أ م ن
723ayette
879kez geçiyor
77/114surede
37farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %44 · Medenî %56
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Müddessir 31
4. inen sure
En çok geçtiği sure
Bakara
84 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| اٰمَنُوا | İfal Babı | أَفْعَلُوا | İnandılar | 357 |
| الْمُؤْمِن۪ينَ | İsim | الْمُفْعِلِينَ | İnananlar | 140 |
| يُؤْمِنُونَ | İfal Babı | يُفْعِلُونَ | İnanırlar | 137 |
| بِالْا۪يمَانِ | İsim | إِفْعَالِكُمْ | İnanmanız | 36 |
| الْمُؤْمِنُونَ | İsim | الْمُفْعِلُونَ | İnananlar | 35 |
| تُؤْمِنُوا | İfal Babı | تُفْعِلُوا | İnanırsınız | 24 |
| وَالْمُؤْمِنَاتِ | İsim | وَالْمُفْعِلَاتِ | Ve inananlar | 18 |
| اَمِنْتُمْ | Feile-Yefalu | فَعِلْتُمْ | Güvendiniz | 14 |
| اَم۪ينٌۙ | Sıfat | فَعِيلٌ | Güvenilir | 14 |
| نُؤْمِنَ | İfal Babı | نُفْعِلَ | Güveniriz | 13 |
| مُؤْمِنٌ | İsim | مُفْعِلٌ | İnanan | 13 |
| اٰمِن۪ينَ | İsim | فَاعِلِينَ | Güvende olanlar | 8 |
| ا۪يمَاناً | İsim | إِفْعَالًا | İnanmak | 7 |
| مُؤْمِناً | İsim | مُفْعِلًا | İnanan | 7 |
| اٰمِناً | İsim | فَاعِلًا | Güvende olan | 6 |
| الْمُؤْمِن۪ينَ | Sıfat | الْمُفْعِلِينَ | İnananlar | 5 |
| مُؤْمِنَةٌ | Sıfat | مُفْعِلَةٍ | İnanan | 4 |
| الْمُؤْمِنَاتِ | Sıfat | الْمُفْعِلَاتِ | İnananlar | 4 |
| اٰمَنَتْ | İfal Babı | أَفْعَلَتْ | İnandı | 4 |
| تَأْمَنْهُ | Feile-Yefalu | تَفْعَلْهُ | Ona güvenirsin | 3 |
| اَمَنَةً | İsim | فَعَلَةً | Emanet | 3 |
| الْاَمْنِ | İsim | الْفَعْلِ | Emniyet | 3 |
| يَأْمَنُوكُمْ | Feile-Yefalu | يَفْعَلُوكُمْ | Size güvenirler | 3 |
| لِاَمَانَاتِهِمْ | İsim | لِفَعَالَاتِهِمْ | Onların görevlerini | 3 |
| بِالْا۪يمَانِ | İsim | بِالْإِفْعَالِ | İnanmayla | 2 |
| اٰمِناً | Sıfat | فَاعِلًا | Güvende olan | 2 |
| مُؤْمِنٌ | Sıfat | مُفْعِلٌ | İnanan | 2 |
| اٰمِنُونَ | İsim | فَاعِلُونَ | Güvende olanlar | 2 |
| مُؤْمِنَةٍ | İsim | مُفْعِلَةٍ | İnanan | 2 |
| اؤْتُمِنَ | İftial Babı | اُفْتُعِلَ | Emanet olundu | 1 |
| اَمَانَتَهُ | İsim | فَعَالَتَهُ | Onun emaneti | 1 |
| الْاَمَانَاتِ | İsim | الْفَعَالَاتِ | Emanetler | 1 |
| لَنُؤْمِنَنَّ | İfal Babı | لَنُفْعِلَنَّ | Kesinlikle güveneceğiz | 1 |
| مَأْمَنَهُۜ | İsim | مَفْعَلَهُ | Onun güvenli yeri | 1 |
