د ع و

182ayette
212kez geçiyor
55/114surede
34farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %81 · Medenî %19
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla) Alak 17 1. inen sure En çok geçtiği sure Mü’min 18 kez

Kelime ailesi

Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.

KelimeTürVezinAnlamAdet
يَدْعُونَ Feale-Yefulu يَفْعُلُونَ Çağırırlar 36
تَدْعُونَ Feale-Yefulu تَفْعُلُونَ Çağırırsınız 36
ادْعُوا Feale-Yefulu افْعُلُوا Çağırın 32
الدُّعَٓاءَ İsim الْفُعَالَ Çağırmak 14
دَعَا Feale-Yefulu فَعَلَ Çağırdı 11
دَعَوُا Feale-Yefulu فَعَلُوا Çağırdılar 11
يَدْعُوكُمْ Feale-Yefulu يَفْعُلُكُمْ Sizi çağırır 7
يَدْعُوا Feale-Yefulu يَفْعُلُ Çağırır 7
تَدْعُونَٓا Feale-Yefulu تَفْعُلُنَا Bizi çağırırsın 6
دَعَوْتُهُمْ Feale-Yefulu فَعَلْتُهُمْ Onları çağırdım 5
دَعْوَةَ İsim فَعْلَةَ Çağırmak 4
نَدْعُوا Feale-Yefulu نَفْعُلُ Çağırırız 4
دَعْوٰيهُمْ İsim فَعْلَاهُمْ Onların çağrışması 4
اَدْعُوا Feale-Yefulu أَفْعُلُ Çağırırım 4
الدَّاعِ İsim الْفَاعِلِ Çağıran 3
نَدْعُ Feale-Yefulu نَفْعُلْ Çağırırız 3
دَاعِيَ İsim فَاعِلَ Çağıran 3
دَعْوَتُكُمَا İsim فَعْلَتُكُمَا İkinizin çağırması 2
بِدُعَٓائِكَ İsim بِفُعَالِكَ Senin çağırman sebebiyle 2
دُع۪يتُمْ Feale-Yefulu فُعِلْتُمْ Çağrıldınız 2
اَدْعُوكُمْ Feale-Yefulu أَفْعُلُكُمْ Sizi çağırırım 2
تَدَّعُونَۜ İftial Babı تَفْتَعِلُونَ Arzularsınız 2
دَعَوَا Feale-Yefulu فَعَلَا İkisi çağırdı 1
بِدُعَٓاءِ İsim بِفُعَالِ Çağırma sebebiyle 1
دُعَٓاؤُ۬كُمْۚ İsim فُعَالُكُمْ Sizin çağırmanız 1
اَدْعِيَٓاءَكُمْ İsim أَفْعِلَاءَكُمْ Sizin evlatlıklarınız 1
اَدْعِيَٓائِهِمْ İsim إِذَا Onların evlatlıkları 1
وَدَاعِياً İsim وَفَاعِلًا Ve çağıran 1
يَدَّعُونَۚ İftial Babı يَفْتَعِلُونَ Arzularlar 1
دُعٰٓـؤُا İsim فُعَالُ Çağırmak 1
تُدْعٰٓى Feale-Yefulu تُفْعَلُ Çağrılır 1
نَدْعُوهُۜ Feale-Yefulu نَفْعُلُهُ Onu çağırırız 1
يُدْعٰٓى Feale-Yefulu يُفْعَلَ Çağrılır 1
دُعَٓاء۪ٓي İsim فُعَالِي Benim çağırmam 1

Anlam yelpazesi

Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.

