخِلُونَ
«Ey Musa! Orada zorba bir millet vardır, onlar oradan çıkmadıkça biz oraya girmeyeceğiz, eğer çıkarlarsa, biz de gireriz» demişlerdi.[22]
يُر۪يدُونَ
اَنْ
يَخْرُجُوا
مِنَ
النَّارِ
وَمَا
هُمْ
بِخَارِج۪ينَ
مِنْهَاۘ
وَلَهُمْ
عَذَابٌ
مُق۪يمٌ
Ateşten çıkmak isterler, çıkamazlar. Onlara sürekli azab vardır.[37]
وَالْبَلَدُ
الطَّيِّبُ
يَخْرُجُ
نَبَاتُهُ
بِاِذْنِ
رَبِّه۪ۚ
وَالَّذ۪ي
خَبُثَ
لَا
يَخْرُجُ
اِلَّا
نَكِداًۜ
كَذٰلِكَ
نُصَرِّفُ
الْاٰيَاتِ
لِقَوْمٍ
يَشْكُرُونَ۟
İyi toprak Rabbinin izniyle bitki verir, çorak toprak kavruk bitki çıkarır. Şükredecek millet için böylece ayetleri yerli yerince açıklarız.[58]
ثُمَّ
كُل۪ي
مِنْ
كُلِّ
الثَّمَرَاتِ
فَاسْلُك۪ي
سُبُلَ
رَبِّكِ
ذُلُلاًۜ
يَخْرُجُ
مِنْ
بُطُونِهَا
شَرَابٌ
مُخْتَلِفٌ
اَلْوَانُهُ
ف۪يهِ
شِفَٓاءٌ
لِلنَّاسِۜ
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَاٰيَةً
لِقَوْمٍ
يَتَفَكَّرُونَ
Rabbin bal arısına: «Dağlarda, ağaçlarda ve hazırlanmış kovanlarda yuva edin; sonra her çeşit üründen ye; sonra da Rabbinin işlemen için gösterdiği yollardan yürü» diye öğretti. Karınlarından insanlara şifa olan çeşitli renklerde bal çıkar. Düşünen bir millet için bunda ibret vardır.[68-69]
كُلَّمَٓا
اَرَادُٓوا
اَنْ
يَخْرُجُوا
مِنْهَا
مِنْ
غَمٍّ
اُع۪يدُوا
ف۪يهَا
وَذُوقُوا
عَذَابَ
الْحَر۪يقِ۟
Orada, uğradıkları gamdan ne zaman çıkmak isteseler her defasında oraya geri çevrilirler: «Yakıcı azabı tadın» denir.[22]
اَلَمْ
تَرَ
اَنَّ
اللّٰهَ
يُزْج۪ي
سَحَاباً
ثُمَّ
يُؤَلِّفُ
بَيْنَهُ
ثُمَّ
يَجْعَلُهُ
رُكَاماً
فَتَرَى
الْوَدْقَ
يَخْرُجُ
مِنْ
خِلَالِه۪ۚ
وَيُنَزِّلُ
مِنَ
السَّمَٓاءِ
مِنْ
جِبَالٍ
ف۪يهَا
مِنْ
بَرَدٍ
فَيُص۪يبُ
بِه۪
مَنْ
يَشَٓاءُ
وَيَصْرِفُهُ
عَنْ
مَنْ
يَشَٓاءُۜ
يَكَادُ
سَنَا
بَرْقِه۪
يَذْهَبُ
بِالْاَبْصَارِۜ
Bilmez misiniz ki, Allah bulutları sürer, sonra onları bir araya getirir; üstüste yığar, sen de onların arasından yağmur yağdığını görürsün. Gökten içinde dolu bulunan dağlar gibi bulutlar indirir, dilediğini ona uğratır, dilediğinden de uzak tutar. Bu bulutların şimşeğinin parıltısı nerdeyse gözleri alır![43]
وَاَقْسَمُوا
بِاللّٰهِ
جَهْدَ
اَيْمَانِهِمْ
لَئِنْ
اَمَرْتَهُمْ
لَيَخْرُجُنَّۜ
قُلْ
لَا
تُقْسِمُواۚ
طَاعَةٌ
مَعْرُوفَةٌۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
خَب۪يرٌ
بِمَا
تَعْمَلُونَ