| اٰمَنُوا | İfal Babı | أَفْعَلُوا | İnandılar | 1 |
| الْاَمَانَةَ | İsim | الْفَعَالَةَ | Emanet | 1 |
| مَأْمُونٍۚ | İsim | مَفْعُولٍ | Güvende olan | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
İnandılar 250
İnananlar 156
İnanırlar 95
İnandık 29
İnandı 27
İnanır 27
İnanan 25
Ve inananlar 18
Güvenilir 14
İnanın 12
İnanmak 12
İnananlar için 11
İnanırsınız 11
İnananlara 10
Diğer 95 anlam
Güvende olanlar 9
Güvende olan 8
İnanmanız 6
İnandınız 6
Güvendiniz 6
Onların inanması 6
Ve inanın 5
Güveniriz 5
İnanırız 5
Onun inanması 5
Ve inandılar 4
İnanmaları 4
Ve inandı 4
İnanmayla 3
İnanmaya 3
İnanmasınlar 3
İnandım 3
İnanmanız için 3
İnandığı 2
Güvendi 2
İnanmayın 2
Ona güvenirsin 2
Ve inanırsınız 2
Emanet 2
Emniyet 2
İnanana 2
Ve inandınız 2
Güvendi mi? 2
Güvendiler mi? 2
Öyleyse inandı 2
Ve inananları 2
Onların görevlerini 2
Güvenir miyiz? 2
Ve inanmak 2
İnanma 2
İnan- 1
İnanmadıkları halde 1
İman ettiler 1
İman edin 1
İman mı edelim? 1
İman eden 1
Biz de İnandık 1
Güvenirler 1
İnanır mısınız? 1
Ve güvenlik 1
Ve inansınlar 1
Ve inanır 1
İnanırsın 1
Emanet olundu 1
Onun emaneti 1
Kesinlikle inanacaksınız 1
İnanmaya karşılık 1
Sonra inandık 1
İnanmanızı 1
Emanetler 1
Size güvenirler 1
Ve güvenirler 1
Emniyete aldılar 1
Kesinlikle inanacak 1
İnanmayı 1
Emniyete aldık 1
Emniyetle 1
Kesinlikle inanacaklar 1
Ve güvende oldu mu? 1
Güvenir 1
Kesinlikle güveneceğiz 1
Emniyete alanlar 1
Emniyetler 1
Görevleriniz 1
Ve inananların yardımıyla 1
Onun güvenli yeri 1
Ve güvenir 1
İnanmaları sebebiyle 1
Bize emanet edersin 1
Güvenen 1
Size emanet ederim 1
Size emanet ettim 1
Güvende oldunuz mu? 1
Öyleyse inansın 1
İnanan ikisi 1
Hemen inanırlar 1
Güvenlik 1
Emniyette olanlar 1
Sonra güvendi 1
Emniyete aldı 1
Sonra inandılar 1
Ve inanırlar 1
Güvenirsiniz 1
İnan 1
İnanmanın yardımıyla 1
İnanmalarını 1
Ve inananlar için 1
Güvendiniz mi? 1
Hemen inandık 1
Ve onlara inandı 1
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
+ ك ف ر ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır
126 ayet
يَٓا اَيُّهَا
النَّبِيُّ
حَرِّضِ
الْمُؤْمِن۪ينَ
عَلَى
الْقِتَالِۜ
اِنْ
يَكُنْ
مِنْكُمْ
عِشْرُونَ
صَابِرُونَ
يَغْلِبُوا
مِائَتَيْنِۚ
وَاِنْ
يَكُنْ
مِنْكُمْ
مِائَةٌ
يَغْلِبُٓوا
اَلْفاً
مِنَ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