Diğer 73 anlam
Çağırma 4 Çağrıldılar 3 Çağırırım 3 Çağrılırlar 2 Ve onu çağırın 2 Sizi çağırdı 2 Bizi çağırdı 2 Bizi çağırırsın 2 Hemen onları çağırdılar 2 Onları çağırırsın 2 Ve çağır 2 Çağırmayın 2 Sizin çağırmanız 2 İsterler 2 Sizi çağırırım 2 Beni çağırırsınız 2 Arzularsınız 2 Çağrılır 2 Onları çağırdım 2 Hemen çağır 1 Beni çağırdı 1 Onları çağır 1 Onu çağırırsınız 1 Çağırır mıyız? 1 Onu çağırırlar 1 çağırmakta 1 Onu çağırın 1 İkisi çağırdı 1 Onları çağırmanız 1 Öyleyse onları çağırın 1 Bizi çağırır 1 İkinizin çağırması 1 Beni çağırırlar 1 Bizi çağırırsınız 1 Sizi çağırdım 1 Çağırmam 1 Senin çağırman 1 İster 1 Onun istemesi 1 Senin çağırman sebebiyle 1 Ve çağırırım 1 Çağırma sebebiyle 1 Ve bizi çağırırlar 1 Çağırmak gibi 1 Onu çağırdı 1 Seni çağırır 1 Onları çağırır 1 Sizin evlatlıklarınız 1 Onları çağırın 1 Onların evlatlıkları 1 Ve çağıran 1 Çağrıldınız 1 Arzularlar 1 Çağırır mısınız? 1 Çağrılırsınız 1 Çağrıldı 1 Ve çağırsın 1 Ve beni çağırırsınız 1 Öyleyse çağırın 1 Beni çağırın 1 Hemen onu çağırın 1 Onların çağırması 1 Ve çağırmayın 1 çağrılıyorsunuz 1 Yakında çağrılacaksınız 1 Onu çağırırız 1 Hemen çağırdı 1 Ve çağrılırlar 1 Çağırdım 1 Benim çağırmam 1 Onu çağırır 1 Çağırsın 1 Yakında çağıracağız 1

Kavram ağı

Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.

Sure dağılımı

Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî

Vahiy sürecinde kullanım

Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.

