أ م ن

723ayette
879kez geçiyor
77/114surede
37farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %44 · Medenî %56
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla) Müddessir 31 4. inen sure En çok geçtiği sure Bakara 84 kez

Kelime ailesi

Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.

KelimeTürVezinAnlamAdet
اٰمَنُوا İfal Babı أَفْعَلُوا İnandılar 357
الْمُؤْمِن۪ينَ İsim الْمُفْعِلِينَ İnananlar 140
يُؤْمِنُونَ İfal Babı يُفْعِلُونَ İnanırlar 137
بِالْا۪يمَانِ İsim إِفْعَالِكُمْ İnanmanız 36
الْمُؤْمِنُونَ İsim الْمُفْعِلُونَ İnananlar 35
تُؤْمِنُوا İfal Babı تُفْعِلُوا İnanırsınız 24
وَالْمُؤْمِنَاتِ İsim وَالْمُفْعِلَاتِ Ve inananlar 18
اَمِنْتُمْ Feile-Yefalu فَعِلْتُمْ Güvendiniz 14
اَم۪ينٌۙ Sıfat فَعِيلٌ Güvenilir 14
نُؤْمِنَ İfal Babı نُفْعِلَ Güveniriz 13
مُؤْمِنٌ İsim مُفْعِلٌ İnanan 13
اٰمِن۪ينَ İsim فَاعِلِينَ Güvende olanlar 8
ا۪يمَاناً İsim إِفْعَالًا İnanmak 7
مُؤْمِناً İsim مُفْعِلًا İnanan 7
اٰمِناً İsim فَاعِلًا Güvende olan 6
الْمُؤْمِن۪ينَ Sıfat الْمُفْعِلِينَ İnananlar 5
مُؤْمِنَةٌ Sıfat مُفْعِلَةٍ İnanan 4
الْمُؤْمِنَاتِ Sıfat الْمُفْعِلَاتِ İnananlar 4
اٰمَنَتْ İfal Babı أَفْعَلَتْ İnandı 4
تَأْمَنْهُ Feile-Yefalu تَفْعَلْهُ Ona güvenirsin 3
اَمَنَةً İsim فَعَلَةً Emanet 3
الْاَمْنِ İsim الْفَعْلِ Emniyet 3
يَأْمَنُوكُمْ Feile-Yefalu يَفْعَلُوكُمْ Size güvenirler 3
لِاَمَانَاتِهِمْ İsim لِفَعَالَاتِهِمْ Onların görevlerini 3
بِالْا۪يمَانِ İsim بِالْإِفْعَالِ İnanmayla 2
اٰمِناً Sıfat فَاعِلًا Güvende olan 2
مُؤْمِنٌ Sıfat مُفْعِلٌ İnanan 2
اٰمِنُونَ İsim فَاعِلُونَ Güvende olanlar 2
مُؤْمِنَةٍ İsim مُفْعِلَةٍ İnanan 2
اؤْتُمِنَ İftial Babı اُفْتُعِلَ Emanet olundu 1
اَمَانَتَهُ İsim فَعَالَتَهُ Onun emaneti 1
الْاَمَانَاتِ İsim الْفَعَالَاتِ Emanetler 1
لَنُؤْمِنَنَّ İfal Babı لَنُفْعِلَنَّ Kesinlikle güveneceğiz 1
مَأْمَنَهُۜ İsim مَفْعَلَهُ Onun güvenli yeri 1
اٰمَنُوا İfal Babı أَفْعَلُوا İnandılar 1
الْاَمَانَةَ İsim الْفَعَالَةَ Emanet 1
مَأْمُونٍۚ İsim مَفْعُولٍ Güvende olan 1

Anlam yelpazesi

Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.

