د ع و

182ayette
212kez geçiyor
55/114surede
34farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %81 · Medenî %19
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla) Alak 17 1. inen sure En çok geçtiği sure Mü’min 18 kez

Kelime ailesi

Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.

KelimeTürVezinAnlamAdet
يَدْعُونَ Feale-Yefulu يَفْعُلُونَ Çağırırlar 36
تَدْعُونَ Feale-Yefulu تَفْعُلُونَ Çağırırsınız 36
ادْعُوا Feale-Yefulu افْعُلُوا Çağırın 32
الدُّعَٓاءَ İsim الْفُعَالَ Çağırmak 14
دَعَا Feale-Yefulu فَعَلَ Çağırdı 11
دَعَوُا Feale-Yefulu فَعَلُوا Çağırdılar 11
يَدْعُوكُمْ Feale-Yefulu يَفْعُلُكُمْ Sizi çağırır 7
يَدْعُوا Feale-Yefulu يَفْعُلُ Çağırır 7
تَدْعُونَٓا Feale-Yefulu تَفْعُلُنَا Bizi çağırırsın 6
دَعَوْتُهُمْ Feale-Yefulu فَعَلْتُهُمْ Onları çağırdım 5
دَعْوَةَ İsim فَعْلَةَ Çağırmak 4
نَدْعُوا Feale-Yefulu نَفْعُلُ Çağırırız 4
دَعْوٰيهُمْ İsim فَعْلَاهُمْ Onların çağrışması 4
اَدْعُوا Feale-Yefulu أَفْعُلُ Çağırırım 4
الدَّاعِ İsim الْفَاعِلِ Çağıran 3
نَدْعُ Feale-Yefulu نَفْعُلْ Çağırırız 3
دَاعِيَ İsim فَاعِلَ Çağıran 3
دَعْوَتُكُمَا İsim فَعْلَتُكُمَا İkinizin çağırması 2
بِدُعَٓائِكَ İsim بِفُعَالِكَ Senin çağırman sebebiyle 2
دُع۪يتُمْ Feale-Yefulu فُعِلْتُمْ Çağrıldınız 2
اَدْعُوكُمْ Feale-Yefulu أَفْعُلُكُمْ Sizi çağırırım 2
تَدَّعُونَۜ İftial Babı تَفْتَعِلُونَ Arzularsınız 2
دَعَوَا Feale-Yefulu فَعَلَا İkisi çağırdı 1
بِدُعَٓاءِ İsim بِفُعَالِ Çağırma sebebiyle 1
دُعَٓاؤُ۬كُمْۚ İsim فُعَالُكُمْ Sizin çağırmanız 1
اَدْعِيَٓاءَكُمْ İsim أَفْعِلَاءَكُمْ Sizin evlatlıklarınız 1
اَدْعِيَٓائِهِمْ İsim إِذَا Onların evlatlıkları 1
وَدَاعِياً İsim وَفَاعِلًا Ve çağıran 1
يَدَّعُونَۚ İftial Babı يَفْتَعِلُونَ Arzularlar 1
دُعٰٓـؤُا İsim فُعَالُ Çağırmak 1
تُدْعٰٓى Feale-Yefulu تُفْعَلُ Çağrılır 1
نَدْعُوهُۜ Feale-Yefulu نَفْعُلُهُ Onu çağırırız 1
يُدْعٰٓى Feale-Yefulu يُفْعَلَ Çağrılır 1
دُعَٓاء۪ٓي İsim فُعَالِي Benim çağırmam 1

Anlam yelpazesi

Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.

