أ م ن

723ayette
879kez geçiyor
77/114surede
37farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %44 · Medenî %56
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla) Müddessir 31 4. inen sure En çok geçtiği sure Bakara 84 kez

Kelime ailesi

Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.

KelimeTürVezinAnlamAdet
اٰمَنُوا İfal Babı أَفْعَلُوا İnandılar 357
الْمُؤْمِن۪ينَ İsim الْمُفْعِلِينَ İnananlar 140
يُؤْمِنُونَ İfal Babı يُفْعِلُونَ İnanırlar 137
بِالْا۪يمَانِ İsim إِفْعَالِكُمْ İnanmanız 36
الْمُؤْمِنُونَ İsim الْمُفْعِلُونَ İnananlar 35
تُؤْمِنُوا İfal Babı تُفْعِلُوا İnanırsınız 24
وَالْمُؤْمِنَاتِ İsim وَالْمُفْعِلَاتِ Ve inananlar 18
اَمِنْتُمْ Feile-Yefalu فَعِلْتُمْ Güvendiniz 14
اَم۪ينٌۙ Sıfat فَعِيلٌ Güvenilir 14
نُؤْمِنَ İfal Babı نُفْعِلَ Güveniriz 13
مُؤْمِنٌ İsim مُفْعِلٌ İnanan 13
اٰمِن۪ينَ İsim فَاعِلِينَ Güvende olanlar 8
ا۪يمَاناً İsim إِفْعَالًا İnanmak 7
مُؤْمِناً İsim مُفْعِلًا İnanan 7
اٰمِناً İsim فَاعِلًا Güvende olan 6
الْمُؤْمِن۪ينَ Sıfat الْمُفْعِلِينَ İnananlar 5
مُؤْمِنَةٌ Sıfat مُفْعِلَةٍ İnanan 4
الْمُؤْمِنَاتِ Sıfat الْمُفْعِلَاتِ İnananlar 4
اٰمَنَتْ İfal Babı أَفْعَلَتْ İnandı 4
تَأْمَنْهُ Feile-Yefalu تَفْعَلْهُ Ona güvenirsin 3
اَمَنَةً İsim فَعَلَةً Emanet 3
الْاَمْنِ İsim الْفَعْلِ Emniyet 3
يَأْمَنُوكُمْ Feile-Yefalu يَفْعَلُوكُمْ Size güvenirler 3
لِاَمَانَاتِهِمْ İsim لِفَعَالَاتِهِمْ Onların görevlerini 3
بِالْا۪يمَانِ İsim بِالْإِفْعَالِ İnanmayla 2
اٰمِناً Sıfat فَاعِلًا Güvende olan 2
مُؤْمِنٌ Sıfat مُفْعِلٌ İnanan 2
اٰمِنُونَ İsim فَاعِلُونَ Güvende olanlar 2
مُؤْمِنَةٍ İsim مُفْعِلَةٍ İnanan 2
اؤْتُمِنَ İftial Babı اُفْتُعِلَ Emanet olundu 1
اَمَانَتَهُ İsim فَعَالَتَهُ Onun emaneti 1
الْاَمَانَاتِ İsim الْفَعَالَاتِ Emanetler 1
لَنُؤْمِنَنَّ İfal Babı لَنُفْعِلَنَّ Kesinlikle güveneceğiz 1
مَأْمَنَهُۜ İsim مَفْعَلَهُ Onun güvenli yeri 1
اٰمَنُوا İfal Babı أَفْعَلُوا İnandılar 1
الْاَمَانَةَ İsim الْفَعَالَةَ Emanet 1
مَأْمُونٍۚ İsim مَفْعُولٍ Güvende olan 1

Anlam yelpazesi

Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.