1. inen: Alak — 2 kez (binde 27.8) 2. inen: Kalem — 2 kez (binde 6.7) 3. inen: Müzzemmil — 0 kez (binde 0) 4. inen: Müddessir — 0 kez (binde 0) 5. inen: Fâtiha — 0 kez (binde 0) 6. inen: Tebbet — 0 kez (binde 0) 7. inen: Tekvîr — 0 kez (binde 0) 8. inen: A’lâ — 0 kez (binde 0) 9. inen: Leyl — 0 kez (binde 0) 10. inen: Fecr — 0 kez (binde 0) 11. inen: Duhâ — 0 kez (binde 0) 12. inen: İnşirâh — 0 kez (binde 0) 13. inen: Asr — 0 kez (binde 0) 14. inen: Âdiyât — 0 kez (binde 0) 15. inen: Kevser — 0 kez (binde 0) 16. inen: Tekâsür — 0 kez (binde 0) 17. inen: Mâ’ûn — 0 kez (binde 0) 18. inen: Kâfirûn — 0 kez (binde 0) 19. inen: Fil — 0 kez (binde 0) 20. inen: Felâk — 0 kez (binde 0) 21. inen: Nâs — 0 kez (binde 0) 22. inen: İhlâs — 0 kez (binde 0) 23. inen: Necm — 0 kez (binde 0) 24. inen: Abese — 0 kez (binde 0) 25. inen: Kadr — 0 kez (binde 0) 26. inen: Şems — 0 kez (binde 0) 27. inen: Bürûc — 0 kez (binde 0) 28. inen: Tîn — 0 kez (binde 0) 29. inen: Kureyş — 0 kez (binde 0) 30. inen: Kâri’a — 0 kez (binde 0) 31. inen: Kıyâme — 0 kez (binde 0) 32. inen: Hümeze — 0 kez (binde 0) 33. inen: Mürselât — 0 kez (binde 0) 34. inen: Kâf — 0 kez (binde 0) 35. inen: Beled — 0 kez (binde 0) 36. inen: Târık — 0 kez (binde 0) 37. inen: Kamer — 4 kez (binde 11.7) 38. inen: Sâd — 1 kez (binde 1.4) 39. inen: A’râf — 15 kez (binde 4.5) 40. inen: Cin — 3 kez (binde 10.5) 41. inen: Yâsîn — 1 kez (binde 1.4) 42. inen: Furkân — 5 kez (binde 5.6) 43. inen: Fâtır — 6 kez (binde 7.7) 44. inen: Meryem — 5 kez (binde 5.2) 45. inen: Tâ-Hâ — 1 kez (binde 0.7) 46. inen: Vâkı’a — 0 kez (binde 0) 47. inen: Şu’arâ — 2 kez (binde 1.5) 48. inen: Neml — 2 kez (binde 1.7) 49. inen: Kasas — 6 kez (binde 4.2) 50. inen: İsrâ — 10 kez (binde 6.4) 51. inen: Yûnus — 10 kez (binde 5.5) 52. inen: Hûd — 3 kez (binde 1.6) 53. inen: Yûsuf — 2 kez (binde 1.1) 54. inen: Hicr — 0 kez (binde 0) 55. inen: En’âm — 9 kez (binde 3) 56. inen: Sâffât — 1 kez (binde 1.2) 57. inen: Lokman — 3 kez (binde 5.5) 58. inen: Sebe’ — 1 kez (binde 1.1) 59. inen: Zümer — 4 kez (binde 3.4) 60. inen: Mü’min — 18 kez (binde 14.8) 61. inen: Fussilet — 6 kez (binde 7.6) 62. inen: Şûrâ — 2 kez (binde 2.3) 63. inen: Zuhruf — 2 kez (binde 2.4) 64. inen: Duhân — 2 kez (binde 5.8) 65. inen: Câsiye — 1 kez (binde 2) 66. inen: Ahkâf — 5 kez (binde 7.8) 67. inen: Zâriyât — 0 kez (binde 0) 68. inen: Gâşiye — 0 kez (binde 0) 69. inen: Kehf — 4 kez (binde 2.5) 70. inen: Nahl — 3 kez (binde 1.6) 71. inen: Nûh — 4 kez (binde 17.7) 72. inen: İbrahim — 6 kez (binde 7.2) 73. inen: Enbiyâ — 3 kez (binde 2.6) 74. inen: Mü’minûn — 2 kez (binde 1.9) 75. inen: Secde — 1 kez (binde 2.7) 76. inen: Tûr — 1 kez (binde 3.2) 77. inen: Mülk — 1 kez (binde 3) 78. inen: Hâkka — 0 kez (binde 0) 79. inen: Me’âric — 1 kez (binde 4.6) 80. inen: Nebe’ — 0 kez (binde 0) 81. inen: Nâzi’ât — 0 kez (binde 0) 82. inen: İnfitâr — 0 kez (binde 0) 83. inen: İnşikâk — 1 kez (binde 9.3) 84. inen: Rûm — 4 kez (binde 4.9) 85. inen: Ankebût — 2 kez (binde 2) 86. inen: Mutaffifîn — 0 kez (binde 0) 87. inen: Bakara — 13 kez (binde 2.1) 88. inen: Enfâl — 1 kez (binde 0.8) 89. inen: Âl-i İmrân — 6 kez (binde 1.7) 90. inen: Ahzâb — 5 kez (binde 3.9) 91. inen: Mümtehine — 0 kez (binde 0) 92. inen: Nisâ — 2 kez (binde 0.5) 93. inen: Zilzâl — 0 kez (binde 0) 94. inen: Hadîd — 1 kez (binde 1.7) 95. inen: Muhammed — 2 kez (binde 3.7) 96. inen: Ra’d — 4 kez (binde 4.7) 97. inen: Rahmân — 0 kez (binde 0) 98. inen: İnsan — 0 kez (binde 0) 99. inen: Talâk — 0 kez (binde 0) 100. inen: Beyyine — 0 kez (binde 0) 101. inen: Haşr — 0 kez (binde 0) 102. inen: Nûr — 4 kez (binde 3) 103. inen: Hac — 5 kez (binde 3.9) 104. inen: Münâfikûn — 0 kez (binde 0) 105. inen: Mücâdele — 0 kez (binde 0) 106. inen: Hucurât — 0 kez (binde 0) 107. inen: Tahrîm — 0 kez (binde 0) 108. inen: Teğâbun — 0 kez (binde 0) 109. inen: Saff — 1 kez (binde 4.5) 110. inen: Cum’a — 0 kez (binde 0) 111. inen: Fetih — 1 kez (binde 1.8) 112. inen: Mâide — 0 kez (binde 0) 113. inen: Tevbe — 0 kez (binde 0) 114. inen: Nasr — 0 kez (binde 0)
← ilk inenson inen →