بِاَنَّهُمْ
قَوْمٌ
لَا
يَفْقَهُونَ
Müminleri savaş için coştur. Sizin sabırlı yirmi kişiniz onlardan ikiyüz kişiyi yener. Sizin yüz kişiniz, inkar edenlerden bin kişiyi yener; çünkü onlar anlayışsız bir güruhtur. Şimdi Allah yükünüzü hafifletti, zira içinizde zaaf bulunduğunu biliyordu. Sizin sabırlı yüz kişiniz onlardan ikiyüz kişiyi yener; sizin bin kişiniz, Allah’ın izniyle, ikibin kişiyi yener. Allah sabredenlerle beraberdir.[65-66]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
لَا
تَتَّخِذُٓوا
اٰبَٓاءَكُمْ
وَاِخْوَانَكُمْ
اَوْلِيَٓاءَ
اِنِ
اسْتَحَبُّوا
الْكُفْرَ
عَلَى
الْا۪يمَانِۜ
وَمَنْ
يَتَوَلَّهُمْ
مِنْكُمْ
فَاُو۬لٰٓئِكَ
هُمُ
الظَّالِمُونَ
Ey inananlar! Babalarınızı, kardeşlerinizi küfrü imana tercih ediyorlarsa dost edinmeyin. Sizden onları kim dost edinirse doğrusu kendine yazık etmiş olurlar.[23]
ثُمَّ
اَنْزَلَ
اللّٰهُ
سَك۪ينَتَهُ
عَلٰى
رَسُولِه۪
وَعَلَى
الْمُؤْمِن۪ينَ
وَاَنْزَلَ
جُنُوداً
لَمْ
تَرَوْهَا
وَعَذَّبَ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُواۜ
وَذٰلِكَ
جَزَٓاءُ
الْكَافِر۪ينَ
Bozgundan sonra Allah, Peygamberine, müminlere güvenlik verdi ve görmediğiniz askerler indirdi; inkar edenleri azaba uğrattı. İnkarcıların cezası budur.[26]
لَا
تَعْتَذِرُوا
قَدْ
كَفَرْتُمْ
بَعْدَ
ا۪يمَانِكُمْۜ
اِنْ
نَعْفُ
عَنْ
طَٓائِفَةٍ
مِنْكُمْ
نُعَذِّبْ
طَٓائِفَةً
بِاَنَّهُمْ
كَانُوا
مُجْرِم۪ينَ۟
Özür beyan etmeyin, inandıktan sonra inkar ettiniz. İçinizden bir topluluğu affetsek bile, suçlarından ötürü bir topluluğa da azab ederiz.[66]
وَالَّذ۪ينَ
اتَّخَذُوا
مَسْجِداً
ضِرَاراً
وَكُفْراً
وَتَفْر۪يقاً
بَيْنَ
الْمُؤْمِن۪ينَ
وَاِرْصَاداً
لِمَنْ
حَارَبَ
اللّٰهَ
وَرَسُولَهُ
مِنْ
قَبْلُۜ
وَلَيَحْلِفُنَّ
اِنْ
اَرَدْنَٓا
اِلَّا
الْحُسْنٰىۜ
وَاللّٰهُ
يَشْهَدُ
اِنَّهُمْ
لَكَاذِبُونَ
Zarar vermek, inkar etmek, müminlerin arasını ayırmak, Allah ve Peygamber’ine karşı savaşanlara daha önceden gözcülük yapmak üzere bir mescid kurup: «Biz sadece iyilik yapmak istedik» diye yemin edenlerin yalancı olduklarına şüphesiz ki Allah şahiddir.[107]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
قَاتِلُوا
الَّذ۪ينَ
يَلُونَكُمْ
مِنَ
الْكُفَّارِ
وَلْيَجِدُوا
ف۪يكُمْ
غِلْظَةًۜ
وَاعْلَمُٓوا
اَنَّ
اللّٰهَ
مَعَ
الْمُتَّق۪ينَ