Diğer 95 anlam
Güvende olanlar 9 Güvende olan 8 İnanmanız 6 İnandınız 6 Güvendiniz 6 Onların inanması 6 Ve inanın 5 Güveniriz 5 İnanırız 5 Onun inanması 5 Ve inandılar 4 İnanmaları 4 Ve inandı 4 İnanmayla 3 İnanmaya 3 İnanmasınlar 3 İnandım 3 İnanmanız için 3 İnandığı 2 Güvendi 2 İnanmayın 2 Ona güvenirsin 2 Ve inanırsınız 2 Emanet 2 Emniyet 2 İnanana 2 Ve inandınız 2 Güvendi mi? 2 Güvendiler mi? 2 Öyleyse inandı 2 Ve inananları 2 Onların görevlerini 2 Güvenir miyiz? 2 Ve inanmak 2 İnanma 2 İnan- 1 İnanmadıkları halde 1 İman ettiler 1 İman edin 1 İman mı edelim? 1 İman eden 1 Biz de İnandık 1 Güvenirler 1 İnanır mısınız? 1 Ve güvenlik 1 Ve inansınlar 1 Ve inanır 1 İnanırsın 1 Emanet olundu 1 Onun emaneti 1 Kesinlikle inanacaksınız 1 İnanmaya karşılık 1 Sonra inandık 1 İnanmanızı 1 Emanetler 1 Size güvenirler 1 Ve güvenirler 1 Emniyete aldılar 1 Kesinlikle inanacak 1 İnanmayı 1 Emniyete aldık 1 Emniyetle 1 Kesinlikle inanacaklar 1 Ve güvende oldu mu? 1 Güvenir 1 Kesinlikle güveneceğiz 1 Emniyete alanlar 1 Emniyetler 1 Görevleriniz 1 Ve inananların yardımıyla 1 Onun güvenli yeri 1 Ve güvenir 1 İnanmaları sebebiyle 1 Bize emanet edersin 1 Güvenen 1 Size emanet ederim 1 Size emanet ettim 1 Güvende oldunuz mu? 1 Öyleyse inansın 1 İnanan ikisi 1 Hemen inanırlar 1 Güvenlik 1 Emniyette olanlar 1 Sonra güvendi 1 Emniyete aldı 1 Sonra inandılar 1 Ve inanırlar 1 Güvenirsiniz 1 İnan 1 İnanmanın yardımıyla 1 İnanmalarını 1 Ve inananlar için 1 Güvendiniz mi? 1 Hemen inandık 1 Ve onlara inandı 1

Kavram ağı

Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.

Sure dağılımı

Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî

Vahiy sürecinde kullanım

Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.