Diğer 73 anlam
Çağırma 4 Çağrıldılar 3 Çağırırım 3 Çağrılırlar 2 Ve onu çağırın 2 Sizi çağırdı 2 Bizi çağırdı 2 Bizi çağırırsın 2 Hemen onları çağırdılar 2 Onları çağırırsın 2 Ve çağır 2 Çağırmayın 2 Sizin çağırmanız 2 İsterler 2 Sizi çağırırım 2 Beni çağırırsınız 2 Arzularsınız 2 Çağrılır 2 Onları çağırdım 2 Hemen çağır 1 Beni çağırdı 1 Onları çağır 1 Onu çağırırsınız 1 Çağırır mıyız? 1 Onu çağırırlar 1 çağırmakta 1 Onu çağırın 1 İkisi çağırdı 1 Onları çağırmanız 1 Öyleyse onları çağırın 1 Bizi çağırır 1 İkinizin çağırması 1 Beni çağırırlar 1 Bizi çağırırsınız 1 Sizi çağırdım 1 Çağırmam 1 Senin çağırman 1 İster 1 Onun istemesi 1 Senin çağırman sebebiyle 1 Ve çağırırım 1 Çağırma sebebiyle 1 Ve bizi çağırırlar 1 Çağırmak gibi 1 Onu çağırdı 1 Seni çağırır 1 Onları çağırır 1 Sizin evlatlıklarınız 1 Onları çağırın 1 Onların evlatlıkları 1 Ve çağıran 1 Çağrıldınız 1 Arzularlar 1 Çağırır mısınız? 1 Çağrılırsınız 1 Çağrıldı 1 Ve çağırsın 1 Ve beni çağırırsınız 1 Öyleyse çağırın 1 Beni çağırın 1 Hemen onu çağırın 1 Onların çağırması 1 Ve çağırmayın 1 çağrılıyorsunuz 1 Yakında çağrılacaksınız 1 Onu çağırırız 1 Hemen çağırdı 1 Ve çağrılırlar 1 Çağırdım 1 Benim çağırmam 1 Onu çağırır 1 Çağırsın 1 Yakında çağıracağız 1

Kavram ağı

Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.

Sure dağılımı

Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî

Vahiy sürecinde kullanım

Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.

1. inen: Alak — 2 kez 2. inen: Kalem — 2 kez 3. inen: Müzzemmil — 0 kez 4. inen: Müddessir — 0 kez 5. inen: Fâtiha — 0 kez 6. inen: Tebbet — 0 kez 7. inen: Tekvîr — 0 kez 8. inen: A’lâ — 0 kez 9. inen: Leyl — 0 kez 10. inen: Fecr — 0 kez 11. inen: Duhâ — 0 kez 12. inen: İnşirâh — 0 kez 13. inen: Asr — 0 kez 14. inen: Âdiyât — 0 kez 15. inen: Kevser — 0 kez 16. inen: Tekâsür — 0 kez 17. inen: Mâ’ûn — 0 kez 18. inen: Kâfirûn — 0 kez 19. inen: Fil — 0 kez 20. inen: Felâk — 0 kez 21. inen: Nâs — 0 kez 22. inen: İhlâs — 0 kez 23. inen: Necm — 0 kez 24. inen: Abese — 0 kez 25. inen: Kadr — 0 kez 26. inen: Şems — 0 kez 27. inen: Bürûc — 0 kez 28. inen: Tîn — 0 kez 29. inen: Kureyş — 0 kez 30. inen: Kâri’a — 0 kez 31. inen: Kıyâme — 0 kez 32. inen: Hümeze — 0 kez 33. inen: Mürselât — 0 kez 34. inen: Kâf — 0 kez 35. inen: Beled — 0 kez 36. inen: Târık — 0 kez 37. inen: Kamer — 4 kez 38. inen: Sâd — 1 kez 39. inen: A’râf — 15 kez 40. inen: Cin — 3 kez 41. inen: Yâsîn — 1 kez 42. inen: Furkân — 5 kez 43. inen: Fâtır — 6 kez 44. inen: Meryem — 5 kez 45. inen: Tâ-Hâ — 1 kez 46. inen: Vâkı’a — 0 kez 47. inen: Şu’arâ — 2 kez 48. inen: Neml — 2 kez 49. inen: Kasas — 6 kez 50. inen: İsrâ — 10 kez 51. inen: Yûnus — 10 kez 52. inen: Hûd — 3 kez 53. inen: Yûsuf — 2 kez 54. inen: Hicr — 0 kez 55. inen: En’âm — 9 kez 56. inen: Sâffât — 1 kez 57. inen: Lokman — 3 kez 58. inen: Sebe’ — 1 kez 59. inen: Zümer — 4 kez 60. inen: Mü’min — 18 kez 61. inen: Fussilet — 6 kez 62. inen: Şûrâ — 2 kez 63. inen: Zuhruf — 2 kez 64. inen: Duhân — 2 kez 65. inen: Câsiye — 1 kez 66. inen: Ahkâf — 5 kez 67. inen: Zâriyât — 0 kez 68. inen: Gâşiye — 0 kez 69. inen: Kehf — 4 kez 70. inen: Nahl — 3 kez 71. inen: Nûh — 4 kez 72. inen: İbrahim — 6 kez 73. inen: Enbiyâ — 3 kez 74. inen: Mü’minûn — 2 kez 75. inen: Secde — 1 kez 76. inen: Tûr — 1 kez 77. inen: Mülk — 1 kez 78. inen: Hâkka — 0 kez 79. inen: Me’âric — 1 kez 80. inen: Nebe’ — 0 kez 81. inen: Nâzi’ât — 0 kez 82. inen: İnfitâr — 0 kez 83. inen: İnşikâk — 1 kez 84. inen: Rûm — 4 kez 85. inen: Ankebût — 2 kez 86. inen: Mutaffifîn — 0 kez 87. inen: Bakara — 13 kez 88. inen: Enfâl — 1 kez 89. inen: Âl-i İmrân — 6 kez 90. inen: Ahzâb — 5 kez 91. inen: Mümtehine — 0 kez 92. inen: Nisâ — 2 kez 93. inen: Zilzâl — 0 kez 94. inen: Hadîd — 1 kez 95. inen: Muhammed — 2 kez 96. inen: Ra’d — 4 kez 97. inen: Rahmân — 0 kez 98. inen: İnsan — 0 kez 99. inen: Talâk — 0 kez 100. inen: Beyyine — 0 kez 101. inen: Haşr — 0 kez 102. inen: Nûr — 4 kez 103. inen: Hac — 5 kez 104. inen: Münâfikûn — 0 kez 105. inen: Mücâdele — 0 kez 106. inen: Hucurât — 0 kez 107. inen: Tahrîm — 0 kez 108. inen: Teğâbun — 0 kez 109. inen: Saff — 1 kez 110. inen: Cum’a — 0 kez 111. inen: Fetih — 1 kez 112. inen: Mâide — 0 kez 113. inen: Tevbe — 0 kez 114. inen: Nasr — 0 kez
← ilk inenson inen →