Ey inananlar! Yakınınızda bulunan inkarcılarla savaşın; sizi kendilerine karşı sert bulsunlar. Bilin ki Allah, kendisine karşı gelmekten sakınanlarla beraberdir.[123]
اَكَانَ
لِلنَّاسِ
عَجَباً
اَنْ
اَوْحَيْنَٓا
اِلٰى
رَجُلٍ
مِنْهُمْ
اَنْ
اَنْذِرِ
النَّاسَ
وَبَشِّرِ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓوا
اَنَّ
لَهُمْ
قَدَمَ
صِدْقٍ
عِنْدَ
رَبِّهِمْۜ
قَالَ
الْكَافِرُونَ
اِنَّ
هٰذَا
لَسَاحِرٌ
مُب۪ينٌ
İçlerinden birine, «İnsanları uyar ve inananlara, Rableri katında yüksek makamlar olduğunu müjdele» diye vahyetmemiz, insanların tuhafına mı gitti ki, kafirler: «Bu apaçık bir büyücüdür» dediler?[2]
اِلَيْهِ
مَرْجِعُكُمْ
جَم۪يعاًۜ
وَعْدَ
اللّٰهِ
حَقاًّۜ
اِنَّهُ
يَبْدَؤُا
الْخَلْقَ
ثُمَّ
يُع۪يدُهُ
لِيَجْزِيَ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
وَعَمِلُوا
الصَّالِحَاتِ
بِالْقِسْطِۜ
وَالَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
لَهُمْ
شَرَابٌ
مِنْ
حَم۪يمٍ
وَعَذَابٌ
اَل۪يمٌ
بِمَا
كَانُوا
يَكْفُرُونَ
Hepinizin dönüşü, O’nadır. Allah’ın vadi haktır. O, önce yaratır, sonra inanıp yararlı işler yapanların ve inkar edenlerin hareketlerinin karşılığını adaletle vermek için tekrar diriltir. İnkarcılara, inkarlarından ötürü kızgın bir içecek ve can yakıcı azab vardır.[4]
اَفَمَنْ
كَانَ
عَلٰى
بَيِّنَةٍ
مِنْ
رَبِّه۪
وَيَتْلُوهُ
شَاهِدٌ
مِنْهُ
وَمِنْ
قَبْلِه۪
كِتَابُ
مُوسٰٓى
اِمَاماً
وَرَحْمَةًۜ
اُو۬لٰٓئِكَ
يُؤْمِنُونَ
بِه۪ۜ
وَمَنْ
يَكْفُرْ
بِه۪
مِنَ
الْاَحْزَابِ
فَالنَّارُ
مَوْعِدُهُۚ
فَلَا
تَكُ
ف۪ي
مِرْيَةٍ
مِنْهُ
اِنَّهُ
الْحَقُّ
مِنْ
رَبِّكَ
وَلٰكِنَّ
اَكْثَرَ
النَّاسِ
لَا
يُؤْمِنُونَ
Rabbinin katından bir belgesi ve onun arkasından da bir şahidi olanlar, önlerinde de Musa’nın Kitap’ı önder ve rahmet olarak bulunanlardır ki, işte onlar Kuran’a inanırlar. Hangi topluluk onu inkar ederse yeri ateştir; senin de bundan şüphen olmasın. Doğrusu o, Rabbinden bir gerçektir, fakat insanların çoğu inanmazlar.[17]
قَالَ
لَا
يَأْت۪يكُمَا
طَعَامٌ
تُرْزَقَانِه۪ٓ
اِلَّا
نَبَّأْتُكُمَا
بِتَأْو۪يلِه۪
قَبْلَ
اَنْ
يَأْتِيَكُمَاۜ
ذٰلِكُمَا
مِمَّا
عَلَّمَن۪ي
رَبّ۪يۜ
اِنّ۪ي
تَرَكْتُ
مِلَّةَ
قَوْمٍ
لَا
يُؤْمِنُونَ
بِاللّٰهِ
وَهُمْ
بِالْاٰخِرَةِ
هُمْ
كَافِرُونَۙ
Yusuf: «Rabbimin bana öğrettiği bilgi ile, daha yiyeceğiniz yemek gelmeden size onu yorumlarım. Doğrusu ben, Allah’a inanmayan ve ahireti inkar eden, bir milletin dinini bırakmışımdır.[37]