1. inen: Alak — 0 kez 2. inen: Kalem — 0 kez 3. inen: Müzzemmil — 0 kez 4. inen: Müddessir — 3 kez 5. inen: Fâtiha — 0 kez 6. inen: Tebbet — 0 kez 7. inen: Tekvîr — 1 kez 8. inen: A’lâ — 0 kez 9. inen: Leyl — 0 kez 10. inen: Fecr — 0 kez 11. inen: Duhâ — 0 kez 12. inen: İnşirâh — 0 kez 13. inen: Asr — 1 kez 14. inen: Âdiyât — 0 kez 15. inen: Kevser — 0 kez 16. inen: Tekâsür — 0 kez 17. inen: Mâ’ûn — 0 kez 18. inen: Kâfirûn — 0 kez 19. inen: Fil — 0 kez 20. inen: Felâk — 0 kez 21. inen: Nâs — 0 kez 22. inen: İhlâs — 0 kez 23. inen: Necm — 1 kez 24. inen: Abese — 0 kez 25. inen: Kadr — 0 kez 26. inen: Şems — 0 kez 27. inen: Bürûc — 5 kez 28. inen: Tîn — 2 kez 29. inen: Kureyş — 1 kez 30. inen: Kâri’a — 0 kez 31. inen: Kıyâme — 0 kez 32. inen: Hümeze — 0 kez 33. inen: Mürselât — 1 kez 34. inen: Kâf — 0 kez 35. inen: Beled — 1 kez 36. inen: Târık — 0 kez 37. inen: Kamer — 0 kez 38. inen: Sâd — 2 kez 39. inen: A’râf — 36 kez 40. inen: Cin — 3 kez 41. inen: Yâsîn — 4 kez 42. inen: Furkân — 1 kez 43. inen: Fâtır — 1 kez 44. inen: Meryem — 4 kez 45. inen: Tâ-Hâ — 8 kez 46. inen: Vâkı’a — 0 kez 47. inen: Şu’arâ — 27 kez 48. inen: Neml — 9 kez 49. inen: Kasas — 10 kez 50. inen: İsrâ — 12 kez 51. inen: Yûnus — 30 kez 52. inen: Hûd — 15 kez 53. inen: Yûsuf — 12 kez 54. inen: Hicr — 5 kez 55. inen: En’âm — 26 kez 56. inen: Sâffât — 6 kez 57. inen: Lokman — 1 kez 58. inen: Sebe’ — 11 kez 59. inen: Zümer — 3 kez 60. inen: Mü’min — 17 kez 61. inen: Fussilet — 5 kez 62. inen: Şûrâ — 9 kez 63. inen: Zuhruf — 2 kez 64. inen: Duhân — 5 kez 65. inen: Câsiye — 5 kez 66. inen: Ahkâf — 4 kez 67. inen: Zâriyât — 2 kez 68. inen: Gâşiye — 0 kez 69. inen: Kehf — 9 kez 70. inen: Nahl — 14 kez 71. inen: Nûh — 3 kez 72. inen: İbrahim — 6 kez 73. inen: Enbiyâ — 5 kez 74. inen: Mü’minûn — 8 kez 75. inen: Secde — 4 kez 76. inen: Tûr — 3 kez 77. inen: Mülk — 3 kez 78. inen: Hâkka — 2 kez 79. inen: Me’âric — 2 kez 80. inen: Nebe’ — 0 kez 81. inen: Nâzi’ât — 0 kez 82. inen: İnfitâr — 0 kez 83. inen: İnşikâk — 2 kez 84. inen: Rûm — 7 kez 85. inen: Ankebût — 18 kez 86. inen: Mutaffifîn — 2 kez 87. inen: Bakara — 84 kez 88. inen: Enfâl — 26 kez 89. inen: Âl-i İmrân — 60 kez 90. inen: Ahzâb — 31 kez 91. inen: Mümtehine — 10 kez 92. inen: Nisâ — 64 kez 93. inen: Zilzâl — 0 kez 94. inen: Hadîd — 14 kez 95. inen: Muhammed — 11 kez 96. inen: Ra’d — 4 kez 97. inen: Rahmân — 0 kez 98. inen: İnsan — 0 kez 99. inen: Talâk — 4 kez 100. inen: Beyyine — 1 kez 101. inen: Haşr — 6 kez 102. inen: Nûr — 22 kez 103. inen: Hac — 9 kez 104. inen: Münâfikûn — 3 kez 105. inen: Mücâdele — 9 kez 106. inen: Hucurât — 15 kez 107. inen: Tahrîm — 6 kez 108. inen: Teğâbun — 6 kez 109. inen: Saff — 7 kez 110. inen: Cum’a — 1 kez 111. inen: Fetih — 15 kez 112. inen: Mâide — 47 kez 113. inen: Tevbe — 45 kez 114. inen: Nasr — 0 kez
← ilk inenson inen →