Ayetler

+ ق و ل ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır

63 ayet

مَا جَعَلَ اللّٰهُ لِرَجُلٍ مِنْ قَلْبَيْنِ ف۪ي جَوْفِه۪ۚ وَمَا جَعَلَ اَزْوَاجَكُمُ الّٰٓئ۪ تُظَاهِرُونَ مِنْهُنَّ اُمَّهَاتِكُمْۚ وَمَا جَعَلَ اَدْعِيَٓاءَكُمْ اَبْنَٓاءَكُمْۜ ذٰلِكُمْ قَوْلُكُمْ بِاَفْوَاهِكُمْۜ وَاللّٰهُ يَقُولُ الْحَقَّ وَهُوَ يَهْدِي السَّب۪يلَ
Allah insanın içine iki kalp koymamıştır. Allah, zıhar yapmanız suretiyle eşlerinizi, anneleriniz gibi yaratmamıştır; evlatlıklarınızı da öz oğullarınız gibi saymanızı meşru kılmamıştır. Bunlar sizin dillerinize doladığınız boş sözlerdir. Allah gerçeği söylemektedir, doğru yola O eriştirir.[4]
وَاِذْ تَقُولُ لِلَّـذ۪ٓي اَنْعَمَ اللّٰهُ عَلَيْهِ وَاَنْعَمْتَ عَلَيْهِ اَمْسِكْ عَلَيْكَ زَوْجَكَ وَاتَّقِ اللّٰهَ وَتُخْف۪ي ف۪ي نَفْسِكَ مَا اللّٰهُ مُبْد۪يهِ وَتَخْشَى النَّاسَۚ وَاللّٰهُ اَحَقُّ اَنْ تَخْشٰيهُۜ فَلَمَّا قَضٰى زَيْدٌ مِنْهَا وَطَراً زَوَّجْنَاكَهَا لِكَيْ لَا يَكُونَ عَلَى الْمُؤْمِن۪ينَ حَرَجٌ ف۪ٓي اَزْوَاجِ اَدْعِيَٓائِهِمْ اِذَا قَضَوْا مِنْهُنَّ وَطَراًۜ وَكَانَ اَمْرُ اللّٰهِ مَفْعُولاً
Allah’ın nimet verdiği ve senin de nimetlendirdiğin kimseye: «Eşini bırakma, Allah’tan sakın» diyor, Allah’ın açığa vuracağı şeyi içinde saklıyordun. İnsanlardan çekiniyordun; oysa Allah’tan çekinmen daha uygundu. Sonunda Zeyd eşiyle ilgisini kestiğinde onu seninle evlendirdik, ki evlatlıkları eşleriyle ilgilerini kestiklerinde onlarla evlenmek konusunda müminlere bir sorumluluk olmadığı bilinsin. Allah’ın buyruğu yerine gelecektir.[37]
قُلِ ادْعُوا الَّذ۪ينَ زَعَمْتُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِۚ لَا يَمْلِكُونَ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ فِي السَّمٰوَاتِ وَلَا فِي الْاَرْضِ وَمَا لَهُمْ ف۪يهِمَا مِنْ شِرْكٍ وَمَا لَهُ مِنْهُمْ مِنْ ظَه۪يرٍ
De ki: «Allah’ı bırakıp de göklerde ve yerde zerre kadar bir şeye sahip olmadığı, her ikisinde de bir ortaklığı bulunmadığı ve hiçbiri Allah’a yardımcı olmadığı halde tanrı olduklarını ileri sürdüklerinizi yardıma çağırsanıza!»[22]
قُلْ اَرَاَيْتُمْ شُرَكَٓاءَكُمُ الَّذ۪ينَ تَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِۜ اَرُون۪ي مَاذَا خَلَقُوا مِنَ الْاَرْضِ اَمْ لَهُمْ شِرْكٌ فِي السَّمٰوَاتِۚ اَمْ اٰتَيْنَاهُمْ كِتَاباً فَهُمْ عَلٰى بَيِّنَتٍ مِنْهُۚ بَلْ اِنْ يَعِدُ الظَّالِمُونَ بَعْضُهُمْ بَعْضاً اِلَّا غُرُوراً