وَلَوْ
اَنَّ
قُرْاٰناً
سُيِّرَتْ
بِهِ
الْجِبَالُ
اَوْ
قُطِّعَتْ
بِهِ
الْاَرْضُ
اَوْ
كُلِّمَ
بِهِ
الْمَوْتٰىۜ
بَلْ
لِلّٰهِ
الْاَمْرُ
جَم۪يعاًۜ
اَفَلَمْ
يَايْـَٔسِ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓوا
اَنْ
لَوْ
يَشَٓاءُ
اللّٰهُ
لَهَدَى
النَّاسَ
جَم۪يعاًۜ
وَلَا
يَزَالُ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
تُص۪يبُهُمْ
بِمَا
صَنَعُوا
قَارِعَةٌ
اَوْ
تَحُلُّ
قَر۪يباً
مِنْ
دَارِهِمْ
حَتّٰى
يَأْتِيَ
وَعْدُ
اللّٰهِۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
لَا
يُخْلِفُ
الْم۪يعَادَ۟
Eğer Kuran ile dağlar yürütülmüş veya yeryüzü parçalanmış yahut ölüler konuşturulmuş olsaydı, kafirler yine de inanmazlardı. Oysa bütün işler Allah’a aittir. İnananların, «Allah dilese bütün insanları doğru yola eriştirebilir» gerçeğini akılları kesmedi mi? Allah’ın sözü yerine gelinceye kadar, yaptıkları işler sebebiyle inkar edenlere bir belanın dokunması veya evlerinin yakınına inmesi devam eder durur. Allah, verdiği sözden şüphesiz caymaz.[31]
وَاللّٰهُ
جَعَلَ
لَكُمْ
مِنْ
اَنْفُسِكُمْ
اَزْوَاجاً
وَجَعَلَ
لَكُمْ
مِنْ
اَزْوَاجِكُمْ
بَن۪ينَ
وَحَفَدَةً
وَرَزَقَكُمْ
مِنَ
الطَّيِّبَاتِۜ
اَفَبِالْبَاطِلِ
يُؤْمِنُونَ
وَبِنِعْمَتِ
اللّٰهِ
هُمْ
يَكْفُرُونَۙ
Allah size kendinizden eşler var eder. Eşlerinizden de oğullar ve torunlar var eder. Size temiz şeylerden rızık verir. Öyleyken batıla inanıyorlar ve Allah’ın nimetini inkar mı ediyorlar?[72]
مَنْ
كَفَرَ
بِاللّٰهِ
مِنْ
بَعْدِ
ا۪يمَانِه۪ٓ
اِلَّا
مَنْ
اُكْرِهَ
وَقَلْبُهُ
مُطْمَئِنٌّ
بِالْا۪يمَانِ
وَلٰكِنْ
مَنْ
شَرَحَ
بِالْكُفْرِ
صَدْراً
فَعَلَيْهِمْ
غَضَبٌ
مِنَ
اللّٰهِۚ
وَلَهُمْ
عَذَابٌ
عَظ۪يمٌ
Gönlü imanla dolu olduğu halde, zor altında olan kimse müstesna, inandıktan sonra Allah’ı inkar edip, gönlünü kafirliğe açanlara Allah katından bir gazap vardır; büyük azap da onlar içindir.[106]
وَضَرَبَ
اللّٰهُ
مَثَلاً
قَرْيَةً
كَانَتْ
اٰمِنَةً
مُطْمَئِنَّةً
يَأْت۪يهَا
رِزْقُهَا
رَغَداً
مِنْ
كُلِّ
مَكَانٍ
فَكَفَرَتْ
بِاَنْعُمِ
اللّٰهِ
فَاَذَاقَهَا
اللّٰهُ
لِبَاسَ
الْجُوعِ
وَالْخَوْفِ
بِمَا
كَانُوا
يَصْنَعُونَ
Allah size güven ve huzur içinde olan bir kasabayı misal verir: Her taraftan oraya bolca rızık geliyordu. Ama Allah’ın nimetlerine nankörlük ettiler; bu yüzden Allah onlara yaptıklarına karşılık açlık ve korku belasını tattırdı.[112]