Eğer kendilerine emredersen, o iki yüzlüler, savaşa çıkacaklarına bütün güçleriyle yemin ederler. De ki: «Yemin etmeyin; itaatiniz malumdur. Allah yaptıklarınızdan şüphesiz haberdardır.»[53]
اَللّٰهُ
الَّذ۪ي
يُرْسِلُ
الرِّيَاحَ
فَتُث۪يرُ
سَحَاباً
فَيَبْسُطُهُ
فِي
السَّمَٓاءِ
كَيْفَ
يَشَٓاءُ
وَيَجْعَلُهُ
كِسَفاً
فَتَرَى
الْوَدْقَ
يَخْرُجُ
مِنْ
خِلَالِه۪ۚ
فَاِذَٓا
اَصَابَ
بِه۪
مَنْ
يَشَٓاءُ
مِنْ
عِبَادِه۪ٓ
اِذَا
هُمْ
يَسْتَبْشِرُونَ
Rüzgarları gönderip bulutları yürüten, onları gökte dilediği gibi yayan ve küme küme yığan Allah’tır. Artık sen de aralarından yağmurun çıktığını görürsün. Allah’ın kullarından dilediğine verdiği yağmurla, daha önceden kendilerine yağmur indirilmesinden ümidlerini kesmiş oldukları için onlar seviniverirler.[48-49]
وَاَمَّا
الَّذ۪ينَ
فَسَقُوا
فَمَأْوٰيهُمُ
النَّارُۜ
كُلَّمَٓا
اَرَادُٓوا
اَنْ
يَخْرُجُوا
مِنْهَٓا
اُع۪يدُوا
ف۪يهَا
وَق۪يلَ
لَهُمْ
ذُوقُوا
عَذَابَ
النَّارِ
الَّذ۪ي
كُنْتُمْ
بِه۪
تُكَذِّبُونَ
Ama yoldan çıkanların, işte onların varacağı yer ateştir. Oradan çıkmak isteyişlerinin her defasında geri çevrilirler ve onlara: «Yalanlayıp, durduğunuz ateşin azabını tadın» denir.[20]
يَعْلَمُ
مَا
يَلِجُ
فِي
الْاَرْضِ
وَمَا
يَخْرُجُ
مِنْهَا
وَمَا
يَنْزِلُ
مِنَ
السَّمَٓاءِ
وَمَا
يَعْرُجُ
ف۪يهَاۜ
وَهُوَ
الرَّح۪يمُ
الْغَفُورُ
Yere gireni ve oradan çıkanı, gökten ineni ve oraya yükseleni bilir. O, merhametlidir, mağfiret sahibidir.[2]
خُشَّعاً
اَبْصَارُهُمْ
يَخْرُجُونَ
مِنَ
الْاَجْدَاثِ
كَاَنَّهُمْ
جَرَادٌ
مُنْتَشِرٌۙ
Gözleri dalgın dalgın, çekirgeler gibi yayılmış, o çağırana koşarak kabirlerden çıkarlar. İnkarcılar: «Bu, zorlu bir gündür» derler.[7-8]
يَخْرُجُ
مِنْهُمَا
اللُّؤْلُؤُ۬
وَالْمَرْجَانُۚ
Bu iki denizden de inci ve mercan çıkar.[22]
هُوَ
الَّذ۪ي
خَلَقَ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضَ
ف۪ي
سِتَّةِ
اَيَّامٍ
ثُمَّ
اسْتَوٰى
عَلَى
الْعَرْشِۜ
يَعْلَمُ
مَا
يَلِجُ
فِي
الْاَرْضِ
وَمَا
يَخْرُجُ
مِنْهَا
وَمَا
يَنْزِلُ
مِنَ
السَّمَٓاءِ
وَمَا
يَعْرُجُ
ف۪يهَاۜ
وَهُوَ
مَعَكُمْ
اَيْنَ
مَا
كُنْتُمْۜ
وَاللّٰهُ
بِمَا
تَعْمَلُونَ
بَص۪يرٌ
Gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra arşa hükmeden, yere gireni ve ondan çıkanı, gökten ineni ve oraya yükseleni bilen O’dur. Nerede olursanız olun, O, sizinle beraberdir. Allah yaptıklarınızı görür.[4]
هُوَ
الَّـذ۪ٓي
اَخْرَجَ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
مِنْ
اَهْلِ