Ayetler

723 ayet

قَالَ الْمَلَأُ الَّذ۪ينَ اسْتَكْبَرُوا مِنْ قَوْمِه۪ لِلَّذ۪ينَ اسْتُضْعِفُوا لِمَنْ اٰمَنَ مِنْهُمْ اَتَعْلَمُونَ اَنَّ صَالِحاً مُرْسَلٌ مِنْ رَبِّه۪ۜ قَالُٓوا اِنَّا بِمَٓا اُرْسِلَ بِه۪ مُؤْمِنُونَ
Milletinin büyüklük taslayan ileri gelenleri, aralarından iman eden ve bu sebeple hor gördükleri kimselere, «Salih’in Rabbi tarafından gönderildiğini sahiden biliyor musunuz?» dediler, onlar da, «Doğrusu biz onunla gönderilene inanıyoruz» dediler.[75]
قَالَ الَّذ۪ينَ اسْتَكْبَرُٓوا اِنَّا بِالَّـذ۪ٓي اٰمَنْتُمْ بِه۪ كَافِرُونَ
Büyüklük taslayanlar, «Sizin inandığınızı biz inkar ediyoruz» dediler ve dişi deveyi kesip devirdiler; Rablerinin buyruğuna baş kaldırdılar, «Ey Salih, eğer sen peygambersen bizi tehdit ettiğin azaba uğrat bakalım» dediler.[76-77]
وَاِلٰى مَدْيَنَ اَخَاهُمْ شُعَيْباًۜ قَالَ يَا قَوْمِ اعْبُدُوا اللّٰهَ مَا لَكُمْ مِنْ اِلٰهٍ غَيْرُهُۜ قَدْ جَٓاءَتْكُمْ بَيِّنَةٌ مِنْ رَبِّكُمْ فَاَوْفُوا الْكَيْلَ وَالْم۪يزَانَ وَلَا تَبْخَسُوا النَّاسَ اَشْيَٓاءَهُمْ وَلَا تُفْسِدُوا فِي الْاَرْضِ بَعْدَ اِصْلَاحِهَاۜ ذٰلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِن۪ينَۚ
Medyen halkına da kardeşleri Şuayb’ı gönderdik, onlara şöyle dedi: «Ey milletim! Allah’a kulluk edin, O’ndan başka tanrınız yoktur. Rabbinizden size bir belge geldi. Ölçü ve tartıyı tam yapın, insanların eşyasını eksik vermeyin, düzelttikten sonra yeryüzünde bozgunculuk etmeyin; inanıyorsanız bilin ki, bunlar sizin için hayırlıdır.»[85]
وَلَا تَقْعُدُوا بِكُلِّ صِرَاطٍ تُوعِدُونَ وَتَصُدُّونَ عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِ مَنْ اٰمَنَ بِه۪ وَتَبْغُونَهَا عِوَجاًۚ وَاذْكُرُٓوا اِذْ كُنْتُمْ قَل۪يلاً فَكَثَّرَكُمْۖ وَانْظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُفْسِد۪ينَ
«Allah’a inananları yolundan alıkoyup ve o yolun eğriliğini dileyerek tehdit edip her yolda pusu kurup oturmayın. Azken, Allah’ın sizi çoğalttığını hatırlayın; bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bakın.»[86]
وَاِنْ كَانَ طَٓائِفَةٌ مِنْكُمْ اٰمَنُوا بِالَّـذ۪ٓي اُرْسِلْتُ بِه۪ وَطَٓائِفَةٌ لَمْ يُؤْمِنُوا فَاصْبِرُوا حَتّٰى يَحْكُمَ اللّٰهُ بَيْنَنَاۚ وَهُوَ خَيْرُ الْحَاكِم۪ينَ
«İçinizde mademki benimle gönderilene inanan bir topluluk ve inanmayan bir topluluk var, o halde Allah’ın aramızda hükmünü bildirmesine kadar sabredin. Allah hükmedenlerin en iyisidir.»[87]
قَالَ الْمَلَأُ الَّذ۪ينَ اسْتَكْبَرُوا مِنْ قَوْمِه۪ لَنُخْرِجَنَّكَ يَا شُعَيْبُ وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا مَعَكَ مِنْ قَرْيَتِنَٓا اَوْ لَتَعُودُنَّ ف۪ي مِلَّتِنَاۜ قَالَ اَوَلَوْ كُنَّا كَارِه۪ينَ
Milletinin büyüklük taslayan ileri gelenleri, «Ey Şuayb! Ya dinimize dönersiniz ya da, and olsun ki seni ve inananları seninle beraber kentimizden çıkarırız» dediler. Şuayb, onlara: «İstemezsek de mi? Allah bizi dininizden kurtardıktan sonra ona dönecek olursak, doğrusu Allah’a karşı yalan uydurmuş oluruz. Rabbimizin dilemesi bir yana, dininize dönmek bize yakışmaz. Rabbimizin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Biz yalnız Allah’a güvendik. Rabbimiz! Bizimle milletimiz arasında hak ile Sen hüküm ver, Sen hükmedenlerin en hayırlısısın» dedi.[88-89]