اَمْ
اَمِنْتُمْ
اَنْ
يُع۪يدَكُمْ
ف۪يهِ
تَارَةً
اُخْرٰى
فَيُرْسِلَ
عَلَيْكُمْ
قَاصِفاً
مِنَ
الرّ۪يحِ
فَيُغْرِقَكُمْ
بِمَا
كَفَرْتُمْۙ
ثُمَّ
لَا
تَجِدُوا
لَكُمْ
عَلَيْنَا
بِه۪
تَب۪يعاً
Yoksa sizi tekrar denize döndürüp, üzerinize ortalığı yıkan bir fırtına gönderip, inkarlarınızdan ötürü sizi suda boğmasından güvende misiniz? O zaman bize soru soracak bir yardımcı da bulamazsınız.[69]
وَقُلِ
الْحَقُّ
مِنْ
رَبِّكُمْ
فَمَنْ
شَٓاءَ
فَلْيُؤْمِنْ
وَمَنْ
شَٓاءَ
فَلْيَكْفُرْۙ
اِنَّٓا
اَعْتَدْنَا
لِلظَّالِم۪ينَ
نَاراًۙ
اَحَاطَ
بِهِمْ
سُرَادِقُهَاۜ
وَاِنْ
يَسْتَغ۪يثُوا
يُغَاثُوا
بِمَٓاءٍ
كَالْمُهْلِ
يَشْوِي
الْوُجُوهَۜ
بِئْسَ
الشَّرَابُۜ
وَسَٓاءَتْ
مُرْتَفَقاً
De ki: «Gerçek Rabbinizdendir.» Dileyen inansın, dileyen inkar etsin. Şüphesiz zalimler için, duvarları çepeçevre onları içine alacak bir ateş hazırlamışızdır. Onlar yardım istediklerinde, erimiş maden gibi yüzleri kavuran bir su kendilerine sunulur. Bu ne kötü bir içecek ve cehennem ne kötü bir duraktır![29]
وَاَمَّا
الْغُلَامُ
فَكَانَ
اَبَوَاهُ
مُؤْمِنَيْنِ
فَخَش۪ينَٓا
اَنْ
يُرْهِقَهُمَا
طُغْيَاناً
وَكُفْراًۚ
«Oğlana gelince; onun ana babası inanmış kimselerdi. Çocuğun onları azdırmasından ve inkara sürüklemesinden korkmuştuk.[80]
وَاِذَا
تُتْلٰى
عَلَيْهِمْ
اٰيَاتُنَا
بَيِّنَاتٍ
قَالَ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
لِلَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓواۙ
اَيُّ
الْفَر۪يقَيْنِ
خَيْرٌ
مَقَاماً
وَاَحْسَنُ
نَدِياًّ
Ayetlerimiz kendilerine apaçık okunduğu zaman inkar edenler inananlara: «Bu iki takımın hangisinin makamı daha iyi ve yeri daha güzeldir?» derler.[73]
اَوَلَمْ
يَرَ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُٓوا
اَنَّ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضَ
كَانَتَا
رَتْقاً
فَفَتَقْنَاهُمَاۜ
وَجَعَلْنَا
مِنَ
الْمَٓاءِ
كُلَّ
شَيْءٍ
حَيٍّۜ
اَفَلَا
يُؤْمِنُونَ
İnkar edenler, gökler ve yer yapışıkken onları ayırdığımızı ve bütün canlıları sudan meydana getirdiğimizi bilmezler mi? İnanmıyorlar mı?[30]
فَمَنْ
يَعْمَلْ
مِنَ
الصَّالِحَاتِ
وَهُوَ
مُؤْمِنٌ
فَلَا
كُفْرَانَ
لِسَعْيِه۪ۚ
وَاِنَّا
لَهُ
كَاتِبُونَ
İnanmış olarak yararlı iş işleyenin ameli inkar edilmeyecektir. Biz onu yazmaktayız.[94]
Yükleniyor...