الْكِتَابِ
مِنْ
دِيَارِهِمْ
لِاَوَّلِ
الْحَشْرِۜ
مَا
ظَنَنْتُمْ
اَنْ
يَخْرُجُوا
وَظَنُّٓوا
اَنَّهُمْ
مَانِعَتُهُمْ
حُصُونُهُمْ
مِنَ
اللّٰهِ
فَاَتٰيهُمُ
اللّٰهُ
مِنْ
حَيْثُ
لَمْ
يَحْتَسِبُوا
وَقَذَفَ
ف۪ي
قُلُوبِهِمُ
الرُّعْبَ
يُخْرِبُونَ
بُيُوتَهُمْ
بِاَيْد۪يهِمْ
وَاَيْدِي
الْمُؤْمِن۪ينَ
فَاعْتَبِرُوا
يَٓا اُو۬لِي
الْاَبْصَارِ
Kitap ehlinden inkarcı olanları ilk sürgünde yurtlarından çıkaran O’dur. Oysa ey inananlar! Çıkacaklarını sanmamıştınız, onlar da, kalelerinin kendilerini Allah’tan koruyacağını sanmışlardı. Ama Allah’ın azabı onlara beklemedikleri yerden geldi, kalblerine korku saldı; evlerini kendi elleriyle ve inananların elleriyle yıkıyorlardı. Ey akıl sahipleri! Ders alın.[2]
لَئِنْ
اُخْرِجُوا
لَا
يَخْرُجُونَ
مَعَهُمْۚ
وَلَئِنْ
قُوتِلُوا
لَا
يَنْصُرُونَهُمْۚ
وَلَئِنْ
نَصَرُوهُمْ
لَيُوَلُّنَّ
الْاَدْبَارَ۠
ثُمَّ
لَا
يُنْصَرُونَ
Onlar çıkarılmış olsalar, and olsun ki, onlarla beraber çıkmazlar; savaşa tutuşmuş olsalar, and olsun ki, onlara yardıma koşmazlar; onlara yardıma gitseler, mutlaka geri dönüp kaçarlar, sonra yardım da görmezler.[12]
يَٓا اَيُّهَا
النَّبِيُّ
اِذَا
طَلَّقْتُمُ
النِّسَٓاءَ
فَطَلِّقُوهُنَّ
لِعِدَّتِهِنَّ
وَاَحْصُوا
الْعِدَّةَۚ
وَاتَّقُوا
اللّٰهَ
رَبَّكُمْۚ
لَا
تُخْرِجُوهُنَّ
مِنْ
بُيُوتِهِنَّ
وَلَا
يَخْرُجْنَ
اِلَّٓا
اَنْ
يَأْت۪ينَ
بِفَاحِشَةٍ
مُبَيِّنَةٍۜ
وَتِلْكَ
حُدُودُ
اللّٰهِۜ
وَمَنْ
يَتَعَدَّ
حُدُودَ
اللّٰهِ
فَقَدْ
ظَلَمَ
نَفْسَهُۜ
لَا
تَدْر۪ي
لَعَلَّ
اللّٰهَ
يُحْدِثُ
بَعْدَ
ذٰلِكَ
اَمْراً
Ey Peygamber! Kadınları boşayacağınızda, onları, iddetlerini gözeterek boşayın ve iddeti sayın; Rabbiniz olan Allah’tan sakının; onları, apaçık bir hayasızlık yapmaları hali bir yana evlerinden çıkarmayın, onlar da çıkmasınlar. Bunlar, Allah’ın sınırlarıdır. Allah’ın sınırlarını kim aşarsa, şüphesiz, kendine yazık etmiş olur. Bilmezsin, olur ki, Allah bunun ardından bir hal meydana getirir.[1]
يَوْمَ
يَخْرُجُونَ
مِنَ
الْاَجْدَاثِ
سِرَاعاً
كَاَنَّهُمْ
اِلٰى
نُصُبٍ
يُوفِضُونَۙ
Kabirlerden çabuk çabuk çıkacakları gün, gözleri dönmüş, yüzlerini zillet bürümüş olarak sanki dikili taşlara doğru koşarlar. İşte bu, onlara söz verilmiş olan gündür.[43-44]
يَخْرُجُ
مِنْ
بَيْنِ
الصُّلْبِ
وَالتَّرَٓائِبِۜ
O, erkek ve kadının beli ile kaburga kemikleri arasından atılagelen bir sudan yaratılmıştır.[6-7]
Yükleniyor...