Diğer 95 anlam
Güvende olanlar 9 Güvende olan 8 İnanmanız 6 İnandınız 6 Güvendiniz 6 Onların inanması 6 Ve inanın 5 Güveniriz 5 İnanırız 5 Onun inanması 5 Ve inandılar 4 İnanmaları 4 Ve inandı 4 İnanmayla 3 İnanmaya 3 İnanmasınlar 3 İnandım 3 İnanmanız için 3 İnandığı 2 Güvendi 2 İnanmayın 2 Ona güvenirsin 2 Ve inanırsınız 2 Emanet 2 Emniyet 2 İnanana 2 Ve inandınız 2 Güvendi mi? 2 Güvendiler mi? 2 Öyleyse inandı 2 Ve inananları 2 Onların görevlerini 2 Güvenir miyiz? 2 Ve inanmak 2 İnanma 2 İnan- 1 İnanmadıkları halde 1 İman ettiler 1 İman edin 1 İman mı edelim? 1 İman eden 1 Biz de İnandık 1 Güvenirler 1 İnanır mısınız? 1 Ve güvenlik 1 Ve inansınlar 1 Ve inanır 1 İnanırsın 1 Emanet olundu 1 Onun emaneti 1 Kesinlikle inanacaksınız 1 İnanmaya karşılık 1 Sonra inandık 1 İnanmanızı 1 Emanetler 1 Size güvenirler 1 Ve güvenirler 1 Emniyete aldılar 1 Kesinlikle inanacak 1 İnanmayı 1 Emniyete aldık 1 Emniyetle 1 Kesinlikle inanacaklar 1 Ve güvende oldu mu? 1 Güvenir 1 Kesinlikle güveneceğiz 1 Emniyete alanlar 1 Emniyetler 1 Görevleriniz 1 Ve inananların yardımıyla 1 Onun güvenli yeri 1 Ve güvenir 1 İnanmaları sebebiyle 1 Bize emanet edersin 1 Güvenen 1 Size emanet ederim 1 Size emanet ettim 1 Güvende oldunuz mu? 1 Öyleyse inansın 1 İnanan ikisi 1 Hemen inanırlar 1 Güvenlik 1 Emniyette olanlar 1 Sonra güvendi 1 Emniyete aldı 1 Sonra inandılar 1 Ve inanırlar 1 Güvenirsiniz 1 İnan 1 İnanmanın yardımıyla 1 İnanmalarını 1 Ve inananlar için 1 Güvendiniz mi? 1 Hemen inandık 1 Ve onlara inandı 1

Kavram ağı

Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.

Sure dağılımı

Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî

Vahiy sürecinde kullanım

Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.