De ki: «Allah’ı bırakıp da taptığınız putlarınıza hiç baktınız mı? Bana gösterin, onlar yerden hangi şeyi yarattılar?» Yoksa onların Allah’la ortaklığı göklerde midir? Yoksa Biz onlara kitap verdik de ondaki delillere mi dayanırlar? Hayır; zalimler, birbirlerine sadece aldatıcı söz söylerler.[40]
وَاِذَا مَسَّ الْاِنْسَانَ ضُرٌّ دَعَا رَبَّهُ مُن۪يباً اِلَيْهِ ثُمَّ اِذَا خَوَّلَهُ نِعْمَةً مِنْهُ نَسِيَ مَا كَانَ يَدْعُٓوا اِلَيْهِ مِنْ قَبْلُ وَجَعَلَ لِلّٰهِ اَنْدَاداً لِيُضِلَّ عَنْ سَب۪يلِه۪ۜ قُلْ تَمَتَّعْ بِكُفْرِكَ قَل۪يلاًۗ اِنَّكَ مِنْ اَصْحَابِ النَّارِ
İnsanın başına bir sıkıntı gelince Rabbine yönelerek O’na yalvarır. Sonra Allah, katından bir nimet verince önceden kime yalvarmış olduğunu unutuverir; Allah’ın yolundan saptırmak için O’na eşler koşar. De ki: «İnkarınla az bir müddet zevklen, şüphesiz sen cehennemliksin.»[8]
وَلَئِنْ سَاَلْتَهُمْ مَنْ خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ لَيَقُولُنَّ اللّٰهُۜ قُلْ اَفَرَاَيْتُمْ مَا تَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ اِنْ اَرَادَنِيَ اللّٰهُ بِضُرٍّ هَلْ هُنَّ كَاشِفَاتُ ضُرِّه۪ٓ اَوْ اَرَادَن۪ي بِرَحْمَةٍ هَلْ هُنَّ مُمْسِكَاتُ رَحْمَتِه۪ۜ قُلْ حَسْبِيَ اللّٰهُۜ عَلَيْهِ يَتَوَكَّلُ الْمُتَوَكِّلُونَ
And olsun ki, onlara, «Gökleri ve yeri yaratan kimdir?» diye sorsan: «Allah’tır» derler. De ki: «Öyleyse bana bildirin, Allah bana bir zarar vermek isterse, Allah’ı bırakıp da taptıklarınız, O’nun verdiği zararı giderebilir mi? Yahut bana bir rahmet dilerse, O’nun rahmetini önleyebilir mi?» De ki: «Allah bana yeter; güvenenler O’na güvenir.»[38]
فَاِذَا مَسَّ الْاِنْسَانَ ضُرٌّ دَعَانَاۘ ثُمَّ اِذَا خَوَّلْنَاهُ نِعْمَةً مِنَّاۙ قَالَ اِنَّـمَٓا اُو۫ت۪يتُهُ عَلٰى عِلْمٍۜ بَلْ هِيَ فِتْنَةٌ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ
İnsanın başına bir sıkıntı gelince Bize yalvarır. Sonra katımızdan ona bir nimet verdiğimiz zaman: «Bu bana bilgimden dolayı verilmiştir» der. Hayır; o bir imtihandır, fakat çokları bilmezler.[49]
وَقَالَ فِرْعَوْنُ ذَرُون۪ٓي اَقْتُلْ مُوسٰى وَلْيَدْعُ رَبَّهُۚ اِنّ۪ٓي اَخَافُ اَنْ يُبَدِّلَ د۪ينَكُمْ اَوْ اَنْ يُظْهِرَ فِي الْاَرْضِ الْفَسَادَ
Firavun: «Beni bırakın da Musa’yı öldüreyim, o, Rabbine yalvaradursun. Onun, sizin dininizi değiştireceğinden veya yeryüzünde bozgun çıkaracağından korkuyorum» dedi.[26]