وَلَوْ اَنَّ اَهْلَ الْقُرٰٓى اٰمَنُوا وَاتَّقَوْا لَفَتَحْنَا عَلَيْهِمْ بَرَكَاتٍ مِنَ السَّمَٓاءِ وَالْاَرْضِ وَلٰكِنْ كَذَّبُوا فَاَخَذْنَاهُمْ بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَ
Eğer kentlerin halkı inanmış ve Bize karşı gelmekten sakınmış olsalardı, onlara göğün ve yerin bolluklarını verirdik. Ama yalanladılar; bu yüzden onları, yaptıklarına karşılık yakalayıverdik.[96]
اَفَاَمِنَ اَهْلُ الْقُرٰٓى اَنْ يَأْتِيَهُمْ بَأْسُنَا بَيَاتاً وَهُمْ نَٓائِمُونَۜ
Kentlerin halkı, geceleyin uyurlarken azabımızın kendilerine gelmesinden güvende miydiler?[97]
اَوَاَمِنَ اَهْلُ الْقُرٰٓى اَنْ يَأْتِيَهُمْ بَأْسُنَا ضُحًى وَهُمْ يَلْعَبُونَ
Yahut kentlerin halkı, kuşluk vakti eğlenirlerken azabımızın kendilerine gelmesinden güvende miydiler?[98]
اَفَاَمِنُوا مَكْرَ اللّٰهِۚ فَلَا يَأْمَنُ مَكْرَ اللّٰهِ اِلَّا الْقَوْمُ الْخَاسِرُونَ۟
Onlar Allah’ın düzeninden güvende miydiler? Allah’ın düzeninden ancak mahvolacak millet güvende olur. Sahiplerinden sonra yeryüzüne mirasçı olan kimselere hala şu açıkça anlaşılmadı mı ki Biz dileseydik onları da suçlarının cezasına uğratırdık.[99]
تِلْكَ الْقُرٰى نَقُصُّ عَلَيْكَ مِنْ اَنْـبَٓائِهَاۚ وَلَقَدْ جَٓاءَتْهُمْ رُسُلُهُمْ بِالْبَيِّنَاتِۚ فَمَا كَانُوا لِيُؤْمِنُوا بِمَا كَذَّبُوا مِنْ قَبْلُۜ كَذٰلِكَ يَطْبَعُ اللّٰهُ عَلٰى قُلُوبِ الْكَافِر۪ينَ
İşte o kentlerin haberlerini sana anlatıyoruz. And olsun ki onlara peygamberler belgeler getirdi; önceleri yalanladıklarından ötürü inanamadılar. Allah kafirlerin kalblerini böylece kapatıp mühürler.[101]
قَالُٓوا اٰمَنَّا بِرَبِّ الْعَالَم۪ينَۙ
Sihirbazlar secdeye kapanıp, «Alemlerin Rabbine, Musa ve Harun’un Rabbine inandık» dediler.[120-122]
قَالَ فِرْعَوْنُ اٰمَنْتُمْ بِه۪ قَبْلَ اَنْ اٰذَنَ لَكُمْۚ اِنَّ هٰذَا لَمَكْرٌ مَكَرْتُمُوهُ فِي الْمَد۪ينَةِ لِتُخْرِجُوا مِنْهَٓا اَهْلَهَاۚ فَسَوْفَ تَعْلَمُونَ
Firavun: «Ben size izin vermeden mi O’na inandınız? Doğrusu bu, halkı şehirden çıkarmak için düzdüğünüz bir hiledir, fakat siz göreceksiniz. And olsun ki, ellerinizi ayaklarınızı çaprazlama keseceğim, sonra da hepinizi asacağım» dedi.[123-124]
وَمَا تَنْقِمُ مِنَّٓا اِلَّٓا اَنْ اٰمَنَّا بِاٰيَاتِ رَبِّنَا لَمَّا جَٓاءَتْنَاۜ رَبَّـنَٓا اَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْراً وَتَوَفَّـنَا مُسْلِم۪ينَ۟
Onlar da: «Doğrusu biz ancak Rabbimize döneriz. Rabbimizin ayetleri gelince, onlara inanmamızdan ötürü bizden öç alıyorsun. Rabbimiz! Bize sabır ver ve canımızı müslim olarak al» dediler.[125-126]
وَقَالُوا مَهْمَا تَأْتِنَا بِه۪ مِنْ اٰيَةٍ لِتَسْحَرَنَا بِهَاۙ فَمَا نَحْنُ لَكَ بِمُؤْمِن۪ينَ
Firavun ailesi: «Bizi sihirlemek için ne mucize gösterirsen göster, sana inanmayacağız» dediler.[132]
وَلَمَّا وَقَعَ عَلَيْهِمُ الرِّجْزُ قَالُوا يَا مُوسَى ادْعُ لَنَا رَبَّكَ بِمَا عَهِدَ عِنْدَكَۚ لَئِنْ كَشَفْتَ عَنَّا الرِّجْزَ لَنُؤْمِنَنَّ لَكَ وَلَنُرْسِلَنَّ مَعَكَ بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَۚ
Azab başlarına çökünce, «Ey Musa! Rabbine, sana verdiği ahde göre bizim için yalvar. Bizden azabı kaldırırsan sana, and olsun ki, inanacağız ve İsrailoğullarını seninle beraber göndereceğiz» dediler.[134]
وَلَمَّا جَٓاءَ مُوسٰى لِم۪يقَاتِنَا وَكَلَّمَهُ رَبُّهُۙ قَالَ رَبِّ اَرِن۪ٓي اَنْظُرْ اِلَيْكَۜ قَالَ لَنْ تَرٰين۪ي وَلٰكِنِ انْظُرْ اِلَى الْجَبَلِ فَاِنِ اسْتَقَرَّ مَكَانَهُ فَسَوْفَ تَرٰين۪يۚ فَلَمَّا تَجَلّٰى رَبُّهُ لِلْجَبَلِ جَعَلَهُ دَكاًّ وَخَرَّ مُوسٰى صَعِقاًۚ فَلَمَّٓا اَفَاقَ قَالَ سُبْحَانَكَ تُبْتُ اِلَيْكَ وَاَنَا۬ اَوَّلُ الْمُؤْمِن۪ينَ
Musa, tayin ettiğimiz vakitte gelip Rabbi onunla konuşunca, Musa: «Rabbim! Bana Kendini göster, Sana bakayım» dedi. Allah: «Sen Beni göremezsin ama dağa bak, eğer o yerinde kalırsa sen de Beni göreceksin» buyurdu. Rabbi dağa tecelli edince onu yerle bir etti ve Musa da baygın düştü; ayılınca: «Yarabbi, münezzehsin, Sana tevbe ettim, ben inananların ilkiyim» dedi.[143]
سَاَصْرِفُ عَنْ اٰيَاتِيَ الَّذ۪ينَ يَتَكَبَّرُونَ فِي الْاَرْضِ بِغَيْرِ الْحَقِّۜ وَاِنْ يَرَوْا كُلَّ اٰيَةٍ لَا يُؤْمِنُوا بِهَاۚ وَاِنْ يَرَوْا سَب۪يلَ الرُّشْدِ لَا يَتَّخِذُوهُ سَب۪يلاًۚ وَاِنْ يَرَوْا سَب۪يلَ الْغَيِّ يَتَّخِذُوهُ سَب۪يلاًۜ ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا وَكَانُوا عَنْهَا غَافِل۪ينَ
Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları, ayetlerimden yüz çevirteceğim. Onlar bütün ayetleri görseler yine de inanmazlar; doğru yolu görseler, yol olarak benimsemezler; azgınlık yolunu görseler, hemen onu yol edinirler. Bu, onların mucizelerimizi yalan saymaları ve onlardan habersiz görünmelerinden ileri gelir.[146]
وَالَّذ۪ينَ عَمِلُوا السَّيِّـَٔاتِ ثُمَّ تَابُوا مِنْ بَعْدِهَا وَاٰمَنُواۘ اِنَّ رَبَّكَ مِنْ بَعْدِهَا لَغَفُورٌ رَح۪يمٌ
Kötülük işleyip ardından tevbe edenler ve inananlar bilsinler ki Rabbin, bu hareketlerinin ardından onları şüphesiz bağışlar ve merhamet eder.[153]
وَاكْتُبْ لَنَا ف۪ي هٰذِهِ الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الْاٰخِرَةِ اِنَّا هُدْنَٓا اِلَيْكَۜ قَالَ عَذَاب۪ٓي اُص۪يبُ بِه۪ مَنْ اَشَٓاءُۚ وَرَحْمَت۪ي وَسِعَتْ كُلَّ شَيْءٍۜ فَسَاَكْتُبُهَا لِلَّذ۪ينَ يَتَّقُونَ وَيُؤْتُونَ الزَّكٰوةَ وَالَّذ۪ينَ هُمْ بِاٰيَاتِنَا يُؤْمِنُونَۚ
«Bu dünyada ve ahirette bizim için güzel olanı yaz; biz Sana yöneldik» dedi. Allah: «Azabıma dilediğim kimseyi uğratırım, rahmetim herşeyi kaplamıştır; bunu Allah’a karşı gelmekten sakınanlara, zekat verenlere, ayetlerimize inanıp, yanlarındaki Tevrat ve İncil’de yazılı buldukları, okuyup yazması olmayan peygambere uyanlara yazacağız. O peygamber, onlara, uygun olanı emreder ve fenalıktan meneder, temiz şeyleri helal, murdar şeyleri haram kılar, onların ağır yüklerini indirir, zor tekliflerini hafifletir. Bu peygambere inanan, hürmet eden, yardım eden, onunla gönderilen nura uyanlar yok mu? İşte onlar saadete erenlerdir» dedi.[156-157]
Yükleniyor...