Ayetler

182 ayet

وَلَا يَصُدُّنَّكَ عَنْ اٰيَاتِ اللّٰهِ بَعْدَ اِذْ اُنْزِلَتْ اِلَيْكَ وَادْعُ اِلٰى رَبِّكَ وَلَا تَكُونَنَّ مِنَ الْمُشْرِك۪ينَۚ
Allah’ın ayetleri sana indirildiğinde sakın seni onlardan alıkoymasınlar. Rabbine çağır, sakın müşriklerden olma.[87]
وَلَا تَدْعُ مَعَ اللّٰهِ اِلٰهاً اٰخَرَۢ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ۠ كُلُّ شَيْءٍ هَالِكٌ اِلَّا وَجْهَهُۜ لَهُ الْحُكْمُ وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ
Allah’la beraber başka tanrı tutup tapma. O’ndan başka tanrı yoktur. O’ndan başka her şey yok olacaktır. Hüküm O’nundur, O’na döndürüleceksiniz.[88]
اِنَّ اللّٰهَ يَعْلَمُ مَا يَدْعُونَ مِنْ دُونِه۪ مِنْ شَيْءٍۜ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ
Doğrusu Allah, Kendini bırakıp da yalvardıkları şeyi bilir. O güçlüdür, Hakim’dir.[42]
فَاِذَا رَكِبُوا فِي الْفُلْكِ دَعَوُا اللّٰهَ مُخْلِص۪ينَ لَهُ الدّ۪ينَۚ فَلَمَّا نَجّٰيهُمْ اِلَى الْبَرِّ اِذَا هُمْ يُشْرِكُونَۙ
Gemiye bindikleri zaman, dini yalnız Allah’a has kılarak O’na yalvarırlar; ama Allah onları karaya çıkararak kurtarınca, kendilerine verdiği nimete nankörlük ederek O’na hemen eş koşarlar. Zevklensinler bakalım, yakında bileceklerdir.[65-66]
وَمِنْ اٰيَاتِه۪ٓ اَنْ تَقُومَ السَّمَٓاءُ وَالْاَرْضُ بِاَمْرِه۪ۜ ثُمَّ اِذَا دَعَاكُمْ دَعْوَةً مِنَ الْاَرْضِ اِذَٓا اَنْتُمْ تَخْرُجُونَ
Göğün ve yerin O’nun buyruğu ile ayakta durması O’nun varlığının belgelerindendir. Sonra sizi kabirlerinizden bir çağırmaya görsün, hemen çıkıverirsiniz.[25]
وَاِذَا مَسَّ النَّاسَ ضُرٌّ دَعَوْا رَبَّهُمْ مُن۪يب۪ينَ اِلَيْهِ ثُمَّ اِذَٓا اَذَاقَهُمْ مِنْهُ رَحْمَةً اِذَا فَر۪يقٌ مِنْهُمْ بِرَبِّهِمْ يُشْرِكُونَۙ
İnsanlar bir darlığa uğrayınca Rablerine dönerek O’na yalvarırlar, sonra Allah katından onlara bir rahmet tattırınca içlerinden bir takımı kendilerine verdiklerimize nankörlük ederek Rablerine eş koşarlar. Safa sürün bakalım, yakında göreceksiniz.[33-34]
فَاِنَّكَ لَا تُسْمِعُ الْمَوْتٰى وَلَا تُسْمِعُ الصُّمَّ الدُّعَٓاءَ اِذَا وَلَّوْا مُدْبِر۪ينَ
Tabiidir ki sen ölülere katiyyen işittiremezsin; dönüp giden sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.[52]