1. inen: Alak — 0 kez (binde 0) 2. inen: Kalem — 0 kez (binde 0) 3. inen: Müzzemmil — 0 kez (binde 0) 4. inen: Müddessir — 3 kez (binde 11.8) 5. inen: Fâtiha — 0 kez (binde 0) 6. inen: Tebbet — 0 kez (binde 0) 7. inen: Tekvîr — 1 kez (binde 9.6) 8. inen: A’lâ — 0 kez (binde 0) 9. inen: Leyl — 0 kez (binde 0) 10. inen: Fecr — 0 kez (binde 0) 11. inen: Duhâ — 0 kez (binde 0) 12. inen: İnşirâh — 0 kez (binde 0) 13. inen: Asr — 1 kez (binde 71.4) 14. inen: Âdiyât — 0 kez (binde 0) 15. inen: Kevser — 0 kez (binde 0) 16. inen: Tekâsür — 0 kez (binde 0) 17. inen: Mâ’ûn — 0 kez (binde 0) 18. inen: Kâfirûn — 0 kez (binde 0) 19. inen: Fil — 0 kez (binde 0) 20. inen: Felâk — 0 kez (binde 0) 21. inen: Nâs — 0 kez (binde 0) 22. inen: İhlâs — 0 kez (binde 0) 23. inen: Necm — 1 kez (binde 2.8) 24. inen: Abese — 0 kez (binde 0) 25. inen: Kadr — 0 kez (binde 0) 26. inen: Şems — 0 kez (binde 0) 27. inen: Bürûc — 5 kez (binde 45.9) 28. inen: Tîn — 2 kez (binde 58.8) 29. inen: Kureyş — 1 kez (binde 58.8) 30. inen: Kâri’a — 0 kez (binde 0) 31. inen: Kıyâme — 0 kez (binde 0) 32. inen: Hümeze — 0 kez (binde 0) 33. inen: Mürselât — 1 kez (binde 5.5) 34. inen: Kâf — 0 kez (binde 0) 35. inen: Beled — 1 kez (binde 12.2) 36. inen: Târık — 0 kez (binde 0) 37. inen: Kamer — 0 kez (binde 0) 38. inen: Sâd — 2 kez (binde 2.7) 39. inen: A’râf — 36 kez (binde 10.8) 40. inen: Cin — 3 kez (binde 10.5) 41. inen: Yâsîn — 4 kez (binde 5.5) 42. inen: Furkân — 1 kez (binde 1.1) 43. inen: Fâtır — 1 kez (binde 1.3) 44. inen: Meryem — 4 kez (binde 4.2) 45. inen: Tâ-Hâ — 8 kez (binde 6) 46. inen: Vâkı’a — 0 kez (binde 0) 47. inen: Şu’arâ — 27 kez (binde 20.5) 48. inen: Neml — 9 kez (binde 7.8) 49. inen: Kasas — 10 kez (binde 7) 50. inen: İsrâ — 12 kez (binde 7.7) 51. inen: Yûnus — 30 kez (binde 16.4) 52. inen: Hûd — 15 kez (binde 7.8) 53. inen: Yûsuf — 12 kez (binde 6.8) 54. inen: Hicr — 5 kez (binde 7.6) 55. inen: En’âm — 26 kez (binde 8.5) 56. inen: Sâffât — 6 kez (binde 7) 57. inen: Lokman — 1 kez (binde 1.8) 58. inen: Sebe’ — 11 kez (binde 12.5) 59. inen: Zümer — 3 kez (binde 2.6) 60. inen: Mü’min — 17 kez (binde 13.9) 61. inen: Fussilet — 5 kez (binde 6.3) 62. inen: Şûrâ — 9 kez (binde 10.5) 63. inen: Zuhruf — 2 kez (binde 2.4) 64. inen: Duhân — 5 kez (binde 14.5) 65. inen: Câsiye — 5 kez (binde 10.2) 66. inen: Ahkâf — 4 kez (binde 6.2) 67. inen: Zâriyât — 2 kez (binde 5.6) 68. inen: Gâşiye — 0 kez (binde 0) 69. inen: Kehf — 9 kez (binde 5.7) 70. inen: Nahl — 14 kez (binde 7.6) 71. inen: Nûh — 3 kez (binde 13.3) 72. inen: İbrahim — 6 kez (binde 7.2) 73. inen: Enbiyâ — 5 kez (binde 4.3) 74. inen: Mü’minûn — 8 kez (binde 7.6) 75. inen: Secde — 4 kez (binde 10.8) 76. inen: Tûr — 3 kez (binde 9.6) 77. inen: Mülk — 3 kez (binde 9) 78. inen: Hâkka — 2 kez (binde 7.8) 79. inen: Me’âric — 2 kez (binde 9.2) 80. inen: Nebe’ — 0 kez (binde 0) 81. inen: Nâzi’ât — 0 kez (binde 0) 82. inen: İnfitâr — 0 kez (binde 0) 83. inen: İnşikâk — 2 kez (binde 18.7) 84. inen: Rûm — 7 kez (binde 8.6) 85. inen: Ankebût — 18 kez (binde 18.4) 86. inen: Mutaffifîn — 2 kez (binde 11.8) 87. inen: Bakara — 84 kez (binde 13.7) 88. inen: Enfâl — 26 kez (binde 21.1) 89. inen: Âl-i İmrân — 60 kez (binde 17.2) 90. inen: Ahzâb — 31 kez (binde 24.1) 91. inen: Mümtehine — 10 kez (binde 28.7) 92. inen: Nisâ — 64 kez (binde 17.1) 93. inen: Zilzâl — 0 kez (binde 0) 94. inen: Hadîd — 14 kez (binde 24.4) 95. inen: Muhammed — 11 kez (binde 20.4) 96. inen: Ra’d — 4 kez (binde 4.7) 97. inen: Rahmân — 0 kez (binde 0) 98. inen: İnsan — 0 kez (binde 0) 99. inen: Talâk — 4 kez (binde 13.9) 100. inen: Beyyine — 1 kez (binde 10.6) 101. inen: Haşr — 6 kez (binde 13.5) 102. inen: Nûr — 22 kez (binde 16.7) 103. inen: Hac — 9 kez (binde 7.1) 104. inen: Münâfikûn — 3 kez (binde 16.8) 105. inen: Mücâdele — 9 kez (binde 19.1) 106. inen: Hucurât — 15 kez (binde 43.2) 107. inen: Tahrîm — 6 kez (binde 24.1) 108. inen: Teğâbun — 6 kez (binde 24.9) 109. inen: Saff — 7 kez (binde 31.7) 110. inen: Cum’a — 1 kez (binde 5.7) 111. inen: Fetih — 15 kez (binde 26.8) 112. inen: Mâide — 47 kez (binde 16.8) 113. inen: Tevbe — 45 kez (binde 18) 114. inen: Nasr — 0 kez (binde 0)
← ilk inenson inen →