وَقَالَ الَّذ۪ينَ فِي النَّارِ لِخَزَنَةِ جَهَنَّمَ ادْعُوا رَبَّكُمْ يُخَفِّفْ عَنَّا يَوْماً مِنَ الْعَذَابِ
Ateşte olanlar, cehennemin bekçilerine: «Rabbinize yalvarın da hiç değilse bir gün, azabımızı hafifletsin» derler.[49]
قَالُٓوا اَوَلَمْ تَكُ تَأْت۪يكُمْ رُسُلُكُمْ بِالْبَيِّنَاتِۜ قَالُوا بَلٰىۜ قَالُوا فَادْعُواۚ وَمَا دُعٰٓـؤُا الْكَافِر۪ينَ اِلَّا ف۪ي ضَلَالٍ۟
Bekçiler: «Size, belgelerle peygamberleriniz gelmiş miydi?» derler. Onlar da: «Evet, gelmişti» derler. Bekçiler: «O halde kendiniz yalvarın» derler. İnkarcıların yalvarışı şüphesiz boşunadır.[50]
وَقَالَ رَبُّكُمُ ادْعُون۪ٓي اَسْتَجِبْ لَكُمْۜ اِنَّ الَّذ۪ينَ يَسْتَكْبِرُونَ عَنْ عِبَادَت۪ي سَيَدْخُلُونَ جَهَنَّمَ دَاخِر۪ينَ۟
Rabbiniz: «Bana dua edin ki duanıza icabet edeyim. Bana kulluk etmeyi büyüklüklerine yediremeyenler alçalmış olarak cehenneme gireceklerdir» buyurmuştur.[60]
قُلْ اِنّ۪ي نُه۪يتُ اَنْ اَعْبُدَ الَّذ۪ينَ تَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ لَمَّا جَٓاءَنِيَ الْبَيِّنَاتُ مِنْ رَبّ۪ي وَاُمِرْتُ اَنْ اُسْلِمَ لِرَبِّ الْعَالَم۪ينَ
De ki: «Sizin, Allah’ı bırakıp da kulluk ettiklerinize kulluk etmek bana yasak kılınmıştır. Zira bana Rabbimden belgeler gelmiştir. Ben, kendimi Alemlerin Rabbine vermekle emrolundum.»[66]
مِنْ دُونِ اللّٰهِۜ قَالُوا ضَلُّوا عَنَّا بَلْ لَمْ نَكُنْ نَدْعُوا مِنْ قَبْلُ شَيْـٔاًۜ كَذٰلِكَ يُضِلُّ اللّٰهُ الْكَافِر۪ينَ
Sonra onlara: «Allah’ı bırakıp da koştuğunuz ortaklar nerededir?» denir. «Bizden uzaklaştılar; hayır, biz zaten önceleri hiçbir şeye kulluk etmiyorduk» derler. İşte Allah inkarcıları böyle saptırır.[73-74]
وَقَالُوا قُلُوبُنَا ف۪ٓي اَكِنَّةٍ مِمَّا تَدْعُونَٓا اِلَيْهِ وَف۪ٓي اٰذَانِنَا وَقْرٌ وَمِنْ بَيْنِنَا وَبَيْنِكَ حِجَابٌ فَاعْمَلْ اِنَّـنَا عَامِلُونَ
Bu Kitap, merhametli olan Allah katından indirilmedir; bilen bir millet için müjdeci ve uyarıcı olmak üzere Arapça okunarak, ayetleri uzun uzun açıklanmıştır. Ama insanların çoğu yüz çevirmiştir, onlar işitmezler de: «Bizi çağırdığın şeye karşı kalblerimiz kapalıdır, kulaklarımızda ağırlık, bizimle senin aranda anlaşmamıza engel vardır; istediğini yap, biz de yapacağız» derler.[2-5]
وَمَنْ اَحْسَنُ قَوْلاً مِمَّنْ دَعَٓا اِلَى اللّٰهِ وَعَمِلَ صَالِحاً وَقَالَ اِنَّن۪ي مِنَ الْمُسْلِم۪ينَ
«Doğrusu ben, kendini Allah’a verenlerdenim» diyen, yararlı iş işleyen ve Allah’a çağıran kimseden daha güzel sözlü kim vardır?[33]