وَاِذَا ق۪يلَ لَهُمُ اتَّبِعُوا مَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ قَالُوا بَلْ نَتَّبِعُ مَا وَجَدْنَا عَلَيْهِ اٰبَٓاءَنَاۜ اَوَلَوْ كَانَ الشَّيْطَانُ يَدْعُوهُمْ اِلٰى عَذَابِ السَّع۪يرِ
Onlara, «Allah’ın indirdiğine uyun» denince: «Babalarımızı üzerinde bulduğumuz yola uyarız» derler. Ya şeytan, babalarını alevli ateşin azabına çağırmışsa?[21]
ذٰلِكَ بِاَنَّ اللّٰهَ هُوَ الْحَقُّ وَاَنَّ مَا يَدْعُونَ مِنْ دُونِهِ الْبَاطِلُۙ وَاَنَّ اللّٰهَ هُوَ الْعَلِيُّ الْكَب۪يرُ۟
Bu, Allah’ın hak olmasından ve O’ndan başka taptıkları şeylerin batıl olmasındandır. Doğrusu Allah yücedir, büyüktür.[30]
وَاِذَا غَشِيَهُمْ مَوْجٌ كَالظُّلَلِ دَعَوُا اللّٰهَ مُخْلِص۪ينَ لَهُ الدّ۪ينَۚ فَلَمَّا نَجّٰيهُمْ اِلَى الْبَرِّ فَمِنْهُمْ مُقْتَصِدٌۜ وَمَا يَجْحَدُ بِاٰيَاتِنَٓا اِلَّا كُلُّ خَتَّارٍ كَفُورٍ
Dağlar gibi dalgalar insanları kuşattığı zaman, dini tamamen Allah’a has kılarak O’na yalvarırlar; onları karaya çıkararak kurtardığında, içlerinden bir kısmı doğru yolda kalır. Zaten ayetlerimizi bilerek ancak hain nankörler inkar eder.[32]
تَتَجَافٰى جُنُوبُهُمْ عَنِ الْمَضَاجِعِ يَدْعُونَ رَبَّهُمْ خَوْفاً وَطَمَعاًۘ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ
Ayetlerimize ancak, kendilerine hatırlatıldığı zaman secdeye kapananlar, büyüklük taslamayarak Rablerini överek yüceltenler, vücudlarını yataklardan uzak tutup korkarak ve umarak Rablerine yalvaranlar ve verdiğimiz rızıklardan sarfedenler inanır.[15-16]
مَا جَعَلَ اللّٰهُ لِرَجُلٍ مِنْ قَلْبَيْنِ ف۪ي جَوْفِه۪ۚ وَمَا جَعَلَ اَزْوَاجَكُمُ الّٰٓئ۪ تُظَاهِرُونَ مِنْهُنَّ اُمَّهَاتِكُمْۚ وَمَا جَعَلَ اَدْعِيَٓاءَكُمْ اَبْنَٓاءَكُمْۜ ذٰلِكُمْ قَوْلُكُمْ بِاَفْوَاهِكُمْۜ وَاللّٰهُ يَقُولُ الْحَقَّ وَهُوَ يَهْدِي السَّب۪يلَ
Allah insanın içine iki kalp koymamıştır. Allah, zıhar yapmanız suretiyle eşlerinizi, anneleriniz gibi yaratmamıştır; evlatlıklarınızı da öz oğullarınız gibi saymanızı meşru kılmamıştır. Bunlar sizin dillerinize doladığınız boş sözlerdir. Allah gerçeği söylemektedir, doğru yola O eriştirir.[4]
اُدْعُوهُمْ لِاٰبَٓائِهِمْ هُوَ اَقْسَطُ عِنْدَ اللّٰهِۚ فَاِنْ لَمْ تَعْلَمُٓوا اٰبَٓاءَهُمْ فَاِخْوَانُكُمْ فِي الدّ۪ينِ وَمَوَال۪يكُمْۜ وَلَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ ف۪يمَٓا اَخْطَأْتُمْ بِه۪ۙ وَلٰكِنْ مَا تَعَمَّدَتْ قُلُوبُكُمْۜ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُوراً رَح۪يماً