Ayetler

“İnandı” ✕ Süzgeci kaldır

25 ayet

اِنَّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَالَّذ۪ينَ هَادُوا وَالنَّصَارٰى وَالصَّابِـ۪ٔينَ مَنْ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَعَمِلَ صَالِحاً فَلَهُمْ اَجْرُهُمْ عِنْدَ رَبِّهِمْۖ وَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ
Şüphesiz, inananlar, Yahudi olanlar, Hıristiyanlar ve Sabiilerden Allah’a ve ahiret gününe inanıp yararlı iş yapanların ecirleri Rablerinin katındadır. Onlar için artık korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir.[62]
وَاِذْ قَالَ اِبْرٰه۪يمُ رَبِّ اجْعَلْ هٰذَا بَلَداً اٰمِناً وَارْزُقْ اَهْلَهُ مِنَ الثَّمَرَاتِ مَنْ اٰمَنَ مِنْهُمْ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِۜ قَالَ وَمَنْ كَفَرَ فَاُمَتِّعُهُ قَل۪يلاً ثُمَّ اَضْطَرُّهُٓ اِلٰى عَذَابِ النَّارِۜ وَبِئْسَ الْمَص۪يرُ
İbrahim: «Rabbim! Burasını emin bir şehir kıl, halkından, Allah’a ve ahiret gününe inananları ürünlerle rızıklandır» demişti. Allah da: «İnkar edeni de az bir müddet geçindirir, sonra da onu ateşin azabına uğramak zorunda bırakırım, ne kötü sonuç» buyurmuştu.[126]
لَيْسَ الْبِرَّ اَنْ تُوَلُّوا وُجُوهَكُمْ قِبَلَ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ وَلٰكِنَّ الْبِرَّ مَنْ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَالْمَلٰٓئِكَةِ وَالْكِتَابِ وَالنَّبِيّ۪نَۚ وَاٰتَى الْمَالَ عَلٰى حُبِّه۪ ذَوِي الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاك۪ينَ وَابْنَ السَّب۪يلِ وَالسَّٓائِل۪ينَ وَفِي الرِّقَابِۚ وَاَقَامَ الصَّلٰوةَ وَاٰتَى الزَّكٰوةَۚ وَالْمُوفُونَ بِعَهْدِهِمْ اِذَا عَاهَدُواۚ وَالصَّابِر۪ينَ فِي الْبَأْسَٓاءِ وَالضَّرَّٓاءِ وَح۪ينَ الْبَأْسِۜ اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ صَدَقُواۜ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُتَّقُونَ
Yüzlerinizi doğudan yana ve batıdan yana çevirmeniz iyi olmak demek değildir; Lakin iyi olan, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, Kitap’a, peygamberlere inanan, O’nun sevgisiyle, yakınlarına, yetimlere, düşkünlere, yolculara, yoksullara ve köleler uğrunda mal veren, namaz kılan, zekat veren ve ahidleştiklerinde ahidlerine vefa gösterenler, zorda, darda ve savaş alanında sabredenlerdir. İşte onlar doğru olanlardır ve sakınanlar ancak onlardır.[177]
تِلْكَ الرُّسُلُ فَضَّلْنَا بَعْضَهُمْ عَلٰى بَعْضٍۢ مِنْهُمْ مَنْ كَلَّمَ اللّٰهُ وَرَفَعَ بَعْضَهُمْ دَرَجَاتٍۜ وَاٰتَيْنَا ع۪يسَى ابْنَ مَرْيَمَ الْبَيِّنَاتِ وَاَيَّدْنَاهُ بِرُوحِ الْقُدُسِۜ وَلَوْ شَٓاءَ اللّٰهُ مَا اقْتَتَلَ الَّذ۪ينَ مِنْ بَعْدِهِمْ مِنْ بَعْدِ مَا جَٓاءَتْهُمُ الْبَيِّنَاتُ وَلٰكِنِ اخْتَلَفُوا فَمِنْهُمْ مَنْ اٰمَنَ وَمِنْهُمْ مَنْ كَفَرَۜ وَلَوْ شَٓاءَ اللّٰهُ مَا اقْتَتَلُوا وَلٰكِنَّ اللّٰهَ يَفْعَلُ مَا يُر۪يدُ۟