فَلِذٰلِكَ فَادْعُۚ وَاسْتَقِمْ كَمَٓا اُمِرْتَۚ وَلَا تَتَّبِعْ اَهْوَٓاءَهُمْۚ وَقُلْ اٰمَنْتُ بِمَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ مِنْ كِتَابٍۚ وَاُمِرْتُ لِاَعْدِلَ بَيْنَكُمْۜ اَللّٰهُ رَبُّنَا وَرَبُّكُمْۜ لَـنَٓا اَعْمَالُنَا وَلَكُمْ اَعْمَالُكُمْۜ لَا حُجَّةَ بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمْۜ اَللّٰهُ يَجْمَعُ بَيْنَنَاۚ وَاِلَيْهِ الْمَص۪يرُۜ
Bundan ötürü sen birliğe çağır ve emrolunduğun gibi doğru ol; onların heveslerine uyma ve şöyle söyle: «Allah’ın indirdiği Kitap’a inandım; aranızda adaletle hükmetmek ile emrolundum; Allah bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir; bizim işlediklerimiz bize, sizin işledikleriniz kendinizedir. Bizimle sizin aranızda tartışılacak bir şey yoktur. Allah hepimizi bir araya toplar; dönüş O’nadır.»[15]
وَقَالُوا يَٓا اَيُّهَ السَّاحِرُ ادْعُ لَنَا رَبَّكَ بِمَا عَهِدَ عِنْدَكَ اِنَّـنَا لَمُهْتَدُونَ
«Ey Sihirbaz! Sana verdiği ahde göre Rabbine bizim için yalvar da doğru yola erişelim» dediler.[49]
قُلْ اَرَاَيْتُمْ مَا تَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ اَرُون۪ي مَاذَا خَلَقُوا مِنَ الْاَرْضِ اَمْ لَهُمْ شِرْكٌ فِي السَّمٰوَاتِۜ ا۪يتُون۪ي بِكِتَابٍ مِنْ قَبْلِ هٰذَٓا اَوْ اَثَارَةٍ مِنْ عِلْمٍ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ
De ki: «Allah’ı bırakıp taptığınız şeyleri görüyor musunuz? Yeryüzünde ne yaratmışlar bana göstersenize! Yoksa Allah’la ortaklıkları göklerde midir? Eğer doğru sözlü iseniz, size indirilmiş bir kitap veya intikal etmiş bir bilgi kalıntısı varsa bana getirin.»[4]
قُلْ لِلْمُخَلَّف۪ينَ مِنَ الْاَعْرَابِ سَتُدْعَوْنَ اِلٰى قَوْمٍ اُو۬ل۪ي بَأْسٍ شَد۪يدٍ تُقَاتِلُونَهُمْ اَوْ يُسْلِمُونَۚ فَاِنْ تُط۪يعُوا يُؤْتِكُمُ اللّٰهُ اَجْراً حَسَناًۚ وَاِنْ تَتَوَلَّوْا كَمَا تَوَلَّيْتُمْ مِنْ قَبْلُ يُعَذِّبْكُمْ عَذَاباً اَل۪يماً
Bedevilerden geri kalmış olanlara de ki: «güçlü kuvvetli bir millete karşı, onlar müslüman olana kadar savaşmaya çağrılacaksanız; eğer itaat ederseniz Allah size güzel ecir verir, ama daha önce döndüğünüz gibi yine dönecek olursanız sizi can yakan bir azaba uğratır.»[16]
مُهْطِع۪ينَ اِلَى الدَّاعِۜ يَقُولُ الْـكَافِرُونَ هٰذَا يَوْمٌ عَسِرٌ
Gözleri dalgın dalgın, çekirgeler gibi yayılmış, o çağırana koşarak kabirlerden çıkarlar. İnkarcılar: «Bu, zorlu bir gündür» derler.[7-8]
Yükleniyor...