Evlatlıkları babalarına nisbet edin, bu Allah katında en doğru olandır. Eğer babalarının kim olduğunu bilmiyorsanız, bu takdirde onları din kardeşi ve dostlarınız olarak kabul edin. İçinizden kasdederek yaptıklarınız bir yana, yanılmalarınızda size bir sorumluluk yoktur. Allah, bağışlar ve merhamet eder.[5]
وَاِذْ تَقُولُ لِلَّـذ۪ٓي اَنْعَمَ اللّٰهُ عَلَيْهِ وَاَنْعَمْتَ عَلَيْهِ اَمْسِكْ عَلَيْكَ زَوْجَكَ وَاتَّقِ اللّٰهَ وَتُخْف۪ي ف۪ي نَفْسِكَ مَا اللّٰهُ مُبْد۪يهِ وَتَخْشَى النَّاسَۚ وَاللّٰهُ اَحَقُّ اَنْ تَخْشٰيهُۜ فَلَمَّا قَضٰى زَيْدٌ مِنْهَا وَطَراً زَوَّجْنَاكَهَا لِكَيْ لَا يَكُونَ عَلَى الْمُؤْمِن۪ينَ حَرَجٌ ف۪ٓي اَزْوَاجِ اَدْعِيَٓائِهِمْ اِذَا قَضَوْا مِنْهُنَّ وَطَراًۜ وَكَانَ اَمْرُ اللّٰهِ مَفْعُولاً
Allah’ın nimet verdiği ve senin de nimetlendirdiğin kimseye: «Eşini bırakma, Allah’tan sakın» diyor, Allah’ın açığa vuracağı şeyi içinde saklıyordun. İnsanlardan çekiniyordun; oysa Allah’tan çekinmen daha uygundu. Sonunda Zeyd eşiyle ilgisini kestiğinde onu seninle evlendirdik, ki evlatlıkları eşleriyle ilgilerini kestiklerinde onlarla evlenmek konusunda müminlere bir sorumluluk olmadığı bilinsin. Allah’ın buyruğu yerine gelecektir.[37]
وَدَاعِياً اِلَى اللّٰهِ بِـاِذْنِه۪ وَسِرَاجاً مُن۪يراً
Biz seni şahit, müjdeci, uyarıcı; Allah’ın izniyle O’na çağıran, nurlandıran bir ışık olarak göndermişizdir.[45-46]
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَدْخُلُوا بُيُوتَ النَّبِيِّ اِلَّٓا اَنْ يُؤْذَنَ لَكُمْ اِلٰى طَعَامٍ غَيْرَ نَاظِر۪ينَ اِنٰيهُۙ وَلٰكِنْ اِذَا دُع۪يتُمْ فَادْخُلُوا فَاِذَا طَعِمْتُمْ فَانْتَشِرُوا وَلَا مُسْتَأْنِس۪ينَ لِحَد۪يثٍۜ اِنَّ ذٰلِكُمْ كَانَ يُؤْذِي النَّبِيَّ فَيَسْتَحْـي۪ مِنْكُمْۘ وَاللّٰهُ لَا يَسْتَحْـي۪ مِنَ الْحَقِّۜ وَاِذَا سَاَلْتُمُوهُنَّ مَتَاعاً فَسْـَٔلُوهُنَّ مِنْ وَرَٓاءِ حِجَابٍۜ ذٰلِكُمْ اَطْهَرُ لِقُلُوبِكُمْ وَقُلُوبِهِنَّۜ وَمَا كَانَ لَكُمْ اَنْ تُؤْذُوا رَسُولَ اللّٰهِ وَلَٓا اَنْ تَنْكِحُٓوا اَزْوَاجَهُ مِنْ بَعْدِه۪ٓ اَبَداًۜ اِنَّ ذٰلِكُمْ كَانَ عِنْـدَ اللّٰهِ عَظ۪يـماً