İşte bu peygamberlerden bir kısmını diğerlerinden üstün kıldık. Onlardan Allah’ın kendilerine hitabettiği, derecelerle yükselttikleri vardır. Meryem oğlu İsa’ya belgeler verdik, onu Ruhul Kudüs’le destekledik. Allah dileseydi, belgeler kendilerine geldikten sonra, peygamberlerin ardından birbirlerini öldürmezlerdi. Fakat ayrılığa düştüler, kimi inandı, kimi inkar etti. Allah dileseydi birbirlerini öldürmezlerdi, lakin Allah istediğini yapar.[253]
اٰمَنَ الرَّسُولُ بِمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْهِ مِنْ رَبِّه۪ وَالْمُؤْمِنُونَۜ كُلٌّ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَمَلٰٓئِكَتِه۪ وَكُتُبِه۪ وَرُسُلِه۪ۜ لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ اَحَدٍ مِنْ رُسُلِه۪۠ وَقَالُوا سَمِعْنَا وَاَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَاِلَيْكَ الْمَص۪يرُ
Peygamber ve inananlar, ona Rabb’inden indirilene inandı. Hepsi Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine inandı. «Peygamberleri arasından hiçbirini ayırdetmeyiz, işittik, itaat ettik, Rabbimiz! Affını dileriz, dönüş Sanadır» dediler.[285]
قُلْ يَٓا اَهْلَ الْكِتَابِ لِمَ تَصُدُّونَ عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِ مَنْ اٰمَنَ تَبْغُونَهَا عِوَجاً وَاَنْتُمْ شُهَدَٓاءُۜ وَمَا اللّٰهُ بِغَافِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ
De ki: «Ey Kitap ehli! Siz doğru olduğuna şahidken, niçin inananları Allah’ın yolunu eğri göstermeğe yeltenerek ondan çeviriyorsunuz? Allah işlediklerinizden gafil değildir».[99]
كُنْتُمْ خَيْرَ اُمَّةٍ اُخْرِجَتْ لِلنَّاسِ تَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَتَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنْكَرِ وَتُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِۜ وَلَوْ اٰمَنَ اَهْلُ الْكِتَابِ لَكَانَ خَيْراً لَهُمْۜ مِنْهُمُ الْمُؤْمِنُونَ وَاَكْثَرُهُمُ الْفَاسِقُونَ
Siz, insanlar için ortaya çıkarılan, doğruluğu emreden, fenalıktan alıkoyan, Allah’a inanan hayırlı bir ümmetsiniz. Kitap ehli inanmış olsalardı, kendileri için daha hayırlı olurdu; içlerinde inananlar olmakla beraber, çoğu yoldan çıkmıştır.[110]
فَمِنْهُمْ مَنْ اٰمَنَ بِه۪ وَمِنْهُمْ مَنْ صَدَّ عَنْهُۜ وَكَفٰى بِجَهَنَّمَ سَع۪يراً
Onlardan ona inananlar ve yüz çevirenler vardı. Çılgın bir alev olarak cehennem yeter. Doğrusu, ayetlerimizi inkar edenleri ateşe sokacağız; derilerinin her yanışında, azabı tatmaları için onları başka derilerle değiştireceğiz. Allah güçlüdür, Hakim’dir.[55-56]
اِنَّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَالَّذ۪ينَ هَادُوا وَالصَّابِـؤُ۫نَ وَالنَّصَارٰى مَنْ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَعَمِلَ صَالِحاً فَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ
Doğrusu inananlar, yahudiler, sabiiler ve hıristiyanlardan Allah’a ve ahiret gününe inanan, yararlı iş yapan kimselere korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir.[69]
وَمَا نُرْسِلُ الْمُرْسَل۪ينَ اِلَّا مُبَشِّر۪ينَ وَمُنْذِر۪ينَۚ فَمَنْ اٰمَنَ وَاَصْلَحَ فَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ
Peygamberleri ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderiyoruz. Kim inanır ve nefsini ıslah ederse onlara korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir.[48]
هَلْ يَنْظُرُونَ اِلَّٓا اَنْ تَأْتِيَهُمُ الْمَلٰٓئِكَةُ اَوْ يَأْتِيَ رَبُّكَ اَوْ يَأْتِيَ بَعْضُ اٰيَاتِ رَبِّكَۜ يَوْمَ يَأْت۪ي بَعْضُ اٰيَاتِ رَبِّكَ لَا يَنْفَعُ نَفْساً ا۪يمَانُهَا لَمْ تَكُنْ اٰمَنَتْ مِنْ قَبْلُ اَوْ كَسَبَتْ ف۪ٓي ا۪يمَانِهَا خَيْراًۜ قُلِ انْتَظِرُٓوا اِنَّا مُنْتَظِرُونَ
Onlar kendilerine meleklerin gelmesini mi, yoksa Rabbinin gelmesini mi, yahut Rablerinden bir takım mucizelerin gelmesini mi bekliyorlar? Rabbinin bir takım mucizeleri geldiği gün, bir kimse daha önce inanmamışsa veya imaniyle bir iyilik kazanmamışsa, imanı ona fayda vermez. Onlara: «Bekleyin, doğrusu biz de bekliyoruz» de.[158]
قَالَ الْمَلَأُ الَّذ۪ينَ اسْتَكْبَرُوا مِنْ قَوْمِه۪ لِلَّذ۪ينَ اسْتُضْعِفُوا لِمَنْ اٰمَنَ مِنْهُمْ اَتَعْلَمُونَ اَنَّ صَالِحاً مُرْسَلٌ مِنْ رَبِّه۪ۜ قَالُٓوا اِنَّا بِمَٓا اُرْسِلَ بِه۪ مُؤْمِنُونَ
Milletinin büyüklük taslayan ileri gelenleri, aralarından iman eden ve bu sebeple hor gördükleri kimselere, «Salih’in Rabbi tarafından gönderildiğini sahiden biliyor musunuz?» dediler, onlar da, «Doğrusu biz onunla gönderilene inanıyoruz» dediler.[75]
وَلَا تَقْعُدُوا بِكُلِّ صِرَاطٍ تُوعِدُونَ وَتَصُدُّونَ عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِ مَنْ اٰمَنَ بِه۪ وَتَبْغُونَهَا عِوَجاًۚ وَاذْكُرُٓوا اِذْ كُنْتُمْ قَل۪يلاً فَكَثَّرَكُمْۖ وَانْظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُفْسِد۪ينَ
«Allah’a inananları yolundan alıkoyup ve o yolun eğriliğini dileyerek tehdit edip her yolda pusu kurup oturmayın. Azken, Allah’ın sizi çoğalttığını hatırlayın; bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bakın.»[86]
اِنَّمَا يَعْمُرُ مَسَاجِدَ اللّٰهِ مَنْ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَاَقَامَ الصَّلٰوةَ وَاٰتَى الزَّكٰوةَ وَلَمْ يَخْشَ اِلَّا اللّٰهَ فَعَسٰٓى اُو۬لٰٓئِكَ اَنْ يَكُونُوا مِنَ الْمُهْتَد۪ينَ
Allah’ın mescidlerini sadece, Allah’a ve ahiret gününe inanan, namaz kılan, zekat veren ve ancak Allah’tan korkan kimseler onarır. İşte onlar doğru yolda bulunanlardan olabilirler.[18]