Ey inananlar! Peygamber’in evlerine, yemeğe çağırılmaksızın vakitli vakitsiz girmeyin; fakat davet edilseniz girin ve yemeği yiyince, dağılın. Sohbet etmek için de girip oturmayın. Bu haliniz Peygamber’i üzüyor, o da size bir şey söylemeye çekiniyordu. Allah gerçeği söylemekten çekinmez. Peygamber’in eşlerinden bir şey isteyeceğinizde onu perde arkasından isteyin. Bu sayede sizin gönülleriniz de, onların gönülleri de daha temiz kalır. Bundan sonra ne Allah’ın Peygamber’ini üzmeniz ve ne de O’nun eşlerini nikahlamanız asla caiz değildir. Doğrusu bu, Allah katında büyük şeydir.[53]
قُلِ ادْعُوا الَّذ۪ينَ زَعَمْتُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِۚ لَا يَمْلِكُونَ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ فِي السَّمٰوَاتِ وَلَا فِي الْاَرْضِ وَمَا لَهُمْ ف۪يهِمَا مِنْ شِرْكٍ وَمَا لَهُ مِنْهُمْ مِنْ ظَه۪يرٍ
De ki: «Allah’ı bırakıp de göklerde ve yerde zerre kadar bir şeye sahip olmadığı, her ikisinde de bir ortaklığı bulunmadığı ve hiçbiri Allah’a yardımcı olmadığı halde tanrı olduklarını ileri sürdüklerinizi yardıma çağırsanıza!»[22]
اِنَّ الشَّيْطَانَ لَكُمْ عَدُوٌّ فَاتَّخِذُوهُ عَدُواًّۜ اِنَّمَا يَدْعُوا حِزْبَهُ لِيَكُونُوا مِنْ اَصْحَابِ السَّع۪يرِۜ
Şeytan şüphesiz sizin düşmanınızdır; siz de onu düşman tutun; o, kendi taraftarlarını, çılgın alevli cehennem yaranı olmaya çağırır.[6]
يُولِجُ الَّيْلَ فِي النَّهَارِ وَيُولِجُ النَّهَارَ فِي الَّيْلِۙ وَسَخَّرَ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَۘ كُلٌّ يَجْر۪ي لِاَجَلٍ مُسَمًّىۜ ذٰلِكُمُ اللّٰهُ رَبُّكُمْ لَهُ الْمُلْكُۜ وَالَّذ۪ينَ تَدْعُونَ مِنْ دُونِه۪ مَا يَمْلِكُونَ مِنْ قِطْم۪يرٍۜ
Allah, geceyi gündüze katar, gündüzü geceye katar; belirli bir süre içinde hareket eden güneş ve ayı buyruk altına almıştır. İşte bu, Rabbiniz olan Allah’tır, hükümranlık O’nundur. O’nu bırakıp taptıklarınız, bir çekirdek kabuğuna bile sahip değillerdir.[13]
اِنْ تَدْعُوهُمْ لَا يَسْمَعُوا دُعَٓاءَكُمْۚ وَلَوْ سَمِعُوا مَا اسْتَجَابُوا لَكُمْۜ وَيَوْمَ الْقِيٰمَةِ يَكْفُرُونَ بِشِرْكِكُمْۜ وَلَا يُنَبِّئُكَ مِثْلُ خَب۪يرٍ۟
Onları çağırırsanız, çağrınızı işitmezler; işitmiş olsalar bile size cevap veremezler; ama kıyamet günü sizin ortak koşmanızı inkar ederler. Herşeyden haberdar olan Allah gibi, sana kimse haber vermez.[14]
Yükleniyor...