اَجَعَلْتُمْ سِقَايَةَ الْحَٓاجِّ وَعِمَارَةَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ كَمَنْ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَجَاهَدَ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِۜ لَا يَسْتَوُ۫نَ عِنْدَ اللّٰهِۜ وَاللّٰهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِم۪ينَۢ
Hacca gelenlere su vermeyi, Mescidi Haramı onarmayı, Allah’a ve ahiret gününe inananla, Allah yolunda cihat edenle bir mi tuttunuz? Allah katında bir olmazlar; Allah zulmeden milleti doğru yola eriştirmez.[19]
وَجَاوَزْنَا بِبَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَ الْبَحْرَ فَاَتْبَعَهُمْ فِرْعَوْنُ وَجُنُودُهُ بَغْياً وَعَدْواًۜ حَتّٰٓى اِذَٓا اَدْرَكَهُ الْغَرَقُۙ قَالَ اٰمَنْتُ اَنَّهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا الَّـذ۪ٓي اٰمَنَتْ بِه۪ بَنُٓوا اِسْرَٓائ۪لَ وَاَنَا۬ مِنَ الْمُسْلِم۪ينَ
İsrailoğullarını denizden geçirdik, Firavun ve askerleri haksızlık ve düşmanlıkla ardlarına düştüler. Firavun boğulacağı anda: «İsrailoğullarının inandığından başka tanrı olmadığına inandım, artık ben O’na teslim olanlardanım» dedi.[90]
فَلَوْلَا كَانَتْ قَرْيَةٌ اٰمَنَتْ فَنَفَعَهَٓا ا۪يمَانُهَٓا اِلَّا قَوْمَ يُونُسَۜ لَمَّٓا اٰمَنُوا كَشَفْنَا عَنْهُمْ عَذَابَ الْخِزْيِ فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَمَتَّعْنَاهُمْ اِلٰى ح۪ينٍ
Bir kent halkı inanmalı değil miydi ki, imanları kendilerine fayda versin! İşte Yunus’un milleti, inandığı zaman, dünya hayatında rezilliği gerektiren azabı onlardan kaldırdık ve onları bir süre daha bu dünyada geçindirdik.[98]
وَاُو۫حِيَ اِلٰى نُوحٍ اَنَّهُ لَنْ يُؤْمِنَ مِنْ قَوْمِكَ اِلَّا مَنْ قَدْ اٰمَنَ فَلَا تَبْتَئِسْ بِمَا كَانُوا يَفْعَلُونَۚ
Nuh’a, «Senin milletinden, inanmış olanlardan başkası inanmayacaktır; onların yapageldiklerine üzülme; nezaretimiz altında, sana bildirdiğimiz gibi gemiyi yap. Haksızlık yapanlar için Bana baş vurma, çünkü onlar suda boğulacaklardır» diye Allah tarafından vahyolundu.[36-37]
حَتّٰٓى اِذَا جَٓاءَ اَمْرُنَا وَفَارَ التَّنُّورُۙ قُلْنَا احْمِلْ ف۪يهَا مِنْ كُلٍّ زَوْجَيْنِ اثْنَيْنِ وَاَهْلَكَ اِلَّا مَنْ سَبَقَ عَلَيْهِ الْقَوْلُ وَمَنْ اٰمَنَۜ وَمَٓا اٰمَنَ مَعَهُٓ اِلَّا قَل۪يلٌ
Buyruğumuz gelip tandırdan sular kaynamağa başlayınca, «Her cinsten birer çifti ve aleyhine hüküm verilmiş olanın dışında kalan çoluk çocuğunu ve inananları gemiye bindir» dedik. Pek az kimse onunla beraber inanmıştı.[40]
وَاَمَّا مَنْ اٰمَنَ وَعَمِلَ صَالِحاً فَلَهُ جَزَٓاءًۨ الْحُسْنٰىۚ وَسَنَقُولُ لَهُ مِنْ اَمْرِنَا يُسْراًۜ
«Haksızlık yapana azap edeceğiz, sonra Rabbine döndürülür, onu görülmemiş bir azaba uğratır; ama inanıp yararlı iş işleyene, mükafat olarak güzel şeyler vardır, ona buyruğumuzdan kolay olanı söyleriz» dedi.[87-88]
Yükleniyor...